Spor Yasası Türk Sporu ve Futbolunun Yapısal Sorunlarını Çözer mi? Bir Yapısal Eleştiri
Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Tuğrul AKŞAR Spor Yasası Türk Sporu ve Futbolunun Yapısal Sorunlarını Çözer mi? Bir Yapısal Eleştiri

Spor Yasası Türk Sporu ve Futbolunun Yapısal Sorunlarını Çözer mi? Bir Yapısal Eleştiri

 fd10e16812524df69c2fe0581348dd50

Tuğrul AKŞAR/21 Nisan 2022 Spor yasası Meclis’ten geçti. Yasa Türk sporunu hukuksal, mali, örgütsel ve yönetsel yönlerden yeniden düzenliyor.

 

Buna ilişkin kulüp yönetimlerine önemli yaptırımlar getirildi. Yasa ile gelen yeni düzenlemeleri “Spor Yasası Ne Getiriyor? Türk Sporunun ve Futbolunun Sorunlarını Çözebilir mi? (I)"[1]  başlıklı bir önceki yazımda sizlerle paylaşmıştım.

 

Şimdi de, bu yasanın Türk sporunun sorunlarına ne ölçüde çare olabileceğine ilişkin değerlendirme ve eleştirilerimi yazmak istiyorum. Eleştiri ve değerlendirmelerimi üç başlık altında yapacağım. Bunlar: 1) Yapısal, 2) Hukuksal ve 3) Yönetsel, örgütsel ve mali eleştiriler olacaktır. Bu yazımızda biz, yasanın olumlu yönlerine değineceğiz, yapısal eleştirilerimizi dile getireceğiz. Bir sonraki yazımızda hukuksal ve yönetsel eleştirilerimizi sizlerle paylaşacağız.

 

 

Yasanın olumlu ve olumsuz yönlerine öncelikle değinelim. 

 

 1.Yasanının Olumlu Yönleri

 

- Yasa öncelikle spor kulüplerinin mali disipline yönelmelerini sağlamaya yönelik yaptırımlar ve uygulamalar içeriyor. Bu kapsamda, parasallaşmanın giderek büyümesi ve buna bağlı oluşan yüksek bütçeler nedeniyle profesyonel spor kulüplerinin AŞ. Şeklinde organize olmalarını zorunlu kılıyor.

- Finansal anlamda şeffaflığı sağlamaya yönelik denetim bazlı yaptırımlar ve finansal tabloların belirli aralıklarla denetim merciine gönderilecek olması, kulüpleri finansal tablolarda daha şeffaf olmaya itebilecektir.

- Yönetici ve başkanın sorumluluklarının artırılması, mali disiplinin sağlanması bakımından harcama ve gider yönetiminde daha etkili olmayı zorunluluk haline getiriyor.

- Bu kapsamda özellikle kayıtdışılığın çok yüksek olduğu menajerlik uygulamasında, sözleşmelerin noter huzurunda düzenlenecek olması önemli bir uygulama olabilecektir.

- Kayıtdışılığı önlemeye yönelik olarak 7.000 TL’nın üzerindeki ödeme ve tahsilatların banka hesapları üzerinden yapılması zorunluluğu, hem vergisel, hem de şeffaflık açısından önemlidir.

 - Bir takım yöneticisinin, aynı ligde bir başka takımın yönetimde yer alamayacak olması da şike, teşvik, yasadışı bahis gibi futbol dışı unsurlara karşı önemli bir düzenlemedir.

 - Özkaynak açığı olan kulüplerimizin bulunduğu bir ortamda profesyonel spor kulüplerine asgari 1 Milyon TL sermaye zorunluluğu getirilmesi, finansal sağlık açısından önemlidir.

 - Belediyelerin kamu kaynaklarını spor kulüplerine aktaramayacak olması, sosyal adalet ve kamu vicdanı açısından çok büyük öneme sahip olmakla birlikte, haksız rekabeti önlemek bakımından da çok kritik bir düzenleme olacaktır.

 - Başkanın ve yöneticilerin spor kulübü şirketlere koyacakları paralara sınır getirilmesi, finansal denge ve rekabet bakımından önemlidir.

 - Finansal ve ticari borçların bildirilecek olması ile borçlanma ve teminat vermeye kısıt getirilmesi çok önemli bir düzenlemedir.

Denk bütçe uygulamasının bir yasal zorunluluk haline getirilmesi, sürdürülebilir finansal ve ekonomik yapı açısından önemli ve yaşamsal bir düzenleme olmuştur.

 

 2.Olumsuz Gördüğüm Yönler ve Eleştirilerim

 

 Yasanın hazırlanmasında, uygulanmasında ve bakış açısında bazı sıkıntıların olduğunu görüyorum. Genel olarak bu yasaya ilişkin eleştirilerimi üç başlık altında toplayabilirim.

 

 1.Yapısal eleştiriler, 

 2. Hukuksal eleştiriler

3. Yönetsel, örgütsel ve mali eleştiriler

Şimdi bu eleştirilerimizden yapısal eleştirilerimiz üzerinde duralım.

 

2.1.Yapısal Eleştiriler

 

Yasa Türk sporunun/futbolunun yapısal sorunlarına, günü kurtarmaya yönelik palyatif önlemler ve yaptırımlarla çözümü hedefliyor. Bu bağlamda, yaşanılan sorunların yasal yaptırımlarla halledilebileceği düşünülüyor. Bu nedenle de, kronikleşmiş sorunların çözümüne yönelik yapısal bir değişim ve dönüşümü sağlayacak bir yasal düzenleme ortada bulunmuyor.

Bugün kulüplerin içinde bulundukları sorunların temel kaynağı, günümüz ekonomik-finansal-yönetsel-örgütsel ve sportif gelişmelerin gerisinde kalmış bir spor yapılanmamızın olması. Bu yapı rekabeti, kaliteyi artıracak ve sportif başarıyı getirecek şekilde kuramıyor. Dengesiz ve haksız rekabeti yücelten bir rekabet felsefesiyle hareket ediyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir performansı örgütleyecek yapısal dönüşümleri gerçekleştirme gibi bir misyonu ve vizyonu bulunmuyor.

Özetle, mevcut statükoyu koruyan ve kollayan, kısır döngü içinde Türk sporunu yönetmeye çalışan bir spor ve futbol üst örgütlenmesiyle karşı karşıyayız.

Spor ve Futbol Üst Yönetimi Strateji Üretemiyor

Spor ve futbol üst örgütlenmesinin özellikle son yirmi yılda spor ve futboldaki gelişmeleri iyi okuyamadığı için sporu ve futbolu ileriye taşıyacak stratejiler üretemediğini gözlemledik. Bu kurumsal organizasyon rekabetçi dengeyi yükselterek toplam kaliteyi artıracak yönetsel yapıyı oluşturamıyor. Nitekim, bu yasa ile de spor üst örgütlenmesi şimdi de yapısal sorunları çözümleme yerine, güncel problemleri çözmeye odaklanmış durumda.

Bugünkü sorun üreten patolojik yapıyı sadece bazı cezai müeyyideler uygulayarak düzeltmeye kalkmak uzun vadede kalıcı bir çözüm sağlayamaz.

Olması gereken, bugün kulüplerin içinde bulundukları sorunları doğru analiz edip çözüm önerilerini orta ve uzun vadeli planlayacak şekilde bir yasal düzenlemeye gidilmeliydi. Oysa, yasanın bugünkü bakış açısı miyopik. Uzun erimli yapısal sorunları, kısa vadeli çözüm yöntemleriyle halletmeye çalışan bir anlayışa sahip. Yarınları kurtaracak bir yapı yerine sadece yakın geleceği öncelikleyen bir yaklaşım. Bu anlayış Türk sporunu ve futbolunu kalıcı başarılara taşıyamaz.    

Yapısal Sorunlar Çözülmeden Başarı Gelmez!

27 Ocak 2021’de kaleme aldığımız “Yapısal Sorunları Çözmeden Yasal Düzenleme İle Türk Futbolu Kurtulmaz!” başlıklı makalemizde de vurguladığımız gibi, “Kulüpleri bugün içinde bulundukları temel olumsuzluklara iten ana faktörler: şeffaflığa, hesap verebilirliğe, denetime ve paydaşlarına karşı sorumluluğa zorlayacak bir örgütsel, yönetsel ve hukuksal yapılanmanın bulunmayışıdır. Böylesi bir yapıyı kurmadan, salt kulüp yöneticilerini cezalandırmayı hedefleyen bir anlayışla kulüplerimizi içinde bulunduğu sorunlardan kurtaramayız. Aslında bu yasa kulüpleri içinde bulundukları sarmaldan kurtarmayı amaçlıyor. Oysa burada temel amaç, onları içinde bulunduğu sıkıntı ve problemlerden kurtarmaktan daha çok, onların içinde bulunduğu sorunlardan kendi dinamikleriyle çıkabilmelerine olanak sağlayacak ve bir daha benzer sorunlara neden olmayacak bir yapıya kavuşturulmaları olmalı...”[2]

Türk sporunun ve futbolunun sahip olduğu potansiyeli başarıya dönüştürecek bir vizyon gerekiyor. Bu da stratejik bakış açısını zorunlu kılıyor. Bugünkü gerçeklere bakıldığında, ortada bir sportif başarı olmamakla birlikte, hala Türk futbolu bugün Avrupa'nın ve Dünya'nın en önemli gelir yaratan, yüksek potansiyele sahip varlıkları olan bir futbol ülkesi. Yetenek havuzu çok geniş ve gelecek elli yıla damgasını vurabilecek potansiyele sahip...Tüm bunlara karşın ne yazık ki, Türk futbolu/sporu iktisadi, mali ve sportif anlamda Avrupa ve Dünya futbolundan hak ettiği payı bir türlü alamıyor.[3]

Sorun Dernek Yapılanması Değil!

Bugün Türk sporu ya da futbolunun temel sorunu dernek bazlı kurumsal yapıdan kaynaklanmıyor. Dernek statüsünde olan kulüplerin iyi denetlenmemesi, şeffaflığın olmayışı, ibra müessesesinin çalışmaması, yasal yaptırımların eşit ve adil şekilde uygulanmaması kulüpleri başarısızlığa sürüklüyor. Oysa, Alman Bundesliga’da Bayern, İspanyol La Liga’da Real ve Barça ve daha bir çok başka ligde başarılı dernek örgütlenmeleri mevcuttur. Şirketleşme ile her şeyin yoluna gireceği düşünülüyor. Oysa, Avrupa’da ve ülkemizde şirket şeklinde organize olup batan, küme düşen çok sayıda futbol kulübü bulunuyor.

Avrupa’da dernek statüsünde olup sportif, mali ve yönetsel alanlarda başarılı olan bir çok kulüp örgütlenmelerinde, kurumsal yönetim ve yönetişimin egemen örgüt modeli olduğunu görüyoruz. Bu örgütlenme modeli kendisini onaran, hatalarını telafi edebilen, risk anlayışı gelişmiş, şeffaf, hesap verebilir, denetlenebilir, paydaşlarına karşı sorumluluk taşıyan yasal ve yapısal bir karaktere ve rekabeti, kaliteyi, sürdürülebilir başarıyı öncelikleyen bir stratejiye sahiptir. Günümüz finansal spor yapılanması içinde, bu nitelikleri oluşturmadan ve çalıştırmadan şirketleşmek bir çözüm değildir. Bu bağlamda soruna miyopik yaklaşıp temel sorunların kaynaklarını sadece kulüp yöneticileri ve yönetimlerinde aramak Türk sporunu başarıya götürmez. Önemli olan bugünkü ortamın oluşmasına neden olan temel problemleri ortadan kaldıracak yapısal yaklaşımdır.

İster şirket, isterse dernek statüsünde olsun, kurumsal yönetimin egemen olmadığı bir yapılanmada sportif, mali ve yönetsel başarıya ulaşma şansı bulunmuyor.

Sürdürülebilirlik Yerine Cezalandırmayı Öncelikleyen Anlayış

Bu yasa tasarısının amacı spor federasyonları ile kulüplerin daha iyi yönetilmelerine katkı sağlayacak ve onları sürdürülebilir bir başarıya götürecek ortamı sağlamaktan daha çok, siyasetin spor ve futbol üzerindeki nüfuzunu daha da artırmaya imkan tanıyan, kontrolü daha da güçlendirmeyi hedefleyen bir anlayışa sahip. 

Bu yasa tasarısı kulüpleri içinde bulundukları kısır döngülerden uzun vadeli sağlıklı bir sürdürülebilir mali yapıya kavuşturmaktan daha çok, cezalandırma temelli günü kurtarmaya yönelik bir düzenleme…Bu yasa, spor kulüpleri üzerinde federasyonlar aracılığıyla (bazı durumlarda doğrudan) bakanlığın (siyasetin) müdahalesini bugünden daha fazla açık hale getiriyor. Yasadan gördüğüm kadarıyla, bağımsız olmaları gereken spor federasyonları, birer devlet kurumu olarak kurgulanmış durumda. 

Siyasetin Etkisi Artmış Görünüyor

Yeni yasayla birlikte Spor Bakanlığı'na çok önemli yetkiler verilmiş durumda. Spor ve futbol yapılanması UEFA ve FIFA ile diğer uluslararası üst düzey spor konfederasyonlarıyla eşgüdüm içinde  özerk yapılanma temelinde hareket etmek zorunda. Yani siyasetin etkisinin sıfırlanması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Bu yasa ile Spor bakanlığına olağanüstü yetkiler verilmiş durumda. Bu durum hem uluslararası spor yönetimleriyle, hem de lokal anlamda yönetimlerle bir çatışma riskini de bünyesinde taşıyor. Bakanlığa ve spor genel müdürlüğüne tanınan olağanüstü yetkilerden bir kaçını burada sayarsam; örneğin, federasyon genel kurullarını yenilemeye, yönetimlerini görevden almaya, tahkim kurulunun genel sekreteri ile ilk yöneticilerini atamaya, spor federasyonlarının statüsünü belirlemeye, kulüplerin denetimi, tescili, kuruluşu ve kapatılmasına varıncaya değin Spor bakanlığı önemli yetkilerle donatılmış durumda. Tüm bu yetkiler uluslararası federasyonlarla bir çatışmayı da beraberinde getiriyor. Spor bakanlığının yanısıra İçişleri bakanlığına da verilen önemli yetkiler var. Bu kapsamda İçişleri bakanlığı spor kulüplerinde bir yöneticiyi ve bu yöneticinin görev yaptığı kurul üyelerini kovuşturarak görevden alabiliyor. Örneğin kovuşturulan bir yönetim kurulu üyesi ise, bu kurulu görevden alabiliyor, kulübü yarışmalardan men edebiliyor. İçişleri bakanlığının direkt spora müdahalesi olarak yorumlanacak bu durum ciddi sakıncalar doğurabilecek nitelikte. Dernekler kanunundan çıkartılan spor kulüpleri şirketleştiği halde, tekrar dernekler kanunu üzerinden hareket edilerek İçişleri bakanlığına yetki veriliyor olması tam anlamıyla bir çelişki olarak karşımıza çıkıyor. 

Bu yetkilerle sporun ve futbolun üzerinde var olan siyasi etki daha da artmış olacak. Siyasi etkinin artması futbolda ve sporda telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açıyor. Bunu gören Avrupa spor ve futbol yapılanması siyasetin spor/futbol üzerindeki etkisini 1950'li yıllardan itibaren en aza indirdi. 1990'lı yıllardan itibaren de sıfırladı. Avrupa böylesi bir strateji içinde siyasetin spora müdahil olmasını önlerken, ülkemizde siyasetin spor ve futbol üzerindeki etkisi bu yasa ile artırılıyor. Uluslararası kurullar ile ileride başımızın derde girmesi yüksek bir olasılık olarak görünüyor. Ülkemizde tahkim kurulunun verdiği kararlara ilişkin ciddi endişe ve tartışmalar bulunuyor. Bir nevi sporun Anayasa mahkemesi olan bu kuruluşun kararları kesin. Ancak Uluslararası Spor mahkemesi'ne (CAS) gidilebiliyor. Siyasetin atadığı bir genel sekreterin ve yöneticilerinden adil bir yargılama ve karar vermelerini beklemek sadece iyimser bir bekleyiş olur. Başlı başına bir sorun olan bu durum uluslararası arenalarda tahkim kurulunun güvenilirliğini iyice erozyana uğratırken, içeride de ciddi endişe ve tartışmalara neden olabilir. Siyasetin etkisi ve denetimi altındaki bir spor ve futbol yapılanmasında rekabeti maksimize ederek, kaliteyi artırıp sportif ve mali başarıya ulaşmak mümkün değildir. 

Ahbap Çavuş Yapılanması ve Nepotizm Futbolumuzu Küme Düşürdü!

Yeni yasa sorunlu ve sorumlu olarak kulüpleri ve onların yönetimini görüyor. Oysa, bu sorunların oluşumunun temelinde önemli yapısal problemler bulunuyor. Yasa Türk sporunu başarısızlığa mahkum eden genel spor örgütlenme yapısını görmüyor.

Üst yapıda spor örgütlenmesinin neden olduğu başarısızlık ortadayken, kulüp özelinde mikro önlemler ile soruna çare aramak, makro sorunları ortadan kaldırmıyor. Bugünkü spor ve futbol yapılanması, futbolumuzu ve sporumuzu başarıya taşıyabilecek yetkinliklere sahip değil. İçinde bulunulan sorunlara çare üretemiyor, uluslararası başarıyı getiremiyor. Özellikle son yirmi yılda filizlenip kök salan ahbap-çavuş yapılanması ve nepotizm Türk futbolunu bugün UEFA’da 19. Sıraya, FIFA’da da 43. Sıraya geriletti. Hal böyle olunca sportif başarı gelmiyor, sportif başarı olmayınca da finansal başarıya ulaşılamıyor. Bu olumsuzluk kulüplerin finansal sağlıklarını yitirmelerine neden oluyor. Kulüpler finansal dengelerini de yitirince siyasete el açar hale geliyor. Bu da siyasetin spor ve futbol üzerindeki nüfuzunu artırmasına olanak sağlıyor.

Bu konudaki son değerlendirmem: Yapısal sorunların ancak radikal ve yapısal yaklaşımlarla çözülebileceğidir. Geçici çözümler ve reformist düzenlemelerle ancak günü kurtarabiliriz, yarınları değil!..{jcomments on}


[1]Tuğrul Akşar, Spor Yasası Ne Getiriyor? Türk Sporunun ve Futbolunun Sorunlarını Çözebilir mi?,  https://futbolekonomi.com/haberler-makaleler/hukuk/168-turul-akar/5524-2022-04-14-07-10-25.html

[2]Tuğrul Akşar, “Yapısal Sorunları Çözmeden Yasal Düzenleme İle Türk Futbolu Kurtulmaz!”, 27 Ocak 2021, https://futbolekonomi.com/haberler-makaleler/hukuk/168-turul-akar/5127-spor-kulupleri-yasa-tasarisi-.html

[3] Türk futbolunun potansiyelinin başarıya dönüştürülmesine yönelik, ekonomik, finansal, yönetsel ve sportif stratejik gelişimini sağlayacak aksiyon planları ve sorunlarına yönelik çözüm önerilerini içeren 2011 tarihli TBMM Araştırma Komisyonu'na sunulan rapora aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

“Spor Kulüplerinin Sorunları İle Sporda Şiddet sorununun Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi Amacıyla Kurulan meclis araştırma Komisyonu’na ‘Spor Kulüplerinin mali ve yönetişim sorunları ve bunlara ilişkin çözüm önerileri hakkında rapor”. 8 mart 2011, Tuğrul AKŞAR

https://futbolekonomi.com/images/stories/raporlar/Ekonomi/futbol-ekonomisi.pdf

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  274  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

24/06/2022

Kapanış Günlük
Değişim %
  BİST 100

2.554,08

0,43

 bjk BJKAS

4,31

2,13

 fb FENER

43,22

0,65

 gs GSRAY

3,89

2,37

 trabzon TSPOR

4,71

6,56

   SPOR ENDEKSİ

1.254,40

2,88

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 31402780

SÜPER LİG 2021-2022 SEZONU

  

 

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV  
Trabzonspor  38  23  12   3   69 36   33  81 
2 Fenerbahçe  38  21   10  7  73  38  35 

73

3 Konyaspor  38 20 8  10  66 45 21 68 
4 Başakşehir  38   19   11  56 36  20 65 
5 Alanyaspor  38 19 7  12  67 58 9 64 
6 Beşiktaş  38   15   14   9  56  48   8  59 
7

Antalyaspor

 38  16  11  11  54  47  7 59 
8 Karagümrük  38   16  9  13  47  52  -5 57 
9 Adanaspor 38  15  10  13  60  47  13 55 
10 Sivasspor  38    14   12   12  52  50  2 54
11 Kasımpaşa  38  15  8  15

 67

 57  10 53
12 Hatayspor  38  15  8  15  56  60   -4   53 
13 Galatasaray  38  14  10  14  51  53   -2 52
14 Kayserispor  38   12  11  15  54  61   -7    47 
15 Gaziantep  38  12  10  16  48  56  -8 46
16 Giresunspor   38   12   9  17  41  47 -6 45
17 Rizespor 38  10  6  22  44  71  -27   36 
18 Altay  38   9  7  22  39  57  -18 34
19 Göztepe 38  7  7  24  40  77  -37   28 
20 Yeni Malatya  38   5  5   28   27  71 -44 20

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2021 Deluitte Raporu

 

 

 

 2021de-avrupada-ve-turkiyede-futbol-ekonomisi

Cocid-19 sürecinde 2021'e girerken Avrupa'da ve Türkiye'de Futbol Ekonomisi'nde yaşanılan değişim ve olumsuz gelişmeleri okumak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

master bm report lowres

 

The European Club Footballing Landscape 2022


UEFA'nın Avrupa Lulüp futboluna ilişkin 13, kez yayınladığı, Covid-19'un etkilerinin de analiz edildiği raporu okumak için Bkz.


 

 Eko spor 1

“Ekospor’un aylık bültenlerinden haberdar olmak için tıklayınız”

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.