x
21 Kasım 2017- Premier Lig kulüplerinden Newcastle United'a Dubaili Konsorsiyum PCP Capital Partners ortağından 300 Milyon Sterlinlik alım önerisi geldi. 10 Kasım 2017- Süper Lig’de naklen yayın gelirleri son 6 yılda %232 artarak yıllık 2 Milyar TL‘na yükseldi.  10 Kasım 2017- Manchester United son on yılda gelirlerini %119 arttırarak 515.3 Milyon Sterlin’e yükseltti.  10 Ekim 2017- Ampute milli futbol takımımız İngiltere'yi 2-1 yenerek Avrupa şampiyonu oldu. 2 Ekim 2017- Premier Lig'in yayıncı kuruluşu BskyB, Google, Apple, Facebook, Netflix ile yaptığı sözleşmelerle, Premier Lig kulüplerine 2016-19 için yıllık yaklaşık 2.1 Milyar € daha ekstra ödeme yapacak. Buna göre PL'in yıllık na... 11 Eylül 2017- Deloitte, 26. Futbol finans raporu, "Annual Review of Football Finance, 2017" yi yayınladı. Rapora göre, Avrupa Futbol piyasasının büyüklüğü 24.6 Milyar Euro'ya ulaştı. Avrupa'nın en fazla kazanan ligi ise 4.8 Milyar Euro... 31 Ağustos 2017-  Barcelona Neymar Jr’dan boşalan 11 numaraya, Borussia Dortmund’dan bonuslarla birlikte yaklaşık 150 milyon Euro’ya Ousmane Dembele'yi transfer etti. 27 Ağustos 2017- Beşiktaş Kulübü'nün Divan Kurulu toplantısında toplam borcunun 1 milyar 766 milyon 209 bin 342 TL olduğu açıklandı. 5 Ağustoa 2018- Fransız PSG kulübü, tarihin en yüksek maliyetli transferini gerçekleştirdi. PSG 220 Milyon Euro bedelle Barça'nın yıldızı Neymar'ı transfer etti. 20 Temmuz 2017- İspanyol Futbol federasyonu başkanı Angel Maria Villar, polisin federasyona ilişkin yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ömer GÜRSOY 'Tenisin Obama'sından sonra Barack Obama’da veda ediyor

'Tenisin Obama'sından sonra Barack Obama’da veda ediyor

osman-tural

Ömer Gürsoy- 17 Kasım 2016 2012 yılında Tenis Federasyonu Başkanı olmasının ardından medyada tuhaf ve seviyesiz yazılar peşi sıra yayınlanırken ben de  o zamanlar Habertürk’te ki köşemde ‘Tenis’in Obama’sı yazımla Osman Tural’ın yükseliş öyküsünü Amerika Başkanı Barack Obama’ya benzetmiş böylece bir yandan destek olurken bir yandan da çeşitli uyarılarda bulunmuştum.

 

 

Osman Tural; 2014 yılında daha Tenis Federasyonu Başkanlığı’nın 2.yılında PTT Genel Müdürlüğü görevinden Danıştay Üyeliğine atanmasıyla bir koltuk kazanırkan 2 koltuğunu kaybetmişti. Ama her zaman aklı Tenis Federasyon Başkanlığında kalmış olacak ki geçtiğimiz ay yapılan seçimler öncesi ‘Danıştay Kanunu bir kez değiştirmekle bir şey olmaz’ düsturu ile hareket ederek mucizevi bir yoldan kendi göreve getirdiği Başkan’ı ekarte etmek istemişti de tekerlek yolda patlamıştı.

 

Peki ne oldu da isim babalığını benim yaptığım ‘Tenis’in Obaması’ konusuna 4 yıl sonra tekrar neden döndüm?

 

Bunun cevabını şimdi değil yazının sonunda vereceğim ama bu sıralar yazımın başlığına iham veren Barack Obama’da Ocak 2017’de görevini devredeceği için 2 vedanın da gerçekte eşzamanlı olduğunun da altını çizeyim.Küçük bir tüyo benim gözlemime göre Tural, yakın zamana kadar federasyon üzerinde güçlü bir vesayet oluşturmuştu veya öyle bir algı yönetimi yapıyordu. Ama öyle olmadığı görüldü.. Ne mi oldu?

 

Önce şu 2012’lere bir kez daha dönelim ; PTT Genel Müdürü Osman Tural’ın Tenis Federasyonu Başkanı olması üzerine yazılara bakalım..

 

Doğrusu bunların bir çoğu hala içimi burkar. Genelde sınıf farkı hissi yaratan ucuz tartışmalardı.Ama yine de Bilgin Gökberk’in Hürriyet’ye yazdıkları farklıydı:

 

“Hülya( Avşar),Sergen’in doğum gününü kutlamak için Kanaltürk’e bize bağlandığında tenis’e getirdim lafı,PTT Genel Müdürüne 1-2 laf attım.Ertesi gün 100 kişi aradı. 100 e-kişi.

 

Arayanlar tenis’ten nema’lanan tayfaydı.’Nema problema’ dediler.Türkçesi.. Problem yok.Suriye sınırı geçti Konya’ya geldi desem 1 kişi aramaz.Ülke’nin bu gündeminde zurnanın son deliği için 100 kişi arıyor. Bu nema da böyle bir şey işte..”

 

Kıvrak ve acımasız üslubundan taviz vermeden devam ediyor Bilgin:

 

Arayan nema’cı tayfa şöyle diyor;

 

1-PTT sponsormuş, para veriyormuş, zaten genel müdür yönetiyormuş,yönetimdeymiş.

 

2-Bir şey değişmemiş,eski başkan yine yönetimdeymiş,sadece yer değiştirmişler.

 

3-Başkan çok iyi bir insanmış ne yani altı üstü 6-7 iktidara yakın bürokratı yönetime almış böylece işler daha çabuk yürüyecekmiş.”

 

O zamanlar medya tam bir algı yöntemiyle Osman Tural’ı yerden yere vururken (ama sevgili arkadaşım Bilgin’in ‘tenisten nemalanan tayfa’ tespitinin son derece isabetli olduğunun altını çizelim ) ben de 29 Kasım 2012 tarihli Habertürk’te “Tenis’in Obaması” yazımda; Barack Obama’yı ABD'nin ilk siyahî başkanı, Osman Tural’ı da Tenis Federasyonu'na başkan olan ilk siyah Türk olarak tanımlamış ve yazının devamında şunları yazmıştım:

 


Obama, Fransız Devrimi'nin olduğu tarihte Washington ile başlayan başkanlık sürecinde 43., Osman Tural, Cumhuriyet'in ilan edildiği tarihte Server Bey ile başlayan Tenis Federasyonu başkanlığında 24. sırada...
Obama'nın babası Kenya'nın Siaya Bölgesi'ndeki Nyang'oma Kogelo yerleşim yerinde doğmuş ve büyümüş bir Kenyalıydı. Hem babası, hem de üvey babası Müslüman kökenli ailelerden geliyordu.
Tural ise, Samsun'un Alaçam ilçesinde doğmuş, İmam Hatip Lisesi'nde okumuş, dindar bir ailenin çocuğu. Obama, 1983'te Columbia Üniversitesi Siyasal Bilgiler'den mezun olurken, 3 yıl sonra Tural, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu.
Obama, fırsatlar ülkesi Amerika'da Başkanlığa kadar ulaşırken gözünü sevdiğim ülkemizin fırsatlarından da yararlanan Tural ise önce PTT Genel Müdürü şimdi ise Tenis Federasyonu Başkanı oldu.
Tural'ın Başkanlığı niye bu kadar tepki toplayıp haber konusu oldu? Hâlbuki daha önce hiçbir Federasyon Başkanı'nı değil kamuoyu tenis camiası bile doğru dürüst bilmezdi.”

 

Daha tanımadan sadece şekilci tavırlarla yerden yere vurulan Tural’ı bu şekilde analizlerimle destekliyordum, beyaz Türklerin linç girişimine isyan ediyordum. Oldum olası sınıf farkı tavırlardan nefret ederim. (Ama Osman Tural ne yaptı biliyor musunuz, beyaz Türklerin kendisine yaptığı hakaretleri unutarak onların kurduğu tuzağa düştü ve kendisiyle ilgili yukarıda ki satırların yazarı Bilgin Gökberk’in ayağına gitti, bunun üzerine de Bilgin birkaç yumuşatıcı bir kaç şey yazdı.. ve Bilgin’e şunları diyebildi mi: ne demek nemacı tayfa, kim bunlar.. bizim tenis ailesi temizdir.. varsa böyleleri de onları temizleriz..

 

Yok hayır..

 

İşte bu yüzden bence Tural’ın ilk kırılma noktası buydu. Beyaz Türklere şekil vereceğine kendisini beyaz Türklere kabul ettirmek istiyordu. “Bakın aslında sizden farklı değilim diyordu. Bugün de hala o arayışta olduğunu görüyorum ne yazık ki..)

 

Yazımın devamında uyarılarda yok değildi.. Sonuçta bu Tural’ın beyaz Türklerle ilk dansıydı ve bu dansa da içinde bulunduğu konjöktörden yararlanarak gelmişti:
‘Yalnız, son 1 yıldır yakından tanıma fırsatı bulduğum Tural'ın konjoktürel bir başkan olduğunu da kabul edelim. "PTT Genel Müdürü olmasaydı Tenis Federasyonu Başkanı olabilir miydi?" diye sorarsanız "Kesinlikle hayır, 4 yıl önce Yönetim Kurulu Üyesi bile olamazdı" cevabını veririm.’

 

Yani kökünüz olmazsa sporculuk, camiada uzun yıllar etkin bir şekilde rol almak gibi süreçlerden geçmezseniz ve hele de bürokrasiden ve o zamanın ruhuna göre pozisyonlar alınıyorsa bunun adı “konjoktürel”dir. İşin doğrusu Tural’da bundan son derece iyi yararlandı. Ama şu altın kuralı da unuttuğunu sanıyorum: Geliş şekliniz gidiş şeklinizi de belirler. Konjoktürel durum değişmiştir artık bir kere..

 

Tural'ın başkan olmasında hükümetin dahli olduğu savının doğru olmadığını o zamanlar yazmıştım. Halbuki Tural ve yakın çevresi o zamanlar öyle bir hava estiriyorlardı. Beyaz Türkler de bundan çok etkileniyordu veya etkileniyor gözüküyordu. Şöyle yazmışım:

 

Çünkü seçimden 6 ay önce havada ikmal yapıldı, camia ve yönetim kurulu üyeleri Tural'ı yönetim kurulu üyeliğinden başkanlığa, mevcut başkanı ise yönetim kuruluna taşımıştı.

 

Aslında denklem çok basitti:

 

Siyah Türk Tural konjoktürden yararlanarak Başkan olmak ister..

 

Yıllarca Türk tenisi adı altında kendileri için devletten her türlü desteği alan ama artık konjoktür değiştiği için bürokraside çaldıkları her kapı yüzlerine kapanan akıllı beyaz Türkler kendileri dışında birisine ihtiyaç duyar.Böylece milyonlarca dolarlık pastayı sisteme enjekte edecek birisini seve seve Başkan yapacaklardı.

 

Tenisin Obaması da en büyük hayaline kavuşacaktı; sonuçta beyaz Türklerin oyun alanında Başkan olarak zafer bayrağını dikecekti.Tıpkı zamanında Galatasaray Liselilerin sorunları çözümsüzlüğe ulaştığında Adnan Polat’ı Başkan yapması gibi..

 

Nitekim; bugün Tenis Koordinatörlüğü görevine getirilen Ayda Uluç’a havada ikmal operasyonu yapılmıştı. Bakın bunu o zaman şöyle ifade etmişim:
“Çünkü ülkemizde tenis sporunun gelişmesi tıkanmıştı, belki Tural bu tulumbanın suyunu bulabilirdi. Tenis elitlerinin beklentisi de bu olsa gerek!”

 

Dediğim gibi de oldu, Tural kısa sürede bütçeyi 3 milyon liradan 12-13 milyon seviyelerine çıkardı.. ve her yerde olduğu gibi fazla para sistemi düzelteceğine daha da bozdu.

Küçük uyarılar ( sanırım bir koltukta 2 karpuz taşımanın zaferi içinde ki Osman Tural bu yazılarımı o zamanlar detaylı okumamıştır,belki geriye dönük baktığında bugün daha soğukkanlı analiz yapabilir) sonrası Tural’a açık destek vererek yazımı şöyle bitirmiştim:

 

“…Bu da bize nasıl bir Federasyon Başkanlığı yapacağının ipuçlarını da veriyor. İşte yeni dönemin Tenis Federasyon Başkanı kendisinden önceki başkanlar kadar güçlü tenis tekniği olmasa da kesinlikle onlardan daha fazla mücadeleci ruha sahip olduğu için iyi bir başkanlık yapacağını düşünüyorum. Tural sonuçta Federer'e Nadal'a rakip olmayacak ki.. Projelerini ve hedeflerini dinleyince en azından beni buna inandırdı.
Bundan sonra iş, "Siyah Türk"ün tenisteki sınıf farkı algısını kırarak halkla buluşturması, kendini işiyle kamuoyunu inandırması ve bu zamana kadar "anlayıp da yap(a)mayanlar"a temiz bir tenis dersi vermesidir. Ne demiş Ziya Paşa; ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”

 

Evet artık bu kadar uzun bir yazıyı bir yere bağlamak gerekiyor..

 

Öncelikle bu yazıyı yazmama neden olan olay geçtiğimiz günlerde TEB’in Ankara Spor Salonu’nda Çağla Büyükakçay, Marsel İlhan, Pat Cash ve Bouchard’ın katıldığı etkinlikte gördüğüm 2-3 dakikalık bir sahnedir. Bunu biraz detaylı anlatacağım:

 

Bazen bir küçük fotoğraf, küçük bir mimik, küçük bir jest, bir bakış, bir detay öyle çok şeyi ifade eder ki.. Hele benim gibi yıllarca devletin en üst kademelerinde yıllarca özel kalem müdürlüğü ve danışmanlık yapan birisi için..

 

Tenis Federasyonu’nun bütçesini 3-4 kez arttıran, mevcut başkana başkanlığını altın tepside sunan eski Başkan ve Danıştay Üyesi Tural kendisine Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın locasında yer verilmemiş olacak ki bir ara Bakan Kılıç ile konuşmak için diğer locadan geldi, önce ayakta uzunca bir süre bekledi; sonra bir salvo Bakan ile mevcut başkanın arasına geldi, bir şeyler konuşmaya başladı ama baktı olmuyor, bu kez ikisinin arasında ki koltuk koluna oturdu..iri gövdesiyle tuhaf bir görüntü oldu o minnacık kolun üstünde..baktı olmayacak mevcut başkan bir süre sonra yerinden kalkarak yerini Tural’a bıraktı.. 2-3 dakika Bakanla görüştükten sonra Tural kendi locasına doğru gitti. Çünkü o koltuk artık kendisinin göreve getirdiği Başkan’a aitti.Özgül ağırlığını kaybetmiş hissi vardı vücut dilinde her ne kadar sahte bir özgüven duruşu sergilese de…

 

Niye bu sahneyi bu kadar uzun anlattım biliyor musunuz? 2012 yılında hakkında yazılar yazılıp çizildiğinde için burkulduysa bu sahne de aynı duyguları hissettim. O zaman da sadece ben çıkıp “hele bir durun, icraatlarını görmeden adamı idam ediyorsunuz” demiştim. Bugüne geldiğimizde onlarca hatasını ve eksiğini yazabilirim.. Hatta bugün Türk tenisinin içine düştüğü “yönetilemez” duruma gelmesinde onun bürokratik gücünden nasıl istifade edildiğini ve tenis liglerinin kaldırılarak kimlere hizmet edildiğini detaylarıyla uzun uzun anlatabilirim. Ama konumuz bugün bu değil.

 

Her türlü eleştirime karşın yaptığı hizmetlerle Tural’ın Tenis Federasyonu’nun Onursal Başkanlığı’nı da hak ettiğine inanırım.

 

Ama o gece ve o sahne…?

 

O gece bir bakıma Tural’ın da bir veda bir jübile gecesine dön(üş)müştü, hem de yakın arkadaşları tarafından...{jcomments on}  

Bu İçerik  1725  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

24.11.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

104.960

-0,06

 bjk BJKAS

4,22

0,24

 fb FENER

31,62

0,32

 gs GSRAY

6,16

0,65

 trabzon TSPOR

2,10

2,94

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 16118406

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Galatasaray

 12  8   2    2   27  14   13    26 
2 Başakşehir  12  8  2  2 23  14  9  26
3 Beşiktaş

 12

 6  4  2  19  12  7  22
4

Kayserispor

 12  6  4  2  19

 14

 5  22
5 Fenerbahçe
 12  5  5  2  25  17  8

 20

6

Sivasspor

 12  6  1  5  18  19  -1  19
7

Bursaspor

 12  5  3  4  22  15  7  18
8

Göztepe

 12  5  3  4  22  21  1  18
9

Akhisarspor

 12  5

 3

 4  18  19 -1  18
10

Alanyaspor

 12  5  2  5  25  22  3  17
11 Trabzonspor  12  4  4  4  23  26  -3  16
12 Kasımpaşa  12  4  3   5   20  21  -1  15
13 Malatyaspor  12  4  2  6  16  20  -4  14
14 Antalyaspor  12  3  4  5  14  21  -7  13
15 Konyaspor

 12

 3  2  7  12  16  -4  11
16 Osmanlıspor

 12

 2  2  8  17  26  -9  8
17 Karabükspor  12  2  2  8  12  21  -9  8
18 Gençlerbirliği   12   2  2  8  14  28  -14  8

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

izlanda-bayrak İzlanda

10 7 1 2 16 7 22 9
2 hirvatistan-bayrak Hırvatistan 10 6 2 2 15 4 20 11
3 ukrayna-bayrak Ukranya

10

5 2 3 13 9 17 4
4

turk-bayrak Türkiye

10 4 3 3
14

13

15 1
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
10 2 3
5 9 13 9

-4

6

kosova-bayrak Kosova

10 0 1 9
3

24

1 -21

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.