top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Kendini Kaybetme Cenk Tosun!


Tunus-Türkiye ile oynadığı maç sırasında maçı bırakıp taraftarla tartışan Cenk Tosun “Ben sakin bir insanım, tribünde babamın birileri ile tartıştığını gördüm. O an gözüme siyah perde çekildi, kendimi kaybettim…”

 

Cenk Tosun’un kendisini kaybetmesi; milli takım ve futbolun değerlerine saygısızlık niteliğindedir.

Sağlam bir mantığı olmayan, bilinç dışı bir ifade ile Cenk Tosun tıpkı Arda, Burak, Emre, Caner  ve Volkan Demirel gibi bindiği eşeği unutup da kayboldu sanarak pazarda eşek arayan Nasrettin Hoca’ya benziyor. Önce saldırgan ve sapkın davranışları ile benlik, karakter ve kariyerlerini sahada unutuyor, sonra onu instegram hesapları, yazılı ve görsel medyada arıyorlar.

“… Yapmamam gereken bir hareket yaptım, özür dilerim.”

Cenk Tosun bizlere şunu söylemek istiyor: “Aileme olan bağlılık prensiplerim dolayısıyla…” Yani olay, onun şuuru ve iradesi sonucu mu gerçekleşmektedir?

İyi düşünürsek, hayır.

Kabul etmek gerekir ki tribünlerdeki az sayıdaki taraftar içinde Mehmet Topal’a yiyecek fırlatanda dahil sadece cahil değil, sefil ve zavallı olanlar vardı. Ancak unutmamak gerekir ki; bunlarla yaşamak ve hareket etmek zorundayız. Çünkü,

“Taraftar davranışları her zaman doğru değil, ancak her zaman doğrulayıcıdır”

Cenk Tosun;

- Babasını değil, maçı takip etseydi, gözünün önüne siyah perde çekilmeyecekti…

- Kendisinden önceki Volkan Yıldırım, Arda Turan ve Caner Erkin abilerinden ders alsaydı, gözünün önüne siyah perde çekilmeyecekti…

- Bilinçaltındaki kirliliğin farkına varsaydı, gözünün önüne siyah perde çekilmeyecekti…

- Mehmet Topal’ın gösterdiği olgunluğu gösterseydi, gözünün önüne siyah perde çekilmeyecekti…

- Milli takım kaptanlığının ne olduğunu tam olarak algılasaydı, gözünün önüne siyah perde çekilmeyecekti…

- Saha da futbolu düşünseydi, gözünün önüne siyah perde çekilmeyecekti…

- Saha da yapabileceklerinden daha fazlasını yapabilmeyi düşünseydi, gözünün önüne siyah perde çekilmeyecekti…

Sorun üst düzey futbolculuğun “ne olduğu” değil “ne olmadığıdır”. Bu futbolcular, davranışlarının sonuçlarını kavrayamadıkları, üst düzey futbolculuğun “ne olduğu” ile yetindikleri için doğru ile yanlışı ayırt etmeden birbirlerini modelliyorlar.Bu nedenle, Cenk Tosun dahil, birçok futbolcu maç içerisinde taraftarla diyaloga girilmemesi gerektiğini algılayamıyor. Centilmenliğin, toplumsal yaşamda ne anlama geldiğini kavrayamıyor. Taraftarla tartışmak futbolcuyu saha içerisinde iradesiz, aciz ve saçma sapan bir hale getirebiliyor. Bu şekilde tutacağımız yolda, varacağımız nokta aynıdır: Yanılmışlık ve pişmanlık. Bunun için kendini kaybetme Cenk Tosun!

Bunlar yorulmaya ve üzerinde durulup düşünülmeye değer meselelerdir. Üst düzey futbolculuk; define gibi tesadüfi bir kazma darbesiyle bulunuveren bir nimet değildir. O ne şanstır, ne mirastır, ne piyangodur…

Üst düzey futbolculuk;

- Çok çalışmak,

- Emek,

- Gayret,

- Mücadele,

- Azim ve iradenle kazandığın bir güçtür. Bu gücü doğru kullanmak gerekiyor.

Bu bağlamda, Milli takım seviyesini yakalamış bir kişinin küsmeye, kırılmaya olaylara olumsuz yaklaşmaya hakkı, taraftarla ağız dalaşına girme, oyunu bırakma lüksü yoktur.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page