Futbol Ekonomisi Genel Haber & makaleler
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel


Futbolun Siyasal Yüzü

batmaz210126

Av. Mustafa Batmaz - 21 Ocak 2026 Futbol, uzun yıllar boyunca yöneticiler ve uluslararası kurumlar tarafından siyasetten bağımsız bir alan olarak tanımlandı ancak gelinen noktada bu söylem, saha içindeki ve dışındaki gerçeklikle giderek daha fazla çelişiyor. Bugün futbol, yalnızca sportif rekabetin değil, aynı zamanda siyasi mesaj verme ve politik güç gösterme sahnesi hâline gelmiş durumda. Son dönemde Kadınlar Kulüpler Dünya Kupası etrafında şekillenen LGBTQ+ tartışmaları, Afrika Uluslar Kupası’nda yaşanan sembolik bir penaltı anı ve 2026 Dünya Kupası’na katılımın ülkelerin parlementolarında tartışıldı hale gelmesi, futbolun siyasal yüzünü tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.

 

2028 Kadınlar Kulüpler Dünya Kupası’nın Katar’da oynanacak olması futbolun hangi değerleri temsil ettiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Katar devletinin politik görüşü, LGBTQ+ haklarını, kadınların hukuki statüsünü, kamusal alandaki özgürlüklerini ve kadınların ifade özgürlüklerini sınırlayan bir yapıdadır. Ancak FIFA, kadın hakları, cinsel eşitlik ve toplumsal kapsayıcılık ilkelerini desteklerken, Katar’da bu turnuvayı düzenlemesi ciddi eleştiriler ve kaçınılmaz bir çelişkiyi ortaya çıkarmıştır. Körfez ülkelerinin özellikle spor ve eğlence alanına yaptığı yatırımlar gün geçtikçe artmakta. Yeni gelir yöntemleri yaratarak sadece fosil yakıt üzerine değil çeşitli ekonomik planlamalarla gelir yaratmanın yollarını aramaktadırlar. Bunlardan en önemlisi de futbol. FIFA’nın savunduğu görüşlerle bu kadar zıt görüşlere sahip olan Katar’da bu organizasyonların yapılması paranın ve siyasetin gücünü bir kez daha gözler önüne sermekte. Katar’ın sağladığı ekonomik finansman FIFA’nın ilkelerinden üstün gelmiş ki bu turnuva planlamasını yapabiliyorlar.

 

Futbol, siyaset ve ekonomi üçgenin kuvveti FIFA’nın ilkelerinin sadece kâğıt üzerinde olduğunun bir göstergesi.

Futbolun siyasal boyutunun bir diğer çarpıcı örneği ise Afrika Uluslar Kupası’nda yaşandı. Bildiğiniz üzere bu sene kupa Fas’ta oynandı. Final maçında Fas’ın kritik bir penaltıyı kaçırmasının ardından FIFA Başkanı Gianni İnfantino’nun kameralara yansıyan üzgün görüntüsü, ilk bakışta insani bir refleks gibi görünse de, kısa sürede tarafsızlık tartışmalarını beraberinde getirdi. Küresel futbolun en tepesindeki ismin, sahadaki tek bir an üzerinden dahi belirli bir ülkeye yönelik duygusal bir tepki vermesi, dünya futbolunun regülatörü konumundaki FIFA’nın “eşit mesafe” ilkesinin ne kadar kırılgan hâle geldiğini gösterdi. Burada mesele bir penaltı ya da bir mimik değil; futbol yöneticilerinin davranışlarının artık kaçınılmaz biçimde siyasi ve sembolik anlamlar üretmesi. FIFA ve UEFA’nın kirli geçmişi akıllara geldiğinde turnuvanın oynandığı ülkenin milli takımının kaçırdığı penaltıya üzülen bir FIFA başkanın bu tepkisinin ne kadar insani ve rastlantısal olduğu bir hayli şüpheli. 

 

Bu tabloyu tamamlayan en önemli başlıklardan biri ise 2026 Dünya Kupası süreci. ABD’nin son dönemdeki politikası ve turnuvanın ABD’de düzenlenecek olması, bazı ülkelerde futbol kamuoyunun ötesine geçen siyasi tartışmaları tetikledi. Özellikle ABD’nin Grönland üzerindeki egemenlik ve kontrol arayışını yeniden gündeme getirmesi, bu tartışmaların merkezinde yer aldı. ABD’nin Grönland’ı satın alma ya da fiili etki alanına dönüştürme yönündeki söylemleri, bazı ülkelerde uluslararası hukuk ve egemenlik hassasiyetleri üzerinden sert eleştirilere yol açarken, bu rahatsızlık Dünya Kupası’na katılım meselesinin doğrudan parlamentolarda tartışılmasına kadar uzandı. Meclislerde sorulan temel soru şuydu: “ABD’nin bu politikalarına karşı, Dünya Kupası gibi küresel bir organizasyona katılmamak ev sahibi ülkeye dolaylı bir mesaj verir mı?” Böylece futbol, sportif bir faaliyetten ziyade siyasi bir duruşun aracı olarak ele alınmaya başlandı. Tartışılan boykot ihtimalleri çoğu zaman fiili bir çekilmeden ziyade sembolik bir mesaj niteliği taşısa da, bu durum futbolun artık devletlerin dış politika reflekslerinin bir parçası hâline geldiğini açıkça gösterdi.

 

Tüm bu örnekler bir araya getirildiğinde ortaya çıkan tablo, futbolun artık siyasetle iç içe geçmiş bir alan olduğu yönünde. Kadınlar Kulüpler Dünya Kupası’nda değerler üzerinden yürüyen tartışmalar, AFCON’da bir penaltı anının bile siyasi algılar üretmesi ve Dünya Kupası’na katılım kararlarının ülkelerin meclis gündemine taşınması, futbolun küresel ölçekte bir politik mesaj alanına dönüştüğünü kanıtlıyor. Sporun birleştiriciliği günümüz dünyasında ikinci plana atılmış durumda. Ülkelerdeki streslerin, sıkıntıların ve problemlerin bir anlığına da olsa unutulduğu milli turnuvalar artık parlementoların tartışma konusu haline gelmiş bulunmakta. Tüm bu problemin çözümünün futbolun her ferdinin şapkasını önüne koyarak düşünmesi gerektiğinden yanayım, hem FIFA’nın hem parlementoların hem de bireylerin. Aksi halde hepimizin saf duygular beslediği bu futbol oyunu siyasetin bir parçası olarak kalacaktır.

 

 
Zeynep, Mutluluk Bakanlığı’na Bir Adım Daha Yakın

zeynep-sonmez-2.jpg

Ömer Gürsoy - 21 Ocak 2026 Bazı sporcular kazanır.

Bazıları tarih yazar.

Bazıları da kazandıkça bir ülkenin ruh hâlini değiştirir.

 

Zeynep Sönmez, şu sıralar üçüncü gruba hızla yükseliyor.

 

Avustralya Açık’ta elemeden geldiği turnuvada önce ikinci tura, şimdi de üçüncü tura yükseldi. Bu sadece bir tur atlama hikâyesi değil; bu, Türk tenis tarihine atılmış bir imza daha.

 

Daha birkaç gün önce “Zeynep tarih yazıyor” demiştik. O gün ikinci turdaydı.

Bugün artık başlığı güncellemek gerekiyor:

Zeynep tarih yazmaya devam ediyor.

 

Keşke bu maçları, Wimbledon’da olduğu gibi, şifreli kanallarda değil de TRT ekranlarında izleyebilseydik.

Çünkü bu toplumun sporla kurduğu bağın hafızası güçlüdür. Yıllar önce insanlar Muhammed Ali’nin maçlarını izlemek için gecenin bir yarısı uyanırdı. O geceler sadece boks izlenmezdi; bir ülke ortak bir heyecanın etrafında buluşurdu.

 

Zeynep’in maçları da tam olarak bunu yapıyor.

Sadece tenis severleri değil, “Bizden biri dünya sahnesinde” diyen herkesi ekran başına çekiyor.

 

Geçmişte, Wimbledon’da üçüncü tur oynadığında yazdığım bir yazıda, biraz tebessümle ama oldukça ciddi bir cümle kurmuştum:

“Zeynep bir gün bu ülkenin mutluluk bakanı olabilir.”

 

Bugün dönüp baktığımda o cümlenin bir benzetmeden çıkıp toplumsal bir karşılığa dönüştüğünü görüyorum.

 

Çünkü Zeynep Sönmez’in başarısı bir anda ortaya çıkmadı.

Bu hikâyenin bir de arka planı var.

 

İki yıl önce Zeynep’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmesiyle başlayan süreç, aslında önemli bir eşikti. Ardından Türk Hava Yolları’nın uzun süreli sponsorluk anlaşması geldi. Bu sadece bir sponsorluk değildi; bu, tam anlamıyla profesyonel bir ekip, planlama ve vizyon demekti.

 

Zeynep zaten uzun süredir Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Olimpik Havuzu içindeydi. Yani yetenek görülmüş, sistemin içine alınmıştı.

 

THY’nin “uluslararası rekabette öncü olma” vizyonu da bu yapıyla örtüşünce, adım adım bugün gördüğümüz tablo ortaya çıktı.

THY’nin yıllardır daha uzağa, daha yükseğe, daha rekabetçi anlayışıyla dünya sahnesinde attığı cesur adımlar, sanki Zeynep Sönmez’in kariyerine de yansımış gibiydi; her turnuvada sınırlarını biraz daha zorlayan, yerel başarıyla yetinmeyip küresel rekabeti hedefleyen bir tenisçi profili ortaya çıktı.

THY’nin uluslararası rekabette öncü olma vizyonu, Zeynep’in korttaki yürüyüşüne adeta sirayet etti; artık hedef sadece katılmak değil, dünya sahnesinde kalıcı olmaktı.

 

Ve işte sonuç:

Wimbledon üçüncü turu…

Avustralya Açık üçüncü turu…

Artan ilgi…

Artan sempati…

Artan umut…

 

Üstelik sadece kazandığı maçlarla değil; Melbourne’de sıcaktan fenalaşan top toplayıcıya ilk koşanlardan biri olmasıyla, sportmenliğiyle, sakinliğiyle…

 

Belki resmî bir bakanlık yok.

Ama belli ki Zeynep Sönmez, kazandıkça bu ülkeye mutluluk dağıtan özel bir görevde.

 

Hikâye bitmedi.

Aksine, her yeni turda biraz daha büyüyor.

 

 
Spor Sponsorluğu Uygulamasında 23 Soru, 23 Yanıt- Beşinci ve Son Bölüm

20.02.2026 MB-MB

Murat Başaran -20 Ocak 2026 Sporda Sponsorluk Uygulaması yazı dizimizin beşinci ve son bölümüne gelmiş bulunuyoruz. Bu son yazımızda da yeni sorularımızı yanıtlayarak Sporda Sponsorluk Uygulaması yazı dizimizi tamamlamış olacağız. 

Devamını oku...
 
Zeynep Sönmez’den Tarihi Zafer

18.01.2026ZS

Ömer Gürsoy- 18 Ocak 2026 Zeynep Sönmez’den Tarihi Zafer Ben genellikle sistem, yapı ve kurumsallık üzerine yazılar kaleme alırım.

Devamını oku...
 
Spor Sponsorluğu Uygulamasında 23 Soru, 23 Yanıt- Dördüncü Bölüm

17-01.26 MB

Murat Başaran -17 Ocak 2026 Spor Sponsorluğu uygulamasına yönelik olarak kaleme aldığımız yazı dizimizin dördüncü bölümünü bu hafta sizlerle paylaşıyorum. 

Devamını oku...
 
“Kupalar Parayla, İmaj Sporla: Suudi Arabistan’ın Milyarlarca Dolarlık Sportswashing Projesi”

17Ocak 2026 Sports

Hüseyin Özkök-17 Ocak 2026 Suudi Arabistan, imajını spora yaptığı milyarlarca euro yatırımlarla parlatıyor.

Devamını oku...
 
Dolu Kupa, Boş Kasa: Türk Futbolunun Gerçek Tablosu

 

15.01.2025RCDoç.Dr.Recep Cengiz-15 Ocak 2026Türk futbolunda başarı artık bir ödül değil; çoğu kulüp için yaklaşan felaketin başlangıcı. Bir sezon zirveye çıkan, Avrupa’da boy gösteren ve büyükleri deviren kulüpler; birkaç yıl içinde borç batağına saplanıyor, yönetim krizlerine giriyor, ardından hızla aşağıya sürükleniyor.

Devamını oku...
 
TMOK ve TMPK Rutinin Dışına Çıkmalı!
15 Ocak 2026 1
Ömer Gürsoy- 14 Ocak 2026 Yıllar önce (2012) Habertürk Gazetesi’nde ki köşemde TMOK üzerine kaleme aldığımız bir yazıda, meseleyi bir metafor üzerinden anlatmış, asıl konuların tali tartışmaların gölgesinde kalmaması gerektiğine dikkat çekmiştik.
Devamını oku...
 
Türkiye Kadınların Oynadığı Futbolda Neden Geri Kaldı? (I)

 14Ocak26 KF

Tuğrul AKŞAR- 14 Ocak 2026 Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Avrupa’da kadınların oynadığı futbolda bir yükseliş var. Kadınların oynadığı oyun bu ülkelerde önemli potansiyelleri harekete geçiriyor.

Devamını oku...
 
Futbolun Yeni Nesil Formatları: Golazo, Kings League, Baller League...

berkegokceoglu kingsleaguestadyum

Ahmet Berke Gökçeoğlu – 13 Ocak 2026 Futbol denince hâlâ aklınıza şu geliyor olabilir: İki takımın 11’e 11, 90 dakika boyunca mücadele ettiği, her geçen yıl kulüplerin ekonomik büyüdüğü, sporcuların elitleştiği bir spor. Ancak dijital çağda bu tanım, özellikle genç izleyici nezdinde giderek daha fazla sorgulanmaya başladı.

Evet, yeni nesil futbolu sıkıcı buluyor. Bunun en temel sebebi yeni neslin yeni içerik tüketim alışkanlıkları ile futbolun geleneksel formatının uyuşmaması.

Geleneksel, büyük organizasyonlar farklı stratejilerle dijital dönüşümü ve yeni nesili yakalamaya çalışırken dönüşümün ilk başarılı adımları ise, geleneksel liglerin dışından geldi. Eski futbolcuların, ünlü isimlerin ve influencerların (içerik üreticileri de diyebiliriz) dahil olduğu kısa formatlı organizasyonlar, yazımın başında verdiğim futbol tanımını değiştirmeye başladı.

Almanya’da başlayan Baller League, Gerard Piqué’nin öncülüğünde kurulan Kings League ya da Türkiye’de geçtiğimiz günlerde ikinci etkinliğini düzenleyen Golazo Cup gibi yapılar, futbolu baştan sona farklı kurguluyor, oynuyor ve izletiyor.

İki yazı olarak planladığım dizimin ilk yazısında, bu organizasyonların basitçe ne olduklarını, ortak özelliklerini ve onları başarıya götüren, geleneksel futbol ile temel farklarını yazacağım.

 

Nedir bu Kings League, Baller League, Golazo…?

Futbolu klasik anlayışının dışına taşıyan yeni nesil organizasyonlar. Ortak noktaları, futbolu 90 dakikalık bir maçtan ziyade kısa, tempolu ve eğlence odaklı bir deneyim olarak kurgulamaları.

Maçlar küçük sahalarda yediye yedi veya altıya altı oynanıyor, eğlenceyi arttırmak amacıyla kurallarda maç içerisinde bile değişiklikler yapılıyor, takım sahipleri, teknik direktörleri ve oyuncular eski futbolcular, ünlüler ve influencerlardan oluşuyor, yayınlar YouTube ve diğer dijital kanallardan yapılıyor ve en önemlisi organizasyonlar kendilerini klasik bir lig yerine show olarak tanımlıyor. 

berkegokceoglu golazotanitim

 

Klasik formatlı futboldan farkları neler?

Yeni nesil organiasyonların en temelde ortak noktası, sürenin kısalması ve dinamizmin artması. Daha küçük sahalarda, daha az oyuncuyla oynanan maçlar, duraksamaların minimize edildiği, temposu sürekli yüksek tutulan bir deneyim sunuyor. Bu yaklaşım, belki de hepimizin biraz da olsa sıkıldığı, yeni neslin hiçbir zaman bağlanamadığı futbolun taktiksel bir satranç oyununa dönüşümünden bir kaçış gibi.

Kurallar da bu hedef doğrultusunda esnetiliyor. Bazen gol değerleri değişiyor, bazı goller 2 veya 3 gol sayılıyor, maç içinde sürpriz kararlar alınıp oyunun akışı aniden değişiyor. Rekabet dengesinden çokizleyici deneyimi merkeze alınıyor. Amaç maçın her anının izlemeye değer olması.

Bu formatların bir diğer ayırt edici yönü, sahadaki oyuncu profili. Futbolda artık her oyuncunun hem fiziksel hem zihinsel elit seviyelerde olması standart haline gelmişken, yeni nesil organizasyonlarda sahada göbekli eski futbolcuları, ünlüleri ve influencerları izliyoruz. Bu karar organizasyonlara, izleyicinin sahadaki isimlerle bağ kurabilmesi ve organizasyonun pazarlama gücünün artmasının yanında futbolun standartlarının dışı fizik ve performansların getirdiği eğlenceyi de katıyor.

Belki de en kritik fark ise organizasyonların izleyiciyle buluşma biçiminde. Yeni nesil organizasyonlar için televizyon ana mecra değil. Yayınlar YouTube, Twitch, TikTok ve Instagram gibi dijital platformlardan yapılıyor. Dijital platformlar organizasyonlara düşük maliyetlerle, anlık olarak küresel kitlelere ulaşma imkanı veriyor.

Yayınların kurgusu da yeni nesilin medya tüketim alışkanlıklarına göre yapılıyor. Canlı yayınla eş zamanlı sohbet, maçların dışında etkinlikler, influencer’ların kendi kanallarından gün içinde yayınları, kısa video kliplerle anında sosyal medyada viral olan pozisyonlar…  

Son fark ise maç günü deneyiminde. Klasik futbolda bir izleyici stadyumdaki yerini aldığında maç başlayana kadar birkaç marş dinlerken yeni nesil organizasyonların deneyimi çok daha zengin. Bu organizasyonlar baştan sonra bir eğlence etkinliği olarak düzenleniyor. NBA All-Star hafta sonlarına benzer bir atmosfer yaratılıyor. Konserler, şovlar, interaktif oyunlar, markaların etkinlikleri kendine yer buluyor. Üzerine bir de izleyiciler için orada bulunann ünlüleri, influencerları ekleyince izleyici için zengin bir deneyim ortaya çıkmış oluyor.

 

Kapanış

Geleneksel ligler eski yapıyı yeni beklentilere uyarlamaya çalışıyor. Kısa özetlerle, sosyal medya paylaşımlarıyla yeni nesili yakaladığını sanıyor. Buna karşılık yeni organizasyonlar futbolu baştan sona farklı bir mantıkla tasarlıyor.

Aslında bu organizasyonların geleneksel futbolun ve liglerin yerine geçme amacı yok. Ancak 'dijital çağ için futbol' anlayışıyla futbolun etrafında gelişen yeni bir yan ürün, belki yeni bir kategori olarak büyük potansiyel taşıyorlar.

Bugün itibarıyla bu organizasyonlar, geniş izleyici kitlelerine ulaşma ve sponsor ilgisi yaratma konusunda dikkat çekici bir ivme yakalamış durumda. Buna karşın asıl sorulara cevap bulabilmek için henüz erken. Bu ilgi kalıcı bir ekonomik yapıya dönüşebilir mi? İş modelleri sürdürülebilir mi, yoksa geçici bir “hype” mı? Ve belki de en kritik soru: Bu yeni formatlar, zamanla geleneksel futbol ekosistemi içinde nasıl ve ne kadar bir büyüklükte konumlanacaklar?

Ekonomik boyutlarını, gelir modellerini ve geleneksel futbol üzerindeki olası etkilerini yazı dizimin ikinci yazısında ele almaya çalışacağım.

 

 
Sayfa 1 / 112

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 1281 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 55917756

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1