Suçu Değil, Potansiyeli Görmek
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Suçu Değil, Potansiyeli Görmek

Suçu Değil, Potansiyeli Görmek

082616 childsports THUMB LARGE

Doç. Dr.  Recep Cengiz - 25 Ocak 2026

Yanlış yerde kullanılan yetenek suç üretir; doğru spor branşına taşınan aynı yetenek ise başarı ve umut yaratır.

Gençleri suçtan uzak tutmanın yolu yalnızca cezalandırmadan değil, doğru rol modeller ve yönlendirici sosyal politikalardan geçmektedir.

Suç ve ceza çoğu zaman karanlık bir çerçeve içinde ele alınır. Suça bulaşmış gençler denildiğinde akla önce istatistikler, mahkeme dosyaları ve sabıka kayıtları gelir. Oysa bu hikâyelerin içinde çoğu zaman gözden kaçan başka bir gerçek vardır: Yetenek. Yanlış yerde, yanlış zamanda ve yanlış amaçla sergilenen bir performans.

Bir an için olay yerinden büyük bir ustalıkla uzaklaşan motosikletli bir genci suçlu kimliğinden ayırıp düşünelim. Hız algısı, refleksleri ve denge yeteneğiyle bir pistte yarışsa ne olurdu? Elindeki kesici aleti ustalıkla kullanan bir genç neden bir eskrimci olamasın? Karşısındakini tek yumrukta yere seren biri boks ringinde, havada uçarak tekme atan bir genç taekwondo minderinde, iyi nişan alan biri atıcılık branşında, tekme tokat dövüşen biri kick boks arenasında neden yer almasın? Bu ihtimaller neden neredeyse hiç konuşulmuyor?

Gençlerin sergilediği fiziksel beceri, risk alma eğilimi, güç kullanımı ve refleks yeteneği çoğu zaman yanlış bağlamlarda ortaya çıkmaktadır. Oysa suç esnasında gözlenen bu performans unsurları, uygun spor branşlarına yönlendirildiğinde disiplin, başarı ve toplumsal fayda üretebilecek niteliktedir. Aynı yetenek, yanlış sahada suç üretirken doğru sahada sporcu üretmektedir. Buradaki temel fark, yönlendirme ve sistemli destek eksikliğidir.

Bu süreci derinleştiren önemli faktörlerden biri de medyada sunulan rol modellerdir. Özellikle son yıllarda yaygınlaşan mafya ve suç temalı diziler; şiddeti, yasa dışı gücü ve suçtan beslenen bir “başarı” algısını normalleştirmekte, gençler için sorunlu bir özendirme alanı yaratmaktadır. Bu yapımlarda suç figürleri çoğu zaman güçlü, saygı gören ve korkulan karakterler olarak sunulurken; emeğin, disiplinin ve meşru başarının temsilcileri geri planda kalmaktadır. Rol model arayışındaki gençler için bu anlatılar, suçu bir çıkış yolu gibi gösterebilmektedir.

Medyada üretilen bu sorunlu rol model alanının sahadaki karşılığı ise ne yazık ki giderek daha ağır bedellerle ortaya çıkmaktadır. Son dönemde kamuoyuna yansıyan olaylar, gençler arasındaki şiddetin ne denli sıradanlaştığını acı biçimde göstermektedir. Henüz 17 yaşındaki bir gencin, 15 yaşındaki başka bir genç tarafından yalnızca “yan bakma” gerekçesiyle bıçaklanarak öldürülmesi; ardından yaşamını yitiren gencin annesinin yine yaşları küçük kişiler tarafından telefonla tehdit edilmesi, şiddetin bireysel bir öfke patlaması olmaktan çıkıp öğrenilen ve tekrarlanan bir davranış biçimine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Gücün, korkutmanın ve şiddetin meşrulaştırıldığı anlatılarla büyüyen gençler için bu davranışlar istisna değil, giderek normalleşen bir tutum hâline gelmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre, çocukların karıştığı olay sayısı bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %9,8 artarak 612.651’e ulaşmıştır. Aynı yıl suça sürüklenen 202.785 çocuk kaydedilmiştir. Beş yıllık dönem incelendiğinde, suça sürüklenen çocuk sayısının önemli ölçüde arttığı; 2020–2024 yılları arasında yaklaşık %80,8’lik bir yükseliş gösterdiği görülmektedir. Ayrıca 2024 yılında yasa dışı eylemlerle ilişkilendirilen çocukların büyük çoğunluğunu 15–17 yaş grubundaki gençler oluşturmuş; suç türleri arasında fiziki saldırı, hırsızlık ve uyuşturucu bağlantılı ihlaller öne çıkmıştır. Bu eğilim, çocuk ve genç nüfusun güvenlik birimleriyle temas eden vaka sayısının her yıl yüksek seviyelerde seyretmesiyle birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenme, mağduriyet ve tekrar eden vakaların ciddi bir toplumsal sorun haline geldiğini ortaya koymaktadır.

Bu nedenle spor, artık bir tercih ya da ikincil bir sosyal faaliyet değil; gençler arasındaki şiddeti, rol model boşluğunu ve suça sürüklenmeyi önlemek için gecikmeden hayata geçirilmesi gereken acil bir kamu politikasıdır.

Bu noktada spor, yalnızca fiziksel bir etkinlik değil; gençlere alternatif bir kimlik, aidiyet ve meşru güç alanı sunan stratejik bir araç olarak değerlendirilmelidir. Başarılı sporcuların kamusal alanda daha görünür hâle gelmesi, suç figürlerinin yerini alabilecek güçlü ve sağlıklı rol modeller yaratacaktır. Bir gencin “güçlü olmak” kavramını mafya karakterleri üzerinden değil, spor ahlakı, emek ve disiplin üzerinden tanımlaması uzun vadeli bir toplumsal kazanımdır.

Toplum olarak çoğu zaman sonucu yargılıyor, süreci göz ardı ediyoruz. Oysa suç işlerken ortaya konan refleks, cesaret, güç, koordinasyon ve disiplin; doğru yönlendirilmediğinde suç, doğru yönlendirildiğinde sporcu üretir. Değişen şey yetenek değil, yalnızca sahnedir.

Bu yaklaşımın somut politik karşılığı ise sporun erken ve kapsayıcı biçimde devreye sokulmasıdır. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte hayata geçirilen “Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Projesi”nin örgün eğitim içindeki gençlerle sınırlı kalmaması; suça bulaşmış gençleri, sokakta yaşayan çocukları ve eğitimden kopmuş ancak çalışan gençleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi önemlidir. 

Unutulmamalıdır ki suçla mücadelede en etkili yöntemlerden biri, suçtan önce müdahaledir. Doğru rol modellerle desteklenen, yeteneği keşfedilen ve spor yoluyla disiplin kazanan gençler için suç bir kader olmaktan çıkar. Spor, bu anlamda yalnızca madalya üreten bir alan değil; toplumsal dönüşümün stratejik araçlarından biridir.

Federasyonlar ve spor kulüpleriyle kurulacak kurumsal iş birlikleri sayesinde bu gençler sistemin dışına itilen bireyler olmaktan çıkarılarak, spor yoluyla topluma yeniden kazandırılabilir. 

Sonuç olarak, gençlerin bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimini bir bütün olarak ele alan bu yaklaşım, tarihsel ve düşünsel temellerini de sağlam referanslara dayandırmaktadır. Romalı şair Juvenal’in “Orandum est ut sit mens sana in corpore sano” ifadesiyle ortaya koyduğu beden–zihin bütünlüğü anlayışı, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” ilkesiyle modern Türkiye’nin eğitim ve gençlik politikalarına taşınmıştır. Atatürk’ün sporu yalnızca fiziksel bir faaliyet olarak değil, karakter, disiplin ve ahlak geliştiren bir araç olarak değerlendirmesi; günümüzde sporun suç önleyici ve toplumsal dönüştürücü rolüne ilişkin tartışmalara da güçlü bir teorik zemin sunmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında spor, gençleri şiddet kültüründen uzaklaştıran, doğru rol modellerle buluşturan ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendiren stratejik bir kamu politikası aracı olarak değerlendirilmelidir.

Gençlere mafya karakterlerini değil, sporun emeğe dayalı gerçek kahramanlarını rol model olarak sunmak; suçu azaltmanın en kalıcı yollarından biridir. Çünkü bir genci suçtan kurtarmak bazen bir mahkeme kararıyla değil, doğru sahaya atılmış ilk adımla mümkündür.

 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  30  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 976 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56057618

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1