x
Futbolekonomi- 12 Temmuz 2018 Real Madrid'in Portekizli yıldızı Chiristiano Ronalda 99.2 Milyon Sterlin (yaklaşık 112 Milyon Euro) karşılığı İtalyan devi Juventus'a transfer oldu. Juventus'a imza atan Ronaldo 4 yıllık imza kar... 15 Haziran 2018-  FIFA 21.Dünya Kupası başladı. Bir ay sürecek turnuva Rusya’da 11 kentte ve 12 farklı statda oynanacak. FIFA 32 takıma 400 Milyon $ dağıtacak. Şampiyon takım 38 Mio $ kazanacak.  4 Haziran 2018- Aziz Yıldırım'ın 20 yıllık başkanlık dönemine son veren Ali Koç, Fenerbahçe'nin yeni başkanı oldu. Resmi sonuçlara göre geçerli oy sayısı 20 bin 736 olarak açıklanırken oyların 16 bin 92'sini Ali Koç, 4 bin 644'... 27 Mayıs 2018-Galatasaray Lisesi'nde gerçekleştirilen genel kurulda , 2525 oy alan Mustafa Cengiz yeniden Galatasaray'ın başkanı oldu.  27 Mayıs 2018- Real Madrid Kiev'de oynanan Şampiyonlar Ligi final maçında Liverpool'u 3-1 yenerek, üst üste üç kez Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. 20 Mayıs 2018 - Galatasaray Süper Lig'in 2017-18 sezonunu şampiyon olarak tamamlayıp 21.şampiyonluğuna ulaştı.  6 Mayıs 2018- Real Madrid ve Liverpool rakiplerini eleyerek, Şampiyonlar Ligi finaline yükseldiler. Şampiyonlar Ligi finali  26 Mayıs 2018 günü Kiev'de oynanacak. 19 Nisan 2018 Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan Türkiye Kupası Yarı Final rövanş karşılaşması, maçın ikinci yarısında çıkan olaylar nedeniyle tatil edildi. 13 Nisan 2018- Galatasaray'dan varlık satışına devam...Riva'dan sonra Florya'da satıldı. Bu satıştan Galatasaray'a gelecek tutar 237,8 Milyon TL. Riva ile birlikte Galatasaray'ın kasasına süreç içinde toplam 999,4 Milyon TL  gi... 29 Mart 2018- Yeni yasal düzenlemeyle oyuncularına ücret ödeyen kulüplerin, oyuncularından yaptıkları tevkifatlar, ilgili kulübün amatör branşlarında kullanılmak üzere, söz konusu kulüplere iade edilecektir.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Hukuk Murat Başaran MÜŞTEREK BAHİS ORGANİZASYONLARI VE VERGİLEME

MÜŞTEREK BAHİS ORGANİZASYONLARI VE VERGİLEME

alt

Murat Başaran- 7 Ekim 2010

 

 Son yıllarda gerek forma reklamları, gerekse stadyumlara alınan reklamlar ve sponsorluklar boyutuyla uluslar arası müşterek bahis şirketlerini ve bu şirketlere ait internet site uzantılarını sıklıkla görüyoruz.

 

                                                                                 

I- YÜRÜTÜLEN FAALİYET VE EKONOMİK BOYUTLARI:

 

Türkiye’de kamu otoritesinden lisans almış kurumlar dışında olmak üzere internet üzerinden yürütülen bahis ve şans oyunları faaliyetleri yasadışı kabul edilmeleri nedeniyle bu boyutu ile spor sahasına henüz inmemiş bulunmaktadırlar. İnternet üzerinden bu siteleri kullanarak yasadışı olarak müşterek bahis oynatanlar ile Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü veya Türkiye Jokey Kulübü tarafından ya da bu kurumdan alınan lisanslar ile diğer tüzel kişiler tarafından yasal olarak organize edilen bahis ve şans oyunları[1], sporun endüstriyel ilerleyişine(!) ve altyapısına(!) ivme kazandırmaktadır.

 

İngiltere’nin Liverpool kulübünde futbol oynayan Michael OWEN’ın kendi maçları da dahil olmak üzere internet üzerinde bahis oyunlarına 2.7 milyon pound yatırması ile popüler gündem malzemesi olan[2] “Sanal ortamda spor karşılaşmaları üzerine oynanan müşterek bahislere”, katılım, 2001 yılından itibaren ülkemizde de büyük bir artış göstermiştir.  Özellikle İngiltere ve bağlı toprakları, müşterek bahis şirketlerinin gözdesi durumundadır. Liverpool yakınlarındaki bir bölgede bu tip oyunlardan vergi alınmaması bu şirketlerin bir arada toplanmasına neden olmuştur.[3]

 

Ülkemize özgü ekonomik ve sosyal koşulların da etkisiyle popülaritesi ve kullanımı artan bu oyunlardan, yalnızca yasal zeminde faaliyet gösterenler tarafından Genel Bütçeye aktarılan Şans Oyunları Vergisi miktarında da ciddi artış görülmektedir. Bu çözülmeden şöyle bir tablo oluşturulabilir[4];

 

Genel Bütçe Vergi Gelirleri/Yıl

2007(Bin TL)

2009 (Bin TL)

Tüm Vergiler

187.768.858

224.481.776

Şans Oyunları Vergisi

326.734

600.627

 

Vergi tahakkuklarından, uygulanan oranlar dikkate alınmak suretiyle yıllık yasal bahis oyunları parasal büyüklüğü 2009 yılı için yaklaşık (600.627.000/0,07*100=) 8.580.400.000 TL olarak kestirilebilir.

 

 

 

Benzer hesaplamalara göre, 2008 yılında yalnızca (Milli Piyango ve yasal olmayan organizasyonlar hariç) İddaa, Spor-Toto ve TJK tarafından organize edilen bahis oyunlarından toplanılan hasılat 6.176.129.121 TL’dir. Türk Telekomünikasyon Kurumu tarafından internet kullanımı baz alınarak yapılan hesaplara göre ise yasadışı bahis oyunları parasal büyüklüğü 1 milyar Doların üzerindedir.[5]

 

Bu oyunlar ve etrafında el değiştiren para, her yıl birkaç defa düzenli olarak (medyada şike ve bahis operasyonu olarak yansıtıldığı biçimde) ekonomik boyutunun yanı sıra sportif yarışmaların, kendi mantığı, ruhu, iç dinamikleri ve masumiyetine dair tartışmaları da başka bir biçimde alevlendirmektedir.

“Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü verilerine göre, Spor Toto Teşkilatı'nın 2008'de elde ettiği 1 milyar 862 milyon 521 bin 539 liralık hasılattan vergiler yoluyla Hazine'ye 363 milyon 33 bin 859 lira aktarıldı. Futbol kulüplerine ise 127 milyon civarında para verildiği düşünülürse devlet için 'İddaa'nın büyük bir gelir kapısı olduğu daha net görülecektir.

İddaa'nın 2009 yılı sonu hasılatı 2 milyar 792 milyon 787 bin lira. Oynayan kişi sayısı ise 3,5 milyon.”[6]

 

“Oynatılmaya başlandığı 2004'ten, 2008 yılı sonuna kadar İddaa üzerinden yaratılan toplam hasılat vergi dahil yaklaşık 7,7 milyar TL'ye ulaşmış durumda. Türkiye çapında yaklaşık 60 bin kişiye geçim kaynağı sağlayan İddaa ile bu hâsılat üzerinden devlete KDV ve şans oyunları vergisi olarak 1,4 milyar TL, Türkiye liglerinde yer alan futbol kulüplerine isim hakkı bedeli olarak toplam 554 milyon TL, kamu kurum ve kuruşlarına[7] ise  224 milyon TL kaynak yaratıldı. İddaa, aynı zamanda bu oyunu oynayan iştirakçilere 3 milyar 700 milyon TL ikramiye dağıtırken; bayilere de 616 milyon TL komisyonu kazancı sağladı. İddaa işini Spor Toto Teşkilat Başkanlığı'ndan ihaleyle alan İnteltek firması ise geçen beş yıl içinde yaklaşık 1 milyar TL kurum geliri elde etti. İddaa'nın son beş yıl içinde yarattığı gelir ve bunun dağılımı aşağıdaki tablodan görülüyor.”[8]

Son 5 yıl İddaa cirosunun dağılımı        Milyon TL          Payı

Vergi                                                   1.400               0,18

Kulüplere                                                554               0,07

Sosyal yardım kuruluşları                           224               0,03

İştirakçilere                                           3.700               0,48

Kurum payı                                          1.008               0,13

TFF payı                                                 177               0,02

Bayi komisyonu                                       616               0,08

Toplam                                               7.679               1,00

            “Londra AIM borsasında hisseleri işlem gören İngiliz Sportingbet firmasının 2007 yıllık finansal raporunda, şirketin Türkiye ayağı olan Superbahis hakkında da bazı finansal bilgileri bulunmaktadır. 2007 Şubat ayında çıkan bahis yasası ile birlikte Türkiye’de bahis oynatanlara yönelik cezai işlem öngörülmekte, ancak oynayana karşı herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Rapor, Superbahis’in Türkiye’de faaliyet göstermediğini, oyuncuya da herhangi bir cezai işlem olmamasını gerekçe göstererek Türkiye’den kullanıcı kabul ettiklerini belirtmektedir. Finansal rapora göre Superbahis 2006′da £103 milyon olan Türkiye pazarındaki cirosunu, 2007 yılında £127,4 milyona çıkarmıştır. Böylece yasa dışı olan Superbahis’in cirosu, iddaa’nın yaklaşık $1,5 milyarlık cirosunun altıda birine tekabül etmektedir.

Sportingbet’in tüm ülkelerden elde ettiği ciro 2006 yılında £539 milyon iken bu rakam 2007′de £655,3 milyona ulaşmıştır. Şirketin operasyonel karını incelersek 2006′da elde edilen £35,4 milyonluk karın £17,3 milyonu Türkiye’den elde edilmiştir. 2007 yılında ise £63,4 milyonluk operasyonel kar içerisinde Türkiye’nin payı £19,5 milyondur.”[9]

            “Türkiye’de şans oyunları kamunun kontrolünde. Üç ana oyuncu olan Milli Piyango İdaresi, Türkiye Jokey Kulübü ve Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı sektörde regülasyon sağlıyor. Milli Piyango ve Spor Toto tamamen kamunun yönetiminde. TJK’nın ise farklı bir statüsü bulunuyor. Milli Piyango, Maliye Bakanlığı’na, Spor Toto da Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı’na bağlı. Jokey Kulübü’nün ise özel 115 üyesi var. Tarım bakanlığı ile anlaşmalı olan kurum, Türkiye’deki hem hipodrom hem haraların yönetim haklarını almış durumda. Kurumlar oynattıkları oyunları farkı yöntemlere farkı teknoloji sağlayıcılardan alıyor. TJK teknolojiyi ABD’li Scientific Games’den, Millli Piyango ABD’li GTech’ten, Spor Toto İdaresi ise Türk-Yunan ortak iştiraki olan Intel Tech’ten alıyor. Sektörde bu oyuncular halka klasik bayi teşkilatlarıyla ulaşıyorlar. Bayi teşkilatlarında kimisi müşterek çoğunun münferit bayii var. TJK’nın bine yakın, Spor Toto’nun ve Milli Piyango’nın ise 4 bin bayii bulunuyor.

 

2008 yılı hasılat rakamları:

İddaa: 2 milyar 300 bin TL

At yarışı: 2 milyar 100 bin TL

Milli Piyango: 1 milyar 800 bin TL

Bahis pazarının büyüklüğü 6.5 milyar TL’ye ulaştı

Sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunları pazarı 6.5 milyar TL’ye ulaştı.

Sanal bahis pazarının büyüklüğü ise şimdilik 500 milyon TL civarında.

nesine.com ile bilyoner.com’un toplam kullanıcı sayısı 1.5 milyon.

Şans oyunlarında hasılatın yüzde 13′e yakını elektronik ortamdan elde ediliyor.

Halkın yüzde 9′u şans oyunlarına ayda en az 150 TL yatırıyor.

İnternetten bahis oynayanların yaş ortalaması 18-35 arasında.

İllegal sanal bahis de büyümeyi sürdürüyor

 

Türkiye’de Spor Toto’ya başvuru ile açılabilen yasal bahis sitelerine karşın yurtdışı menşeili bahis siteleriyle mücadele de sürüyor. Yaklaşık iki yıl önce yapılan araştırmalarda Türkiye’de 400 bin kişinin yurtdışı merkezli sanal sitelerde illegal olarak bahis oynadığı ve 1 milyar dolarlık kayıtdışı bir pazarın varlığından söz ediliyordu. Yasadışı internet bahis sitelerinin Türkiye’de bayi ağı oluşturduğu biliniyor.

 

2007 yılında yaklaşık 40 bayi ve 250 alt bayi şekilde örgütlenen illegal bahis sitelerinin en büyük gelir kaynaklarından birini de yazıcılar yani bookie’ler oluştuyor. Bookie’ler, çevrelerinden topladığı parayı bahis sitelerinde komisyon karşılığı oynuyor. Yasadışı sanal bahis sitelerinin en aktif faaliyet gösterdiği bölge ise Güneydoğu Anadolu. Öyle ki Siirt, Mardin, Diyarbakır ve Gaziantep’in başı çektiği Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sadece bookie’lerin elinde ayda 50 milyon doların üzerinde nakit para dolaştığı tahmin ediliyor.”[10]

 

            At yarışları üzerinden oynanılan bahislerle ilgili olarak ise tablo şöyledir. “2009 yılında devlet bu alandan 2 milyar TL vergi geliri elde etmiştir. Ancak, yine bu alanda yasadışı yollardan, özellikle internet üzerinden birçok kumar çetesi türemiştir. Örneğin, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün tespit ettiği böyle bir bahis sitesinin günlük cirosunun 207 bin TL olduğu belirlenmiştir. Bu yalnızca bir şebekenin cirosudur. Bunu yıllık ve yüzlerce şebeke olarak düşündüğümüzde elde edilecek rakam korkunç boyuttadır. Ayrıca bu alanda yapılan danışıklı dövüş yarışlardan da bu çeteler önemli kazançlar elde etmektedir. Yani bu sektör tüm dünyada 150 milyar dolara yakın bir yasal büyüklük sağlıyorsa, yasadışı olarak bunu en az 3'le çarpın.”[11]

“Merrill Lynch tarafından yapılan araştırmaya göre online şans oyunları endüstrisi henüz daha emekleme aşamasında ve 2015 yılında bu pazardaki büyüme en üst seviyeye ulaşacak. 2015 yılında Merrill Lynch online şans oyunları piyasasının büyüklüğünün yıllık $528 milyar olacağını tahmin ediyor.

Bu öngörü eğer gerçekleşecek olursa 2015 yılına kadar online şans oyunları endüstrisinin değeri, 2006 yılındaki değeri olan yıllık $12 milyardan, $528 milyara yükselecek ve böylece online ticaretin en büyük pazarı haline gelecektir.

Bu çalışma sektörün 2001 yılından beri izlediği büyümeye göre yapıldı. 2010 yılına kadar beklenen kazanç 2005 yılında elde edilen kazancın iki katı olan $24 milyardır. 2008 yılındaki kazanç ise yaklaşık $21 milyar olarak tahmin edilmektedir.”[12]

İnternet üzerinde bu hizmeti sunan siteler, TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ tarafından düzenlenen at yarışları ile TÜRKİYE PROFESYONEL FUTBOL LİGLERİ müsabakaları da dahil, tüm dünyada gerçekleştirilen spor müsabakaları üzerine bahis oynatmaktadırlar. Bahisler, orjinal müşterek bahis siteleri üzerinden sitelerin kendi kuruluş dili (genellikle İngilizce) üzerinden oynanabildiği gibi, yurtdışında yerleşik kurumlarca oluşturulan altyapı kullanılarak, Türkiye’de ilgili makamlardan lisans ve izin almaksızın, Türkçe versiyonlu internet siteleri üzerinden de oynanabilmektedir. Türkçe versiyonlu bahis organizasyonlarının Türkiye’de herhangi bir vergi mükellefiyet kaydı da bulunmamakta ve bahis paraların toplanabilmesi ve kazanan şahıslara dağıtılabilmesi amacıyla Türkiye’deki bankalarda çeşitli kişiler adına hesaplar açılmaktadır.

 

 

 

İnternet üzerinde, spor müsabakaları üzerinden müşterek bahis oynatan sitelerin ve talih oyunu işletmeciliği faaliyetinin yoğunluğu dikkat çekicidir. Özellikle İngiltere kontrolündeki özerk statülü merkezler müşterek bahis şirketlerinin gözdesi durumundadır. Manş Denizinde ve Guernsey, Jersey ve Alderney adalarının bulunduğu (The Channel İsland) İngiliz Kanal Adaları adlı bölgede, bu tip oyunlardan vergi alınmamaktadır. (The Baliwicks of Jersey ve Guernsey olarak da adlandırılan bu bölgede yüzölçümü olarak en büyük ada GUERNSEY adasıdır. Başkenti St. Peter Port olan ada aynı zamanda (vergi cenneti olarak adlandırılan) kıyı bankacılığı hizmeti veren merkezlerden biridir. Kanal adaları topluluğu içerisinde yer alan ALDERNEY adasının başkenti St. Anne’s, yüzölçümü 7900 (yedibindoküzyüz) metrekare ve nüfusu 2002 yılı için tahminen, yaklaşık 2100 kişidir.) Bahisler Türkiye’de internet ve telefon yoluyla oynanabilmektedir.

 

            “İnternette bu alanda yayın yapan site sayısı hayli fazla. Bu siteler para yatırma ve para çekme konusunda müşterilerine kolaylık sağlayarak ve bahislerini yüksek tutarak birbirine üstünlük kurmaya çalışıyor. Türkiye’de kredi kartına sahiplik oranının yüksek olduğu düşünüldüğünde sanal bahse olan ilginin bir diğer nedeni daha ortaya çıkıyor. Ayrıca verdikleri yüksek bahis oranları da bu siteleri cazip hale getiriyor. Bu yüksek oranların, sanal bahis şirketlerini vergi vermemesinden kaynaklandığını söylemeye gerek yok. Türkiye’de sanal bahis oynatmak kanun dışı olduğu için bu siteler genellikle İngiltere, Kıbrıs ve Malta kaynaklı çalışıyorlar. Sanal bahis olayı rakamlarla incelendiğinde durum çok daha rahat gözlemlenebiliyor. Betsson, Bwin ve Betfair gibi bahis siteleri her gün on binlerce kullanıcı tarafından ziyaret ediliyorlar. Betfair web sitesi yöneticisi Mark Davies, üçüncü yılına giren web sitesine günde 75 bin bahisçinin geldiğini, yoğun saatlerde dakikada 12 bin bahis kabul ettiklerini belirtirken, bu rakamların geçen seneye göre 1 kat arttığını söylüyor. Yabancı bahis şirketleri Türkiye’deki potansiyeli fark ederek, sitelerine Türkçe dil seçeneğini ekliyor. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre 400 bin Türk sanal kumar oynuyor. Beteurope’un kayıtlı Türk üye sayısı 150 bin civarında. Online bahis sektörünün en önemli gelir kaynağını İngiliz bahisçiler oluşturuyor. Araştırmalara göre İngilizlerin %75’i sanal bahis şirketlerine para yatırıyor.”[13]

 

Yurt dışında, özellikle de İngiltere’de bürolar aracılığı ile Futbol, Kriket, Golf, Tenis, Motor Sporları, Snooker, Boks, At Yarışı ve Rugby (Birlik ve Lig) ve ABD’ye özgü spor dalları olan Profesyonel ve Kolej Amerikan Futbolu, Beyzbol, Basketbol ve Buz Hokeyi gibi her türlü spor karşılasması üzerine bahis oynanmaktadır. Bahis oynamak için sahip olunması gereken sahip olunması gereken asgari şey, kredi kartı ya da banka hesabıdır. Bu yollarla bahis şirketinin banka hesabına gönderilen paralar direkt sisteme girmekte ve bu para karşılığında istenilen türde bahisler oynanmaktadır. Yaptığımız araştırmada, internet üzerinden Türkçe ya da İngilizce olarak yukarıdaki biçimde müşterek bahis oyunları organizasyonu gerçekleştiren yüze yakın sitenin varlığı saptanmıştır.

 

www.gambling control.org uzantılı Alderney Kumar Kontrol Komisyonu (Alderney Gambling Control Commision) resmi internet sitesinden yapılmakta olan yayında, ALDERNEY adasının düzenli interaktif kumar/oyun/müşterek bahis endüstrisinin merkezi olduğu vurgulanmaktadır. Bu komisyon Alderney hükümeti adına kumar konusunda yasa çıkarabilmektedir.

 

www,alderney.gov.gg uzantılı Alderney Devletinin resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, ada özerk statüde olmakla birlikte İngiltere Kraliyetinin nüfusu altındadır ve İngiliz Commonwealt üyesidir. İngiliz Kanal Adaları,diğer Gibraltar, Isle of Man, Nevis ve Cayman gibi benzeri adalarda olduğu gibi Kraliçe II. Elizabeth’i temsilen bölge valileri (kraliyet özel konseyi) ile yerel seçimlerle işbaşına gelen hükümetler tarafından yönetilmektedirler. ALDERNEY adası diğer kanal adaları gibi, (ülkenin talebi üzerine hayati anayasal konular ile savunma ve dışişleri hariç olmak üzere) idari ve mali mevzuat ve yönetim yapısı itibariyle İngiltere (Birleşik Krallık) ve Avrupa Birliği’nin bir parçası olmayıp, yönetim ve denetimi altında da değildir. Bu özerk statüleri itibariyle İngiliz Kanal Adaları, dünyada kabul görmüş kıyı bankacılığı ve e-ticaret merkezlerindendir.

 

 

 

 

 

Bilindiği gibi vergi cennetleri olarak isimlendirilen veya kıyı bankacılığının gelişimine destek veren, “Uluslararası Kıyı Ötesi Mali Merkezler /International Off-shore Financial Center-IOFC” olarak adlandırılan ülkeler veya adacıklar, sahip oldukları çeşitli ticari ve vergisel avantajlarla önemli miktarlarda fonun kendilerinde toplanmasını sağlayabilmektedirler. Off-shore deyimi de, bu ülkelerin çoğunun İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı küçük ada devletleri olmalarından kaynaklanmaktadır.

 

            Bu bağlamda Türkçe yayın yapan bir kısım siteler, faaliyetlerini, Birleşik Krallık Bahis Düzenleme Kurulunun lisans ve iznine sahip bulunan yurtdışında yerleşik müşterek bahis şirketleri ile irtibatlandırmaktadırlar.

 

“Para transferleri için banka ve internet kullanılıyor. Kişiler veya şirketler adına açılmış hesaplara banka havalesi ya da EFT kabul ediliyor. Hesapların izlenmesini zorlaştırmak amacıyla hesap adları ve numaraları sıkça değiştirilerek üyelere e-mail yoluyla bilgi veriliyor. KKTC’de faaliyet gösteren şirketler, Türk bankalarının KKTC şubelerinde hesap açarak bu hesapları kullanıyor. Bazı bahis firmaları, yurtdışındaki yabancı bankalara ait hesapları da kullanıyor. En yaygın ödeme şekli ise kredi kartı. Kredi kartı hem tahsilat hem de ödeme kanalı olarak kullanılıyor. İnternet üzerinden ödeme kanallarında ise Neteller, Moneybookers, Click2Pay şirketler aracılık ediyor. Bu servis sağlayıcı kurumlarla hesap açmakla, bir tür online cüzdan sahibi olunuyor. Üye olabilmek için "üyelik formu" doldurulup, telefonla konfirmasyon gerekiyor. Açılan hesaba para aktarabilmek için kredi kartı ve anlaşmalı bankaya havale gibi yöntemler kullanılıyor. Paranın bahis sitesine aktarılabilmesi için bahis sitesinin para yatırma sayfası altında bulunan ilgili opsiyon seçiliyor. Kayıt esnasında verilen ID numarası ile güvenlik numarası girilerek aktarılacak tutar belirtiliyor ve tutar anında bahis sitesi hesabına geçiyor. Bahis sitelerine bu tür sistemler vasıtasıyla para transferi yapıldığında, oyuncunun internetten bahis oynadığının takip edilmesi mümkün değil.

 

Kerem Ertan'a göre yasadışı bahis şirketlerinin en büyük kozu vergi kaçırmak. Ertan, "İddaa olarak 14 kalem vergi ödüyoruz. Dolayısıyla bu maliyeti bahislere yansıtıyoruz. İllegal bahis siteleri ise kayıtdışı faaliyet gösterdiğinden zaman zaman daha yüksek getiri vaat ediyor" diyor. Bunun doğal sonucu olarak yarışseverlere yüzde 20-30 daha fazla ikramiye vermeyi teklif eden yasadışı bahis sitesi cazip hale geliyor.”[14] 

 

Müşterek bahis faaliyetinde bulunan internet sitelerinin içeriği incelendiğinde, bu faaliyetler özgü genel kural ve uyarıların bir kısmının şu şekilde olduğu görülmektedir.

 

  • -Kullanıcı adı ile hesap ve güvenlik detaylarının gizli tutulması bahis oynayanın sorumluluğundadır.
  • -Online yapılan bahislerde, doğru kullanıcı adı ve şifrenin kullanıldığı bahis yatırma işlemleri geçerli sayılır. Telefon ile yapılan bahislerde, doğru hesap numarası ve kullanıcı adının kullanıldığı bahis yatırma işlemleri geçerli sayılır.
  • -Bahis oynayan müşteriler için bahis vergisi ya da diğer herhangi bir vergi sözkonusu değildir. Ancak, müşteriler bu konuda yerel yasalarla bağlıdırlar.
  • -Yalnızca 18 yaşın üzerindeki müşterilerden bahis kabul eder. Bu kurallara uymayan ya da hatalı işlemlerin geçersiz sayılması hakkı mahfuzdur.
  • -Hesap açtırmadan ya da bahis oynamadan önce, durumlarının bahisle ilgili kendi yerel yasalarına uygunluklarını güvence altına almak müşterilerin sorumluluğundadır.
  • -(Bir kısım siteler için) Kurallar, İngiltere ve Galler Hukukuna göre yönetilir ve müşteriler kurallardan doğan ihtilaf ve problemlerini İngiliz Mahkemelerinde çözebilirler.
  • -Telefonla ararken doğru kullanıcı adı ve güvenlik şifresini kullanmak müşterinin sorumluluğundadır.

 

Müşterek bahis oyunu için para yatırma ve (ikramiye kazanma dolayısıyla) çekme işlemlerinin aşağıdaki yöntemler ile gerçekleştirilmektedir.


i-Para Yatırma Yöntemleri:
-Banka Havalesi Yapmak Suretiyle

-Western Union ::Bu yöntemde, Western Union ofisi kullanılmak ve QUICK PAY ile ödeme talimatı (ve bu talimat üzerine Western Union 10 rakamlı Para Transferi Kontrol Numarası )verilmektedir.

-Çek ile Ödeme:

-Kredi  Kartı İle Ödeme:VİSA, Master Card, Delta ,Switch ve Solo Kredi ve Debit kartları aracılığı ile para yatırılabilmektedir.

-NETeller : Kullanıcısı olabilmek için ise, ABD'de ikamet ediyor olmak gereken bu yöntemde, hesabı açmakla, bir tür online cüzdan sahibi olunmakta ve bu yolla NETeller online ödemelerini kabul eden tüm firmalarla para yatırma, para çekme, para aktarma işlemleri gerçekleştirilmektedir.

-PayBox : Debit kartı gibi çalışan bu sistemde para yatırabilmek için, kayıtlı Paybox kullanıcısı olunmalıdır. Ödenecek miktar, ancak cep telefonundan paybox PIN numarası girerek onay verildikten sonra banka hesabından alınır. Paybox tüm banka hesaplarıyla, tüm cep telefonlarıyla ve tüm cep telefonu şebekeleriyle kullanılabilmektedir.

-FirePay  Debit kartı gibi çalışan Internet tabanlı bir hesap olan FirePay. Hesabına elektronik çek kullanılması da dahil olmak üzere para yatırılmakta ve daha sonra bu para Internet üzerinde harcanmaktadır.

           

Para ÇekmeYöntemleri:

-Banka Havalesi :

-Çek Düzenlenmek Suretiyle: Müşteriler adına düzenlenen çekler, talimat üzerine adreslere gönderilmektedir.

           

            II- MÜŞTEREK BAHİS OYUNLARINA DAİR ULUSAL DÜZENLEMELER

            A-SPOR MÜSABAKALARINDA MÜŞTEREK BAHİS DÜZENLENMESİ

 

            Spor müsabakalarında müşterek bahis tertiplenmesine dair düzenlemeler şunlardır:

  • 09.05.1959 Tarih Ve 10201 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan 7258 Sayılı Futbol Ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis Ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun
  • 27.02.2008 Tarih Ve 26800 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan 5738 Sayılı Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli Ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanun
  • 14.03.2007 Tarih Ve 26469 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan 5602 Sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon Ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun
  • 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun
  • 21.12.2008 Tarih Ve 27087 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Spor-Toto Teşkilat Başkanlığı Görev, Yetki Ve Sorumluluk Yönetmeliği
  • 13.12.2007 Tarih Ve 26729 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Spor-Toto Teşkilat Başkanlığı Hasılat Dağıtım Yönetmeliği
  • 28.05.2004 Tarih Ve 25475 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Spor-Toto Teşkilat Başkanlığı Reklam Yönetmeliği
  • 14.03.2009  Tarih Ve 27169 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Spor Toto Teşkilat Başkanlığı İsim Hakları Yönetmeliği
  • 26.02.1965 Tarih Ve 11939 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan 15.02.1965 Tarih Ve 6/4372  Sayılı Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahis Tüzüğü,
  • 14.08.2002 Tarih Ve 24846 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Futbolda Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği,

 

            29/4/1959 tarih ve 7258 sayılı FUTBOL VE DİĞER SPOR MÜSABAKALARINDA BAHİS VE ŞANS OYUNLARI TERTİBİ HAKKINDA KANUN’un 1’inci maddesi uyarınca futbol ve diğer spor müsabakaları üzerine müşterek bahisler ile şans oyunları tertibi ve yürütülmesi hak ve yetkisi Genel Müdürlüğe aittir. Kanunun 2’nci maddesi ile G.S.G.M’ye,. müşterek bahisler tertibi ve yürütülmesi işini, kendisine bağlı Spor Toto Teşkilat Başkanlığı eliyle kullanmaktadır.

 

Mevzuat düzenlemeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Türkiye’de, spor müsabakaları üzerine tertip edilecek müşterek bahis oyunlarının düzenlenmesi hak ve yetkisi, On-line Sistem Üzerinden Terminaller Aracılığı ile Oynatılması  ve Sanal Ortam Alt Yapısı ile Oynatılmasını da kapsayacak biçimde  (Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü) Spor-Toto Teşkilat Müdürlüğü’ndedir.

 

Spor-Toto Teşkilat Başkanlığı Görev, Yetki ve Sorumluluk Yönetmeliği’nin 6’ncı ve adı geçen Kanun’un 2’nci maddeleri uyarınca Spor –Toto Teşkilat Başkanlığı’nın;

 

a) Yurt içinde ve yurt dışında yapılan her türlü spor müsabakası üzerine yurt içinde ve yurt

dışında spora dayalı bahis ve şans oyunları düzenlemek, denetim ve gözetimi altında düzenletmek, bunlara ilişkin her türlü izni vermek ve sözleşmeyi yapmak.

     b) Spora dayalı bahis ve şans oyunlarına yönelik mevzuata aykırı iş ve eylemlerin önlenmesi için gerekli denetimleri yapmak, faaliyetlerde bulunmak ve tedbirleri almak.

     c) Fikrî ve sınaî mülkiyet konusu her türlü eser ve hakkı edinmek, satın almak, satmak, kiraya vermek, kiralamak, kullanmak, paylaşmak ve bunlara ilişkin her türlü sözleşmeyi yapmak.

     ç) Spora dayalı bahis ve şans oyunlarının kamu yararına ve sosyal amaçlara uygun olarak düzenlenmesi ve gelişmesini sağlayacak politikalar belirlemek ve uygulamak.

d) Spora dayalı bahis ve şans oyunları düzenlenmesine ilişkin uluslararası gelişmeleri takip etmek, ilgili kuruluşlara üye olmak, katkı ve katılım payları ödemek ve bu kuruluşlarla işbirliği yapmak.

      e) İzinsiz olarak spora dayalı bahis ve şans oyunları düzenleyen, başbayilik veya bayilik faaliyetinde bulunan veya kurallara aykırı hareket eden gerçek ve tüzel kişilere uygulanacak yaptırımlara ilişkin esasları belirlemek ve bunlar hakkında gerekli yasal işlemleri yapmak.

      g) Spora dayalı bahis ve şans oyunları düzenleme faaliyetinin gelişmesini sağlayacak tedbirleri almak ve bu konuda yapılması gerekli düzenlemeleri Genel Müdürlüğe önermek.

 

           Teşkilat Başkanlığı spora dayalı bahis ve şans oyunlarının düzenlenmesi ve düzenletilmesinde tek yetkilidir. Genel Müdürlüğün izin veya onayıyla spora dayalı bahis ve şans oyunlarının düzenlenmesi, denetim ve gözetimi altında düzenletilmesi, oynatılması, gerekli altyapı ve organizasyonun sağlanması ve yürütülmesi için gerçek ve tüzel kişilerle sözleşme yapabilir.       

 

            B-AT YARIŞLARINDA MÜŞTEREK BAHİS DÜZENLENMESİ

 

At Yarışlarında müşterek bahis tertiplenmesine dair düzenlemeler şunlardır:

  •  15.07.1953 tarih ve 8458 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6132 sayılı At Yarışları Hakkındaki Kanun,
  • 23.8.1955 tarih ve 9085 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19.7.1955 tarih ve 4/5592 sayılı At Yarışları Tüzüğü,
  • 23.8.1955 tarih ve 9085 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19.7.1955 tarih ve 4/5592 sayılı At Yarışları Müşterek Bahisler Tüzüğü,
  • 14/2/1973  tarih ve  7/5845 sayılı At Yarışları Müşterek Bahisler Tüzüğü’nde Değişiklik Yapılması Hakkında Tüzük,
  •  TJK Yönetim Kurulunun 19.12.2000 tarih 24/19 sayılı toplantısında alınan kararla kabul edilen  ve 01.01.2001 tarihinden yürürlüğe giren Ganyan Bayiliği Yönetmeliği.

 

            Bütün at yarışlarının tertip, tanzim ve idaresi, At Yarışları Hakkındaki 6132 sayılı Kanun ve bu kanuna göre  23.8.1955 tarih ve 9085 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19.7.1955 tarih ve 4/5592 sayılı At Yarışları Tüzüğü düzenlemeleri uyarınca gerçekleştirilmektedir. 6132 sayılı At Yarışları Hakkındaki Kanun hükümlerine göre yapılacak at yarışlarında tertip edilecek müşterek bahis düzenlemelerine ise, 23.8.1955 tarih ve 9085 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ( ve bir kısım maddeleri 19.7.1955 tarih ve 4/5592 sayılı Tüzükle değişik) 19.7.1955 tarih ve 4/5592 sayılı At Yarışları Müşterek Bahisler Tüzüğünde yer verilmiştir. 

 

            6132 sayılı Kanun’a göre, Ankara, İstanbul, İzmir'de ve Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı'nın belirteceği diğer yerlerde at yarışları yapmak ve bu yarışlar üzerinde memleketin neresinde olursa olsun müşterek bahisler tertip etmek hak ve selahiyeti Tarım Bakanlığı’na aittir. Bakanlık, Kanunun 5’inci maddesi uyarınca, hak ve selahiyetleri at yetiştirme ve ıslahını teşvik gayesi ile kurulmuş ve amme menfaatine çalıştığı usulen onanmış derneklerden uygun görülecek bir veya bir kaçına muayyen şartlarla ve 30 seneyi geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararı ile devredilebilir. Yarışların organizasyonu yetkisi, Tarım Bakanlığı'nın mürakebesi altında, 20 yıl için 10 Şubat 1953 tarih ve 8334 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 19 numaralı kararıyla Bakanlar Kurulu'nun kamu yararına hizmet veren bir dernek kabul edilen "Türkiye Jokey Kulübü"’ne verilmiştir. Benzer biçimde yetki 21.11.1993 tarihinde de kullanılmış ve 20 yıl süre ile (21.11.2013 tarihine dek) Türkiye Jokey Kulübü yetkilendirilmiştir.

 

            Müşterek bahis biletleri ancak yarış müessesesinin açtığı gişelerde veya tayin ettiği yerlerde; yetkili kıldığı kimseler tarafından satılır. Bu biletlerin satışında çek kabul edilmez.                                              Hiç bir kimse hiç bir yerde gişeler açmak veya sipariş kabul etmek suretiyle yahut herhangi diğer bir şekil ve nam altında müşterek bahis oynatamaz (Madde 19). Türkiye’de müşterek bahisleri tertip ve organize etme hak ve yetkisine sahip olan ve Müşterek Bahis organizasyonunun temelini teşkil eden bayiliklerin Türkiye sathında verilmesinde, idaresinde ve geri alınmasında tek yetkili kurum olan TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ’dür.

                                                       

            III-ELEKTRONİK TİCARET VE MÜŞTEREK BAHİS:

 

            Vergileme potansiyeli ve Türk Vergi Mevzuatındaki yeri ve güncel uygulama nedeniyle elektronik ticaret ile ilgili kapsamlı çalışmalar yapılmış bulunduğundan, bu başlık altında yalnızca kısa bir anımsatma yapmak yeterli olacaktır. Ticaret; mal ve hizmetlerin kar amaçlı üretim, dağıtım, satış ve teslimini kapsayan bir organizasyondur. Son yıllarda bilişim teknolojisinde meydana gelen hızlı gelişmeler, klasik iş ve ticaret kalıplarını değiştirmiş, elektronik ticaret yoluyla yapılan ticaretin giderek yaygınlaşmasına yol açmıştır. Elektronik ticaret, piyasadaki mal ve hizmetlerin teslimi, satışı, dağıtımı ve üretimini kapsayan işlemleri kolaylaştırmak için bilgisayar ağlarının kullanılmasıdır. Başka bir ifadeyle, elektronik ticaret, tarafların direkt teması olmaksızın elektronik ortamda bir araya gelmek suretiyle gerçekleştirdikleri bir ticaret şeklidir.[15] Yazımızın konusu içerisinde yer alan internet üzerinden müşterek bahis oynatılması işlemlerinin de elektronik ticaret içerisinde yer aldığı açıktır. Çünkü kar amaçlı yapılan bu eylem bilgisayar teknolojisi içerisinde gerçekleştirilmekte; bu eylem ile elektronik bir ortamda herhangi bir fiziksel mekana ve coğrafi sınırlara bağlı kalınmaksızın istenilen tüketiciye ulaşılabilinmektedir.

 

            Çağdaş dünyanın en önemli özelliklerinden biri; ülkeler arasındaki mal, hizmet, sermaye, teknoloji ve insan akışının giderek yoğunlaşması nedeniyle ortaya çıkan ekonomiler arası etkileşimdir. Bu etkileşim elektronik ticarette de kendini göstermiştir. Bunun doğal bir sonucu da, kişi ve kuruluşların birden fazla devlette gelir elde etmeleridir. Gelirin doğal sonucu  ise “vergi”dir. Söz konusu ekonomik ilişkilerden kaynaklanan gelirin hangi devlette vergileneceği çifte vergilendirme anlaşmaları ile çözümlenmeye çalışılmış, ancak elektronik ticaret; belirli bir fiziksel mekana ve coğrafi sınırlara bağlı kalınmaması nedeniyle devletlerin vergileme rejimleri açısından henüz tam olarak çözümlenemeyen sıkıntılı bir alan yaratmıştır.

 

Sanal ortamda spor karşılaşmaları üzerine oynanan müşterek bahisler, bir hizmet üretimi, hizmet ifasıdır. Bu neviden ifa edilen hizmet, içerisinde birden fazla değişken barındırması nedeniyle, mükellefiyetlerin saptanması ve vergileme sürecinde sorunlu bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. İnternetin, devletlerin fiziksel egemenlik alanlarını tartışılır hale getirip, vatandaşla devlet arasındaki hukuksal bağı zayıflatması, hızla, vergileme sisteminin de gözden geçirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu çözümlemede vergileme ile ilgili sorunlar/sorular birden fazladır. Bunlar, gelir, harcama ve intikal üzerinden alınan vergilerin tümünü kapsayacak biçimde ve başlıklar halinde;

-Hizmetin niteliği,

-Hizmetin  verildiği yer,

-Hizmeti verenin vergi mükellefiyeti, iş merkezi ve işyeri,

-Hizmetin konusu olan spor müsabakalarının yeri ve niteliği,

-Müşterek bahis oynayan kişinin vatandaşlık ilişkileri ve vergi mükellefiyetleri olarak belirlenebilir.

 

            IV- BAHİS OYUNU OYNATANLARCA ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİSEL NİTELİĞİ: 

            A-GELİR/KAZANÇ ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER AÇISINDAN:

 

            Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır. Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 2’inci maddesinde gelire giren kazanç ve iratlar sayılmış, ticari kazanç da bu unsurların içerisinde yer almıştır. İnternet üzerinden müşterek bahis oynatılması faaliyetinin, gerçek kişiler açısından ticari kazanç, tüzel kişiler açısından kurum kazancı kapsamında olduğu tartışmasızdır. Kazancın oluşmasına dayanak iktisadi faaliyetlerin icra edildiği yer olan iktisadi işletmenin tanımı, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) ve GVK’da, yapılmamıştır. KVK’nın  2. ve 3’üncü maddeleri hükümleri de dikkate alındığında, iktisadi işletmenin Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) belirtilen "ticari işletme"den farklı ve ticari işletmeyi de içine alan bir organizasyon olduğu anlaşılmaktadır.

 

TTK’nın 11’inci ve müteakip maddelerinde tanımlı ve vurgulu, ticarethane, ticari işletme ve ticari faaliyetler birlikte değerlendirildiğinde, imalat dışındaki faaliyetlerde, mal veya hizmet satışı aranmakta iken, imalat faaliyetinde, yeni bir madde yaratılması veya bir maddeye, satışa bağlı olmaksızın değer katılması yeterli bulunmaktadır. Başka bir anlatımla içinde her ne şekilde olursa olsun bir Katma Değerin gerçekleştirildiği işletme, ilke olarak, ticari işletme sayılacaktır.

 

TTK’da ticari işletmeler tarafından yürütülen ticari faaliyetler için ticari iş tanımlaması yapılmıştır. Nitekim, TTK’nın 62’nci maddesinde "Bu Kanun’dan gayri olan ticari hükümlerde geçen ticari muamele, mevaddı ticariye, ticari mukavele sözleri bu Kanun’un 3’üncü maddesindeki ticari işleri anlatır" denilmektedir. Ticari işin tanımı, TTK’nın 3’üncü maddesinde yapılmıştır. "Bu Kanun’da tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir. TTK’nın Gerekçesi incelendiğinde, ticari işten ne anlaşılması gerektiği hususunda aşağıdaki metin ipuçları vermektedir.

 

“Yürürlükte olan kanun bu hususta açık bir hükmü ihtiva etmediğinden tasarının 3’üncü maddesinde (ticari işler) terimi tarif edilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 449’uncu maddesinde kullanılan ifade tarzına uyularak, Ticaret Kanun’unda düzenlenen hususlarla "bir ticaret evi veya fabrika, yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müessese ile ilgili olan bütün muamele fiil ve işler" (ticari işler) olarak vasıflandırılmıştır. Bu suretle tam bir açıklık ve tatbik kolaylığı elde edilmektedir.

 

............................  Şu halde daima iki meseleyi birbirinden ayırt etmek lazımdır. Bir taraftan muayyen bir işin ticari olup olmadığı hususu diğer taraftan Ticaret Kanunu'ndan başka bir Kanun’da yer alan bir hükmün ticari olup olmadığı keyfiyeti.”

 

Böylece, Kanun koyucunun yapmış olduğu bu tanımdan, bir işin ticari olup olmadığını belirtmek için elimizde iki çeşit ölçü çıkarılmaktadır:

 

-İşin TTK’da Düzenlenmiş Olduğu Ölçütü: İş, TTK’da düzenlenmiş ise, ona ticari iş niteliğini tanımak gerekir.

-İşin Ticari İşletme İle İlgili Olma Ölçütü.: İş, TTK’da düzenlenmemiş olsa dahi, ticari işletmeyle ilgili bulunduğu takdirde, o işe ticari iş niteliğini tanıyabiliriz.

 

Bu  boyutuyla konu daha da ayrıntılı olarak tartışma kapsamına alınmamıştır. GVK’nın 2’nci maddesinde sayılan kazanç ve iratlar, KVK’nın1. maddesinde sayılan kurumlar tarafından elde edildiğinde, ticari kazanç olarak Kurumlar Vergisine; GVK’nın 37’nci maddesine göre, gerçek kişiler tarafından elde edilen her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar yine ticari kazanç olarak Gelir Vergisine tabidir. Bu bağlamda önem arz eden ilk husus, mükellefiyet kavramının irdelenmesinde ortaya çıkmaktadır.  

 

1-Mükellefiyet ve Bağlı Vergileme:

            i- Ticari Kazancın Tam Mükellefler Açısından Vergilendirilmesi:

 

            GVK’nın 3’üncü maddesine göre, Türkiye’de yerleşmiş olanlar ile resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları tam mükellefiyet esasına göre, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilmektedirler.

 

            Kanunu’nun 4’üncü maddesinde; (5’inci maddesinde de yerleşme sayılmayan haller dikkate alınmak kaydıyla) İkametgahı Türkiye'de bulunanlar  ile bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye'de yerleşmiş sayılacakları hüküm altına alınmıştır.

 

            Kurumlar Vergisi açısından tam mükellefiyet, 5520 sayılı KVK’nın 3’üncü maddesinde hüküm altına alınmıştır. Madde düzenlemesine göre, birinci maddede yazılı tüzel kişilerden, kanuni veya iş merkezleri Türkiye'de bulunanlar, gerek Türkiye'de, gerekse yabancı memleketlerde elde ettikleri kurum kazançları üzerinden tam mükellefiyet esasına göre vergilendirilirler. Maddeye göre kanuni merkezden maksat, vergiye tabi kurumların ana sözleşmelerinde veya teşkilat kanunlarında göstermiş bulundukları merkezleridir. K.V.K. açısından iş merkezi ise, iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir.

 

            Tam mükellefiyete tabi kişi ve kurumların, internet üzerinden müşterek bahis oynatarak kazanç elde etmeleri, vergilendirme açısından sorun olmayacaktır. Hatta yapılan bu işlemlerin ilgili makamlardan faaliyet izni almaksızın yapılması da vergilendirmeyi etkilemeyecektir. Çünkü 213 sayılı Vergi Usulu Kanunu’nun (VUK) 9’uncu maddesinde; vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunmasının mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak yapılan bu kanunsuz eylemlerin, ilgili kurum ve kuruluş mevzuat hükümleri gereğince cezalandırılacağı tabidir.

 

            Tam mükellefiyete tabi kişi ve kurumlar, gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilirler. Bu kazançların vergi kanunlarımızda yazılı gelir unsurlarına girmesi tek yeter şarttır. İnternet üzerinden müşterek bahis oynatarak kazanç elde eden bu kişilerin, yazımızın daha sonraki bölümlerinde ele alınacağı üzere; bir işyeri vasıtasıyla kazanç elde etmeleri bir şart olmadığından, ilgili sitenin bir işyeri olup olmadığı tartışması da söz konusu olmayacak ve vergilendirmeyi etkilemeyecektir. 

 

ii- Ticari Kazancın Dar Mükellefler Açısından Vergilendirilmesi :

 

            GVK’nun 6’ıncı maddesinde, Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişilerin, dar mükellef olarak, sadece Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilecekleri hüküm altına alınmıştır. Kazanç ve iradın Türkiye’de elde edilme şartları da Kanunun 7’inci maddesinde sayılmıştır.

 

            Kurumlar Vergisi açısından dar mükellefiyet, KVK’nın 3’üncü maddesinde hüküm altına alınmıştır. Madde gereği, 1. maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayanlar, dar mükellef olarak, yalnız Türkiye'de elde ettikleri kurum kazançları üzerinden vergilendirilirler. Kurumlar açısından dar mükellefiyette mevzu, kanunun 12’inci maddesinde sayılmıştır.

 

            Dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından Türkiye’de ticari kazanç elde edilmesi, kazanç sahibinin; (a) Türkiye'de iş yerinin olması veya daimi temsilci bulundurması (b) kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyle sağlanması koşuluna bağlıdır.

 

            Dar mükellef kurumlar açısından; kurumların Türkiye'de elde ettiği kurum kazancının hangi gelir unsurlarından oluştuğu KVK’nın 12’nci maddesinde belirtilmiştir. Maddenin 1’inci bendinde; Türkiye’de VUK hükümlerine uygun işyeri olan veya temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerde elde edilen ticari kazançlar, dar mükellefiyet mevzuna giren kurum kazancı olarak belirtilmiştir. Hal böyle olsa da, dar mükellef kurumların elde ettiği kurum kazancı, tam mükellef kurumların elde ettiği kurum kazancından farklı değildir. Her iki mükellefiyet biçiminde de kurum kazancı, esas itibariyle Gelir Vergisi konusuna giren kazanç ve iratlardan oluşmaktadır. Dar mükellefiyette elde edilen kurum kazancı ile ilgili en önemli sınırlama "kazanç ya da iradın Türkiye'de elde edilmesi" olgusudur.

           

Benzer belirleme dar mükellef gerçek kişiler açısından GVK’nın 7/1’inci maddesinde yer almıştır. Dar mükellefiyet mevzuuna giren kazancın Türkiye’de vergilendirilmesinde iki ölçüt, (i) Türkiye'de VUK hükümlerine uygun iş yeri olan veya daimi temsilci bulundurulması (ii) kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilmesidir.

            iia-İş yeri:

 

            İş yeri, GVK’nın 7’nci maddenin 1 numaralı bendinde vurgulanmış olmakla birlikte, VUK hükümlerine göre tayin olunmuştur. Bu yer, VUK’un 156’ncı maddesinde aşağıdaki gibi tanımlanmıştır: “Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette işyeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zırai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.” 

           

Dar mükellefiyette internet yoluyla yapılan ticarette sabit bir iş yerinin olup olmadığı, bu iş yerinin hangi ülkede olduğu sorularının cevaplandırılmasının vergisel sonuçları gerçekten önemlidir.[16] OECD Model Anlaşmasının 5. maddesinin iş yerini genel olarak tanımlayan 1. fıkrasına göre bu terim, bir teşebbüsün işinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe ilişkin sabit bir yer anlamına gelmektedir.

 

            İş yeri ve sabit yer kriterlerinin özel­liği coğrafi bir yere bağımlılıktır. Bu özellik ise, elektronik ticaretin yapıldığı ortam ile uyumlu değil­dir.  Elektronik ticarette İş yeri ko­nusunda iki yaklaşım söz konusu­dur. Bunlar; iş yeri kavramının elektronik ortama uygulanması ye­rine sanal ortamda ticari ve mesle­ki faaliyetlerin vergilendirilmesi için başka ölçütler geliştirilmesi veya sorunun uygulanan mevcut vergileme ilke ve kurallar çerçeve­sinde çözüme kavuşturulmasıdır. [17]

 

            Elektronik ortamda iş yerinin nasıl belirleneceği sorunu ikinci yaklaşım çerçevesinde ele alındı­ğında ise, internet ortamında su­nucu (server) üzerindeki Web say­fasının iş yeri olup olamayacağı önemli bir sorun olarak ortaya çı­kacaktır. Mevcut hukuki düzenle­melere bakıldığında, Web sayfala­rını fiziki ve coğrafi anlamda bir iş yeri saymak mümkün değildir. Çünkü, server istenilen ülkeye ko­nabilir veya taşınabilir, bilgisayar­lara yerleştirilebilinir ve belirli aralıklarla yer değiştirilebilinir. Yine, çeşitli ülkelerde bulunan server'lar linklerin Web sitelerine yerleştirilmeleri suretiyle, yapılan İşlemin istenilen adrese (siteye) yönlendirilmesi her zaman müm­kündür. Ayrıca, Web sayfaları be­lirli aralıklarla ve otomatik olarak başka ülkelerdeki Web sayfalarına transfer olacak şekilde düzenlene­bilmektedir.[18]

 

Bir web sitesini olusturan veri kaynaklarını ve yazılımları içeren sunucular, internet’e bağlı sistemlerdir. Bu bilgisayarlar web sitelerinin işleyişini ve etkinliğini zarar vermeksizin herhangi bir yer, şehir veya ülkede  bulunabilir, konuşlandırılabilir ve  taşınabilir.

 

            Konumuzla doğrudan ilgisi bulunması nedeniyle, uluslar arası düzenlemelerde iş yeri kavramının tanımlanış biçimi önem arz etmektedir. Bugün yürürlükte bulunan çok sayıda anlaşmaya kaynaklık eden/referans OECD’nin “Gelir ve Servet  Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Model  Anlaşması” nın 7 nci maddesi ile bu maddeye koşut düzenlemeler içeren Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geliştirilen Model Anlaşmanın 7. maddesi düzenlemeleridir.

 

            “Vergilendirme yetkisinin kullanılabilmesi için devlet ile vergi mükellefi arasında bir ilişkinin kurulması ve vergi mükellefinin veya vergi konusunun devletin ülkesel egemenliği ya da kişisel egemenliği altına girmesi gerekir. Bu iki ilke, vergilendirme yetkisinin de dayanağını ve sınırını belirlemektedir. Bu ilkeler vergi hukukunda sırasıyla; “vergi yasalarının mülkiliği ilkesi”  ya da “vergilendirmede kaynak ilkesi” ve “şahsilik ilkesi” ya da “vergilendirmede ikametgah/uyrukluk ilkesi” olarak bilinmektedir. Sözkonusu ilkelerin vergi yasalarına yansıması ise “dar mükellefiyet” ve  “tam mükellefiyet” şeklinde olmaktadır.

 

            Kaynak ilkesi, bir devletin ülkesel egemenliği altında bulunan vergi konularını ve vergi doğurucu olayları vergilemesidir. İkametgah ilkesi ise, bir devletin ülkesel egemenliği altında ikamet eden kişilerin dünya çapındaki gelirlerini vergilemesi olarak ifade edilebilir. Uyrukluk ilkesi ile de devletin kişisel egemenliği altındaki vatandaşlarının dünya çapındaki gelirlerini vergilendirmesi anlatılmaktadır.

 

            Model Anlaşmalarda ticari faaliyetlerden doğan kazançların vergilendirilmesinde kaynak ilkesi benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle, bir devletin teşebbüsünün diğer devlette elde ettiği ticari kazancı vergileme yetkisi, ticari kazancın elde edildiği diğer devlete ait olmaktadır. Ancak, ticari kazancın elde edildiği devletin vergileme yetkisinin sözkonusu olabilmesi için, ticari kazancın anılan devlette bulunan bir iş yeri aracılığıyla elde edilmesi ve kazancın bu iş yerine atfedilebilmesi yani kazanç ile iş yeri arasında bir bağ kurulabilmesi gerekir. Eğer ticari kazanç bir iş yeri olmaksızın elde edilmişse veya iş yeriyle irtibatlandırılamıyorsa kaynak ilkesi yerine ikamet ilkesi uygulanacaktır. Yani vergileme yetkisi ticari faaliyette bulunan kişinin tam mükellef olduğu devlete ait olacaktır.

 

            Mevcut ulusal ve uluslararası vergileme ilke ve kurallarının belirlenmesi aşamasında elektronik ticaret olgusu doğal olarak dikkate alınmamıştır. Ancak gelinen noktada internet, ticaret de dahil olmak üzere bir çok alanda geleneksel yapı ve yöntemlere önemli bir alternatif oluşturmaktadır. OECD bünyesinde iş yeri kavramının elektronik ticaret çerçevesinde yapılan faaliyetlerin vergilendirilmesine nasıl uygulanacağı konusundaki çalışmalar iki grupta toplanmaktadır.

 

            - İş yeri kavramının mevcut şekliyle elektronik ticarete nasıl uygulanacağı konusunun açıklığa kavuşturulması.

 

            - İş yeri kavramının elektronik ticaret dolayısıyla bir değişikliğin gerekip gerekmediği, daha genel bir ifadelendirme ile de iş yeri konseptinin elektronik ticaretten sağlanan kazançları vergilendirmede uygun bir kriter olup olmadığının değerlendirilmesidir.”[19]

 

            Bugün yürürlükte bulunan ikili anlaşmaların önemli bir bölümünde yer alan ve Model Anlaşmanın 5 inci maddesinde tanımlanan iş yeri kavramının, tanımlandığı şekliyle sanal faaliyetleri  kavrayıp kavramadığı konusunda ortak bir anlayışa ulaşılması, gerek devletlerin egemenlik haklarını kullanarak- elektronik ticaretten doğan ve ülkelerinden transfer edilen  gelirin vergilendirilmesinde adil bir pay elde edebilmeleri, gerekse elektronik ticareti olumsuz etkileyecek uygulamaların önüne geçilmesi açısından önemlidir.

 

İş yeri kavramının mevcut şekliyle İnternet ve iletişim/telekomünükasyon teknolojisini üreten ve sanayileştiren ülkelerin ve ekonomik birliklerin lehine bir anlam ifade ettiği açıktır. Halen yürürlükte bulunan anlaşmalar açısından iş yeri tanımının elektronik ticarete nasıl uygulanacağı ve elektronik ticaretin vergilendirilmesi konusunda ortak bir anlayışın geliştirilmesi bir duyulan ihtiyaç oyunu yöneten ve kurallarını belirleyen egemenlerin, bu büyük Pazar payları, rekabet ve altyapı üstünlükleri nedeniyle gün geçtikçe artmakta ve giderilmesi güçleşmektedir.

 

            İş yeri kavramının Model Anlaşmada tanımlandığı şekliyle elektronik ticarete nasıl uygulanacağının tartışılması aslında hizmet sunucu, web sayfası ve web sitesinin iş yeri oluşturup oluşturmadığının tartışılması anlamına gelmektedir.

 

            Özellikle iş yerinin, coğrafi anlamda sabitlik ve devamlılık unsurlarını içeren “yer” olarak belirtilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda  ticari faaliyete ayrılan yerin ticari ve fiziki açıdan bir iş ile ilgili bulunması zorunludur. Bu değerlendirme ışığında iş yerinin birebir sabit ve hareketsiz olması zorunluluğu tek başına düşünülmemelidir. “Sabit bir yer” ile ilgili ve olmazsa olmaz  diğer bir unsur sürekliliktir. Buna göre, işe ilişkin sabit bir yerin iş yeri olarak nitelendirilebilmesi için işin geçici değil, sürekli niteliğine sahip olması gerekir.

 

            VUK’nun 156’ıncı maddesindeki ticari, sınai, zırai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer tanımlaması, işyeri tanımını, günümüz koşullarında daha geniş kapsamlı düşünmeyi gerektirmektedir.Günümüz koşullarında faaliyetin yapıldığı mekan klasik işyeri yanında internet gibi soyut mekanlarda da yapılmaktadır. Bu konuda genel yaklaşım ticari faaliyette  iki temel unsurun gözönünde bulundurulmasıdır. Bu unsurlar; i) Emek ve sermaye ihtiyacı, ii) Sürekli bir organizasyonun varlığıdır. Yasal mevzuata uygun olarak, kuruluş işlemleri tamamlanmış, belli bir mekanın varlığını bir organizasyon için gerekli şart olarak aramak bazen yanıltıcı olabilir. Bir faaliyetin belirli bir işyeri açılmaksızın yürütülebileceği açıktır. Örneğin uzun bir süreden beri otomobil alım-satım işi ile uğraşan fakat fiziki bir işyerine sahip olmayan bir şahsın, ticari faaliyette bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Ayrıca günümüzün gelişen teknoloji imkanları, insanlara fiziki bir mekana bağlı kalmaksızın ticari faaliyette bulunma olanağı sağlamaktadır. Bir faks makinasıyla veya internet üzerinden yapılan faaliyetler bunun en açık örneklerini oluşturmaktadır. Dolayısıyla organizasyonun varlığını ararken bazı kalıplaşmış ticari faaliyet anlayışlarını bir tarafa bırakmak daha doğru olacaktır.[20]

 

            Sonuç olarak hizmet sunucu, web sayfası ve web sitesini işyeri kabul etmemek bir anlamda vergiden vazgeçmek anlamına gelecektir. Ticari ilişkiler internet üzerinden mal ve hizmet satışı lehine değişmekte, günbegün artmaktadır. Ancak, taraf olunan uluslararası antlaşmalar ulusal kanunların yerine geçmekte olduklarından, dar mükelleflerin vergilendirilmesinde yurtdışı menşeli bir teşebbüse ait bir internet sitesini işyeri olarak kabul etmek mümkün olmamakta, özellikle internet üzerinden verilen hizmetler karşılığı aktarılan gelirler üzerinde, Devletlerin egemenlik hakları, gelir aktarımı ile orantılı olmaksızın genişlemekte veya azalmaktadır. Bu kabul, uluslararası zeminde internet sitelerinin (ticari olmak kaydıyla) işyeri olarak tanımlanması ve antlaşma bulunan devletlerle olan metinlere yansıtılması şartıyla sağlanabilecektir.

 

            iib-Daimi Temsilci

 

Dar mükellef kişi ve kurumların vergilendirilmesinde önem arz eden diğer konu olan daimi temsilcilik kavramı ise, KVK’nın 3’üncü maddesinde yollamada bulunulduğu gibi, GVK’nın 8’inci maddesinde tanımlamıştır. Bu bentte, "Kazanç ve iradın ve gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimi temsilci bulundurulması hususlarında GVK hükümlerinin cari olacağı" hüküm altına alınmıştır. Temsilci, GVK’nın 8’inci maddesinde, “Bir hizmet veya vekalet akdi ile temsil edilene bağlı olup, onun nam ve hesabına muayyen ve gayrimuayyen bir müddetle veya müteaddit ticari muameleleri iflasına yetkili bulunan kimse olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanıma göre temsilci,

            -Temsil edilene bir hizmet veya vekalet akdi ile bağlı olmalı,

            -Ticari muameleleri, temsil edilenin nam ve hesabına yapmalı,

            -Ticari muamelelerin belirli veya belirsiz bir süre içinde veya belli nitelikte işlemler yapılmasının daimi temsilcilik sıfatına bir etkisi bulunmamalıdır.

 

            (i) Ticari mümessiller, tüccar vekilleri ve memurları ile Ticaret Kanunu'nun hükümlerine göre acenta durumunda bulunanlar, (ii) temsil edilene ait reklam giderleri hariç olmak üzere, giderleri devamlı olarak kısmen veya tamamen temsil edilen tarafından ödenenler, (iii) Mağaza veya depolarında temsil edilen hesabına konsinyasyon suretiyle satmak üzere devamlı olarak mal bulunduranlar, başkaca şartlar aranmaksızın temsil edilenin daimi temsilcisi sayılmaktadırlar.

           

            Dar mükellef kişi ve kurumlarda ticari kazancın işyeri dışında daimi temsilci vasıtasıyla da Türkiye’de elde edilmiş sayılacağının GVK’nın 7 ve KVK’nın 12’inci maddelerinde yer aldığı daha önce açıklanmıştı. Bu bağlamda, daimi temsilcilik kavramının internet üzerinden oynatılan bahis sitelerine yansımasının yorumlanma ihtiyacı hasıl olacaktır.

 

            Yurtdışında kurulu bulunup, internet üzerinden müşterek bahis oynatan sitelerin dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de yoğun talebe bağlı olarak faaliyet göstermekte oldukları ve bu yolla dikkat çekici derecede parasal büyüklüğe ulaşılmış bulunduğu, konu üzerine yapılacak basit araştırma ile tespit edilebilecektir. Yaygın olarak İngilizce yayın yapan bu sitelerden bazıları, Türk bahisçiler için Türkçe versiyonlu siteler kurmaktadırlar. Bu tip siteler, Türkiye’de bulunan ya da Türkiye ile bağlantısı olan gerçek ya da tüzel kişiler adına yine Türkiye’de bulunan bankalarda hesaplar açılmak suretiyle işlemektedir. Bahis bedelleri bu hesaplara yatırılmakta, kazanılan bedellerde yine bu hesaplardan ödenmektedir. Adına hesap açılan bu kişiler, Türkiye’deki faaliyetlerde yönetim kurulu başkanı, temsilci, organizatör vb. isimler altında görülebilmektedir. Ancak bu kişilerin daimi temsilci kabul edilip edilmeyeceğinin cevabı, yalnızca yukarıda metni yer alan GVK’nın 8’inci maddesinden bulunabilecektir. Daimi temsilcilerin kimler olduğu yukarıda verildiğinden burada tekrar ele alınmayacaktır. Konumuz özelinde, Türkiye’deki bu faaliyetlerin organizasyonunu üstlenen bu kişilerin;

 

(i)Bir hizmet veya vekalet akdi ile temsil edilene bağlı olup, onun nam ve hesabına muayyen ve gayrimuayyen bir müddetle veya müteaddit ticari muameleleri iflasına yetkili bulunan kimseler, ya da (ii) Borçlar Kanunu'nun 449’uncu  maddesinde, Bir ticarethane veya fabrika veya ticari bir şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vaz etmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimse olan Ticari mümessil, ya da (iii) Ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane, veya fabrika veya ticari bir şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen ticari vekil olması gerekir.

 

Örnek olması açısından, Danıştay .4.Dairesinin 8.11.66. T. - 61/4533 E. - 46/4306 K. Sayılı kararında görüldüğü gibi, yabancı kurum adına anlaşma ve kontrat yapmaya, alım satım muamelelerinde bulunmaya yetkili kılınan kişi, daimi temsilci sayılmıştır.

 

Bu kişilerden dar mükellefiyete tabi olanların, bu işlemleri gayrimaddi hak bedelini ödeyerek kendi adlarına yaptıklarında ise, bize göre işyeri kavramı gündeme gelecektir. Çünkü ticari kazancın iki asli unsuru olan emek ve sermaye ihtiyacı ile sürekli bir organizasyonun varlığı ve bununla birlikte ticari faaliyetin icrasında kullanılan yer (internet sitesi) Türkiye’de sağlanmakta, yurtiçinde yerleşik bir gerçek kişi ya da kurumun internet üzerinden yaptığı mal ve hizmet satışlarından hiçbir farkı olmamaktadır. Bu durumda, internet sitesi işyeri kabul edilerek, vergilendirmenin dar mükellef gerçek kişi adına yapılması gerekecektir.

           

İnternet sitesinde bahis oynatan dar mükellef kişi ve/veya kurumların, daimi temsilci veya temsilciler vasıtasıyla Türkiye’de elde etmiş oldukları kazançlarının vergilendirilmesinde ise bunlar adına tarhiyatın muhatabı; GVK’nın 107/4’üncü ve KVK’nın 28/1’inci maddeleri mucibinde, kurumlar açısından Türkiye’deki müdür veya temsilcileri, müdür veya temsilcileri mevcut değil ise, kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlayanlardır.    

 

            B- KATMA DEĞER VERGİSİ:

            1-Genel Açıklamalar:

 

            KDVK’nın 1’inci madde hükmü "KDV'nin konusunu oluşturan mal teslimleri ve hizmet ifalarının "sınırlarını açık bir biçimde çizmektedir. Kanun'un 1. maddesi hangi işlemlerin vergiye tabi olduğunu belirlemektedir. Madde ile verginin konu ve kapsamı, (ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetleriyle ilgili ) mal ve hizmet üretim sürecinin tamamını kapsayacak kadar geniş tutulmuştur. Ayrıca 1. maddesinin 3. fıkrasında, bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların gösterdiği gerek üzerine yapılmasının, bunları yapanların hukuki statü ve kişiliklerinin, Türk tabiyetinde bulunup bulunmamalarının, ikametgahı veya işyerlerinin yahut kanuni merkez veya iş merkezlerinin Türkiye'de olup olmamasına işlemlerin mahiyetini değiştirmeyeceği ve vergilendirmeye mani teşkil etmeyeceği hükme bağlanmıştır.

 

            Bu hükme göre söz konusu işlemleri kim yaparsa yapsın (işlemin Türkiye'de yapılması şartıyla) dar mükellef, tam mükellef, özel, resmi ayırımı yapılmaksızın vergilendirilecektir. Ayrıca diğer vergi kanunlarındaki muafiyet ve istisnalar bu kanuna göre geçerli olmayacaktır. Mesela kurumlar vergisinden muaf tutulan herhangi bir kişi veya kuruluş KDV’ye tabi bir işlemi yapmışsa işlemin bu kanuna göre istisna edilmemiş olması şartıyla vergilendirilecektir.

 

            KDV teorisine uygun olarak kaynakların optimal kullanım ve dağılımına imkan vermek, yerli üretimin ithalat karşısında haksız rekabete maruz kalmasını önlemek ve özlenen kalkınma düzeyinin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla vergilemede ithalata hiçbir ayrıcalık tanınmamış ve madde tamamen tarafsız ilkelerini gerçekleştirecek şekilde düzenlenmiştir.

 

            Bu düzenlemelerin atıf yaptığı AET'nin ( 6’ncı ) Direktifinin 2 ve 4’üncü maddeleri uyarınca KDV, mükellefin ekonomik faaliyeti çerçevesinde yapılan tüm teslim ve hizmetleri kapsamakta olduğunu ayrıca belirtmekte yarar görüyoruz. KDV'nin konusuna giren işlemler ile bu işlemlerin nitelikleri tayin ve tespit olunurken, bir yandan bu verginin teorisi ile Ortak Pazar konseyinin direktifleri ve başlıca Ortak Pazar üyesi ülkelerdeki uygulamaya paralellik sağlamaya çalışılmış, öte yandan bazı hususlarda ülkemiz şartlarına uygun hükümlerin getirilmesine özen gösterilmiştir.

 

            Düzenlemeler sırasında, özellikle işlemlerin dayanağını oluşturan faaliyetlerin çerçevesi çizilirken, öncelikle GVK’nın hükümleri esas alınmış, bu Kanun’da açıklık bulunmadığı hallerde TTK ile diğer ilgili mevzuat hükümlerinin dikkate alınması ilke olarak benimsenmiştir. Böylece, verginin konusunu teşkil eden teslim ve hizmet kavramlarına uygulamada değişik yorum ve anlam getirilmesine mahal bırakılmamıştır.

 

            Bu bağlamda, internet üzerinden gerçekleştirilen tüm mal teslimi ve hizmet ifalarının, bu verginin konusunu oluşturan ekonomik faaliyetler kapsamında bulundukları açıktır.

 

            2-Mevzuat Düzenlemeleri İle ilgili Pratik Bilgiler:

 

            KDVK’nın verginin konusunu teşkil eden işlemlerin belirlendiği 1'inci  maddesinde; Türkiye'de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir, cümlesi kullanılmak suretiyle net bir biçimde;

 

            -Ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,

            -Her türlü mal ve hizmet ithalatı,

            -Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler:

            a) ........

            b) Spor-Toto oynanması, piyango tertiplenmesi (Millî Piyango dahil), at yarışları ve diğer müşterek bahis ve talih oyunları tertiplenmesi, oynanması, KDV’ye tabi tutulmuştur.

 

            Kanunun 6’ncı maddesi uyarınca vergileme yapılabilmesi için vergiye tabi işlemin Türkiye’de yapılması gerekir. İşlemlerin Türkiye'de yapılması: (a) Malların teslim anında Türkiye'de bulunmasını, (b) Hizmetin Türkiye'de yapılmasını veya hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını, ifade eder.

 

            KDV mükellefi ise, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar, ithalatta mal ve hizmet ithal edenler, ........., Spor-Toto, piyango (Millî Piyango dahil) ve benzeri oyunlarda oyunların teşkilat müdürlükleri, At yarışları ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında bunları tertipleyenlerdir(KDVK madde 8).

           

            Söz konusu verginin matrahı ise, Kanunun 23’üncü maddesinde gösterildiği üzere;

            Spor-Toto oyununda ve Millî Piyango dahil her türlü piyangoda, oyuna ve piyangoya katılma bedeli, At yarışları ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında bu yarış ve oyunlara katılma karşılığında alınan bedel ile bunların icra edildiği mahallere giriş karşılığında alınan bedeldir.

 

            Müşterek bahis ve talih oyunu tertiplenmesi bir hizmet ifası niteliğindedir. Hizmet ifası ise KDVK’nın 4 ve 5’inci maddelerinde işlenmiş bulunmaktadır.. Bahis konusu Kanun’un 4’üncü maddesine göre hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.

 

            Bu işlemler; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebilir. Bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya diğer bir hizmet olması halinde bunların her biri ayrı işlem olup, hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergilendirilirler.

 

            “Sözlük anlamında hizmet, "maddi özellik taşıyan ve elle tutulabilen mal ve eşyalardan farklı olarak, elle tutulamayan, fakat satımı ve alımı mümkün olan iktisadi çaba"lardır. Madde gerekçesinde hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olarak tarif edilmektedir. Hizmet sayılacak işlemlerin hangi şekillerde görülebileceği hususu, maddede örnekleme olarak belirlenmiş; ayrıca "gibi" sözcüğüne madde lafzında yer vermek suretiyle hizmet kapsamına girmemekle birlikte   maddede sayılmayan işlemlerin de verginin konusuna girmesine imkan verilmiştir. Böylece vergi uygulamasında teslim ve teslim sayılan haller ile ithalat kapsamına sokulamayan işlemlerin tümünün hizmet sayılması ve vergilendirmede yasal bir boşluğun doğmaması sağlanmıştır.

 

            Yukarıda genel tarifi verilen işlemlerin ne şekillerde görülebileceği  2’nci fıkrada sayılmış, ayrıca "gibi edatı ile hizmet kapsamına girmekle birlikte fıkrada sayılmayan işlemlerin de vergiye tabi olduğu belirtilmiştir (K.D.V.K. Gerekçe Md. 7).

 

            3-Ticari,Sınai,Zirai Faaliyet ve Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim ve Hizmetler:

 

            Kanuna göre, her çeşit teslim ve hizmetler vergi kapsamına girmekte, sadece ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler vergilendirilmektedir. Bu itibarla, bu faaliyetlerin özelliklerinin belirlenmesi gerekmektedir.

 

            Kanun’un gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, söz konusu faaliyetlerin devamlılık, kapsam ve nitelikleri esas olarak GVK’daki hükümlere göre tespit edilecektir. Ancak, bunlar, uygulamada herhangi bir boşluk bırakılmaması amacıyla GVK’da açıklık bulunmayan hallerde TTK ve diğer ilgili mevzuata başvurulmak suretiyle tayin ve tespit edilecektir.

 

            Böylece, örneğin, Gelir Vergisinin kapsam ve konusuna girmemekle beraber TTK’da sayılan ticari işletme veya ticari şekilde işletilen diğer müesseselerde yürütülen faaliyetler ile esnafın faaliyetinden doğan teslim ve hizmetlerin de KDV’ye tabi olması sağlanmıştır.

 

            KDVK 1 nolu Genel Tebliğinde de açıkça belirtildiği gibi bu faaliyetlerden devamlılık gösterenler vergiye tabi tutulacak, arızi nitelikteki faaliyetler çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler ise vergiye tabi tutulmayacaktır. Bu faaliyetlerin devamlı bir şekilde yapılması halinde gelir vergisi yönünden mükellefiyetin gerçek veya götürü usulde tesis olunması KDV bakımından vergilendirmeye tesir etmeyecektir. Her iki şekilde de vergilendirilen mükelleflerin mal teslimi ve hizmet ifaları KDV'ye tabi olacaktır.

 

            4-Hizmetin Verildiği Yer Sorunu:

 

Bir tüketimin KDV’ye tabi olması için, ülke sınırları içinde yapılmış olması gerekir. Söz konusu tüketimin kim tarafından yapıldığının, tüketicinin uyruğunun veya bağlı bulunduğu ülkenin bir önemi  yoktur. “Hizmetin verildiği yerin belirlenmesi, mal tesliminde teslimin yapıldığı yerin tespitinde olduğu  gibi kolay değildir. Bu nedenle de ülkeler, hizmetin verildiği yeri çeşitli hizmet türleri itibariyle farklı kriterlere göre belirlemeyi tercih etmektedirler.

 

            Hizmeti verenin veya müşterinin bağlı olduğu ülke, hizmetin ifa edildiği yerin ve kimin vergi hesaplayıp beyan edeceğinin belirlenmesinde esas alınmaktadır. Hizmeti veren ile müşterinin farklı ülkelerde olması durumunda, en uygun yeri belirleyen kuralın tespit edilmesi gerekmektedir.

 

            Vergiye tabi bir hizmetin yapılması halinde, bu hizmete ait KDV’nin hangi ülkeye ödeneceği hususu hizmetin ifa edildiği yerle yakından ilgilidir. KDV uygulayan ülkelerde, yapılan hizmetin niteliğine göre, hizmetin ifa edildiği yeri belirlemekte kullanılan çeşitli kurallar vardır.

 

            Hizmetin verildiği yerin tespitinde uyguladıkları başlıca kriterler aşağıda sıralanmıştır.

 

            - Hizmet, ifa edildiği yerde verilmiştir.

            - Hizmet, yararlanıldığı yerde verilmiştir.

            - Hizmet, hizmeti verenin bulunduğu ülkede verilmiştir.

            - Gayrimenkullerle ilgili hizmet gayrimenkulün bulunduğu ülkede verilmiştir.

            - Taşınır mallarla ilgili hizmet hizmetin ifa edildiği ülkede verilmiştir.

            - Bazı hizmetler, müşterinin bulunduğu ülkede verilmiştir.”[21]

 

            Uluslararası hizmetlerin vergilemesinde hizmetin ifa edildiği yerin tespiti, aynı hizmet için farklı kriterler belirlemeleri halinde teslim veya ifanın mükerrer vergilenmesi ya da vergi dışı kalması durumu söz konusu olacağından dolayı önem taşımaktadır. KDVK’nın 6(b) maddesinde hizmetin verildiği yerin tespiti konusunda iki temel kriter kalmıştır. Bunlar; “İfa Yeri” ve “Yararlanma Yeri” kriterleridir.

 

            Belli bazı hizmetler için bir kuralın diğerleri için öbür kuralın uygulanması söz konusu değildir. Hizmetin Türkiye’de yapılmış sayılması için belirtilen iki şart birlikte aranmamakta, herhangi birisinin oluşması halinde hizmet Türkiye’de yapılmış sayılmaktadır. Yani hizmet Türkiye’de yapılmışsa hizmetten hangi ülkede faydalanılırsa faydalanılsın işlem Türkiye’de yapılmış sayılacak, dolayısıyla Türkiye’de vergiye tabi olacaktır. Hizmetin başka bir ülkede yapılması halinde, bu hizmetten Türkiye’de faydalanılmış ise işlem yine Türkiye’de yapılmış sayılacaktır. (KDVGT\1\I.A.2) Ancak Türkiye’de yapılan bir hizmetten yurt dışında yararlanılması halinde gerekli şartların sağlanması kaydıyla ihracat istisnasının uygulanabileceği tabiidir.

 

            “Hizmetin ifa edildiği yer, hizmetin fiilen ve fiziken icra edildiği yerdir. Buna göre, fiilen ve fiziken Türkiye’de icra ve ifa edilen hizmetler Türkiye’de ifa edilmiş sayılacaktır. Hizmeti verenin Türkiye’de ikametgahının, kanuni ve iş merkezinin veya iş yerinin bulunmaması hizmetin Türkiye’de ifa edilmiş olmasına engel teşkil etmez. Ancak eğer böyle bir durum varsa, vergi hizmeti alan tarafından sorumlu sıfatıyla ödenir. Örneğin; bir İngiliz mimarın Türkiye’ye gelerek yaptığı proje hizmeti Türkiye’de vergiye tabi olacaktır. Bu mimarın Türkiye’de iş yeri, iş merkezi veya ikametgahının bulunmaması, yaptığı hizmetin vergiye tabi olmasını etkilemeyecektir.

 

            Hizmetin Türkiye’de ifa edilmiş olması halinde, hizmet vergiye tabi olacaktır. Bu nedenle ayrıca yararlanmanın Türkiye’de olup olmadığını araştırmaya gerek bulunmamaktadır. Ancak; Türkiye’de ifa edilmesi nedeniyle katma değer vergisinin konusuna giren bir hizmetten Türkiye dışında yararlanılması halinde hizmet ihracı söz konusu olabileceğinden, hizmetten nerede yararlanıldığının da araştırılması gerekir.

 

            Hizmetin ifa edildiği yerin belirlenmesinde ikinci kural yararlanma esasıdır. Türkiye’de fiilen ifa edilmeyen hizmetten Türkiye’de yararlanılması halinde bu hizmet Türkiye’de ifa edilmiş sayılarak vergiye tabi tutulacaktır.”[22]

 

            Hizmetin Türkiye’de ifa edilip edilmediğinin saptanmasında ölçütlerden biri olan değerlendirmenin Türkiye’de yapılması düzenlemesinin madde metninden çıkarılmasından sonra, vergileme sürecinde yararlanma ölçütüne dayanmak işlevsel ve kulanılabilir hale gelmiştir. Hizmeti verenin Türkiye’de mükellefiyetinin olup olmadığı, Türkiye’de fiilen ifa edilmeyen hizmeti verenin Türkiye’de KDV mükellefiyetinin bulunmaması ihtimali yüksek olduğundan, bu durumda sorumlu sıfatıyla beyan uygulamasının gerekip gerekmediği yönünden önem arz etmektedir.

 

            AB’nin 6’ncı Direktifinde hizmetin ifa yeri 9’uncu maddede ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.  Maddenin 1/a bendinde hizmetin ifa edildiği yer, hizmeti ifa edenin iş yerinin veya hizmeti yürütmek için kullandığı iş merkezinin veya böyle yerlerin olmaması durumunda daimi adresinin olduğu veya daimi ikametgahının bulunduğu yerdir.

 

            Hizmetin ifa edildiği yere dair diğer bir düzenlemeye 6’ncı Direktifin 9/2-e bendinde de farklı niteliği ile rastlamaktayız. Buna göre, topluluk dışındaki müşterilere veya topluluk içinde olmakla birlikte hizmeti ifa edenle aynı ülkede olmayan mükelleflere ifa edildiğinde aşağıdaki hizmetlerin ifa edildiği yer, müşterinin iş merkezinin bulunduğu veya hizmetin ifa edildiği belirli bir iş yerine sahip olduğu veya böyle bir yerin olmaması halinde, daimi adresinin veya daimi ikametgahının bulunduğu yer olmaktadır.

 

            Örnek olsun, , iletişim hizmetleri bu madde kapsamındadır. Bu hizmetler, elektronik veya benzeri haberleşme sistemleri vasıtasıyla veri gönderilmesi ve alınması şeklinde ifa edilebilir. Kablo, radyo, uydu veya TV yoluyla verilen hizmetlerle, telefon, teleks,faks,telgraf ve İnternet servis sağlayıcılığı ve elektronik posta hizmetleri de iletişim hizmetleri kapsamına girer.

 

            Özetlemek ve sonuçlandırmak gerekirs, bir hizmetin ne­rede vergilendirileceği, hizmeti ifa eden  kişinin bulunduğu yer veya hizmetten yararlanılan yer esas alına­rak belirlenir. Ancak, elektronik ticarette işlemi yapan kişinin bu­lunduğu yeri veya hizmetten yararlanılan yeri doğru tespit etmek son derece güç olacaktır. Bu nedenle, kalıplaşşmış mal teslimi ve hizmet ifasına göre konulan KDV ilkelerinin elektronik mal ve hizmet ticareti dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi gerek­mektedir.

 

            Başlıca sorun e-ticaret aracılığıyla firmalar arası ve firmalardan nihai tüketicilere teslim edilecek fiziki mallar, gayri maddi haklar veya dijital ürünlerin ile ifa edilecek hizmet sunumlari üzerinden hesaplanan KDV’nin tahakkukudur.

 

            Mallar elektronik ortamda sipariş edilebildiklerinden, fiziki mal itha­latında, (mal tes­limleri geleneksel yollarla yapıldı­ğı için ) KDV açısından önemli bir sorun çıkmayacaktır. KDV açı­sından hizmet ithalatının vergi­lendirilmesinde ise hizmetten yararlanan kişi so­rumlu sıfatıyla hizmet ithalatına ilişkin vergiyi beyan edip ödemek­tedir. Sorumluluk uygulamasının etkinliği de hizmeti satın alan kişi­nin nihai tüketici ya da işletme ol­masına göre artmakta ya da azalmaktadır..

 

            Sı­nır ötesi işlemlerin elektronik ticaretle birlikte yaygınlaşması, her işlemin sadece bir kez vergilendirilmesini sağlayacak ve bütün devletlerce onaylanmış kuralların vergi sistemine konması zorunluluğunu doğurmaktadır. Temel prensip, mal ve hizmetler hangi ülke­nin vergileme sınırları içinde tes­lim ve ifa edilmiş ise bu işlemi ver­gilendirme hakkı o ülkeye ait ol­masına dayandırılmalı ve KDV yönünden tüketicinin ikametgahının bulunduğu ülke, vergilendirme yetkisine sahip olmalıdır.

 

Bütün bu gerçeklik ve çıkarımlardan hareketle, internet üzerinde yurtdışında yerleşik kurumlar tarafından müşterek bahis oyunları faaliyetinde bulunulması ve Türkiye’de mukim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarınca, Türkiye’de yerleşik finans kurumları aracılığı ile, internet üzerinden verilen hizmetten yararlanılması işlemin bu boyutuyla Türkiye’de KDV’ye tabi olması gereğini ortaya koyar. Bütün bu belirlemeler, Türkiye’de yerleşik kurumlar tarafından verilen hizmetler ile Türkiye’de yerleşik olmayan kurumlar tarafından Türkiye’de yerleşik kişilerin yararlanmasına sunulan internet üzerinden verilen müşterek bahis oyun hizmetinin, Türkiye’de verilmiş bulunduğu ve hizmetin KDV’ye tabi olduğu sonucunu doğurmaktadır.

 

            KDVK’nın 44’üncü maddesi uyarınca, Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler ile kanunî merkez veya iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayan tüzelkişilerde, bu kanuna göre vergi kesintisi yapmakla sorumlu kişi; vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulan bir şahsın bulunamaması halinde, mükellefin Türkiye'deki daimî temsilcisi, Türkiye'de birden fazla temsilcisinin mevcudiyeti halinde mükellefin tayin edeceği temsilci; tarhiyat tarihine kadar böyle bir tayin yapılmamışsa temsilcilerden herhangi birisi, daimî temsilci mevcut değilse işlemleri mükellef adına yapanlar, tarhiyata muhatap tutulurlar. V.U.K.’un 11’inci maddesi uyarınca nihai tüketiciler vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulamayacaklarından, tarhiyatların muhatabı daimî temsilci veya işlemleri mükellef adına yapanlardır.

 

Bayilik sistemi çerçevesinde faaliyetin yürütülmesi halinde ise mükellefiyet belirleme yöntemi değişmektedir. Buna göre;

KDVK’nın 1/3-b maddesinde her türlü şans ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanmasının katma değer vergisine tabi bulunduğu, 8/f  maddesinde her türlü şans ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanması işlemlerinde katma değer vergisi mükellefinin bu oyunları tertipleyenler ve oynatanlar olduğu hükümlerine yer verilmiş, 23/b maddesinde bu tür müşterek bahis ve talih oyunlarında KDV matrahının oyunlara katılma karşılığında alınan bedel ile bunların icra edildiği mahallere giriş karşılığında alınan bedeller olarak özel matrah şekline göre belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, her türlü şans ve talih oyunlarında KDV'nin mükellefi bu oyunları tertipleyen ve oynatan kurum ve kuruluşlar olup, özel matrah şekline tabi bu faaliyetlerde KDV'nin tamamı önceki aşamada bu kurum ve kuruluşlar tarafından beyan edilip ödenmektedir.

Özel matrah şekli uygulamasına ilişkin açıklamaların yer aldığı 89 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (B/1) bölümünde de,  teslim ve hizmetleri münhasıran vergisi önceki safhada beyan edilen işlemlerden oluşanların katma değer vergisi mükellefi olmayacakları, bu işlemlerin kısmen yapılması halinde ise, mükellefiyetin sadece diğer teslim ve hizmetlerle sınırlı olacağı belirtilmiştir.

Bu durumda, adı geçenin iddia oyunu oynatması karşılığında aldığı bedellere ilişkin KDV'nin tamamı önceki safhada beyan edilip ödeneceğinden bu faaliyeti nedeniyle KDV mükellefiyeti tesis edilmesine gerek bulunmamakta olup, diğer faaliyetleri nedeniyle KDV mükellefiyetinin bulunması halinde söz konusu faaliyetini yalnızca 1 No.lu KDV Beyannamesinin 42’nci satırında beyan etmesi gerekmektedir.

III- BAHİS OYNAYANIN ÜZERİNDEKİ OLASI VERGİ YÜKLERİ:

            A-ŞANS OYUNLARI VERGİSİ:

 

             Gider Vergileri Kanununun 40'ıncı maddesi 5035 sayılı Kanunun 45'inci maddesi ile yeniden düzenlenerek 1.1.2004 tarihinden itibaren şans oyunları vergisi ihdas edilmiştir.

 

             Bu madde ile şans oyunları düzenleyen Spor-Toto Teşkilatı, Milli Piyango İdaresi, Türkiye Jokey Kulübü gibi kuruluşlarca oynatılan müşterek bahis ve şans oyunlarının vergilendirilmesi hükme bağlanmıştır. 4306 sayılı Kanunun Geçici 1'inci maddesinin A)fıkrasının 5035 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki şekline ve 4481 sayılı Kanunun uygulama süresi 31.12.2003 tarihinde sona eren 9'uncu maddesine göre Spor-Toto, Skor-Toto, Gol 7 ve benzeri oyunlar, Sayısal Loto, Şans Topu, On Numara ve benzeri oyunlar, At Yarışı biletleri eğitime katkı payı ve özel işlem vergisine tabi bulunmakta idi.

 

5602 sayılı Kanun ile 01.04.2007 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılan Gider Vergileri Kanunu’nun 40’ıncı maddesi uyarınca aşağıda sayılan müşterek bahis ve şans oyunları, belirtilen tutar veya oranda şans oyunları vergisine tâbi tutulmuştur

01.01.2005 tarihinden itibaren uygulanacak şans oyunları vergisi tutarları;

a) Spor-Toto, Skor-Toto, Süper-Toto, Spor-Loto, Gol 7 ve benzeri oyunlarda her bir kolon için 3 Yeni Kuruş.

b) Şans Topu, On Numara ve benzeri oyunlarda her bir kolon için 6 Yeni Kuruş, Sayısal-Loto oyununda her bir kolon için 12 Yeni Kuruş.

c) At yarışlarında oynanan her bir bilet için 8 Yeni Kuruştan az olmamak üzere bilet bedelinin % 10'u.]

 

Bakanlar Kurulu bu tutarları on katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.

Verginin mükellefi bunları tertipleyen kişi ve kuruluşlardır.

 

Şans oyunları vergisi, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez. Tahsil edilen vergi üzerinden 2.2.1981 tarihli ve 2380 sayılı Kanun 10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Kanuna göre mahalli idarelere pay verilmez.

 

Bu vergiye ilişkin usul ve esaslar ile verilmesi gereken beyannamelerin şekil, muhteva ve eklerini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

 

 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon Ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesi uyarınca 01.04.2007 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve halen yürürlükte bulunan Şans Oyunları Vergisi düzenlemesi ve uygulaması şu şekildedir.

 

(1) Her türlü şans oyunları faaliyetinden elde edilen hasılat, şans oyunları vergisine tâbidir.

            (2) Verginin matrahı, şans oyunlarından elde edilen hasılat tutarıdır.

             (3) Verginin mükellefi, kendisine şans oyunları tertip etme hak ve yetkisi verilmiş kurumlardır. Bu hak ve yetkinin devri halinde ise mükellef, devralan kurum, kuruluş veya özel hukuk tüzel kişileridir.

            (4) Verginin oranı; spor müsabakalarına dayalı müşterek bahislerde % 5, at yarışlarında % 7 ve diğer şans oyunlarında % 10’dur. Bakanlar Kurulu bu oranları bir katına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye ya da tekrar kanunî seviyesine getirmeye yetkilidir.

            (5) Vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının birer aylık dönemleridir. Ancak Bakanlık, vergilendirme dönemlerini değiştirmeye, yeni vergilendirme dönemleri belirlemeye yetkilidir.

            (6) Şans oyunları vergisi, ilgili vergilendirme dönemlerini izleyen ayın 20 nci günü mesai bitimine kadar, mükellefler tarafından bir beyanname ile bağlı bulunulan vergi dairesine beyan edilir ve hesaplanan vergi aynı süre içerisinde ödenir.

             (7) Şans oyunları vergisi, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez.

             (8) Bu verginin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ile verilmesi gereken beyannamelerin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye Bakanlık yetkilidir.

Yürürlükteki 1 Seri numaralı Gider Vergileri Kanunu Sirküleri düzenlemesi’nde de yer verildiği biçimde, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 40’ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında; "Şans oyunları vergisi, kolon ve bilet bedeliyle birlikte ödenir. Müşterek bahis ve talih oyunlarını tertipleyenler tarafından bir ay içinde tahsil edilen şans oyunları vergisi, ertesi ayın yirminci günü akşamına kadar beyan edilerek ödenir. Bu verginin beyan ve ödenmesine ilişkin olarak 47 ve 48’inci madde hükümleri uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.

Buna göre, müşterek bahis ve şans oyunlarını tertipleyenler tarafından bir ay içinde tahsil edilen şans oyunları vergisi, ertesi ayın yirminci günü akşamına kadar Şans Oyunları Vergisi Beyannamesi ile beyan edilerek ödenecektir.

Maddeyle şans oyunlarını tertipleyen Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü, Milli Piyango İdaresi ve Türkiye Jokey Kulübü gibi kuruluşlarda dahil olmak üzere, organizasyonu yasal olsun olmasın müşterek bahis ve şans oyunu oynatanların tüm oynattıkları müşterek bahis ve şans oyunlarının vergilendirilmesi öngörülmüştür. Vergi Usul Kanunu’nun 9’uncu maddesi düzenlemesi gereği, vergiyi doğuran olayın kanunla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz ilkesi gereği,, oyunların ve oyunları tertipleyenlerin isimleri maddede tek tek sayılmamıştır. Düzenlemede sadece halen oynatılmakta olan oyunların bazılarının isimlerine yer verilmiş, “ve benzeri” ifadesiyle de benzer hiçbir oyunun kapsam dışı kalmaması amaçlanmıştır. Dolayısıyla yasadışı olarak müşterek bahis oynatan organizasyonlar da bu verginin mükellefidirler ve tespit olunmaları halinde cezalı tarhiyata muhatap tutulurlar.

 

Müşterek bahis oyunları, şans oyunları dışında ticari amaçlı ve gelir elde etme gayesi ile yapılan ve belli bir organizasyonu gerektiren niteliklere sahip bahis oyunlarıdır. Bu oyunları oynatan kişi ve kuruluşların da vergi kapsamı dışında kalmaması için maddeye, buna yönelik hüküm konulmuştur.

 

Düzenlemeye göre şans oyunları vergisi, kolon ve bilet bedeli ile birlikte ödenecek, müşterek bahis ve talih oyunlarını tertipleyenler tarafından bir ay içinde tahsil edilen vergi, ertesi ayın yirminci günü akşamına kadar beyan edilerek ödenecektir.

 

B-VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ

 

            Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun (VİVK) 1’inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisinin konusuna girmektedir. Kanun’un 2’nci maddesinde “şahıs” tabirinin hilafına sarahat olmadıkça hakiki ve hükmi şahısları, ivazsız intikal tabirinin ise hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Kanun’un 5’inci maddesinde ise verginin mükellefinin veraset tarikiyle veya ivazsız bir tarzda mal iktisap eden şahıs olduğu hükme bağlanmıştır.

 

Kanun’un 7’nci maddesinde, futbol müsabakaları ve at yarışları üzerine müşterek bahis düzenleyenlerin, ikramiye kazananların, ikramiyelerinden kesilen vergileri, bir beyanname ile bildirmeye mecbur oldukları, Kanun’un 16’ncı maddesinin son fıkrasına göre kazandıkları ikramiyeler üzerinden tevkifat yapılanların bu ikramiyeleri için beyanname vermeyecekleri, Kanun’un 9’uncu maddesinde beyannamenin futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahislerde, yarışma ve müsabakaların yapıldığı günü takip eden ayın 20. günü akşamına kadar verileceği hükme bağlanmıştır.

 

Konumuz özelinde yer alan Kanun’un 16’ncı maddesinde ise futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahislerde kazanılan ikramiyelerde oranın % 10 olarak uygulanacağı, ikramiyenin ayni olarak ödenmesi halinde, fatura değerinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

 

VİVK’nın 4783 sayılı Kanunun 11/b maddesiyle 01.02.2003 tarihinden itibaren değişmeden önceki düzenlemeleri uyarınca, veraset tarikiyle veya sair suretle ivazsız bir tarzda mal iktisab edenler, iktisap ettikleri malları, Spor Toto Teşkilatı ile yarışma ve çekilişi düzenleyen gerçek ve tüzel kişiler ikramiye kazananların ikramiyelerinden kesilen vergileri, bir beyanname ile bildirmeye mecburdular.

           

Şu kadar ki, bu Kanunun 3’üncü maddesinde yazılı şahıslar ile 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde yazılı şahıslar, bu bentte yazılı iktisapları, 16’ncı maddesinin son fıkrasına göre kazandıkları ikramiyeler üzerinden vergi tevkifatı yapılanlar (ki bunlar futbol müsabakalarına ait müşterek bahislerle yarışma ve çekiliş sonucu ikramiye kazananlardır.) ise bu ikramiyeleri için beyanname vermezler. Beyanname, Gerçek veya tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişler ile futbol müsabakalarına ait müşterek bahislerde, yarışma ve çekiliş ile müsabakaların yapıldığı günü takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar verilmektedir.

           

Bu düzenlemeler ve 28 numaralı VİVK Genel Tebliği uyarınca, futbol müsabakalarında düzenlenen müşterek bahis uygulamasından farklı olarak, at yarışlarından kazanılan ve istisna tutarını aşan ikramiyeler, ikramiye kazananlar tarafından genel hükümlere göre beyan edilmektedir. Mevcut düzenlemelerde Spor-Toto teşkilatı tarafından düzenlenen futbol müsabakaları dışında spor müsabakaları üzerinden müşterek bahis düzenleyenlere ait bir belirleme bulunmamaktaydı.

           

4783 sayılı Kanunun 11’inci maddesi ile VİVK. 7., 9., 16. ve 19’uncu maddelerinde 01/02/2003 tarihinden geçerli olmak üzere bazı ibare değişiklikleri yapılmıştır.Bu değişikler;

            a) 7’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... Spor-Toto Teşkilâtı..." ibaresi "... futbol müsabakaları ve at yarışları üzerine müşterek bahis düzenleyenler..." şeklinde, b) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "... futbol müsabakalarına..." ibaresi "... futbol müsabakalarına ve at yarışlarına..." şeklinde, c) 16’ncı maddesinin son fıkrasında yer alan "... Futbol müsabakalarına..." ibaresi "... Futbol müsabakalarına ve at yarışlarına..." şeklinde, aynı fıkrada yer alan "... % 20..." ibaresi "... % 10..." şeklinde, d) 19’uncu maddesinin birinci fıkrasının parantez içinde yer alan "... Spor-Toto Teşkilâtınca futbol müsabakalarına ait..." ibaresi "... futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait..." şeklindedir.

           

Yapılan değişiklikler, 34 Seri No'lu VİVK Genel Tebliği ile açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan maddelerde yapılan değişikliklere (Tebliğ düzenlemelerine) göre, at yarışları üzerine müşterek bahis düzenleyenlerin (HER KİM DÜZENLERSE DÜZENLESİN), 01/02/2003 tarihinden (bu tarih dahil) itibaren düzenleyecekleri müşterek bahisler sonucunda ödenecek ikramiyelerin istisna tutarını aşması halinde, ikramiyelerin istisna tutarını aşan kısmı üzerinden % 10 oranında ( bu oran 2001 ve 2002 yılları için %20 idi.) vergi kesmeleri gerekmektedir.

 

Futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahislerle gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerde oran  yüzde 10 olarak uygulanır. İkramiyenin ayni olarak ödenmesi halinde, fatura değeri esas alınır (VİVK Md 16).

 

Daha önceki çalışmalarda da değinildiği gibi, VUK’un 9’uncu maddesindeki Mükellefiyet ve vergi sorumluluğu için kanuni ehliyet şart değildir. Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmamaktadır.

           

İvazsız intikale ilişkin istisna tutarı, her bir bilet üzerinde oynanan tüm oyunlara isabet eden ikramiye tutarından bir defa düşülecektir. Bir kişinin müşterek bahise birden fazla biletle katılması ve müşterek bahis sonucunda her bir bilete ikramiye isabet etmesi halinde, her bir bilete isabet eden ve ödenen ikramiye müstakil bir intikal sayılacak, dolayısıyla vergilendirme sırasında ayrı ayrı istisna uygulanacaktır.

           

Yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerden tevkif edilen vergilerin nereye ne şekilde beyan edilip ödeneceği hususu, 28 Seri numaralı Genel Tebliğ'de açıklanmıştır.

Geçerli düzenlemeler ışığında, at yarışları ve futbol müsabakalarına ait müşterek bahislerden kazanılan ikramiyelerden kesilen vergiler ise vergi sorumluları için verilen "Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesi" ile futbol ve at yarışlarına ait müsabakaların yapıldığı günü takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar, müşterek bahis düzenleyenlerin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan edilecek ve aynı süre içinde ödenecektir. Bir ay içinde düzenlenen futbol müsabakaları veya at yarışlarına ait müşterek bahisler sonucu her bir iştirakçiye, her bir intikal nedeniyle ödenecek ikramiye tutarından istisna tutarı düşüldükten sonra kalan miktarlar toplanacak ve beyannamenin II Nolu Tablosunun "Matrah" satırına, bu matrah üzerinden kesilen vergilerin toplamı ise aynı Tablonun "Ödenecek" satırına yazılacaktır. Ayrıca, verilecek beyannameye müşterek bahislerden ikramiye kazananların listesi eklenmemektedir.

VİVK’nın vergi sorumlusu olarak tanıdığı kişiler, müşterek bahis organizasyonları (ve dolayısıyla intikal vergisi açısından vergi sorumluları) olmaktadır. Türkiye’de yerleşik olmayan veya vergi mükellefiyeti tesis ettirmeyen kişi veya kurumlar tarafından düzenlenen organizasyonlar aracılığı ile her nevi spor müsabakalarından müşterek bahis yoluyla elde edilen kazanç, Kanunun 6. ve 9’uncu maddeleri uyarınca iktisap tarihini takip eden bir ay içinde, tasarruf sahibinin ikametgahının bulunduğu yer vergi dairesine bir beyanname ile bildirilecektir. Ancak 30 seri numaralı VİVK’nın 30 seri numaralı Genel Tebliği düzenlemesi gereği, istisna hadleri altında kalan ivazsız intikaller için beyanname verilmemektedir..

Ancak, spor müsabakaları ve at yarışları üzerine müşterek bahis düzenleyenler, sorumlu sıfatıyla kesip yatırdıkları vergilerle ilgili defter, belge ve kayıtlarını, VUK hükümlerine göre beş yıl süreyle muhafaza etmek ve bu süre içinde yetkili makam ve memurların talebi halinde ibraz etmek mecburiyetindedirler.

2009 rakamları 41 Seri numaralı VİVK Genel Tebliği’nde yer almaktadır.

Adı geçen Kanununun istisnalar başlıklı 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında, "(b), (d) ve (e) bentlerine göre, her bir takvim yılında uygulanacak istisna hadleri, önceki yılda uygulanan istisna hadlerine bu yıla ilişkin olarak VUK hükümleri uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artış yapılmak suretiyle tespit olunur. Artırım sırasında 1 milyon liraya kadar olan tutarlar dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 16’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, "Vergi tarifesinin matrah dilim tutarları, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak VUK uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan dilim tutarlarının yüzde 5 ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. ..." denilmektedir.

Buna göre, 1/1/2010 tarihinden itibaren vergiden İSTİSNA tutar; para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerde 2.535 TL olarak dikkate alınacaktır.

Veraset ve İntikal Vergisi mükellefiyeti:

a) Beyanname verildiği takdirde, beyannamede gösterilen mallar için beyanname tarihinde;
b) Verilen beyannamede gösterilmiyen mallar ile beyanname verilmiyen hallerde intikal eden malların idarece tesbit olunduğu tarihte başlamaktadır (VİVK Md 20).

            Böylece vergi tarh zamanaşımı da belirli bir sürenin geçmesine değil, mükellefin beyanına bağlanmaktadır. Bunun anlamı, yasadışı bahis organizasyonları açısından vergi ödeme mükellefiyetinin, 5 yıllık genel zamanaşımı düzenlemesine bağlı kalınmaksızın, idare tarafından bu organizasyonların ve bu yolla kazanılan paraların tespiti aşamasına dek devam etmekte olacağıdır.

            Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen şans oyunları sonucunda ödenen ikramiyelerin tamamının, 320 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 53’üncü maddesi gereğince anılan idarece tertip edilen her türlü talih oyunu ve çekilişlerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması sebebiyle veraset ve intikal vergisinden de muaf olduğunun da belirtilmesinde yarar vardır.

            C-BELEDİYE GELİRLERİ/EĞLENCE VERGİSİ:

           

            2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 21’inci maddesinde belirtilen ve belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yer alan eğlence işletmelerinin faaliyetleri eğlence vergisine tabi olup verginin mükellefi, eğlence yerlerini işleten gerçek veya tüzel kişilerdir.

5602 sayılı Şans Oyun­la­rı Ha­sı­la­tın­dan Alı­nan Ver­gi, Fon ve Pay­la­rın Düzen­len­me­si Hak­kın­da Ka­nunun 10 uncu maddesinin (6) numaralı bendi ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun;

- 19’uncu maddesinin (4) numaralı bendi "Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen müşterek bahis oynanması",

- 20’nci maddesinin (2) numaralı bendi "Müşterek bahislerde, iştirakçilerden tahsil edilen tutardan Katma Değer Vergisi düşüldükten sonra kalan tutar",

- 21’inci maddesinin (II) numaralı bendi "Müşterek Bahislerde:    5", olarak değiştirilmiştir.

Kanunun 22’nci maddesinin (2) numaralı bendine göre, müşterek bahislerde her aya ait verginin, o ayı takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar ilgili belediyeye bir beyanname ile bildirilmesi ve aynı sürede ödenmesi gerekmektedir.

5602 sayılı Kanunla müşterek bahislerden alınan eğlence vergisi uygulamasına ilişkin olarak yapılan bu düzenlemeyle, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından tertip edilen müşterek bahisler eğlence vergisinden istisna tutulmuştur. Ayrıca, müşterek bahisler üzerinden alınan eğlence vergisinin matrahı ve oranı yeniden belirlenmiştir.

Buna göre;

Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından tertip edilen müşterek bahislerin her ne ad altında olursa olsun 5602 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01/04/2007 tarihinden itibaren eğlence vergisinden istisna tutulmuştur. Spor Toto Teşkilat Başkanlığı dışında müşterek bahisleri düzenleyenler tarafından, Kanunun 20’nci maddesinin (2) numaralı bendinde belirtilen matrah üzerinden % 5 oranının uygulanması suretiyle hesaplanan her aya ait eğlence vergisinin, takip eden ayın 20’nci günü akşamına kadar ilgili belediyeye bir beyanname ile bildirilmesi ve aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir.

Müşterek bahislere ait eğlence vergisinin, iştirakçilerden tahsil edilen toplam tutardan katma değer vergisi düşüldükten sonra kalan kısım üzerinden % 5 oranının uygulanması suretiyle hesaplanması gerekmektedir.

3 Seri numaralı Belediye Gelirleri Kanunu Sirkülerinde verilen örneğe göre, ABC  kurumu tarafından düzenlenen at yarışı için katılımcılardan 708.000.- YTL tahsil edilmiştir. Bu tutar üzerinden iç yüzde uygulanmak suretiyle (KDV oranı %18 olarak dikkate alındığında, KDV'li bedel X KDV oranı/100+KDV oranı) 108.000.- YTL KDV hesaplanmıştır.

Bu durumda, eğlence vergisinin matrahı (708.000 - 108.000) 600.000.- YTL olacaktır. Bu tutara, müşterek bahislere uygulanan % 5 oranının uygulanması suretiyle eğlence vergisi, 30.000.- YTL olarak hesaplanacaktır.

D-DİĞER KESİNTİ VE FONLAR:

i-                    3238 Sayılı Kanun’un 12/e-j bendi gereği Savunma Sanayi Fonuna, 25.8.1971 gün ve 1473 sayılı kanuna göre ayrılan payın tamamı ile mevcut veya ihdas edilecek her nevi müşterek bahislerden elde edilecek safi hasılatın tamamı yahut bu hasılattan Bakanlar Kurulunca tesbit edilecek orana göre hesaplanarak ayrılacak miktar,

ii-                  3230 Sayılı Kanun’un 3/b maddesi ile Türk Tanıtma Fonu’na, her nevi müşterek bahis tertibi sonucu sağlanacak hasılattan ikramiye olarak ayrılacak kısmın dağıtımından önceki toplamı üzerinden kesilecek % 5 paylar,

iii-                 351 Sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu’nun 28/c ve ç bentleri ile bu kuruma, c) At yarışları müşterek bahisler gelirlerinden zaruri harcamalar çıktıktan sonra kazanan biletlere ikramiye olarak ayrılacak paradan, dağıtımdan evvel top lamı üzerinden kesilecek % 5 hisse ile Futbol yarışmalarında tertip edilen müşterek bahisler gelirlerinden zaruri harcamalar çıktıktan sonra kazanan biletlere (Spor Toto kağıtlarına) ikramiye olarak ayrılacak paradan, dağıtımdan evvel, toplamı üzerinden kesilecek  % 10 hisse.

5602 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi gereği;

(1) İlgili kurum ve kuruluşlarca bir takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla hesaplanan kamu payları, izleyen ikinci ayın 15 inci günü mesai bitimine kadar Bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına yatırılarak genel bütçeye gelir kaydedilir.

(2) Yıllık kamu payı tahmini dikkate alınmak suretiyle Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Tanıtma Fonu, Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna aktarılmak üzere Bakanlık bütçesine ödenek konulur; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun yılı bütçesine ödenek ayrılırken bu paylar dikkate alınır. 

(3) Şans oyunları hasılatından yapılacak her türlü kesinti ve ayrılacak paylar ancak, bu Kanuna hüküm eklenmesi veya bu Kanunda değişiklik yapılması ile mümkündür.

IV-KANUNA AYKIRI EYLEM VE İŞLEMLER VE YAPTIRIM:

7258 Sayılı kanun’un 5’inci maddesi uyarınca, bu düzenlemelere aykırı olarak spor müsabakaları müşterek bahis tertip veya idare edenler veya bunlara ait biletleri bilerek satanlar ve  dağıtanlar ve sattıranlar veyahut dağıttıranlar mahallin en büyük mülkiye amiri tarafından zabıta marifetiyle menedilir. Haklarında tutulacak zabıt ile birlikte mahkemeye tevdi olunurlar.

Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın, spor müsabakaları ile ilişkili olarak sabit ihtimalli veya müşterek bahis oynatanlar, oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

            Yurt dışında oynatılan her çeşit bahis veya şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye'den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

            Her türlü bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

            Kişileri, reklam vermek ve sair surette, her türlü bahis veya şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, altı aydan iki yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

            Bu maddede tanımlanan suçlarla bağlantılı olarak, her türlü bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.

            Bu maddede tanımlanan suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

            Bu maddede tanımlanan suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin engellenmesine ilişkin hükümleri uygulanır.

6132 sayılı At Yarışları Hakkında Kanun’un 7’nci maddesi uyarınca bu kanun hükümlerine aykırı olarak her şekil ve surette müşterek bahisler veya yarış piyangosu tertip ve tanzim edenler ve bunlara ait her türlü evrakı(Matbaa, teksir, daktilo, fotokopi vesair suretlerde düzenleyenler ve düzenletenler), satanlar, dağıtanlar, sattıranlar veya dağıttıranlar mahallin en büyük mülkiye amiri tarafından zabıta marifetiyle men edilip, haklarında tutulan zabıtla birlikte Asliye Ceza Mahkemesine tevdi olunurlar. Oyunlara mevzu para geçici olarak müsadere edilir ve faillerin mahkümiyeti halinde Hazineye irat kaydedilir. Birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında üç aydan iki seneye kadar hapis ve 5000 (beşbin) liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası verilir. Kanun dışı oyun bir iş yerinde oynanmış veya oynatılmışsa, mahkeme bu iş yerinin bir aya kadar kapatılmasına karar verir.

    Özel düzenlemeler bunlar olmak üzere, genel Kanun olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama” başlıklı 228’inci maddesine göre de ayrıca değerlendirme yapmak gerekir. Düzenlemeye göre;

 

    (1) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kişi, bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

    (2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkân sağlanması hâlinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.

    (3) Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

    (4) Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kumar” başlıklı 34’üncü maddesi uyarınca ise;

(1) Kumar oynayan kişiye, yüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.

            (2) Bu kabahat dolayısıyla idari para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülki amir karar verir.

Bu bağlamda, 01.06.2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Suç Eşyası Yönetmeliği’nin 3’üncü maddesinde tanımı yapılan suç eşyalarına da el konulmaktadır.

 



[1] 5738 sayılı Spor Müsabakalarına Dayali Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanun ile 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun düzenlemelerinde tanımları verildiği biçimiyle bu çalışmamızın konusunu oluşturan;

 

i-Müşterek bahis: Sonucun kısmen iştirakçinin becerisine kısmen de tesadüfe bağlı olduğu yurt içinde ve yurt dışında tertiplenen her çeşit yarışma, müsabaka, spor oyunları ile herhangi bir olay veya durum üzerine, sonucun tahmin edilmesi esasına göre oynatılan ve iştirak edenler arasından doğru tahmin edenlere önceden belirlenen adet, tutar, oran veya mislî olarak ikramiye kazandıran oyunları,

 

ii-Sabit ihtimalli bahis oyunları: Yurt içinde ve yurt dışında tertiplenen spor müsabakalarına ait sonuçların veya etkinliklerin tahmin edilmesi esasına göre oynatılan ve iştirak edenler arasından doğru tahmin edenlere, önceden belirlenen bahis oranlarıyla ikramiye kazandıran oyunları

 

iii-Şans oyunları: İlgili mevzuat çerçevesinde yetki verilen kurum ve kuruluşlar tarafından tertip edilen ve sonucu tesadüfe dayalı olarak belirlenen her türlü oyunlar ile müşterek bahisleri ifade etmektedir.{jcomments on}

 

[2] CUMHURİYET Gazetesi, 14 Şubat 2003, sayfa 19

[3] CUMHURİYET Gazetesi, 14 Şubat 2003, sayfa 19

http://www.gib.gov.tr/fileadmin/user_upload/VI/GBG/Tablo_21.xls.htm

http://lingusconsult.com/at_yaris_yasa_disi_bahis.pdf.

[6]http://zaman.com.tr/wap.do?method=getHaber&haberno=969887&bolumno=0&altbolumno=0&sirano=5&sayfa=0&maxRead=maxRead

[7] Çocuk Esirgeme Kurumu, Kredi Yurtlar Kurumu, Savunma Sanayi, Türk Tanıtım Fonu ve GSGM

[8] AKŞAR Tuğrul,  Anadolu’nun Bütün Kulüpleri Birleşiniz., Dünya Gazetesi, 03.08.2009

http://kafatopu.wordpress.com/2010/03/23/global-bahis-pazari-ve-turkiye/

http://www.futbolistan.net/futbol-otoriteleri-bahis-vurgunu-pesinde.htm

[11]http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/cemilertem/2010/04/18/cemil_ertem_at_yetistiriciligi_ve_bahise_dikkat

http://kafatopu.wordpress.com/2010/03/23/global-bahis-pazari-ve-turkiye/

http://www.ortakticaret.com/category/internetten-para/sans-ve-bahis-oyunlari

[14] Referans Gazetesi, Yasadışı bahis sitelerinin cirosu 1 milyar doları buldu, 24.07.2007

[15] YILDIZ Habib, Elektronik Ticaretin Vergilendirilmesi, Vergi Dünyası ,Sayı 255, s:140

[16] AKKAYA Şahin, Elektronik Ticaret ve Temel Vergileme Sorunları, Vergi ve Muhasebeci ile Diyalog, Ocak 2002

[17] YILDIZ Habib, a.g.m., s.145

[18] YILDIZ Habib a.g.m., s.145

[19] CANGİR Niyazi, Sanal İşyeri I, Vergi Dünyası, Temmuz 2000

[20] A. Naci ARIKAN, Opsiyon Sözleşmelerinin İşleyişi ve Vergisel Boyutu, TÜRMOB Yayınları, Seri 2000-11 s.83

[21] VURAL Mahmut, Katma Değer Vergisinde Hizmetin Verildiği Yer-I, Vergi Dünyası, Ekim 2000

[22] VURAL Mahmut, Katma Değer Vergisinde Hizmetin Verildiği Yer-II, Vergi Dünyası, Kasım  2000

Bu İçerik  23690  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Murat Başaran Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

tbmm-logo

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Spor Kulüplerinin Sorunları ile

Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak

Alınması Gereken Önlemlerin

Belirlenmesi Amacıyla Kurulan

 

MECLİS ARAŞTIRMASI

KOMİSYONU

RAPORU

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

e- Bülten Üyeliği

E-Bülten listemize üye olmak için lütfen aşağıdaki alanları doldurunuz.

Spor Endexi

13.07.2018 Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

89.594

0,12

 bjk BJKAS

2,34

0,86

 fb FENER

28,00

0,72

 gs GSRAY

1,61

1,26

 trabzon TSPOR

1,28

2,40

 

       

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 18576856

Süper Lig İlhan Cavcav Sezonu 2017-18 Puan Durumu

 Sıra TAKIMLAR O G B M A Y AV P
1

Galatasaray

 34  24   3    7   75  33   42    75 
2  Fenerbahçe  34  21  9  4  78  36  42  72
3 Başakşehir

 34

 22  6  6  62  34  28  72
4

Beşiktaş

 34  21  8  5  69

 30

 39  71
5 Trabzonspor
 34  15  10  9  63  51  12

 55

6

Göztepe

 34

 13 

 10  11  49  50  -1  49
7

Sivasspor

 34  14  7  13  45  53  -8  49
8

Kasımpaşa

 34  13  7  14  57  58  -1  46
9

Kayserispor

 34  12

 8

 14  44  55  -11  44
10

Malatyaspor

 34  11  10  13  38  45  -7  43
11 Akhisarspor  34  11  9  14  44  53  -9  42
12 Alanyaspor  34  11  7   16   55  59  -4  40
13 Bursaspor  34  11  6  17  43  48  -5  39
14 Antalyaspor  34  10  8  16  40  59  -19  38
15 Konyaspor

 34

 9  9  16  38  42  -4  36
16 Osmanlıspor

 34

 8  9  17  49  60  -11  33
17 Gençlerbirliği  34  8  9  17  37  54  -17  33
18 Karabükspor   34   3  3  28  20  86  -66  12

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2018 Dünya Kupası 1.Tur 1.Grup Puan D.

Avrupa Elemeleri 1.Tur Grup I
Sıra TAKIM O G B M A Y PUAN AV
1

izlanda-bayrak İzlanda

10 7 1 2 16 7 22 9
2 hirvatistan-bayrak Hırvatistan 10 6 2 2 15 4 20 11
3 ukrayna-bayrak Ukranya

10

5 2 3 13 9 17 4
4

turk-bayrak Türkiye

10 4 3 3
14

13

15 1
5 finlandiya-bayrak Finlandiya
10 2 3
5 9 13 9

-4

6

kosova-bayrak Kosova

10 0 1 9
3

24

1 -21

Money Football League

2018 Deloitte Para Ligi Raporu   

“ Yirmibirincisi yayınlanan 2018 Deloitte Para Ligi Raporu’na göre Manchester United 676 Milyon Euro’luk geliriyle zirvedeki yerini korudu. Türk takımı bulunmayan Lig’in ilk 20’sinde 14 İngiliz Kulübü bulunuyor.
Raporu okumak için Tıklayınız

 


    

EkoLig-Foto

 

EkoLig - Futbol Ekonomisi Raporu, Türk Futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına alan ve futbolun finansal verilerini Avrupa'nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapor 
için tıklayınız 

 

 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için klikleyiniz

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.