x
5 Ağustos 2019- Beinsports ile süren yayın krizi, Kulüplerin 500 Milyon TL eksik ödemeyi kabul etmesiyle, uzlaşmayla sonuçlandı. 12 Temmuz 2019- 2019 FIFA Kadınlar Dünya Kupası'nda Hollanda'yı 2-0 mağlup eden ABD Kadın Milli Takımı, dördüncü kez dünyanın en büyüğü olmayı başardı. 3 Temmuz 2019- Fikret Orman: Türkiye’de Finansal Bir Kriz Var. Kulüplerin giderleri büyük oranda dövizle.  Kulüplerin Daralması Lazım! 12 Haziran 2019- A Milli Takımımız Euro 2020 grup maçında İzlanda deplasmanında rakibine 2-1 yenildi. 3 Haziran 2019- UEFA Şampiyonlar Ligi  2018-19 sezonu finalinde Tottenham’ı 2-0 yenen Liverpool şampiyon oldu. Liverpool bu şampiyonlukla, Şampiyon Kulüpler Kupası ve Şampiyonlar Ligi olmak üzere 6 kez mutlu sona ulaştı. 3 Haziran 2019- Ankara’da yapılan Türkiye Futbol Federasyonu Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısında, Nihat Özdemir, 174 oy alarak TFF başkanlığına seçildi. 31 Mayıs 2019- UEFA Avrupa Ligi finalinde Arsenal'i 4-1 yenen Chelsea 2018-2019 sezonunun şampiyonu oldu. 31 Mayıs 2019- Abalı Denizlispor, Gençlerbirliği ve Gazişehir Futbol Kulübü 2019-20 sezonunda Süper Lig'de mücadele edecek. 27 Mayıs 2019- Süper Lig 2018-19 sezonunda tamamlanan maçlar sonrasında Bursaspor, Akhisarspor ve Erzurumspor küme düştü. 27 Mayıs 2019- Türkiye Futbol Federasyonu, Spor Toto Süper Lig'in 2019-20 sezonunun  16, 17, 18 ve 19 Ağustos 2019 tarihlerinde oynanacak maçlarla başlayacağını, 17 Mayıs 2020'de de sezonun sona ereceğini açıkladı.&n...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ahmet TALİMCİLER Yeni Müfredat ve Seçmeli Beden Eğitimi Dersi!

Yeni Müfredat ve Seçmeli Beden Eğitimi Dersi!

Be

Ahmet Talimciler- 22 Mayıs 2019  Okul döneminde sporla karşılaşmayan ve sporun bir hayat tarzı olduğunu öğrenemeyen kişilerin, hayatlarının ilerleyen evrelerinde spor yapma ihtimali çok ama çok düşük oranlarda kalmaya mahkûmdur.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk liselerde önümüzdeki yıllarda devreye girecek olan yeni eğitim modelini açıkladı. Bu yeni modele göre öğrencilerimizi, HEY(Hayal, Etkinlik, Yaşam) adı altında ders sayılarından başlayarak pek çok yeniliğin beklediğini böylece öğrenmiş olduk. Önce var olan tabloyu bir özetlemek belki de yaşanabilecek olan gelişmelere ilişkin bazı ipuçlarını da bizlere sunacağı için yarar sağlayacaktır. AKP iktidarı içerisinde geçen yaklaşık on yedi yıl boyunca üzerinde en fazla oynanan alanın eğitim olduğunu ve her atanan yeni milli eğitim bakanı ile birlikte ‘devrim’ adı verilen uygulamaların dolaşıma sokulduğuna tanıklık ettik. Buna karşın ne yazık ki bir türlü istenilen devrim gerçekleşmedi ve ülkemizin eğitim sistemi dünya ile rekabet edebilecek bir seviyeye ulaşamadı.

 

Eğitimin ideolojik bir alan olması ve bu alana yapılan aktarımların kısa vadeden ziyade asıl etkisini uzun vade içerisinde ortaya çıkarabileceği gerçeği, bu hayati konunun neden önemsenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. İlkokuldan başlayarak lise son sınıfa kadar on iki yıl boyunca çocuklarımızı, gençlerimizi uzun saatler boyunca okulda tutmayı hedefliyoruz. Ve ne yazık ki bu okulda tutma politikası, söz konusu olan bu kitleye keyifli bir öğrenim hayatı ile birlikte onları sağlıklı bir geleceğe taşıyabilecek donanıma ulaştıramıyor! Çünkü ister devlet okullarında isterse de özel okullarda olsun var olan ağır müfredat nedeniyle bu çocuklar, haftada 40 saat boyunca okullarda tutuluyorlar. Ne yazık ki bu tutulma süresi içerisinde dersin yanı sıra bir takım eğitsel aktiviteler adı altında zaman geçirmeye mecbur bırakılıyorlar.

 

Son derece kötü hazırlanmış kitaplarla birlikte geleceğe hazırlamayı düşündüğümüz bu çocukların kafalarını belki de bir daha hiç kullanmayacakları bilgilerle doldurmak zorunda bırakıyoruz. Bu satırların yazarı olarak benim de on beş yaşında onuncu sınıfa giden bir oğlum olduğunu ve onun kitaplarını elime aldığımda irkildiğimi belirtmek durumundayım. En son Pazar günü tarih sınavı için sorulara baktığımda söz konusu tarih kitabının, bir çocuğa tarihi sevdirmek dışında her işe yarayabileceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Uzun zaman dilimleri içerisinde okulda tutulan bu kitlenin, zihinsel alışkanlıklarının yanı sıra okulla kurdukları bağlantının da değiştiği gerçeğini hala idrak edebilmiş değiliz. Çocuklarımızı tıpkı yıllar öncesinde bizlere ve bizden sonraki diğer kuşaklara yapıldığı gibi sınıf içerisinde bir örnek sistemin içerisine sokarak adeta tornadan geçirmeye devam ediyoruz.

 

Sayın Bakanın açıklamaları geleceğe ilişkin farklı bir perspektif çizmek istenildiği noktasında bulunuyor. Buna karşın örneğin ders sayısını azaltılmasına rağmen toplam haftalık ders saatinin değişmediği gerçeği bizi yeniden karşılayıveriyor. Bir diğer dikkat çekici husus burada beş saatin HEY temasına ayrılacak olması. Baştan oyun bozanlık yapmış gibi olmayayım ancak okul hayatım boyunca ve sonradan gelen zaman dilimleri içerisinde gördüğüm en net uygulama böylesi belirtilen saatlerin, çoğunlukla okul yönetiminin inisiyatifi ile farklı derslerle doldurulması olmuştur. Buradaki bir diğer sıkıntı ise söz konusu olarak belirtilen bu zaman diliminde hangi öğretmenlerin görev alacağı sorusudur.

 

İlkokuldan başlayarak lise son aşamasına kadar toplamda yirmi milyonluk bir kitleden söz ettiğimizi bir kez daha hatırladığımız takdirde tüm ülkeyi çok yakından ilgilendirmekte olan değişikliklerle karşı karşıya olduğumuzu rahatça söyleyebiliriz. Buna karşın her nedense bu tarz tüm ülkeyi ilgilendiren ve geleceğimizi şekillendirecek olan değişiklikler konusunda toplumsal bir mutabakatın sağlanması gibi bir anlayışın devreye sokulmuyor olması da ayrı bir sıkıntı kaynağıdır. Çünkü farklı görüşlerin söyleyebileceği ve önereceklerinin de dikkate alınması çok daha yararlı olacaktır.

 

Öte yandan iktidarı ve iktidarın uygulamalarını eleştirirken toplumun farklı katmanlarında görev alan meslek erbaplarının kendi alanlarına ilişkin geleceğe dönük neler yapılması gerektiğine ilişkin çalışmalarının bulunmuyor veyahut az sayıda bulunuyor olması da büyük bir handikaptır. Siyasetin ayrıştırıcı dili ve gerginleşen yapısı nedeniyle ortaya konulması düşünülen her türlü yeniliğin bu açıdan damgalanıyor olması da ülkemizin bir diğer önemli kanayan yarasıdır. Bir başka ifadeyle ülke insanları olarak bir araya gelerek birlikte ortak bir konsensüs içerisinde ülkenin geleceğini ilgilendiren hususlarda buluşamıyoruz. Yapılanları ve yapılması düşünülenleri kısa yoldan eleştirmek suretiyle taraf olma yolunu tercih ediyoruz.

 

Bakanımızın açıkladığı derslerle ilgili olarak söyleyebileceğim en net ifade Türk Dili ve Edebiyatının zorunlu tutulmasının anlaşılır olmasına karşın Fizik, Kimya, Biyoloji derslerinin Fen Bilimleri Grubu altında; Tarih, Coğrafya, Sosyoloji, Psikoloji, Felsefe ve Mantığın ise Sosyal ve Beşeri Bilimler Grubu altında toplanmasıdır. Benzer biçimde yabancı dil dersleri de Yabancı Dil Grubu içerisinde seçmeli hale dönüştürülmüştür. Matematik için de aynı tarz bir uygulama yapıldığı ileri sürülmüş buna karşın sayın bakan sosyal medya hesabından bunun doğru olmadığını belirtmiştir. Burada Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bütün sınıflarda tıpkı Türk Dili ve Edebiyatı gibi zorunlu olduğunu da hatırlatalım. Buna karşın belirtilen ders gruplarından öğrenciler bir ders seçecekler. Yani Tarih, Felsefe, Mantık, Psikoloji, Sosyoloji, Coğrafya görmeden mezun da olabilecekler. Benzer bir durum Beden Eğitimi, Müzik ve Resim dersleri için de geçerli.

 

Bu yeni derslerin uygulanmasının 2020-2021 öğrenim yılında başlayacağını ve bu zamana kadar ne gibi düzenlemelerin yapılabileceğinin daha da netleşebileceğini de belirtelim. Gelelim yazının başlığı kısmına Beden Eğitimi derslerinin seçmeli hale dönüştürülmesi meselesine. Yirmi milyonluk okullu kitleniz elinizde bulunmasına karşın bu kitleyi sportif etkinlikler ile buluşturabilecek atılımları hayata geçiremediğiniz için ne yazık ki 80 milyonluk ülkenin sporcu potansiyeli hiç de olmaması gereken bir çizginin ötesine geçemiyor. Şimdi bu büyük sorunun üzerine bir de okul süresi boyunca belki de hiç fiziksel antrenman yapabilme ve sporu bir hayat tarzı olarak öğrenebilme potansiyelinden mahrum kalacak olan büyük bir kitle ile karşı karşıya bırakılıyoruz.

 

Okul döneminde sporla karşılaşmayan ve sporun bir hayat tarzı olduğunu öğrenemeyen kişilerin, hayatlarının ilerleyen evrelerinde spor yapma ihtimali çok ama çok düşük oranlarda kalmaya mahkûmdur. Hızla gelişen teknolojinin yarattığı hareketsizlik ve yanlış beslenme ile birlikte hayatlarımızı giderek daha fazla tehdit eden obezite ile birlikte oluşan pek çok hastalık-ki başta kalp, şeker, tansiyon vd.- açısından önümüzdeki dönem ülkemizi çok daha sıkıntılı bir süreç bekleyecektir. Ağacı yaşken eğmek yerine onun hızla içten çürümesine yol açacak eko sistemlerin oluşmasına bu vesile ile ortam sağlamış olacağız. Bu noktada çocukları, gençleri kaybetmek geleceği kaybetmek anlamına gelecektir.

 

Bunun için ise ilk olarak toplumsal kuralların, aidiyet hissinin, ekip çalışmasının öğretildiği, kişilik ve karakter yapılarının oluşturulmasına katkıda bulunan sportif etkinliklerin seçmeli değil zorunlu bir biçimde müfredat içerisinde olması icap etmektedir. İkinci olarak çocuklarımızın, gençlerimizin içlerindeki enerjilerini dışarı atmalarında en etkili alan olan sporu, mutlak surette devreye sokmak zorundayız. Aksi halde bunun yaratacağı etkilerin çok daha farklı boyutlarda toplumsal hayata şiddet olarak geri döneceği gerçeğini unutmamalıyız. Spor yapma beraberinde alkol, sigara, uyuşturucu gibi bağımlılık verici maddelerden uzak durmanın da anahtarlarındandır. Bu açıdan beden eğitimi dersleri aracılığıyla ne kadar çok kişiye dokunabilirsek o kadar çok sayıda bu tip alışkanlıklardan uzak kalmaya katkıda bulunabiliriz.  

 

Bir diğer önemli husus hareket etme ve zinde kalmanın bir ömür boyu sürmesi gerektiği fikrinin daha küçük yaşlardan itibaren bu kitleye öğretilmesi gerektiğidir. Beden eğitimi derslerini klasik boş geçen ders formatından kurtarmak suretiyle asıl işlevine döndürmenin tam sırasıdır. Burada farklı spor dallarının öğretildiği, sporcu taramalarının gerçekleştirildiği ve bu büyük kitlenin her daim sporun içerisinde tutulmak suretiyle geleceğe hazırlandığı bir dinamiği hayata geçirmeliyiz. Böylece hem ülkemizi uluslararası alanda temsil edecek olan sporcu havuzumuzu genişletebilir hem de daha sağlıklı bir neslin oluşmasına katkıda bulunabiliriz. Spor yapan kuşaklar Fair-Play duygusunu, rakibe saygı duymayı ve ötekinin haklarının önemini çok daha erken yaşlarda kavramaya başlarlar. Bu yüzden Beden Eğitimi dersleri gibi hayati bir alanı seçmeli hale dönüştürmek büyük bir boşluğun oluşmasına yol açacaktır.

 

Rahmetli sevgili dostum Cem Can’ın sözleriyle bitireyim: ‘Sporda Kullanılan Fiziksel Beceriler Bir Gün Yok Olup Gider Ancak Karakter Yapıları, Varlıklarını Ömür Boyu Sürdürürler’.{jcomments on}

   

Bu İçerik  185  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

08.08.2019

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

99.140

0,00

 bjk BJKAS

1,47

0,68

 fb FENER

7,42

0,13

 gs GSRAY

1,48

0,68

 trabzon TSPOR

1,06

0,00

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 22026677

Süper Lig Cemil Usta Sezonu 2019-20 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Alanyaspor

                 
2 Antalyaspor
               
3 Beşiktaş

 

             
4

Çaykur Rizespor

         

 

   
5 Fenerbahçe
             

 

6

Galatasaray

 

   

       

  

 
7

Gazişehir GFK

 

  

           
8

Gençlerbirliği

         

 

   
9

Göztepe

   

 

         
10

İM Kayserispor

               
11 Kasımpaşa
 

 

           
12 Konyaspor
 
              
13 Medipol Başakşehir
               
14 MKE Ankaragücü
               
15 DG Sivasspor

 

         

 

 
16

Trabzonspor

 

             
17 Yeni Malatyaspor
               
18 Yukatel Denizlispor
               

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

 2019 Deloitte Para Ligi Raporu

“ Yirmiikincisi  yayınlanan 2019 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Real Madrid 750 Milyon Euro’luk geliriyle zirvedeki yerini korudu. Tek Türk takımı Beşiktaş 167 Milyon Euro ile 26. Sırada bu ligde kendisine yer buldu. 
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Raporu

 

“Türk futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına aldığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in üçüncü sayısını yayınladı.  Süper Lig’in 2016-2017 sezonunda 2,3 milyar TL olan gelirleri, 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL'ye ulaştı. Bkz.”

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.