x
29 Mayıs 2017- Beşiktaş Lig'in bitimine bir hafta kala Süper Lig'de 15.Şampiyonluğuna ulaştı. 23 Mayıs 2017- Futbolun kurumsal ve yönetsel gelişimine çok büyük emek veren, futbolekonomi'nin kurucularından Doç.Dr.Kutlu Merih'i kaybettik. Başımız sağ olsun.... 21 Mayıs 2017 -Eurolig Final Four final maçında Olympiakos'u 80-64 yenen Fenerbahçe Avrupa'nın en büyüğü oldu.  11 Mayıs 2017- Şampiyonlar Ligi finalistleri Real Madrid ve Juventus oldu. Final 3 Haziran'da Galler'in başkenti Cardiff'te Millennium Stadyumu 'nda oynanacak. 22 Nisan 2017- UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final eşleşmeleri belli oldu. Lyon-Ajax, Manchester United-Celta Vigo karşılaşmalar 4 ve 11 Mayıs'ta, Avrupa Ligi'nin final maçı da 24 Mayıs'ta İsveç'in başkenti Stockholm'deki Friends A... 6 Nisan 2017- Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, 34 oyla UEFA yönetim kurulu üyesi seçildi. UEFA'nın 41. genel kurulunda alınan kararla Şenes Erzik'in UEFA'yı FIFA'da temsil etme görevi de sona erdi. 19 Mart 2017- UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline kalan takımlar belli oldu. Bayern Münih-Real Madrid, Barcelona-Juventus, Atletico Madrid-Leicester City, Borussia Dortmund-Monaco, yarı final için mücadele edecekler. 10 Şubat 2017- Galatasaray Başkanı Özbek, kulübün bankalara olan borcunun, Riva ve Florya projeleri sonrası kulüp kasasına giren son ödemelerle birlikte 750 milyon TL 'den  430 milyon TL civarına gerilediğini ifade etti.  28 Ocak 2017- Deloitte'un 2015-16 sezonuna ilişkin düzenlediği Para Ligi raporunda Manchester United 689 Milyon Euro'luk geliriyle, 11 yıl aradan sonra tekrar lider oldu. 2,ve 3. Sırada 620'şer Milyon Euro ile Barcelona ve R.Madrid yer aldı. 24 Ocak 2017- Türk futbolunun duayenlerinden Gençler Birliği kulüp başkanı İlhan Cavcav 81 yaşında yaşamını yitirdi.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel KUtlu MERİH Futbol Sektöründe Profesyonellik ve Profesyonel Etik (DEONTOLOJİ)

Futbol Sektöründe Profesyonellik ve Profesyonel Etik (DEONTOLOJİ)

Kutlu MERİH
Eylül.2006

 

GİRİŞ

 

1. PROFESYONEL ETİK (DEONTOLOJİ)

 

Deontoloji  (Deontologia) de  eski Yunanca’dan gelen bir terimdir. “Deonto” görev, yükümlülük gibi anlamlara gelirken “logia” bilgi, bilim gibi anlamlara gelmektedir.

Böylelikle deontolojiyi, yükümlülükler bilgisi  şeklinde  Türkçe’ye çevirebiliriz. Yani, deontoloji,  kişilerin sosyal ve profesyonel çevrelerinde üzerlerine düşen ödev ve yükümlülüklerinin neler olduklarının bilmeleri anlamındadır.

 

“Deontoloji” sözcüğü özellikle tıpta hekimler tarafından “Tıbbi Deontoloji” şeklinde kullanılmıştır. Burada deontoloji, profesyonellerin bilmek ve uygulamak zorunda oldukları etik ilke ve kuralların neler olduklarını bildiren dizge anlamına gelmektedir. Deontoloji konusu genellikle tıp ile ilgili olduğu sanılır ve deontoloji eğitimi tıp fakültelerinde verilir. Gerçekte ise deontoloji her meslekte, her sektörde iş yapmanın ve insan ilişkilerinin yazılı ve yazısız kurallarıdır. Buna "Profesyonel Etik" denmesinin özel bir nedeni normal etikte sakıncasız olan kural ve uygulamaların profesyonel etikte sakıncalı olabilmesidir. Doktorlar hastaları ile duygusal ilişkiye giremezler, hastaları hakkında bilgi veremezler, amirler memurlarından hediye alamazlar, hocalar öğrencileri ile samimi ilişkide bulunamazlar, sanayiciler rakipleri hakkında olumsuz yorum yapamazlar, gazeteciler ve köşe yazarları kişilik haklarına tecavüz edemezler, kendisini savunma durumunda olmayan üçüncü şahıslar eleştirilemez ve suçlanamaz, bir profesyonel meslektaşı diğer bir profesyoneli açıkça eleştirmez, bir profesyonel meslektaşına şiddet uygulayamaz  v.s. Bu örnekler çoğaltılabilirse de burada amaç açıktır. Profesyonel uygulama kendine özgü disiplin ve kurallar gerektirir. Bu profesyonellerin talep ettiği özerkliğin gerektirdiği doğal bir sorumluluktur. Bunlar bazı durumlarda eğitim kurumlarında fakat genellikle usta çırak ilişkilerinde edinilir. Bir çok deontolojik kural bir tür sözsüz ve yazısız anlaşma şeklindedir. Meslektaşlara olumlu yaklaşım da bunların başında gelir.

 

“Profesyonel” sözcüğü Türkiye’de en çok futbolcular ve de şirketlerde yöneticiler için kullanılır. Gerçekte ise, bu sözcüğün kullanımı ve profesyonellik anlayışı yanlış ve eksikliklerle dolu. Burada profesyonellik kavramına ve özellikle ülkemizde az tartışılan ve özen gösterilen DEONTOLOJİ (Profesyonel Etik) kavramına açıklık getirmeye çalışacağız.

Profesyonellerin bir kurum adına çalışmaları durumunda diğer meslek mensuplarından farklı gereksinmeler içinde oldukları yaygın olarak ifade edilmektedir. Bu gereksinmelerin başında mesleki özerklik gereksinimi ön plana çıkmaktadır. Ancak toplum ve profesyonellerin çalıştıkları örgütler bu özerkliği profesyonellere koşullu olarak sağlamaktadırlar. Bu koşulların başında da mesleğin uygulamalarını kontrol edecek ve verilen hizmeti değerlendirme ve denetlemede etkin mekanizmalar oluşturması gelmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki FUTBOL SEKTÖRÜNDE çeşitli kulüplerde profesyonel futbolcu olarak spor ve meslek yapan sporcuların bir profesyonel olarak değerlendirilmesi ve bu sektörde egemen olması gereken “Profesyonel Etik” ele alınacaktır.

 

Futbol sektöründe deontoloji kurallarına kesimler arasında yeterli bir özenin gösterilmediği görülüyor. Özellikle ülkemizde, başta medya ve kulüp yöneticiler olmak üzere rekabetçi deontolojiye uygun olmayan davranış ve söylemlerin sorumsuzca sergilendiği ortada. İş hayatında birbirlerini eleştirdiği görülmeyen iş adamı yöneticiler rakip kulüpler ve yöneticiler hakkında sorumsuz demeçler verebiliyor. Medya kaynağı belirsiz ve asılsız haberleri gündeme taşıyabiliyor, eski hakemler hata yapan meslektaşlarını acımasızca eleştirebiliyor v.s. Futbol sektöründe deontolojik kuralların en çok yine profesyonel futbolcular tarafında uygulandığını görüyoruz : Kazandıkları maçtan sonra futbolcular rakip takımı da övüyorlar ve onları teselli edecek şeyler söylüyorlar veya kaybettikleri bir maçtan sonra rakiplerini tebrik edip başarılar diliyorlar. Aynı yaklaşımı kulüp yöneticilerinde göremiyoruz ve bu konularda iş dünyası kurallarının dışında bir naif amatör yaklaşım sergiliyorlar. Burada futbolun amatörler tarafından yönetilen bir profesyonel sektör olduğu açıkça görülebiliyor.

 

Medya olayında meslektaş profesyonelleri dahi eleştirmek etik değilken meslekten olmayanların profesyonelleri fütürsuzca eleştirdiğini ve bundan rant sağladıklarını görüyoruz. Bir cerraha “böyle ameliyat yapılır mı?” veya bir avukata “böyle savunma yapılır mı?” diyemezsiniz fakat ömrü sahalarda geçmiş bir teknik adama canı isteyen herkes,”Böyle futbol oynatılır mı?” diyebilir. Bir kulüp başkanı için “O benim Yirmibeş yıllık arkadışımdır ama yeteneksizdir. Kulübü yönetemez” diyebilirsiniz ve kimse size “Bu ne biçim arkadaşlık? ve nasıl bir deontolojidir?” diye sormaz.

 

Deontoloji esas olar bir tür "Profesyonel etik" olduğundan öncelikle profesyonelliğin ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturmalıyız.

 

2. PROFESYONELLİĞİN KURAMSAL ÇERÇEVESİ

Profesyonel genellikle hem kendileri hem de toplum tarafından, uygulamalarında bağımsız çalışan ve dolayısıyla örgütlerce istihdam edilen diğer insanlardan daha farklı standartlar veya değerlerle işlerinde daha farklı çalışma kalıpları izleyen kişiler olarak düşünülürler. Oysa gelişmiş ekonomilerde, muhasebeciler, mühendisler, doktorlar, tasarımcılar, araştırmacılar, finansman uzmanları ve sporcular  gibi meslek mensupları yaygın bir şekilde büyük örgütlerin elemanları olarak çalışmaktadırlar. Bu durumun hem profesyonel birey hem de istihdam eden örgüt açısından önemli sonuçları vardır.

Profesyonellerin, örgütlere, onların bir elemanı olarak katılmaları durumunda genellikle temel bir çelişki ortaya çıkar. Bu çelişki; profesyonelin ait olduğu mesleğin değerleri, çalışma ilkeleri ve standartları ile profesyonelleri içinde barındıran örgütlerin değerleri, yönetim ilkeleri ve standartları arasında çıkmaktadır. Bu aşamada profesyonel ve meslek (profession) kavramlarını tanımlamadan önce mesleğin temel işlevini ifade etmek yararlı olacaktır.

Profesyonel bir mesleğin temel işlevi; "Çabuk ve kolay çözümler için baskılarla karşılaşıldığında mükemmelliğin standartlarını korumak"

olarak veriliyor. Meslek, bu işlevini, insan hayatının önemli alanlarında hizmet veren uygulayıcıları arasında uzmanlık, bağlılık, sorumluluk, ve özerkliği geliştirerek yerine getirir.

Profesyonel ya da meslek adamı dendiğinde; “meslekleşmiş bir uğraşı alanının uygulayıcısı olan, belirli bir meslekle iştigal eden bir kimse” anlaşılmaktadır.

Bir mesleği diğer uğraşı alanlarından ayırmada önem arz eden bir dizi özellikten oluşan bir meslek modeli düşünülür  ve bu modelde bulunması gerekli özellikleri iki temel grupta toplanır. Birincisi; giriş koşulları ve formel eğitim gibi konuları kapsayan ve uğraşı alanının yapısının bir parçası olan özelliklerdir. İkinci yönü ise; kişinin bu uğraşı alanına kendisini adaması ve meslektaşlarını işinin temel referansı olarak görme derecesi gibi tutuma ilişkindir.

Aşağıdaki özellikler herhangi bir uğraşı alanından mesleği farklı kılan özelliklerdir.

1- Tam zamanlı bir uğraşı olması Teori ve araştırmaya dayanan, uygulama becerileri gerektiren özel bilgi birikiminin olması
2- Bir eğitim kurumunun varlığı Giriş ve uzmanlaşma standartları ile resmi makamlarca kabul gören bir eğitim sürecinin olması,
3- Meslek kuruluşunun oluşması Özel bir alanda uygulama yetkisinin bulunması ve kendi faaliyetlerini denetleyebilmesi, hesabını verebilmesi,
4- Etik kuralların oluşması (Deontoloji) Bireylere hizmet sunarken, topluma hizmet anlayışına dayanan bir etik yaklaşımının bulunması

Meslekleşmenin tutumsal özelliği, uygulayıcının işini nasıl gördüğünü yansıtır. Buradaki varsayım tutum ile davranış arasında bir ilişkinin varlığıdır. Eğer bu varsayım doğruysa, tutumlar meslek adamının işinin önemli bir parçasını oluşturur. Eğer meslek adamı ve onun uğraşı alanı meslekleşmenin yapısal ön şartlarını karşılıyorsa, uygulamada takınılan tavır önemli olmaktadır.

Ülkemizde profesyonel ve profesyonellik konusunda eğitim çalışmaları ile dikkati çeken uzman Ulaş BIÇAKÇI profesyonelliği şöyle tanımlıyor:

En çok eleştirdiğim, profesyonellik ile amatörlüğü birbirinin zıttı gibi görmek. Belki kelimesel olarak öyle ama içerik olarak bence öyle değil. Danışmanlıklarımda ve seminerlerimde bana bu konuda en sık yapılan yakınmalardan biri şu şekildedir: “Ulaş bey biz bir türlü profesyonel olamadık, hala amatör ruhtan kurtulamadık.”

Yanıtım şu: Sakın ola amatör ruhtan kurtulmayın. Bu anlamda amatör ruh bence heyecan demektir. Arkasında heyecan olmayan hiç bir başarı yoktur. Bu anlamda amatör ruh, dürüstlük, yaptığı işi sevmek, özveriye katlanabilmek demektir. Bunlar bir kısım yükselen değercilerce, “enayilik” sayılabilir. Ancak gerçek öyle değil. O vitrin profesyonellerinin, görüntü profesyonellerinin, içi boş, kof, batı özentisi, yuppie kılıklı, güzel kalem, güzel kelamdan ibaret sığ kültürlü taklitçilerin, “Boş çuval ayakta durmaz” öz deyişindeki gibi başarılarının devamsızlığı ve saygınsızlıkları hepimizin gözlerinin önündedir...

Ciddi ve sert eleştirilerimi çeken bir başka nokta iş yaşamında profesyonelliği sadece yöneticilere özgü bir şey gibi algılamaktır. Profesyonellik, tüm çalışanlara, tüm insanlara özgü bir şeydir. Ben böyle söylediğim zaman, “En alt kademelerdeki insanların mesela bir çaycının dahi profesyonel olduğundan bahsedilebilir mi?” gibi sorularla karşı karşıya kalmaktayım. Cevap: Evet, çaycının bile profesyonelliğinden bahsedilebilir. Profesyonelliğin en önemli ölçüsü işinin gereklerini yapmak ve işini iyi yapmaktır. Ben az da olsa, size çay yada kahvenizi daha ikinci kez getirdiğinde şekerli mi, şekersiz mi, açık mı koyu mu içtiğinizi hatta kahveyi şekersiz çayı ise yapay şekerle içtiğinizi hatırlayarak, elleri tertemiz servis yapan, önlüğü şirket tarafından gerekli sıklıkta yıkanmasa bile onu kirli giymeyi kendi kişiliğine yediremediğinden evinde yıkayan çaycılar gördüm. Şirketlerde insanları, iş yapma açısından yöneticiler ve diğerleri (alt kademeler yada argo tabiri ile ayak takım) diye kesimlere ayırdığımız sürece, hangi seviyede olursa olsun bireysel kalite ve yaptıkları işin kalitesine düşkün hale getirmedikçe ne toplam kaliteye ulaşabiliriz ne de şirket kalitesine...

 

Profesyonel kimdir, kim değildir? 

 

İş yaşamının en önemli gereksinimlerinden birisi profesyonellik’tir. Ancak Amerika’da PRO diye kısaltması bile yerleşmişken Türkiye’de profesyonellik kavramı maalesef hâlâ sadece, “profesyonel yönetim” ve “profesyonel yönetici” bir de “profesyonel futbolcu” kombinasyonlarında kullanılmaktadır….

Profesyonel kimdir, kim değildir? “Profesyonellik bir düşünce ve davranış biçimidir” diyoruz, o düşünce ve davranış biçimini yansıtan bir tanımcıklar seti: “Profesyonelizm şartnamesi.” Bu seti aşağıda size sunuyorum. Bir dahaki sefere profesyonelliğin geriye kalan kısmına ait tanımcıklar setimi sizinle paylaşacağım.

 

Profesyonel kimdir?

  • Profesyonel, deontoloji kurallarına uyan kişidir.
  • Profesyonel, işin gereklerini yapan kişidir.
  • Profesyonel, işini iyi bilen ve bunu etrafındakilere kanıtlamış olan kişidir.
  • Profesyonel, bireysel kalitesine, yaptığı işin ve etrafı ile ilişkilerinin kalitesine tutkun olan kişidir.-Profesyonel, kendi kariyerini kendisi çizen, kendisini kendisi inşa ederek Kendi geleceğini kendisi yapan kişidir.
  • Profesyonel, çizgisi olan kişidir.
  • Profesyonel, piyasa değeri olan kişidir.
  • Profesyonel, ormanın içinden gelen kişidir. (Tabanı ve işleri bilen kişidir.)
  • Profesyonel, belli kademelerden seçilmek suretiyle yükselerek gelen kişidir. (Tepeden inme değil.)
  • Profesyonel, bilgi düzeyini sürekli güncel tutan kişidir.
  • Profesyonel, gücünü bilgi, deneyim ve becerilerinden alan kişidir. (Sermaye, aile, dostluk, arkadaşlık vb. ilişkilerden değil.)
  • Profesyonel, iş ahlak ve normlarına uyan, oyunu kuralına göre oynayan kişidir.
  • Profesyonel, “Hayır” demesini de bilen kişidir.
  • Profesyonel, “zamanlı” olabilen kişidir.
  • Profesyonel, şablonculuğu beyinselliğe yeğlemeyen kişidir.
  • Profesyonel, köşe dönmeyi değil iş yapmayı amaçlayan kişidir.
  • Profesyonel, terimsel olarak zıt görünen iki kavramı birleştirerek yorumlayabilen kişidir.
  • Profesyonel, doğada elimine edilmesi mümkün olmayan doğal disorganizasyonu kavrayabilen ve anlayabilen kişidir.
  • Profesyonel, önceden konamayan kuralları doğaçlamadan anında koyabilen kişidir.
  • Profesyonel, içindeki amatör ruhu her zaman muhafaza eden ve ondan coşku ve heyecan duyan kişidir.
  • Profesyonel, işinde ve ilişkilerinde kalın kafalı rasyonellikle, kuru bir mantık savunuculuğu yapmak yerine kendisine özgü yetenekleri, sezgi ve duyguları kullanarak yaptığı işe damgasını vurabilen, rengini yansıtabilen, imzasını atabilen kişidir.
  • Profesyonel, bu sahnede oynayan ama sadece kendini oynayan kişidir.
    Profesyonel, bir hırsızdır, fikir hırsızı, tek farkla ki, çaldığı malın sahibini açıklar.
  • -Profesyonel, kalabalıklar içinde bir çok kez de yalnız kalan kişidir.
  • Ve profesyonel, “profesyonelce davranan” patron dahil herkestir.


Profesyonel kim değildir?

  • Profesyonel, “Ben işimi yapar, paramı alır giderim” diyen kişi değildir.
  • Profesyonel, sadece “üst yönetici” ya da sadece “yönetici” değildir.
  • Profesyonel, işleri karmaşıklaştıran kişi değildir.
  • Profesyonel, ikide birde, "Şapkamı alır giderim!" diyen kişi değildir.
  • Profesyonel, emir kulu, hele tetikçi hiç değildir.
  • Profesyonel, işin üçkağıtçısı değildir.
  • Profesyonel, patronun ekstra eli veya kolu değildir.
  • Profesyonel, moda kelamlar ederek sadece laf üreten kişi değildir.
  • Profesyonel, ipek kravatları ve göğüs cebindeki şık kalemleri ile dolaşmaktan başka işe yaramayan kişi değildir.
  • Ve profesyonel illa masraflı kişi de değildir.

 

Ulaş BIÇAKÇI : http://www.haberbir.com/makale.asp?id=1222

 

Burada bahsedilen tutumsal özellikler şunlardır:

  • Mesleki örgütün temel referans noktası olarak alınması
  • Topluma hizmet edilmesi inancı
  • Kendi kendini düzenlemeye olan inanç
  • Mesleğe kendini verme
  • Özerklik


3. ÖZERKLİK KAVRAMI

Profesyonelliğin temeli hem yapısal hem de tutumsal bir mesleki nitelik, mesleki özerkliğin varlığıdır.  Özerkliğin yapısal yönü niteliksiz elemanların dışlanması ve buna yasal destek sağlanması için meslek kuruluşlarının çabalarıyla dolaylı olarak gerçekleştirilirken, aynı zamanda meslek adamının değerlerini kullanması beklenilen iş ortamının da bir parçasıdır ve bu değer yargıları, sıradan insanlarca değil, ancak bu alanda yeterli olan diğer meslek adamlarınca sorgulanabilecektir. Özerklik niteliğinin aynı zamanda, bu gibi değer yargıları ve kararları uygularken meslek adamının serbest/özgür olduğuna dair inancı içeren tutumsal bir yönü de vardır.

Özerklik, tüm diğer özellikler için de gerekli bir destekleyici unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

Mesleki özerklik profesyonelleşmenin diğer önkoşullarının çoğunu kapsamaktadır. Böylesi bir özerkliğin toplumda meşrulaştırılması:


1. Mesleğin, meslek olmanın gereklerini inatla ve sabırla yerine getirmesini sağlayacağı, örneğin etik kurallara uyulup uyulmadığının izleneceği,

2. Mesleğin özerk olarak uygulanması, özerkliğe izin verilmesinden dolayı ortaya çıkan toplumsal faydalar nedeniyle mazur görüleceği ve

3. Profesyonellerin yapacağı işi en iyi bilecek durumda oldukları,

şeklindeki varsayımlara dayanır. Şimdi Yine Ulaş BIÇAKÇI’dan ;

PROFESYONELİZM ŞARTNAMESİ


Profesyonellik sadece yönetim ve yöneticiye değil herkese ait bir düşünce ve davranış biçimi’dir. İşte bazı örnekler:

 

  • Profesyonel sorunların üzerine gider; profesyonel olmayan sorunların etrafında dolaşır ve hedefe hiçbir zaman varamaz.
  • Profesyonel işine sarılır; profesyonel olmayan elinin ucu ile tutar.
  • Profesyonel mesai saatlerini aşsa da işlerini neticeye ulaştırır; profesyonel olmayan, "sabah 8-akşam 6 sendromu"na yakalanmış, "Mesai bitti mi benim işim de biter" diyen otobüs yolcusudur (servis otobüsü).
  • Profesyonel iş tanımından daha geniş bir sorumluluk hissi taşır; profesyonel olmayan, "Ben burada sadece çalışıyorum"dur.
  • Profesyonel iş tanımının dışına da taşsa işin gereğini yapar; profesyonel olmayana göre bu işler "Benim görevim değil"dir.
  • Profesyonel işlerini yerine getirebilmek için gerekli yetkiyi ne yapıp yapıp elde eder; profesyonel olmayan "Sorumluluk çok, yetkim yok" diye sızlanıp durur.
  • Profesyonel, yapabileceği işleri, "Ben bu işi yaparım" diye üstlenir; profesyonel olmayan tüm işleri, "Valla kardeşim ben profesyonelim, istediğim koşullar sağlanmazsa çeker giderim" diye koşullandırır.
  • Profesyonel kısıtları, engelleri aşmaya çalışan yapıcı'dır; profesyonel olmayan her vesilede, "Bu şirket adam olmaz" diyen kronik mızmızdır.
  • Profesyonel orta yetenekteki personelle de görevlerini başarıya ulaştırabilir; profesyonel olmayan durmadan, "İyi adam yok ki!" diye mazeret öne sürer.
  • Profesyonel üstlerini de yönetmesini becerebilir; profesyonel olmayan "Adam her işe karışıyor" diye şikayet etmekten işini doğru dürüst yapamaz.
  • Profesyonel "Bu işi yapmanın daha iyi bir yolu olmalı"; profesyonel olmayan "Biz bunları eskiden beri böyle yapardık" der.
  • Profesyonel "Araştırıp bulalım"; profesyonel olmayan "Valla, hiç kimsenin bişi bildiği yok" der.
  • Profesyonel bir hata yapınca "Benim hatam oldu" der; profesyonel olmayan "Benim suçum değil" diye mazeret üretmekle uğraşır.
  • Profesyonel dinler; profesyonel olmayan konuşma sırasının gelmesini bekler.
  • Profesyonel kaybetmekten hemen hemen hiç korkmaz; profesyonel olmayan kazanmaktan gizli gizli korkar.
  • Profesyonel kendisine ayıracağı daha çok zamanı olsun diye hedefe daha kısa sürede ulaşmak için daha "sıkı çalışır"; profesyonel olmayan ise kendi kafasına göre takıldığı ıvır zıvır işlerle uğraşmaktan, neticeye ulaşacak işleri yapmaya zaman bulamayacak kadar "çok çalışır".
  • Profesyonel söz verir; profesyonel olmayan vaad eder.
  • Profesyonel "Olmam gerektiği kadar iyi değilim"; profesyonel olmayan, "Hiç olmazsa falanca kadar kötü değilim" der.
  • Profesyonel izah eder; profesyonel olmayan lafı geveler (“Sadede gel” dedirtmekten bıktırır.)
  • Profesyonel dumanlı havayı da sever; profesyonel olmayan yazdan başka mevsim tanımaz.


Ulaş BIÇAKÇI: http://www.yontek.com/basin/eo10proolmak.htm

 

4. FUTBOLUN ÖZERKLİĞİ

Örgütlerde çalışan profesyonellerin yüksek düzeyde bir özerkliğe sahip olup olmadıkları ya da bunu sürdürüp sürdüremeyecekleri konusundaki tartışmaların sürmesine karşın, konuyla ilgilenen tüm kesimler profesyoneller için özerkliğin önemli olduğu konusunda hemfikirdirler.

Konu spora ve özellikle futbola geldiğinde, burada daha özgün bir özerkliğin söz konusu olduğu görülüyor. Burada genellikle bireysel performans yerine takım performansının öne çıktığı görülüyor. Bu da bireysel profesyonellik ve özerklik yerine kurumsal profesyonellik ve profesyonelliğin öne çıkmasına neden oluyor. Futbolun bütün dünya çevresindeki örgütlenmesinde bu sektörün özerk olmasına bürokratik ve siyasal baskılardan bağımsız olmasına özel bir önem verilir. Bu durumun bazı hallerde pozitif hukuk kurallarının bile dışına çıkılması anlamına geldiği de gözleniyor.

Futbol özerkliğinin en tartışmalı konularından birisi futbolcunun verdiği hizmetlerin değerlendirilmesi konusudur. Futbolun temelde bir takım sporu olması, futbolcunun yaratılan katma değere olan katkısının ölçülebilmesini güçleştirir. Bu, futbolcunun verdiği sportif  hizmetin içeriğinin, bireysel yada takım olarak kulübün performansına yaptığı açık etki ile birlikte, algılanan katkıyı gösterir. Bu konuda gerek mesleki ve gerekse meslek-dışı değerlendirme mekanizmaları söz konusu olmakta medya bu değerlendirmeye önemli katkılar sağlamaktadır.

Bir takım sporu olan futbolda bireysel profesyonellik ve bireysel özerklik gerekli olmakla birlikte kısıtlı olarak uygulanabilmektedir. Bunun sonucu olarak yapılanması oldukça tartışılmalı olan bir kurumsal özerklik söz konusudur. Futbol ve kurumları ulusal ve uluslararası otoritelerden bu ölçüde özerk olmalı  mıdırlar? Buna olmalıdır diyecekler çok olacaktır. Bunun yanında BOSMAN olayları futbolcular ile kulüpler arasında senyör-serf şeklinde bir feodal ilişkinin sürmekte olduğunu ve bunun kırılabilmesi için liberal AB Hukukunun devreye girmesi gerektiğini ortaya koydu.

 

Profesyonellik temel koşul olarak bir uzmanlık eğitimi (ve bunun sonucu olarak uzmanlık ahlakı-deontoloji) ve profesyonel örgütlenme gerektirdiği halde bu koşulların futbolcular için sağlanmadığı görülüyor. Futbol sporunu yaratan ve kurumlaştıran futbolcuların süreç içinde futbol yönetimine yabancılaştırıldığı ve profesyonel örgütlenmelerinin ısrarla engellendiği gözleniyor. Futbolcuların uluslar arası profesyonel örgütü FIFPro nun futbol ile ilgili konularda taraf olması ancak 199* lardan sonraki BOSMAN sürecinde AB Komisyonunun zorlaması ile kabul ediliyor. Ülkemizde ise bu tür bir futbolcu profesyonel örgütlenmesinden ısrarla kaçınıldığı dikkati çekiyor. Bu konunun işverene karşı bir sendikal hareket olarak sunulması ise olaya yaradan çok zarar sağlıyor. Futbol futbolcuların yaptığı bir spordur ve futbolu yönetenler futbolun işvereni değildirler. Hatta bu sektörde futbolu yönetenler bu sektörün amatörleri olarak özellikle dikkat çekiyor.

 

5. TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU ÖZERKLİĞİ

 

İstanbul Üniversitesi BESYO Öğretim Görevlisi Ayşe TÜRKSOY 13.02.2007 tarihli Cumhuriyet gazetesi Görüş köşesinde TFF özerkliği konusunda şunları belirtiyor:

Futbolun Özerkliği

Son günlerde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı arasında gerilim giderek artmaktadır. Günlerdir spor kamuoyunda özerklik daha doğrusu futbolun özerklik uygulamalarının boyutları tartışılır hale gelmiş ve bir 'kaos' ortamı oluşmuştur. TFF yönetimi özerkliğine müdahale edildiğini düşünmekte, Bakanlık ise Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu tespit ve değerlendirilmeleriyle ilgili olarak hukukun gereklerinin yerine getirilmesini istemektedir.

Türk spor yönetiminde demokratikleşme çabalarında yapılan en önemli adım Federasyonlara, devletten bağımsız olarak idari ve mali yönden kendi kendini yönetme, serbestçe karar verebilme anlamını taşıyan özerkliğin tanınmasıdır. Özerklikle birlikte federasyonların spor hizmetlerinde daha etkin ve verimli olması, özellikle de mali özerklik ile federasyonların kendi kaynaklarını oluşturup bugünkünden daha fazla gelir elde edip bu geliri daha etkin ve verimli kullanılması amaçlanmıştır.

Devletten bağımsızlık (özerklik), devletin bu kurumlar ve üyelerine karşı ilişkilerini nasıl şekillendireceği konusunda ilgisiz kalması anlamına gelmemektedir. Federasyonlara özerklik tanınırken federasyonlar üzerindeki idari vesayet hakkı spordan sorumlu devlet bakanlığına tanınmıştır. Yani usulsüzlük ya da yasadışı yapılacak işlemlerde gözetim ve denetim yetkisi bakanlıktadır.

Bakanlığın koruma ve kollama görevi gereğince, özerk federasyonların her türlü faaliyet ve işlemleri bakanlığın denetimine tabidir. Bu denetim sonucunda görevi başında kalmasında sakınca görülen federasyon başkanı veya yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere bakan, gerek gördüğü takdirde genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Başbakanlık Teftiş Kurulunun hazırladığı rapor neticesinde, bakan Futbol federas'yonuna bu çağrıyı resmi yoldan yapmamakla birlikte kamuoyu önünde yapmıştır. Öte yandan TFF yönetimi "Siyaset özerk futbola karışıyor, baskı var, genel kurul özgür iradesiyle yapması gerekeni yapsın" diyor. Bunun gerçekleşebilmesi için öncelikle olağanüstü kongre toplanması, sorun ve problemlerin, federasyonla ilgili değerlendirmelerin delegeler tarafından yapılması gerekmektedir. Bakanlığın Teftiş Kurulu raporuna dayanarak genel kurul toplanması ısrarını siyasi baskı olarak adlandırmak gerekir mi? Eğer ki; açıklamalar 'siyasi demeç' olarak adlandırılırsa, özerkliğe müdahale olduğu söylenebilir. Ancak ne sebeple olursa olsun federasyonun özerklik statüsü gereğince genel kurul isteğinde bulunan delegelerin isteklerini dikkate alması gerekmez mi? Bakanlık 115 imzanın seçimli genel kurul istediğini ve 97 imzanın geçerli olduğunu, federasyon ise 80 tebligat yapıldığını ve 59 imzanın usule uygun olduğu açıklamasını yaptı. İfadeler birbiriyle örtüşmese de etik olarak federasyonun genel kurulunu toplayıp kaos ortamına giden Türk futbolunu aydınlatmak sanırım sayın başkana yakışan bir davranış olacaktır. Ancak gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus federasyon başkanlarının en fazla üç dönem görev yapabilir olmalarıdır.

Türk halkına, Türk kamuoyuna futbolda fair-play'in en üst seviyede olduğunun göstergesi olarak şaibelerden aklanılması ve spekülasyonların ortadan kaldırılması gerekmektedir. İdari anlamda devlet yönetiminden tamamen bağımsız bir federasyon yapılanması günümüz ekonomik sosyal ve siyasal ortamında pek mümkün gözükmemektedir. Siyasi iktidarın federasyon başkanını değiştirmesi ya da atama yapmasıyla ilgili spekülasyonlar yasayla bağdaşmamaktadır. Seçimle gelen seçimle gitmeli ya da kalmalıdır. Federasyona kimin başkan olacağı ayrı bir konudur ve karar delegelerin olmalıdır.

Cumhuriyet 13.02.2007

 

6. SONUÇ

 

Bu çalışmada futbol sektöründe profesyonelliği, özerkliği ve deontoljik uygulamaları irdelemeye çalıştık. Futbolumuzda bu tür yaklaşımların yok denecek kadar az olduğu görülüyor. Buna karşılık özerkliğin ve amatör yönetimlerin bir tür sorumsuzluk ve hesap vermemek olarak görüldüğü de açık. Futbolu yönetenler özerkliklerini bir tür özel sorumluluk alanı görmeleri gerektiğinin farkına varmalıdır. Profesyonel futbolcuların dışında bütün kesimlerce sergilenen “Ben yaptım oldu”, “Ben söyledim oldu”  mantığının sadece profesyonel futbola ve profesyonel futbolculara zarar vereceği açıkça görülebilmelidir.

 

Bu İçerik  5537  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Kutlu Merih Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

29.05.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

97.794

0,27

 bjk BJKAS

4,59

-0,43

 fb FENER

35,92

0,67

 gs GSRAY

29,24

3,32

 trabzon TSPOR

2,80

1,08

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 14132861

Spor Toto Süper Lig 2016-17 Puan Durumu

Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

BEŞİKTAŞ

32 21 8 3 65 30 35 71
2 BAŞAKŞEHİR 32 19 10 3 60 27 33 67
3 FENERBAHÇE

32

17 9 6 56 30 26 60
4

GALATASARAY

32
18
4
10
60

37

23
58
5 ANTALYASPOR
32
15
7
10
40
39
1

52 

6

TRABZONSPOR

32
14
8
10
37
31
6
50
7

AKHİSAR BLD.

32
13
6
13
41
39
2
45
8

KASIMPAŞA

32
12
7
13
46
46
0
43
9

KONYASPOR

32
11

10 

11
39
40
-1
43
10

GENÇLERBİRLİĞİ

32
10
10
12
30
33
-3
40
11

ALANYASPOR

32

12
4
16
52
61
-9
40
12

KARABÜKSPOR

32
11
6

15

33
44
-11
39
13

OSMANLISPOR

32
9
11
12
36
39
-3
38
14

KAYSERİSPOR

32
10
7

15 

45
55
-10
37
15

BURSASPOR

32
10
5
17
31
55
-24
35
16

Ç.RİZESPOR

32
8
6
18
41
52

-11

30
17

GAZİANTEPSPOR

32
7
5
20
29
57
-28
26
18

ADANASPOR

32
6
7
19
31
57
-26
25

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

hirvatistan-bayrak Hırvatistan

5 4 1 0 11 1 13 10
2 izlanda-bayrak İzlanda 5 3 1 1 8 6 10 2
3 ukrayna-bayrak Ukranya

5

2 2 1 7 4 8 3
4

turk-bayrak Türkiye

5 2 2 1
7

5

8 2
5 kosova-bayrak Kosova
5 0 1
4 2 14 1

1

6

finlandiya-bayrak Finlandiya

5 0 1 4
3

8

1 -5

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.