Olimpiyat Oyunlarına Farklı Gözle Bakmak
Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Ahmet TALİMCİLER Olimpiyat Oyunlarına Farklı Gözle Bakmak

Olimpiyat Oyunlarına Farklı Gözle Bakmak

178293654

Ahmet Talimciler- 23 Aralık 2021 Olimpiyat tarihinin aynı zamanda dünyanın siyasal ve ekonomik tarihiyle de yakından bağlantılı olduğu gerçeği geçen hafta alınan bir kararla bir kez daha anlaşılmış oldu. 

 Olimpiyat oyunları insanlık tarihinin en eski kültürel miraslarından bir tanesidir ve on dokuzuncu yüzyılın sonunda yeniden hayata geçirildiğinde dünyanın küresel bir biçimde birleştirilmesi amacını gerçekleştirmeyi başarmıştır. Olimpiyatlar, spor kurumunun şahikası olarak en çok ilgiyi üzerinde toplamayı becerebilen bir organizasyon olarak yıllar boyunca daima çok ama çok dillendirilmiştir. Öte yandan modern anlamda hayata geçirildiği andan itibaren de temelinde barış, kardeşlik ve rekabet duygularına vurguda bulunuyor olmasına karşın başta kadın/erkek eşitsizliği olmak üzere pek çok alanda eşitsizliklerin dolaşımda olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. Başlangıçtan itibaren uzun yıllar boyunca her iki cinsin eşit bir temelde ve sayıda yarıştırılmaması gerçeğinin yanına özellikle azgelişmiş ülke sporcularına yönelik aşağılayıcı bakış ve uygulamaları da ekleyebiliriz.

Çok bilinen bir örnek olması hasebiyle 1960 Roma Olimpiyatları'nda çıplak ayakla koşması talebi İtalyan temsilciler tarafından 'nasıl olsa başarılı olamaz' düşüncesiyle verilen Etiyopyalı atlet Abebe Bikila'nın maraton yarışında altın madalya kazanmasıdır. İtalyan televizyonunda yarışı sunan muhabir özür dileyerek siyahi bir atletin birinci olarak yarışı sürdürdüğünü ve bu kişinin ismini bilmediğini söyleyerek aslında pek çok konudaki eşitsizliği gözler önüne seriyordu. 

Olimpiyat tarihinin aynı zamanda dünyanın siyasal ve ekonomik tarihiyle de yakından bağlantılı olduğu gerçeği geçen hafta alınan bir kararla bir kez daha anlaşılmış oldu. ABD'nin ardından Avustralya, İngiltere ve Kanada da Çin'in başkenti Pekin'de 4-20 Şubat 2022 tarihleri arasında yapılacak olan Kış Olimpiyatları'nı diplomatik boykot kararı aldıklarını açıkladılar. Boykota katılan ülkeler tarafından yapılan açıklamalarda, bu kararın Çin'e insan hakları sicili konusunda açık bir mesaj olmasını umdukları belirtildi.

Geçmişte soğuk savaş yıllarının ağırlığı altında olimpiyat oyunlarının resmi heyet göndermeme şeklinde gerçekleşen diplomatik boykottan çok daha ağır bir boyutta sporcuların da gönderilmemesi biçiminde hayata geçirildiği iki büyük organizasyon söz konusu. Sovyetler Birliği'nin, Afganistan'ı işgali sonrasında 1980 Moskova Olimpiyatları'nı Batı bloğunun tamamına yakınının (64 ülke) boykot etmesinin ardından 1984 Los Angeles Olimpiyatları'nı da Doğu bloku ülkelerinin aralarında bulunduğu 13 ülke boykot etmiştir. İlginç bir biçimde Çin, ABD'nin 1980 Moskova Olimpiyatları boykotuna katılmış ve 1984 yılında Los Angeles Olimpiyatları'nda da yerini almıştır.

Kış Olimpiyat oyunlarına ABD'nin başını çektiği ülkelerin sporcularını gönderme buna karşın resmi heyet göndermeme şeklindeki tavırlarının arkasında sadece Çin'in insan hakları uygulamasının olmadığı gerçeğini biraz dünyanın ekonomik gidişatını ve oradan yansıyan güç dengelerini bilenler fark etmişlerdir. Son on yıldır giderek yükselen ABD ve Çin arasındaki siyasal gerilim ve bu gerilimin oluşmasına eşlik eden ekonomik temellerin beraberinde dünyada yeni paylaşım savaşlarını getirmekte olduğunu ortaya koymaktadır.

Son on yıldır sistematik olarak yaşanan ve Türkiye'nin görmezden geldiği Uygur Türklerine yönelik uygulamalar, dünyanın insan hakları savunuculuğunu üstlenen(!) ABD tarafından dile getirilmektedir. Konumuz ABD'nin ikiyüzlü tavırları veya insan hakları karnesinin nasıl bir seyir izlediği olmadığı için sadece olayın sporla ilişkilendirilme boyutuna vurguda bulunacağım.

ABD bu açıdan Pekin'de düzenlenecek olan Kış Olimpiyatları'nı diplomatik anlamda boykot kararı aldığını dünyaya duyurdu. Ardından bu boykota yeni ülkeler de eklendi ve spor alanının aslında göründüğü kadar ideolojiden ve siyasetten ayrık bir alan olmadığı gerçeği bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu. Tam bu süreçte Türkiye'de Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu'nun "Pekin Kış Olimpiyatları neden boykot edilmeli?" başlığını taşıyan bir videosu yayınlandı. Davutoğlu şu sözlerle iktidara seslendi:

"Bugün iktidara bir çağrıda daha bulunuyoruz. Birçok ülke aralarında ABD, Avustralya ve Kanada'nın olduğu birçok ülke Çin'deki Kış Olimpiyatları'nı boykot etme kararı aldı. İktidar bari bu kez dilimizin, maneviyatımızın merkezi olan Doğu Türkistan'daki zulme karşı tepkisini dile getirecek şekilde kış olimpiyatlarını boykot etmelidir. Doğu Türkistanlı kardeşlerime sesleniyorum: Herkes sizi unutsa biz asla unutmayacağız. Ve Ankara'daki yürekleri, vicdanları bu zulme karşı susmuş olan ve güya mazlumların temsilcisi olduğunu iddia eden iktidara da sesleniyorum. Artık yeter, bu zulme karşı sesinizi yükseltin. Millet sizin zulme karşı sesinizi yükseltmenizi bekliyor ve talep ediyor. Bunun da yolu olimpiyatları boykot etmektir."

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu'nun bu çağrısının iktidarda herhangi bir karşılık bulabileceğini sanmıyorum. Kış Olimpiyatlarına çok daha az sporcu ile katılıyor olmamıza karşın bu kararın içinden geçilmekte olan konjonktüre uymuyor olması nedeniyle boykotun çıkma ihtimali yoktur. Fakat yine de Davutoğlu'nun bu açıklamasının bile Türkiye'nin spor kurumu ile kurmuş olduğu ilişkinin sanki hiç siyasi bir yanının bulunmadığı gibi bir algının yıkılmasına katkıda bulunuyor oluşuyla bile önemli bir not düşme olduğu kanaatindeyim.

Dünyanın önde gelen ülkelerinin bu kararı öne çıkartmalarının arkasında ise sadece insan hakları ihlalleri olmadığını bunun çok daha kapsamlı bir yeni politik, ekonomik kapışmanın yansıması olduğu gerçeğini belirtmek durumundayım. Yani bir başka ifadeyle sporun en özel organizasyonunun, devletlerin kişisel ikballeri uğruna kullanılmakta olduğu durumu ile karşı karşıyayız. Arada Dünya Olimpiyat Komitesi'nin de sporcuların gönderilme kararından memnuniyet duyduğu gerçeğini de komitenin asıl baktığı kısmın organizasyonun yapılabilirliği olduğu şeklinde okumak gerekiyor. 

Dünya Olimpiyat Komitesi'nin olimpik idealler adı altında dünyaya pompaladığı ama öte yandan çok da masum olmadığı gerçeğini de olimpiyatlara dahil edilen ve çıkartılmaya çalışılan spor dallarında fazlasıyla görüyoruz. Temas sporlarının çıkartılarak yeni döneme özgü birtakım spor dallarının olimpiyatlara dahil edilme sürecini son üç olimpiyattır yaşamaya başladık. Öte yandan bu kararın arka planında sadece temas ve şiddet içeren spor dallarının elimine edilmesi gibi bir durum söz konusu değil aynı zamanda bu spor dalları batılı ülkelerin daha az madalya kazandıkları spor dalları olarak dikkat çekiyor. Yani bir hamleyle birden fazla kuşun birden vurulabildiği hamleler gerçekleştiriliyor ve üstelik bütün bu hamleler de kılıfına uygun bir biçimde dolaşıma sokuluveriyor.

Boks ve Halter'in 2024 Paris Olimpiyatları'ndan çıkartılması söz konusu ve bu durum 2023 yılında karara bağlanacak. Benzer bir sıkıntı güreş için de geçerliydi ve Güreş bu sıkıntıyı son anda aşabildi. Halterde yaşanan yoğun doping skandallarının bu spor dalının olimpiyatlardan uzaklaştırılmasında büyük etkide bulunduğunu eklemeliyiz. Z kuşağını kendisine çekmeye çalışan Dünya Olimpiyat Komitesi'nin önümüzdeki yıllarda yapılacak olan Olimpiyat Oyunları'nda, bu kuşağın isteklerine daha yakın gelecek spor dallarını oyunlara dahil edeceğini söyleyebiliriz. Bu açıdan belki Paris Olimpiyatları'nda değil ancak bir sonraki olimpiyat oyunlarında e-spor olarak adlandırılan dalların da bu yapının içerisine yavaş yavaş sokulacağı düşüncesindeyim. Dünyanın teknolojikleşmesi ve bütün toplumsal hayatın bundan etkilenmesi sonrasında sporun da kayıtsız kalabilmesi mümkün değildir. Bir taraftan temasın azaltılması diğer taraftan daha hızlı ve seyir keyfi yüksek olan spor dallarının dolaşıma sokulması gibi bir durumla karşı karşıya kalacağız. İşte tam bu noktada sporun en büyük organizasyonu olan olimpiyatların da yeniden biçimlendirilmesi tesadüf olmayacaktır. Sporun insanlık tarihinin en eski miraslarından bir tanesini oluşturduğunu ve tarihsel süreç boyunca da daima ideolojik bir alan olduğu gerçeğini, yeni dönemde de görmeyi sürdüreceğiz. Zaten alınan boykot kararları da bir takım spor dallarının çıkartılıp yerine yenilerinin alınıyor olması da sadece belirli bir prosedürün yerine getirilmesinden ibaret değil! Çok daha boyutlu ve çok daha kapsamlı tartışmaların arka planını oluşturan kararlardan söz ediyoruz. Ülke olarak biz nerede duruyoruz sorusunu sormanın belki de tam zamanıdır! Ne dersiniz?{jcomments on}

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  120  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

18/05/2022

Kapanış Günlük
Değişim %
  BİST 100

2.393,61

-0,05

 bjk BJKAS

4,30

5,91

 fb FENER

40,00

5,26

 gs GSRAY

3,54

9,94

 trabzon TSPOR

4,42

2,79

   SPOR ENDEKSİ

1.173,12

5,51

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 31063408

SÜPER LİG 2021-2022 SEZONU

  

 

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV  
Trabzonspor  37  23  12   2   68 33   35  81 
2 Fenerbahçe  37  20   10  7  68  38  30 

70

3 Konyaspor  37 20 7  10  65 44 21 67 
4 Başakşehir  37   18   11  53 35  18 62 
5 Alanyaspor  37 18 7  12  66 58 8 61 
6 Beşiktaş  37   15   13   9  55  47   8  58 
7

Antalyaspor

 37  16  10  11  53  46  7 58 
8 Karagümrük  37   16  9  12  47  51  -4 57 
9 Adanaspor 37  14  10  13  53  47  6 52 
10 Sivasspor  37    13   12   12  50  49  1 51
11 Galatasaray  37  14  9  14

 50

 52  -2 51
12 Kasımpaşa  37  14  8  15  63  55   8   50 
13 Hatayspor  37  14  8  15  52  59   -7 50
14 Kayserispor  37   12  11  14  53  59   -6    47 
15 Giresunspor  37  12  9  16  40  43  -3 45
16 Gaziantep   37   10   11  16  46  56 -10 43
17 Rizespor 37  10  6  21  44  69  -25   36 
18 Altay  37   9  7  21  37  53  -16 34
19 Göztepe 37  7  7  23  40  70  -30   28 
20 Yeni Malatya  37   5  5   27   27  66 -39 20

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2021 Deluitte Raporu

 

 

 

 2021de-avrupada-ve-turkiyede-futbol-ekonomisi

Cocid-19 sürecinde 2021'e girerken Avrupa'da ve Türkiye'de Futbol Ekonomisi'nde yaşanılan değişim ve olumsuz gelişmeleri okumak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

master bm report lowres

 

The European Club Footballing Landscape 2022


UEFA'nın Avrupa Lulüp futboluna ilişkin 13, kez yayınladığı, Covid-19'un etkilerinin de analiz edildiği raporu okumak için Bkz.


 

 Eko spor 1

“Ekospor’un aylık bültenlerinden haberdar olmak için tıklayınız”

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.