top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Dakika, Skor ve Hakem


  Türkiye’de bir futbol müsabakasının analizi için kimden başlamalı diye düşünmeye hiç gerek yok. Tabii ki hakemden…

 

 

Dk 1 Hakemler sahaya çıkarken ıslıklanıyor.

 

Dk 10 Hakeme karşı önyargılar, taraftarların pozisyonları muhakeme gücünü engelliyor.

 

Dk 12 Hakem düşük bir düşünce düzeyinde maçı yönetiyor.

 

Dk 15 Saha da kendini oyuna kaptırmış bir hakem var.

 

Dk 18 Hakem kendi kendini yönetemiyor.

 

Dk 22 Hakem kararları oyuna nitelik kazandırmıyor.

 

Dk 33 Yardımcı hakem verdiği karardan ne anladığını bilmiyor.

 

Dk34 Hakemlerin adil bir maç yönetmesinin önkoşullarından biri olan hakemler arasındaki uyum saha da yok.

 

Dk. 35 VAR kararı ile hakemler kendilerini yeniden keşfediyor.

 

Dk 42 Saha da herkes hakeme karşı…

 

Dk 43 Hakemin saha içi denetimi zayıflıyor.

 

Dk 44 Hakem adil olma fikrinden vazgeçiyor.

 

Dk 45 Hakem itirazları değerlendiriyor “VAR”’a bir de “YOK” ekliyor, İlk devre istediği gibi bitiyor.

 

Maça başlarken dostça karşılanan hakemler devre arası soyunma odasına düşmanca uğurlanıyor.

 

Devre arası televizyonlarda maç analizlerinin çoğunda hakem hataları, maçın tek sorunu gibi konuşuluyor.

 

Her şeyin ruhunu kaybettiği bir dönemden futbol ve hakemde nasibini alıyor.

 

Yanlış bir yaklaşım!

 

İşin tuhaf yanı, hakemlerden tarafsız olması isteniyor ama hiç kimse hakemleri tarafsız eleştirmiyor.

 

İkinci yarı başlıyor.

 

Dk 47 Hakem tartışmalı bir pozisyon için VAR’a gitmeyerek güvenirliğini feda ediyor. VAR hakemleri de ihtiyaç fazlası bir ürün gibi duruyor.

 

Dk 48 Hakem bir takımın haksızlığına karar veriyor.

 

Dk 49 Hakem kendisine dayatılan “kararlarını lehimize ver” baskısına karşı gelip, adil bir karar veriyor.

 

Dk 50 Hakemin futbolcularla iletişim güçlüğü yaşıyor.

 

Dk 51 Oyuna kör, oyunculara sağır olmuş bir hakem izliyoruz.

 

Dk 52 Kural ve kuraldışı davranışlar arasındaki sınır hakemin belirginliğini yitiriyor.

 

Dk 54 Hakem saha da kararları zeki olmayan bir insanın zekice düşünmeye çalışması gibi….

 

Dk 58 Saha da hakemlerin ruh dünyasının dışında izleyenlere "İnsaf artık!" Dedirterek oynanan bir maç var.

 

Dk 60 Hakem “normal olanı” “anormal olan”dan ayıramıyor.

 

Dk 61 Hakem verdiği bir karar sonrası “doğrusunu allah bilir” der gibi…

 

Dk 63 Saha da verdiği kararlardan utandığını belli etmemeye çalışan bir hakem var.

 

Dk 67 Hakem için üzüntü verici bir görüntü, saha da hiç önemli bir insan gibi durmuyor.

 

Dk 68 Hakem otoritesini ve oyunun değerlerini koruyan bir yönetim sergileyemiyor.

 

Dk 69 Hakem kararlarını anlamakta güçlük çekiyoruz. Hakemin bu kararları ile becerisizlik olimpiyatlarına katılıp altın madalya alma şansı çok yüksek…

 

Dk 70 Oyuncular saha da kendi adaletini sağlamaya çalışıyor.

 

Dk 71 Hakem kriz yönetimini bilmiyor.

 

Dk 72 Hakem çok kart göstererek otoriteyi sağlayacağını düşünüyor. Otoritesini kartlarla sağlamaya çalışıyor.

 

Dk 73 Hakemi karta muhtaç olmak durumundan kurtarmak gerekiyor.

 

Dk 74 Hakemin düdüğünün nohutu kendisine küfür edenlerin beyninden daha büyük olduğu anlaşılıyor.

 

Dk 75 Maçın yardımcı hakemleri yangın kulesinde nöbetçi gibi panikliyor …

 

Dk 80 Hakemin baskı karşısında sakatlanmış bir iradesi var görünüyor.

 

Dk 82 Hakemin canım korkunç acıyor. Ama fiziksel bir şey değil bu...

 

Dk 84 Saha da kararları ile kimliği birbirine karışmış bir hakem izliyoruz.

 

Dk 85 Kural değil, oyun bilen hakemlere ihtiyaç var.

 

Dk 86 Hakem, izleyenlere çaresizliği öğretiyor.

 

Dk 87 Futbolcular, bu hakem yönetiminde galibiyet için yetenek ve becerilene göre değil şansa kalmış bir maç oynadılar.

 

Dk 88 Hakem kararları saha da adeta; çalışmanın, kazanmak için mücadele etmenin ve akıtılan ter gerçeğinin inkârıydı.

 

Dk 89 İzleyenlerde, hakemleri daha çok eğitmek gerek düşüncesi oluşuyor.

 

Dk 90 Hakemin en doğru kararı veriyor, maçı bitiriyor.

 

Maç bitti!

 

Hakem maç sonu orta saha da yıkanması gereken bir nesne gibi duruyor.

 

Yukarıdaki eleştiri ve hakaretlere dikkat ettiniz mi, şöyle bir adım geri çekilip hakem hatalarına gösterdiğimiz tepkilere göz gezdirirsek, aslında hiç birinin hakem hatalarının karşılığı olmadığını söyleyebiliriz.

 

Neyin doğru olup neyin olmadığı konusundaki kararsa kısmen özneldir. Kararların doğruluğu hakemden çok izleyenin gözünde olduğu düşünülebilir.

 

Bu durumda, kendi kendime soruyorum: Eğer futbol hatalar oyunuysa ve biz toplumda önyargıdan, nefretten, acımasızlıktan, saldırganlık ve şiddetten uzak insanlar yetiştirip eğitiyorsak, bilinç altımız neden bu kadar kirli? Neden bu tepkilere ihtiyaç duyuyoruz? Neden oyunu tartışmıyor, sürekli hakemleri eleştiriyoruz?

 

Bu eleştirilerin çıkış noktalarında, çocuk yetiştirirken ebeveynlerin “koşma, konuşma, dokunma, sen yapamazsın, bozarsın…” yerli yersiz kırıcı, özgüveni yok edici uyarılarının izi yok mu?

 

Sürekli eleştiri empati yeteneğinden yoksun, hoşgörüsüz ve mutsuz insan göstergesi değil mi?

 

Sürekli eleştirerek sadece hakemleri değil, etik değer, fair play ilkeleri ve spor ahlakını yıpratmıyor muyuz?

 

Kaybedilen maç değil samimiyetse, bedelini kim ödeyecek?

 

Sizce bu yıkıcı eleştirileri nasıl önleriz?

 

Hakemlerle ilgili yaptığımız yerli yersiz eleştiriler eğitim ve kültürrel birikimimiz kadar, futbol algımızı biçimlendiriyor. Futboldan ne anladığımız, hakemi nasıl gördüğümüzle doğru orantılıdır. Bu bağlamda, hakemlerin yüzlerine dikkatli baktığınızda içinde hiç beklemediğiniz bir şeyi bulabileceğiniz umuyorum: Kendimizi.

 

Yanıtsız soruların cevabı (günahlarımızla sevaplaşırsak) kendimizde saklı, gerisinin bir önemi yok...

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page