Recep Cengiz- 25 Nisan 2022 Futbolun istekli olarak varlığını sürdürebilmesi için dört önemli değerin zorunlu olduğuna inanmamız gerekiyor:
Sevgi, Saygı, Etik, Fair Play” Bunlardan her biri futbolun ve futbol insanlarının tariksel süreç içindeki tüm gelişmelere ilişkin rol ve sorumluluğunun en iyi biçimde üstlenmesinde ayrı ayrı işleve sahiptir. Bunlar; sevgi, saygı, etik ve fair play…Hepsi de ihmal edilmeye gelmeyecek türden hassas değer alanlarını oluştururlar.
Beyin gücü ile kas gücü arasındaki fark ta budur.
Ne var ki futbolumuzda, bu değerlere ilişkin bireysel ve toplumsal sorumluluk bilinci olmadan beklenen sonucun alınması zor görünmektedir.
Bu nokta da cevap bulunması gereken soru: Abdullah Avcı, bu haliyle Türk futbolu için bir umut olabilir mi?
Evet!
Çünkü, Abdullah Avcı’nın oyunu gerginleştirmeden “sağlam bilgilerle donanmış içsel motive araçları“ ile futbolcuları motive ederek takım performansını istikrarlı bir düzeye ulaştırması, sorumluluk bilinci, bilgi ve deneyimle takımını taraftar ile bütünleştirerek şampiyon yapması önemli bir başarıdır.
Abdullah Avcı (şampiyon bir takımın teknik direktörü olarak) oyun anlayışını farklılık ve yeniliklerle geliştirmiş bir oyun anlayışını hakem, rakip takıma ve taraftara karşı saygıdan taviz vermeden istediğini elde ediyor. Futbolu bir ilaç reçetesi gibi anlaşılmaz bir hale getirmiyor. Futbolda kazanmak için ‘her yol mubah’ anlayışı ile hareket etmiyor.
Abdullah Avcı’nın etik değer ve fair play ilkelerine bağlı oyun anlayışının taraftara etkisi, oyunun ilke ve prensiplerle oynanma ve keyifle izlenme gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Bu şekilde, futbolda ‘yeni düşünce ve vizyonun yayılmasını’ sağlıyor. Bu arada şampiyonluk yolunda yanlışlıklar olabilir. Bu normal ve insancadır. Evrensel deneyim zaten böyle edinilir.
Özetlemek gerekirse: Abdullah Avcı’nın futbol anlayışı çağdaş futbol sınavını geçiyor. Bu sınav sonucu bariz bir şekilde marka değeri ve saygınlık kazandırıyor. Hem kulübün hem de taraftarın bundan olumlu yönde etkilendiği çok açıktır. Oyun kalitesi yüksek seyir zevki olan bir takımın şampiyonluğunu önemsemek gerekiyor.
Bu bağlamda sadece, Tranzonspor değil, Abdullah Avcı’nın hedeflerle ilgili ortak akıl oluşturan ve geri bildirimlerden yararlananı, skor ne olursa olsun iletişimi kesmeden oyunculara değerli ve önemli olduklarını hissettiren anlayışı da şampiyondur.
“Antrenörlük mevcut olanaklar içinde başarılı olmak kadar kendini geliştirme sanatıdır.”
Bu düzeye ‘dikensiz gül bahçesinden gelmeyen’ Abdullah Avcı’da sadece oyun kalitesi değil, birleştirici unsurları kullanarak camia bütünlüğü yaratan duruşu önemsenmeli, yol gösterici örnek kişiliği ve etik bilinci örnek alınmalıdır.{jcomments on}