x
20 Temmuz 2017- İspanyol Futbol federasyonu başkanı Angel Maria Villar, polisin federasyona ilişkin yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı. 3 Temmuz 2017- FIFA Konfederasyon Kupası'nı Şili'yi 1-0 yenen Almanya kazandı. 4 Haziran 2017- Juventus'u Gallerin başkenti Cardiff'te 4-1 yenen Real Madrid, 2016-17 sezonunun Şampiyonlar Ligi Kupasını kazandı. 1 Haziran 2017- Normal süresi 0-0 biten Ziraat Bankası Türkiye Kupası'nı penaltılarla rakibi Başakşehirspor'u 4-1 yenen Konyaspor kazandı.  29 Mayıs 2017- Beşiktaş Lig'in bitimine bir hafta kala Süper Lig'de 15.Şampiyonluğuna ulaştı. 23 Mayıs 2017- Futbolun kurumsal ve yönetsel gelişimine çok büyük emek veren, futbolekonomi'nin kurucularından Doç.Dr.Kutlu Merih'i kaybettik. Başımız sağ olsun.... 21 Mayıs 2017 -Eurolig Final Four final maçında Olympiakos'u 80-64 yenen Fenerbahçe Avrupa'nın en büyüğü oldu.  6 Nisan 2017- Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, 34 oyla UEFA yönetim kurulu üyesi seçildi. UEFA'nın 41. genel kurulunda alınan kararla Şenes Erzik'in UEFA'yı FIFA'da temsil etme görevi de sona erdi. 10 Şubat 2017- Galatasaray Başkanı Özbek, kulübün bankalara olan borcunun, Riva ve Florya projeleri sonrası kulüp kasasına giren son ödemelerle birlikte 750 milyon TL 'den  430 milyon TL civarına gerilediğini ifade etti.  15 Eylül 2015-  Real Madrid artık Dünyanın en değerli takımı değil. NFL ekiplerinden Dallas Cowboys 2.6 Milyar £ değeriyle ilk sırada. R.Madrid ise 2,1 Milyar £ ile en değerli ikinci kulübü oldu.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ahmet TALİMCİLER Spordaki/Futboldaki İvedikleşme

Spordaki/Futboldaki İvedikleşme

futbol-topuRI

Ahmet Talimciler- 9 Mayıs 2017 Nobranlığın her geçen gün biraz daha fazla prim yaptığı ve normalleştiği bir dönemden geçiyoruz. Tıpkı toplumsal hayatımızın bütün alanlarında olduğu gibi spor sahalarında da kabul gören bir davranış hali ile karşı karşıyayız.

‘Sen Benim Kim Olduğumu Biliyor musun?’ cümlesi adeta her köşe bucakta tekrar tekrar karşımıza çıkmakla kalmıyor, her seferinde biraz daha fazla makbul bir hale dönüşüyor.

 

Kazanma öylesine iliklerimize dek işledi ki artık onun dışında hiçbir sonuca yan gözle bile bakmaz olduk. Mutlak surette kazanmak ve mutlak surette başarmak üzerine kurgulanan hayatlar/karşılaşmalar/mücadeleler sonucunda ise ötekini görmezden gelen bir anlayış adım adım iliklerimize işlendi. Herkes sadece kendisinin/kendi takımının/kendi partisinin ya da kendi adamının kazanmasını istiyor. Üstelik istemekle de kalmayıp dışarıdan müdahale etmeyi kendisine hak olarak görüyor. Böylesi bir yaklaşımın kabul gördüğü ortamda ise şiddetin kapakları açılıyor ve şiddet ister fiziksel isterse de sözel hali ile hepimizi esir almaya başlıyor.

 

Recep İvedik serisinin gördüğü hüsnü kabulün arkasında yatan saikleri dünkü yazımda işlemeye çalışmıştım. Tam İvedikleşmeden bahsederken spor sahalarından gelen görüntüler ve açıklamalar yaşadıklarımızın her alanda nasıl bir karşılığı olduğunu göstermesi açısından önem arz ediyordu. Kadınlar Basketbolundaki final karşılaşmasının ilk ayağında Fenerbahçe ile Yakın doğu üniversitesi takımları karşı karşıya geldiler.

 

Ancak karşılaşmadan ziyade maç öncesindeki protokol tribününde Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım’ın, rakip kulübün başkanı Işık Eyigüngör’e yönelik fiili saldırısı konuşuldu. Bir kulüp başkanı ile diğer kulüp başkanı arasında kameralar önünde hiç de hoş olmayan ya da medyanın sıkça kullandığı söylemle sahalarımızda görmek istemediğimiz olaylar yaşanıyor. Ve ardından sanki hiçbir şey olmamış gibi maç izleniyor, basın toplantısında ‘yaptım bir daha yaparım’ ifadelerini kullanıyor.

 

Bu açıklamalara kendi programından yanıt veren Erman Toroğlu ise yaşananlara ateş püskürüyor. “Adam bir daha olsa yine döverim diyor ya. Kimsin lan sen bir daha döveceksin rakip kulüp başkanını? Ben ona lan diyorum çünkü o da rakip kulüp başkanına lan diyor. Ben de sana kimsin lan sen rakip kulüp başkanını dövüyorsun diyorum. Ama sen haklısın Aziz Yıldırım. Türkiye’de ne savcı var ne de hakim var. Senden korkuyorlar. Helal olsun sana. Yürü be(!) Sen yakında hakim de savcı da döversin. Yeter lan yeter be! Sen kimsin ya! Sahte evrakla askere gitmeyeceksin. Paraya yatır sonra Türkiye’de ahkam kes. Kim ulan bu Aziz Yıldırım? Kim ulan bu? Türkiye’de adalet olsaydı seni çoktan yakarlardı. Yeter abi. Kim ulan bu Aziz Yıldırım!’

 

Kullanılan dile lütfen bir daha bakın ve bu dilin sık sık söylenen spor, dostluk-kardeşlik barıştır ifadesi ile nasıl bir ilişkisi olduğunu düşünün. Kişisel husumetlerin ekranlar üzerinden savaştırıldığı ve ikbal kaygılarının diğer bütün değer yargılarının önüne geçirildiği bir anlayışla karşı karşıyayız. Bütün renkler hızla kirleniyor ve renkler kirlendikçe sporun/futbolun güzellikleri de bir bir kayboluyor. Çirkinlik, kabalık, kötülük giderek bizi daha fazla içine çekiyor. Buradaki asıl sıkıntı ise kendi durduğu yerden hayatı anlamlandıran insan sayısının her geçen gün biraz daha fazla hale gelmesi. Kendisi için, takımı için, ideolojisi için ne derseniz deyin fark etmeyecek bir biçimde her türlü olumsuzluğu normal gören bir kitle var artık. Ve o kitlenin sayısı kadar sesi de giderek daha fazla çıkıyor. Onlar bağırdıkça kendilerini daha güçlü daha ulaşılmaz ve yıkılmaz hissediyorlar. Oysa asıl gücün sahiplerinin kendileri değil karşılarında sessiz duran yığınlar olduğunun bal gibi de farkındalar. Aslında için için korkuyorlar ve korktukça daha fazla bağırarak haklı olduklarını gösterme yolunu tercih ediyorlar.

 

Tribünlerde, ekranlarda gördüğümüz bu pespayelik sadece orada kalmıyor ülkenin en önemli iki takımı arasında oynanan müsabaka içerisinde bir bakıyorsunuz milli takımın kaptanlığını yapmış bir isim kameralara baka baka ana avrat küfrediyor. Onun iki metre uzağında yer alan maçın hakemi ise üç maymunu oynamayı tercih ediyor.

 

Halbuki aynı hakem yıllar önce gencecik bir futbolcuyu atma konusunda tereddüt göstermemiş dudaklarıyla küfür ettiğine kanaat getirmişti. Maçın içerisinde ev sahibi takımın Talisca, rakip takım kalecisine orta parmağı ile her dilde aynı anlama gelen bir işaret yapıyor. Bu iki takım arasında kupa karşılaşmasında da benzer gerilimler olduğunu ve orada da Van Persie’nin elini şortunu içerisine sokarak rakip futbolcuları ve taraftarları tahrik ettiği üzerinde çok durulmuştu.

 

Maçlar bitiyor ardından sahalar karışıyor ve her defasında aynı isimlerin içerisinde yer aldığı olayları görüyoruz. Bir dahaki karşılaşma ve olaylara kadar olan bitenler hızla unutuluyor ancak ivedikleşme hız kesmeden saha içinde, protokol tribünlerinde ve ekranlarda devam ediyor. Hayatı fragman gibi yaşamaya alışkanlık haline getirdiğimiz ölçüde yaşadıklarımızın anlaşılır ve makul açıklamalarının yapılması da güçleşiyor. Kabalığın prim yaptığı, nezaketin ve inceliğin hakir görüldüğü hatta çoğu zaman kadınsılaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Nazik ve ince erkeklerin argo ifadelerle karşı karşıya bırakılması da yine bu anlayışın bir tezahürüdür.

 

Spor/futbol karşılaşmaları ivedikleşmenin en güzel örneklerini karşımıza çıkartan alanlar olarak giderek daha fazla tuhaflaşıyor. Tuhaflaştıkça karşılaştıklarımızı daha fazla normal görmeye ve anormalliği normal kabul etmeye başlıyoruz. Ardından ise kulüp başkanından teknik direktörüne, futbolcusundan, yorumcusuna ve taraftarına kadar hepsini içine hapseden bir davranış biçimi adeta dalga dalga yayılıyor.

 

Bu zihniyet açısından rakip alt edilmesi gereken düşmanlar misali her türlü muameleyi hak edenler olarak görülmekte ve kazanmak için her türlü yol mübah sayılmaktadır. Gündelik hayatın mutlak surette kazananları ile spor sahalarının mutlak surette kazananlarını belirleyen aynı davranış kalıplarıdır. Kazananlar her şeye sahip olduklarını zannettikleri ölçüde daha fazla patavatsız ve ölçüsüz hale dönüşmekle kalmamakta, her türlü haltı edebileceklerini zannetmektedirler. Tıpkı hayat gibi sporun da kendine has kuralları ve uyulması gereken ritüelleri bulunmaktadır. Bunları es geçenler kısa vade içerisinde yenilmez, şampiyon ya da baş edilemezler olarak lanse edilebilirler. Ancak ivedikleşmenin spordaki karşılığı çok daha ağır tecrübelerle yüzünüze çarpabilir.

 

Bunun için illa ki uluslararası karşılaşmalarda daha güçlü rakiplere ihtiyaç da yoktur, tam tersine hiç beklemediğiniz yerde beklemediğiniz şekilde kaybedebilirsiniz. Ve bu kaybediş, onlarca kazandığınızı bir çırpıda yok edebilecek potansiyeli bünyesinde barındırabilir. Fenerbahçe’nin Pendik, Galatasaray’ın 1461 Trabzon, Beşiktaş’ın Çanakkale Dardanel takımlarına Türkiye kupası karşılaşmalarında nasıl kaybettiklerine bir daha bakıverin.

 

Spordaki/futboldaki bu yaklaşımların en tehlikeli yanı ise kaldığı kadarıyla oyunun tamamen oyunluktan çıkartılması ve şiddetin tek yol olarak kabul görmesinin önünü açmasıdır. Yönetimde, sahada, tribünlerde, ekranlarda şiddetle yaşayanların şiddeti içselleştirenlerin şiddetsiz bir dünyanın var olabileceğine inanmaları ise mümkün değildir. {jcomments on}

 

Bu İçerik  245  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

24.07.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

106.861

0,02

 bjk BJKAS

4,67

1,74

 fb FENER

37,62

2,73

 gs GSRAY

6,89

0,73

 trabzon TSPOR

3,13

-0,32

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 14748190

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

AKHİSAR BLD.

               
2 ALANYASPOR                
3 ANTALYASPOR

 

             
4

KONYASPOR

         

 

   
5 BEŞİKTAŞ
             

 

6

BURSASPOR

               
7

 MALATYASPOR

               
8

FENERBAHÇE

               
9

GALATASARAY

   

 

         
10

GENÇLERBİRLİĞİ

               
11 GÖZTEPE                
12 KARABÜKSPOR                
13 KASIMPAŞA                
14 KAYSERİSPOR                
15 BAŞAKŞEHİR FK

 

             
16 OSMANLISPOR

 

             
17 SİVASSPOR                
18 TRABZONSPOR                

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

hirvatistan-bayrak Hırvatistan

6 4 1 1 11 2 13 9
2 izlanda-bayrak İzlanda 6 4 1 1 9 6 13 3
3 turk-bayrak TÜRKİYE

6

3 2 1 11 6 11 5
4

ukrayna-bayrak Ukranya

6 3 2 1
9

5

11 4
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
6 0 1
5 4 10 1

1

6

kosova-bayrak Kosova

6 0 1 5
3

18

1 -15

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.