x
5 Ağustos 2019- Beinsports ile süren yayın krizi, Kulüplerin 500 Milyon TL eksik ödemeyi kabul etmesiyle, uzlaşmayla sonuçlandı. 12 Temmuz 2019- 2019 FIFA Kadınlar Dünya Kupası'nda Hollanda'yı 2-0 mağlup eden ABD Kadın Milli Takımı, dördüncü kez dünyanın en büyüğü olmayı başardı. 3 Temmuz 2019- Fikret Orman: Türkiye’de Finansal Bir Kriz Var. Kulüplerin giderleri büyük oranda dövizle.  Kulüplerin Daralması Lazım! 12 Haziran 2019- A Milli Takımımız Euro 2020 grup maçında İzlanda deplasmanında rakibine 2-1 yenildi. 3 Haziran 2019- UEFA Şampiyonlar Ligi  2018-19 sezonu finalinde Tottenham’ı 2-0 yenen Liverpool şampiyon oldu. Liverpool bu şampiyonlukla, Şampiyon Kulüpler Kupası ve Şampiyonlar Ligi olmak üzere 6 kez mutlu sona ulaştı. 3 Haziran 2019- Ankara’da yapılan Türkiye Futbol Federasyonu Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısında, Nihat Özdemir, 174 oy alarak TFF başkanlığına seçildi. 31 Mayıs 2019- UEFA Avrupa Ligi finalinde Arsenal'i 4-1 yenen Chelsea 2018-2019 sezonunun şampiyonu oldu. 31 Mayıs 2019- Abalı Denizlispor, Gençlerbirliği ve Gazişehir Futbol Kulübü 2019-20 sezonunda Süper Lig'de mücadele edecek. 27 Mayıs 2019- Süper Lig 2018-19 sezonunda tamamlanan maçlar sonrasında Bursaspor, Akhisarspor ve Erzurumspor küme düştü. 27 Mayıs 2019- Türkiye Futbol Federasyonu, Spor Toto Süper Lig'in 2019-20 sezonunun  16, 17, 18 ve 19 Ağustos 2019 tarihlerinde oynanacak maçlarla başlayacağını, 17 Mayıs 2020'de de sezonun sona ereceğini açıkladı.&n...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Yönetim Tuğrul AKŞAR Bursaspor Anadolu Kulüplerine Örnek Model Olabilir mi?

Bursaspor Anadolu Kulüplerine Örnek Model Olabilir mi?

Gökhan Sezer- 31 Aralık 2011 Söyleşi- Futbol Ekonomisti Tuğrul Akşar, 24 Aralık 2011, Cumartesi günü BURSİAD'ın (Bursasporlu Sanayici ve İş Adamları Derneği) düzenlediği "Türkiye'de futbol gerçeği ve Bursaspor" konulu panel kapsamında Bursa'ya geldi ve konuşmacı olarak yer aldığı bu panelde 'Endüstriyel futbol' temalı bir konuşma yaptı.

 

Çok  yararlı olduğunu düşündüğümüz bu konuşmanın detaylarını ve yarım saate sığmayanları bir söyleşiyle sizler için kendisinden bir kez daha aldık.


-Öncelikle merhabalar Tuğrul Bey. Kısaca sizden kendinizi anlatmanızı istesek? Tanımayanlar için; Tuğrul Akşar kimdir? 


1962 Niğde doğumluyum. İlk, orta ve Lise öğrenimimi Niğde’de tamamladım. 1987-88 öğrenim yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi işletme bölümümden mezun oldum .  Aynı üniversitenin  İşletme Anabilim dalında, yüksek lisans yaptım.  1989 yılından bu yana ülkemizin önde gelen bankalarından birisinde yönetici olarak çalışmaktayım.


2000 Yılından bu yana Futbolun görünmeyen yüzü Ekonomisi, Finansı, Yönetimi ve felsefesi üzerine çalışmalar yapıyor, makaleler yazıyorum. Bu konuda yaptığımız çalışmalar sonucunda 2005 Yılında konusunda ilk olan bir kitabı, Endüstriyel Futbol’u yayınladım. Arkasından Futbolun ekonomisine ilişkin Doç.Dr.Kutlu Merih ile birlikte 2006 Yılında Futbol Ekonomisi; 2008 yılında da Futbol Yönetimi isimli kitaplarımızı yayınladık.


 Doç. Dr. Kutlu Merih ile birlikte 2005 yılında Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’ni kurduk.  Bu merkez aracılığıyla 2005 yılında 2; 2006 yılında 3; 2007 ve 2008 yılında da 4 üniversite de sertifikasyon programları ve konferanslara katıldık.


Futbolun görünmeyen yüzü olan iktisadi, mali, hukuksal ve yönetsel kısımlarına ilişkin yayınlanmış dört adet kitabım bulunuyor. Bunlardan ilkini 2005 Yılında Endüstriyel Futbol ismiyle yayınladım. 2006 Yılında Kutlu Merih ile birlikte Futbol Ekonomisi, 2008 Yılında yine Kutlu Merih ile birlikte Futbol Yönetimi isimli kitaplarımızı Literatür yayınlarından yayımladık. 2010 yılında ise Futbolun Ekonomi Politiği isimli son kitabım Literatür'den yayınlandı. Ayrıca Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği'nin "Kurumsal Yönetim ilkeleri Işığında" Türk Futbol Kulüpleri Yönetim Rehberi isimli ortak çalışmanın yazımında yer aldım.

Yine 2011 yılı Mart ayı içinde TBMM Araştırma Komisyonu tarafından Ankara'ya davet edildim ve "Türk Spor Kulüplerinin Finansal Yeniden Yapılandırılması ve Kulüplerin Kurumsal Yönetişim Sorunları" başlıkılı bir brifing verilmek üzere Komisyona davet edildim ve  talep üzerine futbolun finansal ve yönetsel yeniden yapılandırılmasına ilişkin oluşturulacak yasa taslağına referans olabilmesi amacıyla komisyona bir rapor sundum. (Rapor sitede yayınlanmıştır)

Futbolun ekonomisi, maliyesi, yönetimi üzerine iki yüzün üzerinde makale kaleme aldık ve bunların büyük bir kısmını Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nde (FESAM) yayınladık. Bir süre Radikal ve Cumhuriyet spor eklerinde bu konular üzerine makalelerimiz yayınlandıktan sonra 2008 yılından bu yana her Pazartesi Dünya gazetesi’nde aynı konular ve güncel üzerine makalelerim yayınlanıyor. En son olarak ta Türk futbolunun sorunlarına çözüm olabilecek araştırmaların yayınlanabileceği, araştırmacılara referans olabilecek, futbolun entelektüel yönüne katkıda bulunabilmek amacıyla 2009'da www.futbolekonomi.com sitesini hayata geçirdim. Araştırmalarıma, makalelerime ve analizlerime bu platformda devam ediyorum. Aynı zamanda @futbolekonomi twitter adresinden de izleyicilerimle görüş ve değerlendirmelerimi paylaşıyorum.   
 
-Futbol ve spor konusunda ekonomik araştırmalar yapmak, kuşkusuz ki mesleğin yanında futbola olan ilginizin ürünü ancak, bu geçiş sürecini dinlesek sizden? Futbol üzerine araştırmalar yapma, bu yeni ‘bacasız sanayiyi’ ekonomik açıdan analiz etme fikri nasıl doğdu?
 
Beni bu tür araştırmalara Galatasaray itti. 2000 yılında UEFA ve Süper Kupa'yı kazanan bir takım Avrupa'nın zirvesine çıkarken, nasıl oluyor da borç batağında yüzüyordu. Bu konu üzerine olayın görünmeyen yüzüne odaklandım. Araştırdıkça gördüm ki, olayın boyutu düşünülenden çok daha farklı ve futbolun ekonomisi , bizim bildiğimiz klasik iktisattan farklı çalışıyor. Bunun üzerine futbolun ekonomisi, edndüstriyelleşme gibi konularda yazmaya, araştırmaya başladım. Benim esas bu olaylarda kritik nokta Doç.Dr. Kutlu Merih ile tanışmaktı. Kutlu hoca benim 2000’den beri yazdıklarımı takip ederken beni mle tanıştı ve biz hocayla bugüne kadar gelecek bir çalışmayı başlattık ve hocayla birlikte 2 kitap, Futbol Ekonomisi ve Futbol yönetimi'ni yazdık.
 
-Kendi deyiminizle; “Futbolun iktisadi, mali, hukuksal ve yönetsel kısımlarına ilişkin” 4 adet kitabınız bulunuyor. (Endüstriyel Futbol, Futbol Ekonomisi, Futbol Yönetimi, Futbolun Ekonomi Politiği) 6 yıla 4 kitap sığdırmak, ‘yazma’ uğraşısından başka uğraşları, işi olan bir kişi için oldukça zor olmalı. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
 
Haklısınız ama yazmak, araştırmak, okumak en önemlisi de öğrenmek çok hoşuma gidiyor. Bu nedenle kendime ekstra zaman yaratarak, iş yoğunluğundan kurtulup bu konularda yazıyorum. Bu aynı zamanda benim iş yaşamımda da üretkenliğimi ve verimimi de artıran bir faktör. 
 
-Geçtiğimiz Cumartesi günü, BURSİAD’ın düzenlediği bir panele konuşmacı olarak katıldınız ve endüstriyel futbola ilişkin analizlerinizi Bursalı sporseverlerle paylaştınız. Bu panelde Bursaspor’un şampiyonluk sonrası hamlelerine ilişkin eleştirileriniz oldu. Bunları biraz açmanızı rica etsek? Bursaspor, o mucize şampiyonluğu paraya dönüştüremedi mi?
 
Sportif performans bir sonuç. Bu sonuca ulaşmak için bir çok faktörü bir araya getirmek gerekiyor. İyi ve başarılı bir kurumsal yönetim, sağlıklı ve sağlam bir mali yapı, kulübü geleceğe taşıyacak ciddi ve doğru bir strateji, verimli ve üretken bir alt yapı, fonksiyonel ve önemli bir gelir yaratacak bir stat ilk etapta akla gelen faktörlerden bazıları, belki de en önemlileri…
 
Bursaspor'un sportif performansını, kulüp yönetiminin bu faktörlerin kombinasyonunu nasıl yaptığına bakarak bir analiz yapabilir, karar verebiliriz. Bu açıdan konuya bakıldığında genel olarak Bursaspor'un bazı yönetsel doğruları şampiyonluk sonrası hayata geçiremediğini gözlemliyoruz. Bu bağlamda; şampiyonluk parasal performansa dönüştürülemedi, düzenli ve çeşitli gelirler yaratılamadı, parasal gelir verimli ve disiplinli bir şekilde kullanılamadı.
 
-Bursaspor’u ‘moso ağacına’ benzettiğinizi gördük. Okurlarımız için bu örneği açabilir misiniz?



 

En zor koşullar altında bile mutlaka her canlı organizma, her örgüt, her kurum, her birey varlığını devam ettirebilmek için tüm gücüyle yaşama tutunma mücadelesi verir. Kendisini içinde bulunduğu zor koşullara hazırlar. İçinde bulunduğu ortamı yaşam alanına dönüştürür. Bulduğu zor koşulları kendi gelişimi için hazırlar. Gerekli hazırlıklarını yaptıktan sonra niteliksel gelişime yani patlamaya, devrime geçer ve tüm gücüyle toprakta, doğada, toplumda, piyasada ve örgütlerde kendi gelişimi için uygun ortamı yarattıktan sonra tam gaz yoluna devam eder. Rakiplerine inanılmaz farklar atar. Beş yılık süreç içinde benzerlerine göre geride kaldığı ağaçlara öyle bir fark atar ki, o farkı diğer ağaçlar yüz yıllar boyu yaşasalar bile kapatmaları mümkün değildir.

Kısacası, Moso kendi gelişimini sabırla uzunca bir süreç içinde en iyi şekilde hazırlayarak sağlar. Bu gelişimi kaydedebilmek için uzun süre alt yapısına ağırlık verir. Hızlı büyümesini ve gelişim sonunda sağlayacağı 30 metrelik boyu ayakta tutabileceği yüz metrelerce kökü yerin altına salar ki, bir rüzgarda, bir krizde yıkılıp gitmesin. Yani, Moso bize yaşamın çoğu alanına ilişkin her konuda çok önemli dersler veriyor.

Yani biz futbolumuzun durumuna baktığımızda, Bursaspor'un durumuna baktığımızda Moso'dan alacağımız ne dersler var?

Moso nasıl ki, 30 metreye ulaşan bir büyümeyi ayakta tutabilmek ve devrilmemek için tüm gücünü alt yapıya, köklerinin gelişimine veriyorsa, bizim de futbolumuzda beklediğimiz niteliksel sıçramayı sağlayabilmek, sportif, iktisadi ve mali gelişime ulaşabilmek için Moso gibi alt yapıya nüfuz etmemiz, köklerimize yatırım yapmamız gerekiyor. Bu iş için sabır ve zaman gerekiyor. Ama her şeyden önemlisi de alt yapıya bütçeden pay ayırmak gerekiyor. Her şeyden önce sürdürülebilir bir başarıya ulaşmak gerekiyor. Bu şampiyonluğun geçici, tesadüflerin bir eseri olmaktan çok, moso ağacı örneğinde olduğu gibi kalıcı ve başka şampiyonlukların alt yapısı olacak şekilde, kalıcı bir başarıya dönüştürülmesini yönetimin öncelemesi gerekiyor. Buna uygun stratejilerin oluşturulup oluşturulamayacağı, Bursaspor'un geleceğini belirleyecek. Bursaspor Fransa Lig1'deki Olympique Lyon örneğinde olduğu gibi sonraki yıllarda da şampiyonluklarına devam edecek ve şampiyon bir takım olarak mı kalacak,  yoksa sadece bir şampiyonluğa ulaşmış, daha sonra mazisini arar bir takım olarak mı anılacak? Buna odaklanmak gerekiyor. 

-Futbolekonomi.com sitesinde yazılar yazıyor, araştırmalarınızı paylaşıyorsunuz. Siteye göz attığımızda Bursaspor ile ilgili olarak 2010 Nisan’ında(Bursaspor’un şampiyonluğundan önce) yazdığınız bir yazıyı görüyoruz. Bu yazıda, olası bir şampiyonlukta bile pratikte çok büyük zorlukların Bursaspor’u beklediğini vurgulamışsınız. Günümüzdeki sıkıntılara baktığınızda, “Bunları görmek zor değildi” diyor musunuz?
 
İstanbul egemenliğinin olduğu bir futbol yarışmasında oluşan ortam, sportif konjonktür, medya, kamuoyu, parasal gelirin dağılımı, rekabetçi denge kısacası çoğu faktör Bursaspor'un aleyhineydi.  Bunlar Bursaspor'un dışındaki faktörlerdi. Ancak, Bursaspor'un da kendi ölçeğinde yapabileceği şeyler vardı. Bunlara da içsel faktörler diyorum. Kurumsal yönetimin egemen örgüt modeli haline getirilmesi, şeffaflık, hesap verilebilir ve sorulabilir yapıyı inşa etmek, takım içi dengeyi sağlamak, sportif rekabeti yükseltmek, Bursaspor'un demografik, iktisadi ve mali potansiyelinden pay alabilmek için stratejik planlamalar yapmak, şampiyonluk ve sonrası için takıma yeni vizyon ve misyon yükleyecek orta ve uzun vadeli stratejik planlamalar yapmak ve danışmanlık hizmeti almak, kulübü profesyonellere emanet etmek gibi… Yani, Bursaspor şampiyon olduktan sonra üstlendiği yeni misyona uygun bir vizyon geliştiremediği ve buna uygun stratejiler uygulayamadığı ve buna uygun yeniden kurumsal yönetim yapılanmasını gerçekleştiremediği için sportif performansını sürekli ve kalıcı kılamadı. Bunları uygulayabilmiş olsa, belki 2010-11 yılında, şampiyon olduğu 2009-10 sezonuna göre daha kolay şampiyon olabilirdi. Bunları görmek için çok fazla futbol bilgisi gerekmiyor aslında...
 
-Bursaspor bundan sonra ne yapmalı peki? Ya da daha genel olarak sormak gerekirse; Anadolu takımları, ülkemiz futbolundaki para akışının büyük bölümünü elinde bulunduran İstanbul kulüpleriyle nasıl yarışır? 
 
Bugün Bursaspor'un Lig'de yürüyüşü çoğu Anadolu kulübüne de örnek olmuş durumda. Olympique Lyonnais (O.Lyon) da Fransız Lig 1'e 1989'da yükseldiğinde 10 milyon euro gelir, 20 milyon euro bütçesi  ile sıradan bir takımdı. Ancak istikrarlı ve disiplinli gidiş, O. Lyon'u on sene içinde Fransiz Ligi'nin efendisi yaparken, Avrupa'nın da en elit kulüpleri arasına soktu. O. Lyon üst üste yedi kez Lig 1'i kazanırken gelirini 155, bütçesini de 225 milyon euroya çıkarttı... O zamanlar O. Lyon'un ilk şampiyonluğuna dudak bükenler, bugün O.Lyon'un başarısını alkışlıyor, taktir ediyor. Bursaspor da bu yürüyüşüne tıpkı O. Lyon gibi devam etmeli. Ya da Alman Volfsburg gibi...
-Söz konusu panelde, Bursaspor’un mali açıdan şeffaf olmaması konusundaki şikayetinizi de dile getirdiniz. Bursaspor’un son kongrelerinde de tartışma konusu olan bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?
 
Kuşkusuz ki bu, ‘şampiyonluk’ apoletini taşıyan bir camiaya yakışmıyor. Bu  durum sadece Bursaspor'a özgü değil ne yazık ki... Çoğu kulübümüzde aynı problem var.  Bunu aşmak için Bursaspor sadece sportif anlamda değil, yönetsel ve kurumsal yönetim alanında da Anadolu kulüplerine örnek olacak stratejiler izlemeli. Bu sorunu aşmanın yolu, kulübün yani dernek yapılanması içerisinde kurumsal yönetim ve yönetişimi hakim bir model olarak çalıştırmasından, bu bağlamda yeniden yapılanmasından geçer.
 
-Şu malum ‘Kalıcı gelir’ meselesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
 
Bursaspor’un birkaç  senedir dillendirilen benzin istasyonu projesi, Trabzonspor’un santral projesi..  İş çok farklı yerlere doğru gidiyor. Futbol, kendi ekonomisi dışında da ciddi bir ekonomik döngünün içine giriyor artık.
 
Bursaspor bulunduğu coğrafya itibariyle çoğu Anadolu takımından çok daha şanslı.  Ülkenin en büyük beşinci kenti. Kişi başına milli geliri en yüksek dördüncü kent. Milli gelirden aldığı pay itibariyle altıncı, 450 bine yakın istihdam yaratabiliyor. 3 milyona yakın nüfusa sahip, 50 bine yakın işletme var. Merkeze(İstanbul'a )yakın, Türkiye'nin en büyük 2 oto fabrikasına sahip, Turizmde önemli gelirler elde edebilen bir  kent. Yani tüm demografik, iktisadi, mali koşullar Busaspor'a çok farklı bir potansiyel sunuyor. Önemli olan bu potansiyeli harekete geçirebilmek. İşte Bursaspor yönetiminin bu konuda ne çalışması var? Bu potansiyeli harekete geçirecek bir komitesi var mı? Nasıl bir stratejisi ve vizyonu var? Kendisine sürekli geliri sağlayabilecek hangi projeleri hayata geçirebileceğine ilişkin bir araştırma-geliştirme-bir değerlendirme komitesi var mı? Bursalı sivil kitle örgütlenmelerini ve kamuoyunu yandaş edinebilecek ne tür sosyolojik, psikolojik, yönetsel aksiyom planları var? İşte bu sorulara Bursasporlu yöneticilerimiz yanıt verirlerse, zaten buradan sizin sorunuza da yanıt çıkabilir...
 
-Sizin de belirttiğiniz gibi; Bursa bir sanayii kenti. Ancak Bursaspor, şehirdeki sanayiden hak ettiği desteği göremiyor. Artık Avrupa’nın da tanıdığı Bursaspor’a reklam vermek neden bu kuruluşlara cazip gelmiyor olabilir? 
 
Şampiyon olan ve ŞL'de oynayan bir kulübün gögüs reklamı bulamaması sadece çevrenin ya da diğer faktörlerin mı kabahati, sorunu mudur sizce? Busaspor bu konuda nasıl bir iş-eylem planı geliştirmiştir de, bu plan çalışmamıştır? Kimlerden bu konularda teknik, taktik destek istemişler ve profesyonel yardım talep etmişlerdir? Bu sorulara vereceğimiz yanıta göre yorum yapmak lazım. Ancak günümüzde yeşil sahalarda kazanılan başarıları mali başarıya dönüştürebilmek için, yani maddi potansiyeli harekete geçirebilmek için ekstra bir örgütlenmeye gitmek ve tamamen farklı  bir satış-pazarlama stratejisi oluşturmak ve bunu hayata başarılı bir şekilde geçirmek gerekiyor. Bunu yaparsanız, pazardaki potansiyelden pay alabilirsiniz. Aksi, halde "ben şampiyon oldum, nasıl olsa bana reklam verirler" mantığıyla bu olmaz. Bursaspor, bu konuda nasıl bir marketing çalışması yaptı? Bursaspor örneğin taraftarına ulaşabilmek ve onları türibünlere çekebilmek için ne tür bir organizasyonlara yöneldi. Taraftarını ne kadar müşteri taraftar olarak görüyor? Onlara yönelik nasıl bir ürün dizaynına gidiyor? Bunları yapmadan bu iş başarıya ulaşmaz. Galatasaray UEFA şampiyonu olduktan tam dört yıl sonra UEFA Kupası maketi yapmayı akıl edebildi. Bu mudur endüstriyel futbol zekası? Bursaspor’un buradan çıkartcağı önemli dersler olmalıydı. Ama bu ne yazık ki olmamış... Ben olsam ilk yapacağım şeylerden birisi Bursasporlu entelektüel ve fikir üretecek insanları, kuruluşları bir araya getirerek bir "Arama Konferansı" düzenlemek olur.
 
-Bursaspor’a ilişkin oldukça yararlı geçtiğini düşündüğümüz ve sizin de konuşmacı olarak katıldığınız panele Bursaspor’dan herhangi bir yöneticinin izleyici olarak katılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz peki? Buradan yola çıkarak; ülkemizdeki ‘Spor yöneticiliği’ hakkında genel olarak neler düşündüğünüzü de bizlerle paylaşırsanız seviniriz.  
 
Neden katılmadıklarını bilmiyorum. Özde çok düzgün dürüst ve Bursaspor'u seven insanlar olduğuna bir endişem yok. Çünkü bu işler zahmetli işler. Aksi halde bu kadar yükün altına neden girsinler? Belki daha önemli işleri vardı ondan gelmediler. Gelselerdi onların sorularına yanıt vermek, yardımcı olmak isterdim. Bursaspor'a belki bir bakış açısı verebilecek bir toplantı yapmış olurduk.
 
-Son olarak; futbolun endüstriyelleşmesi sürecine genelde kulüplerin gelişimi açısından bakıldığını görüyoruz. Bu evrimin ‘taraftara’ etkisi konusunda görüşleriniz neler? Futbolun kalitesi, futbolun izlenebilirliğini arttıran bu sürecin futboldaki maneviyat kaybına katkı sunduğu görüşüne katılıyor musunuz?
 
Endüstriyelleşme panelde de dile getirdim: Yüksek standart, ileri teknoloji, yüksek konfor ve kalite demektir. Hangimiz ileri teknoloji, yüksek konfor ve standartta bir statda, bir televizyonda, bir ortamda maç izlemek istemez ki? Endüstriyel gelişim, insana daha fazla fayda sağlamayı amaçlarken, çok doğal olarak bu işten ticari kazanç sağlamak, yani bu işleri paralı yapmak isteyen insanlar da çıkacaktır. Ben futbolun endüstriyelleşmesiyle futbolun güzelleştiğini, mücadele gücünün arttığını, rekabetin ve kalitenin arttığını, fizik ve kondüsyonun yükseldiğini, heyecanın tavan yaptığını gözlemliyorum. Ancak, diğer taraftan futbolun parasallaşması, ne yazık ki, teşvik, şike, rüşvet, bahis, şiddet gibi anti-futbol unsurlarının da yeşermesine yol açıyor. Futbol otoritesine düşen görev: Bu faktörleri sıkı denetlemek ve futbola zarar vermelerini önlemek. Aksi taktirde bu unsurlar futbolun bağışıklık sistemini çökertiyor.  Kısacası, endüstriyelleşmek kaliteyi getiriyor ama diğer taraftan para futbolun özünü de örselemeye başlıyor. İşte buna izin vermemek lazım. 
 
-Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
 
Bursaspor'un şampiyonluğunu Anadolu  ihtilalinin ayak sesleri olarak değerlendirmeliyiz. Ancak henüz daha tamamlanmamış, kesintisiz devam etmesi gereken bir devrim bu... Bu bağlamda Bursaspor'un şampiyonluğunu sportif bir başkaldırı olarak görüyor ve değerlendiriyorum. Bu performans uzun soluklu olursa, bunun arkasından  gelecek mali başarı Süper Lig'de rekabetçi dengenin, dengede rekabeti sağlayacak şekilde yeniden konumlandırılmasına da olanak sağlamış olacak. Bursaspor, yeni Bursasporlar için de rol model olmalı ve onlar için de açtığı yolda başarıyla yürümeli bence... Bu anlamda "kesintisiz devrim" devam etmeli. Benim Bursaspor'dan beklentim yüksek. Bursaspor sahip olduğu demografik, sosyolojik ve iktisadi unsurlar bakımından çok güçlü bir potansiyele sahip. Önemli olan bu potansiyeli harekete geçirmek. İşte bu noktada Bursaspor yönetimine çok iş düşüyor. Ben Bursaspor'un farklı bir vizyon ve misyona sahip olması gerektiğine inanıyorum. Bursaspor kesinlikle alt yapıya yönelmeli. Bu nedenle Moso ağacı örneğini verdim. Ciddi bir yetenek havuzu var.  Bursaspor bu özellik ve yeteneklerini bir potada birleştirebilirse,  bir Olympique Lyonnais (Olimpik Lyon), bir Wofsburg, bir Ajax olabilir. 
 
-Söyleşi teklifimizi kırmayıp bizlere vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz. Ülkemiz futbolunun gelişimine katkı sunduğunu/sunacağını düşündüğümüz çalışmalarınızın devamını diliyoruz. İyi çalışmalar.
 
Ben teşekkür ederim. Umarım bu söyleşi yardımcı ve yararlı olur. 
 
Söyleşiyi gerçekleştiren; Bursaspor Postası Blog ekibi adına Gökhan Sezer

 

Bu İçerik  8339  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

08.08.2019

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

99.140

0,00

 bjk BJKAS

1,47

0,68

 fb FENER

7,42

0,13

 gs GSRAY

1,48

0,68

 trabzon TSPOR

1,06

0,00

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 22010802

Süper Lig Cemil Usta Sezonu 2019-20 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Alanyaspor

                 
2 Antalyaspor
               
3 Beşiktaş

 

             
4

Çaykur Rizespor

         

 

   
5 Fenerbahçe
             

 

6

Galatasaray

 

   

       

  

 
7

Gazişehir GFK

 

  

           
8

Gençlerbirliği

         

 

   
9

Göztepe

   

 

         
10

İM Kayserispor

               
11 Kasımpaşa
 

 

           
12 Konyaspor
 
              
13 Medipol Başakşehir
               
14 MKE Ankaragücü
               
15 DG Sivasspor

 

         

 

 
16

Trabzonspor

 

             
17 Yeni Malatyaspor
               
18 Yukatel Denizlispor
               

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

 2019 Deloitte Para Ligi Raporu

“ Yirmiikincisi  yayınlanan 2019 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Real Madrid 750 Milyon Euro’luk geliriyle zirvedeki yerini korudu. Tek Türk takımı Beşiktaş 167 Milyon Euro ile 26. Sırada bu ligde kendisine yer buldu. 
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Raporu

 

“Türk futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına aldığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in üçüncü sayısını yayınladı.  Süper Lig’in 2016-2017 sezonunda 2,3 milyar TL olan gelirleri, 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL'ye ulaştı. Bkz.”

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.