Amed ve Çarşı Üzerinden Taraftarlığın Sosyopolitik Tavrı
Müslüm Gülhan- 10 Nisan 2026 Kültür, insana dair işlevleri bütünüyle yorumlayan ve buna uygun tavır almayı örgütleyen bütüncül davranış şeklidir. Aslında temelde yerelliği sürdürme alanıdır.
Seyirci Değil, Sistem Farkı: Liverpool'dan Türk Futbolunun Alacağı Dersler!
Müslüm Gülhan- 19 Mart 2026 İngiliz takımlarının iç saha maçlarındaki oyun temposunu da bir şekilde belirleyen en büyük ve en etkili paydaşı seyircisi oluyor.
Müslüm Gülhan - 25 Ocak 2026 Kötülüğüm örgütlenmesi; sadece fanatik öfkelerden değil, aksine bilerek, isteyerek, düşünerek, yalnızca kendi küçük çıkarlarını korumaya çalışan insanlarda hücre evi haline alır.
Bugün karşılaştığımız kötülüklerin tamamı tam olarak böyledir. Yüksek yoğunluklu bir kabulleniş gencecik pırıl pırıl çocukların öldürülmesine kadar bu hiyerarşik kurgudan ibarettir. Düşüncenin kamusal sorumluluktan çekilmesi onu normalleştirdi.
Toplumsal sorumluluğun bireysel bilinçle başlamasının dayanağı; etik kodları kabullenmek ve o derinliği öznelleştirerek tepkiyi örgütleyerek, kurumsallaştırmaktır.
Toplumsal yapılar içindeki tepkilerin yansıması spor kulüpleri dâhil hücresel olarak birbirine bağlı reaksiyon içinde olur. Bir kulübün kurumsal anlamda korunması ve değişimlere ayak uyduracak şekilde yenilenmesi-dönüşümü, ancak düşünen ve sorumluluk alan üyelerle mümkün olur.
Ama, son 24 senede toplumu etkisi altına alan çıkara dayalı tüketim mekanizması, sürecin içinde olma baskısı başta BJK olmak üzere tüm kulüpleri de kilitledi. Siyasi kurgunun kulüpleri kendine bağımlı hale getirmesi, karar mekanizmasının özgürlüğünü elinden aldığı gibi; kulübü yalnızlaştırdı. Bunun yansıması olarak, politik beklentilere cevap vermek için seçilen yönetimlerin gerçek sorumluluk alanlarını kaybederek kulübe taşınması zor bir yük haline geldiler.
Sorunun temeline indiğimizde ise tablo daha da netleşir: Kulübe karşı kayıtsızlığı normatif hale getiren bir eşgüdüm anlayışının egemenliği mutlu bir azınlığın kontrolüne geçmesidir.
Sürekli kar-fayda içeriği belli olmayan bir ticari kurgunun içinde kalarak borçlanma sebebiyle kriz çıkartma dürtüsü, ahlaki olarak tartışılmadığı için; tepki eşiği düşük kaldı. Olan biten sıradanlaşır. İşte bu noktada siyaset, yönetim, medya, aynı iklimin parçası haline geldi. Kimse böyle bir kurguyu tek başına yapamaz. Genel kurul ise tüm bu oluşumun sorumluluk anlamında her parçasının içinde kaldı.
Kulübü korumaya yönelik tüm tepkilere karşı yönelen adaletsizliği görmezden gelme alışkanlığı, otoriterliğin önünü açtı ve güven alanını kaybetti. AdaletsizliğinBeşiktaş’ı koruyan kişilere yöneldiği anlarda susmak ise, hukuksuzluğu meşrulaştıran bir kabule dönüştü. Tarih ise bu sessizliğin yalnızca yönünü değil, verdiği zararın genişliğini de illaki yazacaktır.
Nasıl, ‘Beşiktaş Kültür Kodlarını’ ve ‘Beşiktaş Kültürel Derinliğini’ hâlâ koruma reflekslerini gösteren bir içeriğin koruyucu bir kalkan olmasına yönelik hikâyeler var ise, bu da o tarih içinde yerini alacaktır.
Serdar Bilgili tarafından ortaya atılan ‘artık rekabet edebilmek için para harcayacağız’ mottosu, bugüne gelinen noktanın başlama vuruşudur.
Demirören’in ‘Gerekirse altyapıyı kapatırız’ stratejisi, Portekiz çetesini -Mendes önderliğinde- kulübün içine sokarak, transferler üzerinden büyük bir kaynak transferinin de başlangıcı oldu.
Fulya Projesi, kulübün tüm geleceğinin kurtulacağını sandığımız Süleyman Seba mirasının ipotek altına alınmasının hikâyesidir. Kulübe verilen zararların sonuçlarının süreklilik arz ederek bugüne kadar çözümsüzlük içinde bırakılarak getirilmesi, hâlâ bilinmeyen ek anlaşmalar, hâlâ bilinmeyen içeriklerle ortada bırakılan (!) Şan Öktem tesisi ile devam ediyor. Bunların hepsi Yıldırım Demirören heybesindedir.
Siyasetin kulüpler içindeki muhalefeti pasivize etme politikasının uygulaması, kulüp dizaynlarını bir talep olarak ortaya koyarken, Dolmabahçe Stadı’nın -Anıtlar Kurulu dahil- ne kadar kurul varsa hiçbirinin yasal talepleri dikkate alınmayarak yıkılması ve tribünlerin yeniden oturtulması; artık kulübün siyasetle iş birliğini beyan etme anlamına geldi ki bu politikaları Fikret Orman hiç çekinmeden uyguladı.
Ve paralı başkan geldi… Ahmet Nur Çebi için söylenen slogan buydu. Artık Beşiktaş’ın para sorunu olmayacağı üzerineydi ki futbol ile olan çelişkileri kulübü menajerler ile yönetme zorunluluğu ile borç sarmalına yeni halkalar ekledi. Paralı başkan parasız, pulsuz borcu katlanmış kulüp bıraktı.
Sözde devrimci Hasan Arat dönemi başladı…
Ne vereceği belli olmayan tartışmalı isimlere verilen anormal paralar ile 9 ayda 6 milyar TL borç ve ardından istifa… Bu kadar kısa ve öz dönem tanımı.
Buraya kadar olan başkanların kulübe verdikleri mali zarar, kendi dönemlerindeki kur üzerinden 704 milyon 735 bin avrodur.
Muhalefetteki söylemleri ile iktidardaki söylemlerinin çelişkisi üzerinden kulübe başkan seçilen Serdal Adalı…
Kulübün borçlarından kurtulacağına dair söylemler ile 3000 kişi ile yapılan Dikilitaş Projesi onayını alması neticesinde, projenin paydaşı olan kulüp, birden rezerv alan içinde kaldı. Dikilitaş’taki Beşiktaş’ın tesisleri bu alan içindeyken, aldığı onayın bu proje için bir dayanağı boşa düşmüşken, Şan Öktem ve Hakkı Yeten tesislerinin geleceğini düşünmenin kaygısı ortaya çıkmıştır.
Beşiktaş’ın borcu, Mayıs 2025 ile Ağustos 2025 arasında-sadece 3 ayda 5 milyar TL artarak, 22 milyar 531 milyon 664 bin 293 lira oldu.
Fenerbahçe Oyunu, Ligi ve Rekabeti Dengeledi
Müslüm Gülhan- 12 Ocak 2026 Ali Koç Süper Kupa maçına U19 takımıyla çıkarak kendi egoları ve kaygılarına takımı ve camiayı alet etmişti.
Müslüm Gülhan - 9 Ocak 2026 ABD terör devletidir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra küresel ölçekte kurduğu emperyal dizaynın uygulama şeklindeki değişimler ve bazı alanları kaybetme kaygısı; Trump gibi bir Eşkıya’yı başa getirmekle birlikte, dünyayı elindeki tek güç olan asker kurgusu üzerinden işgal etme ve yönetme saldırganlığı artık çete uygulamalarına kadar indi.
ABD, terör devleti olma ve Latin Amerika’ya ‘arka bahçe’ yapmak isteği, 1823’te emperyalist perspektifle genişleme hamlesi olarak ‘Monroe Doktrini’ ile başladı.
Dünya halkları, hemen-hemen tüm kıtalarda çok çekti. Küba, Şili, Guatemala, Kolombiya, Bolivya, Nikaragua, Arjantin, Brezilya, Vietnam, Lübnan, Afganistan ve Japonya gibi ülkeler baskı ve ambargolarla veya direkt -atom bombası dahil- askeri müdahalelerle emperyalist saldırganlığa karşı çokça bedel ödedi.
Bugün dünya hala bu emperyalist tehditle karşı karşıya.
Tabii ki futbolun küresel ölçekteki kullanışlı siyasi enstrüman olması nedeniyle sürece katkı yapması kaçınılmazdı.
Hazır 2026 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacakken ve FBI bir önceki yönetimin defterini dürtüp Infantino gibi bir soytarıyı da seçtirmişkenFIFA’nın ve futbolun sürece dahil olması kaçınılmazdı.
‘Panama Belgeleri’nde FIFA yolsuzluk skandalında adının geçmesi ile, 2022 Katar’daki organizasyonda can siperine çalışması-ki göçmen işçilerin uğradığı haksızlıklar karşısında tavır almaması ve 2034 Dünya Kupası’nın Sudi Arabistan’a verilmesinde oynadığı kilit rol, onun siyasi beklentilere ve sermayeye ne kadar yakın olduğunu da ortaya koymaktadır.
Gazze’de yaşanan soykırım karşısında hiçbir tavır almayan ve İsrail’in süreci kendi lehine çevirmesinden sonrasında, diğer Müslüman ülkelerin liderlerini de yanına alarak birbarışplanı oyunu oynamaya kalkması ile, ‘Nobel Barış Ödülü’ için aday gösterilmesi, kendisine yapılacak şirinlikler içindeki en iyi hamle olacaktı. Özellikle Gazze savaş suçlusu İsrail başbakanlığının sosyal medya hesabından ‘Donald Trump'a Nobel Barış Ödülü'nü verin. O hak ediyor’ paylaşımı yapması olayın çirkinliğini net olarak ortaya koymaktaydı. Savaş suçundan yargılanması gereken kişi bunu söylüyor…
FBI tarafından başlatılan yolsuzluk operasyonu sonucunda, yolsuzluğa bulaşan Blatter, 2 Haziran 2015'te FIFA’nın Zürih'teki genel merkezinde aniden bir basın toplantısı düzenledi. Devam eden yolsuzluk skandalı nedeniyle FIFA başkanlığı görevinden istifa edeceğini duyurdu.
Operasyon amacına ulaştı ve 26 Şubat 2016 FIFA'nın başkanlığı için yapılan seçimleri İsviçreli Gianni Infantino ikinci turda kazandı.
Trump’ın Nobel Barış Ödülünü ıskalamasından sonra, Infantino’ya gelen ‘vahi’, FIFA’nın futbol olan işinin yanına bir de Trump’ı mutlu etme stratejisini koyarak ‘Barış Ödülü’ icat etti.
Washington’daki Kennedy Center’da düzenlenen törende FIFA Başkanı Gianni Infantino, ödülü Trump’a verirken ABD Başkanı’nın yaklaşık bir yıllık görev sürecinde dünyanın farklı bölgelerinde birçok çatışmanın sona erdirilmesinde kilit rol oynadığını söyledi.
Infantino, şerrinden korkusunu bir kenara bırakırsak-FIFA’nın tarihinde ilk kez bir barış ödülü verdiğini belirterek bu ödülün Trump’a ‘dünya barışına yaptığı katkılar’ gerekçesiyle sunulduğunu ifade etti. Törende konuşan Trump ise Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile Ruanda arasındaki savaşın durdurulmasından Hindistan–Pakistan hattındaki gerilimlerin azaltılmasına kadar birçok örnek vererek milyonlarca hayat kurtardığını söyledi. ‘Buödülbenim için büyük bir onur’ dedi. Komedi…
Trump, teşekkür konuşmasında 2026 Dünya Kupası ortakları olan Kanada ve Meksika liderlerine -şimdi tehdit etmesine rağmen- özel olarak teşekkür ederken-şimdi Venezuela’ya da saldırmasına rağmen-o zaman arsızca ‘Dünya şu anda daha güvenli bir yer’ ifadelerini kullandı.
FIFA, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada -kıçından uydurarak- dünya barışına katkı sağlayan bir kişiye ilk kez böyle bir ödül verileceğini duyurmuş duyurmasına da; bu yeni kategorinin açıklanmasının ardından kime verileceği merak konusu hiç olmadı. Ödülün ilk sahibinin Trump olacağı bilinmesine rağmen herkes salağa yatarak çok şaşırdı.
Küresel icazet ile göreve gelen-küresel asalak Infantino, 2026 Dünya Kupası süresinde, kendisine bir olumsuzluk yansımasını önlemek ve yaptırımlara maruz kalmamak için böyle bir uyduruk durum yaratmak zorundaydı.
Ayrıca bir barış ödülü sorunu dünyanın başına bela olmuşken ve ucunda da 2026 Dünya Kupası varken burada tepkisiz kalamazdı.
Bir şey bulmak zorundaydı…
Bizde de Infantinolar var biliyorsunuz… Küresel icazet ile çalışan ve aldığı diplomanın kimlere hizmet için verildiğini iyi bilen, kapitalist aparat Özgür Demirtaş’ın açıklaması da Trump’ın haberi olmasa da gönlünden bir ödüldü.
Açıklamaya bakar mısınız: ‘Kanada, Meksika, Venezuela, Kolombiya-Amerika Birleşik Devletleri’ne özel statü ile (sınırlı dolaşım, vergi gelir paylaşımı, askeri koruma, üretim paylaşımı) yeni 4 eyalet olarak katılmalı. Bu fikir çok radikal gelebilir. Ancak biraz düşünürseniz EKONOMİK açıdan muazzam bir güç yaratacağını görürüsünüz. Sadece ABD için değil ama Dünya için de.’
Rolex’i kadar pahalı bir çıkış… O kadar pahalı ki silmek zorunda kaldı.
Bakın, bu bir profesör… Ve Boğaziçi Üniversitesi’nde aylardır direnen akademisyenler de profesör…
Bu hocalar 5 yıldır iradelerinde taviz vermediler.
Gerçek ‘Kurucu Önder’ Mustafa Kemal’in dediği gibi: ‘Emperyalizm ölüme mahkûmdur.’
Futbol, İnsanı Kendi Benliğinden Göç Ettirir!
Müslüm Gülhan 3 Ocak 2026 Göç yer değiştirme eylemidir. Farklı coğrafyalarda birbirinden değişik sonuçlara yol açabilen, toplumsal yaşamı ilgilendiren ve sosyal yapının tüm unsurlarıyla etkileşimli olarak kendi çerçevesini de oluşturan sonuçlar doğurmaktadır.
Müslüm Gülhan- 29 Aralık 2025 Günümüzde otoriter rejimler demokratik hayatın kurumlarını ve kültürünü geleneksel yöntemlerle bastırmayı değil, yumuşak güç stratejileri ile kontrol etmeyi ve ehlileştirmeyi tercih etmektedirler.