x
23 Mayıs 2017- Futbolun kurumsal ve yönetsel gelişimine çok büyük emek veren, futbolekonomi'nin kurucularından Doç.Dr.Kutlu Merih'i kaybettik. Başımız sağ olsun.... 21 Mayıs 2017 -Eurolig Final Four final maçında Olympiakos'u 80-64 yenen Fenerbahçe Avrupa'nın en büyüğü oldu.  11 Mayıs 2017- Şampiyonlar Ligi finalistleri Real Madrid ve Juventus oldu. Final 3 Haziran'da Galler'in başkenti Cardiff'te Millennium Stadyumu 'nda oynanacak. 22 Nisan 2017- UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final eşleşmeleri belli oldu. Lyon-Ajax, Manchester United-Celta Vigo karşılaşmalar 4 ve 11 Mayıs'ta, Avrupa Ligi'nin final maçı da 24 Mayıs'ta İsveç'in başkenti Stockholm'deki Friends A... 6 Nisan 2017- Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, 34 oyla UEFA yönetim kurulu üyesi seçildi. UEFA'nın 41. genel kurulunda alınan kararla Şenes Erzik'in UEFA'yı FIFA'da temsil etme görevi de sona erdi. 19 Mart 2017- UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline kalan takımlar belli oldu. Bayern Münih-Real Madrid, Barcelona-Juventus, Atletico Madrid-Leicester City, Borussia Dortmund-Monaco, yarı final için mücadele edecekler. 10 Şubat 2017- Galatasaray Başkanı Özbek, kulübün bankalara olan borcunun, Riva ve Florya projeleri sonrası kulüp kasasına giren son ödemelerle birlikte 750 milyon TL 'den  430 milyon TL civarına gerilediğini ifade etti.  28 Ocak 2017- Deloitte'un 2015-16 sezonuna ilişkin düzenlediği Para Ligi raporunda Manchester United 689 Milyon Euro'luk geliriyle, 11 yıl aradan sonra tekrar lider oldu. 2,ve 3. Sırada 620'şer Milyon Euro ile Barcelona ve R.Madrid yer aldı. 24 Ocak 2017- Türk futbolunun duayenlerinden Gençler Birliği kulüp başkanı İlhan Cavcav 81 yaşında yaşamını yitirdi. 23 Ocak 2017- Para Ligi'nde iki Türk takımı. Deloitte'un 2015-16 Para Ligi'ne FB 25. Galatasaray ise 30.sıradan girdi.  
Buradasınız >> Ana Sayfa

Tuğrul Akşar ile Futbolun Ekonomisi, Endüstrisi ve Sosyolojisi Üzerine

tugrul_aksar

Sihirlikrampon.blogspot.com ‘da Tuğrul Akşar ile Futbolun ekonomisi ve endüstrisi ile sosyolojisi üzerine 23 Eylül 2009 tarihinde yapılmış bir söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

 

Zaman buldukça yapığım röportajlarıma Türkiye'nin sayılı futbol ekonomistlerinden Tuğrul Akşar ile devam ediyorum. Kendisine, zaman ayırıp soruları içtenlikle cevapladığı için çok teşekkür ediyorum.

Zevkle okumanız dileği ile.

 

Öncelikle yeni başlayanlar için Tuğrul Akşar kimdir?


1962 Niğde doğumluyum. 1987-88 Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunuyum. Aynı fakültenin işletme bölümünde yüksek lisans yaptım. Evliyim ve iki kızım var. Halen finans sektöründe yönetici olarak çalışmaktayım.. Futbolun asla sadece futbol olmadığının bilincinden hareketle, olayın görünmeyen yüzü olan endüstriyel, mali ve sosyal kısmı üzerinde yayınlanmış onlarca makalem, yayınlanmış beş adet kitabım bulunuyor. Halen düzenli olarak Dünya Gazetesi’nde “Ekospor” köşesinde her pazartesi yazılarıma devam ediyorum . Yayınlanmış beş kitabım bulunuyor. Bunlar: “Endüstriyel Futbol”, Kutlu Merih ile birlikte kaleme aldığımızı “Futbol Ekonomisi” ve “Futbol yönetimi”, Futbolun Ekonomi Politiği ve son yayınlanan Krizdeki Futbol isimli kitaplarım. hemen hemen hepsi Futbol sektörünün referans kitapları olmuş durumda… Ayrıca Çok sayıda üniversite dergisinde yayınlanmış makalem bulunuyor. Bununla birlikte bir süre Bahçeşehir Üniversitesi’nde “Spor Finansı ve Ekonomisi”, Kadir Has Üniversitesi’nde “Spor Ekonomisi” ve “Galatasaray Üniversitesi’nde “Spor Yönetimi ve Finansı” dersleri verdim. Ayrıca İstanbul’da bir çok Üniversite’de, Kıbrıs’ta Yakın Doğu Üniversitesi’nde ve Anadolu’da bir çok Üniversite’de Spor ekonomisi ve yönetimi konferanslarına katıldım. Dünya ve Türk futbolunun sorunlarına çözüm önerileri üretebilmek ve futbolu yeniden yapılandırabilmek amacıyla 2005 yılında Doç.Dr. Kutlu Merih ile birlikte “Futbol ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi-FESAM”ni kurduk. Burada 11 uzman ile 250’ye yakın makale yayınladık. Bir hobi olarak başladığım futbol bugün artık benim için bir hobi olmaktan çıkmış durumda. Bu işten para kazanıyor muyum? Kesinlikle hayır. Ama bunu ben bir tarihsel gönüllülük olarak görüyorum. Sadece ülkemiz futboluna karşı değil, aynı zamanda Dünya futboluna karşıda toplumsal ve tarihsel sorumluluklarımın olduğu bilinciyle yazmaya, ama bıkmadan ve para kazanmadan yazmaya devam ediyorum.

 

Yine FESAM ekibi olarak Doç.Dr.Kutlu Merih ile birlikte Türk Futbolunun yapılandırılmasına yönelik bazı sosyal sorumluluk projelerinde bulunduk. 2005'te Şiddet ve Sporda Düzensizliğin önlenmesine yönelik Meclis araştırmasının yayınladığı raporun 25 sayfalık kısmı benim Endüstriyel Futbol isimli çalışmamdan alındı. Bununla beraber 2005 yılında Türk futbol kulüplerinin havuz gelirlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin çalışmalarımdan yararlanılarak havuz gelirleri yeniden düzenlendi. 2010 yılında TBMM Spor Kulüplerinin sorunlarına ilişkin düzenlenen komisyonda konuya ilişkin yazılı anlatım ve katkıda bulundum. Nitekim bu komisyonun düzenlediği raporda kulüplerin finansal sorunlarının çözümü ve bunların yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir rapor düzenleyip komisyon ile paylaştım. Yine bu raporda olan bilgilerden hareketle 2011 yılında başlayan şike skandalı soruşturmasıan ilişkin mahkemenin vermiş olduğu gerekçeli kararda bana atıfta bulunuldu. Ayrıca 2009 yılında Türkiye Kurumsal yönetim derneği Endüstriyel Futbol grubu üyesi olarak Türk Futbol kulüpleri için Yönetim Kılavuz kitabı olan Futbol Kulüpleri Yönetim Rehberi isimli kitabın iki bölününü kaleme aldım. Yirmiye yakın doktora öğrencisinin tezlerinin yazımında bilimsel katkı sağladım, destek oldum.  

Banka yöneticisi olduğunuzu biliyoruz. Futbol ekonomisi hakkında yazmaya ne zaman başladınız?


Futbol tutkum arsalarda top koşturarak başladı ama daha sora 2000li yıllarla birlikte futbolun bilinmeyen farklı, tarafına ekonomik yanına merak sardım. Özellikle Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı kaldırdığı günün arefesinde haciz ve borçların arka arkaya gelmesi, konunun bu yönüne odaklanmama neden oldu. Nasıl oluyordu da bir şampiyonun ekonomisi dökülüyordu. Bu futbol nasıl bir şeydi ki, farklı dinamik ve ekonomiye sahipti? Kısacası bu sorunları sorgulamaya başladıkça, topun yeşil sahalarda başka bir şekilde koşturulduğunu gördüm. İşte benim hikayem de burada başladı. İlk yazılarımı 2000 yılından itibaren NTVMSNBC’de yazmaya başladım. Yaklaşık 3 yıllık bir yazma sürecinden sonra bu platformu bırakıp, genç ve parlak beyinlerin, futbolu bir başka türlü konuşanların oluşturduğu Verkac.org’da uzunca süre yazdım. Daha sonra Cumhuriyet gazetesi’nde yazmaya başladım. Ancak ilgisizlik ve vefasızlık buradan ayrılmama neden oldu. Daha sonra Hakan ilek’in editörlüğünde vatan gazetesi aracılığıyla çıkartılan Futbol Ateşi dergisi’nde yazmaya devam ettim. Ama bu derginin ömrü de ne yazık ki çok uzun olmadı. Daha sonra bazı dergi ve gazetelerde geçici olarak yazdım. 2005 yılından sonra artık orda burada yazmayı bırakıp, FESAM’da yazmaya başladım. Bir ara  Tamsaha’da yazdım ve düzenli olarak şimdi Dünya Gazetesi’nde ve Futbolekonomi'de  yazmaya devam ediyorum. Futbolekonomi sektörünün lider online platformlarından ve referans sitelerinden birisi konumunda. Spor Hukuku'ndan Vergi Hukuku'na, Medya İletişimden Sponsorluk'a, Finanstan ekonomiye, Yönetimden Güncel medya alanlarında sorumluluk ve kariyer sahibi, kendi alanlarında uzman  17 yazarımız bulunuyor.

“Futbol Ekonomisi” ve “Futbol Yönetimi” kitaplarınız sayesinde konuya ne kadar hakim olduğunuzu biliyoruz. Bu teorik yaklaşımları pratiğe dökme şansınız oldu mu? Kulüp yöneticiliği, federasyon vs?


Bu konularda 2 tane Süper Lig ve bir tane de bank Asya Ligi’nden bir kulüple bir dönem proje yapmaya çalıştık ama bizim kulüp sahiplerimiz ve yöneticilerimiz bu işi kısa sürede bitirilmesi gereken ve sadece olması gereken bir prosedür olarak algıladıkları için çok fazla bu projelerin içinde almamaya başladık. Çünkü bu projelere ne gerekli finansman sağlanabiliyor ne de gereken ciddiyet ve kararlılık gösterilebiliyordu. Federasyon nezdinde bir girişimim olmadı. Beni bulurlar diye bekledim ama beni İngiltere’den gazeteci Brian Sturgess buldu ama onlar ne yazık ki bulamadılar. Ama şimdi Türkiye Kurumsal Yönetim Dermeği aracılığıyla Türk Futbolunun yapılandırılmasına ilişkin bir projede yer alıyorum. Yakında bu projenin lansmanını duyabileceksiniz…



Yeni kitap Projeniz var mı?


Tabi ki var. Olmaz olur mu? Büyük bir ihtimalle 2010 Şubat mart’ında çıkartmayı düşünüyorum. Yine benzer konular ama farklı yaklaşımlar içeren bir çalışma olacak, diğer kitaplarım gibi…



FESAM ile birlikte Türk futbolunda neler değişti ya da neler değiştirmeyi düşlüyorsunuz?


Futbolun bugün yeryüzünde yüz milyar dolarlar düzeyinde gelir yaratan devasa bir sektör haline geldiğini; artık futbol kulüpleri ve onun iktisadi işletmeleri ile diğer şirketlerini farklı bir bakış ve mantalite ile yönetmek gerektiğini; bu ekonomik büyüklüğe ulaşan kulüplerin sportif ve mali yönetiminde yapılacak hataların, çok büyük ekonomik, finansal ve sportif sıkıntı ve krizlere yol açacağını; bu amaçla yöneticilerin artık konvansiyonel yönetim anlayışını terk ederek, futbolun bir endüstri olduğu gerçeğini kavrayarak kulüplerini yönetmeleri gerektiğini; kendilerine 2000 yılından bu yana çeşitli görsel ve yazılı medya ile internet platformlarında Doc.Dr.Kutlu MERİH hocamla birlikte dile getiriyoruz. Yazıyoruz. Sempozyumlarda, radyolarda, televizyonlarda konuşuyoruz, bu gerçeğin hep altını çiziyoruz. Bu konuda bugüne kadar yüze yakın makale yazdık ve bunların hemen hemen hepsini Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nde (FESAM) yayımladık. Bu amaçla oluşturduğumuz www.fesam.org sitesini de bir şekilde yaşatmaya çalışıyoruz.



Fesam ile çoğu şeyi değiştirme fırsatımız oldu. Futbol Ekonomisi, Futbol Endüstrisi, Endüstriyel futbol, Futbolda kurumsal yönetim ve yönetişim, finansman modelleri ve şirketleşme gibi daha bir çok temel konuda yeni açılımlar getirdik. Literatüre “taraftar-tüketici”, “müşteri-taraftar”, “Endüstriyel futbol”, “futbolun paradoksları”, “Yeni futbol ekonomisi”, “taraftar tüketicinin bağlılık körlüğü”, “futbolda marka yönetimi”, “Statlar, futbol üretim merkezleri”, “Koltuk başına katmadeğer”, gibi daha birçok kavramı armağan ettik. İlk defa bu kavramları Türk literatüründe kullandım. Hatta, taraftar-tüketici”, “müşteri-taraftar”, “Yeni futbol ekonomisi”, “taraftar tüketicinin bağlılık körlüğü” kavramları ile dünya futbol ekonomisi, ilk kez benim kitaplarımla ve makalelerimle karşılaştı. FESAM bugün istediğimiz noktaya geldi. Futbol ekonomisinin en çok aranan ve referans noktası haline geldi. Başta Üniversiteler olmak üzere, çoğu kulüp yönetimlerinden çok talep alıyoruz, “bize futbol ekonomisini anlatın” diye. Değişim bitmedi. Daha çok işimiz var yapılacak. Futbolun yeniden yapılanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Futbolun kendi içindeki paradoksların yol açtığı krizlerin etkisini en aza indirmeye; kulüpler arasında dengede rekabete olanak sağlayacak, rekabet yapısını düzenlemeye, buna ilişkin var olan haksız rekabeti minimize edecek çalışmaları hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de futbolun yönetsel ve örgütsel yapısını yeniden dizayn etmeye çalışıyoruz.

Borsaya açık kulüplerimizin bilançolarına ulaşmak artık çok kolay. Örneğin Beşiktaş’ın özkaynakları son 4 seneden 40.milyon tl erimiş. Kulüplerin hala dernek statüsünde olması ve “ibra” hakkında neler düşünüyorsunuz?


Ne yazık ki dernek statüsünde örgütlenmiş kulüplerimizde “ibra müessesi” iyi çalışmıyor. “kol kırılır, yen içinde kalır” mantığıyla başarıız yöneticilerin yönetsel devamlılıklarına izin veren hasta bir yapı bu günkü “ibra müessesi”. Öncelikle bu kurumu iyi çalıştırmak gerekiyor. Bu kurum da çalıştırılırsa iyi işler yapar. Yeter ki, doğru ve düzgün çalıştırılabilsin, hesap sorulabilsin, ve hesap verilebilsin…


UEFA kriterlerinden biri de Mali Kriterler. Bu mali kriterlerin ülkemizde tam anlamı ile uygulanabileceğini düşünüyor musunuz?

Türkcell Süper Ligi’nde mücadele eden 18 kulüpten sadece sekiz kulüp bugün Federasyondan lisans alabilmiş durumda.. Gerçekten de son derece yetersiz olan bu sayının bir an önce artırılması bugün Federasyonun en öncelikli görevleri arasında yer almalıdır diye düşünüyorum. Aksi taktirde Avrupa’nın en değerli 6. Ligi iddiasında bulunan bir ligde sadece sekiz kulübün lisans alabilmesi, futbolumuzda altyapıda ve üstyapıda önemli sorunların bulunduğunun bir göstergesi olarak da yorumlanabilir. Türkcell Süper Lig’de olmak üzere çoğu kulüp UEFA kriterlerinin yerine getirilmesi konusunda sınıfta kalmış durumda. Mevcut UEFA kriterlerine ilaveten finansal fair play kapsamında UEFA’nın almış olduğu ve 2012 yılından itibaren uygulanacak yeni finansal kriterleri de dikkate aldığımızda işin vehameti ortaya çıkıyor. Özellikle TSL’de mücadele eden kulüplerimizin bu kriterlerin yerine getirilmesinde önemli sıkıntıları bulunuyor. Bir süre sonra bu sıkıntılar kulüplerimizin Avrupa maçlarında başlarını ciddi bir şekilde ağrıtabilir. Bu kriterleri yerine getiren kulüplerimizden lisans alanların da aslında başta finansal kriterler olmak üzere bazı kriterleri nasıl yerine getirdiğine de ayrıca bakmak gerekiyor. Kısacası, futbol pastası giderek büyüyen ve Avrupa’nın önemli liglerinden birisi konumuna gelen Türkcell Süper Lig’de, daha fazla kulübümüzün lisans alabilmesi için federasyonumuzun ne yaptığını işin doğrusu merak ediyorum. Ülkemizde UEFA Kriterlerinin tam anlamıyla uygulanabileceğini düşünmüyorum. Bunun yanı sıra UEFA’nın da iki yüzlülük yaptığını burada belirtmem gerekiyor. Galatasaray Trömsö’ye elenirken Norveç’te maçın oynandığı statta çamura batmış formasıyla Ümit Karan fotografı hala gözümün önünde. O saha Türkiye’de olsa o maç oynatılır mıydı acaba? Çok merak ediyorum…

Kulüplerimizin mali disiplini sağlamak ihtiyacı olan şey nedir? Naklen yayın, iddaa ve maç günü gelirleri dışında kulüplerimizin –özellikle Anadolu kulüpleri- yegane para kaynağı otoparkçılık(!). Kulüplerin bu konuda danışmanlık alabilecekleri bu konuda uzmanlaşmış bir yer var mı?


Aslında işin doğrusu bu konuda danışmanlık hizmeti alınabilecek çok fazla yer/kurum yok. Ancak bununla beraber bazı dostlarımın bu konuda özverili çalışmalarıyla kurdukları bazı danışmanlık şirketleri var ama onların da teknik ve entelektüel alt yapıları bu iş için çok yeterli değil.

Naklen yayın ihalesi yaklaşıyor. İddaa ve naklen yayın gelirleri pek çok kulübün tek gelir kapısı. 4 büyük takımın aslan payı ayrıldıktan sonra kalan tutar diğer takımlara dağıtılıyor. Bir nevi bir adaletsizlik söz konusu. Bunu gidermenin yolları var mıdır? Yoksa Türk futbolu 4 büyük kulübün değirmenine su taşımaya devam mı edecek?

Bugün her şey ekonomiye dayanıyor. Altyapı iyi olmadığı zaman beklenen, özlenen başarıyı yakalayamazsınız. Özellikle gelir dağılımındaki dengesizlik, haksız rekabet ortamı oluşturuyor. Bugünkü mevcut yapının büyük kulüpleri koruyan bir sistem olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla arada ekonomik anlamda çok ciddi uçurumlar var. Son 51 yılda dört takımın şampiyon olması, son 15 yılda sadece üç takımın şampiyon olması haksız rekabet koşullarının net bir göstergesi. Havuz sistemindeki dengesiz dağılıma baktığınız zaman haksız rekabet koşulların görebilirsiniz. Bu da rekabetin ve futbol kalitesinin düşmesine neden oluyor. Bu sistem takımlar arasındaki uçurumu artırırken, dünya ve Avrupa futbolu ile rekabet etme şansımızı artırıyor. Oysa ki önce kendi içimizde rekabeti artırdıktan sonra dünya veya Avrupa futboluyla rekabet edebilir hale gelebiliriz. Endüstriyelleşen futbol, şovun işe dönüşmesi anlamına geliyor. Ama endüstriyelleşmeyi günah keçisi olarak görmemek gerekiyor. Endüstriyelleşme yüksek kalite, yüksek standart demektir. Bunun gidermenin tabi ki yolları var. Bunları Futbol Ekonomisi ve en son yayınladığımız Futbol Yönetimi kitaplarımızda Doç.Dr. Kutlu Merih ile birlikte çok detaylıca açıkladık. Obama’nın fenomen olmuş söylemiyle “Yes, We can” diyoruz.


Avrupa’nın üst düzey takımları milli takımlara oyuncu gönderme konusunda isteksiz. Bu isteksizlik özellikle futbolcuyu takıma katmanın maliyetinin artması ile doğru orantılı. Bu milli takımlar için bir tehdit olur mu sizce?


Bu endüstriyel futbolun kaçınılmaz bir sonucu. Çünkü endüstriyel futbol en çok pastayı kulüp futboluyla üretiyor ve paylaştırıyor. Hal böyle olunca, kulüp futbolu milli takım futbolunun önüne geçiyor. Endüstrinin ana dinamiğini de burası oluşturduğu için Milli takımlara oyuncu göndermekte kulüpler çok istekli değil. Yıllık milyon dolarlara ulaşan sponsorluk, reklam ve medya geliri yaratabilen bir futbolcunun herhangi bir milli maçta sakatlanması, kulüp yarışmasını olumsuz etkileyeceğinden, kulüpler çok istekli değiller. Aynı zamanda gereksiz bir yorgunluk olarak algılanıyor, milli takım maçları ve kampları…Bu süreç içinde milli takım futbolunu orta ve uzun vadede olumsuz etkiler ama buna da bir çözüm bulmak gerekiyor. Nitekim FIFA, milli takıma oyuncu gönderen kulüplere belirli bir miktar parayı ödemeyi kabul etti.

İngiltere Premier Lig takımları pek çok yatırımcının ilgisini çekiyor. Son olarak Porstmouth al-Fahim tarafından satın alındı. Ancak Almanya’da kulüplerin %49undan fazlasının yabancı sermayeye geçmemesi için çalışmalar var. Bunun ortası var mı?

Premier Lig maçları her hafta 170 farklı ülkede 470 milyon insan tarafından izleniyor ve İngiliz ligi tek başına yıllık 3,5 milyar dolarlı bir pasta yaratıyor. Ve yine son yedi yılda İngiliz futboluna dışarıdan gelen yabancı kaynak miktarı 9,5 milyar dolara ulaşmış durumda. Şu anda Premier Lig’in yıllık yayın hakları bedeli 1,5 milyar dolara ulaşıyor. Bununla beraber İngiliz futbol takımları yıllık 5,5 milyar dolar civarında da bir borçlanmaya gidiyor. Kısacası İngiliz futbol ekonomisi Avrupa ve Dünya futbolunu mali ve iktisadi anlamda domine ediyor. Hal böyle olunca bu lige yabancı yatırımcıların ilgisiz kalmaları beklenemez. Futbol kulüplerinin alınıp satılması futbolun endüstriyel dönüşümü ile mümkün olmuştur. Bu türden çalışmaları yapabilirsiniz ama yatırımcıyı getirebilir misiniz ona bakmak lazım. Bugün Alman ligi Bundesliga yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolarlık geliriyle Avrupa’nın dördüncü büyük futbol ekonomisi. Ne yazık ki ilk üçte değil…Burada kulübün ne kadar hissesinin satılacağından çok, kulübe yabancı yatırımcının sportif ve mali anlamda ne kadar katmadeğer sağlayacağı önemlidir.


Yapılan araştırmalar Fenerbahçe’nin ülkemizin en fazla gelir elde kulübü olduğunu gösteriyor. Bunu sadece taraftar profiline bağlamak doğru mu? Galatasaray UEFA kupası apoletini yeterince verimli kullanamadı sanırım.


Bu konuda Futbol Ekonomisi isimli kitabımızdan bir bilgiyi buraya alalım isterseniz. Taraftarlık ekonomisi ve tabanına ilişkin…

2004 yılında taraftarın kulübüne ayırdığı bütçenin belirlenebilmesine yönelik yaptığımız bir araştırmaya e-maille katılan toplam 1025 kişinin verdiği yanıtları değerlendirdiğimizde;

• Taraftarın gerçek anlamda kulübüne önemli ölçüde finansal ve ekonomik katkı sağladığını,

• Ülkemizde bu anlamda kulüplerine en büyük desteği Fenerbahçeli taraftarın verdiğini,



•Ülkemiz koşullarında ortalama kişi başına düşen gelirin 4000-4500 dolar olduğu düşünüldüğünde, taraftarın gelirinin önemli bir kısmını kulübüne ayırarak, büyük bir özveride bulunduğunu,


• Özetle, kulübüne yıllık ortalama en yüksek harcamayı 1.738 dolarla Fenerbahçeli taraftarın yaptığını; bunu 1070 dolar ile Galatasaraylı taraftarın izlediğini; Galatasaraylı taraftarın hemen arkasından da 875 dolarla Beşiktaşlı taraftarın geldiğini görüyoruz. Kulübüne kendi olanakları içerisinde en az katkıyı ise yıllık 556 dolarlık harcamayla Trabzonspor’un sağladığını görmekteyiz.


Şampiyon olmuş ve önemli taraftar potansiyeline sahip dört büyük kulübümüzün taraftarlarından (diğer kulüplere ilişkin veriler, çok yeterli olmadığından dikkate alınmamıştır);

• 1000 ile 1500 dolar arasında geliri olan bir taraftarın kulübüne yıllık ayırdığı ortalama bütçe Fenerbahçe’de 450 dolar iken, bu rakam Galatasaray’da 330; Beşiktaş’ta 325; Trabzonspor da ise 175 dolar civarındadır.

• 1500 ile 3000 dolar arasında gelir sahibi taraftar ise Fenerbahçe’ye 750 dolar fon ayırırken; bu tutar Galatasaray için 450 dolar; Beşiktaş ve Trabzospor için sırayla 375 ve 250 dolar düzeyindedir.

• 3.000 ile 10.000 dolar arasında gelir sahibi taraftarın kulübüne ayırdığı bütçe Fenerbahçe’de 2150; sırasıyla Galatasaray’da 2250; Beşiktaş’ta 1750 ve Trabzonspor’da 1050 dolar düzeyindedir.


• 10.000 dolar üzerinde gelir sahibi taraftarın kulübüne ayırdığı bütçe Fenerbahçe’de 3600 dolar civarındayken, Galatasaray’da bu tutar 2250 dolara yükselmektedir. Beşiktaş’ta ise 1.750 dolar olan bu tutar Trabzonspor’da 1050 dolar düzeyindedir.


Dört büyük kulübün değişik gelir gruplarından oluşan bu taraftar kitlesi, yıllık gelirlerinin önemli bir bölümünü kulüplerine ayırarak, gerçek anlamda kulüpler için müşteri konumuna yükselmiş durumda. Aslında taraftar sadece desteklediği takımına gönül bağı ile bağlıyken, müşteri taraftar takımına önemli ölçüde finansal destek de sağlamaktadır.

Yine Avrupa’nın en zengin kulüplerinden Chelsea’nin orta üstü gelir grubunda yer alan taraftarları, kulüpleri için yıllık gelirlerinin 25.000 dolarlık kısmını kulüplerinin emrine veriyor.
Galatasaray’a gelince; Galatasaray ne yazık ki yeşil sahalarda kazandığı sportif başarıyı bazı yönetsel hatalar ve yönetişim kazalarından dolayı nakde çevirememiş, bu nedenle mali başarıyı yakalayamamış bir kulüp. Galatasaray’ın bu hatası onu daha sonra içinden çıkmakta çok zorlanacağı finansal bataklığa doğru da sürükledi. UEFA Kupası ve Süper Kupa gibi tarihi ve olağanüstü bir sportif başarıyı parasal katmadeğere ulaştıramayan Galatasaray ne yazık ki bu tarihi fırsatı kaçırmıştır. Uluslar arası tek Türk futbol markası olan Galatasaray’ın bu tarihi hatası, ona çok pahalıya patlamıştır.



Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

Bu İçerik  9843  Defa Okunmuştur
 

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

26.05.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

97.647

-0,07

 bjk BJKAS

4,66

0,43

 fb FENER

35,76

1,59

 gs GSRAY

28,30

-3,74

 trabzon TSPOR

2,77

1,84

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 14086744

Spor Toto Süper Lig 2016-17 Puan Durumu

Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

BEŞİKTAŞ

32 21 8 3 65 30 35 71
2 BAŞAKŞEHİR 32 19 10 3 60 27 33 67
3 FENERBAHÇE

32

17 9 6 56 30 26 60
4

GALATASARAY

32
18
4
10
60

37

23
58
5 ANTALYASPOR
32
15
7
10
40
39
1

52 

6

TRABZONSPOR

32
14
8
10
37
31
6
50
7

AKHİSAR BLD.

32
13
6
13
41
39
2
45
8

KASIMPAŞA

32
12
7
13
46
46
0
43
9

KONYASPOR

32
11

10 

11
39
40
-1
43
10

GENÇLERBİRLİĞİ

32
10
10
12
30
33
-3
40
11

ALANYASPOR

32

12
4
16
52
61
-9
40
12

KARABÜKSPOR

32
11
6

15

33
44
-11
39
13

OSMANLISPOR

32
9
11
12
36
39
-3
38
14

KAYSERİSPOR

32
10
7

15 

45
55
-10
37
15

BURSASPOR

32
10
5
17
31
55
-24
35
16

Ç.RİZESPOR

32
8
6
18
41
52

-11

30
17

GAZİANTEPSPOR

32
7
5
20
29
57
-28
26
18

ADANASPOR

32
6
7
19
31
57
-26
25

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

hirvatistan-bayrak Hırvatistan

5 4 1 0 11 1 13 10
2 izlanda-bayrak İzlanda 5 3 1 1 8 6 10 2
3 ukrayna-bayrak Ukranya

5

2 2 1 7 4 8 3
4

turk-bayrak Türkiye

5 2 2 1
7

5

8 2
5 kosova-bayrak Kosova
5 0 1
4 2 14 1

1

6

finlandiya-bayrak Finlandiya

5 0 1 4
3

8

1 -5

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.