Recep Cengiz- 13 Mayıs 2024Futbol yöneticilerinin futbola bakış açıları ve yöneticilik anlayışları arasında ciddi bir benzerlik var. Yöneticiler, futbolun yapısal ve potansiyel sorunlarının değil, birbirlerinin üstesinden nasıl gelineceğini iyi gösteriyorlar.
*Futbola bakış açılarında karşılıklı güven yok. Birbirlerine kuşkuyla bakıyor “suçlularmış” gibi bir duygu yaşatmak istiyorlar. Suçlamalara karşı sakin kalamıyor, akılcı ve saygı çerçevesinde cevap vermiyorlar. Birbirlerini savunmaya mecbur bırakıyorlar.
*
Başarıları, tek başına bir anlam ifade etmiyor. Rakiplerinin başarısızlığından daha çok mutlu oluyorlar. Takımları ortalamanın altında bir performans gösterdiklerinde rakiplerine sataşmayı motivasyon artırıcı bir güç olarak kullanıyorlar.
*
Birbirleriyle hoşlanma dereceleri düşük ancak birbirlerinin söylemleriyle çok ilgileniyorlar. İletişimi aralarındaki rekabeti pekiştirmek ve tahammülsüzlüğü paylaşmak için kullanmaları dikkat çekiyor. Bilgi kaynağı olarak inanılırlık ve güvenirliği zayıf olan fısıltı gazetesini kullanıyorlar. Algı kirliliği yaratan söylentilerle dedikoduya neden olduklarını düşünmüyorlar.
*
Birbirlerine sataşarak eğleniyorlar. Sataşma dili kullanarak etkili iletişim kurma kapasitelerini köreltiyorlar.
*
Birbirleri hakkında konuşurken tonlamalarla birlikte bilinçli bir şekilde yüz ifadelerinde hoşnutsuzluk, güvensizlik, endişe, sinirlilik, küçümseme ve nefret gibi karakteristik özellikleri net olarak gösteriyorlar.
*
Birbirlerini kızdıran acı sözler ve rakip taraftarları öfkelendiren mesajlarda üst düzey tutarlı performans gösteriyorlar!
Birbirlerine “söylemeyecek” sözleri yok.
Etik değerlerin dışında söylemler kullanıyorlar. Centilmenlik, saygı ve güven gibi konularda taraftarlarına yanlış mesaj veriyorlar. Sürekli endişelerini anlatarak taraftarlar arasında gerginliği artırıyorlar. Bu gerginliğin fanatizm, saldırganlık ve şiddeti körükleyeceğini düşünmüyorlar.
*
Yöneticilerin anlaştıkları tek konu hakemler!
Hakemlerle ilgili şüpheli alanlar yaratan birçok "yanlış" bilgiyi "doğru kabul edilmiş" gibi özensizce paylaşıyorlar.
Hakemlere karşı gerçek değil, programlanmış tepkiler gösteriyor, sürekli uyarı ve tehdit içerek konuşmalarla; kasıtlı hata yaptıkları, oyunun önüne geçtikleri veya görevlerini doğru yapmadığını söylüyor etik ve ahlaktan bahsediyorlar.
*
Sonuç olarak, futbol yöneticileri “ne yaptıklarını” çok iyi biliyor ama “yaptıkları” ile “yapması gereken” arasındaki farkı bilmiyorlar. Kendilerine göre doğru ve gerçek olanı dayatıyorlar. Bu nedenle, aralarındaki çatışma, kırgınlık ve kızgınlıklar bitmiyor.
Bu süreci futbolda rekabetin bir parçası olarak kabul edersek, şunu sormak zorunda kalırız: Nereye kadar?{jcomments on}