x
10 Ekim 2017- Ampute milli futbol takımımız İngiltere'yi 2-1 yenerek Avrupa şampiyonu oldu. 2 Ekim 2017- Premier Lig'in yayıncı kuruluşu BskyB, Google, Apple, Facebook, Netflix ile yaptığı sözleşmelerle, Premier Lig kulüplerine 2016-19 için yıllık yaklaşık 2.1 Milyar € daha ekstra ödeme yapacak. Buna göre PL'in yıllık na... 11 Eylül 2017- Deloitte, 26. Futbol finans raporu, "Annual Review of Football Finance, 2017" yi yayınladı. Rapora göre, Avrupa Futbol piyasasının büyüklüğü 24.6 Milyar Euro'ya ulaştı. Avrupa'nın en fazla kazanan ligi ise 4.8 Milyar Euro... 31 Ağustos 2017-  Barcelona Neymar Jr’dan boşalan 11 numaraya, Borussia Dortmund’dan bonuslarla birlikte yaklaşık 150 milyon Euro’ya Ousmane Dembele'yi transfer etti. 27 Ağustos 2017- Beşiktaş Kulübü'nün Divan Kurulu toplantısında toplam borcunun 1 milyar 766 milyon 209 bin 342 TL olduğu açıklandı. 5 Ağustoa 2018- Fransız PSG kulübü, tarihin en yüksek maliyetli transferini gerçekleştirdi. PSG 220 Milyon Euro bedelle Barça'nın yıldızı Neymar'ı transfer etti. 20 Temmuz 2017- İspanyol Futbol federasyonu başkanı Angel Maria Villar, polisin federasyona ilişkin yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı. 3 Temmuz 2017- FIFA Konfederasyon Kupası'nı Şili'yi 1-0 yenen Almanya kazandı. 4 Haziran 2017- Juventus'u Gallerin başkenti Cardiff'te 4-1 yenen Real Madrid, 2016-17 sezonunun Şampiyonlar Ligi Kupasını kazandı. 1 Haziran 2017- Normal süresi 0-0 biten Ziraat Bankası Türkiye Kupası'nı penaltılarla rakibi Başakşehirspor'u 4-1 yenen Konyaspor kazandı. 
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Lale ORTA Şair Ruhlu Kramponlar

Şair Ruhlu Kramponlar

                 

Dr. Lale Orta – 16.01.2012 Lefter Küçükandonyadis, 9 Ekim 1963 tarihinde Ankara Ondokuz Mayıs Stadı’nda oynanan Türkiye-Romanya maçında milli formayı 50. kez giyerek altın madalya alan ilk Türk futbolcusudur. Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak yurtiçinde ve yurtdışında başarılı futboluyla ün yapmıştır.

 Golcülüğünden ötürü “Ver Lefter'e, yaz deftere” sloganı onun için yazılmıştır. Türkiye’nin, dünyayı şaşırtan 3-1’lik Macaristan galibiyetinde iki gol atarak, Türk Futbol tarihinde altın sayfa açılmasında önemli bir rol üstlenmiştir.

 

Türk Üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış ve bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen “Ordinaryüs” unvanı, futboldaki eşsiz ustalığından ötürü O’na şık bir şekilde yakıştı(rıldı.). Lefter Küçükandonyadis ile ilgili yazılmış şu iki cümle, O’nun nasıl bir futbolcu olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor: “Futbolu, Mona Lisa’nın tebessümüne benzer. Fevkalade bir şeydir; ama ne olduğunu anlatamazsın”.  O, “Çamur deryası bir zeminde, balet kıvraklığıyla top oynayabilen; toprak sahada ayaklarıyla şiir yazan bir usta” olarak anlatılıyordu. 

 

1955 yılında Milliyet Gazetesinin ilk defa başlattığı ve okurların oylarıyla seçtiği yılın sporcusu anketinde 3. olduktan sonra, “Murat Güler’in birinciliğine ve Mustafa Dağıstanlı’nın ikinciliğine en çok sevinenlerden biri de benim”  diyerek sportmenliğini ve rakiplerine olan saygısını göstermiştir. Ayrıca, futbolun dışındaki spor dallarına, vatandaşların gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti belirterek, Manş’ı geçen ilk Türk yüzücüsü Murat Güler’le, 1954’te Tokyo’da serbest stil güreşte 57 kiloda namağlup ilk dünya şampiyonluğunu elde eden Dağıstanlı’nın başarılarından övgüyle bahsetmiştir. O, başarılarının yanı sıra, sportmenliğiyle de herkesin gönlünde taht kurarak, 1956 yılında ve sonrasında bir çok kez “Yılın Sporcusu” olma unvanını kazanmıştır.

 

9 Ekim 1963 tarihinde, “Haydi Ordinaryüs” başlıklı Milliyet Gazetesi’ndeki Nurhan Aydın’ın yazısında, Lefter’e “Ordinaryüs” lakabının takılma öyküsü şöyle anlatılmıştır:

“Tam 10 sene evveldi… Mithatpaşa Stadı’nın şeref tribünü altına düşen sıralardan gür bir ses yükseldi. “HAYDİ ORDİNARYÜS”.

Mithatpaşa Stadının insanları zamanla bu sese alıştılar, zamanla bu sesi aradılar. Gür ses, Lefter’in oynadığı her maçta stadın üzerinde yükseliyordu. “HAYDİ ORDİNARYÜS... HAYDİ ORDİNARYÜS”.

Artık Lefter’in ismi Ordinaryüs’tü. Gerçi ona Profesör diye bağıranlar da oluyordu. Ama Ordinaryus sözü daha çok tutmuştu.”

Lefter’e Ordinaryus lakabını takan kişi matbaacılık yapan Manol Taylan’dı ve Lefter’i Taksim’de oynadığı günlerden beri seyrediyordu. Müthiş bir Fenerbahçe taraftarı olan Manol, Lefter’e niçin Ordinaryüs dediğini şu iki soruda şöyle atlatıyordu:

-Lefter’e niçin Ordinaryüs diye bağırıyorsunuz?

Ordinaryüslük ilmin en yüksek payesidir. Lefter’in futbolu bir ilimdir. Seyircilere oynarken futbolu anlatır, futbol ilmini öğretir. Lefter işte bunun için Ordinaryüs. Türk futbolunda Lefter’in çıktığı zirveye bundan sonra kim çıkar bilemem.

-Lefter,  sesinizi işitince ne yapıyor?

Adeta bekler, kulağı bendedir. “Haydi Ordinaryüs” diye bağırırım. Sahada fazla işi yoksa döner bakar, tebessüm eder ve oynar futbolunu.

 

Lefter, Türk futbolunda en fazla lakabı olan futbolculardan biriydi. İşte bunlardan bazıları ve isim babaları:

Coşkun Özarı:“TAKİ” derdi.

Can Bartu: “KOKO” diye çağırıyordu.

Ahmet Berman’a göre Lefter’in adı “TOKİRYOS”du.

Sol bek Avni Kalkavan Lefter’e “BURUN” diye takılırdı.

Şeref Has maçlarda Lefter’den pas isterken: “LEFTERAKİ” diye bağırırdı.

Bunların dışında Lefter’e; “İhtiyar”, “Kurt”, “Profesör” denirdi…

Ama bir zamanlar Lefter’in takım arkadaşları arasında ismi “AĞABEY”di.

 

Futbol otoriteleri de Lefter’den övgüyle bahsediyordu:

“Gündüz Kılıç: Fevkalade bir futbolcu. Çalım, şut, pas, oyun zekâsı, hırs kısaca mükemmel bir oyuncu için gereken her şey var bu gençte. O bir virtüöz.

Fikter Kırcan: “Bence en büyük futbolcu O”. Bizden evvelki nesilleri gördüm. Bizimle beraber olanlar ve bugünküler. Açıkça itiraf edeyim, bence Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu Lefter’dir.

Eşfak Aykaç: Halkın, adını Ordinaryüs’e çıkardığı Lefter’i, Milli Takıma seçerken bir saniye bile düşünmeden seçtim.”

 

09.10.1963 tarihli Milliyet Gazetesi’nde Namık Sevik, “Bir devin hayatı” başlıklı yazısında Lefter’in hayat hikâyesini şöyle özetliyordu:

“Lefter’in hayatı birkaç satır, birkaç sütun, hatta birkaç sayfa içine sığamayacak kadar zengindir. İşte bu hayat hikâyesinden bazı noktalar…

  • İlk sevgilisini terk etmesinin bir tek sebebi vardı: Futbol… Bütün vaktini futbola veriyor ve Gina’sına gidip, elele çamlıkta gezecek vakit bulamıyordu. O tarihte yaşı 10-11’di.
  • İlk işinden kovuluşunun bir tek sebebi vardı: Futbol… Gümrük komisyoncusu olan ağabeyinin yanında çalışırken her gün kaçıp çift kale maç oynardı. Eniştesi elinden tutup O’nu babasına teslim ettiğinde 12 yaşındaydı.
  • İkinci işi su tesisatçılığıydı. Ustası da diğer eniştesiydi. Lefter bu işi sevmişti ve eniştesi bu sebeple ona ara sıra top oynaması için izin verirdi.
  • İlk takımının adı Fenerbahçe’ydi. Hayır bildiğimiz Fenerbahçe değil, ilkokulda arkadaşları arasında kurdukları Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş adlı üç takımdan biri.
  • Öğretmenlerinin sevmediği adamdı. Tembellikten değil, yaramazlıktan bıktırmıştı hepsini. Fakat ilkokulu hiç sınıfta kalmadan bitirdi.
  • Büyükada Kumsal adlı mahalle takımının as’ı olduğu zaman 13 yaşındaydı.
  • Beyoğluspor’un tanınmış beki Panini, küçük kardeşi Lefter için “O oynarsa ben oynamam” diyerek Büyükada karmasına girmesine engel olduğu zaman “Lefter” henüz 14’ünü bitirmemişti.
  • Aynı Panini, askerliğinden sonra onu Beyoğluspor’a almak için çok uğraşacaktı.
  • İki büyük ölüm tehlikesi atlattı: Biri 1943’te Diyarbakır’da geçirdiği öldürücü sıtma yüzünden, diğeri 1951’de İtalya-Fransa arasında geçirdiği feci bir trafik kazasında oldu.
  • İlk defa omuzlara alınmanın keyfini 39 derece ateşle ve henüz 14 yaşında iken oynadığı bir Büyükada-Burgaz maçında tattı.
  • Hayatında iki defa sahte lisansla futbol oynadı: Birincisi 1942 yılında Taksim formasıyla, diğeri 1945 yılında Diyarbakır karmasında.
  • 1942’de birçok genç askere alınınca, Taksim takımı hemen hemen tamamen orduya katılmıştı. Lefter 18’ini doldurmamıştı ve ona bir lisans uyduruldu.
  • 1945’te Türkiye Futbol Birinciliğine katılan Diyarbakır karmasında Lefter’i oynatmak istemişlerdi. Oysa askerlerin futbol oynaması yasaktı. O’na bir şalvar ve kasket giydirdiler. Mersin’de Hatay’ı 1-0 yenen Diyarbakır karmasının golünü ufak, tefek Zülfo adında bir delikanlı yapmıştı: Bu Lefter’den başkası değildi.
  • Adalarda meşhur olan Lefter’i henüz İstanbul tanımadan Doğu Anadolu tanımıştı. Askerliğini yaparken yer aldığı askeri takımlarla ve Diyarbakır karması ile 3 yıl maç yaptı. Her maçta mutlaka gol attı.
  • Futbol hayatı boyunca ilk parayı, oynadığı ilk resmi takımından Taksim’den aldı: Maç başına ödenek olarak 25 kuruş.
  • 1947’de bütün takımlarda gizli profesyonelliğin alıp yürüdüğü bir tarihte Lefter, Fenerbahçe’ye ayda 50 lira ile transfer oldu.
  • 1951’de Fiorentina’ya giderken de o tarihe kadar herhangi bir Türk futbolcusunun aldığı paradan daha fazla para aldı: 30 bin lira.
  • Bir sezon Fiorentina’da, bir sezon Nice takımlarında oynadıktan sonraki dönüşünde çok kimse “artık Lefter’de iş kalmamış” demişti. O günden itibaren tam 11 yıl futbol oynadı.
  • 23 Nisan 1948’de ilk defa milli formayı giydi ve milletlerarası ilk golünü Yunanistan kalesine attı.
  • 1954’de Almanya ile yaptığımız 7-2’lik dünya kupası maçında ilk defa “kaptan” oldu.”

 

Lefter Küçükandonyadis, 9 Ekim 1963 tarihli Milliyet Gazetesi’nde 50. Milli maçı ile ilgili şunları yazmıştı:

“Herkese teşekkür ediyorum… Tanıdığım, tanımadığım bu kadar insanın bana gösterdiği bu büyük ilgi elbette gözlerimi yaşartıyor. Bunu böyle kuru bir laftan ibaret teşekkür halinde bırakmamaya da kararlıyım. Bu maçta da bana gösterilen ilgiye layık olduğumu ispat etmeye çalışacağım.

Ellinci defa Ay-Yıldızlı formayı giymenin nasıl heyecan veren bir şeref olduğunu evvelce hiç düşünmemiştim. Bana çok defa milli maçlardan sonra gazeteciler ve başka dostlarım “En fazla heyecan duyduğun milli maç hangisidir?” diye sormuşlardır.

Şimdi aynı soruyu kendi kendime soruyorum. “Acaba en büyük heyecanı bu ellinci maçta mı duyacağım?”

Şüphesiz ki bu maçın havası benim için bambaşka olacak. Ama hiç duraksamadan itiraf edebilirim ki Ay-Yıldızlı formayı ilk giydiğim ve bu forma için ilk golümü attığım maç hala hayatımın en büyük abidesi olarak hatıralarım arasında yaşamaktadır. 1948’de Atina’da oynadığım milli maçtan bahsediyorum.

O günden bugüne kadar neler yaşadık… O gün bacakları titreyerek sahaya çıkan Lefter’e sen bu formayı 50 defa giyeceksin deseler, ne yapardı acaba?

Geriye baktığım zaman daima bugünkü halime ulaşmayı düşünen heyecanlı, arzulu bir adam görüyorum… İleriye baktığım zaman ise… Bu formayı taşımayı hak ettiği müddetçe onun hakkını vermeğe azmetmiş bir başka delikanlı var önümde.”

           

Bu; 4 yıl yaptığı askerlik hizmetiyle Vatan sevgisini gösteren bir Türk futbolcusunun, Altın Madalyayı hak edişinin öyküsüydü… Futbolun Fair Play ruhunun ve kurallarının temellerini o günlerde atmıştır. Alçak gönüllülüğüyle, milli takım aşkıyla, saygısıyla, yüce gönüllüğüyle, kişiliğiyle, futbolu şiir gibi oynayan ustalığıyla, adeta o günlerde FIFA’nın Fair Play ilkelerinin kitabını yazan insandı. Bugünkü futbolla ilgilenen herkese örnek olması dileğimizdir.

 

O, şair ruhlu kramponlara sahipti…

Bilim dünyasında Ordinaryüs’lük payesi kaldırıldı. Çünkü artık Lefter yok…

Hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

 

 

Bu İçerik  11563  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Lale Orta Pazartesi, 14 Kasım 2011.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

19.10.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

107.937

0,95

 bjk BJKAS

4,51

0,67

 fb FENER

35,02

0,63

 gs GSRAY

8,67

3,21

 trabzon TSPOR

2,67

2,30

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 15701225

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Galatasaray

 8  7   1    0   20  6   14    22 
2 Göztepe  8  5  1  2 17  12  5  16
3 Akhisarspor

 8

 5  1  2  14  10  4  16
4

Başakşehir

 8  5  1  2  13

 11

 2  16
5 Fenerbahçe
 8  4  2  2  17  12  5

 14

6

Beşiktaş

 8  4  2  2  13  9  4  14
7

Kayserispor

 8  4  2  2  12  9  3  14
8

Bursaspor

 8  4  0  4  16  13  3  12
9

Sivasspor

 8  4

 0

 4  14  14  0  12
10

Alanyaspor

 8  3  1  4  16  17 -1  10
11 Trabzonspor  8  2  3  3  17  21  -4  9
12 Karabükspor  8  2  2   4   11  13  -2  8
13 Malatyaspor  8  2  2  4  14  17  -3  8
14 Kasımpaşa  8  2  2  4  12  16  -4  8
15 Konyaspor

 8

 2  1  5  8  11  -3  7
16 Gençlerbirliği

 8

 2  1  5  9  17  -8  7
17 Antalyaspor  8  1  3  4  9  14  -5  6
18 Osmanlıspor   8   1  1  6  10  20  -10  4

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

izlanda-bayrak İzlanda

10 7 1 2 16 7 22 9
2 hirvatistan-bayrak Hırvatistan 10 6 2 2 15 4 20 11
3 ukrayna-bayrak Ukranya

10

5 2 3 13 9 17 4
4

turk-bayrak Türkiye

10 4 3 3
14

13

15 1
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
10 2 3
5 9 13 9

-4

6

kosova-bayrak Kosova

10 0 1 9
3

24

1 -21

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.