Recep Cengiz- 2 Eylül 2021 Oyunda, takımın biri gol atar. Fakat golü asıl kimin yediği belli değildir.
Oynayan oyuncu önemli, gol atan oyuncu değerlidir, taraftara kendi adını hatırlatır.
Ceza sahası içinde tehlikeli pozisyonlar yaratılır. Ama asıl tehlikenin ne olduğu bilinmez.
Kaleci bir gol kurtarır. Ama neleri kurtardığı bilinmez.
Defans oyuncusu bir top uzaklaştırır. Neyi savuşturduğu görünmez.
Orta saha oyuncusuna top geldiğinde yetenek, zeka, estetik ve yaratıcılıkla oyunu değiştirir, tasarımcı olduğu akla gelmez..
Hücum oyuncuları, bazen fazla ileri gider ve rakip takımın en son savunma oyuncusunun bile arkasında kalır, ofsayda düşer. İçine düştüğü durum anlaşılmaz.
Kaptan, deneyimleri ışığında takımın sorunlarını göğüsleyen kişidir, anlatılmaz.
Hakemler “kurallar böyle” der, oyuncular “VAR” ister, VAR oyunu durdurur, bir şeylerin üstünü çizer ama “neyin” bilinmez.
Yönetici,
Antrenör, oyun farkındalığı yaratmayı kendine ilke edinir. Bu amaçla doğrudan taktik, sistem ve strateji geliştirerek takımı şekillendirir. Ancak, liglerimizde ortalama 6 hafta ömrü vardır. Sonrası mı “hizmetlerinden dolayı…” kendisini şekillendirirler.
Galibiyet, futbolda galibiyet bir umut değil, bir olasılıktır.
Mağlubiyet, kolay kolay hazmedilen bir şey değildir. Yönetici için kayıp, futbolcu üzüntü, taraftar için hayal kırıklığı, antrenörün var oluşu için en büyük tehdittir.
Şampiyon olmak,
Küme düşmek, son duygusunun hakim olduğu dramatik bir durum, kulübün o ligde kendini yok etme anıdır. Daha düşük profilli takımlar, daha düşük kaliteli maçlar, daha maliyeti düşük alt seviye de futbolcuların olduğu bir lig tahmini zor değildir.
Penaltı his, teknik ve yüksek konsatrasyon gerektiren bir vuruştur. Atışın gol olması şaşırtmaz ama gol olmaması omlet yapılmadan önce yumurtanın elden düşüp kırılması gibidir. Yapılacak tek şey “yenisine” bakmaktır.
Skor, bir tarihtir ve geçmişi anlatır.
Seyirci futbolun tarafıdır. Anlatması kolay, anlaşılması zordur. Çünkü izler rengini belli etmez.
Taraftar için taraf olmaksa mesele elbette taraftır, ama çoğu zaman “neyin” tarafı bilinmez.
Fanatik, insanın içindeki düğümün çözülmemiş halidir. Fanatik için takım demek herşey demektir. Bu nedenle kendini iliklerine kadar takımına kaptırır. Maçlarda hiç susmaz. Ama “istediği kaybettiği, bağırdığı kendisidir” bilinmez.
Holigan izlenir. Bunlarda durum biraz abartılıdır. Ellerinde içki şişesi, başlarında bela eksik olmaz. Ölümün ensesinde olduğunu anladıkları zaman onlar için maç bitmiştir.
Futbol yazarı; kalemi, tutkulu kişiliği, pınltılı zekası ve oyun bilgisiyle kısa sürede tanınır. Ama takımı ile anılır.