x
12 Aralık 2018- 27 Kasım 2018'de yapılan ve inteltek firmasının 10 yıllığına 200 Milyar TL ciro taahhüdü vererek kazandığı  İDDAA ihalesine yeterli firma katılmadığı ve yeterli rekabet oluşmadığı için Spor Toto Teşk... 27 Kasım 2018- Düzenlenen İddaa ihalesine  sadece Turkcell iştiraki olan Inteltek teklif verdi. 10 yıl için 200 milyar TL hasılat taahhüdü verilen ihalede son karar Spor Toto Teşkilat Başkanlığı'nın olacak... 27 Kasım 2018 - Futbol Ekonomisi raporu- Eko lig'in üçüncüsü yayınlandı. Rapora göre, Süper Lig 2017-18 sezonunda Türk Futbol gelirleri 3.2 Milyar TL'na ulaştı.  13 Kasım 2018- Alman basını tarafından 70 milyon elektronik belgenin incelenmesi ile ortaya çıkarılan skandalda UEFA’nın kirli sırları, ve kulüplerin menejerler ile olan uygunsuz ilişkileri belgelendi. 29 Ekim 2018-  10 Maçta 2 Galibiyet, 3 beraberlik, 5 mağlubiyet alan Fenerbahçe'de yönetim teknik direktör Philip Cocu'yu görevinden aldı.  23 Ekim 2018- UEFA 2018/19 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde toplam 1.950 Milyon Euro parasal ödül dağıtacak. Avrupa Ligi'nde ise dağıtılacak tutar 560 Milyon Euro olarak gerçekleşecek. UEFA'nın Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Süper Kupa o... 26 Eylül 2018- Evsahipliğine aday olduğumuz Euro 2024 Organizasyonunu UEFA Almanya’ya verdi.  14 Eylül 2018- Fenerbahçe Başkanı Ali Koç kulüp televizyonundan yaptığı açıklamada, Fenerbahçe'nin borçlarının son kur artışından sonra 400 Milyon TL artarak, 4.5 Milyar TL'na ulaştığını belirtti. 31 Ağustos 2018- Galatasaray, 2018-19 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu'nda Rusya'nın Lokomotiv Moskova, Portekiz'in Porto ve Almanya'nın Schalke 04 takımları ile eşleşti. 15 Ağustos 2018- UEFA 2018/19 Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Süper Kupa Finali’nden  toplam 3.25 Milyar Euro gelir elde edecek. Bu gelirin 2.55 Milyar Euro'luk kısmı kulüplere dağıtılacak.  Şampiyonlar Ligi'ne katılacak ...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ömer GÜRSOY 'Tenisin Obama'sından sonra Barack Obama’da veda ediyor

'Tenisin Obama'sından sonra Barack Obama’da veda ediyor

osman-tural

Ömer Gürsoy- 17 Kasım 2016 2012 yılında Tenis Federasyonu Başkanı olmasının ardından medyada tuhaf ve seviyesiz yazılar peşi sıra yayınlanırken ben de  o zamanlar Habertürk’te ki köşemde ‘Tenis’in Obama’sı yazımla Osman Tural’ın yükseliş öyküsünü Amerika Başkanı Barack Obama’ya benzetmiş böylece bir yandan destek olurken bir yandan da çeşitli uyarılarda bulunmuştum.

 

 

Osman Tural; 2014 yılında daha Tenis Federasyonu Başkanlığı’nın 2.yılında PTT Genel Müdürlüğü görevinden Danıştay Üyeliğine atanmasıyla bir koltuk kazanırkan 2 koltuğunu kaybetmişti. Ama her zaman aklı Tenis Federasyon Başkanlığında kalmış olacak ki geçtiğimiz ay yapılan seçimler öncesi ‘Danıştay Kanunu bir kez değiştirmekle bir şey olmaz’ düsturu ile hareket ederek mucizevi bir yoldan kendi göreve getirdiği Başkan’ı ekarte etmek istemişti de tekerlek yolda patlamıştı.

 

Peki ne oldu da isim babalığını benim yaptığım ‘Tenis’in Obaması’ konusuna 4 yıl sonra tekrar neden döndüm?

 

Bunun cevabını şimdi değil yazının sonunda vereceğim ama bu sıralar yazımın başlığına iham veren Barack Obama’da Ocak 2017’de görevini devredeceği için 2 vedanın da gerçekte eşzamanlı olduğunun da altını çizeyim.Küçük bir tüyo benim gözlemime göre Tural, yakın zamana kadar federasyon üzerinde güçlü bir vesayet oluşturmuştu veya öyle bir algı yönetimi yapıyordu. Ama öyle olmadığı görüldü.. Ne mi oldu?

 

Önce şu 2012’lere bir kez daha dönelim ; PTT Genel Müdürü Osman Tural’ın Tenis Federasyonu Başkanı olması üzerine yazılara bakalım..

 

Doğrusu bunların bir çoğu hala içimi burkar. Genelde sınıf farkı hissi yaratan ucuz tartışmalardı.Ama yine de Bilgin Gökberk’in Hürriyet’ye yazdıkları farklıydı:

 

“Hülya( Avşar),Sergen’in doğum gününü kutlamak için Kanaltürk’e bize bağlandığında tenis’e getirdim lafı,PTT Genel Müdürüne 1-2 laf attım.Ertesi gün 100 kişi aradı. 100 e-kişi.

 

Arayanlar tenis’ten nema’lanan tayfaydı.’Nema problema’ dediler.Türkçesi.. Problem yok.Suriye sınırı geçti Konya’ya geldi desem 1 kişi aramaz.Ülke’nin bu gündeminde zurnanın son deliği için 100 kişi arıyor. Bu nema da böyle bir şey işte..”

 

Kıvrak ve acımasız üslubundan taviz vermeden devam ediyor Bilgin:

 

Arayan nema’cı tayfa şöyle diyor;

 

1-PTT sponsormuş, para veriyormuş, zaten genel müdür yönetiyormuş,yönetimdeymiş.

 

2-Bir şey değişmemiş,eski başkan yine yönetimdeymiş,sadece yer değiştirmişler.

 

3-Başkan çok iyi bir insanmış ne yani altı üstü 6-7 iktidara yakın bürokratı yönetime almış böylece işler daha çabuk yürüyecekmiş.”

 

O zamanlar medya tam bir algı yöntemiyle Osman Tural’ı yerden yere vururken (ama sevgili arkadaşım Bilgin’in ‘tenisten nemalanan tayfa’ tespitinin son derece isabetli olduğunun altını çizelim ) ben de 29 Kasım 2012 tarihli Habertürk’te “Tenis’in Obaması” yazımda; Barack Obama’yı ABD'nin ilk siyahî başkanı, Osman Tural’ı da Tenis Federasyonu'na başkan olan ilk siyah Türk olarak tanımlamış ve yazının devamında şunları yazmıştım:

 


Obama, Fransız Devrimi'nin olduğu tarihte Washington ile başlayan başkanlık sürecinde 43., Osman Tural, Cumhuriyet'in ilan edildiği tarihte Server Bey ile başlayan Tenis Federasyonu başkanlığında 24. sırada...
Obama'nın babası Kenya'nın Siaya Bölgesi'ndeki Nyang'oma Kogelo yerleşim yerinde doğmuş ve büyümüş bir Kenyalıydı. Hem babası, hem de üvey babası Müslüman kökenli ailelerden geliyordu.
Tural ise, Samsun'un Alaçam ilçesinde doğmuş, İmam Hatip Lisesi'nde okumuş, dindar bir ailenin çocuğu. Obama, 1983'te Columbia Üniversitesi Siyasal Bilgiler'den mezun olurken, 3 yıl sonra Tural, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu.
Obama, fırsatlar ülkesi Amerika'da Başkanlığa kadar ulaşırken gözünü sevdiğim ülkemizin fırsatlarından da yararlanan Tural ise önce PTT Genel Müdürü şimdi ise Tenis Federasyonu Başkanı oldu.
Tural'ın Başkanlığı niye bu kadar tepki toplayıp haber konusu oldu? Hâlbuki daha önce hiçbir Federasyon Başkanı'nı değil kamuoyu tenis camiası bile doğru dürüst bilmezdi.”

 

Daha tanımadan sadece şekilci tavırlarla yerden yere vurulan Tural’ı bu şekilde analizlerimle destekliyordum, beyaz Türklerin linç girişimine isyan ediyordum. Oldum olası sınıf farkı tavırlardan nefret ederim. (Ama Osman Tural ne yaptı biliyor musunuz, beyaz Türklerin kendisine yaptığı hakaretleri unutarak onların kurduğu tuzağa düştü ve kendisiyle ilgili yukarıda ki satırların yazarı Bilgin Gökberk’in ayağına gitti, bunun üzerine de Bilgin birkaç yumuşatıcı bir kaç şey yazdı.. ve Bilgin’e şunları diyebildi mi: ne demek nemacı tayfa, kim bunlar.. bizim tenis ailesi temizdir.. varsa böyleleri de onları temizleriz..

 

Yok hayır..

 

İşte bu yüzden bence Tural’ın ilk kırılma noktası buydu. Beyaz Türklere şekil vereceğine kendisini beyaz Türklere kabul ettirmek istiyordu. “Bakın aslında sizden farklı değilim diyordu. Bugün de hala o arayışta olduğunu görüyorum ne yazık ki..)

 

Yazımın devamında uyarılarda yok değildi.. Sonuçta bu Tural’ın beyaz Türklerle ilk dansıydı ve bu dansa da içinde bulunduğu konjöktörden yararlanarak gelmişti:
‘Yalnız, son 1 yıldır yakından tanıma fırsatı bulduğum Tural'ın konjoktürel bir başkan olduğunu da kabul edelim. "PTT Genel Müdürü olmasaydı Tenis Federasyonu Başkanı olabilir miydi?" diye sorarsanız "Kesinlikle hayır, 4 yıl önce Yönetim Kurulu Üyesi bile olamazdı" cevabını veririm.’

 

Yani kökünüz olmazsa sporculuk, camiada uzun yıllar etkin bir şekilde rol almak gibi süreçlerden geçmezseniz ve hele de bürokrasiden ve o zamanın ruhuna göre pozisyonlar alınıyorsa bunun adı “konjoktürel”dir. İşin doğrusu Tural’da bundan son derece iyi yararlandı. Ama şu altın kuralı da unuttuğunu sanıyorum: Geliş şekliniz gidiş şeklinizi de belirler. Konjoktürel durum değişmiştir artık bir kere..

 

Tural'ın başkan olmasında hükümetin dahli olduğu savının doğru olmadığını o zamanlar yazmıştım. Halbuki Tural ve yakın çevresi o zamanlar öyle bir hava estiriyorlardı. Beyaz Türkler de bundan çok etkileniyordu veya etkileniyor gözüküyordu. Şöyle yazmışım:

 

Çünkü seçimden 6 ay önce havada ikmal yapıldı, camia ve yönetim kurulu üyeleri Tural'ı yönetim kurulu üyeliğinden başkanlığa, mevcut başkanı ise yönetim kuruluna taşımıştı.

 

Aslında denklem çok basitti:

 

Siyah Türk Tural konjoktürden yararlanarak Başkan olmak ister..

 

Yıllarca Türk tenisi adı altında kendileri için devletten her türlü desteği alan ama artık konjoktür değiştiği için bürokraside çaldıkları her kapı yüzlerine kapanan akıllı beyaz Türkler kendileri dışında birisine ihtiyaç duyar.Böylece milyonlarca dolarlık pastayı sisteme enjekte edecek birisini seve seve Başkan yapacaklardı.

 

Tenisin Obaması da en büyük hayaline kavuşacaktı; sonuçta beyaz Türklerin oyun alanında Başkan olarak zafer bayrağını dikecekti.Tıpkı zamanında Galatasaray Liselilerin sorunları çözümsüzlüğe ulaştığında Adnan Polat’ı Başkan yapması gibi..

 

Nitekim; bugün Tenis Koordinatörlüğü görevine getirilen Ayda Uluç’a havada ikmal operasyonu yapılmıştı. Bakın bunu o zaman şöyle ifade etmişim:
“Çünkü ülkemizde tenis sporunun gelişmesi tıkanmıştı, belki Tural bu tulumbanın suyunu bulabilirdi. Tenis elitlerinin beklentisi de bu olsa gerek!”

 

Dediğim gibi de oldu, Tural kısa sürede bütçeyi 3 milyon liradan 12-13 milyon seviyelerine çıkardı.. ve her yerde olduğu gibi fazla para sistemi düzelteceğine daha da bozdu.

Küçük uyarılar ( sanırım bir koltukta 2 karpuz taşımanın zaferi içinde ki Osman Tural bu yazılarımı o zamanlar detaylı okumamıştır,belki geriye dönük baktığında bugün daha soğukkanlı analiz yapabilir) sonrası Tural’a açık destek vererek yazımı şöyle bitirmiştim:

 

“…Bu da bize nasıl bir Federasyon Başkanlığı yapacağının ipuçlarını da veriyor. İşte yeni dönemin Tenis Federasyon Başkanı kendisinden önceki başkanlar kadar güçlü tenis tekniği olmasa da kesinlikle onlardan daha fazla mücadeleci ruha sahip olduğu için iyi bir başkanlık yapacağını düşünüyorum. Tural sonuçta Federer'e Nadal'a rakip olmayacak ki.. Projelerini ve hedeflerini dinleyince en azından beni buna inandırdı.
Bundan sonra iş, "Siyah Türk"ün tenisteki sınıf farkı algısını kırarak halkla buluşturması, kendini işiyle kamuoyunu inandırması ve bu zamana kadar "anlayıp da yap(a)mayanlar"a temiz bir tenis dersi vermesidir. Ne demiş Ziya Paşa; ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”

 

Evet artık bu kadar uzun bir yazıyı bir yere bağlamak gerekiyor..

 

Öncelikle bu yazıyı yazmama neden olan olay geçtiğimiz günlerde TEB’in Ankara Spor Salonu’nda Çağla Büyükakçay, Marsel İlhan, Pat Cash ve Bouchard’ın katıldığı etkinlikte gördüğüm 2-3 dakikalık bir sahnedir. Bunu biraz detaylı anlatacağım:

 

Bazen bir küçük fotoğraf, küçük bir mimik, küçük bir jest, bir bakış, bir detay öyle çok şeyi ifade eder ki.. Hele benim gibi yıllarca devletin en üst kademelerinde yıllarca özel kalem müdürlüğü ve danışmanlık yapan birisi için..

 

Tenis Federasyonu’nun bütçesini 3-4 kez arttıran, mevcut başkana başkanlığını altın tepside sunan eski Başkan ve Danıştay Üyesi Tural kendisine Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın locasında yer verilmemiş olacak ki bir ara Bakan Kılıç ile konuşmak için diğer locadan geldi, önce ayakta uzunca bir süre bekledi; sonra bir salvo Bakan ile mevcut başkanın arasına geldi, bir şeyler konuşmaya başladı ama baktı olmuyor, bu kez ikisinin arasında ki koltuk koluna oturdu..iri gövdesiyle tuhaf bir görüntü oldu o minnacık kolun üstünde..baktı olmayacak mevcut başkan bir süre sonra yerinden kalkarak yerini Tural’a bıraktı.. 2-3 dakika Bakanla görüştükten sonra Tural kendi locasına doğru gitti. Çünkü o koltuk artık kendisinin göreve getirdiği Başkan’a aitti.Özgül ağırlığını kaybetmiş hissi vardı vücut dilinde her ne kadar sahte bir özgüven duruşu sergilese de…

 

Niye bu sahneyi bu kadar uzun anlattım biliyor musunuz? 2012 yılında hakkında yazılar yazılıp çizildiğinde için burkulduysa bu sahne de aynı duyguları hissettim. O zaman da sadece ben çıkıp “hele bir durun, icraatlarını görmeden adamı idam ediyorsunuz” demiştim. Bugüne geldiğimizde onlarca hatasını ve eksiğini yazabilirim.. Hatta bugün Türk tenisinin içine düştüğü “yönetilemez” duruma gelmesinde onun bürokratik gücünden nasıl istifade edildiğini ve tenis liglerinin kaldırılarak kimlere hizmet edildiğini detaylarıyla uzun uzun anlatabilirim. Ama konumuz bugün bu değil.

 

Her türlü eleştirime karşın yaptığı hizmetlerle Tural’ın Tenis Federasyonu’nun Onursal Başkanlığı’nı da hak ettiğine inanırım.

 

Ama o gece ve o sahne…?

 

O gece bir bakıma Tural’ın da bir veda bir jübile gecesine dön(üş)müştü, hem de yakın arkadaşları tarafından...{jcomments on}  

Bu İçerik  2265  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

11.12.2018 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

91.800

0,00

 bjk BJKAS

1,72

2,99

 fb FENER

6,76

1,05

 gs GSRAY

1,21

1,68

 trabzon TSPOR

1,53

19,53

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 19746458

Lefter Küçükandonyadis Sezonu 2018-19 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Başakşehir

 15  10  3    2   20  6   14    33
2 Kasımpaşa  15  8  2   5  31  24  7  26
3 Antalyaspor

 15

 8  2  5  19  19  0  26
4

Beşiktaş

 15  7  4  4  25

 17

 8  25
5 Malatyaspor  15  7  4  4  23  15  8

 25

6

Trabzonspor

 15

  7 

 4  4  26  19  7  25
7

Galatasaray

 15

  7 

 4  4  25  18  7  25
8

Konyaspor

 15  5  6  4  20  18  2  21
9

Sivasspor

 15  5

 6

 4  18  19  -1  21
10

Ankaragücü

 15  6  2  7  17  19  -2  20
11 Bursaspor  15

  4 

 7  4  16  16  0  19
12 Göztepe  15
 6  0   9   15 19  -4  18
13 Akhisarspor  15  4  4  7  19  25  -6  16
14 Alanyaspor  15  5  1  9  11  20  -9  16
15 Kayserispor

 15

 4  3  8  13  24

  -11 

 15
16

Erzurumspor

 15

 3  5  7  13  19  -6  14
17 Fenerbahçe  15  3  5  7  14  22  -8  14
18 Rizespor   15   1  8  6  17  23  -6  11

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

2018 Deloitte Para Ligi Raporu   

“ Yirmibirincisi yayınlanan 2018 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 676 Milyon Euro’luk geliriyle zirvedeki yerini korudu. Türk takımı bulunmayan Lig’in ilk 20’sinde 14 İngiliz Kulübü bulunuyor.
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.