Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
17 Eylül 2020- Süper Lig'de 11 Eylül'de maçlar başlamasına karşın hala yayın bedellerinin kulüplere ödenmesi konusunda belirsizlik devam ediyor. 15 Eylül 2020- Avrupa futbolunun ekonomik, mali ve yönetsel yönden yapılanması ile Merkez Ligler lehine rekabetin yeniden nasıl düzenlendiğinin analizini yapan Finansal Futbol- Tuğrul Akşar kitabı yayımlandı.   26 Ağustos 2020-  Türkiye Futbol Federasyonu 2020-21 sezonunda maçların, stat kapasitesinin yüzde 30'u kadar seyirci alınarak oynanabileceğini açıkladı.  24 Ağustos 2020- 201920 Sezonu Şampiyonlar Ligi şampiyonu, finalde Paris Saint Germain'i 1-0 yenen bayern Münih oldu. Kazandığı bu kupayla Bayern Münih. altıncı kez kupayı müzesine götürdü. 6 Ağustos 2020- 2019/20 sezonunu  33.600 UEFA ülke puanıyla, 11. sırada kapatan Türkiye, Şampiyonlar Ligi'nin 2021-22 sezonuna direkt takım gönderemeyecek. Bu durumda 2020/21  Süper Lig Şampiyonu Şampiyonlar Ligi gruplarına... 31 Temmuz 2020- Türkiye Futbol Federasyonu'nun aldığı karara göre 2020-21 Sezonunda Süper Lig'de düşme olmayacak ve Süper Lig 21 takımla oynanacak. 20 Temmuz 2020- 2019-2020 Süper Lig Cemil Usta Sezonunun şampiyonu Medipol Başakşehir oldu. 10 Temmuz 2020- Federasyonun açıklamasına göre, Süper Lig'de 2020-2021 sezonu 11 Eylül 2020 Cuma günü başlayıp, 16 Mayıs 2021 Pazar günü tamamlanacak. 19 Haziran 2020- Covid-19'un neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle UEFA Geçici Acil Önlemler başlıklı bir bildiri yayınlayarak, Finansal Fair Play konusunda kulüplere bazı esneklikler sağladı. Bu kapsamda en önemli karar: 2020 mali yılın... 19 Haziran 2020- UEFA, 2020 sezonu Şampiyonlar Ligi'nde sezonun kalan maçlarının Portekiz'in başkenti Lizbon'da oynanacağını; 2020 finaline ev sahipliği yapmayı bekleyen İstanbul'un ise 2021 finaline ev sahipliği yapacağını duyurd...
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Tuğrul AKŞAR Fransa Beraberliği Futbolumuzun Yapısal Sorunlarını Unutturmamalı!

Fransa Beraberliği Futbolumuzun Yapısal Sorunlarını Unutturmamalı!

5cf8f

Tuğrul Akşar- 20 Ekim 2019 UEFA 2020 yolunda Milli takımımızın 1-1lik  Fransa  beraberliği sonrası kazandığı bir puan, takımımızın grubunda lider olarak devam etmesine olanak sağladı.

 

Rakiplerimizin alacağı sonuçlardan bağımsız, son iki maçı kazanırsak, 2008’den bu yana hasret kaldığımız uluslararası bir turnuvaya katılma hakkı elde etmiş olacağız.

 

Ne var ki, bu beraberlik bizi ümitlendirirse de, önümüzde son derece zor bir İzlanda maçı var. Her ne kadar maç Ali Sami Yen‘de oynanacak olsa da, İzlanda’ya yenilmememiz gerekiyor. Fransa’nın ne yapacağına bakmadan, kalan iki maçımızı kazanıo kendi göbeğimizi kendimiz kesebiliriz.

Grupta oynayacağımız son iki maçın sonuçları ne olur, onu tam olarak kestirmemiz mümkün olmasa da, bildiğimiz bir gerçek var ki, o da  Türk futbolunun içinde bulunduğu  yönetsel, hukuksal, iktisadi ve mali kaos ortamı futbolumuzu krize sokmuş vaziyette. 

Peki, Türk futbolu içinde bulunduğu bu kaotik ortamdan çıkmak için ne kadar çaba harcıyor?  Ya da bir başka ifadeyle bu konuda bir çaba içinde mi?  Bu sorulara  maalesef  "evet" deme şansımız çok fazla  yok. Görünen o ki, aslında kulüplerimizde bugün yaşanılanlar, Türk futbolunun çözümü ertelenen birikmiş sorunlarının dışa vurumu bir bakıma…

Sorun üzerine sorun

Futbolumuzun genel bir fotoğrafını çekersek, aşağıdaki enstantanelerle karşılaşıyoruz. 

 - Futbol idaresinin kulüpler karşısındaki duruşunda ve vizyonunda sorunlar var. 
- Kulüplerimizin kendi çıkarları doğrultusunda Federasyona manüplasyonları var 
- Futbol Kulübü yöneticilerinin misyon ve vizyon konusunda ciddi sorunları var. 
- Futbolumuzda dengesiz ve haksız bir rekabetin yol açtığı iktisadi ve mali sorunlar var. 
- Futbol idaresinin örgütsel yapılanışından kaynaklanan hukuksal ve yönetsel yetersizlikleri var.

Anlayacağınız çok önemli sorunlarla karşı karşıyayız. Aslında bu sorunlara çare olacak çözüm yolları belli ve biliniyor olmasına karşın, kimse kendi menfaatlerinden taviz vermek istemiyor.

Endüstriyelliğin Gereklerini ve Gerçeklerini Kavrayamamış Bir Futbol Yapılanmasıyla Karşı Karşıyayız 

Avrupa futbolu hızla endüstrileşirken, futbolumuz bu paradigmik değişimin henüz farkında değil!

Futbol yönetimimiz ve yöneticilerimiz hala konvansiyonel düşüncelerin girdabında, yol almaya çalışıyor. Vizyonları yetersiz. Misyonları lokal başarılara odaklı… Hala futbolun bir endüstri olduğunun farkında değiller. Kulüp yönetimleri, uzun vadeli strateji ve yarınları kurma yerine, günü kurtarmanın telaşı içinde yüzlerce milyon Eurolara ulaşan  bütçeleri yönetmenin yolunu arıyorlar. Taraftarın bilinç düzeyi de yöneticinin, futbolcunun bilinç düzeyinden daha ileri değil…

Oysa bugün futbolumuzun tüm paydaşlarının ortak amaç ve hedefleri, Türk futbolunun sportif ve mali anlamda, kalitatif ve kantitatif olarak daha üst noktalara taşınması yönünde olmalı. 

Buna karşın, bu bileşenlerin bugünkü niteliksel yapıları ne yazık ki buna izin vermiyor. Oysa, Türk futbolu tüm ögeleriyle Avrupa’nın ve dünyanın yükselen bir değeri olarak, endüstri haline gelen futboldan sportif ve mali anlamda maksimum payı alabilmenin yollarını aramalıydı…Türk futbolunun çıkar yolu buradan geçiyor… Yoksa, ilerleyen yıllarda Avrupa’da rekabet gücümüz ciddi düşmüş olacak.

Son yirmi yılda futbol her yönüyle evrildi. Taraftarın, gelirlerin, futbolun, kulüplerin yapısı değişti. Hala futbolumuzun yönetsel mentalitesi bu değişimleri yakalayamadı. Tüm tehlike işte burada yatıyor…

Başarıya yaklaşırken, ondan uzaklaşıyoruz

İşte bu ahval ve şerait içinde, düşe kalka yoluna bulmaya çalışan Türk futbolu yaklaşık onbir senedir  uluslararası bir turnuvaya katılamıyor. En son  İsviçre’deki Euro 2008 turnuvasından bu yana Avrupa‘da yokuz. Sadece milli takımlar nezdinde değil,  kulüpler özelinde de hiç bir başarıya imza arandık.

Şimdi 2020 Avrupa Kupası için ümitlendik. Fransa’nın bulunduğu grupta lideriz ve Sportif kuraklığımızı sona erdirmeye sadece iki maçımız kaldı.

Türk futbolu kulüp ve milli takımlar nezdinde UEFA ve FIFA sıralamasında 2000’in gerisinde... Euro 2020  yolunda son iki maçımızı kazanarak ya da finallere katılmayı garantileyerek, makus talihimizi yenme fırsatımız elimize geçti.

Kulüp futbolunda ise durumumuz daha da kötü... Milli takım futbolunda zar zor da olsa yol almaya çalışırken, kulüp futbolunda durumumuz daha vahim.

Avrupa kulüp futbolunda, endüstrileşen futbolun temel konularında ciddi hatalar yapıyoruz. Hala Kıta Avrupası’nın çağdaş futbol anlayışına ulaşamadık, normlarını yakalayamadık. Kalıcı olabilecek başarılara bir türlü ulaşamıyoruz.

Oynadığımız tüm maçlar ve bugünkü ulusal takımımızın yapılanışı gösteriyor ki, başarıya giden yolda ortaya konulmuş, değişik varyasyonlardan oluşan sağlam bir stratejimiz yok. Had safhada konsantrasyon eksikliğimiz var. Sonuca yönelik etkin ve doğru stratejiler kuramıyoruz. Kendimize özgü bir model oluşturamıyoruz. Vizyonda ve misyonda çok ciddi sıkıntılarımız var. Kolektif oyun anlayışını saha içinde bir türlü uygulayamıyoruz. Ben-merkezci düşünce yapısı, egemen mental anlayışımızı oluşturuyor. Sistemsel sıkıntı eksiğimizi giderebilecek yeterli hamlelerde bulunamıyoruz. Hepimiz iyi bildiğimizi düşünüyor, hatalarımızdan ders çıkartamıyor, daha sonraki maçlarımıza ışık tutacak analitik analizler yapamıyoruz. Sadece maç odaklı ve günü kurtaracak oyun eleştirisi ve analizlerin peşinden koşuyor; futbolun entelektüel birikimine katkı sağlayacak etkinlik ve üretkenlikte bulunamıyoruz.

Ben merkezci egolar sorunları algılamayı engelliyor

Futbolun endüstriyel bir olgu olduğunu hala kavrayamadığımız için endüstriyel düşünemiyoruz. Konvansiyonel düşüncenin etkisi altında yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Yani belirli bir yöntem ve plana sahip olmaksızın; kişiye bağlı, kurumsallaşmamış, modeli ve felsefesi olmayan bir futbol anlayışından medet umuyoruz. Oysa, endüstriyellik yüksek kalite, standart ve teknoloji demektir. Bu anlamda saha içinde ve dışında hızlı-seri düşünüp, sağlam stratejiler kurarak, standartı yakalayamıyoruz. Favori olduğumuz maçlarda sürpriz; sürpriz maçlarda ise yüksek standartı yakalayabiliyoruz. Ne zaman ne yapabileceğimiz belli değil… Ortalamayı tutturacak bir kaliteyi bile çoğu zaman zorlayamıyoruz. Endüstriyelliğin temel kriterlerini bir arada tutabilecek toplam kaliteye ne futbolcularımız, ne teknik adamlarımız, ne de yöneticilerimiz bir türlü ulaşamıyor.

Futbolumuzun yönetsel, iktisadi, mali, hukuksal ve pazarlama yönünden temel eksiklikleri bulunuyor. Rekabetçi dengenin üç büyük lehine kurulduğu, diğer takımların futbolumuzu domine edemediği bir futbol ligimizde yarışmacı kulüpler yaratmaya çalışıyoruz. Dengede rekabeti sağlayacak, yeteneklerimizi ortaya çıkartabilecek bir alt yapıyı henüz tam anlamıyla kuramadık. Yetenekler havuzumuzu genişletme yerine, hala gurbetçi gençlerimize bel bağlıyoruz.

Hala bir futbol ülkesi olamadık

Hala kendi ekolünü oluşturabilmiş bir futbol ülkesi değiliz. En son Fransa karşısında aldığımız 1-1’lik sonuç bizi aldatmasın. Fransızların önemli eksiklikleri onları gol yollarında zayıflattı. Yenebileceğimiz bir Fransa karşısında tek korner atamadan, maçı tamamladık. Son derece kişiliksiz, korkak ve bize yakışmayan bir oyun anlayışıyla katı savunma yaparak, bir puanı aldık. Maç bittiminde Fransızların topa hakimiyeti % 64’ü gösterirken, biz %34 ile oyunu tamamladık. Bu sonuç çoğu kimse için yeterli görülebilir ama bizi bir yere taşımaz. Kritik zamanlarda, kritik top kayıpları veya gereksiz faullerle ya gol pozisyonları veriyoruz ya da gol yiyoruz.. Maç içinde gol yollarında yeterince etkinlik sağlayamıyoruz. Top tekniği zayıf forvetlerle ileride etkin olmaya ve gol atmaya çalışıyoruz. Kısacası, Fransa karşısında alınan 1-1’lik beraberlik ve grup liderliği bazı sorunlarımızın olduğu gerçeğini bize unutturmamalı!

Futbol eğitiminde fundamentalleri göz ardı ediyoruz

Sonuçta iş gelip, fundamental eğitim eksikliklerimize dayanıyor. Bu yetersizliklerimizi görüp, buna göre gerekli aksiyomları almadan; futbolcumuzun, yöneticimizin, teknik adamımızın ve de futbol izleyicimizin entelektüel futbol birikimlerini geliştiremediğimiz sürece, futbol başarıları bize ay kadar uzakta olacaktır.

Türk futbolunun içinde bulunduğu sportif ve mali başarısızlık üzerine çok derin analizler yapılabilir. Ancak genel olarak ifade edebilirim ki; Türk Futbolu kısa süre içinde çok şey yapabilmenin sıkıntılarını yaşıyor. Avrupa’nın iki yüzyıl da yaptığı sanayi devrimini biz Cumhuriyet dönemine sıkıştırmak durumunda kalmışız. Toplumsal anlamda üst yapısal oluşumlarda da aynı sıkıntıyı yaşadığımızı görüyoruz. Avrupalının belirli bir zaman aralığında yaptığını, biz kısa süre içinde yapmaya kalkışınca, bilişim alanımız daralıyor, sağlıklı düşünemiyor bir panik içinde çok şey yapmaya çalışıyoruz. Zaman kısıtı başımızın belası… Hal böyle olunca da ekonomiden politikaya varıncaya kadar tüm alt yapı ve üst yapı kurumlarımızı oluşturma sürecinde, bazı kurumları tam tesis etmeden (buna bir üst yapı kurumu olarak hukuksal ve yönetsel yapılanma gösterilebilir), katıldığımız uluslararası yarışmalarda istenilen sonuçlara ulaşamıyoruz. Hiçbir şeyi sindirerek yapmaya zamanımız yok. Ya da böyle bir felsefeyi kendimize şiar edinmemişiz.

Alt yapı olarak ta Avrupa ile yarışacak düzeyde olduğumuzu söyleyebilirim ama bizim temel sorunumuz üst yapıda ne yazık ki... Bununla birlikte, ekonomik ve finansal yapılanmada futbolumuz dengesini yitirmiş durumda. Avrupa’nın giderek büyüyen ve artan futbol gelirlerinden pay alabilmenin yolu, Avrupalıyla rekabet etmekten geçiyor. Ancak biz bu rekabetin neresindeyiz? Rekabeti sürdürebilecek ve yarışmacı turnuvalarda başarılı olabilecek mali-iktisadi alt yapılanmamız var mı? Bunları sorgulamamız gerekiyor.

Futbolumuzda istatistiksel çalışmalar ve bilgi işlem yetersiz

Kulüplerden bilgi ve belge sağlamanın neredeyse olanaksız olduğu bir futbol ortamında, bu işi yapabilecek tek otorite olarak karşımıza Federasyon çıkmasına karşın; burada ne yazık ki, biz araştırmacıların emrine sunulacak bir ekonomik ve mali veriler veri havuzu yok. Oysa, günümüz futbolu tamamen şeffaflıkla yönetilmek zorunda. Federasyon, başta kendi mali dataları olmak üzere tüm kulüplerin finansal verilerini yayınlamalı ve kamuoyu ile paylaşmalıdır. En son kulüp yapılandırmalarında bile hala hiç bir kulübe ilişkin detaylı bir bilgilendirme yapılmamıştır. Bu bağlamda Federasyonun futbol paydaşlarına karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Federasyon'un, futbol yönetiminin yasal yönetim organı olmasından kaynaklanan sorumluluklarına ilaveten, bu tür çalışmalar için futbolumuzun istatistiğine yönelik bir veri havuzunun oluşturulması ve bu verilerin araştırmacıların emrine sunulması konusunda da bir bilgilendirme misyonu olmalıdır diye düşünüyorum.

Yüz milyon eroyu geçen bütçesiyle Federasyon bu tür çalışmalara daha fazla kaynak ve zaman ayırmak zorunda. Futbolumuzun daha üst noktalara taşınması ve gelişen futbol pastasından hak ettiği payı alabilmesi, her şeyden önce entelektüel bir birikime sahip olmayı gerektiriyor. 
Bunu unutmayalım.

Futbol düşünce üretiminde yeterli değiliz

Bir üst yapı kurumu olarak, entelektüel futbol birikimimizin de Avrupalının çok gerisinde olduğuna inanıyorum. Avrupalı futbolcunun, teknik adamın, yöneticinin ve taraftar müşterinin sahip olduğu futbol bilincinde ne yazık ki, ciddi sıkıntılarımız var. Fundamentalde hatalar yapıyoruz ve bunları düzeltmenin yolunu sorgulamıyoruz. İşte bu anlamda futbolun entelektüel birikimi, bizim önümüzü açabilecek en önemli faktörlerden birisi.

Çünkü, futbol üzerine yaptığımız araştırmalarımızda da gözlemlediğimiz gibi, futbolumuza ilişkin karşılaştığımız çoğu basit sorunun temelinde entelektüel birikim yetersizliği yatıyor. Mental anlamda ciddi sıkıntılarımız var. Kıta Avrupası’nın çağdaş futbol aklını yakalayamadan, kalıcı başarılara ulaşma şansımız yok gibi görünüyor. Futbolumuzun temel sorunları üzerine yazdığımız bu tür deneme yazıları ve çalışmalar, ne yazık ki Avrupa’da da çok fazla yok. Ancak, Avrupalının bu konulardaki çabaları özellikle son on yılda ciddi bir gelişme kaydetmiş durumda. O ülkelerin futbol idarelerinin bu tür çalışma ve araştırmalara ciddi kaynaklar ayırdığını imrenerek görüyorum. Avrupalı bugün futbolda ve diğer alanlarda bizden fersah fersah ilerideyse, bunun tek açıklaması: Avrupa’nın rönesansı da, reformu da bizden yüzyıllar önce yapabilmesi ve bunu hayatın her alanında bir yaşam biçimine dönüştürebilme becerisini ve disiplinini gösterebilmesidir. Avrupalı bir yandan futbolu yeşil sahalarda oynarken; diğer yandan da futbol pratiğini teorik alt yapılarla desteklemeye çalışıyor. Buradan kendisine aksiyomlar çıkartıyor…

Çağdaş futbol aklı futbola bilimsel bir yaklaşım sergilemekten hiçbir zaman uzak kalamaz. Futbol pratiğini soyuta yönlendirme başarısını göstermeden; yani olayın teorik temellerini oluşturmadan, somut başarılara ulaşma şansımız yok gibi görünüyor. Futbol üzerine birçok bilimsel disiplinde yayınlanan araştırmayı burada tartışmayacağız. Ancak, futbolda başarıyı getiren ve bu başarıları kalıcı kılan iktisadi ve mali koşulların sportif başarı üzerindeki etkileri ve yönetişimsel sorunlara yönelik, ülkemizde de bu tür çalışmalar yavaş yavaş yapılmaya başlandı.

Futbolumuzu geliştirecek dengeli rekabet ortamını oluşturamadık

Bugün ülkemiz futbolunda rekabetçi denge büyükler lehine bozulmuş vaziyette. Üç büyükleri koruyan ve kollayan bir sistem içinde altmış yıla yakın süredir sadece beş şampiyon çıkartabilmişiz. Futbolumuzdaki sportif, mali, yönetsel ve hukuksal temel sıkıntıların odak noktasını oluşturuyor.

Altyapı çalışmaları ne yazık ki, ancak tamamlandıktan sonra meyvelerini vermeye başlarlar. Hatta bu tür çalışmalar bir süre, çevresine rahatsızlık ta verebilir; bazı sıkıntılar yaratabilir. Bu nedenle bu çalışmaların çok popülist çalışmalar olduğunu söyleyemeyiz. Alt yapı çalışmalarında geri dönüşler zaman alır. Bu tür temel-yapısal çalışmalar, reyting kaygısı taşımadıkları için, çoğu zaman ''ulema''nın da pek dikkatini çekmez...

Ülkemizde de bu konulara ilgi en alt düzeyde maalesef. Ne acıdır ki, futbolumuza dışarıdan bilinç taşıyacak ve onu yüceltecek olan futbol entelektüellerimiz de bu tür çalışmalara gereken ilgiyi göstermiyor. Ama son iki-üç yıldır bu konularda bizde de yavaş yavaş ümit veren bazı gelişmeler oluyor. Uluslararası düzeyde, bilimsel çalışmalara imza atılıyor. Bu çalışmaların çoğunu da www.Futbolekonomi.com’da yayınlamaya çalışıyoruz.

Bizim entelektüel futbol literatürümüzde bu tür çalışmaların çok hızlı olmasa da, giderek artmaya başladığını görmek bana büyük bir sevinç veriyor.

Futbolumuzun gelişiminin önünde ciddi engel oluşturan haksız rekabet ve rekabetçi denge konuları üzerine yaptığımız orijinal çalışmalar, bizi bazı acil önlemler almaya sevk ediyor; dengede rekabetin nasıl kurulabileceğinin ve buna bağlı olarak futbolumuzun kalitesinin nasıl yukarı çekileceğinin ipuçlarını veriyor. Bu çalışmalara kendi ölçüsünde katılmaya çalışan birisi olarak, karşılaştığım en büyük sıkıntının bilgi ve belge temininden kaynaklanan sorunlar olduğunu, yeri gelmişken burada ifade etmeliyim. Ülke futbolunu daha üst noktalara taşıma misyon ve vizyonu bulunan; doğal olarak futbolumuza en büyük katkıyı sağlayacak kurum olarak karşımıza çıkan Federasyon da bu konuya gereken duyarlılığı göstermek zorunda. Öncelikle bu tür araştırmalar için Federasyon’un sitesi pivot bir konumda olmalı... Ben bir araştırmacı olarak Federasyon'un bu konuda kendisini ciddi bir revizyona tabii tutması gerektiğine inanıyorum.{jcomments on}

Bu İçerik  1160  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

24.09.2020

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

1.118,38

1,43

 bjk BJKAS

3.69

-1,07

 fb FENER

29.58

-3,08

 gs GSRAY

4.90

-1,80

 trabzon TSPOR

5.13

-2,10

   SPOR ENDEKSİ 1.018,05 -2,14

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 26167630

SÜPER LİG 2020-21 SEZONU

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Galatasaray 

 2 2 0  0 5

1

4  6
2  Alanyaspor  2  2  0  0 4 0  4   6
3  Göztepe

 2

 1  1  0 6 2 4  4
4

 Karagümrük

 2  1  1  0 5

2

3  4
5  Beşiktaş  2  1  1  0 4  2  2 

 4

6

Antalyaspor

 2

1

1  0 3  1

2

 4
7

 Hatayspor

 2

 1 

1  0 2  0 2  4
8

 Fenerbahçe

 2  1 1  0 2

 1

1  4
9

 Kasımpaşa

 2  1

0

 1 2  1 1  3
10

 Erzurumspor

 2  1 0  1 3  3 0  3
11 Sivasspor  2

 1

0  1  2  3 -1  3
12  Kayserispor  2  1 0  1  1  2 -1

 3

13  Konyaspor  1  0 1  0  0  0  0  1
14 Gaziantep  2  0 1  1  3  5 -2  1
15  Trabzonspor

 2

 0 1  1  1  3

-2

 1
16

Gençlerbirliği

 2

 0 1  1  0  2 -2  1
17  Malatyaspor  2  0 1  1  1  4 -3  1
18  Denizlispor  2  0 1  1  1  5 -4  1
19  Ankaragücü  1  0 0  1  1  2 -1  0
20  Rizespor  2  0 0  2  1  4 -3  0
21  Başakşehir  2  0 0  2  0  4 -4  0

 

            

 

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

Money Football League

delo-4

 

Yirmiüçüncüsü yayınlanan 2020 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Barcelona 840.8 Milyon Euro’luk geliriyle ilk sırada.  Tamamı Merkez Lig kulüplerinden oluşan Lig’in Raporunu okumak için tıklayın.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.