x
10 Ekim 2017- Ampute milli futbol takımımız İngiltere'yi 2-1 yenerek Avrupa şampiyonu oldu. 2 Ekim 2017- Premier Lig'in yayıncı kuruluşu BskyB, Google, Apple, Facebook, Netflix ile yaptığı sözleşmelerle, Premier Lig kulüplerine 2016-19 için yıllık yaklaşık 2.1 Milyar € daha ekstra ödeme yapacak. Buna göre PL'in yıllık na... 11 Eylül 2017- Deloitte, 26. Futbol finans raporu, "Annual Review of Football Finance, 2017" yi yayınladı. Rapora göre, Avrupa Futbol piyasasının büyüklüğü 24.6 Milyar Euro'ya ulaştı. Avrupa'nın en fazla kazanan ligi ise 4.8 Milyar Euro... 31 Ağustos 2017-  Barcelona Neymar Jr’dan boşalan 11 numaraya, Borussia Dortmund’dan bonuslarla birlikte yaklaşık 150 milyon Euro’ya Ousmane Dembele'yi transfer etti. 27 Ağustos 2017- Beşiktaş Kulübü'nün Divan Kurulu toplantısında toplam borcunun 1 milyar 766 milyon 209 bin 342 TL olduğu açıklandı. 5 Ağustoa 2018- Fransız PSG kulübü, tarihin en yüksek maliyetli transferini gerçekleştirdi. PSG 220 Milyon Euro bedelle Barça'nın yıldızı Neymar'ı transfer etti. 20 Temmuz 2017- İspanyol Futbol federasyonu başkanı Angel Maria Villar, polisin federasyona ilişkin yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı. 3 Temmuz 2017- FIFA Konfederasyon Kupası'nı Şili'yi 1-0 yenen Almanya kazandı. 4 Haziran 2017- Juventus'u Gallerin başkenti Cardiff'te 4-1 yenen Real Madrid, 2016-17 sezonunun Şampiyonlar Ligi Kupasını kazandı. 1 Haziran 2017- Normal süresi 0-0 biten Ziraat Bankası Türkiye Kupası'nı penaltılarla rakibi Başakşehirspor'u 4-1 yenen Konyaspor kazandı. 
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Tuğrul AKŞAR Olimpiyat Düzenlemek Akıl Karı Mı? Ülkeler Neden Olimpiyat Düzenlerler?

Olimpiyat Düzenlemek Akıl Karı Mı? Ülkeler Neden Olimpiyat Düzenlerler?

Tuğrul Akşar/ 1 Eylül 2013 

Günümüzde bütün sportif etkinlikler ve organizasyonlar artık çok önemli bütçelerle organize ediliyor.

Bu bağlamda bakıldığında şüphesiz ki, Dünyanın en önemli, en değerli ve en pahalı sportif organizasyonu olarak karşımıza Olimpiyat oyunları çıkıyor. Aynı zamanda, bu organizasyonu düzenleyebilmek, ülkeler için çok büyük bir prestij meselesi.  Her dört senede bir, bu etkinliğe aday iddialı şehirler, hükümetleri aracılığıyla sonraki olimpiyat oyunları’na ev sahipliği yapmak için sıkı bir yarış içerisine girerler.  Yine, 2020 Olimpiyatları için de böylesi bir yarış gündemde.

 

 

2020 Yaz Olimpiyatları için Uluslararası Olimpiyat Komitesi  7 Eylül 2013’te, bu etkinliğin Madrid, Tokyo ve İstanbul’dan hangisinde düzenleneceğine karar verecek.

 

Olimpiyat Düzenlemek Pahalı Bir İş

Olimpiyatlar sayesinde o ülke, oyunların yapılacağı kente metrosundan konaklama yerlerine, spor komplekslerinden iletişim alt yapısına kadar  bir çok alanda ciddi alt yapı yatırımları yapıyor.  Bu yatırımlar  için Milyar Euro’lara varan devasa bütçelere ihtiyaç duyuluyor.  Bu yatırım harcamalarının kısa vadede bir istihdam yaratma etkisi olsa da, daha çok altyapı modernizasyonu gibi uzun vadeli yatırımların geri dönüşü uzun yılları gerektiriyor.

Nitekim yapılan araştırmalar, Montreal 1976 Olimpiyat Oyunları’nın finansmanının geri ödemesinin  tam 30 yıl sürdüğünü ortaya koyuyor.

2000 Sydney Olimpiyatları’ndan 7 sene sonra yapılan bir analizde, ‘dolaylı faktörler’ de katıldığında, Avustralya ekonomisine olan net zararının 2 milyar dolar olduğu hesaplanmış.

 

Yine 2004 Atina olimpiyatlarının devlete maliyeti  yaklaşık 8,9 Milyar Euro’ya ulaşmıştı. Ne yazık ki, Yunan ekonomisi daha sonar bu maliyetlerin altından kalkamadı ve beklenen getiri ile gerçekleşen getiri arasında ciddi farklar oluştu.

2008’de  Pekin’deki Olimpiyatlara Çin hükümetinin yaptığı 38 milyar dolar civarındaki müthiş harcama çok büyük sosyal tepkiye sebep olmuştu.  Sadece  finansal açıdan bakıldığında Pekin’da 38 Milyar dolar harcama yapılarak gerçekleştirilen 2008 Pekin olimpiyatlarının, kısa ve orta vadede ekonomiye ciddi bir katkısının olmadığı yapılan araştırmalarla ortaya çıktı.  

 

Yine, 2012 Londra Olimpiyatlarının mali portresi de 19 Milyar dolara ulaştı. İngiliz yetkililerin yaptığı açıklamalar, Londra Olimpiyatlarının ekonomide beklenen gelişmeye ulaşamadığını ortaya koyuyor.

 

Buradan da çıkan sonuç şu ki: Olimpiyatların dışsal pozitif etkileri dikkate alındığında, bu oyunların ekonomiye her zaman dolaylı net bir katkı sağladığını, söylemek mümkün görünmüyor.

 

Olimpiyat Düzenlemek Karlı Bir İş mi?

 

Bu çalışmaların sonucuna göre genel olarak: Olimpiyatların ekonomik etkisi aslında düzenlendiği ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmişliği ile doğrudan ilişkili. Gelişmiş ekonomilerde yüksek maliyetler, bu yatırımlar için çok ciddi harcamalar gerektirirken, daha az gelişmiş ekonomilerde maliyetler nispeten daha düşük olduğu için katlanılan maliyetler görece daha düşük olabilmektedir. Etkinliğin getirisi açısından bakıldığında da, gelişmişliğin sahip olduğu yüksek standartlar,  o ekonomiyi ciddi bir getiri üstünlüğüne ulaştırırken,  diğer ülkeler katlandıkları maliyetlerin üzerinde gelir yaratabilmekte zorlanmaktadırlar. 

Bununla birlikte Olimpiyat harcamaları, eğer o ülke yüksek işsizlik oranına sahipse ve ciddi ekonomik bir darboğazda bulunuyorsa, olimpiyat evsahipliğinin o ülke ekonomisinde bir yükselişe neden olma olasılığı da yüksek görünüyor. Ancak, olimpiyatlarla alt yapısı ve çehresi değişen kentlerin ileriki yıllarda 1992 Barcelona Olimpiyatları örneğinde olduğu gibi turizmde ciddi bir rekabet üstünlüğüne ulaşma ihtimali de bulunuyor.

 

Bugün ekonomik olarak yaşadıkları sıkıntı ve darboğazlar göz önüne getirildiğinde, İspanyol hükümetinin Madrid’i aday göstermesinin arka planında da bu gerçek yatıyor olabilir.

 

Bugüne kadar düzenlenen olimpiyatlar içerisinde Montreal (1972), Atlanta (1996), Seul (1988), Sydney (2000), Atina (2004) ve Pekin (2008) olimpiyatlarının tamamında evsahibi ülkenin ekonomik zararı, ekonomik kazancından çok daha büyük oldu.

 

Olimpiyattan Sonra Atina İflas Etti!

Şüphesiz ki, sadece olimpiyat maliyetleri Yunan ekonomisini bugünkü durumuna getirmedi ama, bu oyunu düzenlemek için katlanılan maliyetler, Yunan ekonomisinin çöküşünü daha da hızlandırdı.

 

Atina Olimpiyatı konusundaki çalışmalarıyla ünlü Girit Üniversitesi profesörü Minas Samatas, 2012 Londra Olimpiyat oyunları öncesi yaptığı açıklamada, 2004 Atina Olimpiyatı’nın ülkeyi daha sonra derin bir ekonomik buhrana sürükleyecek bir yük getirdiğini ve olimpiyat güvenliği için çıkarılan sözde anti-terör yasalarıyla sivil özgürlüklerin büyük ölçüde budandığını kaydetmişti. Olimpiyat masraflarının neden olduğu bütçe açığı 2004 yılında ülkenin gayrisafi hasılasının yüzde 6.1’ine ulaştı. Yani Euro-Bölgesi limitlerinin iki katında fazlasına. Yunanistan’ın masraflarına kaynak bulmak için yapılan kamusal borçlanma da 2004 için öngörülen 35 milyar doları aşarak 43 milyar dolara çıktı. Ülkenin milli borçları 2004 yılından itibaren katlanarak arttı ve 2010 yılında 469.8 milyar dolara (Bugün ise GSMH’nın yüzde 165’i) kadar yükseldi.

 

Sadece olimpiyat güvenliğine 1,5 milyar dolar harcandı. Şehirde güvenlik donanımının kurulması bile 300 milyon dolara maloldu. 11 milyon nüfuslu bir ülkenin 300 milyon dolar harcadığı ve tam bir fiyasko olan sistem olimpiyattan yıllar sonra bile etkin kullanilamadi.

 

Ekonomisinde ve makro göstergelerinde olumsuzluk bulunan ülkelerde, katlanılan yüksek maliyetli olimpiyat harcamalarının, orta ve uzun vadede gerçek bir istihdam sağlayamamasının yanısıra, ekonomiye ilave bir katmadeğer yaratamaması, o ülkelerin ekonomilerindeki olumsuz gidişi tetikleyen bir özeliğe sahip.

 

Olimpiyat Düzenleme Amacı Ülkelere Göre Değişiyor

 

Olimpiyatlara ev sahibi olmak, maliyetinin yanı sıra büyük bir prestij kaynağı ve tanıtım nedeni.

 

Günümüzde Olimpiyatlar büyük ölçekli dışsal etki yaratan bir ekonomik aktivite.  Bu nedenle, sporun show business’a evrildiği ve çok önemli gelirlerin yaratıldığı ülkelerde Olimpiyata talip olma gerekçeleri pratikte farklılıklar gösteriyor.

 

Özelikle gelişmiş ülkelerde yaratılan dışsal etki, var olan  genel ekonomik ve sosyolojik durum, alt yapı, ulaşım ve iletişimdeki büyük kolaylık, gelişmekte olan ülkelerin gerçekleştirdiği olimpiyatların dışsal etkisinden daha büyük bir katkı sağlıyor ekonomiye. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkelerdeki olimpiyat düzenlemedeki temel amaç ve hedefler, gelişmiş ülkelrdeki amaç ve hedeflerden farklılıklar gösteriyor. Örneğin ülkemizde dış tanıtım ve prestij konusu ön plana geçerken, Londra bu işten daha fazla nasıl ilave gelir yaratılabileceğini hesaplıyor. 

 

Uzun Vadede Getiri Elde Edilebiliyor

 

Goldman Sachs tarafından hazırlanan bir raporda, 2012 Londra Olimpiyatları’nın İngiltere’nin 3. çeyrek GSYİH’sini yüzde 0.3-0.4 oranında yükselteceği tahmin ediliyor.  Ancak bu büyümenin kısa süreli bir harcama artışından gelmesi nedeniyle, Olimpiyat oyunlarının bitmiş olacağı 4. çeyrekte bu büyümenin büyük oranda geri alınacağı öngörülüyor. Yani kısa vadede olimpiyat GSYİH üzerinde önemli bir net artış sağlamıyor.

 

Uzun vadede ise, olimpiyatlar’ın tanıtım gücü sayesinde, şehir ve ülkelerin turizm ve yatırım gelirlerine olumlu etkisi olduğu düşünülüyor. 2008 Pekin ve 1992 Barselona Olimpiyatları sonrasında yapılan çalışmalar, bu anlamda önemli bir maddi katkıya işaret ediyor.

 

Bir diğer getiri, çok sayıda yeni tesisin, ev sahibi halkın kullanımına kalacak olması. Bu tesisler ve çok sayıda altyapı projesi, ev sahibi şehrin yaşam koşullarını ve cazibesini arttırarak konut fiyatlarında değerlenmeye yol açıyor. Örneğin 1984 Olimpiyatları’ndan sonra Los Angeles’ta konut fiyatları dört-beş sene içerisinde yakın bölgelere göreceli olarak yüzde 5-10 arasında daha fazla bir değer artışı elde etmişti.

 

Olimpiyatlar’ın, ev sahibi ülkelerin döviz kurlarını uzun vadede daha değerli hale getirdiği çalışmalarda ulaşılan ekonomik sonuçlar arasında. Ev sahibi ülkelerin olimpiyat oyunları’nın sonrasında dünya borsalarına göreceli olarak yükseliş sergiledikleri gözlemlenmiş.  

 

2,4 Milyar Dolar Planlandı 19 Milyar Dolar’a çıktı

 

2012 Londra olimpiyatlarını düzenleme hakkını kazanan İngiltere’de, 2005 yılında dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, olimpiyatın ülkesine maliyetinin 2.4 milyar Euro olacağını açıklamış olmasına karşın, 1948 yılında Olimpiyata evsahipliği yapan ve birçok tesisi kullanılır durumda olan, altyapısı sağlam ve etkin bir toplu taşım sistemine sahip Londra’nın olimpiyat maliyeti resmi rakamlara göre 19 Milyar Dolar’a ulaştı. 

 

2004 Atina Oyunları’nın toplam 4,5 milyar Euro’ya mal olması planlanmış olmasına karşın, oyunların maliyeti €8,95 milyara ulaşmıştı.

 

Kısacası, Olimpiyat oyunlarına yapılacak harcamalarda planlanan ile gerçekleşen arasında büyük uçurumlar söz konusu. Olimpiyat evsahipliğindeki ‘öngörülerin’ tutmamasının en önemli nedeni ülkenin olimpiyata evsahipliğini öğrendiği yıl ile olimpiyatın başlaması arasında 7 yıl gibi oldukça uzun bir sürenin olması. Londra 2005 yılında 2012 Olimpiyatı evsahipliğini kazandığında İngiltere ekonomisi bugünkü krizi yaşamaya başlamamıştı. 

 

İstanbul’da İlave Bir Yatırıma Gerek Yok (mu?)

 

Bazı yetkililerin gazetelere yaptıkları açıklamalara göre “2020 Olimpiyat oyunları için İstanbul’da ilave bir yatırıma ihtiyaç olmadığı, 2-2,5 milyar Euro’luk ilave bir yatırımla bu işin kotarılacağı” belirtilmesine karşın, Başbakan yardımcısı Ali Babacan’ın Lozan’da Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyelerine verdiği brifingde 2020 için yaklaşık 19,4 Milyar Dolarlık bir yatırım yapılacağını açıklamış olması da,  bu etkinliğin çok ciddi bir organizasyon olacağını ortaya koyuyor.

 

Sonuç

 

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, düzenlenen olimpiyatların mali külfeti, yarattıkları nimetlerin çok üstünde.  Genel olarak bu oyunlara harcanan devasa paralar, ev sahibi ülke ekonomilerine net bir ekonomik katkı sağlamıyor. Aksine, katlanılan yüksek maliyetler zaman içinde ekonomik gidişattaki olumsuzlukları daha da artırabiliyor, Atina örneğinde de gösterdiğimiz gibi  bir dizi olumsuz reaksiyona da neden olabiliyor. Bu bağlamda bir ülke için Olimpiyat düzenleme kararı almak, ekonomik bir karardan daha çok siyasi bir karar olarak önümüze çıkıyor.

Diğer yandan, olimpiyatlarla ilgili tüm sosyal ve ekonomik faydaları –ve maliyetleri– rakamlara dönüştürmenin kolay bir iş olmadığını burada bir kez daha yineleyelim.  Olayın ekonomik yönünün dışında orta ve uzun vadede sosyal fayda sağlayıcı özelliğinin de olması,  örneğin olimpiyatların, genç nüfusu spora teşvik ederek, o ülkenin bir spor ülkesi olması yolunda atımlar atılması ve uzun vadede bundan ekonomik ve mali anlamda bir gelir elde edilmesi stratejisi de, günümüzde show business’a dönüşmüş bulunan spor ekonomisinin yadsınamaz gerçeklerinden birisi olarak karşımızda duruyor. Biz sadece burada ancak ‘ölçülebilir’ kalemlerle bir olimpiyatın masrafını kurtarıp kurtarmadığını analiz edebiliyoruz.

 

Ancak, tüm bunlara karşın,  Türkiye bu konuda kararını verdi ve beşinci kez aday oldu. Üç kent içindeki şansı bana göre az olmakla birlikte, eğer IOC Olimpiyatları İstanbul’a verirse, izlenecek stratejide köklü bir revizyona gereksinim var.

 

Dünyanın en büyük 20 ekonomisi içerisinde yer alan Türkiye’nin, bu organizasyonu düzenleme hakkını kazanması durumunda, doğrudan gelir gider dengesinin ötesinde, olimpiyatların dolaylı ve uzun vadeli ekonomik ve sosyal getirilerinden maksimum fayda sağlayacak bir programa odaklanmalıyız. Bu oyunların Türkiye’nin bir spor ülkesi olması konusunda “tramplen” görevi yapmasına olanak verecek, uzun vadeli stratejik bir sosyo-ekonomik ve sportif gelişim planı hazırlanmasına katkı sağlayacak  bir yol haritası oluşturmalıyız. Ancak bu şekilde, bu oyunların nihai bilançosunu lehimize çevirebilir, İstanbul ve Türkiye’nin altyapı, tesisleşme, turizm, kültür, uluslararası alanda imajının güçlendirilmesi ve sportif başarıya ulaşılması gibi birçok alanda sahip olduğumuz potansiyeli harekete geçirebiliriz.{jcomments on}

 

Yararlanılan ve daha geniş bilgi için bakılabilecek linkler:

 

 

Cemal Tunçdemir, " Olimpiyat evsahipliğini kazanmak gerçekten kazandırıyor mu?",  http://t24.com.tr/yazi/olimpiyat-evsahipligini-kazanmak-gercekten-kazandiriyor-mu/6423

 Tolga Şener, "Olimpiyat Ekonomisi"  http://kafatopu.wordpress.com/arastirmalar/olimpiyatekonomisi/

 

 

 

Bu İçerik  17443  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

20.10.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

108.258

-0,16

 bjk BJKAS

4,49

-0,44

 fb FENER

35,10

0,00

 gs GSRAY

8,92

1,25

 trabzon TSPOR

2,68

-0,37

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 15725797

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Galatasaray

 8  7   1    0   20  6   14    22 
2 Göztepe  8  5  1  2 17  12  5  16
3 Akhisarspor

 8

 5  1  2  14  10  4  16
4

Başakşehir

 8  5  1  2  13

 11

 2  16
5 Fenerbahçe
 8  4  2  2  17  12  5

 14

6

Beşiktaş

 8  4  2  2  13  9  4  14
7

Kayserispor

 8  4  2  2  12  9  3  14
8

Bursaspor

 8  4  0  4  16  13  3  12
9

Sivasspor

 8  4

 0

 4  14  14  0  12
10

Alanyaspor

 8  3  1  4  16  17 -1  10
11 Trabzonspor  8  2  3  3  17  21  -4  9
12 Karabükspor  8  2  2   4   11  13  -2  8
13 Malatyaspor  8  2  2  4  14  17  -3  8
14 Kasımpaşa  8  2  2  4  12  16  -4  8
15 Konyaspor

 8

 2  1  5  8  11  -3  7
16 Gençlerbirliği

 8

 2  1  5  9  17  -8  7
17 Antalyaspor  8  1  3  4  9  14  -5  6
18 Osmanlıspor   8   1  1  6  10  20  -10  4

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

izlanda-bayrak İzlanda

10 7 1 2 16 7 22 9
2 hirvatistan-bayrak Hırvatistan 10 6 2 2 15 4 20 11
3 ukrayna-bayrak Ukranya

10

5 2 3 13 9 17 4
4

turk-bayrak Türkiye

10 4 3 3
14

13

15 1
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
10 2 3
5 9 13 9

-4

6

kosova-bayrak Kosova

10 0 1 9
3

24

1 -21

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.