Kural Uygun Ama Adil mi? (Finansal Fair Play üzerine Bir Değerlendirme)
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Kural Uygun Ama Adil mi? (Finansal Fair Play üzerine Bir Değerlendirme)

Kural Uygun Ama Adil mi? (Finansal Fair Play üzerine Bir Değerlendirme)

1-27-FF 

 Recep Cengiz- 27 Ocak 2026 Bu çalışma, futbolun kurumsal yapısında ahlak, etik ve fair play kavramlarının finansal fair play anlayışıyla olan bütüncül ilişkisini incelemektedir.

Çalışmanın temel savı, finansal fair play’in yalnızca teknik bir mali düzenleme değil; futbolun sürdürülebilirliğini ve rekabet ahlakını korumaya yönelik normatif bir sistem olduğudur.

Ahlak, genel anlamıyla bir toplumdaki bireylerin benimsediği veya uymak zorunda olduğu davranış biçimleri ve kurallar bütünüdür; bireyin doğru ve yanlışı ayırt etmesini sağlayan ilkeler ve değerleri içerir (TDK, 2016; Akbaba, 2008). Her toplumun ahlak sistemi farklı olup zaman içinde değişebilir ve tecrübenin değil, aklın ve bilinçli seçimin eseridir (Kulaksızoğlu, 2007; Yeşilyaprak, 2004).

Etik ise, ahlaki kuralları eleştirel bir bakışla inceleyen, doğru-yanlış ve iyi-kötü kavramlarını sorgulayan felsefi bir disiplindir; ahlakın pratikteki uygulaması olan değerleri değerlendirir ve yönlendirir (Özlem, 2010; Baudot, 2002; Cevizci, 2017). Felsefe tarihinde Sokrates, Platon, Aristoteles, Kant, Mill ve Rousseau gibi düşünürler ahlakı farklı boyutlarda ele almış, iyilik, erdem ve mutluluk kavramları üzerinden insan davranışlarını açıklamaya çalışmışlardır (Hançerlioğlu, 1996; Ülken, 2001; Topses, 2006).

Etik, ideal ahlakı arayan ve bu doğrultuda topluma önerilerde bulunan bir disiplindir. Bu öneriler, ortak akla ve insanlığın tarihsel deneyimine dayanmakta; bireylere ne yapmaları ya da yapmamaları gerektiği konusunda rehberlik etmektedir. Etik bu yönüyle, yalnızca davranışlara değil, davranışların dayandığı ilkelere ve gerekçelere odaklanmaktadır (Erondu, Sharland & Okpara, 2004).

Bilimsel açıdan değerlendirildiğinde ahlak ve etik arasında önemli bir işlevsel ayrım bulunmaktadır. Ahlak, toplumda yaygın olarak benimsenen erdemli tutum ve davranışların pratik görünümünü ifade ederken; etik, bu ahlaki yaşamın teorik ve felsefi çözümlemesini yapmaktadır (Yaran, 2010). Bu bağlamda ahlak, bireyin gündelik yaşamında ortaya koyduğu değerler sistemi iken; etik, bu sistemin eleştirel ve kuramsal incelemesidir. Ahlak ile etik arasındaki bu ayrım, kuram–uygulama ve genişlik–darlık ilişkisi şeklinde de ifade edilebilir (Aydın, 2001).

Ahlak bir olgu, etik ise felsefenin temel disiplinlerinden biridir. Etik, doğru ve yanlış davranışın teorisini oluştururken; ahlak bu teorinin pratik yaşamdaki karşılığıdır. Bu nedenle “etik ilkeler”den ve “ahlaki davranış”tan söz etmek kavramsal olarak daha tutarlı bir kullanım oluşturmaktadır (Taş, Bingöl & Cebeci, 2005). Felsefenin bir dalı olarak etik düşüncenin kökenleri yaklaşık 2500 yıl öncesine uzanmakta; insan eylemlerinin ahlaki değerini sorgulamak etik tartışmalarının temel konusunu oluşturmaktadır (Kaplan, 2009; Yılmazer & Çevik, 2011).

Etik, belirli durumlarda ne yapılacağını doğrudan söylemekten çok, değerlendirme yapabilmek için gerekli olan değer ve eylem çerçevesini sunar. Bu nedenle etik tartışmalarının merkezinde, insan eylemlerini ahlaki açıdan değerli ya da değersiz kılan ölçütlerin belirlenmesi yer almaktadır (Tepe, 1998). Toplumlarda zaman zaman etik dışı davranışların görülmesi, özellikle iş yaşamında ve örgütlerde etik konusunu daha da önemli hale getirmiştir (Prasad & Mills, 2010).

Örgütsel bağlamda etik yönetim sistemleri, bireysel tutum ve davranışları dönüştürerek kurumlara olan güvenin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Yöneticilerin bireysel davranışları, kurumun etik değerlerini ne ölçüde benimsediğini ve uyguladığını göstermektedir (Pučėtaitė & Lämsä, 2008; Price & Walt, 2013). Yönetim etiği; dürüstlük, güven, adalet, saygı, sorumluluk, sosyal sorumluluk, kalite, güvenlik, takım çalışması ve çatışma yönetimi gibi pek çok alanı kapsayan geniş bir uygulama çerçevesine sahiptir (Kaplan, 2009; Özgener, 2002).

Spor alanında ise etik değerler, spor ahlakı ve fair play davranışları yalnızca kurallarla dayatılabilecek unsurlar değil; bireyin iç dünyasında anlam kazanan, içselleştirilmiş değerler bütünüdür. Kulüplerin birer örgüt olarak iş etiği ve yönetsel etik açısından değerlendirilmesi bu nedenle kaçınılmazdır. Sporda iş etiği; amaçlar, görevler, sorumluluklar ve bireylerin tutum ve davranışlarını iyi–kötü, doğru–yanlış çerçevesinde sistematik biçimde ele alan bir düşünsel yapı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ahlak ve etik kavramları günlük dilde birbirine yakın görünse de aralarında önemli bir fark vardır. Ahlak, toplumun doğru‑yanlış ve iyi‑kötü gibi değerlerini içeren kişisel ve kültürel davranış standartlarını ifade ederken; etik, bu değerlere yönelen felsefi düşünce ve profesyonel davranış ilkelerinin bütünüdür. Etik, belirli bir meslek veya toplum için kabul edilmiş davranış kurallarını ortaya koyar; ahlak ise bireyin kendi içsel vicdanı ve değer yargılarıyla ilgilidir (örneğin, bireyin vicdanına dayalı kararları ahlaki niteliktedir, etik ise ortak ilkeler çerçevesinde davranışı düzenler) . Bu nedenle kimi zaman insanlar sadece “doğru olanı mı yapmalıyım” diye değil, “yapılacak en doğru şey nedir” diye düşünmek zorunda kalır; bu tür ikilemler etik çıkmazlar olarak adlandırılır ve sporun değer dünyasında sıkça karşımıza çıkar.

Etik, ahlak olgusundan hareketle davranışlara ve eylemlere anlam kazandırır. Etik ahlaki eylemlerin ve yargıların yapısını açıklamalarla geliştirerek günlük yaşam pratiğinin ve somut dertlerinin ötesine geçerek temel ve ilkesel olana yönelir. Etiğin kendisi belli bir anda ve yerde ne yapılacağı hakkında ahlaki yargılara varmaz, daha çok eylemin ahlaki olarak kabul edilmesi için nasıl davranılması gerektiğinin bilgisini aktarır. Etik, doğru olan yolun hangisi olduğunu ortaya koymaz ancak doğru olan yolun nasıl belirleneceğini gösterir (Pieper, 2012)

Bu anlamda, ahlak birey ve toplumun birlikte şekillendirdiği değerler sistemini ifade ederken, etik bu değerlerin temellerini sorgulayan, yönlendiren ve yorumlayan disiplin olarak öne çıkar; her ikisi de insan davranışlarını anlamak, yönlendirmek ve toplumsal düzeni sağlamak için temel kavramlardır. Etik ve ahlak kavramları, bireyin ve toplumun değer yargılarını belirleyen temel çerçevelerdir. Etik, ahlak felsefesinin kuramsal boyutunu oluştururken; ahlak, bu değerlerin günlük yaşamda uygulanmasını ifade eder (Usta, 2011). Spor, başarı ve performans odaklı bir alan olarak, etik ve ahlak değerlerinin sınandığı bir ortamdır. Fair play anlayışı, bu değerlerin korunmasını sağlayan etik ve ahlaki bir çerçeve sunar (Cengiz, 2020).

Etik ve ahlak kavramları, birbirine yakın olmasına rağmen farklı işlevlere sahiptir:

•          Etik, iyi ve doğru kavramlarının ne olduğunu araştıran, ahlaki eylemleri ve davranışları felsefi açıdan inceleyen kuramsal bir disiplindir.

•          Ahlak, bireyin ve toplumun değerlerini, tutumlarını ve alışkanlıklarını kapsayan pratik bir olgudur.

•          Etik ölçütleri belirler; ahlak bu ölçütleri günlük yaşamda uygular.

•          Etik, insanları ahlaklı yapmaz; ahlak, bireyin kendi iradesiyle eylemlerini yönlendirmesini sağlar (Şimşek, Akgemci & Çelik, 2011; May, 1997).

Günlük dilde moral (ahlak) ve etik kavramları arasında anlam geçişi bulunsa da, etik bir problem genellikle ahlaki bir sorunu da ifade eder (Hanönü, 2007). Etik, ahlaksal sorunları soyut ve genel düzlemde tartışırken, ahlak somut eylemleri ve davranışları yönlendirir (Doğan, 2004).

Gerçekte etik, doğru ve yanlış davranış teorisidir; ahlak ise onun pratiğidir. “Etik ilkelerden, ahlaki bir davranış tarzından” söz etmek daha doğru olur.

Ahlâk, şartsız kabul edilen, çok özel ve öncelikli değerler setidir, dolayısıyla ahlaki kurallar ise insanların öncelikli görev ve sorumluluklarıdır (Solomon ve Martin, 2004). Ahlâk, kişinin doğuştan getirdiği gizil güçlerin (potansiyelin) ve toplumda var olan iyi–kötü ya da doğru–yanlış gibi kavramların etkisiyle, kendisi tarafından oluşturulan huy, inanç, tutum ve görenek gibi, özellikle manevi varlığını belirleyen davranışların tümüdür.

Finansal Fair Play ve Etik Değerlendirme

Modern futbolda karşılaşılan yapısal sorunların temelinde kuralların yokluğu değil, bu kuralların hangi etik anlayışla uygulandığı yer almaktadır. Yasal sınırlar içinde kalmak tek başına meşruiyet üretmemekte; gerçek meşruiyet, adil rekabeti gözeten etik tercihlerle mümkün olmaktadır. Bu bağlamda finansal fair play’in başarısı, muhasebe tablolarından ziyade yöneticilerin niyet ve karar süreçlerinde şekillenmektedir.

Fair play kavramı, sporun evrensel etik değerlerini temsil eden temel ilkelerden biridir. Literatürde fair play; dürüstlük, adalet, eşitlik ve saygı gibi normatif değerlerin sportif rekabet ortamında somutlaşması olarak tanımlanmaktadır (Loland, 2002). Ancak modern futbolun endüstriyel yapısı, bu kavramın yalnızca saha içi davranışlarla açıklanamayacak ölçüde karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur.

Futbol endüstrisinin son yıllarda hızla büyümesi, kulüpler arasındaki mali eşitsizlikleri daha görünür hâle getirmiştir. Bu durum, sportif rekabetin yalnızca saha içi performansla mı yoksa ekonomik güçle mi belirlendiği sorusunu gündeme taşımaktadır. UEFA tarafından geliştirilen finansal fair play düzenlemeleri, kulüplerin mali sürdürülebilirliğini sağlama ve rekabet dengesini koruma amacını taşımaktadır (UEFA, 2025). Ancak uygulamada bu düzenlemelerin çoğu zaman biçimsel bir uyum mekanizmasına indirgendiği ve etik boyutunun göz ardı edildiği görülmektedir.

 Bu bağlamda fair play, sportif, finansal ve toplumsal boyutlarıyla ele alınması gereken çok katmanlı bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda futbol ekonomisindeki hızlı büyüme, finansal fair play kavramını etik tartışmaların merkezine taşımıştır (UEFA, 2025).

Finansal fair play kavramı, futbol kulüplerinin mali sürdürülebilirliğini sağlamak ve rekabetin adil koşullarda gerçekleşmesini temin etmek amacıyla geliştirilmiştir. UEFA tarafından uygulamaya konulan finansal fair play düzenlemeleri; kulüplerin gelir-gider dengesi, borçlanma sınırları ve mali şeffaflık ilkeleri üzerine kuruludur (UEFA, 2025).

Ancak literatürde, finansal fair play uygulamalarının yalnızca teknik mali düzenlemeler olarak ele alınmasının yetersiz olduğu vurgulanmaktadır. Bu düzenlemeler, aynı zamanda kurumsal etik ve yönetişim ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir (Franck, 2014). Özellikle Türk futbolunda kulüplerin gerçekçi olmayan sportif hedefler doğrultusunda aşırı borçlanmaya yönelmesi, finansal fair play ihlallerinin yapısal bir sorun haline gelmesine yol açmaktadır.

Fair play, sporun toplumsal işlevi bağlamında değerlendirildiğinde; eşitlik, adalet ve sosyal bütünleşme gibi temel değerlerin taşıyıcısı olarak görülmektedir. Spor, farklı sosyal gruplar arasında ortak bir dil oluşturma potansiyeline sahipken, fair play bu potansiyelin etik zemininin güçlendirilmesini sağlamaktadır (Coakley, 2017).

Din, dil, ırk, sınıf veya statü ayrımı gözetmeksizin adil davranma ilkesi, fair play’in toplumsal boyutunun temelini oluşturmaktadır. Bu yönüyle fair play, yalnızca sporcuların değil; yöneticilerin, taraftarların ve medya aktörlerinin de sorumluluğunu içeren kolektif bir değerdir.

Spor ahlakı yerine hırsların, etik ilkelerin yerine kazanma tutkularının konulduğu günümüz futbolunda üst düzey kulüp yöneticilerini tam anlamında bir değer kayması içinde yaşadıklarının sezgisine varamayacak kadar kendilerinden geçmiş gibi duruyorlar.

Bu nedenlerle finansal fair play, yalnızca kulüplerin belirlenmiş mali kurallara uymasını zorunlu kılan teknik bir düzenleme olarak değil; ahlaki sorumluluk, etik davranış ve adil rekabet ilkelerini güvence altına alan bütüncül bir mekanizma olarak ele alınmalıdır. Aristoteles’in erdem temelli ahlak anlayışı, Rawls’un adaletin hakkaniyet olarak kavramsallaştırılması ve Cengiz’in (2025) güncel değerlendirmeleri birlikte düşünüldüğünde, finansal fair play’in temel gerekliliği, kurallara şeklen uyumun ötesinde, rekabet koşullarında yapısal eşitsizlikleri azaltmak ve sporun özündeki adalet duygusunu korumaktır. Aksi hâlde, hukuki boşluklardan yararlanarak kurallara uygun fakat etik açıdan sorunlu uygulamalar meşrulaşmakta; bu durum hem sportif rekabetin dengesini bozmakta hem de sporun toplumsal güvenilirliğini zedelemektedir. Dolayısıyla finansal fair play, adil sonuçlar üretebilecek bir spor ekosistemi için vazgeçilmez bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Örneğin, gelirleri sınırlı ve borç yükü yüksek olan bir futbol kulübü düşünelim. Buna rağmen kulüp, rekabetçi bir kadro kurma hedefi taşımaktadır. Finansal fair play kuralları gereği kulübün, elde ettiği gelirlerin üzerinde harcama yapması yasaktır. Bu noktada kulüple doğrudan ilişkili bir şirket, piyasa değerinin oldukça üzerinde bir sponsorluk anlaşması imzalar. Böylece kulübün gelirleri kâğıt üzerinde artar, bilanço dengelenmiş görünür ve transferler gerçekleştirilir. Mevzuat açısından bakıldığında açık bir ihlal bulunmamaktadır.

Her şey yasaldır.

Ancak bu durumun adil olup olmadığı tartışmalıdır. Bu örnek olayın sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için ahlak, etik ve fair play kavramlarının kuramsal olarak birbirinden ayrılması gerekmektedir. Bu ayrım, özellikle finansal fair play gibi normatif düzenlemelerin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda değer temelli bir boyut taşıdığını ortaya koymaktadır.

Ahlak, Aristoteles’in erdem etiğinde vurguladığı üzere, bireyin içinde yaşadığı toplumun alışkanlıkları ve ortak kabulleri (ethos) üzerinden şekillenirken, çoğu zaman yaygınlaşmış davranışları sorgulamaktan ziyade olağanlaştırır(Aristoteles, 2014). Futbol ekonomisinde belirli finansal uygulamaların zamanla normal kabul edilmesi, ahlaki düzeyde güçlü bir itirazın neden ortaya çıkmadığını açıklamaktadır.

Etik, ahlaktan farklı olarak mevcut kabulleri sorgular ve adalet ilkesini merkeze alır. Rawls’un “hakkaniyet olarak adalet” yaklaşımı, biçimsel eşitliğin ötesine geçerek rekabet koşullarının gerçekten adil olup olmadığını tartışmayı zorunlu kılar (Rawls, 1999). Bu çerçevede mali gücü sınırlı kulüpler ile yapay gelir mekanizmalarıyla desteklenen kulüplerin aynı rekabet ortamında yer alması, kurallara uyulsa dahi etik açıdan sorunludur.

Etik ile ahlak, insanın varoluşunu anlamlandırma çabasının iki ayrılmaz boyutudur. Bu iki kavramdan biri olmaksızın diğeri ne tanımlanabilir ne de temellendirilebilir. Ahlakın yokluğunda, insan eylemleri yönünü kaybeder ve “iyi” kavramı rastlantısal bir görünüme bürünür; etiğin dışlandığı bir dünyada ise geriye, anlamını yitirmiş, içi boş sembolik normlardan başka bir şey kalmaz.

Etik ve ahlak kavramları arasındaki farklılık bilimsel açıdan değerlendirildiğinde, insanların çoğunluğunun takdir ettiği iyi huyların ve erdemli davranışların pratikteki görünümü için ahlak; yaşanan bu ahlak ile ilgili teorik ve felsefi tartışmalar için ise etik kavramının kullanılması daha doğru olacaktır (Yaran, 2010).

Etik ile ahlak arasında, genişlik-darlık, kuram ve uygulama işlevleri olarak bir farklılık vardır. Ahlak, bir disiplin olarak etiğe yansıyan kurallar bütünüdür. Ahlak tutum, eylem ve inançları şekillendiren, onları yönlendiren bir değerler mekanizmasıdır. Ahlak, insanların nasıl davranmaları gerektiği konusu üzerinde dururken, etik daha soyut ve kuramsal bir bakış açısını gerektirir. Ayrıca etik, bireylerin isteklerinden bazılarına yalnızca bireysel değil, evrensel bir önem verilmesini de gerektirmektedir (Aydın, 2001)

Etik, ahlaki yaşantının düşünsel zeminini oluştururken; ahlak, etiğin soyut ilkelerine yaşam içinde somut bir karşılık kazandırır. Bu karşılıklı bağımlılık içinde etik ve ahlak, yalnızca birbirini açıklayan değil, aynı zamanda birbirini var eden iki kurucu ilke olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla insanın kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla kurduğu ilişkinin anlamı, bu iki kavramın ayrılmaz birlikteliği içinde şekillenir.

Bu ilişki, bir sistemin parçaları gibi düşünülebilir: Sistem, birbirinden bağımsız fakat birbirini doğrudan etkileyen unsurların sağlıklı işlemesiyle ayakta kalır; bu da sistemin işleyişini ve verimliliğini belirler. Benzer biçimde etik ve ahlak da; vicdan, merhamet, centilmenlik, sorumluluk ve duygudaşlık gibi erdemleri hayatta ne ölçüde karşılık bulduklarıyla anlam kazanır. Tıpkı bir saatin parçaları gibi, bu unsurlar birbirini tamamlamalıdır. Parçalardan birinin gerektiği anda devreye girmemesi, saatin doğruluk ayarını bozar. Saat zamanın gerisinde kaldığında, doğruyu göstermez.

Fair play, ahlak ve etik arasındaki bu gerilimin spor alanındaki pratik karşılığıdır.  Cengiz’e göre fair play, yalnızca kurallara uyum ya da sportmenlik söylemi değil; karar alma süreçlerine içkin, davranışa dönüşmüş bir etik sorumluluk alanıdır (Cengiz, 2025). Bu yaklaşım, fair play’i slogan düzeyinden çıkararak kurumsal ve yönetsel tercihlere yön veren normatif bir ilke hâline getirmektedir.

 UEFA’nın finansal fair play yaklaşımı da bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde, yalnızca mali disiplin sağlamayı değil; rekabetin dürüstlüğünü ve kulüplerin uzun vadeli sürdürülebilirliğini korumayı amaçlayan etik bir çerçeve sunduğu görülmektedir (UEFA, 2023).

Ahlak, Etik, Fair Play ve Finansal Fair Play Üzerine Bütüncül Bir Yaklaşım

Kendi kalıplarının dışına çıkmayan antrenör, yönetim anlayışının dışına çıkmayan yönetici, takımının oyun anlayışına odaklanmayan futbolcu ve kuralları uygulamaktan çok hata yapmamaya yönelen hakemlerin ortak noktası, başarısızlık halinde “başlarına gelecekleri” bilmeleridir. Bu korku kültürü, sporun gelişimini ve değer üretme gücünü sınırlayan temel etkenlerden biridir. Bu nedenle ahlak, etik ve fair play kavramlarının doğru anlaşılması belirleyici hale gelir. Bu üç kavram, günümüz futbolunda finansal fair play anlayışının da temelini oluşturur.

Etiği ne kadar iyi anlatırsak, yöneticileri yalnızca sportif değil, finansal açıdan da ilke ve prensiplere dayalı, güven veren ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışına o kadar hazırlarız.

Finansal fair play, bu etik anlayışın kurumsal karşılığıdır: keyfî harcamalara karşı disiplin, şeffaflık ve uzun vadeli sorumluluk bilinci taşır.

Etik ve ahlak kavramları arasındaki farklılık bilimsel açıdan değerlendirildiğinde, insanların çoğunluğunun takdir ettiği iyi huyların ve erdemli davranışların pratikteki görünümü için ahlak; yaşanan bu ahlak ile ilgili teorik ve felsefi tartışmalar için ise etik kavramının kullanılmasının daha yerinde olduğu görülmektedir (Yaran, 2010). Bu yönüyle ahlak, bireyin günlük yaşamında ortaya koyduğu tutum ve davranışları ifade ederken; etik, bu davranışların dayandığı ilkeleri sorgulayan, değerlendiren ve temellendiren düşünsel bir çerçeve sunmaktadır.

Benzer biçimde Aydın’a (2001) göre ahlak ile etik arasında genişlik–darlık ve kuram–uygulama açısından işlevsel bir ayrım bulunmaktadır. Ahlak, bir disiplin olarak etiğe yansıyan kurallar bütününü oluşturmakta; bireyin tutum, eylem ve inançlarını şekillendiren ve yönlendiren temel bir değerler mekanizması olarak işlev görmektedir. Ahlak, insanların nasıl davranmaları gerektiği sorusuna odaklanırken; etik daha soyut ve kuramsal bir bakış açısıyla bu davranışların gerekçelerini ve evrensel geçerliliğini sorgulamaktadır. Bu bağlamda etik, bireysel tercihlere yalnızca kişisel değil, aynı zamanda evrensel bir değer yüklenmesini de gerekli kılmaktadır (Aydın, 2001, s. 7).

Ahlakı ne kadar sağlam temellendirirsek, “kazanmak için her yol mubahtır” anlayışı yerine “doğru olanı yapmak” bilinci yerleşir. Gerçek ahlak, yalnızca vicdanı rahatlatmaz; bireyi ve kurumu sorumluluk altına alır. Finansal fair play’in özü de tam olarak budur. Ahlak, sistem içinde normalleşmiş uygulamaları olağan kabul edebilir; ancak etik, bu uygulamaların adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığını ortaya koyar. Ahlak bir biçim düşüncenin egemen olduğu bir alan değildir, çok yönlü bir araştırma alanıdır. Her ahlak kuralı bir öneri anlamı taşır(Timuçin, 2013).

Fair play’i ne kadar iyi öğretirsek, yalnızca saha içindeki değil, saha dışındaki adaleti de güçlendiririz. Finansal fair play, sisteme dönüşmüş ekonomik haksızlıklara karşı bir denge mekanizmasıdır ve futbolun sağlıklı yapısını korumayı amaçlar.

Saygıyı ne kadar doğru anlatırsak, futbolun tüm paydaşları arasında güven ortamı oluşur. Saygının olmadığı yerde rekabet bozulur, piyasa zarar görür ve futbol değer üretme gücünü kaybeder.

Erdemi ne kadar içselleştirirsek, taraftarlar yalnızca başarıya değil, kulüplerinin geleceğine de sahip çıkan bilinçli bireyler haline gelir. Borçla ve savurganlıkla beslenen kısa vadeli başarı anlayışı, finansal fair play kültürüyle yerini sürdürülebilirliğe bırakır.

Futbolu ne kadar doğru anlatırsak, futbolun ekonomisini ve yönetimini de o kadar doğru anlarız. Çünkü futbol; tıpkı hayat gibi, sportif, ahlaki ve ekonomik boyutların birlikte yönetilmesini gerektiren çok katmanlı bir sistemdir.

Etik ve ahlak, modern spor kültüründe başarı ve performans baskısı ile değerler arasındaki çatışmayı anlamak için kritik kavramlardır. Etik, bireylerin ahlaki yetkinlik kazanmalarını sağlarken, ahlak bu yetkinliği somut davranışlara dönüştürür. Fair play, bu süreçte sportif değerlerin korunmasını sağlayan temel bir çerçeve sunar. Spor ortamında etik ve ahlakın bütünlüğü, sadece bireysel başarıyı değil, toplumsal değerlerin sürdürülmesini de garanti eder.

Bu bağlamda finansal fair play, yalnızca mali bir denetim aracı değil; futbolun kurumsal sürdürülebilirliğini ve rekabet ahlakını korumaya yönelik normatif bir sistem olarak değerlendirilmelidir. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, finansal fair play; etiğin ve ahlakın kurumsal ifadesidir.

Futbolda temel sorun, kuralların eksikliği değil; kuralların hangi anlayışla uygulandığıdır. Yasal sınırlar içinde kalmak tek başına meşruiyet üretmez. Gerçek meşruiyet, adil rekabeti gözeten etik tercihlerle mümkündür. Finansal fair play’in asıl sınavı muhasebe tablolarında değil; yöneticilerin niyetlerinde ve kararlarında verilir. Çünkü futbol yalnızca kurallarla yönetilen bir oyun değil, değerlerle ayakta kalan bir kurumdur.

Bu çalışma, futbolun kurumsal yapısında ahlak, etik ve fair play kavramlarının yalnızca tamamlayıcı değerler değil, sistemin işleyişini belirleyen kurucu ilkeler olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle finansal fair play, çoğu zaman teknik bir mali denetim aracı olarak algılansa da, araştırmanın bulguları bu yaklaşımın futbolun sürdürülebilirliğini, rekabet adaletini ve kurumsal güvenilirliğini güvence altına alan normatif bir sistem niteliği taşıdığını göstermektedir.

Modern futbolun temel sorunları, kuralların yokluğundan değil; mevcut kuralların hangi değer anlayışıyla uygulandığından kaynaklanmaktadır. Yasal sınırlar içerisinde kalmak, tek başına meşruiyet üretmemekte; gerçek meşruiyet, adil rekabeti esas alan etik tercihlerle mümkün olmaktadır. Bu bağlamda finansal fair play’in başarısı, muhasebe tablolarındaki dengelerden çok, yöneticilerin niyetlerinde, karar alma süreçlerinde ve değer önceliklerinde şekillenmektedir.

Araştırma sürecinde ortaya konulan kuramsal çerçeve, ahlakın toplumsal yaşamın doğal bir ürünü olarak bireyin vicdanında kök saldığını; etiğin ise bu yaşantıyı eleştirel ve sistematik biçimde değerlendiren yönlendirici bir disiplin olduğunu göstermektedir. Fair play, bu iki alanın spor pratiğindeki somut ifadesi olarak, futbolun yalnızca sportif değil, aynı zamanda ahlaki ve kurumsal bir yapı olduğunu hatırlatmaktadır. Finansal fair play ise bu bütünlüğün ekonomik alandaki kurumsal yansımasıdır.

Çalışma ayrıca, finansal fair play kurallarının biçimsel uygulanmasının yeterli olmadığını; kuralların arkasındaki etik amaçların içselleştirilmediği durumlarda hukuka uygun fakat ahlaki açıdan sorunlu uygulamaların meşrulaşabildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, futbolun rekabet dengesini bozmakta ve sporun toplumsal güvenilirliğini zedelemektedir.

Sonuç olarak futbol, yalnızca kurallarla yönetilen bir oyun değil; değerlerle ayakta duran çok boyutlu bir kurumdur. Finansal fair play, bu değerlerin kurumsal teminatı olarak, futbolun ekonomik yapısını düzenlemenin ötesinde, oyunun ahlaki meşruiyetini ve geleceğini koruyan vazgeçilmez bir yapı taşıdır. Kurallara uymak zorunluluktur; ancak adil kalmak ve adaleti yaşatmak bilinçli bir tercihtir. Futbolun gerçek sınavı da tam olarak bu noktada verilmektedir.

Kurala uymak zorunluluktur; adil kalmak ve adaleti sağlamak ise bir tercihtir.

Kaynaklar:

Akbaba, B. (2008). Ahlak felsefesi ve etik yaklaşımlar. Ankara: Pegem Akademi.

Aristoteles. (2014). Nikomakhos’a Etik (S. Babür, Çev.). İstanbul: Bilge Kültür Sanat Yayınları.

Aydın, İ. (2001). Yönetsel, mesleki ve örgütsel etik. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

Baudot, J. (2002). Ethics and morality. Paris: Presses Universitaires.

Cengiz, R. (2020). Fair play ve ahlak. Spor ve Değerler Dergisi.

Cengiz, R. (2025). Fair play ne(dir) değildir. Ankara: Nobel Yayınları.

Cevizci, A. (2017). Felsefe terimleri sözlüğü. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.

Coakley, J. (2017). Sports in society: Issues and controversies. New York: McGraw-Hill Education.

Doğan, Ö. (2004). Etik–ahlak felsefesi. İstanbul: İnkılap Yayınları.

Erondu, E. A. Sharland, A. & Okpara, J. O. (2004). Corporate ethics in Nigeria: A test of business ethics attitudes. Journal of Business Ethics, 51(4), 349–357.

Franck, E. (2014). Financial fair play in European club football—What is it all about? International Journal of Sport Finance, 9(3), 193–217.

Hanönü, M. (2007). Gazzâlî’nin ahlak felsefesinin psikolojik temelleri, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Kaplan, M. (2009). Etik ve ahlak. Ankara: Nobel Yayınları.

Kulaksızoğlu, A. (2007). Ahlak ve toplum. Ankara: Nobel Yayınları.

Loland, S. (2002). Fair play in sport: A moral norm system. London: Routledge.

Özgener, Ş. (2002). İş ahlakının temelleri. Ankara: Nobel Yayınları.

Özlem, K. (2010). Etik kuramları. İstanbul: Alfa Yayınları.

Pieper, A. (2012). Etiğe giriş (V. Ataman & G. Sezer, Ed.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Price, T. L. & Walt, N. V. D. (2013). Ethical leadership. Business Ethics Quarterly, 23(3), 343–356.

Prasad, A. & Mills, A. J. (2010). Critical management studies and business ethics. Journal of Business Ethics, 94(2), 227–237.

Rawls, J. (1999). A theory of justice (Revised ed.). Cambridge, MA: Harvard University Press.

Şimşek, M. Ş. Akgemci, T. & Çelik, A. (2011). Davranış bilimlerine giriş ve örgütlerde davranış (7. baskı). Ankara: Gazi Kitabevi.

Taş, H. Y. Bingöl, D. & Cebeci, C. (2005). İş etiği ve etik karar verme. İktisat İşletme ve Finans, 20(233), 65–77.

TDK. (2016). Türkçe sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu.

Timuçin, A. (2013). Felsefenin önceliği: Bilgi sorunu. İstanbul: Bulut Yayınları.

UEFA. (2023). UEFA club licensing and financial sustainability regulations.

 https://documents.uefa.com (Erişim tarihi: 18.12.2025).

Usta, A. (2011). Kuramdan uygulamaya kamu yönetiminde etik ve ahlak. KSÜ İİBF Dergisi, 1(2), 39–50.

Yaran, C. S. (2010). Ahlak ve etik. İstanbul: Rağbet Yayınları.

Yeşilyaprak, B. (2004). Ahlak ve etik kuramları. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  14  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 976 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56057617

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1