top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Arda Turan'a Saldırmanın Dayanılmaz Ağırlığı


Stadyumlarda küfür etmenin olağan eylemler haline getirildiği ülkede yaşıyoruz. Artık bunu bilmeyen, hissetmeyen ve düşünmeyen kalmadı.

İşin kötü tarafı protesto edilen futbolcuya söylenilen ve söylenilecek küfür bir tekrarlamadan başka bir şey değil. Caner Erkin, Emre Bolözoğlu, Volkan Demirel derken bu isimlerin arasına Arda Turan’da eklendi.

Bir dönem her Galatasaraylının gönlünde taht kuran, bir çoğunun odasında posteri olan, bir çoğunun çocuğuna ismini koyduğu, bir çoğunun attığı gol için sevinçten ağladığı, bir çoğunun fotograf çektirmek için saatlerce beklediği, bir çoğunun biriktirdiği parası ile formasını aldığı, bir çoğunun beraber yemek yediği zaman statü kazandığı Arda Turan, Galatasaraylılar için “hain, dönek, sahtekar…”.

Bir grup fanatik, Galatasaray taraftarı Galatasaray’da yetişmiş en kariyerli futbolcu Arda’dan intikam almak istedi.

Arda’nın geçmişte yaşattıklarını düşündüğümüzde, son derece çarpık ahlak anlayışı içinde barındıran bu tepkilerle fanatikliğin doruk noktasına ulaştığını gösteriyor. Oysa ki, bu fanatik kişilerin hiç birinin yaş, meslek, rol ve statüsü Arda Turan gibi jeneriklere hiç geçmemiştir. Örneğin, geçmişte futbol oynamalarına rağmen hiç biri için TV ekranlarında spikerin heyecanlı ve etkileyici bir ses tonunda “Messi’nin ara pasında, topla buluşan Ali’nin plasesi veee gooll goolll” dediği duyulmamıştır.

Fanatiklerin öfkesi, anlaşıldığı kadanyla ya, Arda’nın “Türkiye’de başka bir takımda oynamam” sözüne ya da Fatih Terim’le olan sorunlu durumu için (inanmak zor değil, fotografın görünmeyen kısmı bu) Fatih Terim’den yana tavır koymalarından kaynaklanıyor. Birini yüceltirken, diğerini küçük düşüren, nereden baksak vefa ve saygıyı red eden bir mantık…

Nitelik olarak önemsiz, bu fanatikler ya Arda’ya tepki ya da Fatih Terim’e şirinlik için Arda’ya en galiz küfürleri ederek “kendinden geçiş zevki” yaşamış olabilir.

Ancak, “Yanlış muhakeme vakayı âdiyedendir.”

Birincisi; Arda Turan, Türkiye liglerinin en yetenekli ve başarılı futbolcusu (başkası transfer edilmediğine göre) olarak transfer edildi. Arda Turan, Atletico Madrid’e, Galatasaray’ın bir elemanı olarak antrenmandan kovularak gitmedi!

Arda Turan, transfer olurken futbolcularına ödeyecek para bulamayan kulübe 12 milyon euro bonservis ücreti, o dönemin yöneticilerine itibar kazandırarak transfer oldu. Fatih Terim gibi “git dediler gittik, gel dediler, geldik” dedikten sonra yarım sezon için aylık 1905 TL (Galatasaray tarihi ile dalga geçerek) yazdırmadı.

İkincisi, Fatih Terim ile Arda Turan arasındaki sorunun kişisellikten çıktığını gösteriyor.

Birincisinden devam edersek; Arda Turan, Galatasaray istemediği için başka takımda oynuyor. Arda Turan’ı, Galatasaray’a kimin almadığı, kimin aldırmadığı belli… Eğer tepkiler gerçekten Galatasaraylılık içinse, eğer tepkilerde samimiyet varsa, Arda’nın yüzüne Galatasaray kapısını kapatanları protesto etmeleri gerekirdi. Bu insanlar, o günlerde Galatasaylı değil miydi?

Ayrıca sorulması gerekir: Yönetimi, Teknik direktörü ve taraftarları ile Galatasaraylılar, Göksel Gümüşdağ ve Abdullah Avcı gibi ilgilenmiş, Arda Turan’a zor günlerinden kurtulmasını  gerektiren bir şeyler mi yapmıştır ki hain olduğu sonucuna varabilmiştir?

İkincisinden devam edersek; Fatih Terim ile Arda Turan arasındaki anlaşmazlığın özünde yatan şey, bireysel öne geçme hırsıydı, Galasaray değildi. Yani Galatasaray’ı, Galatasaray taraftarını ilgilendiren bir şey yok. Sorunu içselleştirmemek gerekiyor.

Sonuç olarak; Arda Turan’a:  Futbolda her dönemin kendine has şartları ve “ruhu” vardır. Şartlar seni istemediğin şeylere mecbur kılabilir. Kuru bir kavga adamı olmadan efendi, saygılı ve örnek kişiliğinle davranışlarının sınırlarını çok iyi bilen bir futbolcu olmaya devam etmen gerekir.

Fatih Terim’e: Biz sizin sorunu biriktirmeden çözen; yol gösterici, affedici babacan tavrınızı seviyoruz. Sorunun sonuçları üzerinden tutum belirlemek size yakışmıyor. Bu tür yaklaşımlarda (son maçta olduğu gibi) hatalar çorap söküğü gibi geliyor.

Sayın hocam! Sevgi parça değil, bir bütündür. Arda’nın sevgisizliği sizin,  sizin sevgisizliğiniz tüm Galatasaraylıların canını yakıyor. Sonuçta, Türk futbolunu yanıyor.  

Galatasaray taraftarına: Galatasaraylı olmak, Galatasaray’a hizmet eden insanlara saygı ve şefkat duymayı gerektirir. Taraftarlık duygularından önce bu kültürü bilmek, güçlü bir Galatasaraylı olmanın temel yapı taşıdır. Anlatılması zor anlaşılması kolay olan Galatasaraylılık bağının en kuvvetlisi küfür değil, sevgi ve saygıdır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page