x
20 Mart 2020- KPMG'ye göre,  maç günü, yayın ve ticari gelirden mâhrum kalacak olan  Premier Lig, La Liga, Bundesliga, Serie A ve Ligue 1'de yer alan kulüplerin toplam kaybı 4 Milyar Euro'ya kadar çıkıyor. 18 Mart 2020 UEFA, EURO 2020'yi 2021 yılına erteledi. UEFA, 55 üye ile yaptığı toplantıda EURO 2020'yi 1 sene erteleme teklifini sundu. Bu teklif üye ülkeler, Avrupa Kulüpler Birliği ve futbolcuları temsilen katılan FIFPro tarafınd... 8 Mart 2020- Kulüplerbirliği yaptığı toplantıyla kur nedeniyle gelirlerin düşmemesi için gerekli çalışmayı başlatıı.  25 Şubat 2020- UEFA, Finansal Fair Play kurallarına aykırı hareket ettiği gerekçesiyle Manchester City'e 2 yıl, kupalara katılmaktan men cezası verdi. 25 Şubat 2020- Galatasaray, 20 yıldır deplasmanda yenemediği Fenerbahçe'yi 3-1 yenerek seriyi bitirdi. 17 Şubat 2020- Beşiktaş başkanı Çebi: "Şu anda Beşiktaş'ın tek bir çıkış yolu var; Bağış kampanyası! Herkesten destek bekliyoruz, 1 lira da değerli, 10 bin lira da değerli. Beşiktaş'ı Beşiktaş'tan başka kimse kurtaramaz." 16 Şubat 2020- Premier Lig 2023'ten itibaren PremFlix isimli dijital platform aracılığıyla yayın haklarını satacak bir planlama içinde. Bu proje gerçekleşirse, Premier Ligin beklenen yayın geliri yıllık 24 Milyar Sterlin'e ulaşacak. 4 Ocak 2020- Türkiye Futbol Federasyonu 2019-20 sezonuna ilişkin takım harcama limitlerini belirledi. 2.4 Milyar TL'na yaklaşan harcama limitlerinin yüzde kırkı Beşiktaş Fenerbahçe ve Galatasaray'a ait.  26 Kasım 2019- Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın “Kimsenin borcunu silmedik, piyasa koşulları neyi gerektiriyorsa onu yaptık. Kulüplere nefes aldırdık” dedi. 4 Şubat 2019- Deloitte Para Ligi'nin 2017-18 Lideri 750 Milyon Euro'luk geliriyle Real Madrid oldu. İkinci sırada ise  690 Milyon Euro'luk geliriyle Barcelona yer alıyor. Türkiye'den tek takım Beşiktaş ise 167 Milyon Euro geliriyle 26.s...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Yönetim Tuğrul AKŞAR Devlet Destekli Top Sektirmeye Devam (mı?)

Devlet Destekli Top Sektirmeye Devam (mı?)

752195Tuğrul Akşar- 22 Kasım 2019 Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı (TFF) Nihat Özdemir, iki gün önce İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Futbol Ekonomi Forumunda bazı açıklamalarda bulundu.

Nihat Özdemir, “Ekonomide dünyanın söz sahibi olan ülkesiyiz. Futbol ekonomisinde de Avrupa’da 6’ncı sıradayız. 2 milyar Dolar'a varan bir hacme sahibiz. Bu toplamda en büyük gelir kalemini yayınlar oluştururken, stadyum gelirleri, futbolcu satışları ve diğer gelirler bu ekonomiyi oluşturuyor. Gelir olarak hedefimiz yüksek seviyeye çıkmaktır. Bunu sağlayacak olanda sportif başarı ve marka değeri olacaktır” diye konuştu.

“Gelirlerin 3-5 Katını Harcama Lüksümüz Yok”

“Gençlere yatırım yapmanın ve Avrupa’ya ihraç etmenin önemli bir gelir kaynağı olacağını” dile getiren Nihat Özdemir, “Avrupa’da birçok kulüp Şampiyonlar Ligi gelirleri ile gelişiyor ve büyüyor. Avrupa kupalarına sürekli katılım ve başarı şart. Bir değil iki takım göndermeliyiz. 2007-2008’den bu yana tek takımla katılıyoruz. Kaybı siz hesap edin. Son yıllarda beklenen gelirden çok uzağız. Bu tabloyu tersine çevirmeliyiz ve başarıya odaklanmalıyız. Futbol ailesi olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a büyük destekleri için çok teşekkür ediyoruz. Futbola bu kadar yatırım yapan başka bir ülke yoktur. Her geçen gün gelir artıyor ama kontrolsüz bir harcama var. Gelirlerin 3-5 katını harcama lüksümüz yok. Federasyon olarak denk bütçeye çok önem veriyoruz. Kulüp lisans yönetmenliğini yeniledik ve harcama limiti getirdik. Herkes ayağını yorganına göre uzatmasını istiyoruz. Ocak ayından itibaren can yakacak kararlar almak zorunda kalacağız. Puan silme, para cezaları küme düşürme cezaları uygulanacak. Mali düzlüğe çıkmak için Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrrem Kasapoğlu biz çok destek verdi ve futbol ailesi olarak çok teşekkür ediyorum” dedi.

Futbolumuzun Dile Getirilmeyen Sorunları

Türkiye Futbol Federasyonu başkanı Nihat Özdemir’in yukarıda yer alan açıklamaları sonrası görüş ve değerlendirmelerime geçmeden önce şunu paylaşmama izin verin.

Sayın Özdemir’in Türk futbolunun sorunlarına bakış açısı ne yazık ki, kısa vadeli ve günü kurtarmaya yöneliktir. Bu yaklaşım tarzı, önümüzdeki on yılları  görmeyi ve planlamayı hedeflemekten daha çok,  günümüz sorunlarını bazı yaptırımlarla çözebileceğine inanan kısa vadeli, miyopik bir bakış açısı içeriyor.

Kabul edelim ki, bu anlayışla yaklaşık altmış yıldır yönetilip sevk ve idare edilen Türk futbolu maalesef bir türlü istenen başarıyı yakalayamadı, Türkiye’yi bir futbol ülkesi yapamadı.

İçinde bulunduğumuz koşullar, yukarıdaki nedenlerle bizi farklı düşünmeye ve yeni politikalar üretmeye itiyor. İşte, bu bakış açısıyla TFF Başkanı’nın açıklamalarını değerlendirmek istedim. 

“Bir elde havuç, diğer elde sopa” klasik yönetim anlayışı ve politikalarıyla artık günümüz futbolunu yöneltmek olanaksız. Görüldü ki, bu yönetme kültürü  ve politikaları Türk futbolunu daha ileriye taşıyamadığı gibi, bunu yapabilecek dinamizme de sahip değil. Mevcut yönetsel iklim, sadece karşılaştığımız sorunlara odaklanıyor.

Oysa, futbol yapılanmamızdan beklenen: var olan sorunlara palyatif çözümler bulmaktan ziyade, futbol yapımızın sağlığını bozan ortam ve koşulları ortadan kaldırmaktır. Futbolumuzun rekabetçi dengesini doğal dinamiklerle yükseltip kaliteyi artırmaktır. Dengede rekabeti maksimize, haksız rekabeti minimize eden bir futbol ortamını sağlamaktır. Sadece yakın geleceği değil, uzun vadeli gelişimi sağlayacak politikalar ve stratejiler oluşturmaktır. Türk futbolunu kulüpler ve milli takımlar nezdinde üstün başarılara ulaştırarak, Avrupa futbolundan iktisadi-mali ve sportif anlamda daha fazla pay almasına olanak tanımaktır. Bu nedenlerle, günü kurtaran kısa vadeli çözümler yerine, yapısalcı çözümlerin peşinden koşuyor olmalıyız ki, sürdürülebilir bir yapıya ve kalıcı bir başarıya ulaşalım.

 1. Türk Futbolunun Sorunu Sadece Denetim Eksikliği mi?

Açıklamaların odak noktasını, sadece denetim fonksiyonunun çalıştırılmasına bağlı, kulüplere yaptırım uygulanmasını amaçlayan klasik yaklaşım oluşturuyor. Daha doğrusu, denetim ve kontrol fonksiyonunun  çalıştırılmasıyla sonuç alınacağına inanan bir yaklaşım var. Etkin ve sonuç odaklı denetim ve kontrol, bu kadar büyük parasal gelirin olduğu sektörde tabi ki şart! Ne var ki, kulüpleri cezalandırarak, futbolumuzu düzlüğe çıkartma anlayışı, yapısal dönüşümleri gerçekleştirmekten uzak, konvansiyonel bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım ile bir sonuca ulaşılamayacağı gibi, Türk futbolunu ileriye taşımak da çok olanaklı görünmüyor.  Denetim ve kontrol mekanizması, sektörün en önemli zaaflarından birisi olmakla birlikte, yapılan denetimlerden bir sonuç alınamıyorsa, o zaman yapılan denetimlerin bir anlamı da kalmıyor. Kamu denetim birimlerinin bugüne kadar düzenlediği denetim raporlarının hiç birinden sonuç alınamamıştır. Denetimi, futbol otoritesi sadece kendi fonksiyonu olarak görüyor. Oysa, kulüplerin kendi bünyelerinde de iç denetim ve kontrolü bir zorunluluk olarak düşünmek gerekiyor. Ayrıca belirtmek gerekir ki, kulüpleri denetleyebilmek için öncelikle onları denetlenebilir hale getirmek kaçınılmaz bir zorunluluk olarak önümüzde duruyor. 

2. Problem Sadece Mali Sorun mudur?

Açıklamalardan görülüyor ki, futbol otoritesi temel sorun olarak finansal problemleri görüyor. Kulüplerimizin içinde bulunduğu sorunları sadece mali sorunlara indirgeyen bir yaklaşımla karşı karşıyayız. Oysa, finansal sorunların temelde yönetsel sorunların bir türevi olduğunu kabul etmek zorundayız. Çünkü, finansal problemlerin ana kaynağını, kulüplerin kıt kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmamasına neden olan yetersiz yönetim oluşturur. Çünkü, kaynakların optimal bir şekilde kullanılmaması, zamanla devasa fon açıklarına neden olur. Oluşan fon açığının, aşırı borçlanmayla karşılanmaya çalışılması da süreç içinde  finansal yapıyı zayıflatır, kulübün finansal dengesini bozar. Bu bağlamda, kulüp kaynaklarını yerli yerinde ve etkin kullanmayan bir yönetsel yapı süreç içinde kulüplerin finansal darboğazlara girmesine neden olur. Öz itibariyle, mevcut finansal sorunların temel sorumlusu kötü ve basiretsiz yönetimlerdir. Yani, sağlıklı bir yönetsel yapı ve buna izin veren bir yönetsel kültür oluşturulmadan finansal ve ekonomik sorunlar çözülemez.  Bu bağlamda Türk Futbolunda bir üst yapı sorunu bulunuyor. Yetersiz ve/veya düşük yetkinlikli yöneticilerle kulüp futbolumuzu sportif-iktisadi-mali bir yere taşıyamayız.

3. Siyasetin Futboldaki Nüfuzunu Azaltmayacak mıyız?

Bugün Türk Futbolunun en önemli sorunlarından birisi: devletin futbolu bir nüfuz aracı olarak kullanmaya çalışmasıdır. Futbolu kitlelerin yönlendiriminde bir araç olarak gören bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu yaklaşım otuzlu, kırklı yıllardaki Avrupa siyasi politikalarında da kendisini göstermişti. Bu davranışsal yaklaşım, doğal olarak siyasetin de futbola etkimesini beraberinde getiriyor. Futbol otoritesinin başkanının belirlenmesi (seçimi) ve buna bağlı yönetim kurulunun oluşturulması, çağın gerisinde kalmış delege merkezli genel kurul yapısıyla gerçekleştirilmektedir. Bu yapısal kültür, kulüp başkan ve yönetimlerinin siyasetin etkisi altında yol almaya çalışmasına neden oluyor. Bu da, futbolun olağan dinamikleriyle kendisini yönetmesine izin vermiyor. Genel kurul oluşumunda mesleki çıkarlardan daha çok, siyasete hizmet edecek bir işlevsel yapı sözkonusudur ve siyaset çok fazlasıyla bu kurulların oluşturulması ve çalıştırılmasını belirleyici bir role sahiptir.

Türk Futbolunun sportif performans yeteneğinin artırılması, siyasi iktidara bağlı politik bir anlayış veya devlet sübvansiyonuyla desteklenen  bir futbol yapılanmasıyla mümkün olamaz. Siyasetin dizayn ettiği bir futbol yapılanmasıyla iç içeyiz. Böylesi bir yapı, siyasetin futbol üzerindeki  nüfuzunu devam ettirebilmek için futbola muazzam para akıtmaya ve ona sponsor olmaya devam ediyor.  Bu alışkanlıktan hızla kurtulmadan, hiç bir soruna çare bulamayız. Avrupa’nın hiç bir prima liginde siyasetin etkisi gözlemlenmez. Avrupa’nın hiç bir liginde futbolun ana sponsoru olarak devleti göremezsiniz. Çünkü, endüstriyel futbol, siyasetin futbola etkisine asla izin vermez. 

4. Bugünkü Yönetsel Kulüp Yapılanmasıyla Nasıl Yol Alcağız?

Türk Futbolunun bugünkü genel yapılanması,  dernek şeklindeki kulüplerde “aidiyet”, borsa İstanbul’da ise “mülkiyet” kökenli bir yapıda yoluna devam ediyor. Bu yapı görüldü ki, Türk futbolunu sportif anlamda daha ilerilere taşıma yeteneğine sahip değil. Bugün yıllık gelirleri 4.5 milyar TL’na, borçları ise onbeş milyara ulaşan dernek merkezli bir idari yapı futbolumuzun yönetsel üst yapısını oluşturuyor. Bu yapı çalışırken, ne yazık ki,  “kol kırılır, yen içinde kalır” felsefesiyle  hareket edip “ibra müessesesini” doğru çalıştırmıyor. Yani, giderek parasallaşıp ticarileşen ve endüstriyel bir karaktere bürünen futbola bugünkü dernek-kulüp yönetsel yapısı dar geliyor. Bu yapıyı günün koşullarına göre şekillendirmeli ve yeniden düzenlemeliyiz. Kulüplerimiz dernek statüsünde yollarına devam edecek olsalar bile, mutlaka kulüp organizasyon yapılarına “Kurumsal Yönetim ve Yönetişimi” hakim kılan bir örgüt  modeline yönelmeliler. Bununla birlikte, günümüz futbol yapılanması kulüp yapılarını şirket olmaya zorluyor. Yıllık gelirleri çok önemli büyüklüklere ulaşan yapıyı dernekler kanunu kapsamında değil, ticaret kanunları gereğince yönetmek daha rasyonel ve bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. 

5. Bugünkü Merkezi Futbol Yapımız Futbolumuzu İleriye Taşıyabilir mi? 

Mevcut merkezi futbol yapımız, Türk futbolunu sportif-iktisadi-idari ve mali anlamda daha yukarılara taşıyamıyor. Böyle bir yetkinliği yok. Var olan futbol yapılanması kulüp futbolunun sportif performans yeteneğini daha yarışmacı bir seviyeye taşımaktan uzak. Kulüplere yön veren merkezi yapının, sahip olduğu statüsünü değiştirerek, Avrupa futbolunun yeni örgütlenme yapısına uygun hale getirilmesi sağlanmalıdır. Artık, günümüzde futbolun gerçek sahibinin futbol kulüpleri olduğu gerçeğini kavramak ve kabul etmek durumundayız. Bu bağlamda, kendimize örnek alacağımız premier liglerde olduğu gibi bir organizasyonel yapıya geçmek zorundayız. Yani, Süper Lig A.Ş. ivedilikle kurulmalı ve kulüpler birliği futbolun tek sahibi olmalıdır. Mevcut yapı ise sadece yönetsel fonksiyonlara sahip organizatör bir yapıya dönüşmelidir. 

6. Futbolumuzun Fon Açığı Devlet Destekli Çözüme Muhtaç mı?

Futbolumuzun borçları gelirlerinin neredeyse dört katına ulaşmış durumda.  Gelirleri, borçlarını karşılamakta yetersiz kalıyor. Kulüplerin öz kaynak açıkları her geçen gün yükselen zararları nedeniyle artıyor. Buna karşın kulüplerimiz maliyet ve gider yönünde bir tasarruf hareketine yönelmiyorlar.  Futbol kulüpleri içinde bulundukları borç batağından kendi yetileriyle kurtulabilecek yeteneğe de sahip görünmüyorlar. Bununla beraber, bu yetkinliğe ulaşmak için gerekli çabayı gösterdikleri de pek söylenemez. Çünkü, nasıl olsa “devlet babanın” bir şekilde kendilerine destek olacağına inanıyorlar. Devlet de bu anlayışı boşa çıkartmıyor ve yeri geldiğinde vergi- prim affı, borç erteleme, arsa verme vb. sübvansiyonlarla kamu kaynaklarını bu kulüplere aktarmaya devam ediyor. Bu politika sonuç itibariyle, hem rekabetçi dengeyi bozuyor, hem de kulüpler arasında haksız ve dengesiz rekabetin oluşmasına yol açıyor. Bugün kulüplerin borçlarının yapılandırılması da bu mantık temelinde hayata geçiriliyor. Sonuçta, devletin siyasi iktidar aracılığıyla futbola müdahil olmasını bizatihi futbol kulüpleri istiyor. Hal böyle olunca da, futbolun en büyük sponsoru devlet oluyor. Bu durum, futbolumuzun üzerinde siyasi etkinin daha da artmasına ve kulüplerin siyasete bağımlı hale getirilmesine olanak ve ortam sağlıyor. Şunu unutmamak gerekir ki, günümüzde futbol= iyi yönetim+ sportif performans+ başarılı finans yönetimi demektir. Bu nedenle, hesabını iyi yapmayan kulüplerin doğal seleksiyona uğramasına izin verilmelidir. Devlet destekli futbol yapılanması, uzun vadede kulüpleri iktisadi-finansal ve idari tembelliğe itmekte ve zaman içinde sportif performansın düşmesine neden olmaktadır. 

7. Parasal Gelir Artarken, Sportif Performans Neden Düşüyor?

Türk futbolu son yirmi yılda parasal gelirlerini yüzde 600’e yakın artırırken, sportif performansı maalesef 2000 yılının gerisine düşmüştür. Yani, Türk futbolu bir şekilde parasal gelir yaratırken, bu parasal genişlemeyi sportif performansa dönüştürebilecek üst yapıyı günün koşullarına uygun tesis edememiştir.

O halde şu soruyu sormamız gerekiyor? Türk futbolu parasal gelirlerini artırırken, sportif performansı neden düştü? İşte bu sorunsal, bugün Türk futbolunun en yaman çelişkisidir. Türk futbolu UEFA hinterlandı içinde olmasına karşın, koşulların gerektirdiği şekilde kendisini reorganize edememiş ve gerekli üst yapıyı sağlayamamıştır. Alt yapı gelişirken,  bu gelişime destek olabilecek bir üst yapı oluşturulamamış ve kaynaklar sportif performansı maksimize edebilecek şekilde kullanılamamıştır.  Bunun kaçınılmaz sonucu da, sportif performansın gerilemesi olmuştur.

Sonuç olarak, Türk futbolunda son yirmi yılda yönetsel gelişim, parasal gelişim hızının gerisinde kalmıştır.  

8. Orta ve Uzun Vadeli Stratejik Bir Planlama Olmadan Başarı Olur mu? 

Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki, futbolumuzun orta ve uzun vadede stratejik bir planlaması bulunmuyor. Günü kurtaran pragmatik ve oportünist yaklaşımlarla sorunları çözmeye çalışıyoruz. Oysa, futbol yapımızın uzun erimli bir bakış açısına sahip olması gerekir. Bu planlamayı yapmayı, devletten-siyasetten bekleyen bir anlayıştan hızla uzaklaşmalıyız. Türk futbolunun geleceği planlayıcısı onun mesleki örgütlenmesi olan Kulüpler Birliği olmalıdır. Kulüpler Birliği bu bağlamda daha aktif bir yapıya evrilmeli, buna göre kendisini yeniden tasarımlamalıdır. 

9. Kurumsal Yöneti ve Yönetişimi Egemen Örgüt Modeli Kılmadan Başarıya Ulaşabilir miyiz?

Futbolumuzda şeffaflığı sağlayacak, paydaşlara karşı sorumluluk taşıyacak, denetime açık ve hesap verebilir bir yapı oluşturulmadığı sürece, ister dernek statüsünde, isterse şirket şeklinde organize olsun, kulüplerimizde sağlıklı bir yönetsel ve mali yapıya ulaşma olanağı bulunmuyor. Bu kapsamda, futbol otoritesinin de aynı açıklık ve sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor. Bu bağlamda, kulüplerin borçlarının yapılandırılma politikasında da aynı şeffaflığı sağlamak zorundayız.

10. Sonuç İtibariyle: Türk Futboluna Reform Değil, Devrim Lazım!

Bugün futbolun ulaştığı endüstriyel düzey, artık kulüplerin ve futbol otoritesinin yeniden yapılanmasını zorunlu hale getiriyor. Konvansiyonel yönetim anlayışıyla şekillenmiş, var olan yapıyla futbolumuzu günümüzde yönetmek artık mümkün görünmüyor. 

Bu yapıda ısrar edenler, kısır döngü içinde sportif ve mali başarıdan her geçen gün uzaklaşıyor ve buna bağlı olarak futbol pastasından aldıkları pay  giderek düşüyor. 

Bu bağlamda Türk futbolunun rekabetçi yapısını yükseltecek ve onu Avrupa ve Dünya futbolunda söz sahibi kılacak bir modele gereksinim var. 

Bu model dinamik olduğu kadar, geniş katılım tabanına sahip olmalı ve daha demokratik bir yapılanma içinde olmalıdır. Bu modelin realize edilebilmesi, tamamen futbolun yeniden yapılandırılmasıyla mümkün olacaktır. Bugünkü mevcut yasal durum bu yapılanmaya izin vermemektedir. Mevcut statüyü tamamen değiştirecek bu yapının ikinci aşaması ise, futbol kulüplerinin yeniden yapılandırılmasıdır. 

Burada en kritik konu ise: Kurumsal yönetim ve yönetişimin kulüplere ve futbol otoritesine egemen örgüt modeli haline getirilmesidir. Bu gerçekleştirilemediği taktirde, oluşacak yapı tıpkı bugünküne benzer nitelikte olacaktır. Böylesi bir örgütlenme, başta siyaset olmak üzere her türlü politik müdahaleye açık, nüfuz aracı olarak kullanılmaya devam edecektir. 

Bu nedenle, Türk futbolunda günü kurtaran palyatif çözümler öneren bir yapı yerine, rekabeti daha da artıracak, futbol kalitesini yükseltecek, Türk futbolunu iktisadi-mali ve sportif olarak Avrupa’da daha ilerilere taşıyacak bir yapıya geçmek zorundayız. Bunun yolu da, eski yapıyı sürekli modifiye etmek yerine, radikal bir değişimle eski statüyü ortadan kaldırıp kulüplerin egemen olduğu, günün gereklerine uygun bir yapıyı tesis etmekten geçiyor. 

Aksi halde,  “devlet destekli top” sektirmeye devam ederiz.

Bu konuda görüş, öneri ve değerlendirmelerimiz için bakınız: Tuğrul Akşar-Kutlu Merih, “Futbolumuza Yeni Bir Yapılanma Önerisi”, 13 Ekim 2008,  http:

//www.futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/yonetim/117-tugrul-aksar/228-futbolumuza-yeni-bir-yapilanma-onerisi.html{jcomments on}

Bu İçerik  803  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

2.04.2020

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

89.312

-0,24

 bjk BJKAS

1,79

0,00

 fb FENER

8,31

0,01

 gs GSRAY

2.20

0,03

 trabzon TSPOR

3.09

0,04

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 24664443

Süper Lig Cemil Usta Sezonu 2019-20 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Trabzonspor

 26   15   8  3    59   28  31  53
2 Başakşehir
 26  15  8 50  25  25  53
3 Galatasaray

 26

 14  8 4 44  20  24  50
4

Sivasspor

 26  14  7 5  47

 29

 18  49
5 Beşiktaş 
 26  13  5 8  40  32  8

 44

6

Alanyaspor

 26

 12

 7 7  44  25

 19

 43
7

Fenerbahçe

 26

 11

 7 8  46  34  12  40
8

Göztepe

 26  10  7 9  31

 30

 1  37
9

Gaziantep

 26  8

 8

10  36  41  -5  32
10

Denizlispor

 26  8  7 11  26  34   -8  31
11 Antalyaspor
 26

 7

 9 10  29  43  -14  30
12 Gençlerbirliği
 26  7  7 12  33  44  -11

  28 

13 Kasımpaşa
 26  7  5 14  38  50  -12  26
14 Konyaspor
 26  5  11 10  21  33  -12  26
15 Malatyaspor

 26

 6  7  13  38  40

 -2

 25
16

Rizespor

 26

 7  4  15  26  44  -18  25
17 Ankaragücü
 26  5  8  13  23  45  -22  23
18 Kayserispor
 26  5  7  14  28  62  -34  22

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

delo-4

 

Yirmiüçüncüsü yayınlanan 2020 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Barcelona 840.8 Milyon Euro’luk geliriyle ilk sırada.  Tamamı Merkez Lig kulüplerinden oluşan Lig’in Raporunu okumak için tıklayın.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.