Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
17 Eylül 2020- Süper Lig'de 11 Eylül'de maçlar başlamasına karşın hala yayın bedellerinin kulüplere ödenmesi konusunda belirsizlik devam ediyor. 15 Eylül 2020- Avrupa futbolunun ekonomik, mali ve yönetsel yönden yapılanması ile Merkez Ligler lehine rekabetin yeniden nasıl düzenlendiğinin analizini yapan Finansal Futbol- Tuğrul Akşar kitabı yayımlandı.   26 Ağustos 2020-  Türkiye Futbol Federasyonu 2020-21 sezonunda maçların, stat kapasitesinin yüzde 30'u kadar seyirci alınarak oynanabileceğini açıkladı.  24 Ağustos 2020- 201920 Sezonu Şampiyonlar Ligi şampiyonu, finalde Paris Saint Germain'i 1-0 yenen bayern Münih oldu. Kazandığı bu kupayla Bayern Münih. altıncı kez kupayı müzesine götürdü. 6 Ağustos 2020- 2019/20 sezonunu  33.600 UEFA ülke puanıyla, 11. sırada kapatan Türkiye, Şampiyonlar Ligi'nin 2021-22 sezonuna direkt takım gönderemeyecek. Bu durumda 2020/21  Süper Lig Şampiyonu Şampiyonlar Ligi gruplarına... 31 Temmuz 2020- Türkiye Futbol Federasyonu'nun aldığı karara göre 2020-21 Sezonunda Süper Lig'de düşme olmayacak ve Süper Lig 21 takımla oynanacak. 20 Temmuz 2020- 2019-2020 Süper Lig Cemil Usta Sezonunun şampiyonu Medipol Başakşehir oldu. 10 Temmuz 2020- Federasyonun açıklamasına göre, Süper Lig'de 2020-2021 sezonu 11 Eylül 2020 Cuma günü başlayıp, 16 Mayıs 2021 Pazar günü tamamlanacak. 19 Haziran 2020- Covid-19'un neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle UEFA Geçici Acil Önlemler başlıklı bir bildiri yayınlayarak, Finansal Fair Play konusunda kulüplere bazı esneklikler sağladı. Bu kapsamda en önemli karar: 2020 mali yılın... 19 Haziran 2020- UEFA, 2020 sezonu Şampiyonlar Ligi'nde sezonun kalan maçlarının Portekiz'in başkenti Lizbon'da oynanacağını; 2020 finaline ev sahipliği yapmayı bekleyen İstanbul'un ise 2021 finaline ev sahipliği yapacağını duyurd...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ahmet TALİMCİLER Futbol Sahalarında Şiddet İçin Başkan Yeter!

Futbol Sahalarında Şiddet İçin Başkan Yeter!

15928

Ahmet Talimciler- 25 Haziran 2020  Bahane üreterek, futbol sahalarında yaşanan şiddetin tek suçlusu olarak taraftarı göstermeniz artık kimse tarafından kabul görmüyor, haberiniz olsun.

 

Pazartesi gecesi Alanyaspor ile Trabzonspor arasında oynanan karşılaşmanın bitiminde yaşanan gelişmeler, uzun bir zamandır dile getirdiğimiz futbol sahalarında şiddetin baş sorumlusunun taraftarlar olmadığı gerçeğini bir kez daha teyit etmiş oldu. Son on yıl içerisinde üç kez çıkartılan ve arada revize edilen spor sahalarında şiddetle mücadele yasası adı altında yapılan bütün düzenlemelerin sadece ve sadece taraftarlara yönelik olduğunu belirtmiştik.

Son dönemde üstelik seyircisiz karşılaşmalarda yaşanan gelişmeler, durumun aslında ne olduğunu gözler önüne serdi. Yaşananları birkaç açıdan ele almanın daha doğru olacağı kanaatindeyim, bunlardan ilki protokol tribünü adı verilen yerde aslında eskiden beri var olan bir durumun şimdi sessizlik yüzünden daha da belirginleşmesi halidir. Yani bir başka ifadeyle eskiden de burada sık sık sataşmalar ve sözlü tartışmalar hatta zaman zaman kavgalar yaşanırdı. Şimdi ise tribünlerde kimse olmadığı için atışmalar gerek saha içerisinde olup bitenlerin gerekse de yöneticilerin yer aldığı tribünlerden gelen sesler olduğu gibi ekranlara yansıyor.

İkinci olarak ülkemizde başkanların ve yöneticilerin taraftar tipolojisinin neredeyse birebir aynısı şekilde hareket etmekte oldukları gerçeğidir. Yöneticilerin ve başkanların rakip takım oyuncuları, antrenörleri ve taraftarlarına yönelik ifadeleri, söyledikleri veyahut ima ettikleri son derece belirleyici olmaktadır. Yeni dönemin yönetici ve başkan modeli bir anlamda ülkemizin son yıllarının adeta bir aynası görünümündedir. Söz konusu davranış kalıpları giderek rakibi yok saymaya dönük ve aşağılayıcı, iğneleyici, son derece kötücül bir dilin dolaşıma girmesine katkıda bulunmaktadır. Üstelik bütün olup bitenler sonrasında yaşananların ardından küfür edebiyatının yapılıyor olması da son derece ilginç bir anekdot olarak karşımıza çıkmaktadır. Edilen küfürler üzerine sahaya inmek, küfür edenlerin cezasını bizatihi kendisi kesmek gibi bir yaklaşımın maruz görülebilmesi mümkün değildir. Şimdi burada belirleyici olacak olanın Türkiye Futbol Federasyonu'nun yaşananlar sonrasında nasıl bir karar verebileceğidir. Çünkü yaşadıklarımızın sadece futbolla ilgili olmadığı ayan beyan orta yerde durmaktadır. Bu yüzden de verilecek cezaların bu açıdan değerlendirilmesi daha yerinde olacaktır. Bu noktayı yazının sonunda biraz daha açacağız. 

Üzerinde durulması gereken üçüncü bir husus ise hiç kuşkusuz olan bitenler sonrasında futbol medyasının almış olduğu garip tutuma ilişkindir. Kendisi son derece sığ buna karşın adı derin olan bir futbol programında yaşananların son derece doğal olduğu defalarca tekrarlanmıştır. Maçın 90 artı beşinci dakikasında gelen gol ile birlikte bir tarafta sevinenlerin olması diğer tarafta üzülenlerin bulunması kadar doğal bir durum olamaz! Öyleyse bu ruh hali beraberinde karşılıklı olarak küfürleşmeyi, tartışmayı getirebilir ve bunu da doğal karşılamak gerekir gibi tuhaf ifadelerin kullanılması yaşananları normalleştirmenin bir diğer adıdır sadece. Ne yazık ki ülkemizin medyası kadın cinayetlerinde nasıl bir tutum takınıyorsa futbol medyası da taraftarların olmadığı saha içerisindeki şiddet görüntüsünde her defasında yöneticileri ve başkanları kayırma adına aynı cümleleri kullanmaktan geri durmamaktadırlar. Alanya Cephesi, Trabzon cephesi, sinkaflı konuşmalar, alkol muayenesi gibi ifadeler dün geceye damga vurdu. Yaşananların futbol gazetelerine yansıması ise tahrik, küfür ve kavga şeklinde gerçekleşti. Trabzonspor başkanı Ağaoğlu, "son dakika yediğimiz golden sonra inanılmaz küfürler yedik" ifadesini kullandı. 

Hakemin soyadı ile dalga geçerek Hakem Atilla KARAoğlan, Trabzonspor'u yaktı şeklinde cümleler kurulması ülkemizin futbol medyasının en sık başvurduğu kelime oyunları arasındadır. Aynı gazetenin İsviçreli futbolcuları travesti kılığında gösterdiği ve Futbol Bir Erkek Oyunudur başlığıyla, onları erkekliğe davet ettiği sayısı da tarihteki yerini tıpkı bugünkü gibi alacaktır. Taraftarlığı yöneticilik, gazetecilik zannedenler sayesinde ülke futbolunun bir adım mesafe kat edemediği gerçeğini ise verilen cezaların ağırlığı üzerinden yapacağımız anlamsız tartışmalarla birlikte kısa sürede çöpe atıp unutacağız. Buna karşın futbolun aslında insanların kalplerine, vicdanlarına bıraktığı tortunun ne kadar değerli olduğunu ise galiba bu ülkenin futbol zihniyeti sayesinde hiç ama hiç anlayamayacağız. 

Gelelim asıl üzerinde durulması gereken futbolun siyasetin arka bahçesi haline geldiği noktasına. İsmi derin olan futbol programının yorumcularından bir tanesi Başakşehir ile Trabzonspor arasında yaşanan gelişmelerin siyasal boyutuna vurgu yapmaya başladığı anda programın moderatörü tarafından hemen durduruldu. Ve moderatörümüz kendisinin bu ülkeyi ne kadar sevdiğinden dem vurmak suretiyle siyasete ilişkin değerlendirme yapılmaması gerektiğini dile getirdi. Halbuki maçın oynanacağı gün Trabzon'da Başakşehir Kulübü başkanı hakkında bir suç duyurusunda bulunulmuş ve Trabzon ilinin CHP'li milletvekili üzerine giydiği Trabzonspor forması ile yaşananlara ilişkin açıklamalar yapmıştı. Uzun bir süredir Trabzonspor'un korunup kollandığına ilişkin açıklamalar yapılıyordu, bu kez işin içerisinde her ikisi de iktidar partisine işaret eden gelişmeler söz konusuydu. Örneğin Alanyaspor Kulübü başkanı ile Trabzonspor Kulübü başkanı arasında yaşanan münakaşa esnasındaki gelişmelerin aksettirilmesinde birden bire sözün dışişleri bakanı sayın Mevlüt Çavuşoğlu'na gelmesi gibi bir durum yaşandı. Tabii ki burada olup bitenler hakkında da sevgili moderatörümüz bakanların adlarının böylesi gelişmelerin içerisine çekilmemesi gerektiği gibi ifadelerle durumu kotarma yoluna gitti. 

Fenerbahçe Kulübü'nün ardından pazar gecesi Galatasaray Kulübü de son yıllarda izlediğimiz en garip maç ile birlikte şampiyonluk yarışından uzaklaştı. Şimdi geride iki takım var ve bu iki takım arasındaki mücadele ne kadar yok denilse de siyasetin futbol ile giderek artan ilişkisini göstermesi açısından ilginç gelişmelere yol açacak gibi gözüküyor. 

Futbolun ülkemizde en az futbol olduğunu defalarca dile getirmiş birisi olarak, bu kez yaşanacak gelişmelerin tribünlerde seyirci olmayacağı için daha yumuşak geçebileceğini düşünmüştüm. Yanılmışım, taraftarların olmadığı yerde yöneticiler ve başkanlar devreye girerek bu boşluğu kapattılar. 

Sosyal mesafe ve maske kullanımının da devre dışı kaldığı, 6222 sayılı kanunun defalarca ihlal edildiği bir karşılaşmayı geride bıraktık. İki protokol tribününü birbirinden ayıran bölümlerin olması bir anlamda büyük bir şanstı çünkü aksi halde son yılların en büyük protokol kavgalarından birisine şahitlik edebilirdik. 

Yaşananları kulübümün haklarını savunan bir başkan gördüm diye değerlendirenler ile yine bütün bunların futbol içerisinde var olduğunu düşünenlerin aynı amaca hizmet ettikleri gerçeğini bir kez daha belirtmeliyiz. Bu gerçek ise futbolun rekabet etme, saygı gösterme ve yaşanabilecek kayıpları vakar ile kabul etme anlayışı ile örtüşmüyor. Ne yazık ki her geçen gün biraz daha fazla sadece kendimizin haklı, doğru ve galip olabileceği sanısına daha fazla kapılıyoruz. Bu ise hepimizi gerçeklikten biraz daha fazla uzaklaşmaya ve hayal dünyası içerisinde sahte büyüklükler üzerinden çıkarımlar yapmaya doğru sürüklüyor. 

Herkesin oynadığı ve mış gibi yaptığı bir yerde gerçeklik kendisini ne kadar saklarsanız saklayın gösterecektir. Üzerini sahte gündemlerle, küfür edebiyatı ve var olmayan nitelemelerle örtemezsiniz. Bahane üreterek, futbol sahalarında yaşanan şiddetin tek suçlusu olarak taraftarı göstermeniz artık kimse tarafından kabul görmüyor, haberiniz olsun.

 Bahane üreterek, futbol sahalarında yaşanan şiddetin tek suçlusu olarak taraftarı göstermeniz artık kimse tarafından kabul görmüyor, haberiniz olsun

Pazartesi gecesi Alanyaspor ile Trabzonspor arasında oynanan karşılaşmanın bitiminde yaşanan gelişmeler, uzun bir zamandır dile getirdiğimiz futbol sahalarında şiddetin baş sorumlusunun taraftarlar olmadığı gerçeğini bir kez daha teyit etmiş oldu. Son on yıl içerisinde üç kez çıkartılan ve arada revize edilen spor sahalarında şiddetle mücadele yasası adı altında yapılan bütün düzenlemelerin sadece ve sadece taraftarlara yönelik olduğunu belirtmiştik. Son dönemde üstelik seyircisiz karşılaşmalarda yaşanan gelişmeler, durumun aslında ne olduğunu gözler önüne serdi. Yaşananları birkaç açıdan ele almanın daha doğru olacağı kanaatindeyim, bunlardan ilki protokol tribünü adı verilen yerde aslında eskiden beri var olan bir durumun şimdi sessizlik yüzünden daha da belirginleşmesi halidir. Yani bir başka ifadeyle eskiden de burada sık sık sataşmalar ve sözlü tartışmalar hatta zaman zaman kavgalar yaşanırdı. Şimdi ise tribünlerde kimse olmadığı için atışmalar gerek saha içerisinde olup bitenlerin gerekse de yöneticilerin yer aldığı tribünlerden gelen sesler olduğu gibi ekranlara yansıyor.

 

 

Bu İçerik  136  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

17.09.2020

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

1.187,20

0,44

 bjk BJKAS

3,40

-2,58

 fb FENER

29,00

-9,54

 gs GSRAY

3,79

-1.04

 trabzon TSPOR

4,09

-2,20

   SPOR ENDEKSİ 913,11 -458

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 26128763

SÜPER LİG 2020-21 SEZONU

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Göztepe 

 1 1 0  0 5

1

4  3
2  Karagümrük  1  1  0  0 3 0  3   3
3  Beşiktaş

 1

 1  0  0 3 1 2  3
4

 Galatasaray

 1  1  0  0 3

1

2  3
5  Alanyaspor  1  1  0  0 2  1  2 

 3

6

 Hatayspor

 1

1

0  0 2  0

2

 3
7

 Antalyaspor

 1

 1 

0  0 2  0 2  3
8

 Erzurumspor

 1  1 0  0 2

 0

2  3
9

 Fenerbahçe

 1  1

0

 0 2  1 1  3
10

 Kayserispor

 1  1 0  0 1  1 1  3
11  Konyaspor  0

 0

0  0  0  0  0  0
12  Rizespor  1  0 0  1  1  0 -1

 0

13  Ankaragücü  1  0 0  1  1  2 -1  0
14  Kasımpaşa  1  0 0  1  0  2 -1  0
15  Gaziantep

 1

 0 0  1  1  1

-2

 0
16

 Trabzonspor

 1

 0 0  1  1  3 -2  0
17  Sivasspor  1  0 0  1  0  3 -2  0
18  Gençlerbirliği  1  0 0  1  0  2 -2  0
19  Başakşehir  1  0 0  1  0  2 -2  0
20  Malatyaspor  1  0 0  1  0  3 -3  0
21  Denizlispor  1  0 0  1  1  5 -4  0

 

            

 

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

delo-4

 

Yirmiüçüncüsü yayınlanan 2020 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Barcelona 840.8 Milyon Euro’luk geliriyle ilk sırada.  Tamamı Merkez Lig kulüplerinden oluşan Lig’in Raporunu okumak için tıklayın.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.