Müslüm Gülhan- 24 Ocak 2015 “ Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de, kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var.”
''Bizler düşüncelerimizden dolayı ırkçı ayırışıma maruz kalıp ve bu yüzden yargılandığımızdan dolayı siyah vatandaş muamelesi görüyoruz.''
Düşüncelerimizin teni siyah…
Şu an Türkiye’de yaşayan siyahlar olarak (!) rüyalarımız yok, çünkü kabuslarımızı yaşıyoruz.
Yaşadığımız her alan Türkiye’nin bir kesitini oluşturmaktadır. Her yer küçük bir Türkiye’dir. Spor, eğitim, sanat, siyaset, medya… Hepsi bütünün tüm özelliklerini taşıyan küçük birer parça olarak yaşamaya devam ediyorlar.
Bunu sağlayan tüm beyaz vatandaşlara şükran sunmak gerekir, her zaman iktidarın yanında olmak büyük beceri…
Beyaz olarak dünyaya gelmek varmış!
Bu ülkenin sorunu onurlu bir yaşam sürme isteğidir.
Üniversitelerde…
İş yerlerinde…
Futbol sahasında…
Spor salonlarında…
“Ya taraf olacaksınız, ya da bertaraf olacaksınız” sözü bizimde rengimizinsiyah olma garantisidir.
En az Marthin Luther King kadar!
Bertaraf olmak istemeyen spor camiasının değerleri (!) sıraya girerek beyaz olduklarını ispatlamaya çalışıyorlar.
Galatasaray’ın ve Beşiktaş’ın şehrin altın anahtarlarını teslim etmeleri, sporun iç dinamiklerinin günümüz koşullarına uyumunun belirtisidir.
İnsan kalifiyesinin yok olmaya yüz tuttuğu şu dönemde alınan o yabancı serbestliği kararı ise tam uyumun belgesidir.
Umarım yeni Festus Okey’ler ortaya çıkartılmaz.
Tabi bunu arkasında yatan Ulusal takımın artık başarılı olamaz anlayışını sinyor Terim gelecek yeni yabancıları devşirerek yeni bir takım oluşturma anlayışının yatması da bize rüya değil!
Şu “cut-coppy paste” yok mu, al kullan ve sat anlayışı ile güzel güzel işlerinin yürütüyorlar. Yabancı serbestliği de bu anlayışın ve beklentinin bencilce hazırlanmasından başka bir şey değildir.
Hayatlarında “emek”in ne olduğunu ve bunun için nasıl mücadele edilmesi gerektiğini bilmeyen anlayışın işleri yürüte bilmesi için karbon kağıdı kullanmaktan başka çaresi yoktur.
İş gene Jorge Mendes’e kaldı?
Karbon ustası?
Beşiktaş tecrübesini kullanmaktan çekinmeyecektir!
Gerçekten çok başarılı bir iş adamı…
Şanslıyız ki o dönem de Beşiktaş’ın başkanı Demirören’di… Kimse yabancılık çekmeyecek…
Ama…
Biz siyahların da rüyaları var;
Tıpkı o sokak aralarında 2.5 liralık toplarla oynanan futbol maçlarında duyduğumuz haz gibi.
Hacı amcanın bahçesine kaçan 2.5 liralık topu hacı amcanın kesmemesi için döktüğümüz dil kadar tatlı…
O okulda, derse 5 dakika kala bahçede öğretmenlere yakalanacağımız ana kadar oynan futbol maçları kadar telaşlı…
O; üç korner bir penaltı kuralındaki ter kan içinde atmayı beklediğimiz penaltının heyecanı kadar temiz…