x
20 Temmuz 2017- İspanyol Futbol federasyonu başkanı Angel Maria Villar, polisin federasyona ilişkin yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı. 3 Temmuz 2017- FIFA Konfederasyon Kupası'nı Şili'yi 1-0 yenen Almanya kazandı. 4 Haziran 2017- Juventus'u Gallerin başkenti Cardiff'te 4-1 yenen Real Madrid, 2016-17 sezonunun Şampiyonlar Ligi Kupasını kazandı. 1 Haziran 2017- Normal süresi 0-0 biten Ziraat Bankası Türkiye Kupası'nı penaltılarla rakibi Başakşehirspor'u 4-1 yenen Konyaspor kazandı.  29 Mayıs 2017- Beşiktaş Lig'in bitimine bir hafta kala Süper Lig'de 15.Şampiyonluğuna ulaştı. 23 Mayıs 2017- Futbolun kurumsal ve yönetsel gelişimine çok büyük emek veren, futbolekonomi'nin kurucularından Doç.Dr.Kutlu Merih'i kaybettik. Başımız sağ olsun.... 21 Mayıs 2017 -Eurolig Final Four final maçında Olympiakos'u 80-64 yenen Fenerbahçe Avrupa'nın en büyüğü oldu.  6 Nisan 2017- Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, 34 oyla UEFA yönetim kurulu üyesi seçildi. UEFA'nın 41. genel kurulunda alınan kararla Şenes Erzik'in UEFA'yı FIFA'da temsil etme görevi de sona erdi. 10 Şubat 2017- Galatasaray Başkanı Özbek, kulübün bankalara olan borcunun, Riva ve Florya projeleri sonrası kulüp kasasına giren son ödemelerle birlikte 750 milyon TL 'den  430 milyon TL civarına gerilediğini ifade etti.  15 Eylül 2015-  Real Madrid artık Dünyanın en değerli takımı değil. NFL ekiplerinden Dallas Cowboys 2.6 Milyar £ değeriyle ilk sırada. R.Madrid ise 2,1 Milyar £ ile en değerli ikinci kulübü oldu.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Yönetim KUtlu MERİH Türk Futbol Yönetişiminde Deontolojik Sorunlar

Türk Futbol Yönetişiminde Deontolojik Sorunlar

alt

Doç. Dr. Kutlu MERİH -Şubat.2007

  

GİRİŞ
 

Tuğrul AKŞAR,  20.Ocak.2006 TFF Seçimleri sonrasında yazdığı Türk Futbolunun Yapısal Sorunları ve TFF Seçimleri başlıklı yazıya şöyle başlıyor;

"20 Ocak 2006 tarihinde yapılan başkanlık seçimini 7 oy farkla Haluk ULUSOY kazandı. Ya da diğer deyişle 102 oy alan Ayhan BERMEK kaybetti. Büyük bir toz duman bulutu içinde başlayan seçim çalışmaları sonuçlandı sonuçlanmasına ama seçim öncesi esen sert rüzgarlar hala hızını kesmedi. Bu rüzgar kimi nereye savuracak, önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.  Kargaşa ve tüm kaotik durumların temeline baktığımızda, bu tür yapıların belirsizlik, plansızlık ve düzensizlikten beslenip, nemalandığını görüyoruz. Türk futbolunda bu anlamda malzeme çok. Futbol zaten kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan yeterince soruna sahipken; bir de futbolumuzun yapısal zafiyetlerinden kaynaklanan sorunlar, bu sıkıntılara eklenince ortaya kendiliğinden mevcut yapı çıkıyor. Bu kaotik yapıyla uzun vadeli mali ve sportif başarılara ulaşmak, bizim için bir hayal, bir ütopya olup çıkıyor. Futbolumuzun omurgası düzgün olmayınca, bu yapının üzerinde yükselen hiç bir şey de doğru olmuyor. Ya da çoğu zaman ‘’eğrisi doğrusuna denk gelen’’ gelişmelerle, yolumuza devam ediyoruz. "

Modern "KAOS KURAMI" uyarınca kaotik sistemlerin tipik özelliği, kritik bir sınırdan sonra kaotik ortamların içinden bir düzenin çıkmasıdır (emergence). Türk futbolunun kaotik ortamı öne sürüldüğü gibi şu veya bu müdahaleden değil, kendi sektörel yapılanmasından ve profesyonel deontoloji kurallarının eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Türk futbolunu yöneten Türkiye Futbol federasyonu yönetimi, 200 üzerinde üyesi olan bir genel kurul tarafından demokratik bir şekilde seçilmektedir. Eğer bu seçime sektör dışından etkile olabiliyorsa bunun sorumlusu müdahale edenlerde değil, iradesine sahip çıkamayan ve oylarını demokratik rasyonellere göre kullanamayan sektör temsilcilerinde aranmalıdır. Yaşanan duruma göre Türk futbol yönetişimi son derecede kişiselleştirilmiştir ve seçmenler vizyona, modellere, projelere değil karizmatik olduğu sanılan kişilere oy vermektedir. Bu durum futbol sektörünün her kademesi için geçerlidir.
 

 

Önce bir durum değerlendirmesi
 

Tuğrul AKŞAR bu durumu adı geçen yazıda ayrıntıları ile inceliyor. Şimdi bu yazıdan genişçe bir bölümü alırsak gelişmelerin daha bir yıl önceden ne kadar net bir şekilde öngörüldüğünü görebiliriz.
 

Futbolumuzun Yapısal Sorunları 
 

Aslında bugün yaşanılanların arka planında futbolumuzun bünyesel sorunları yer alıyor. Yani yaşanılan bunca sıkıntı ve gerginlik, bu sorunlarımızın dışa vurumu bir yerde… Her şeyden önce Türk futbolunun çok temel sorun ve sıkıntıları bulunuyor. Futbolumuzda haksız rekabetin tüm ağırlığıyla kendisini Anadolu kulüpleri üzerinde hissettirmesi; büyükleri koruyan ve kollayan bir lig yapılanması içinde rekabet ve kalitenin yeterli düzeyde olmaması tüm bu sorunların da temelini oluşturuyor. Ancak ligimizin yapılanışında, omurgasında bazı temel çarpıklık, eksiklik ve olumsuzlukların bulunması, sorunlarımızın giderek artmasına yol açıyor. Rekabetçi dengenin yerini haksız rekabetin aldığı, büyüklerin ekseninde şekillenen oligarşik bir yapılanış Türk Futbolunun gelişiminin önünü kesiyor. Sorunlarımıza bu yapılanış içerisinde, bu yönetsel mantalite ve hareket tarzı ile çözüm bulmak son derece zor görünüyor. 
 

Bugün günümüzde futbol pastası giderek büyüyor. Federasyon bu yasal değişimlerin getirdiği rüzgarla da kulüplere yeni kaynaklar yaratabilme başarısını en azından gösterebildi. Futbolun bir endüstri haline geldiği günümüzde, yeni yasal değişiklikler, TFF. yasasında bazı iyileştirmeler sağladı şüphesiz ki. Süper Lig’in ve Federasyon Kupası’nın isimlerinin satılmasının yanında, şans oyunlarından da ciddi gelirlerin Federasyona akması ve yeni sponsorluk sözleşmelerinin imzalanması, Türk Futboluna yeni kaynaklar yarattı.
 

Yasaların uygulayıcıları, yasaları en iyi ve en kötü biçimde uygulayabilirler. Bu nedenle yasa uygulayıcının amaç ve niyeti, uygulamanın da karakteristiğini ortaya koyar. Yeni düzenlemelerle Federasyon’un bazı sorunları aşması bekleniyordu ama beklenen gerçekleşmedi. Özellikle kulüplerin her birinin kendi amaç ve çıkarları doğrultusunda, Federasyona baskı ve zorlamalarda bulunmasının yanı sıra; diğer yandan Yönetimin bazı konu ve uygulamalarda basiret ve beceri yönünden arzu edilen iradeyi ortaya koyamaması, sorunları daha da içinden çıkılmaz bir noktaya getirdi. Futbol idaresinin eleştiri ve önerilere karşı gereken duyarlılık ve hassasiyeti gösterememesi de sorunların çözümünü zorlaştırdı. 
 

Başarıya yaklaşırken uzaklaşıyoruz 
 

Türk futbolu 2002 Dünya Kupası’ndan bu yana serbest düşüşte…En son kazandığımız Dünya Üçüncülüğü unvanından bu yana ne Avrupa’da, ne de diğer anakaralarda herhangi bir başarıya ne kulüp bazında, ne de ulusal takım bazında imza atamadık. Olayın vahim tarafı: düşüş ne yazık ki hala devam ediyor. Devam edecek gibi de görünüyor. Futbolun yapısal temelinde ciddi hatalar yapıyoruz. Hala Kıta Avrupası’nın çağdaş futbol aklını yakalayamadık. Kalıcı olabilecek başarılara bir türlü ulaşamıyoruz.
 

Oynadığımız tüm maçlar ve bugünkü ulusal takımımızın yapılanışı gösteriyor ki, başarıya giden yolda ortaya konulmuş, değişik varyasyonlardan oluşan sağlam bir stratejimiz yok. Had safhada konsantrasyon eksikliğimiz var. Sonuca yönelik etkin ve doğru stratejiler kuramıyoruz. Kendimize özgü bir model oluşturamıyoruz. Vizyonda ve misyonda çok ciddi sıkıntılarımız var. Kolektif oyun anlayışını saha içinde bir türlü uygulayamıyoruz. Ben-merkezci düşünce yapısı, egemen mental anlayışımızı oluşturuyor. Sistemsel sıkıntı eksiğimizi giderebilecek yeterli hamlelerde bulunamıyoruz. Hepimiz iyi bildiğimizi düşünüyor, hatalarımızdan ders çıkartamıyoruz. ‘’Case study’’ çalışması yapıp, daha sonraki maçlarımıza ışık tutacak analitik analizler yapamıyoruz. Sadece maç odaklı ve günü kurtaracak oyun eleştirisi ve analizlerin peşinden koşuyor; futbolun entelektüel birikimine katkı sağlayacak etkinlik ve üretkenlikte bulunmuyoruz. 
 

Futbolumuzda sorunlar birikiyor ama çözümlenemiyor 
 

Son günlerde Türk futbolu yönetsel, hukuksal, iktisadi, mali ve sosyal anlamda ciddi bir kaosun içinde yolunu bulmaya çalışıyor. Her kafadan, kulüpten ve futbol idaresinden çıkan farklı ve çatlak sesler, bu kargaşa ve kaosu biraz daha arttırıyor. Ortalık toz duman bulutu içinde kaldı. Bugün yaşanılanlar Türk futbolunun çözümü ertelenen birikmiş sorunlarının dışa vurumu…

• Futbol idaresinin kulüpler karşısındaki duruşunda ve vizyonunda sorunlar var.
• Kulüplerimizin kendi çıkarları doğrultusunda Federasyona manüplasyonları var
• Futbol Kulübü yöneticilerinin misyon ve vizyon konusunda ciddi sorunları var.
• Futbolumuzda dengesiz ve haksız bir rekabetin yol açtığı iktisadi ve mali sorunlar var.
• Futbol idaresinin örgütsel yapılanışından kaynaklanan hukuksal ve yönetsel yetersizlikleri var.

Yani dert çok, derman yok…Aslında bu sorunlara çare olacak çözüm yolları belli ve biliniyor olmasına karşın, kimse kendi menfaatlerinden taviz vermek istemiyor.  
 

Endüstriyel futbol aşamasına geçemedik 
 

Futbolumuz hızla endüstriyelleşirken, yöneticilerimiz hala konvansiyonel düşüncelerin girdabında, yol almaya çalışıyor. Vizyonları yetersiz. Misyonları lokal başarılara odaklı…Hala futbolun bir endüstri olduğunun farkında değiller. Kulüp yönetimleri, uzun vadeli strateji ve yarınları kurma yerine, günü kurtarmanın telaşı içinde yüz milyonluk bütçeleri yönetmenin yolunu arıyorlar. Taraftarın bilinç düzeyi de yöneticinin, futbolcunun bilinç düzeyinden daha ileri değil…
 

Oysa bugün futbolun tüm aktörlerinin ortak amaç ve hedefleri, Türk futbolunun sportif ve mali olarak, kalitatif ve kantitatif anlamda daha üst noktalara taşınması olduğu halde, bu bileşenlerin bugünkü yapılanış ve niteliksel yapıları ne yazık ki buna izin vermiyor. Türk futbolu, tüm ögeleriyle Avrupa’nın ve Dünyanın yükselen bir değeri olarak, endüstri haline gelen futboldan sportif ve mali anlamda maksimum payı alabilmenin yollarını aramalıydı… Türk futbolunun çıkar yolu buradan geçiyor…Yoksa önümüzdeki yıllarda Avrupa Kulüpleri ile rekabet edebilmemiz kesinlikle mümkün olamayacak. 
 

Son onbeş yılda futbol her yönüyle evrildi. Taraftarın, gelirlerin, futbolun, kulüplerin yapısı değişti. Hala futbolumuzun yönetsel mantalitesi bu değişimleri yakalayamadı. Tüm tehlike işte burada… 
 

Ben merkezci egolar sorunları algılamayı engelliyor 
 

Futbolun endüstriyel bir olgu olduğunu hala kavrayamadığımız için endüstriyel düşünemiyoruz. Konvansiyonel düşüncenin etkisi altında yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Yani belirli bir yöntem ve plana sahip olmaksızın; kişiye bağlı, kurumsallaşmamış, modeli ve felsefesi olmayan bir futbol anlayışından medet umuyoruz. Oysa endüstriyellik yüksek kalite, standart ve teknoloji demektir. Bu anlamda saha içinde ve dışında hızlı-seri düşünüp, sağlam stratejiler kurarak, standartı yakalayamıyoruz.  

Futbolumuzun yönetsel, iktisadi, mali, hukuksal ve pazarlama yönünden temel eksiklikleri bulunuyor. Rekabetçi dengenin üç büyük lehine kurulduğu, diğer takımların futbolumuzu domine edemediği bir futbol ligimizde yarışmacı kulüpler yaratmaya çalışıyoruz. Dengede rekabeti sağlayacak, yeteneklerimizi ortaya çıkartabilecek bir alt yapıyı henüz tam anlamıyla kuramadık. 

‘’Herkes başkasının sırtına basıp yükselme derdinde… Rakibe saygı yok; hep bana, hep bana… ‘En büyük’, ‘tek büyük’ lafları taraftar arasında hoş bir çekişme olabilir ama koskoca yöneticiler bundan başka bir şey görmez ve “Benim için her yol mubah, rakibim için günah” derse ortada ne rekabet, ne de hakça oyun kalır. “En büyük biziz” diye diye ülke futbolu küçülüyor.’’(İbrahim, ALTINSAY, ‘’Bu Güzelim Oyuna Kıymayın’’, Radikal, 19.01.2006
 

Futbol eğitiminde temel yapılanmayı gözardı ediyoruz 
 

Sonuçta iş gelip, fundamental eğitim eksikliklerimize dayanıyor. Bu yetersizliklerimizi görüp, buna göre gerekli aksiyomları almadan; futbolcumuzun, yöneticimizin, teknik adamımızın ve de futbol izleyicimizin entelektüel futbol birikimlerini geliştiremediğimiz sürece futbol başarıları bize ay kadar uzakta olacaktır. 
 

Türk Futbolu’nun içinde bulunduğu sportif ve mali başarısızlık üzerine çok derin analizler yapılabilir. Ancak genel olarak ifade edebilirim ki; Türk Futbolu kısa süre içinde çok şey yapabilmenin sıkıntılarını yaşıyor. Avrupa’nın iki yüzyıl da yaptığı sanayi devrimini biz Cumhuriyet dönemine sıkıştırmak durumunda kalmışız. Toplumsal anlamda üst yapısal oluşumlarda da aynı sıkıntıyı yaşadığımızı görüyoruz. Avrupalının belirli bir zaman aralığında yaptığını, biz kısa süre içinde yapmaya kalkışınca, bilişim alanımız daralıyor, sağlıklı düşünemiyor bir panik içinde çok şey yapmaya çalışıyoruz. Zaman kısıtı başımızın belası…Hal böyle olunca da ekonomiden politikaya varıncaya kadar tüm alt yapı ve üst yapı kurumlarımızı oluşturma sürecinde, bazı kurumları tam tesis etmeden (buna bir üst yapı kurumu olarak hukuksal ve yönetsel yapılanma gösterilebilir), katıldığımız uluslar arası yarışmalarda istenilen sonuçlara ulaşamıyoruz. Hiçbir şeyi sindirerek yapmaya zamanımız yok. Ya da böyle bir felsefeyi kendimize şiar edinmemişiz. 
 

Alt yapı olarak ta Avrupa ile yarışacak düzeyde olduğumuz tartışılabilir. Altyapı olarak kastettiğimiz sadece sportif tesisler anlamında yorumlanmamalı. Mali ve iktisadi anlamda olaya yaklaşmak gerekiyor. Avrupa’nın giderek büyüyen ve artan futbol gelirlerinden pay alabilmenin yolu, Avrupalıyla rekabet etmekten geçiyor. Ancak biz bu rekabetin neresindeyiz? Rekabeti sürdürebilecek ve yarışmacı turnuvalarda başarılı olabilecek mali-iktisadi alt yapılanmamız var mı? Bunları sorgulamamız gerekiyor. 
 

Futbolumuzu geliştirecek dengeli rekabet ortamını oluşturamadık 
 

Bugün ülkemiz futbolunda rekabetçi denge büyükler lehine bozulmuş vaziyette. Üç büyükleri koruyan ve kollayan bir sistem içinde kırk sekiz yılda sadece dört şampiyon çıkartabilmişiz. Futbolumuzdaki sportif, mali, yönetsel ve hukuksal temel sıkıntıların odak noktasını bu konu oluşturuyor.
 

‘’Dünya, ekonomik temeli gittikçe büyüyen futbolun eşitsiz ve denetimsiz büyüme sorunlarıyla, futbol aşkının yerini kar/zarar hesaplarının almasıyla uğraşıyor. Bizim sorunlarımız çok farklı. Dünya ligleri kapitalizmin sorunlarıyla uğraşıyorsa biz pre-kapitalizmde takılıp kalmışız. Ülke futbolu borca dayalı büyüme, hacıağa gibi harcama çağında hâlâ. Futbolun ekonomisi, ülkede sermaye ve reklam harcamaları artmasına karşın durakladı, yakında küçülmeye başlayacak.  

Nereden baksanız dört takımlı bir lig oynanıyor. Futbolun ekonomisinin temeli olan seyirci sayısı ve gelirleri düşüyor, dört takım dışında ürün satışı yok. Yayın haklarına verilen yıllık rakam sonraki ihale döneminde çıkar mı, çok şüpheli… Sponsorlar ürkütülüyor, işbirliği yaptıklarına pişman ediliyor.
 

Temel çözüm dört büyük kulübün UEFA kriterlerine uygun yapılara kavuşup öncülük yapmaları… Öteki kulüplerin de dört büyüğün düzeyine gelmesi sağlanmalı. Önce yönetimleri inanmalı buna, küçüklük kompleksinden kurtulmalı. Yayın, bahis, sponsorluk gelirleri kazananı ödüllendiren, küçükleri büyülten biçimde kullanılmalı… Eşitsizlikleri gidermek, futbolun değerini toptan korumak ve artırmak gerek.’’ (İbrahim, ALTINSAY, ‘’Bu Güzelim Oyuna Kıymayın’’, Radikal, 19.01.2006)

Türk Futbolunun Yapısal Sorunları ve TFF Seçimleri; Tuğrul AKŞAR; Ocak.2006, FESAM.ORG

 

 

Türk Futbol Sektöründe Yönetişim Sorunları
 

Tuğrul AKŞAR, Türk futbolunun içinde bulunduğu genel ve yerel sıkıntıları yukarıda detaylarıyla dile getiriyor. "Bu sıkıntı ve sorunlarımızı kendi içinde, devlet müdahalesi olmadan çözecek ve tekrarına yer vermeyecek bir yapıyı kuramadığımız sürece bu kısır döngüleri hep birlikte yaşamaya devam edeceğiz gibi görünüyor."  diye durumu da özetliyor fakat sektörde bu durumu ne gündeme getirecek ne de çözüm önerecek bir vizyon ve birikimin olmadığı da açıkça görülüyor. Sektör hala TFF başkanının şu veya bu kişi olması ile bu sorunların çözülebileceği gabi naif bir anlayış içinde. Yine AKŞAR'in tesbitine göre;
 

Şu anda Haluk ULUSOY başkan ama ‘’şimdilik’’ başkan. Çünkü, Bakan M.Ali ŞAHİN, ULUSOY hakkında Başbakanlık Teftiş Kurulu’nca düzenlenmiş ve bazısı Adli Yargı’ya intikal etmiş dosyaların bulunması nedeniyle Başbakanlık Teftiş Kurulu Müfettişlerince, ‘’Başkan Haluk ULUSOY’un görevine devamda sakınca bulunduğu’’ yönünde bir rapor gelmesi veya beyanda bulunulması durumunda, yasanın ilgili maddesi gereğince TFF’nu Olağanüstü Genel Kurul’a çağıracağını ifade etmektedir. Her ne kadar Bakan’ın ULUSOY’u ‘’görevden alma’’ gibi bir yasal hakkı bulunmamakla birlikte, Türkiye futbol Federasyonu’nu Olağanüstü Genel Kurul’a çağırması sorunu çözecek mi ya da Türk Futbolunun kısa vadede önündeki belirsizliği ortadan kaldırabilecek mi onu hep birlikte göreceğiz. Zira Olağanüstü Genel Kurul’a gitmek Bakan için, Haluk ULUSOY’un dördüncü kez aday olamayacağından hareketle bir çıkış yolu gibi görünse de, sözkonusu genel kurul çağrısı, başkanlık seçim çağrısı olmayacağından bu konuda muallakta kalmaktadır. Çünkü, Olağanüstü Genel Kurul’a başkanlık seçimi için gidilebilmesi için yine genel Kurul’un çoğunluk oyunun sağlanması gerekecektir.  
 

ULUSOY’u başkan seçen bu genel kurul ve delege yapısı gözönüne alındığında, bu yönetsel ve hukuki yapıdan Haluk ULUSOY’un görevi bırakması konusunda ya da bu yönde bir Olağanüstü Genel Kurul kararı çıkacak mı? Bu da ayrı bir tartışma konusudur.


Futbol medyasının bu konuda net bir vizyona sahip olduğunu söylemk mümkün değil . Bir yıl önceden medya duayeni Hıncal ULUÇ tarafından tesbit edilen durum şöyle;

Spordan Sorumlu Devlet Bakanı M. Ali Şahin, hükümet adına devreye girdi ve Haluk Ulusoy'un Başkanlığının seçilse bile kolay olmayacağını açıkça ifade etti.. 
Uzun uzun tartışmaya gerek yok. Futbol gibi önemli ve gündemde bir federasyonun başkanı, hükümete rağmen çalışamaz. Rahat çalışamaz. Başarılı olamaz. Yıpranır ve yok olur.. Hele bu hükümetin elinde, oldukça tahripkar 300 sayfalık bir Başbakanlık Müfettişleri raporu varsa..
Bu müfettişler bana da geldiler. Konuştuk. İşlerini çok iyi bilen müthiş adamlar. Bu adamlar palavra yazmaz. Bir şeyler yazdılarsa suçladıklarının başı fena halde ağrır. (Ulusoy'un çıkmazı ve Şenes Erzik! 12-01-2006 SABAH)

Bu yazıda ULUÇ bir yönetim değişikliğinden yana olup (sisyasetin müdahalesi söz konusu değil) yönetime kişsel sempatisi olan Şrenes ERZİK'in gelemesi gerektiğini savunuyor. Bu günlerde Haluk ULUSOY adaylığı bazı yasal engeller nedeniyle söz konusu değil. Aynı Hıncal ULUÇ bir yıl sonra ise siyasetin futbola karıştığı iddiası ile sektörü uyanık olmaya davet ediyor: Elmalar ve armutları karıştırma gafleti!, 18-01-2007 SABAH , Medyanın sporu, siyasetten koruma görevi.. 25-01-2007, SABAH  Herhalde ULUÇ "işlerin çok iyi bilen müthiş adamlar" olan "Başbakanlık müfettişleri" hakkındaki kanaatini değiştirdi ve "palavra yazdıkları" konusunda bir bilgi edindi.
 

Futbolun yönetişim sistemi ve sorunları konusunda net bir vizyon sahibi olamayan futbol medyası hem kamuoyunu hem de futbol yönetimini yanlış yönlendiriyor. Eğer futbola gerçekten bir siyasi müdahale olmuş ise bu, Levent BIÇAKÇI Federasyonu'nun, spordan sorumlu devlet bakanının, talihsiz İsviçre maçı sonrasındaki sert demeçleri sonucunda (Mehmet Ali ŞAHİN: "Başarısız federasyonlar gider, 25-11-2005, SABAH" ) görevi bırakmak durumumda kalması ile gerçekleşmiştir. Net bir şekilde "siyaset futbola müdahale etti" denebilecek bu duruma ne FIFA'dan ne de genel olarak futbol medyasından  bir itiraz geldiği görülmüyor. TFF seçim kararı alarak Genel Kurul Toplantısına gidiyor. Bu kararın nedenleri yine futbol medyası tarafından şöyle yorumlanıyor.  Güven krizi seçim getirdi, 10-12-2005 SABAH

Bu kararı aldıran 4 temel neden!..
1-Tahkim Kurulu ile öteden beri süregelen ve bir türlü çözülemeyen sorunlar.
2-Son günlerde sıkça tekrarlanan hakem hatalarının federasyonu yıpratması.
3-Başbakan Yardımcısı Şahin'in federasyon yönetimiyle ilgili açıklamaları. 
4-Yönetim içindeki sorunlar ve kulüplerin bazı yöneticilerden rahatsız olması.

Görülebileceği gibi burada vurgulanan dört sorun bu gün de aynen gündemdedir ve yönetim değişimi sorunlara çözüm getirmemiştir. Futbol sektöründe yönetim değişimleri sorunları çözmek için değil rantı paylaşanları değiştirmek için uygulanmaktadır. Türk futbolunu yönetenler misyon, vizyon ve programları nedeniyle değil, rantı daha iyi paylaştıracakları iddası ile göreve gelmektedir. Bu nedenle futbol yöneticilerinin demeçlerinde sorunların çözümüne ilişkin herhangi bir vurguya rastlamak olanaksızdır. Bunun tipik bir örneği Haluk ULUSOY ve kurmayları tarafından gerçekleştirilen son basın toplantısında açıkça görülebiliyor. (HALUK ULUSOY BOMBALADI.., 2007-02-10, AJANSSPO)


TFF Basın Toplantısındaki (09-02-2007) Deontolojik Kusurlar
 

Bu toplantıda Türk futbolunun içinde bulunduğu durum son derecede kişiselleştirilerek bir Haluk ULUSOY ve ona karşı olan GÜÇLER antagonizması gibi sunuluyor. Gerçekte ise Haluk ULUSOY yönetimine karşı olan kamu otoritesinin söyleninde herhangi süreç içinde gözlenen herhangi bir değişiklik yok ve olamaz da. Çünkü bu karşı oluş futbol medyasının çok hoşlandığı gibi biy siyasi girişim ve çekişme değil, bir kamu kurumunun başında hakkında Başbakanlık Müfettişlerince olumsuz rapor verilen bir kişinin yönetici olarak bulunmasından doğan yasal ve deontolojik sakıncalar olmasından kaynaklanıyor. Bakan Mehmet Ali ŞAHİN bu durumu defalarca; "Yasaların bana yüklediği sorumluluklar var. Eğer bunları yapmazasam bana hesap sorarsınız ve sormalısınız da" diyerek netleştirdiği halde, "ULUSOY-SİYASET  çekişmesi" medya tarafından daha "reyting yapar" olarak değerlendiriliyor. Bu toplantıda ULUSOY tarafından sergilenen aşırı kişisel ve yer yer külhanbeyi üslubu, Futbolu Federasyonunu yönetenlerin neden üniversite diplomasına sahip olması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Gerçekte sadece bu üslup ve üçüncü kişiler hakkında dedikoduya varan vurgular ULUSOY'un bir kamu yöneticisi olmak özelliklerinden ne kadar uzak olduğunu net bir göstergesi. Şimdi bu toplantıda gözlediğimiz deontoljik kusurları belirleyelim:

  • 1-Futbol Yönetişiminde, seçim süreçleri hakkında kişisel önyargıya ve kuruntuya dayalı spekülatif vurgular yapılıyor.

  • 2- Başbakanlık müfettişlerinin değerlendirmeleri hakkında yorum yapıyor. Bir kamu yöneticisi, hakkında müfettiş suçlamaları varsa yorum yapmaz savunma yapar.

  • 3- ''Bir otelde hiç teklif almadan kaldığımız söyleniyor. 4-5 yerden teklif aldık. Bunları ortadan kaldırıp, teftiş kuruluna vermediler. Ben tekrar göreve geldiğimde hepsini Riva'daki arşivden çıkarttırdım. 423 sayfalık raporda '19 bin YTL Ulusoy zimmetine para geçirdi' diyorlar. 7 yılda federasyondan 1 milyar 400 milyon dolar para geçmiş. 19 bin YTL'den Ulusoy yargılanıyor" Başbakanlık müfettişleri hangi teklifin nasıl alınması gerektiğini bilirler. 100 yerden de teklif alsanız en düşük olan her zaman size ait otel ise bunu deontolojik olarak savunamazsınız. Başbakanlık müfettişleri 19 kuruşun bile hesabını sorarlar fakat konunun bu olmadığını kendisi ve bütün futbol kamuoyu bilmektedir. Sorun yargılanmanın miktarı değil, yargılanan bir kamu yöneticisinin hesabını vermesi gereken muhasebenin hala başında olabilmesidir.

  • 4- ''Ali Kıran, baş kesen değilim. Ülkemizin futbolunu hak, hukuk ve kanunlarla yönetiyorum'' söylemi konunun ciddiyeti ile örtüşmüyor. Zaten başka türlü davranabilme opsiyonu yok.

  • 5- Genel kurul isteyen delege imzaları konusunda gereksiz bir şekil şartı titizliği öne sürülüyor. Konu artık delege imzalarının çok ötesinde kamu yönetimi kuralları çerçevesinde deontoljik bir sorumluluk gerektiriyor.

  • 6- Bir kamu kurumu ile ilgili rutin teftiş mekanizmaları hakkında, özellikle FIFA gibi, ülkede saygınlığını yitirmiş bir kuruluşun desteğini beklemek ve bunu vurgulamak naif bir stratejik hatadır.

  • 7- Başbakan ve Bakan düzeyindeki kamu otoritelerinin yalan söyledikleri imalı veya açık bir şeklide öne sürülüyor sadece bu üslup bile ciddi bir yömnnetişim sorunu olduğunu göstergesidir.

  • 8- Orada bulunmayan üçüncü şahıslar hakkında suçlayıcı ve aşağılayıcı yorumlarda bulunuyor. Bu nerede ise evrensel bir deontoloji kusurudur.

  • 9- Teşvik ve şike konusunda net bulgular olduğu halde ve defalarca Federasyon gündemine sunulduğu halde, sanki yokmuş gibi sorumluluğu reddediyor

  • 10- Bir önceki yönetimi şık ve dürüst olmayan bir şekilde eleştiriyor.

Bu tesbitler listesini daha da uzatmak mümkün fakat temel deontolojik sorunun yeteri kadar vurgulandığını düşünüyoruz. Burada dikkati çeken farklı medya kuruluşlarının toplantının farklı bölümlerini okurlarına yansıtmayı tercih etmeleri. Futbol kamuoyunun bu tür yanlı ve kirli bilgilendirme süreçleri ile gerçeği algılamaları herhalde mümkün olmayacak. Biz bu aşamada başlangıçta olduğu gibi yine bir Tuğrul AKŞAR'ın aynı yazısındaki değerlendirme ile konuyu sonlandıralım.
 

Futbol Erkini Elinde Bulunduran Devlet Her Zaman Müdahil Olur!
 

Çağımızın en popüler spor dallarından birisi olan futbol, geniş kitleleri etkileyen özelliği ve çekiciliğiyle, bugün dünya genelinde üç milyar insana ulaşabilen, dev bir gösteri endüstrisine dönüşürken; amaç ve işlev olarak uğradığı bu niteliksel değişim ve gelişim, onu kendi içinde iktisadi, mali ve hukuki olarak da yeniden yapılanmaya mecbur bırakmıştır.
 

Futbolun bugün endüstriyel anlamda ulaştığı en üst aşama olan profesyonellik, kendi iktisadi, mali ve hukuki değerlerini de yaratmıştır. Yaratılan katma değerin yüz milyar dolarlara ulaşması, futbolun üzerinde yükseldiği temel ekonomik ve mali dinamiklerin, hem ulusal hem de küresel anlamda, yazılı hukuk kurallarıyla düzenlenmesi gereksinimini de ortaya çıkartmıştır. Ancak bu düzenlemeler futbolun kendisinin organizasyonu ile sevk ve idaresine ilişkin yasal düzenlemeler şekline dönüştüğü durumlarda futbol erki otomatikman devletin tekeline geçmektedir. Futbol erkini elinde bulunduran devletin bu aşamada futbola müdahalesi kaçınılmaz olmaktadır. Çok açık yöntemlerle olmasa da zımni anlamda devlet bir şekilde futbola müdahil olabilmektedir. Ülkemizde bu anlamda 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca kurulmuş bulunan Türkiye Futbol Federasyonu Türk futbolunu sevk ve idare etmektedir.  
 

Oysa Avrupa’da bizde olduğu gibi bir yasa maddesiyle kurulmuş bir futbol idaresi bulunmamaktadır. Futbol idaresi buralarda, yarışmacı kulüplerin kendi aralarından çıkıp gelen doğal bir yapılanma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bu yapılara, Avrupa’da bizde olduğu üzere siyasetin açık ve doğrudan bir müdahalesi sözkonusu olamamaktadır. Ancak devlet çok doğal olarak, futbolun dışsal çevresine hukuki, iktisadi ve cezai olarak müdahale edebilir. Liglerde hangi takımın oynayacağına karar veremez ama, kulüpler-oyuncular ve buna benzer konularda meydana gelecek bir uyuşmazlıkta yargı mercii olabilir. Futbol etkinliğinden doğacak vergi tahsilatı için yasal düzenlemeler yapabilir. v.b.  
 

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, futbolun kendi içsel dinamiklerinden doğan gelişmelere müdahale etmemek koşuluyla, dışsal-çevresel koşulların neden olduğu/olacağı gelişmelerin düzenlenmesi yasal yollardan devletçe yapılabilir. Bu anlamda giderek futbol kendi doğal hukukunu da yaratmıştır. Futbol kuralları yasayla teminat altına alınmış kurallar olmamakla birlikte; futbolun kendi içsel gelişimi içerisinde zaten kendi yaptırımlarını da oluşturmuş bulunuyor.

 

2006-01-31 Tuğrul AKŞAR Türk Futbolunun Yapısal Sorunları ve TFF Seçimleri
2006-01-24 Tuğrul AKŞAR TFF Seçimleri Türk Futbolunun Sorunlarını Çözdü mü?
2005-12-27 Tuğrul AKŞAR TFF YAPILANIŞININ FİNANSAL ANALİZİ
2005-12-27 Tuğrul AKŞAR TFF YAPILANIŞININ YÖNETSEL ANALİZİ
2005-03-10 Tugrul AKŞAR TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU'NUN YENİDEN ORGANİZASYONU
2006-09-30 Kutlu MERİH Futbol Sektöründe Profesyonellik ve Profesyonel Etik (DEONTOLOJİ)
2006-12-02 Kutlu MERİH FESAM Arşivinde Şike ve Teşvik
Bu İçerik  5517  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Kutlu Merih Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

24.07.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

106.861

0,02

 bjk BJKAS

4,67

1,74

 fb FENER

37,62

2,73

 gs GSRAY

6,89

0,73

 trabzon TSPOR

3,13

-0,32

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 14749190

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

AKHİSAR BLD.

               
2 ALANYASPOR                
3 ANTALYASPOR

 

             
4

KONYASPOR

         

 

   
5 BEŞİKTAŞ
             

 

6

BURSASPOR

               
7

 MALATYASPOR

               
8

FENERBAHÇE

               
9

GALATASARAY

   

 

         
10

GENÇLERBİRLİĞİ

               
11 GÖZTEPE                
12 KARABÜKSPOR                
13 KASIMPAŞA                
14 KAYSERİSPOR                
15 BAŞAKŞEHİR FK

 

             
16 OSMANLISPOR

 

             
17 SİVASSPOR                
18 TRABZONSPOR                

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

hirvatistan-bayrak Hırvatistan

6 4 1 1 11 2 13 9
2 izlanda-bayrak İzlanda 6 4 1 1 9 6 13 3
3 turk-bayrak TÜRKİYE

6

3 2 1 11 6 11 5
4

ukrayna-bayrak Ukranya

6 3 2 1
9

5

11 4
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
6 0 1
5 4 10 1

1

6

kosova-bayrak Kosova

6 0 1 5
3

18

1 -15

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.