x
5 Ağustoa 2018- Fransız PSG kulübü, tarihin en yüksek maliyetli transferini gerçekleştirdi. PSG 220 Milyon Euro bedelle Barça'nın yıldızı Neymar'ı transfer etti. 20 Temmuz 2017- İspanyol Futbol federasyonu başkanı Angel Maria Villar, polisin federasyona ilişkin yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı. 3 Temmuz 2017- FIFA Konfederasyon Kupası'nı Şili'yi 1-0 yenen Almanya kazandı. 4 Haziran 2017- Juventus'u Gallerin başkenti Cardiff'te 4-1 yenen Real Madrid, 2016-17 sezonunun Şampiyonlar Ligi Kupasını kazandı. 1 Haziran 2017- Normal süresi 0-0 biten Ziraat Bankası Türkiye Kupası'nı penaltılarla rakibi Başakşehirspor'u 4-1 yenen Konyaspor kazandı.  29 Mayıs 2017- Beşiktaş Lig'in bitimine bir hafta kala Süper Lig'de 15.Şampiyonluğuna ulaştı. 23 Mayıs 2017- Futbolun kurumsal ve yönetsel gelişimine çok büyük emek veren, futbolekonomi'nin kurucularından Doç.Dr.Kutlu Merih'i kaybettik. Başımız sağ olsun.... 21 Mayıs 2017 -Eurolig Final Four final maçında Olympiakos'u 80-64 yenen Fenerbahçe Avrupa'nın en büyüğü oldu.  6 Nisan 2017- Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, 34 oyla UEFA yönetim kurulu üyesi seçildi. UEFA'nın 41. genel kurulunda alınan kararla Şenes Erzik'in UEFA'yı FIFA'da temsil etme görevi de sona erdi. 10 Şubat 2017- Galatasaray Başkanı Özbek, kulübün bankalara olan borcunun, Riva ve Florya projeleri sonrası kulüp kasasına giren son ödemelerle birlikte 750 milyon TL 'den  430 milyon TL civarına gerilediğini ifade etti. 
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Yönetim Tuğrul AKŞAR Akşar: Devletin Sponsor Olduğu Futbolda Özerklikten Söz Edilemez

Akşar: Devletin Sponsor Olduğu Futbolda Özerklikten Söz Edilemez

Taksar111 foto

Cihan Haber Ajansı- 8 Ağustos 2014 Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar, ülkemizde futbol sponsorluğundan gelen kaynakların önemli bir kısmının devlet kaynaklı olması nedeniyle devletin, bu aktarılan fonlar sayesinde siyaset aracılığıyla her zaman futbol üzerinde bir vesayet kurma olanağına kavuştuğunu ifade etti.

 

Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar, ülkemizde futbol sponsorluğundan gelen kaynakların önemli bir kısmının devlet kaynaklı olması nedeniyle devletin, bu aktarılan fonlar sayesinde siyaset aracılığıyla her zaman futbol üzerinde bir vesayet kurma olanağına kavuştuğunu ifade etti.

 

Spor Toto'nun hem Süper Lig'e hem de 2. ve 3. Lig'e, Ziraat Bankası'nın Türkiye Kupası'na, PTT'nin 1. Lig'e ismini vermesi ve Digitürk'ün TMSF'nin eline geçmiş olmasının, futbol üzerinde daha önceden de var olan devlet vesayetinin pekişmesine olanak sağladığını belirten Akşar, hal böyle olunca Türk futbolunda özerklikten bahsedilemeyeceğini söyledi.

 

Cihan Haber Ajansı'na açıklamalarda bulunan Akşar, finansal fair play kriterlerinin önemli olduğunu vurgulayarak, "Finansal fair-play kriterleri 2014-2015 sezonundan itibaren uygulanmaya başladı." dedi.

 

TAKSAR foto3

 

Bu kriteler kapsamında mali yapısı güçlü ve dengeli olmayan kulüplerin UEFA Lisansı alamayacağını da belirten Akşar, finansal fair play kriterlerinin temelde futbol kulüpleri arasında iktisadi ve mali dengede rekabet ortamını oluşturmayı amaçladığını dile getirdi. Akşar, şöyle devam etti:

 

"Finansal yapısı sağlam olmayan ve beklenen finansal rasyolarda yeterli bir mali bünyeye sahip bulunmayan kulüplerin, UEFA lisansı alamamaları durumunda iktisadi ve mali anlamda çok önemli kayıplarla karşı karşıya kalabilecekler. Ayrıca başta UEFA organizasyonlarından men cezaları olmak üzere, çok önemli maddi ve sportif yaptırımlarla da karşı karşıya kalabilecekler."

 

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin kulüplerimiz için maddi ve sportif anlamda çok önemli bir organizasyon olduğu dile getiren Tuğrul Akşar, "Şampiyonlar Ligi'ne katılan ve gruplarda mücadele eden bir takım gruptan çıkamasa bile, yaklaşık olarak 20-25 milyon Euro civarında bir gelir elde ediyor. Orada 6 maçta bu gelir elde edilirken, Spor Toto Süper Lig'de mücadele ettiğiniz 34 maç sonunda bu parayı alacağınız galibiyet primlerinden dahi elde edemiyorsunuz. Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi'ne gidebilmek için finansal fair-play kriterlerine uyum sağlamak ve aynı zamanda Avrupa futbolunun vitrininde kalabilmek bakımından çok önemli." dedi.

 

taksar6

 

UEFA'nın finansal fair-play kurallarına uygulama konusunda Avrupa'nın üst düzey ülkelerine karşı biraz daha toleranslı davrandığını vurgulayan Akşar, "Futbolda yaşanan bu sıkıntılar sadece bizim ülkemize özgü değil. Avrupa'da da bir çok kulübün finansal anlamda sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olmadığını görüyoruz." diyerek şöyle devam etti:

 

"Avrupa'nın en büyük kulüplerine ve bu kulüplerin yer aldığı liglere karşı daha hoşgörülü olan UEFA'nın, bizim gibi birinci sınıf futbol ülkesi olmayan liglere karşı tavizsiz bir yaklaşım sergilemesi, son zamanlarda bu ülkelere karşı UEFA'nın bir güvenilirlik problemi yaşamaya başladığını söyleyebiliriz.

 

TugrulAKSAR

Gücü daha çok bizim gibi ülkelere yeten UEFA, Avrupa'nın en borçlu kulüplerine sahip Premier Lig'e, La Liga'ya herhangi bir yaptırım uygulayamıyor. Nitekim, UEFA Finansal Fair Play kriterleri ilk kez 2012-2013 sezonunda uygulanacaktı, ancak İngiliz kulüpleri mevcut mali yapılarını kısa süre içinde bu kurallara uydurmakta zorlanacaklarını ifade edince, uygulama 2014-2015 sezonuna ertelenmişti. Bu da, UEFA'nın futbolda ülkelere nasıl çift taraflı davrandığının açık bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

 

UEFA Büyük ligler ve takımların, ne pahasına olursa olsun, mutlaka Şampiyonlar Ligi'nde olmasını istiyor ve buna göre şampiyonayı dizayn ediyor. Çünkü, UEFA bu liglerin ve takımların, mevcut organizasyonlarının marka değerini artıracağına inanıyor. Bu durum da, bu liglerle ve büyük takımlarla organik bir ilişki içine giriyor ve diğer liglerle bu ligler ve takımlar arasında haksız bir rekabetin doğmasına yol açıyor. UEFA bir yandan, futbolda dengeli rekabeti sağlamaya yönelik, fair play kurallarını getirmeye çalışırken, diğer taraftan bunun tam zıddı uygulamalarla küçük ligler ve kulüpler aleyhine bir haksız rekabet oluşturuyor. Büyük takımların başına olası bir kaza gelmemesi için ülke ve takım katsayı uygulamasına sıkı sıkıya sarılıyor"

 

Türkiye'de futbol kulüplerinin mali durumlarının çok sürdürülebilir konumda olmadığını kaydeden futbol ekonomisti Akşar, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"Futbolda birçok takımın gelirleri giderlerini karşılamakta yetersiz kalıyor. Var olan mali kaynaklar ise etkin ve verimli bir şekilde kullanılmıyor. Hesapsız, kitapsız ve verimsiz yapılan harcamalar bir süre sonra kulüplerin fon ihtiyacını giderek artırmaya başlıyor. Böyle olunca da, kulüpler aradaki farkı kapatmak için borçlanma yoluna gidiyorlar. Bu borçlanma, bankalardan alınan krediler, üçüncü şahıslardan ve yöneticilerden sağlanan kaynaklarla mümkün olabiliyor. Bu da, zaman içinde kulüplerin finansal yapılarını olumsuz etkilemeye başlıyor.

 

Bu yüzden bu kulüpler, sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyüme yakalayamıyorlar, borç batağına sürükleniyorlar. Sonrasında borçlanmanın olumsuz etkileri sportif performansı da olumsuz etkiliyor. Kulüp aşırı borçlanmadan dolayı zaman içinde oyuncularına teknik kadrosuna ücret, maaş ve prim gibi borçlarını ödeyemediği için kulübün bireysel ve takım bazında bir süre sonra motivasyonu düşüyor, bu da sportif performansın giderek düşmesine neden oluyor.

 

Aynı zamanda, içine girilen kısır döngü kulübün mali kaynaklarını da erittiği için, yetenekli, rekabetçi ve kaliteli oyuncu ve hoca transferleri mümkün olamıyor. Türkiye'de özellikle kulüplerimizin mali yapıları istenilen düzeyden çok uzakta. Kulüplerimiz net borçlu olarak gözüküyor. Gelirlerimiz giderlerimizi karşılamayınca borçlanma yoluna gidiyoruz. Aslına bakarsanız: Türk futbolunun gelirleri 2000 yılında 150 milyon Euro civarındayken, 2014 yılında bu tutar 600 milyon Euro düzeyine kadar çıktı. Burada yüzde üçyüze ulaşan, geometrik bir gelir artışı söz konusuyken, ne yazık ki, bunun sportif tarafta karşılığı beklenenden çok geride kaldı. parasal refahımız artarken, sportif refah seviyemiz 2000'in gerisinde kaldı. Hal böyle olunca, futbolda sportif ilerleme kaydetmek mümkün olamadı. Bu süreçte, 2002 Dünya Kupası ve Euro 2008'i hariç tutarsak, Avrupa şampiyonası ve Dünya Kupası gibi çok önemli uluslararası turnuvaları ıskalamak durumunda kaldık.

 

Bu konuları biz 2013 yılında yayınladığımız Krizdeki Futbol isimli kitabımızda da geniş ve kapsamlı bir şekilde ele aldık...

 

krizdeki20futbol20kapak

 

Bir futbol ülkesinde, sportif gelişim parasal gelişimin gerisinde kalıyorsa, burada futbolun kendi iç dinamikleriyle olağan gelişimini kaydetemediğini söylemek yanlış olmaz. Geçen 13 yıllık süreçte, parasal refahın sportif refah düzeyimizi artıramaması, aslında Türk Futbol otoritesinin kendisini sorgulamayı gerektirir. Nerede yanlış yaptık? ya da yapmaya devam ediyoruz diye...yetmişli yıllarda sosyal gelişim ekonomik gelişimin önüne geçince, ülkede demokrasi bir süre sonra rafa kalkmıştı. Futbolda da şimdi bunun tersi bir durumla karşı karşıyayız. Bu kez, futbolumuzda da parasal gelişim yönetsel ve ysosyal gelişimin önüne çıktı. Bu durum sportif refah seviyemizin, yani sportif performansımızın yükselmesini önledi. UEFA ve FIFA sıralamalarında 2000'in gerisinde kaldık. Normalinde futbolumuzdaki bu parasal büyümenin beraberinde sportif başarıyı da getirmesi beklenirken, bu ne yazık ki, ülkemizde olmadı. Aslına bakarsanız bizim kaynaklarımız var, ancak bunları etkin kullanamadığımız için sportif kuraklık çekiyoruz. Bunun yanında Avrupa'ya gidebilen takımlarımız da mali sıkıntılardan dolayı performanslarını tam ortaya koyamıyorlar.

 

Tüm bunların temel nedeni ise; futbolumuzdaki parasal büyüme ve gelişime karşın, yönetsel gelişimimizin parasal gelişim hızını yakalayamaması, bu büyümeyi yönetebilecek ve yönlendirebilecek bir sportif yönetsel yapılanmayı hayata geçiremeyişimizdir. Yani, parasal gelişim, sportif yönetsel gelişimin önüne geçti.

 

Sponsorların Türk Futbolunu Terk Etmesi

 

Türk sporunda ve özellikle Türk futbolunda sponsorların son yıllardaki kaçışını da yorumluyan Tuğrul Akşar, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi takımların göğüs reklamı bulmakta zorlanmasına da dikkat çekti. Akşar, büyüklerin bu sıkıntıyı yaşamasıyla birlikte özellikle Anadolu takımlarının yıllardır nelern yaşadığının da gündeme geldiğini ifade etti.

 

Ekonominin temel kurallarından birisinin, 'para her zaman huzurlu, güvenli ve istikrarlı ortamları sever.' söylemine vurgu yapan Akşar, sözlerine şöyle devam etti:

 

"Bir yerde belirsizlik, kargaşa, kaos ve kavga varsa, para orayı terk eder. Futbolumuzda da ne yazık ki, bu bağlamda kaos, kargaşa ve kavga ortamı olunca, sportif finansal yatırımcı da kaçmaya başlıyor. Maalesef, bu nedenle de Türk futbolu kendi iç dinamikleriyle iktisadi ve mali anlamda istenilen düzeye gelemiyor. Bu kapsamda, hep kaynağa ve ilave fonlara ihtiyacı olan bir ligimiz var. Yönetsel anlamda da kulüplerin günün ve endüstriyel gelişimin gerektirdiği kurumsal yönetim ve yönetişimi, kendi kulüplerine egemen örgüt yapıları haline getirememeleri, Türk futbolunun tökezlemesine neden oluyor. Bu nedenle kulüplerimiz iyi yönetilmediği için, futbol yeteneği ve havuzu son derece bereketli bu coğrafyada sportif kuraklık yaşamaya devam ediyor.

 

 

Yukarıdaki saydığımız olumsuzluklara ek olarak, Türk futbolunun kalite, izlenilirlik ve uluslararasılaşabilmek gibi bir gündemi de bulunmadığı için, sponsorlar kendi ürününü taşıyacak ulusal veya ulusalararası marka olabilecek kulüp bulmak isteyen firmalar yavaş yavaş takımlarımızı terk ediyor. Tüm bu sorunların çözümlenebilecek sorunlar olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda 57. sezon başlarken, futbol otoritesi, tüm futbol paydaşlarının katılacağı bir arama konferansı düzenlemeli ve buna bağlı bir akil adamlar oluşumu sağyarak, Türk futbolunun içinde bulunduğu temel sorunlarını çözüm süreci ile futbolumuza dostluk, sevgi ve kardeşlik iklimini kuracak bir barış süreci başlatılmalıdır.

 

Bunların bitirilmesi için futbolun akil adamlarının bir araya gelip durum değerlendirmeleri yapmaları gerekiyor. Bir an önce nefret kültüründen beslenen şiddetin, kaosun bitirilmesi gerekiyor. Futbolumuzda acilen barış sürecinin başlatılması gerekiyor. Bunlar yapılırken, futbol otoritesinin herkese eşit, adil ve hukukun üstünlüğünü her zaman önde tutan bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Son zamanlarda bakın Türk sporuna sponsor olan firmalar Avrupa'daki takımlara veya spor dallarına sponsor olmaya başladılar. Burada, herkesin kendisini sorgulaması gerekir. Her kulüp, bu işte ne kadar sorumluluğu bulunduğunu sorgulamalı, öz eleştiri yapmalı.. "

 

Özellikle Türk futbolunda yaşanan olayların yine futbolun kendi dinamiğiyle, aşağıdan yukarıya bir yapılanmayla çözülebileceğini belirten Akşar, siyasi kanallardan yukarıdan aşağıya bir emir komuta zinciri içinde Türk futbolunun sorunlarının çözülemeyeceğini bildirdi. Akşar, şöyle konuştu:

 

"Bu sorunlar uzun vadeli stratejik yaklaşım ve planlarla çözümlenebilir. Aksi taktirde, belki ilk etapta emir komuta zinciri içinde bu sorunları çözebilirsiniz ancak bunlar kısa vadeli çözüm yöntemleridir. Bunların çözümüne katkı sağlamak için de futbol takımlarının da bir an önce rekabete, dostluğa, barışa olumlu mesajlar vermeleri lazım."

 

 

Devletin Sponsor Olduğu Yerde Özerklikten Bahsedemeyiz

 

Türkiye'de özellikle futbolun özerk yönetildiğinin her ortamda söylenmesine rağmen futbolun sponsorlarının devletin kontrolündeki Spor Toto, Ziraat Bankası, Digitürk ve PTT olduğunu kaydeden Akşar, sözlerini şöyle tamamladı:

 

"Futbolumuzun tüm sponsorları devletin kontrolünde. Böyle bir ortamda siyasetin futbola etki etmemesi mümkün mü? Maalesef böyle olunca siyasetin eli hep futbolun üzerinizde olacaktır. Ancak, birinci sınıf futbol ülkesi olursanız siyasetin etkisi azalır. Birinci sınıf futbol ülkesi olamadığınız ve devletten bu maddi fonları aldığınız sürece, siyasetin her zaman futbola etkisi ve yönlendirmesi devam edecektir. Dolayısıyla TFF özerktir diyoruz ama söylediğim faktörler bunu etkiliyor."{jcomments on}

Bu İçerik  5641  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

15.08.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

107.567

-1,80

 bjk BJKAS

4,80

-2,24

 fb FENER

36,76

-1,76

 gs GSRAY

6,82

-0,29

 trabzon TSPOR

2,88

-2,70

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 15026858

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Galatasaray

 1  1   0    0   4  1   3    3 
2 Yeni Malatyaspor  1  1  0  0  3  1  2  3
3 Kasımpaşa

 1

 1  0  0  3  1  2  3
4

Beşiktaş

 1  1  0  0  2

 0

 2  3
5 Trabzonspor
 1  1  0  0  2  1  1

 3

6

Akhisar Bld.

 1  1  0  0  1  0  1  3
7

 Başakşehir

 1  1  0  0  1  0  1  3
8

Fenerbahçe

 1  0  1  0  2  2  0  1
9

Göztepe

 1  0

 1

 0  2  2  0  1
10

Gençlerbirliği

 1  0  1  0  1  1  0  1
11 Karabükspor  1  0  1  0  1  1  0  1
12 Konyaspor  1  0  0   1   1  2  -1  0
13 Bursaspor  1  0  0  1  0  1  -1  0
14 Sivasspor  1  0  0  1  0  1  -1  0
15 Alanyaspor

 1

 0  0  1  1  3  -2  0
16 Osmanlıspor

 1

 0  0  1  1  3  -2  0
17 Antalyaspor  1  0  0  1  0  2  -2  0
18 Kayserispor  1  0  0  1  1  4  -3  0

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

hirvatistan-bayrak Hırvatistan

6 4 1 1 11 2 13 9
2 izlanda-bayrak İzlanda 6 4 1 1 9 6 13 3
3 turk-bayrak TÜRKİYE

6

3 2 1 11 6 11 5
4

ukrayna-bayrak Ukranya

6 3 2 1
9

5

11 4
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
6 0 1
5 4 10 1

1

6

kosova-bayrak Kosova

6 0 1 5
3

18

1 -15

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.