top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Beden Eğitimi Kimin Umurunda?


  Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk liselerde önümüzdeki yıllarda devreye girecek olan yeni eğitim modelini HEY(Hayal, Etkinlik, Yaşam) modeli adı altında açıkladı.

Bu yeni modelde ders sayılarının azaltılması ve tatil döneminin artırılması olumlu geri bildirimler alırken, beden eğitimi dersinin seçmeli ders olması yoğun bir eleştiri konusu oldu.

 

Yanlış sorunun, doğru cevabı olmayacağına göre önce ‘iğneyi kendimize batırıp’ neyi, neden eleştirdiğimizi bilmemiz gerekiyor.

 

Ülkemizdeki var olan spor yönetiminin durumunu (içlerinde liyakat sahibi olanları saygı ve hürmetle bir kenarda tutarak) dürüstçe özetlemek gerekirse;

 

Spor Federasyonlarının “Siyaseten” seçildiği,

 

Spor Fakültelerinin “Vekâleten” atandığı,

 

Gençlik Spor İl Müdürlüklerinin “Zaruretten” olunduğu,

 

Milli Eğitim İl (Spordan sorumlu ) Şube Müdürlerinin “İdareten” görev yaptığı,

 

Spor İlçe Müdürlüklerinin “Emaneten” bulunduğu,

 

Okullarda “İcabetten” spor yaptırıldığı,

 

İnsanların “Fıtraten” spor yaptığı,

 

Spor kulüplerinin “Sefaletten” yönetildiği ülkemizde bir beden eğitimi dersi kimin için anlamlıdır?

 

Hiç düşündünüz mü; çocukların apartman aralarında yetiştiği, test ve tostla büyüdüğü, ya elinde telefon ya da bilgisayar başında olgunlaştığı günümüzde, Beden Eğitimi Dersi kaç kişinin umurunda?

 

Sisteme yenik düşmüş ebeveyn tarafından özgür zaman ve sportif hareket etme ortamı ve olanağı ortadan kaldırılan ‘proje çocuk’ olarak yetiştirilmeye çalışılan çocukların sporla ilişkisi ve çocukların hayatlarındaki yeri ve önemi ne olabilir?

 

Bu durumda, Beden Eğitim Dersinin seçmeli veya zorunlu olması neyi değiştirebilir?

 

Asıl sorun:

 

Sayın, Cumhurbaşkanı gibi çok iyi bir spor adamının olduğu, spor tesislerine çok büyük yatırımların yapıldığı bir ülkede, spor örgütlerinin kurumsallaşmaması ve spor kültürünün yaygınlaşmamasıdır.

     

Asıl sorun:

 

Devletin, içinde bulunduğu zor koşullarda bin bir fedakârlıkla yaptığı spor tesislerinin açık hava müzesi ve depo gibi kullanılması, yani ‘dışı şah şahlı, içi vah vahlı’ bir şekilde kaderine mahkûm edilmesidir.

 

Asıl sorun:

 

Ülkemizde lisans ve lisansüstü spor eğitimi veren 87 Fakülte ve Yüksekokul olmasına rağmen sporun bilimsel bir kimlik, spor bilim insanlarının saygınlık kazanamamasıdır. Bu okullardan mezun olanların, spor yönetiminde yeterince söz haklarının olmamasıdır.

 

Asıl sorun:

 

12 yıllık temel eğitim formatında liselerin son sınıf beden eğitimi dersinin seçmeli olması değildir. İlk dört yıllık süreçteki temel eğitim sürecinde temel hareket eğitimi ve fiziksel etkinlikler dersinin sınıf öğretmeninin inisiyatifine bırakılmasıdır. Unutulmamalıdır ki “Ağaç yaşken eğilir.”

 

Asıl sorun:

 

İlk dört yıllık temel eğitim sürecinde beden eğitimi öğretmeni kadrosunun olmayışı bu dersin sınıf öğretmenleri tarafından gereği gibi işlenmemesine yol açması ve farklı kültür derslerinin test çözüm saatine döndürülmesidir.

 

Asıl sorun:

 

Birçok spor insanımızı mutsuz eden Beden Eğitimi Dersinin “bir işe yaramadığı” algısıdır.

 

Sonuç olarak, dünyanın en genç (%51,2’si genç erkek, %48,8’i genç kadın) nüfusuna göre en az aktif lisanslı sporcu sayısına sahip olduğumuz, okul ve tesis sayısına göre çok az okul spor faaliyetleri düzenlediğimiz gerçeğini düşündüğümüzde beden eğitimi dersinin lise 12. sınıflarında zorunlu veya seçmeli olmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söyleyebiliriz.

   

Çözüm için öneriler:

 

İlkokullara (1.2.3.4. sınıflar için) tahsis edilecek yeni beden eğitimi öğretmeni kadroları ile spor kültürünün oluşturulması sağlanabilir.

 

Milli Eğitim Bakanlığının Kurul ve komisyonlarına, beden eğitimi ve spor eğitimi almış, bilim insanları dâhil edilebilir.

 

Nihai karar alınmadan önce spor bilim insanlarının görüşleri alınabilir.

 

Sistemin aksayan yanları için filmsel değil bilimsel çalıştay, kongre, panel gibi bilimsel oturumlar yapılabilir.

   

 
 
 

Yorumlar


bottom of page