Padel Patlaması ve “Kırarsanız, Sizin Olur…”
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ömer GÜRSOY Padel Patlaması ve “Kırarsanız, Sizin Olur…”

Padel Patlaması ve “Kırarsanız, Sizin Olur…”

1q2padel-servis

Ömer Gürsoy- 26 Ocak 2026 Bu yazımın ilk cümlesine aslında yaklaşık yirmi gün önce başlamıştım.

 Masamda bekleyen padel yazısı; Zeynep Sönmez’in yükselen grafiği, Ergin Ataman gündemleri derken bugüne kadar ötelenip durdu.

Ama bazı konular vardır; bekledikçe daha da anlam kazanır.
İşte padel tam olarak böyle bir yerde duruyor.
 
Sporu Nereden Okuduğunuz Her Şeyi Değiştirir
 
Bir spor branşını doğru değerlendirebilmenin ön koşulu, ona nereden baktığınızla doğrudan ilişkilidir. Protokol tribününden yapılan okumalar çoğu zaman vitrini gösterir; sahanın içinden yapılan okumalar ise oyunun özünü.
 
Sporun damıtılmış hâli ancak sporcuya yaklaşıldığında görünür olur.
Çünkü bir branşın gerçek dinamikleri; istatistiklerde değil, sporcunun yükünde, gelişim sürecinde ve sistemle kurduğu ilişkide saklıdır.
 
 
Sahaya Tribünden Değil, İçinden Bakmak
 
Bu yaklaşım, yıllar boyunca hem bir sporcu velisi olarak hem kamu görevlerim kapsamında hem de;
• Basketbol Federasyonu’nda 12 Dev Adam efsanesinin yaratılmasında,
• Futbol Federasyonu bünyesinde engelliler futbolunun dünya markası hâline gelmesi
 
süreçlerinde üstlendiğim sorumluluklarda benimsediğim temel bakış açısı olmuştur.
 
Sahaya her zaman tribünden değil, sahanın içinden baktım.
Protokolden oyunu izlemek yerine, oyunun kendisini anlamayı tercih ettim.
 
Gençlik ve Spor Bakanlığı Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu üyeliğim sırasında da federasyonları değerlendirirken baktığım temel kriter şuydu:
bütçenin yüzde kaçı doğrudan sporcu gelişimine yansıyor?
 
Bugün padel branşını değerlendirirken de çıkış noktam aynıdır:
sporcu odaklı, saha temelli ve sürdürülebilir bir gelişim perspektifi.
 
Sporcunun terinin ne olduğunu bilmek gerekiyor; bazen mini minnacık bir empati bile yeterlidir.
 
 
Padel Türkiye’de Büyüyor Ama Nasıl?
 
Son yıllarda Türkiye’de padelin yaşadığı hızlı büyümeyi yalnızca tesis sayıları, yatırım hacmi ya da popülerlik üzerinden değil; kurumsal gelişimsporcu üretim kapasitesi ve yönetim sorumluluğu üzerinden okumak gerektiğini düşünüyorum.
 
Dünya genelinde padel baş döndürücü bir hızla gelişirken, Türkiye’de özel sektör adeta bir tesisleşme seferberliği başlatmış durumda.
Öyle ki, son yıllarda Türkiye’de en çok tesis yapılan spor branşı hiç kuşkusuz padel oldu.
 
Bu ilgi yalnızca yatırımcılarla sınırlı değil.
Ünlü futbolcular, padel tutkusunu bir adım öteye taşıyarak kendi tesislerini kurmak için kolları sıvadı. Avrupa ortalamasının üzerindeki kort kiralama ücretleri ve spora olan yoğun ilgi, özellikle tenisten para kazanmayı bilen tenis aktörlerini hızla padel kulüpleri açmaya yöneltti.
 
 
Peki Bu Hareketlilik Kurumsal Gelişime Yansıyor mu?
 
2025 Şubat ayında –benim de yazılarımda ısrarla desteklediğim şekilde– padel branşı Türkiye Tenis Federasyonu’na bağlandı.
 
Bu kararın ardından,
2025 Temmuz ayında Padel Milli Takımı; Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya, Genel Müdür Veli Ozan Çakır ve TTF Başkanı Şafak Müderrisgil’in, bürokratik zorluklara rağmen aldıkları sorumluluk sayesinde tarihinde ilk kez resmî olarak Avrupa Şampiyonası’na katıldı.
 
Kasım 2025’te ise Uluslararası Padel Federasyonu (FIP), Türkiye Tenis Federasyonu’nu resmen akredite etti.
 
Kâğıt üzerinde her şey doğru yönde ilerliyor gibi görünüyor.
 
Ama Sahada Yaprak Kımıldamadı
 
Üzülerek söylemek gerekir ki, Şubat ayından itibaren branşın gelişimi adına Federasyon, özel sektör kadar aksiyonel davranamadı.
“Yaprak kımıldamadı” dersek abartmış olmayız.
 
Oysa Tenis Federasyonu’na bağlanmasının üzerinden geçen 10 aylık süreçte;
• antrenör ve hakem eğitimleri,
• kulüp tescilleri,
• Türkiye Şampiyonaları,
• gelişim kampları
 
gibi temel bürokratik hazırlıklar rahatlıkla yapılabilirdi.
 
Bugün tescilini yaptırmış tek bir padel kulübü var mı, bilmiyorum.
Daha da dramatik olan ise geçtiğimiz on bir aylık süreçte lisanslı padel sporcu sayısının otuzlu, kırklı rakamlarla sınırlı kaldığını tahmin etmemdir.
 
Faaliyetin olmadığı yerde, lisansa da gerek kalmıyor doğal olarak.
 
 
Doğa Boşluk Kabul Etmez
 
Şu an Türkiye’de –ne yazık ki korsan şekilde– kulüpler ve kurumlar, federasyondan tamamen bağımsız turnuvalar düzenlemeye başladı bile.
Yüzlerce kişi lisansa ihtiyaç duymadan bu organizasyonlara katılıyor.
 
Birçok kulüp, yurt dışından getirdikleri antrenörlerle sürekli workshop’lar düzenliyor.
Birçok Türk sporcu ve antrenör adayı ise yurt dışında yüksek bedeller ödeyerek seminerlere katılıyor, belgeler alıyor.
 
Doğa boşluk kabul etmez;
yönetimdeki boşluk da sahada mutlaka karşılığını bulur.
 
Bu süreç böyle devam ederse, federasyona açıkça şu söylenecektir:
“Gölge etme, başka ihsan istemez.”
 
 
 
“Kırarsanız, Sizin Olur”
 
Burada, daha adaylık sürecindeyken destek verdiğim Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Sayın Şafak Müderrisgil için sıkça kullanılan ve çok şey anlatan bir metaforu hatırlatmak istiyorum:
 
“Kırarsanız, sizin olur.”
 
Eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak’ın işgali sürecinde Başkan Bush’a şu uyarıyı yapmıştı:
Bazı mağazalarda asılı olan “kırarsanız almak zorundasınız” tabelalarından yola çıkarak şöyle demişti:
 
“Yirmi beş milyon insan sizin olacak.
Onların umutları, beklentileri ve sorunları da sizin olacak.”
 
Bugün padel için durum bundan farklı değil.
 
Şubat 2025’te padel branşının yetkisini aldığınızda, yalnızca bir spor dalını değil;
Türk padel oyuncularının hayallerini, antrenör adaylarının beklentilerini ve tesis yatırımcılarının umutlarını da almış oldunuz.
 
 
 
Irmak Akıyor Ama Yatağı Yok
 
Zaman hızla geçiyor.
Padel kulüpleri her geçen ay çoğalıyor.
Biz bürokrasiyle uğraşırken ırmak hâlâ dizginsiz akıyor.
 
Ancak bu ırmağın bir yatağa, bir sisteme ve bir vizyona ihtiyacı var.
Aksi hâlde bugün kontrolsüz akan bu ırmak, ilerleyen yıllarda ciddi sorunlar doğuracaktır; tıpkı teniste yaşadıklarımız gibi.
 
Tenis Federasyonu’nun önünde artık net bir sorumluluk duruyor:
 
Padeli sadece bünyesine almak yetmez.
Onu yönetmek, geliştirmek ve geleceğe hazırlamak gerekir.
 
Çünkü kırılan vitrin artık sizin.
 
 
Yüzyılın Sözü
 
Çözüm, çözdüğünden daha büyük sorun yaratmamalıdır.
 
 
Dünyada Padel: Nereye Gidiyoruz?
 
Her zaman söylediğim gibi;
dünya tenisi ile aramızda yaklaşık 100 yıllık bir mesafe var.
Padelde ise bu fark bugün için en az 20 yıl.
 
Ama asıl tehlikeli olan şu:
Bu fark sabit kalmıyor.
 
Dünya padeli her yıl hızlanırken, biz yerimizde saydıkça aradaki mesafe her yıl 5’er yıl daha açılıyor.
2025’te 20 yıl olan fark, 2026’ya geldiğimizde 25 yıla ulaştı bile.
 
İşte bu yüzden “dünya padeli”nin bugün geldiği noktayı görmek, sadece bir karşılaştırma değil; geleceği doğru okumak açısından da hayati önemde.
 
 
Padel Dünyada Nereye Geldi?
 
Padel, son yılların en hızlı büyüyen spor dallarından biri.
Bugün sadece bir “trend” değil; milyonlarca insanın oynadığı, ciddi bir ekonomik hacim yaratan küresel bir spor ekosistemi.
 
Küresel Ölçek
• 130’dan fazla ülkede oynanıyor.
• 25–30 milyon civarında aktif oyuncu olduğu tahmin ediliyor.
• Özellikle Avrupa’da olağanüstü bir büyüme gösteriyor.
 
Ekonomik Güç
• Tesis yatırımları, ekipman satışı, turnuvalar, sponsorluklar ve yayın haklarıyla birlikte
2 milyar Euro’nun üzerinde bir küresel büyüklüğe ulaştığı kabul ediliyor.
• Avrupa’da her yıl yüzlerce yeni padel kulübü açılıyor.
 
 
İspanya: Padelin Kalbi
• 6 milyondan fazla kişi düzenli olarak padel oynuyor.
• 15.000’in üzerinde padel kortu bulunuyor.
• 4.000’e yakın kulüp aktif olarak faaliyet gösteriyor.
• Padel, futboldan sonra en çok oynanan ikinci spor konumunda.
 
 
İtalya: Patlama Yaşayan Pazar
• 1 milyonu aşkın aktif oyuncu
• 7.000’den fazla padel kortu
• Eski futbolcular ve futbol kulüpleri yatırımın öncüsü
 
İtalya Tenis ve Padel Federasyonu (FITP), tenis ve padeli tek bir idari yapı altında yönetiyor.
Bu model, padelin gelişimi açısından etkili bir örnek olarak öne çıkıyor.
 
                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  48  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 975 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56057613

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1