x
11 Eylül 2017- Deloitte, 26. Futbol finans raporu, "Annual Review of Football Finance, 2017" yi yayınladı. Rapora göre, Avrupa Futbol piyasasının büyüklüğü 24.6 Milyar Euro'ya ulaştı. Avrupa'nın en fazla kazanan ligi ise 4.8 Milyar Euro... 31 Ağustos 2017-  Barcelona Neymar Jr’dan boşalan 11 numaraya, Borussia Dortmund’dan bonuslarla birlikte yaklaşık 150 milyon Euro’ya Ousmane Dembele'yi transfer etti. 27 Ağustos 2017- Beşiktaş Kulübü'nün Divan Kurulu toplantısında toplam borcunun 1 milyar 766 milyon 209 bin 342 TL olduğu açıklandı. 5 Ağustoa 2018- Fransız PSG kulübü, tarihin en yüksek maliyetli transferini gerçekleştirdi. PSG 220 Milyon Euro bedelle Barça'nın yıldızı Neymar'ı transfer etti. 20 Temmuz 2017- İspanyol Futbol federasyonu başkanı Angel Maria Villar, polisin federasyona ilişkin yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı. 3 Temmuz 2017- FIFA Konfederasyon Kupası'nı Şili'yi 1-0 yenen Almanya kazandı. 4 Haziran 2017- Juventus'u Gallerin başkenti Cardiff'te 4-1 yenen Real Madrid, 2016-17 sezonunun Şampiyonlar Ligi Kupasını kazandı. 1 Haziran 2017- Normal süresi 0-0 biten Ziraat Bankası Türkiye Kupası'nı penaltılarla rakibi Başakşehirspor'u 4-1 yenen Konyaspor kazandı.  29 Mayıs 2017- Beşiktaş Lig'in bitimine bir hafta kala Süper Lig'de 15.Şampiyonluğuna ulaştı. 23 Mayıs 2017- Futbolun kurumsal ve yönetsel gelişimine çok büyük emek veren, futbolekonomi'nin kurucularından Doç.Dr.Kutlu Merih'i kaybettik. Başımız sağ olsun....
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ömer GÜRSOY Hani Türk Futbolu Batıyordu?

Hani Türk Futbolu Batıyordu?

111

Ömer Gürsoy- 22 Kasım 2016 Bazı yazılar var ki tarihe kaydedilir, işte onun için söylenir “buza yazmıyoruz kardeşim” sözleri..

 

Bir çoklarının aksine “ben yazmıştım” demekten açık açık keyif alan birisiyim. Çünkü her rüzgarla otlar gibi bir oraya bir buraya sallanan konjoktürel bir yazar da değilseniz rüzgara karşı ıslık çalmak zorunda kalırsınız.

 

Habertük Gazetesi’nden ayrılmamdan önce yazdığım son 2 yazımdan birisi “Merhaba Futbol” bir diğeri de yine bu yazımın başlığı idi: Hani Türk futbolu batıyordu?

 

İşte bu yazı da rüzgara karşı ıslak çalan bir yazıydı.

 

Yayın ihalesinin her türlü ekonomik koşulların zorlaştığı ve doların tarihi rekorlara ulaştığı bir dönemde 600 milyon dolarlara ulaşması ve bu anlaşmanın 5 yıllık olduğu da göz önüne alındığında 3 milyar dolar gibi bir rakamdan söz ediyoruz..

 

TFF Başkanvekili Hüsnü Güreli’nin açıklamalarını dinlediğimde ortalama kulüplerimizin gelirlerinde yüzde 45 ila yüzde 50 oranlarında artış sağlandığını ifade etti. Bu gerçekten inanılmaz bir rakam. Şöyle düşünelim sabit gelirli memur, işçi veya emekli olduğunuzu düşünün ve gelecek 5 yılda yüzde 50 zam alacaksınız, üstelik dolar kurunun tefe/tefe dengesi ile artışı ile birlikte..

 

Tabii şimdi bunları yazmak kolay.. Ama yaklaşık son 4-5 yıldır yaşanan tüm mali krizlere karşın UEFA’nın kararlığı, TFF’nin “sessiz devrimleri” ve kulüplerimizin “stres testlerini” aşabilecek potansiyelini aşabileceğini öngörüyordum.Bakın bir zamanlar hepimizi rehin altına alan, marka değerini aşağılara düşüren ortada tribün terörü bugün gündemden düştü..

 

23 Temmuz 2015tarihli Habertürk’te;

 

Fenerbahçe’nin içlerinde Van Persie, Nani gibi dünya yıldızlarını renklerine katması, Galatasaray’ın şampiyon kadrosunun üzerine Podolski’yi transfer etmesi, Beşiktaş’ta tekrar Q7’nin gelişi Mario Gomez’in ayak sesleri,Antalya’nın Eto ile anlaşması derken transfer borsasının neden en renkli ülkesinin Türkiye olduğunu anlatmaya çalışmıştım.

Virgülüne dokunmadan tekrar buraya alıyorum:

 

“Ne oldu da birden bire battı batacak denilen kulüplerimiz böyle bir transfer atağına kalktılar. Halbuki gazetelerde çıkan haber ve yazılara baktığımda kulüplerimiz çoktan iflas etmişlerdi. Kulüplerin kasasına yeni kaynaklar girmediğine göre bu transferleri nasıl izah edeceğiz?

 

Bu transferler gelecekte büyüyeceği düşünülen Türk futboluna güvenin bir ürünüdür. Borsa da meşhur bir deyim vardır: Borsa da beklentiler satın alınır gelecek satılır. Futbolcu transferleri de borsa gibi beklentileri satın alınır. Kulüp yöneticileri Türk futbolunun büyüyeceği konusunda beklentileri satın alıyorlar.İyi ki de karamsar yazılara itibar etmiyorlar. Bu sene ligimizin renklenmesinde hep yerin dibine soktuğumuz kulüp yöneticilerinin vizyonuna borçluyuz.Şahsen kendi adıma yıllar sonra Lig Tv’ye tekrar abone olma arzusu duyuyorum.

 

Peki bu sürece nasıl geldik? Öncelikle TFF Başkanı Yıldırım Demirören’in Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ ile yaptığı Süper Lig A.Ş. kurulmasını öngeren prensip anlaşması üzerine TFF’nin yayın gelirlerinden yapacağı fedakarlık sonucunda kulüplerin kasasına daha çok para gireceği beklentisi, en son olarak da Digitürk platformunun Katarlı bir gruba satılması.. Bu satış bile borsada işlem gören kulüplerimizin değerini yükseltmeye yetti. Niçin hem de biliyor musunuz? Katarlı grubun bu kadar üst düzey yıldızın maçlarını tıpkı Aşk-ı Memnu, Muhteşem Yüzyıl gibi diğer ülkelere pazarlayabileceği beklentisini satın aldı borsacılar..

 

Bu sürece gelinmesinde hiç kuşku yok ki Demirören yönetiminin bugüne kadar Türk futbolunda ki mayınları tek tek temizlemesi sonucunda ulaştık. 3 Temmuz sürecinde tıkanma noktasına gelen Türk futbolunu bu enkazdan ustaca çıkarması, ( ki “Demirören yumurtayı diktuttu/ tutabilecek mi” başlıklı yazılarımda bu süreci anlatmıştım), profesyonel hakemliğe geçiş ve Şampiyonlar Ligi finalini bir Türk hakeminin yönetmesi, dünyanın en güzel tesislerinden Riva’nın bitirilmesi,futbol lisesinin açılması, saha kapatma cezasının kaldırılmasının tribün kapama yasağının da kaldırmasıyla taraftarlar rahatlıkla kombine kartları alabilmesi..

 

Kim ne derse desin Passolig’in seyirci profilini değiştirmesiyle kötü seyirci yerine iyi seyircilerin statlarda daha rahatlıkla yer alacaklarını söyleyebiliriz. Geçen yıl Passolig bahanesiyle tribünlerden kaçan –halbuki takımının sıkıcı oyunundan bıkan- Fenerbahçe taraftarı bakın bakalım her maçta nasıl da tribünleri dolduracak. Bu canlanma sayesinde maç günü gelirleri, forma satışları derken yeni sponsorları da Türk futbolunun içinde göreceğiz.”

 

Kehanet değil ama bugün geldiğimiz noktayı ve süreci bundan 17 ay önce herkes “Türk futbolu batıyor” derken analiz edebilmekti.

 

Daha doğrusu rahmetli Bülent Ecevit’ten öğrendiğim radar ile ışıldak arasında ki farkta gizli olduğunu düşünüyorum.. Rahmetli Ecevit, ışıldak ile radar arasında ki farkı ışıldağın görebildiği, gösterebildiği çok azdır. Kör noktaları sonsuzdur. Radar ise aramadan bulur. Işıldak bir anda bir yana yönelebilir. Radarsa bir anda her yana açıktır.

 

Bu da bir tercih meselesi ya ışıldak olacaksınız ya da radar?

 

Karamsar papağanın sonu

 

Aslında yazım burada da bitmiyordu.. “Türk futbolu batıyor” yaygarası koparıp kendilerine rol kapmaya çalışanlar için de Amerikan Başkanı Abraham Lincoln’den anlattığı bir “papağan hikayesini” anlatmıştım:

“… ‘spor dünyasına ilişkin sıkıntılarda bahsederken acaba karamsar bir papağana mı dönüyoruz bazen’ diye düşündüğüm olmuştur mesela. Tıpkı “Lincoln’un papağı”nında olduğu gibi…

 

Bugün Amerika’da siyah bir başkan görev yapıyorsa başta Barak Obama olmak üzere herkesin minnetle andığı bir Başkan’ın filmi: Lincoln.

 

Adeta satranç oynar gibi yaptığı hamlelerle siyasi hayatının en büyük risklerini göze alarak Amerika’da 19.yüzyılın en önemli yasa değişikliğine imza atan Lincoln her zaman olumsuzluğa dem vuranlara karşı filmde bir papağan hikâyesi anlatır.

 

“Duyduğuma göre bir zamanlar Jefferson City’de bir avukatın bir papağanı varmış her sabah onu çığlık çığlığa uyandırıyormuş: ‘Bugün dünyanın sonu geliyor, Kutsal kitap böyle buyuruyor…’

 

Günün birinde avukat kuşu vurmuş.Biraz sessizlik ve huzur bulmak için herhalde…”

 

Ben de dâhil olmak üzere yıllardır birçok yazar ve yorumcu “Böyle giderse Türk futbolu batacak”,Irmak dizginsiz akıyor”, “Finansal fair play uygulansın”, “Futbola da mali kural gerek, UEFA böyle buyuruyor” yazdık, söyledik.Tıpkı Lincoln’un hikâyesinde anlattığı papağan gibi, bıkmadan usanmadan..

 

Ama gelin görün ki, bugün kulüplerimizin yaşadığı bazı problemler olsa da dünyanın birçok yerinde özellikle de Amerika’da dev gibi şirketlerin iflasının yanında bizimkilerin durumu hiç de kötü değil..

 

Bundan 5-6 yıl önce alacaklıların kapısında beklediği ve ekonomik itibarı bitmeye yaklaşan Galatasaray Kulübü önce Adnan Polat’ın hamleleri sonra da devletin stat sübvansiyonuyla bugün Drobga ve Sneijder gibi dünyanın önemli isimlerine forma giydirebiliyor.

 

Geride kalmaktan korkan Fenerbahçe’de transferin son günlerinde atağa kalkarak ezeli rakibine “ligde yalnız değilsin” diyor.

 

Şuna emin olun, iki yıl sonra statları tamamlandıktan sonra maç günü gelirlerini 50-60 milyon dolara çıkaracak Beşiktaş ve Trabzon’da bu rekabetin içine rahatlıkla gireceklerdir.Yine stat projeleri ile bir çok ilimizde modern statlar futbol ekonomisini daha da büyütecek.

 

Yani papağanın yaptığı gibi her zaman felaket tellallığı yapmaya da gerek yok. Görünen o ki ne dünyanın sonu geliyor, ne de kulüplerimiz batıyor. Devlet desteği ile de olsa mutlaka bir çıkış yolu buluyorlar.Sonuçta ligimiz hala Avrupa'nın 6. büyük ligi değil mi?

 

Başkan Abraham Lincoln öykünün sonunu şöyle bitiriyor:

 

“Bir bakıma kuşun kehaneti de gerçekleşmiş.Hiç olmazsa kendisi için.”

 

Diğer yazar ve yorumcu dostları bilmem ama benim bundan böyle avukatın vurduğu felaket tellalı papağanın akıbetine uğramaya hiç mi hiç niyetim yok!”

 

Bugüne gelirsek, başka söze hacet görmüyorum.. 2,5 yıl önce ne yazdıysam bugün de aynı fikirdeyim.. Artık “Türk futbolu batıyor” söylemlerine de itibar etmeyeceğim.Yıllarca ayağına çelme takılarak, dövülerek şekil alan Türk futbolu yine borsa deyimiyle ‘yükselişe’ geçmiştir.”

 

Evet bugün geldiğimiz nokta ortada.. Bugün herkes TFF Başkanı Yıldırım Demirören ve Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ’a teşekkür ediyor.. Katar’lı firmayı alkışlıyor.. Ben bugün bunu yapmayacağım.. Çünkü 17 ay önce zaten yazımda bu işin mimarlarının çizdiği yapıyı anlatmıştım.

 

Ama onların yanında TFF Başkanvekilleri Servet Yardımcı, Hüsnü Güreli, Nihat Özdemir, büyük sağlık sorunlarının ardından yine karınca misali çalışan İcra Kurulu Üyesi Cengiz Zülfikaroğlu ve yıllarını Digitürk çatısı altında Lig Tv Genel Müdürlüğü gibi önemli görevlerden sonra TFF Genel Sekreteliği görevini yürüten Kadir Kardaş’ın bu konuda ki tecrübeleri bence teşekkürü ve tebriği hak ediyor.

 

Ama bütün bunların yanında kutlamamız gereken her türlü zorluğa rağmen sorunların altından kalkmasını bilen kulüplerimiz olduğunu düşünüyorum.. Bugüne kadar onların da büyük hataları oldu elbette.. Ama UEFA kriterleri, yenilenen statlar, yayın gelirlerinde ki artışlar derken yükselişe geçen Türk futbolu artık diğer yapısal sorunlarını çözmek için daha bir özgüvenli olacaktır. Tabii her devletin de futbola büyük katkısı yadsınamaz.. Bu fırsatı heba etmeyelim!

 

Şimdi gelelim bu satırların yazarına…

 

Yukarıda da belirttiğim gibi Habertürk Gazetesi’nde yayın hayatına girdiği ilk haftadan itibaren her hafta düzenli spor yazarlığı yapan tek kişiydim. Daha önce de Akşam Gazetesi sürecini de katarsak bir 10 yıllık yazarlık hayatımda ilk kez bir yazıma cevap/sataşma şeklinde yine kendi gazetemden geldi. Yani Habertürk’ten.. İri cüssesine karşın rüzgarda otlar gibi bir oraya bir buraya kolayca sallanan/sallanabilen yazar “ille de kulüpler batacak” derken bana da pembe gözlüklerimi değiştirmemi tavsiyesinde bulunmuştu. Demek ki, kendisini karamsar papağan bulan yazarlardan birisi oydu.

 

Ama iş bununla bitmedi... Bu yazı belli ki bir işaret fişeğiydi belli ki.. Rahatsız olan başkaları daha vardı. Sonunda 7 yıl süreyle aralıksız yazan birisi olarak yazılarıma sayfalarda yer bulunamadığı gerekçesiyle son verildi.

 

Yani diyeceğim o ki papağanın kehanetinden Türk futbolu kendini kurtardı ama ne papağan ne de ben kendimi kurtarabildim.

 

Papağana tetiği kimin çektiği belli de beni kimin vurduğunu artık Ciner Yayın Danışmanı da olan Mehmet Atalay’a bırakıyorum.{jcomments on}

   

Bu İçerik  667  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

22.09.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

104.395

0,38

 bjk BJKAS

4,65

0,65

 fb FENER

35,24

0,40

 gs GSRAY

7,79

-1,27

 trabzon TSPOR

2,81

0,78

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 15443995

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Galatasaray

 5  4   1    0   13  3   10    13 
2 Beşiktaş  5  4  1  0 9  3  6  13
3 Göztepe

 5

 3  1  1  10  7  3  10
4

Kayserispor

 5  3  1  1  8

 6

 2  10
5 Başakşehir
 5  3  1  1  9  8  1

 10

6

Akhisarspor

 5  3  1  1  7  7  0  10
7

Bursaspor

 5  3  0  2  11  7  4  9
8

Fenerbahçe

 5  2  2  1  12  9  3  8
9

Trabzonspor

 5  2

 2

 1  11  9  2  8
10

Kasımpaşa

 5  2  1  2  9  9  0  7
11 Sivasspor  5  2  0  3  6  8  -2  6
12 Karabükspor  5  1  2   2   6  6  0  5
13  Malatyaspor  5  1  1  3  8  11  -3  4
14 Alanyaspor  5  1  1  3  7  11  -4  4
15 Konyaspor

 5

 1  0  4  5  8  -3  3
16 Antalyaspor

 5

 0  3  2  4  8  -4  3
17 Gençlerbirliği  5  0  1  4  5  12  -7  1
18 Osmanlıspor  5   0  1  4  6  14  -8  1

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

hirvatistan-bayrak Hırvatistan

8 5 1 2 12 3 16 9
2 izlanda-bayrak İzlanda 8 5 1 2 11 7 16 4
3 turk-bayrak TÜRKİYE

8

4 2 2 12 8 14 4
4

ukrayna-bayrak Ukranya

8 4 2 2
11

7

14 4
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
8 2 1
5 6 10 7

-4

6

kosova-bayrak Kosova

8 0 1 7
3

20

1 -17

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.