x
29 Mayıs 2017- Beşiktaş Lig'in bitimine bir hafta kala Süper Lig'de 15.Şampiyonluğuna ulaştı. 23 Mayıs 2017- Futbolun kurumsal ve yönetsel gelişimine çok büyük emek veren, futbolekonomi'nin kurucularından Doç.Dr.Kutlu Merih'i kaybettik. Başımız sağ olsun.... 21 Mayıs 2017 -Eurolig Final Four final maçında Olympiakos'u 80-64 yenen Fenerbahçe Avrupa'nın en büyüğü oldu.  11 Mayıs 2017- Şampiyonlar Ligi finalistleri Real Madrid ve Juventus oldu. Final 3 Haziran'da Galler'in başkenti Cardiff'te Millennium Stadyumu 'nda oynanacak. 22 Nisan 2017- UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final eşleşmeleri belli oldu. Lyon-Ajax, Manchester United-Celta Vigo karşılaşmalar 4 ve 11 Mayıs'ta, Avrupa Ligi'nin final maçı da 24 Mayıs'ta İsveç'in başkenti Stockholm'deki Friends A... 6 Nisan 2017- Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, 34 oyla UEFA yönetim kurulu üyesi seçildi. UEFA'nın 41. genel kurulunda alınan kararla Şenes Erzik'in UEFA'yı FIFA'da temsil etme görevi de sona erdi. 19 Mart 2017- UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline kalan takımlar belli oldu. Bayern Münih-Real Madrid, Barcelona-Juventus, Atletico Madrid-Leicester City, Borussia Dortmund-Monaco, yarı final için mücadele edecekler. 10 Şubat 2017- Galatasaray Başkanı Özbek, kulübün bankalara olan borcunun, Riva ve Florya projeleri sonrası kulüp kasasına giren son ödemelerle birlikte 750 milyon TL 'den  430 milyon TL civarına gerilediğini ifade etti.  28 Ocak 2017- Deloitte'un 2015-16 sezonuna ilişkin düzenlediği Para Ligi raporunda Manchester United 689 Milyon Euro'luk geliriyle, 11 yıl aradan sonra tekrar lider oldu. 2,ve 3. Sırada 620'şer Milyon Euro ile Barcelona ve R.Madrid yer aldı. 24 Ocak 2017- Türk futbolunun duayenlerinden Gençler Birliği kulüp başkanı İlhan Cavcav 81 yaşında yaşamını yitirdi.
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 62
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Diğer Yazarlar HERR PEP Bayern'de Ne Yapar?

HERR PEP Bayern'de Ne Yapar?

Cemal Belgin- 27 Ocak 2013 2012 yazında NERLINGER ile başlayan GUARDIOLA-BAYERN MUNICH flörtünde taraflar nihayet muradlarına erdiler. Akabinde  ise yorumlar ve sorgulamalar da gelmeye başladı.

Tarafların kararları doğru mu? GUARDIOLA BAYERN’e Tiki-Taka oynatacak mı? BAYERN diktası ile geçinebilecek mi?


Kadro yapılanması nasıl olacak? BARCELONA’dan oyuncu getirecek mi? Transferi kim yapacak? diye başlayıp uzayarak devam eden soruların cevaplarını bir kaç ana başlıkta derlemek mümkün.

Doğru karar mı?

GUARDIOLA her attığı adımı önceden araştırıp, planlayan bir karaktere sahip. BARCELONA’nın teklifini kabul etmeden Güney Amerika’ya MENOTTI ve BIELSA’ya danışmak için giderken, BARCELONA döneminde de nasıl ayrılacağından tutun, halefini yetiştirmeye kadar her kararını son derece planlı kurguladı.

BARCELONA’dan ayrılmasında 2 ana faktör var. İlki geldiği görevin ağırlığından kaynaklanan yıpranma. Hem sorumlulukları, hem de asgari 18 saat çalışmanın zorluğu ile kendi limitlerini de daha once test etmediğinden sözleşmelerini hep 1 yıllık yaptı. Ardından da zihnen ve bedenen iflas noktasına gelme eşiğinde ayrılarak 1 yıllık yeniden şarj dönemine başladı.

Diğeri ise 2. yılın sonundan beri aklında olan kendisini başka bir ortamda da ispat etme düşüncesi. Bugüne kadar sadece bir takımı yönettiği için aslında kendisini tam olarak kanıtlamış değil.

4 yıl boyunca oynattığı futbol ve kazandığı başarılara bir yandan övgü gelirken, diğer yandan başarıyı MESSI-XAVI-INIESTA üçlüsü başta, elindeki kadro kalitesine ve içinden geldiği kulüp yapısına bağlayanlar da oldu.

Bu nedenle, yakaladığı başarının sadece özgün bir kulüp ortamına bağlı olmadığını göstermek ve kendi payını ispatlamak için başka bir kulübe gitmesi kaçınılmazdı.

Gideceği kulübün hedeflerine ulaşabileceği doğru bir yapıya sahip olması gerektiğini bildiğinden, bu tanıma uyan 2 kulüpten BAYERN ile anlaşması son derece doğru bir karar oldu.

BAYERN’in BARCELONA ile birçok ortak özelliği var. Benzer tarz futbol oynuyorlar. İyi çalışan bir altyapıya ve statlarında neredeyse 100% doluluk oranına sahipler.

Gerekli harcamaları yapmak için yeterli zenginliğe sahipler. Büyük taraftar kitlesi ve başarılar ile dolu geçmişleri sayesinde, BARCELONA ile birlikte 6 Dünya Kulübü arasında yer alıyorlar.

Her ikisi de altkimlik üzerinde duruyor. BARCELONA kendisini Katalan, BAYERN de Bavyeralı olarak görmekte.

Önünde duran en büyük problem, BAYERN yönetimi hariç, herkesin BARCELONA II’yi bekliyor olması. Oysa bu, hem imkansız hem de gereksiz. BAYERN takımları, BARCELONA’dan daha değişik bir oyun oynarken, altyapı eğitimleri BARCELONA kadar uzun olmadığından oyuncular ve stilleri esnekliğe müsait.

Başarısında büyük pay sahibi VILANOVA ve destek ekibi de yok. Alman futbolunun oyuncu yanında antrenör yetiştiren yapısı nedeniyle geçiş dönemi kısa ve az zahmetli olacaktır. Çalışma tarzı olarak ihtiyaç duyduğu iyi bir iki numarayı, Luis ENRIQUE misali dışarıdan mı bulacak, yoksa Mehmet SCHOLL şahsında içeriden mi devşirecek, henüz belli değil.

Ama kısaca, GUARDIOLA şimdilik sadece kendisini getiriyor.

Aradığı da aslında tam olarak bu. BARCELONA’daki metodolijisinin bir türevini sürdürmek yerine kendisini yeniden yaratırken özgün bir BAYERN tarzi yaratmanın yolunu bulmak.

Ne GUARDIOLA körükörüne BAYERN modeline adapte olacak, ne de BAYERN BARCELONA modelini kopyalayacaktır. Orta yerde ve bana gore her iki modelin en iyi yönlerinin birleştiği bir noktada buluşacaklar.

 

3 yıllık bir proje kontratı ile geldiği BAYERN’in son beş senede sadece 2 lig ve 1 kupa şampiyonluğu olduğu gibi son Avrupa başarısı da 11 yıl önceydi. Bu nedenle görev tanımı Bundesliga’yı tam anlamıyla domine etmeyi içermesine ragmen esas zorluk ve hedef BAYERN’i uluslararası arenada egemen kılmak.

Öncelikle, henüz yarım sezon olmasına rağmen, neredeyse zirveye çıkmış ama gene de son rötuşlara ihtiyaç duyan bir takımı, efsane haline gelen bir seleften devralıyor.

BAYERN geçen sezon elinden kaçırdığı Şampiyonlar Ligi’ni bu sene kazanarak sezonu 3 kupa ile tamamlarsa, görev tanımında değil performans kriterlerinde değişiklik olması muhtemel. Neticede 2014 Şampiyonlar Ligi birinci öncelik olacaktır.

Yabancı olduğu bir kültür ve dilde, aynı anda futbolcuları, Bavyera medyasını ve BAYERN hiyerarşisini idare ederken daimi başarının baskısını da üstlenmek zorunda.

İlk bakışta GUARDIOLA’nın MOURINHO tarzı, “başarı garanti” tercihi yaparak kolay yolu seçtiğini düşünenler olabilir. BAYERN'in yıldızlar topluluğu ile içteki başarıların garanti olduğu savını savunanların son 2.5 seneye bir bakmalarında fayda var.

Futbolda garanti hiçbir sonuç yoktur. GUARDIOLA’da dikensiz bir gül bahçesine değil tam aksine bir cadı kazanına giriyor.

 

BAYERN Cephesi

BAYERN mali ve idari açıdan örnek gösterilmekle beraber kurumsal yapısı nedeniyle her zaman kaotik bir kulüp görüntüsü vermiştir.

VAN GAAL’in kovulurken farkettiği gibi BAYERN Anayasası’nın birinci şartı “Kasap” HOENESS ile ters düşmemektir. Buna en az HOENESS kadar sözsahibi olan RUMMENIGGE ve SAMMER’I de eklersek antrenörler açısından bu kulüpte çalışmanın zorluk derecesini anlayabiliriz.

HOENESS & RUMMENIGGE ikilisi 5 yıl önce kulübün hedefini bir yandan hazır ve/veya potansiyel yıldız alımına devam ederken, diğer taraftan altyapıdan azami sayıda genç oyuncuyu A takıma kazandırmak olarak belirlediler.

Geçen sürede bu doğrultuda çalışırken, gelen ve giden oyuncular açısından, her büyük kulüpte olduğu gibi transfer hataları oldu. Ancak, kendilerini en çok etkileyen yanlışları antrenör seçimlerinden geldi.

Başlangıçta LÖW-BIERHOFF ikilisinin sırtına basan kapasitesiz KLINSMANN’ı getirmeleri, sonrasında HOENESS ve RUMMENIGGE ile uyumlu çalışma ihtimali olmayan VAN GAAL’i görevlendirmeleri, arada hedeflerinden büyük ölçüde sapmalarına yol açtı.

VAN GAAL kendisinden istenen prese dayalı hücum içeren BARCELONA/AJAX oyun stilini başlatıp oturtmasına rağmen kadro konusunda verdiği fevri kararlar ve yönetime karşı takındığı kibirli tutumu ile başladığı işin sonunu getiremedi. Yerine gelen HEYNCKES’in en büyük faydası ise mevcut stili biraz daha üst bir düzeye taşımak oldu.

Yumuşak tabiatlı NERLINGER’in yerine HOENESS’in tarzına son derece uygun SAMMER’in gelmesi ile yukarıda belirtilen hedefl bir proje haline geiirken, toptan değişim yapacak birisine değil, VAN GAAL ile başlayıp, HEYNCKESS ile sürdürülen gelişimi nihai noktaya taşıyabilecek bir antrenöre ihtiyaçları vardı.

TUCHELL, FINK, SLOMKA gibi Alman antrenörleri yeterli bulmadıkları için de CRUYFF mantığı ile güzel futbola öncelik veren KLOPP’a değil, Almanya’da hiç çalışmaması gibi hesap edilmiş bir riski olan VAN GAAL’in sonuç odaklı ekolünden GUARDIOLA’ya yöneldiler.

Görünürde  görev tanımına tam uymasına rağmen, BAYERN 3’lüsü ile çalışmak GUARDIOLA için son derece zor olacaktır. Tek avantajı, KLINSMANN ile süper bir yapılanma içine gireceklerini iddia ederek yaptığı 3 yıllık kontratın ilk yılda bozulması ve ikincisinde de başarısız olma ihtimalinin antrenör kovma konusunda doktora yapmış sabırsız HOENESS’in elini bir nebze bağlaması.

Bununla beraber BARCELONA’da antrenörün ötesinde bir rolü olan GUARDIOLA, BAYERN’de bu kadar geniş bir serbestiye sahip olamayacak. Özellikle transfer konularında.

VAN GAAL ile İngiliz “manager” modelinde sütten ağzı yanan HOENESS bu sefer yoğurdu üfleyerek yemek niyetinde. Zira, yetki verdikleri VAN GAAL’in, performanslarına bakmaksızın sevmediği futbolcuları sattırırken, tipinden hoşlanmadığı oyuncuların transferlerini engellemesi ve adam kayırması BAYERN’in hem kadro olarak zayıflamasına, hem de LUFTHANSA örneğindeki gibi çok yüksek sponsor gelirlerini kaybetmelerine sebep oldu.

Öte yandan, GUARDIOLA’nın da LAPORTA ve ROSELL’in transfer oldu bittileri karşısındaki dik duruşu da bilinen bir gerçek. Transfer sürecinin yönetiminin kulüp ve antrenör görüşmelerinde öncelikli konu olduğunu bildiğimiz için orta yolda anlaştıklarını bilmek için kahin olmaya gerek yok.

GUARDIOLA ihtiyacı olan oyuncu tarzını tespit ederek yönetime bildirecek, değerlendirmelerde fikri alınacak ancak gene son söz HOENESS-RUMMENIGGE iklisinde olacaktır. Bu arada, zor bir çalışma arkadaşı olan SAMMER, transfer piyasasına hakimiyeti ve Alman Altyapı Sistemi hakkındaki geniş bilgisi ile  kadro oluşumu ve transferlerde büyük bir avantaj olacaktır.

Kadro & Takım

GUARDIOLA’nın BAYERN’e oynatacağı veya oynatabileceği taktiği değerlendirebilmek için takım yapısına ve sahaiçi alternatiflere kısa da olsa bakmamız lazım.

Çok iyi bir ilk 11, ama sığ bir takıma sahip olduklarından eldeki kadro geçmişte bir türlü potansiyeline uygun daimi bir performans yakalayamadı.

GUARDIOLA takımı A’dan Z’ye değiştirmek yerine öncelikle elindeki malzemeye bakacaktır. Şu anda bakmakta olduğuna da emin olabilirsiniz.

 “Hücum kaleciden başlar” ilkesini dünyada en iyi uygulayan NEUER ve 3 iyi yedeği ile kaleci pozisyonunda sorun yok.

BARCELONA’nin oyununa hayran olanlar genelde XVI-INIESTA-MESSI üzerinde dururken, GUARDIOLA ve BIELSA’nın oynattığı topa sahip olan ve iyi kullanan oyun tarzı için stoperlere dikkat edilmez. BAYERN’in en rahat olduğu 2 bölgeden birisi defansının ortası.

Tartışmasız ilk 2 tercih, pozisyon alışı, yüksek tekniği ve hızına rağmen Avrupa’nın en fazla gözardı edilen stoperi BADSTUBER ile DANTE olur. Hızlı ve atletik ama konsantrasyon kopukluğu ve zayıf tekniği olan BOATENG, algısı yüksek ama yaşlı ve ağır V.BUYTEN ancak yedek olabilirken, sezon sonu gelecek olan KIRCHHOFF’un yanısıra stoper oynayabilen defansif ortasahalar ile bu mevkide yeteri kadar alternative var.

Defansın sağında LAHM ve solunda ALABA devam edecektir ancak ilk transferlerin bu iki pozisyonu yedeklemek için yapılacağını öngörüyorum. Zira, her iki mevkide de bu sezon alternatif olarak stoperleri oynattılar.

Defans önündeki savunma hattı için, BARCELONA’ya almak istediği MARTINEZ ve SCHWEINSTEIGER ilk olarak akla geien isimler. Alternatif olarak zaman zaman KROOS, kısıtlı da olsa GUSTAVO ve gelişimini sürdürebildiği taktirde süper yetenek Emre CAN.

3+1 hücum bölgesinin ortasahasında kadro derinliği neredeyse yok. KROOS pas dağıtımı ve alan kullanımında iyi, zeki ancak, yavaş, statik, adam geçemiyor ve sürpriz oyun özelliği yok. Baskı altında sakin ancak önemli maçlarda etkisi çok az. MÜLLER ise zeki, topsuz oyunda iyi ve pozisyon algılaması üst düzey. Pres kapasitesi, ileri çıkışları ve değişik pozisyon oynayabilmesi ile 2 yıl önce kendisini transfer etmek isteyen GUARDIOLA’in anahtar oyuncularından olacaktır.

Hücum bölgesindeki 2 açık oyuncunun durumları farklı. Rakip defans üzerinde MESSI’den sonra en büyük etkinliğe sahip olan ve son 2 sezondur taktik disiplin ve defansif anlayışını çok geliştiren RIBERY için problem gözükmüyor. Ancak, yetenekleri oranında umarsız ve takım oyunundan uzak olan ROBEN’in, oyun anlayışını değiştirmediği taktirde, ilk zayiat olacağını öngörebiliriz. Zaten yerini bir müddettir MÜLLER’e kaptırmış durumda.

Forvetlerden GOMEZ üretken ama tek yönlü ve son derece statik olduğundan forma şansı zayıf. Yerine oynayan MANDZUKIC ise güçlü, hareketli, çok yönlü, her 2 kanat ve forvette oynayabiliyor. Ayrıca, GUARDIOLA’nın aradığı 3. bölgede pres özelliği de var. Bununla birlikte motivasyon ihtiyacı yüksek ama GUARDIOLA açısından bir sorun olmaz. 

Bu bölümde üzerinde durmadığım TYMOSCHUK gibi kapıdan çıkmakta olan oyuncular, kısaca değindiğim Emre CAN, KIRCHHOFF, genç HOJBJERG, kiralık PETERSEN ve transferleri gerçekleştiği taktirde GORETZKA ve Levin ÖZTUNALI ile arzu ettikleri kadro derinliğine ulaşabilirler. Bencil oyun anlayışı ile SHAQIRI’ye ise hiç şans tanımıyorum.

Tüm bunların yanısıra, BAYERN yönetiminin amacı doğrultusunda, GUARDIOLA’nın altyapıdan getireceği gençleri de unutmamak gerekir.

Taktiksel Karşılaştırma

GUARDIOLA’nın oynatacağı taktiğin (oyun stili + diziliş) cevabını bulmak için ilk olarak Tiki-Taka’nın BARCELONA’ya özgü bir futbol sistemi olduğu yanılgısından kurtulmak gerekiyor.

Nihayetinde, İspanyolca ver-git anlamına gelen Tiki-Taka, 1974 Hollanda’sının oynadığı Total Football’un bir türevi. İkisinin de temelinde pas sonrası tüm takımın hareketlenmesi yatarken, BARCELONA’nın farkı herkesin her mevkide oynamasından ziyade mevkilerde uzman oyuncu kullanımı.

Buna ek olarak pas üçgenlerinin kendilerine has bir türünü uygularken, gol fırsatlarını, öngörülemeyecek paslaşmalar, araya ani koşular ve sürpriz faktörü ile yakalıyorlar. Oyun stilleri bilinmesine ragmen 20 yıldan sonra oyuncu DNA’sına karışan bu stilin çaresi kısıtlı.

BARCELONA ve BAYERN’in futbol stilleri birbirlerine benzemekle beraber ayrıldıkları birçok nokta bulunuyor.

BARCELONA üçgenler ile rakip yarıalana sabırla gelirken, BAYERN sahanın genişiliğini olabildiğince kullanan ama BARCELONA’nın aksine daha dikey ve hızlı oynayan bir tarza sahip. Altyapıdan itibaren bu stili uyguladıkları için GUARDIOLA’nın da buna uyması gerekecek.

Her iki takım da topa sahip olma ve isabetli kullanma üzerine odaklanan bir tarza sahip. BAYERN bu sezon Avrupa’da topa sahip olma ve isabetli pas oranında BARCELONA’nın ardından ikinci sırada iken, DORTMUND ile beraber en fazla kontratak golüne sahip takım olmaları birbirlerine tamamen zıt 2 ayrı stili birleştirebilmeleri sayesinde oldu.

Son birkaç sezondur BAYERN’in bariz problemi cezasahasına sızma etkilerinin olmayışı. BARCELONA’nın aksine takım olarak 3. bölgeye yerleşerek sürpriz koşu ile araya sızamadıkları için göze hoş gelen ama sonuçsuz bir ataklar silsilesi ortaya çıkıyor. Rakipler BAYERN forvetlerinin hareket alanlarını daraltmak için 2. bölgede baskı uygulamadıklarından yüksek topa sahip olma oranlarına ragmen rakip kalede çok az tehlike yaratabildiler.

SCHWEINSTEIGER ve KROOS’un çift pivot, MÜLLER’in de 10 numara oynadığı maçlarda MÜLLER sıkça 2. forvet olmak için rakip kaleye yaklaşıtığından, “2” ve “3-1” arasındaki mesafe neredeyse 50 metreye ulaşırken, RIBBERY ve ROBEN’in oluşturduğu genişlik nedeniyle geriden isabetli oyun kurucu pas yüzdeleri düştü.

KROOS’un 10 numara oynadığı zaman ise, kanatlarında kapatılması yüzünden “3-1” in tamamı statik hale gelirken 2. bölge tamamen rakiplerin kullanımına kaldı.

Bayern Ne Oynayacak?

İlgili herkesin ısrarla sorduğu bu soruya dışarıdan kesin bir yanıt vermek zor. Ancak ihtimaller üzerine fikir yürütebiliriz.

BARCELONA 4-3-3 dizilişinin altında tek pivota dayalı 4-1-2-3 ve bekler hücuma çıktığı zaman 3’lü defans ile oynuyor. BAYERN ise standart çift pivotlu ve neredeyse sabit forvetli 4-2-3-1 oynarken, beklerin çıkması durumunda pivotların birisini defansa çekerek 4’lü geri kurguyu bozmuyor.

GUARDIOLA, kısa ömürlü IBRA denemesi haricinde, BARCELONA’da ana taktiğini 4-3-3 ve 3-4-3 üzerine oturttu, zira LA MASIA 20 yıldır bunu öğretiyor.

BAYERN’de ise çoğunluk düşüncenin aksine, tek bir taktiğe bağlı kalmak yerinen, gene topa sahip olma ve iyi kullanma temelinin üzerinde, değişken taktiklerin üzerinde durmasına kesin gözüyle bakabiliriz. BAYERN kadrosu bu tarz değişiklikler için BARCELONA’nın aksine gerekli oyuncu çeşitliliğine sahip.

BARCELONA’da hiyerarşinin aksine kendisini kaptan yapan VAN GAAL’in BAYERN’de başlattığı, HEYNCKES’in de devam ettirdiği tam saha pres seviyesini düşürmeyecektir. Zira, BAYERN’in oyuncuları fiziki olarak iyi durumdalar, Bundesliga’da 5 haftalık bir ara var ve İspanya’ya kıyasla daha az sayıda maç oynanıyor.

Defansını 3’lü oynatmakta da bir problem olmayacaktır. BADSTUBER, BOATENG ve Emre CAN gibi  sağlam bek oynayabilen stoperlerin yanında, MARTINEZ, DANTE ve yine Emre CAN gibi hem pivot hem stopper oynayabilen çok yönlü oyuncuları var.

Topu ileriye isabetli aktarmada sadece, nasıl olup da BAYERN tarafından satıldığını halen anlayamadığım, HUMMELS’in gerisinde kalan BADSTUBER ve B.M’GLADBACH’ta, zaman zaman, bizim terminolojimizde yeri olmayan, deep-lying-playmaker olarak da oynayan DANTE ikilisi ile GUARDIOLA’nın defanstan öne doğru top kullanmada da bir problem gözükmüyor.

Defansın önünde çift yerine tek pivot kullanması da kesin gibi. Hem kendisinin hem de BAYERN büyüklerinin istediği hücum ağırlıklı oyun için bu ekstra oyuncuya ihtiyacı var. Burada ilk tercihi MARTINEZ olacaktır.

Özel olarak 10 numara kullanmayacağını düşündüğümden, MARTINEZ’in önündeki 2’li için sağda SCHWEINSTEIGER, solda KROOS ile joker MÜLLER var.

Diğer bir ihtimal MÜLLER’in sağ kanatta, MANDZUKIC’in forvet ortasında gezgin kullanılması olur. Bununla birlikte sağ kanada oyuncu alarak MÜLLER’i mobil olarak kullanması büyük olasılık. Sol tarafta ise daha once bahsettiğim üzere RIBERY açısından bir problem olmaz.

Bir süre geçmişteki IBRA denemesini MANDZUKIC veya GOMEZ ile tekrarlayarak hem taktiğinin doğruluğunu göstermek hem de hücum varyasyonuna çeşitlilik katmak isteyebilir. Ama sonunda BARCELONA’da yaptığı gibi “Sahte 9” uygulamasına, MÜLLER’I burada kullanarak, dönecektir.

SONUÇ

GUARDIOLA’nın BAYERN’de başarılı olması için gerekli şartlar kadar özellikle yöentim ve camia kaynaklı engeller de mevcut.

Hangi taktik veya taktikleri uygularsa uygulasın, mevcut ve gelmesi muhtemel oyuncular ile birlikte BAYERN’e değişken ve iyi bir futbol oynayacağını göreceğimize eminim.

Başarılarla dolu yeni bir döneme mi imza atacağını yoksa 2. KLINSMANN mı olacağını ise tarafların karşılıklı uyumu belirleyecek.

Bu arada, GUARDIOLA yaptığı BAYERN tercihi ve önerilen 5 yıl yerine imzaladığı 3 yıllık anlaşmanın süre ayarlaması ile, satır arasında 2017’deki takımını da açıkça belli etti.

Biraz iddialı olmasına karşın, şimdiden ARSENAL’de kendisine başarılar diliyorum.{jcomments on}

 

Bu İçerik  16703  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Pazartesi, 29 Mayıs 2017.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

29.05.2017 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

97.794

0,27

 bjk BJKAS

4,59

-0,43

 fb FENER

35,92

0,67

 gs GSRAY

29,24

3,32

 trabzon TSPOR

2,80

1,08

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 14132806

Spor Toto Süper Lig 2016-17 Puan Durumu

Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

BEŞİKTAŞ

32 21 8 3 65 30 35 71
2 BAŞAKŞEHİR 32 19 10 3 60 27 33 67
3 FENERBAHÇE

32

17 9 6 56 30 26 60
4

GALATASARAY

32
18
4
10
60

37

23
58
5 ANTALYASPOR
32
15
7
10
40
39
1

52 

6

TRABZONSPOR

32
14
8
10
37
31
6
50
7

AKHİSAR BLD.

32
13
6
13
41
39
2
45
8

KASIMPAŞA

32
12
7
13
46
46
0
43
9

KONYASPOR

32
11

10 

11
39
40
-1
43
10

GENÇLERBİRLİĞİ

32
10
10
12
30
33
-3
40
11

ALANYASPOR

32

12
4
16
52
61
-9
40
12

KARABÜKSPOR

32
11
6

15

33
44
-11
39
13

OSMANLISPOR

32
9
11
12
36
39
-3
38
14

KAYSERİSPOR

32
10
7

15 

45
55
-10
37
15

BURSASPOR

32
10
5
17
31
55
-24
35
16

Ç.RİZESPOR

32
8
6
18
41
52

-11

30
17

GAZİANTEPSPOR

32
7
5
20
29
57
-28
26
18

ADANASPOR

32
6
7
19
31
57
-26
25

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

hirvatistan-bayrak Hırvatistan

5 4 1 0 11 1 13 10
2 izlanda-bayrak İzlanda 5 3 1 1 8 6 10 2
3 ukrayna-bayrak Ukranya

5

2 2 1 7 4 8 3
4

turk-bayrak Türkiye

5 2 2 1
7

5

8 2
5 kosova-bayrak Kosova
5 0 1
4 2 14 1

1

6

finlandiya-bayrak Finlandiya

5 0 1 4
3

8

1 -5

Money Football League

    

Deloitte-Money-League-17

   

“Yirmincisi yayınlanan 2017 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 689 Milyon Euro’luk geliriyle tekrar zirvenin sahibi oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray da, 25. ve 26.sıradan tekrar Para Ligi’ne girdiler.”
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.