Futbol Ekonomisi Genel Haber & makaleler
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ömer GÜRSOY


Ankara Basketbolunda Neler Oluyor?
1 Ocak 2026sub-header
Ömer Gürsoy- 1 Ocak 2026 Yeni yılın ilk yazısını basketbola ayırmak istedim. Aylardır bahis ve şike haberleri arasında zihnimiz fazlasıyla sislenmişken, biraz durup kendi penceremden Başkent’in basketboluna bakmanın zamanı geldi. Bakalım Ankara basketbolunda neler oluyor…
Devamını oku...
 
Bir İğne de Spor Medyasına Batırma Zamanı

1440924519841

Ömer Gürsoy-29 Aralık 2025 Hande Fırat’ın art arda kaleme aldığı “Şimdi İğneyi Batırma Zamanı” başlıklı iki yazı, yalnızca siyasi gazetecilik açısından değil, Türkiye’de gazeteciliğin bugün geldiği yer adına da ciddi bir muhasebe çağrısıydı. O yazıları okurken aklımdan geçen soru şuydu:

Devamını oku...
 
Üç Ayda Üç Başkan, Bir Kulüp: Gençlerbirliği’nin Kayıp Zamanı

40fGLMWQAAdmrD

Ömer Gürsoy- 27 Aralık 2025 Gençlerbirliği’nde yaşananları anlamak için yorumdan önce kronolojiye bakmak gerekir. Çünkü bugün gelinen nokta, bir gecede oluşmadı. Aksine; her biri bir öncekini tetikleyen kararlar zincirinin doğal sonucudur.

Devamını oku...
 
Berlin’den Bodrum’a: Padel, Tenis ve Henüz Yazılmamış Bir Model

23.12.PadelVstennis 1

Ömer Gürsoy- 23 Aralık 2025  Padel kolay oynanan bir oyun olabilir...Ama iyi padel oyuncusu yetiştirmek, ciddi bir uzmanlık ister.

Devamını oku...
 
Ergin Ataman Meselesi Değil, Değerler Meselesi

ergin-ataman-001-978128.jpg

Ömer Gürsoy – 17 Aralık 2025 Ergin Ataman, Türk basketbolunun yalnızca en başarılı teknik adamlarından biri değil; aynı zamanda duruşu, refleksleri ve karakteriyle tanınan bir figürdür. Panathinaikos’un başantrenörü, Avrupa ikincisi olan A Milli Basketbol Takımımızın koçu ve son 15 yıla damga vurmuş bir basketbol aklı… Ama onu asıl ayıran, hangi ülkede, hangi salonda olursa olsun, söz konusu ülkemiz, bayrağımız ve aile değerleri olduğunda geri adım atmayan tavrıdır.

 

Yunanistan’da Olympiakos deplasmanında yaşananlar hâlâ hafızalardadır. Türkiye’ye yönelik küfürlü tezahüratlar karşısında, ikinci teknik faulü almayı göze alarak yaptığı açıklama nettir:

“Hiçbir taraftar ülkem için küfür edemez. Bu ırkçılıktır. Benim vatanıma lanet okuyamazsınız.”

Bu sözler bir anlık öfkenin değil, yıllardır istikrarlı biçimde sergilenen bir duruşun sonucudur. O gün Ataman, yalnızca Panathinaikos’un koçu olarak değil, açıkça Türkiye’nin onurunu savunarak konuşmuştur.

 

Dün akşam oynanan Fenerbahçe – Panathinaikos maçında yaşananlar ise meselenin ne kadar yanlış bir noktaya evrildiğini göstermiştir. Bu kez hedef bir ülke değil, bir annedir. Bir anneye yönelik edilen galiz küfürlerin ne rekabetle, ne tribün psikolojisiyle, ne de duygusal anlarla açıklanabilecek bir tarafı yoktur. Anne; bayrak ve vatan gibi, hepimizin ortak ve dokunulmaz değeridir. Bu sınır aşıldığında, tartışılan artık basketbol değildir.

 

Bu noktada Ergin Ataman’ın verdiği cevabı bağlamından koparmak doğru olmaz. O cevap, tipik bir Ergin Ataman cevabıdır: Serttir, filtresizdir ve saklanmaz. Çünkü Ataman, kariyeri boyunca böyle olmuştur. Galatasaray’da da, Anadolu Efes’te de, Panathinaikos’ta da… Başarıyı da tartışmayı da birlikte yaşamış, bedel ödemekten kaçmamış bir isimdir. Herkesin hoşuna gitsin diye konuşmaz; doğru bildiğini, sonuçlarını bilerek söyler.

 

Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken, verilen cevaptan çok, o cevabı doğuran zemindir. Taraftarlık; küfürle, hakaretle ve özellikle kutsal değerlere saldırıyla tarif edilemez. Fenerbahçe tribünlerinde ortaya çıkan bu tablo, ne kulübün tarihine ne de Türk spor kültürüne yakışmıştır. Rekabet sert olabilir, tezahüratlar yüksek olabilir; ama ahlaki çizgi aşıldığında ortada spor kalmaz.

 

Uzun yıllar Türkiye Basketbol Federasyonu’nda yöneticilik yapmış, bu oyunun her kademesinde görev almış biri olarak ve aynı zamanda Ergin Ataman’ın yakın dostu olarak şunu açıkça ifade etmek isterim: Bugün konuşmamız gereken şey bir teknik adamın üslubu değil, tribünlerin sınırlarıdır. Tepki tartışılabilir; fakat o tepkiye neden olan hakaretler asla savunulamaz.

Bugün susarsak, yarın konuşacak bir değerimiz kalmaz.

 

 
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Amerika’dan Türkiye’ye Uçuşunda Ne Değişti?

gursoy091225

Ömer Gürsoy – 9 Aralık 2025 Amerika’dayken kullanılan dil sertti.

“Döner dönmez hesaplaşma” vurgusu, Türk futbolunda uzun süredir biriken başlıkların artık açık bir çatışma alanına taşınacağı beklentisini doğurdu. Bu tür açıklamalar, yalnızca bir duygu anı değil; aynı zamanda bir strateji değişiminin habercisi olarak okunur.

Uçuştan inişe geçerken olduğu gibi, bazen demeçler de inişe geçebiliyor. Amerika’da yükselen ton, Türkiye’ye dönüşte daha dengeli, ölçülü ve kontrollü bir biçim bulmuş gibi görünüyor. Sert mesajların yerini, muhasebe ve denge dili alıyor; açık hedefler veya isimler üzerinden cepheleşme yok. Gerginlik tamamen ortadan kalkmamış, ancak yönetilebilir bir seviyeye çekilmiş durumda.

Bu satırları Berlin’den, Charlottenburg Sarayı’nın sakin bahçesinden yazıyorum. Gürültüden, gündelik tansiyondan ve anlık tepkilerden uzak olmak; söylenen sözlerden çok çizilen hattı görmeyi kolaylaştırıyor. Belki Türkiye’de olsaydım değerlendirmem daha duygusal olurdu, bilemiyorum. Ama mesafenin, bazı süreçleri daha az değil, daha net gösterdiği de bir gerçek.

Değişmeyen bir gerçek var: ister sürdürülebilir ister sürdürülemez olsun, Türk futbolu bir gerginlik döneminin içindedir. Hakemlik müessesesindeki kırılganlık, yargı süreçlerinin yarattığı belirsizlik ve kulüpler arası güven sorunu bu dönemin temel unsurları olmayı sürdürüyor.

TFF’de görev yapmak –hele ki federasyon başkanlığı– bir koltuğa oturmak değil, bir rodeo atına binmek gibidir. At güçlüdür, sabırsızdır ve kontrolü ele geçirdiği an biniciyi sırtından atar. Kimsenin ne kadar süre bu atın üzerinde kalacağını önceden bilmesi mümkün değildir.

Görünen o ki, Amerika’dan Türkiye’ye uzanan o uçuşta esas mesele de burada şekillendi: Rodeo atının, yani Türk futbolunun, kontrolden çıkma ihtimali. Bu ihtimal karşısında, hızlanmak yerine dizginleri biraz daha sıkı tutmak tercih edildi.

Çünkü bazen mesele ne kadar sert sürdüğünüz değil; atın sizi sırtında ne kadar taşıdığıdır.

Uçuş bitti.

Dil değişti.

Ama rodeo hâlâ devam ediyor.

 

 
Gençlerbirliği: 102 Yıllık Prestijin En Çetin İmtihanı

gursoy151125kapak

Ömer Gürsoy – 7 Aralık 2025 Gençlerbirliği’nin yönetim krizi üzerine bir ay önce sorduğum soru hâlâ masada duruyor:

“Bu kulüp artık yönetilebilir mi?”

 

Son iki ayda yaşananlar, kongre salonundaki kaotik görüntüler ve dün ortaya çıkan tablo, bu soruyu artık teorik olmaktan çıkarıp acil gerçekliğe dönüştürdü.

Ve ne yazık ki 102 yıllık, Türkiye’nin en prestijli kulüplerinden biri, bu süreçte marka değerini belki de tarihinin en hızlı eriyen dönemine soktu.

 

Kongre Salonu: Dağınık Bir Tablonun Aynası

Bağırışlar, suçlamalar, gerilen bir atmosfer… Ve bunların ortasında, 1200 delegeyle kongreye gelen Mehmet Kaya’nın adaylıktan çekildiğini açıklaması.

Bu sahne, sadece bir seçim değil; Gençlerbirliği’nin geldiği yapısal tıkanıklığın aynasıydı.

Sorunun köklerinden biri de hiç kuşkusuz tüzükte yatıyor.

Seçime 15 gün kala mevcut başkanlara üye yapma imkânı tanıyan maddeler; kim tarafından yazıldıysa, kim buna izin verdiyse, kim bunu oyladıysa… Hepsi bugün yaşananların vebalini taşıyor.

Bu boşluk, kongreyi daha başlamadan tartışmalı hâle getirdi ve güç dengelerini doğal olmayan bir şekilde şişirdi.

 

Aday Olmadan Seçilen Başkan: Çakmak’ın Ateşi, Kaya’nın Kırılması

Sonunda Arda Çakmak, aday olmadan başkan seçildi. Hatta aday olacağını öğrendiğinde kongre salonunda bile yoktu.. 

Apar topar evinden salona geldi ve 10-15 dk için de elle listeler yazıldı.. 

Bir yanda beklenmedik bir “çakmak etkisi”, diğer yanda görevdeki başkanın “kaya gibi” durmak isterken kırılması…

Ironinin bu kadarı ancak Türk futbolunda olur.

Böylece Türk futbol tarihine geçti bu seçim..

Tabii bir taraf Mehmet ‘Kaya’ kırıldı derken..

Diğer tarafta Mehmet ‘Kaya’yı Arda Çakmak’ın kucağına bıraktı diyor muhtemelen.. 

Ama asıl ironik olan, bundan sonrasında bizi bekleyen süreç.

 

1,5 Ay Sonra Yeni Kongre: Bir Vesayet İhtimali mi?

Arda Çakmak’ın seçimden sadece 1,5 ay sonra yeni bir kongre yapacağını açıklaması, akıllarda büyük bir soru işareti yarattı:

“Neden?”

 

Gerekçesi ne olursa olsun, ortada değişmeyen bir gerçek var:

Delegasyon üstünlüğü hâlâ Mehmet Kaya’da.

Kaya’nın 1200 kişilik ağırlığı yeni kongrede de masada olacak.

 

Bu durum, kulüpte fiilî bir vesayet tartışmasının kapısını aralıyor:

Yeni başkan makamda, ama delege gücü eski başkanda…

Bu denklemin uzun süre sürdürülebilir olmadığı ortada.

 

Gerilimin Tırmanma Riski: Kaçınılmaz Bir Hesaplaşma

Çakmak’ın ekibi, Kaya’nın karşısında şekillenen bir muhalefet diliyle hareket ederse…

Ve kulüpte “Mehmet Kaya olsun da, ne olursa olsun” diyen hatırı sayılır bir grup da karşı cepheye yerleşirse…

Bu denklem, Kaya’nın daha da sertleşmesine kapı aralar.

 

Kısacası:

Kaçınılmaz bir hesaplaşma yaklaşmaktadır.

Ve bu hesaplaşmanın tarafları, kulübün tansiyonunu daha hiç olmadığı kadar yükseltme potansiyeline sahiptir.

 

Churchill’in Tebessümü ve 265 Peynirli Gerçeklik

Bir ay önce hatırlattığım Churchill – De Gaulle diyaloğu bugün hiç olmadığı kadar geçerli:

Gençlerbirliği, büyük bir birikime ve köklü bir kültüre sahip;

ama herkes kendi peynirinin peşinde olduğu için kimsenin yoğuramadığı bir karmaşanın içinde.

 

Bugün geldiğimiz noktada soru artık daha keskin:

 

102 yıllık bu kulüp, içindeki 265 çeşit ego ve güç odağını ortak bir reçeteye dönüştürüp yeniden ayağa kalkabilecek mi?

Yoksa gelen yeni kongre, yaklaşan hesaplaşma ve delegasyon savaşları, Gençlerbirliği’ni tarihin en yönetilemez dönemine mi sürükleyecek?

 

Yanıtı yine zaman verecek…

Ama zamanın Gençlerbirliği lehine akmadığı çok açık.

 

 
Mister Hello: Mersinli Bir Efsanenin Gülüşü

391be5966bce2e71b

Ömer Gürsoy- 4 Aralık 2025 Bazı insanlar yalnızca sporla değil, bir şehrin hafızasıyla, bir milletin gurur atlasıyla ölümsüzleşir. Ahmet Kireççi, nam-ı diğer Mersinli Ahmet, işte öyle bir isimdir.

Devamını oku...
 
Mutluluk Ekonomisinin Yeni Kortu: İş Bankası/ Tenis Federasyonu İş Birliği

2.12.Tennis

Ömer Gürsoy- 2 Aralık 2025 Zeynep Sönmez–Ons Jabeur işbirliğini anlatırken “mutluluk bakanı adayımız” diye şakalaşmıştım. Çünkü korttaki o enerji, sporu aşan bir neşe yayıyordu.

Devamını oku...
 
Teniste Jeopolitik Hamle: Zeynep Sönmez ve Ons Jabeur İş Birliği
2025 9 AA-38480790
Ömer Gürsoy- 30 Kasım 2025 Belma Aral’ın günlük tenis haberlerinden öğrendiğime göre, Türk tenisinde dün açıklanan gelişme, sadece sportif bir adım değil; aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir hamle olarak da okunabilir.
Devamını oku...
 
Sayfa 1 / 29

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 1503 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 55419173

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1