Kulüpleri Hangisi Kurtaracak?sahiplik mi Yoksa Denetim mi?
x
15 Ağustos 2018- UEFA 2018/19 Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Süper Kupa Finali’nden  toplam 3.25 Milyar Euro gelir elde edecek. Bu gelirin 2.55 Milyar Euro'luk kısmı kulüplere dağıtılacak.  Şampiyonlar Ligi'ne katılacak ... 13 Ağustos 2018- Süper Lig 61.sezonu başladı. Spor Toto Süper Lig  11, 12 ve 13 Ağustos 2018 tarihlerinde oynanacak maçlarla başlayıp 26 Mayıs 2019'da sona erecek. Futbolekonomi- 1 Ağustos 2018  Toplam gelirleri 3.5 Milyar TL civarında olan Süper Lig'de kulüplerin toplam borçları 9.8 Milyon TL'na Ulaştı.   Futbolekonomi- Rusya'nın ev sahipliği yaptığı 2018 Dünya Kupası'nın finalinde Fransa, Hırvatistan'ı 4-2 yenerek 2. kez Dünya Kupası'nın sahibi oldu. Futbolekonomi- 12 Temmuz 2018 Real Madrid'in Portekizli yıldızı Chiristiano Ronalda 99.2 Milyon Sterlin (yaklaşık 112 Milyon Euro) karşılığı İtalyan devi Juventus'a transfer oldu. Juventus'a imza atan Ronaldo 4 yıllık imza kar... 15 Haziran 2018-  FIFA 21.Dünya Kupası başladı. Bir ay sürecek turnuva Rusya’da 11 kentte ve 12 farklı statda oynanacak. FIFA 32 takıma 400 Milyon $ dağıtacak. Şampiyon takım 38 Mio $ kazanacak.  4 Haziran 2018- Aziz Yıldırım'ın 20 yıllık başkanlık dönemine son veren Ali Koç, Fenerbahçe'nin yeni başkanı oldu. Resmi sonuçlara göre geçerli oy sayısı 20 bin 736 olarak açıklanırken oyların 16 bin 92'sini Ali Koç, 4 bin 644'... 27 Mayıs 2018-Galatasaray Lisesi'nde gerçekleştirilen genel kurulda , 2525 oy alan Mustafa Cengiz yeniden Galatasaray'ın başkanı oldu.  27 Mayıs 2018- Real Madrid Kiev'de oynanan Şampiyonlar Ligi final maçında Liverpool'u 3-1 yenerek, üst üste üç kez Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. 20 Mayıs 2018 - Galatasaray Süper Lig'in 2017-18 sezonunu şampiyon olarak tamamlayıp 21.şampiyonluğuna ulaştı. 
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Hüseyin ÖZKÖK Kulüpleri Hangisi Kurtaracak?sahiplik mi Yoksa Denetim mi?

Kulüpleri Hangisi Kurtaracak?sahiplik mi Yoksa Denetim mi?

f48693fb43ea4a535ce5dc4d9ae61869

Hüseyin Özkök- 2 Nisan 2018 Futbol, tüm dünyada milyarlarca insanı peşinden sürükleyen ve birçoğunu adeta büyüleyen popüler bir spor dalı.

Daha 3. Yüzyıldan itibaren insanlar futbola benzer oyunlar oynamışlardı. Türk tarihinde de futbola benzer oyunlar Türkler henüz Anadolu’ya gelmeden önce geleneksel olarak oynanıyordu. Örneğin 11. Yüzyılda tepük adlı bir top oyunu Türklerce severek oynanırdı.

 

Futbolun anavatanı İngiltere sayılmasına karşın 15. Yüzyıl sonrasında Fransa ve İtalya’da da bir çeşit futbol oyunu oynanmıştır. İngiltere’de ise aynı dönemlerde iki köy arasında köylerin giriş kapısından topu sokma oyunu oynanır, taraflar bazen kilometreleri bulan iki köy arasındaki mesafeyi kat ederek karşı kaleye gol atmaya çalışırlardı. Ancak bu oyun kazanmak adına yapılan vahşice mücadele nedeniyle birçok kez kilise ve krallık tarafından yasaklanmış ve anlamını giderek yitirmiştir.

 

 

Tüm bu dönemlerin ardından ilk futbol kuralları 1848 yılında Cambridge Üniversitesi öğrencileri tarafından yazılmıştır. Bununla birlikte bir futbol takımı 15-20 oyuncudan oluşuyordu. 1857 yılında ise FC Sheffield’ın kriket oyuncuları ilk futbol kulübünü kurmuşlardır. 1863’te de İngiltere Futbol Federasyonu FA, kurulmuş ve böylece İngiltere futbolun anavatanı olarak tarihteki yerini almıştır. Futbolun dünyadaki patronu FIFA 21 Mayıs 1904 yılında Paris’te milli maçlar ve oyun kurallarını düzenlemek amacıyla kuruldu. Daha sonraki yıllarda FIFA’nın futbol kurallarını belirleyen bir organı olan IFAB, ilk olarak 1886 yılında sadece İngiliz temsilcilerin yer aldığı bir kurum olarak ortaya çıkmıştı. Futbolun Avrupa ayağını temsil eden UEFA’nın temelleri ise 2. Dünya Savaşı sonrasında 1954 yılında İsviçre’nin Basel kentinde atıldı.

 

Futbol Nedir?

 

Basit tarifi ile futbol, bir top oyunu olup biri kaleci 11 kişiden oluşan iki takımın karşılaması ve takımların topu karşı kaleye ayak ve kafalarıyla sokup kazanmaya çalıştığı bir oyundur.

 

 

Ne kadar basit ve sade bir tarif değil mi? Evet futbol İngiltere’de ilk olarak hayata geçirildiğinde bu tariften ibaretti. Ancak aradan geçen 160 yılda dünyadaki değişim ve gelişim futbolu da önüne kattı. Oyunun yukarıdaki tarifteki kadar basit ve anlaşılır olması yanında büyük kitlelerin izleyebileceği bir ortam sağlaması bu spora olan ilginin tüm dünyaya yayılmasını sağladı. Bu ilgi, televizyonun da devreye girmesiyle artık önüne geçilemez bir hal aldı.

 

 

Diğer yandan, dünya ekonomisinde özellikle 20. Yüzyılın ikinci yarısında kapitalizm rüzgarı esiyordu. Bu rüzgarın futbolu da etkilememesi düşünülemezdi. Çünkü milyonlarca insanın peşinden koştuğu futbol buram buram para kokuyordu. 21. Yüzyıla girdiğimizde ise artık para ve futbol birbirinden ayrılmaz olgular haline gelmişti. Futbolun reklam gücünün keşfiyle ortaya çıkan sponsorluklar, artan ilgiyle birlikte televizyon kuruluşlarının yayın haklarını alarak yarattıkları gelirler, Şampiyonlar Ligi gibi gelir getiren organizasyonların ortaya çıkması, futbolun kendi kapitalizmini yaratmasına neden oldu.

 

İşte yukarıda futbolun özgeçmişini kısaca anlattığımız yazımızın asıl amacı, bu yeni düzenle birlikte iyi ve profesyonelce yönetilmesi gereken kulüplerin yönetim şeklinin nasıl olması gerektiğini irdelemek.

 

Orta Sınıf Yok Oldu

 

Kapitalizmin son 30-40 yılda zengini daha zengin fakiri ise daha fakir hale getirdiği yadsınmaz bir gerçek. Bu adaletsiz ekonomik düzen, doğal olarak futbol dünyasına da yansıdı. Özellikle Avrupa’da büyük ve köklü kulüpler taraftarlarının gücüyle çok daha fazla büyürken, kendi halindeki küçük şehir takımları yaşamlarını zor sürdürür hale geldiler. Bununla birlikte futbolun orta direği olarak sınıflandırılabilecek kulüplerin sayısı giderek azaldı. İşte UEFA’nın Finansal Fair-Play olarak adlandırdığı ekonomik yönetim şeklinin ortaya çıkışı bu nedenle oldu. Futbolda dönen paranın giderek büyümesi ve transferlere artık insanların hayal etmekte zorlandığı meblağların harcanması, yukarıda yazdığımız basit, sade futbol tarifini uzun süre önce çöp sepetine attı. Futbol artık önce saha dışında oynanan bir oyun haline geldi.

 

Kulüpler Batmaya Başladı

 

Giderek büyüyen futbol pastasından Avrupa’nın büyük kulüpleri daha fazla pay alabilmek büyük bir mücadele içine girerken bu durum hem büyük kulüplere hem de küçük kulüplere zarar verdi. Örneğin Manchester United, Chelsea, Milan, İnter, Dortmund, Fiorentina gibi büyük kulüpler hesapsız harcamalarla aşırı derecede borçlanırken, biraz aşağıda isimlerini göreceğiniz birçok orta ölçekli veya küçük kulüp, boylarından büyük harcamalara girerek battı. Türk kulüpleri de aynı borç sarmalından kurtulamadı. Ülkemizde kulüplerin finansal olarak denetlenmemesi ve federasyonun borçlanma ve hesapsız harcamalara göz yumması özellikle 3 Büyükler ve Trabzonspor’un aşırı derecede borçlanmasına yol açtı. Sakaryaspor, Kocaelispor, Ankaragücü, Göztepe, Altay, Gaziantepspor gibi köklü kulüpler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

 

Avrupa'da Batan Kulüpler

 

Avrupa’nın büyük futbol ülkelerinde birçok kulüp hesapsız harcamaları ve o dönemdeki denetimsizlik nedeniyle ekonomik darboğaza girerek battı. Batan kulüpleri şu şekilde sıralayabiliriz:

 

Parma, Darlington, Wimbledon, Aldershot, Accrington, Maidstone United, Chester City, Kettering, Airdrie, Coventry City, Porsmouth, Glasgow Rangers, Scarborough, Leeds United, Modena, Rapid Bükreş, Siena, Padova, Racing Santander, Osasuna, Le mans, Gueugnon, AC Arles Avignon, Bröndby, Bastia, Toulouse, Fiorentina.

 

Bu kulüplerin birçoğu şirket veya sahipli oldukları halde finansal veya ekonomik nedenlerle battı. Buna karşılık çok güçlü serveti olup kulüp alan ve hatta batmakta olan kulüpleri kurtaran zengin iş adamları da futbol dünyasına dahil oldular. Örneğin; Batmak üzere olan Deportivo,Amencio Ortega, Chelsea ise 2003’te Roman Abramovich tarafından satın alındı. Manchester United da 2008’de ciddi krize girdi ve kulübün sahibi Malcom Glazer kulübün adeta içini boşaltırken aşırı derecede borçlandırdı. Amerikalı yatırımcı daha sonra çoğunluk hisselerini George Soros’a sattı. İtalya’nın dev kulübü Milan da banka borçlarını ödeyemez duruma geldi ve tam batmak üzereyken, Berlusconi tarafından Çinlilere satıldı. İnter’de ise borçlar ödenmez noktaya gelince kulübün uzun yıllar sahibi olan Moratti ailesi hisselerini Çinlilere satmak durumunda kaldı. Fiorentina’nın sahibi Cecci Gori, kendi işinde iflas edince, kulüp de onunla birlikte iflas etti. Alt liglere düşen Floransa ekibi daha sonra el değiştirip tekrar Serie A’ya çıktı. Almanya’nın köklü kulübü Borussia Dortmund ise 2004’de batma noktasına geldi. Ancak kulübün başına CEO olarak geçen Hans Jocahim Watzke, akıllı bir küçülme politikasıyla kulübü uçurumun kenarından aldı ve bugünkü borçsuz, kasasında nakit parası olan bir kulüp haline getirdi.

 

Hesapsız Harcamalar 

 

 Yukarıdaki satırlarda size futbolun ortaya çıkışından bu yana geçirdiği evrelerin çok fazla ayrıntılı olmayan bir fotoğrafını çekmeye çalıştık. Varmak istediğimiz nokta ise farklı. Yukarıda adı geçen geçmeyen zor durumdaki birçok kulüp dernek statüsünde veya sahipli. Bir kısmı ise dernek olarak yaşamına devam ederken kurdukları şirketlerle profesyonel futbolu yürütüyor. Ancak hepsinin ortak noktaları ekonomik sıkıntılar. Bu bağlamda daha önce de belirttiğimiz gibi UEFA da bu duruma el koyarak, her ne kadar bazı sorunlar hala olsa da, Finansal Fair-Play uygulamasını başlatarak hesapsız harcama yapan kulüpleri dizginlemeye başladı. Avrupa’nın önemli futbol ülkeleri de kendi kulüplerine ciddi kulüp lisans kriterleri getirerek yaptırımlar uygulama yoluna gittiler.

 

Türkiye’de ise çeşitli hesaplarla ekonomik denetimsizlik hala sürüyor. Avrupa’ya gidecek kulüpler, UEFA’nın denetiminden geçmek zorunda oldukları için UEFA sopasıyla hizaya getiriliyor. TFF ise “Avrupa’ya gidenleri nasıl olsa onlar denetliyor” düşüncesiyle geride kalanlara göz yummayı tercih ediyor.

 

Kulüpler Nasıl Kurtulur?

 

Türkiye’de kulüplerin kurtuluşunun tek yolunun iç denetim olduğu bir gerçek. Ancak, kulüplerin kurtuluşunun sahiplik modelinde olduğu görüşleri de bir hayli yaygın. Bu görüşün tek doğru olduğunu kabul etmek ise mümkün değil. Yukarıda adı geçen ve batan büyüklü küçüklü çok sayıda kulübün sahibi var. Yani sahiplik her zaman çözüm değil. Tabii ki dernek olup batan çok sayıda kulüp de var.

 

 

Ama belli kıstaslar dışında kulüp sahipliğinin olmadığı Almanya örneğine baktığımızda dernek olan kulüplerin borçsuz şekilde ve iyi yönetildiğini görüyoruz. Buna rağmen ülkede kulüp sahipliğinin önüne geçen 50+1 kuralının kalkmasında yana olan bir kesim de bulunuyor. Bu konuda uzun zamandır yapılan tartışmalara ise son nokta 1 ve 2. Bundesliga kulüplerinden oluşan Bundesliga Kulüpler Birliği’nin 22 Mart günü yaptığı toplantıda konuldu. Gündemde olmamasına karşın St.Pauli kulübünün başvurusuyla yapılan oylamada 50+1 kuralının oy çokluğu ile devamına karar verildi. Böylece kulüp sahipliğinin önü 20 yıl kuralı dışında kapanmış oldu.

 

Futbol geleneklerine çok bağlı olan birçok kulübün taraftarı bu kuralın değişmesini ve kulüplerin parayı bastırıp alınabilmesi yolunun açılmasını zaten istemiyordu. Yani, 20 yıl kuralı kulüp sahibi olmanın şu andaki tek yolu.

 

Bundesliga 1 ve 2’de yer alan 36 kulübün 3’ü sahipli. Bunun ön koşulu ise bir kulübü 20 yıl boyunca kesintisiz ve ciddi yatırım yaparak desteklemiş olmak. Wolfsburg (VW), Bayer Leverkusen (Bayer) ve Hoffenheim (Dietmar Hopp-SAP) şu ana kadar sahibi olan 3 kulüp. Kısa süre önce kurulan Leipzig ise henüz kağıt üzerinde olmasa bile futbol şirketi üzerinden Red Bull firmasına ait diyebiliriz. Bu şirketlerin kulüplerin sahibi olmaları hesapsız para akıtacakları anlamına gelmezken belli kural ve anlaşmalar çerçevesinde para verebiliyorlar.

Denetimin ve kuralların en iyi şekilde uygulandığı Almanya, Avrupa’nın en az borçlu ligine sahip. Bundesliga’da dernek olup borcu olmayan 8 kulüp bulunuyor. Bunlar, Augsburg, Frankfurt, Werder Bremen, Bayern Münih, Dortmund, Hannover, Stuttgart ve Freiburg. Borcu olan kulüpler ise stat vs. gibi yatırımlar nedeniyle ödenebilir borçları olan kulüpler.

 

Anlaşılacağı gibi batık kulüpleri sahiplendirmek onların iyi yönetileceği ve sağlıklı bir ekonomik yapıya kavuşacakları anlamına gelmiyor. Sahipli kulübün tek bir avantajından bahsedilebilir. O da kulüp battığında zararın kulübün sahibinin cebinden çıkacak olması. Ancak ister sahipli, ister dernek, ister şirket olsun, tüm kulüplerin yaşaması ve ekonomik yapılarının düzgün olmasının tek yolu denetimden geçiyor. Yani kulüpleri denetleyerek gelirlerinden fazla harcama yapmalarını engellemek gerekiyor. Basit tanımla futbolun kurtuluşunun tek yolu bu.

 

Büyük Kulüpler Sahipli Olabilir mi? 

 

Türkiye’nin 3 büyük kulübü, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray milyarlarca liraya varan bir borç sarmalının içinde. Peki bu kulüpler tek bir kişinin malı olabilir mi?

 

 

Örneğin Kasımpaşa’yı ele alalım. Küçük bir kulüp. Fazla taraftarı yok. Sahibi Turgay Ciner kafasına estiğinde yatırımı kesip küçülme yoluna gidebiliyor. Kimsenin de gıkı çıkamıyor. Ancak “milyonlarca sahibi” olan büyük kulüpler, tek bir kişinin malı olamaz. Hangi sahip 3 büyük kulüpten birinin beklenti içinde olan milyonlarca taraftarına yatırımı kesip küçülüyorum diyebilir? Bu bağlamda Real Madrid’i, Barcelona’yı, Bayern Münih’i satabilir misiniz? İtalya veya İngiltere’deki sahipli büyük kulüplerin yaşadıkları problemler ve yüksek borçlar buna en güzel örnektir.

 

Sonuç

Yazının bütününden de anlaşılacağı gibi bir kulüp sahipli de olabilir ama dernek statüsünde de hayatını sürdürebilir. Buna karar verecek olanlar kulüplerin kendisidir. Önemli olan iki kıstasın hayata geçirilmesidir.

 

-Harcamaların gelirlerin üzerine çıkmaması.

-Tüm kulüplerin ülkenin futbol otoritesi olan federasyon (veya lig şirketi) tarafından denetlenmesi.

Türk futbolunu yönetenler bu iki kıstası hayata geçirdiklerinde ve buna uymayanlara acımadan, bir takım değişik hesaplara girmeden yaptırımlar uyguladıklarında futbolun ekonomik kurtuluş savaşını da başlatmış olacaklardır.{jcomments on}

Bu İçerik  434  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Hüseyin Özkök Salı, 15 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

14.08.2018 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

93.301

0,67

 bjk BJKAS

2,15

5,39

 fb FENER

23,66

8,53

 gs GSRAY

1,49

5,67

 trabzon TSPOR

1,16

4,50

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 18835509

Lefter Küçükandonyadis Sezonu 2018-19 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Galatasaray

 1  1   0    0   3  1   2    3 
2  Yeni Malatyaspor  1  1  0  0  3  1  2  3
3 Kayserispor

 1

 1  0  0  2  0  2  3
4

Başakşehir

 1  1  0  0  2

 0

 2  3
5 Konyaspor
 1  1  0  0  3  2  1

 3

6

Kasımpaşa

 1

 1 

 0  0  3  2  1  3
7

Beşiktaş

 1  1  0  0  2  1  1  3
8

Fenerbahçe

 1  1  0  0  2  1  1  3
9

Sivasspor

 1  1

 0

 0  1  0  1  3
10

BŞB Erzurumspor

 1  0  0  1  2  3  -1  0
11 Çaykur Rizespor  1

 0 

 0  1  2  3  -1  0
12 Akhisarspor  1  0  0   1   1  2  -1  0
13 Bursaspor  1  0  0  1  1  2  -1  0
14 Alanyaspor  1  0  0  1  0  1  -1  0
15 Göztepe

 1

 0  0  1  1  3  -2  0
16 Ankaragücü

 1

 0  0  1  1  3  -2  0
17 Antalyaspor  1  0  0  1  0  2  -2  0
18 Trabzonspor   1   0  0  1  0  2  -2  0

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

izlanda-bayrak İzlanda

10 7 1 2 16 7 22 9
2 hirvatistan-bayrak Hırvatistan 10 6 2 2 15 4 20 11
3 ukrayna-bayrak Ukranya

10

5 2 3 13 9 17 4
4

turk-bayrak Türkiye

10 4 3 3
14

13

15 1
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
10 2 3
5 9 13 9

-4

6

kosova-bayrak Kosova

10 0 1 9
3

24

1 -21

Money Football League

2018 Deloitte Para Ligi Raporu   

“ Yirmibirincisi yayınlanan 2018 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 676 Milyon Euro’luk geliriyle zirvedeki yerini korudu. Türk takımı bulunmayan Lig’in ilk 20’sinde 14 İngiliz Kulübü bulunuyor.
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.