Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
15 Ekim 2020- Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un toplam borçları son 8 yılda % 534 artarak 13 Milyar TL'nı geçti.   7 Ekim 2020- Alman Futbol Federasyonu (DFB) binası ve federasyon yetkililerinin evleri vergi sahteciliği soruşturması kapsamında arandı. 28 Eylül 2020- FIFA korona virüs sürecinin futbola maliyetinin 14 milyar dolar olduğunu açıkladı. 17 Eylül 2020- Süper Lig'de 11 Eylül'de maçlar başlamasına karşın hala yayın bedellerinin kulüplere ödenmesi konusunda belirsizlik devam ediyor. 15 Eylül 2020- Avrupa futbolunun ekonomik, mali ve yönetsel yönden yapılanması ile Merkez Ligler lehine rekabetin yeniden nasıl düzenlendiğinin analizini yapan Finansal Futbol- Tuğrul Akşar kitabı yayımlandı.   26 Ağustos 2020-  Türkiye Futbol Federasyonu 2020-21 sezonunda maçların, stat kapasitesinin yüzde 30'u kadar seyirci alınarak oynanabileceğini açıkladı.  24 Ağustos 2020- 201920 Sezonu Şampiyonlar Ligi şampiyonu, finalde Paris Saint Germain'i 1-0 yenen bayern Münih oldu. Kazandığı bu kupayla Bayern Münih. altıncı kez kupayı müzesine götürdü. 6 Ağustos 2020- 2019/20 sezonunu  33.600 UEFA ülke puanıyla, 11. sırada kapatan Türkiye, Şampiyonlar Ligi'nin 2021-22 sezonuna direkt takım gönderemeyecek. Bu durumda 2020/21  Süper Lig Şampiyonu Şampiyonlar Ligi gruplarına... 31 Temmuz 2020- Türkiye Futbol Federasyonu'nun aldığı karara göre 2020-21 Sezonunda Süper Lig'de düşme olmayacak ve Süper Lig 21 takımla oynanacak. 20 Temmuz 2020- 2019-2020 Süper Lig Cemil Usta Sezonunun şampiyonu Medipol Başakşehir oldu.
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 62
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Yönetim Diğer Yazarlar Manda ve himayeye muhtaç 'büyükler"

Manda ve himayeye muhtaç 'büyükler"

Altınsay- 9 Aralık 2010

Üç büyük kulübün yönetimleri şımarık çocuklar gibi vazgeçilmezliğin rantını topluyor. İşin vahimi, bunu bir marifet olarak, 'iş bilirlik' olarak sunuyorlar.

Futbol sektörü kendi ayakları üzerinde duracak mali bir yapıya sahip mi? Başka bir deyişle UEFA’nın mali kriterlerine uyuyor mu?
Ortada, telekomünikasyon devleri arasındaki rekabet yüzünden büyümüş bir yayın hakları bedeli var. Gerisi bölük pörçük gelirler ve çokça açıktan finansman. Yani borç… Şahsa borç, bankaya borç, tefeciye borç, devlete borç. Bir de kulüplere iş yapanlara ve futbolcular dahil kulüplerde çalışanlara borç var ki, en vahimi… Çünkü bunun adı sömürü.
Futbol sektörünün üretmeden tüketen bir yapıya sahip olduğundan söz edebiliriz ancak. Bu durumda ekonominin kuralları kadar ilişkiler ve güç oyunları etkili oluyor. Koruma ve kollama devreye giriyor. Sonunda en güçlü olanın, yani devletin manda ve himayesi altına kuzu kuzu giriyor kulüpler. Tabii kendi yarattıkları büyüklük sırasına göre imtiyaz elde ederek.
Ekmeğini çalışarak kazanan tüccar üç kuruşluk borcu için hapis yatarken kulüplere, ülkenin eğitim sorununu çözecek kadar vergi affı getiriliyor… Şehircilik cinayeti olan ‘modern’ statlara göz yumuluyor… Halka başını sokacak bir dam yapmakla yükümlü Toplu Konut İdaresi, Galatasaray’a TEM kıyısında, trafiği katledecek bir stat yapıyor. Kamu yararına dernek Beşiktaş’ta şahıslara olan borç 100 milyon lirayı, toplam borç 300 milyon lirayı aşmış, “ne oluyor” diyen yok.
Üç büyük kulübün yönetimleri şımarık tek oğlan çocuklar gibi vazgeçilmezliğin rantını topluyor. İşin vahimi, bunu bir marifet olarak, ‘iş bilirlik’ olarak sunuyorlar herkese. 

Medya felaketin eşiğinden döndü
Böyle futbol sektörüne böyle futbol medyası olacak tabii ki… Futbolu geliştirmek, ilginç kılmak için fazla bir şey üretmeyen medya, geleceğini üç büyüklere bağlamış durumda. Sporseverin ilgisini çekerek okuyucu, izleyici, abone kazanacaklarına, büyüklük sırasına göre Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, biraz da Trabzon’un manda ve himayesine girmişler. Yönetimlerle iyi geçineceksin, taraftara gaz verecek haberleri patlatacaksın, hocalara, hele savunanı olmayan yabancı hocalara her fırsatta yükleneceksin. Türkçesi “Sen beni salla ben seni sallayayım”. Yeter ki üç büyük, olmadı iki büyük, olmadı en büyük şampiyonluk yarışında olsun.
Bakmayın geçen yıl Bursaspor’un şampiyonluğuna pek sevinmelerine… Bir yere kadar Beşiktaş, son haftanın son saniyesine kadar Fenerbahçe yarışın içindeydi de pek rahattılar. Fenerbahçe’nin son anda şampiyonluğu kaybetmesi işlerine bile geldi. Gelecek sezonda yeni bir hoca ve bir sürü yeni transfer demekti bu.
Bu sezon ise durum vahimdi. Haftalar geçiyor, önce Galatasaray, sonra Beşiktaş ve en önemlisi Fenerbahçe bir türlü şampiyonluk yarışının içine giremiyordu. “Üç büyüğün şampiyonluk yarışına izin vermezler” diye bir hurafe dolaşmaya başladı ortalarda. Sonra “Fener’i şampiyon yapmak zorundalar, yoksa sistem çöker”e dönüştü bu. Ve sonra merkez futbol medyası “Ne yapsak boş” havalarında buna göre pozisyon almaya başladı.
Herkes seferber olmuş; Galatasaray koptu ama Beşiktaş ve ille de Fenerbahçe bir şekilde puan kaybetmesin, yarışın içinde olsun, diye…
Önceki hafta Alex’in İBB’li İbrahim Akın’a yaptığı kırmızı kartlık hareket ‘ucuz kurtulmuş’ diye geçiştiriliyor. Geçen sezon Alex’in yine İBB maçında aynı hareketten kırmızı kart gördüğü, kartı gösteren Fırat Aydınus’un ondan sonra Süper Lig’de dört hafta maç yönetemediği akıllara bile gelmiyor… Beşiktaş-Bursaspor maçında Ivankov’un gördüğü sarı kart ve Volkan’ın ikinci sarısı ‘Oyun Kuralları’nda ve ‘Kuralların Yorumlanması’nda kesinlikle yok. Bizde tanrı buyruğuymuş gibi kabul ediliyor…
İleride daha genişçe değineceğim; otorite sağlamak değil bu, resmen memlekette hakemliğe olan güveni yok etmek. 

Sey-ret-mi-yo-rum
Büyükler oynadıkları futbolla ötekilerden kopmuş olsa denecek fazla bir şey yok. La Liga’da Barcelona ve Real Madrid’in yaptığı gibi…
Bizde durum öyle mi? ‘Büyükler’in hepsi yeniden bir yapılanma içinde. Galatasaray bundan da vazgeçti. “Total Futbol’a geçmek için Rijkaard’la anlaştık ama burada anti futbol oynanıyor” diyor Adnan Polat. Kimse de sormuyor: “Şimdi anti futbola mı döndü Galatasaray? Öyleyse bu size ve koca kulübe yakışıyor mu? Böyle olacaksa o kadar para harcamaya ne gerek var?”
Olmayan bir ‘Alex’ tartışması çıkardılar, Aykut Kocaman’ı ufak tefek reformlardan bile vazgeçirdiler. Gol attıktan sonra kalesine yaslanan, sakatlanma numaralarıyla zaman geçiren bir takım havasında Fenerbahçe.
Schuster savunmayı öne çıkarıp oyunu orta alanda tutmaya, buradan örgütlü gol atakları geliştirmeye çalışıyor, çokbilmiş korosu haykırıyor: “Haddini bil, geriye yaslan, önce bir puanı garantiye al, sonra gol atarsın”.
Futbolun seyir kalitesini arttırmakla yükümlü LigTV’de yorumcular saatlerce konuşuyor, anti futboldan başka bir şey söylemiyor. Kötü ve zevksiz futbol bu kadar övülebilir.
Bunların dediklerine inanmanız için bunlar kadar dar düşünmeniz ve başka hiç maç izlememeniz gerek. Ya da yabancı maç yayınları tümden yasaklanmalı.
Tanıl Bora lig maçları yayınlarının dört güne yayılmasına karşı çıkarak “Pazartesi maç is-te-mi-yo-ruz” demişti sezon başında. Tabii o bizim sayfaların maç müşahidi olduğu için hepsini izlemek zorunda. Ama ben izlemiyorum. Zaten Barça ve Real maçlarını seyretmek futbol tanrısının emri. En az iki Premier Lig maçına da bakmak gerek. Yayın olursa Dortmund’u kaçırmamalı... Beşiktaş’ı da sadakatten izleyince en fazla bir Süper Lig maçına yer kalıyor. Pişman değilim; bir kaç maç da Trabzon, biraz Antalya, biraz Karabük, biraz Kayseri doyurdu beni.
Zaten bu kadar gürültüye rağmen görüntü olmayan futbol programları reyting listelerinin ilk yüzünün uzağından geçemiyor. Futbol gazeteleri ganyan bültenleri gibi bahis gazetelerine dönmüş durumda. Şampiyonluğa giden Fenerbahçe tribünlerinde boşluklar var. Galatasaray’ın yeni stadının yarısı dolacak mı, belli değil.
Yayın haklarının parasını da iş bilen yönetimler, onların şımarttığı holigan grupları ve herkese haddini bildiren yorumcu-otoriteler öder artık.

Öğrenciler ve holiganlar ya da elmalar ve kediler
Polisin, Başba-kan’ı protesto eden öğrencilere karşı tavrı ile Beşiktaş-Bursaspor maçında çatışan holiganlara karşı tavrı bir şiddet dozajı sorunu ya da sertlik ya da yumuşaklık konusu değil. Elmaları armutlarla değil kedilerle karşılaştırmak gibi olur böyle bir bakış.
Öğrenciler protesto haklarını kullanıyorlardı. Polis şiddet kullanarak bu hakkın kullanımını engelledi. Bu olay, demokratlığı kimseye bırakmayan iktidarın temel bir demokratik hakka karşı tahammülsüzlüğünü gösterir sadece.
Beşiktaş-Bursa-spor maçında olanlar ise sizin gibi, benim gibi sıradan futbolseverlerin maç izleme hak ve özgürlüklerinin engellenmesidir; polis ve holigan işbirliğiyle... Polis taraftarı potansiyel holigan olarak görüyor ve her fırsatta şiddet kullanıyor... Konuk takıma küçücük bir yer ayrılalı beri maç izlemeye değil savaşa geliyor fanatik fedai kıtaları... Ve en önemlisi kulüp yönetimleri “Herkes bize düşman” ajitasyonuyla taraftar gruplarını farklı olana karşı nefretle dolduruyor... Sonunda sıradan taraftar maça gidemez oluyor. Son olaylar kulüp yönetimlerinin yedi yıldır şımarttığı ve kışkırttığı anlayışın eseri değil mi?
Çözüm ‘Şiddet Yasası’ gibi cezalandırıcı düzenlemelerden önce maç izleme özgürlüğünü teminat altına alacak, taraftarın maça huzurla gidip gelmesini sağlayacak düzenlemelere gidilmesinde... İstediğiniz kadar ceza getirin, yönetimler polisin elinden adam aldıkça ve sorumlu davranan taraftar gruplarını sırf kendilerinden bağımsız hareket ediyor diye polisin önüne attıkça ceza hiçbir işe yaramaz.
En çok yakınan ise önlem alma konumunda olan Federasyon Başkanı...
Kulüplerin değil, olayların faillerinin cezalandırılması gerektiğini söylüyor... Kulüpleri cezalandırdığınız falan yok aslında. Verdiğiniz rekor ‘seyircisiz oynama’ cezalarıyla masum taraftarın maça gitme hakkını engellediniz sadece. Disiplin yönetmeliğinde ‘ırkçı tezahürat’a ilişkin açık madde varken, Bursaspor-Diyarbakırspor maçındaki olaylara bunu uygulamayarak stat kapılarını ırkçı ve militarist şiddete açtınız.
Olayların failleri sizin için meçhul olmamalı. Türkiye-İsviçre maçından bu yana yapılan milli maç seyirci organizasyonlarına bir bakın lütfen. Kulüp yöneticilerinize ve federasyondaki çalışma arkadaşlarınıza bir sorun.{jcomments on}

Bu İçerik  6823  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Salı, 20 Ekim 2020.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

19.10.2020

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

1.207,50

1,24

 bjk BJKAS

3.38

-0,02

 fb FENER

37.92

3,04

 gs GSRAY

4.11

0,49

 trabzon TSPOR

4,49

-6,07

   SPOR ENDEKSİ 1.019,89 0,27

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 26320447

SÜPER LİG 2020-21 SEZONU

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Alanyaspor

 5 4 1  0 13

2

11  13
2  Fenerbahçe  5  3  2  0 7 4  3   11
3  Karagümrük

 5

 2  2  1 9 5 4  8
4

 Antalyaspor

 5  2  2  1 5

3

2  8
5  Erzurumspor  4  2  1  1 6  4  2 

 7

6

Galatasaray

 5

2

1  2 6  4

2

 7
7

Sivasspor

 4

 2 

1  1 5  4 1  7
8

Kasımpaşa

 5 2 1  2 4

 3

1  7
9

 Hatayspor

 4  2

1

 1 6  3 -3  7
10

 Göztepe

 5  1 3  1 10  7  3  6
11 Konyaspor  4

 1

3  0  5  2  3  6
12  Kayserispor  5  2 0  3  4  8  -4

 6

13 Rizespor  5  1 2  2  7  8  -1  5
14 Trabzonspor  5  1 2  2  5  7  -2  5
15  Malatyaspor

 5

 1 2  2  4  8

-4

 5
16

Denizlispor

 5

 1 2  2  3  7 -4  5
17  Gaziantep  5  0 4  1  7  9 -2  4
18 Beşiktaş  4  1 1  2  5  7 -2  4
19  Gençlerbirliği  4  1 1  2  2  4 -2  4
20 Başakşehir  5  1 1  3  2  6 -4  4
21 Ankaragücü  4  0 1  3  4  8 -4  1

 

            

 

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

delo-4

 

Yirmiüçüncüsü yayınlanan 2020 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Barcelona 840.8 Milyon Euro’luk geliriyle ilk sırada.  Tamamı Merkez Lig kulüplerinden oluşan Lig’in Raporunu okumak için tıklayın.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.