Ömer Gürsoy- 24 Mart 2026Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi seçim sürecine dair 7 Şubat’ta kaleme aldığım yazının ardından, bugün adaylık başvurularının son gününde tek aday ve tek listenin teslim edildiğini görüyoruz.
TMOK başkanlığına, aynı zamanda Spor Hizmetleri Genel Müdürü olan Veli Ozan Çakır aday oldu. Listesinde, henüz tüzük değişiklikleri tamamlanmamış olsa da Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin üye ülkelere önerdiği bazı yapısal yaklaşımların gözetildiği dikkat çekiyor. Federasyon başkanlarının ve kadın temsiliyetinin listeye dahil edilmesine yönelik hassasiyet de ayrıca önemli bir adım olarak değerlendirilmeli.
Özellikle federasyon başkanları ve saha içinden gelen temsilcilerin, isimlerden bağımsız bir şekilde olimpiyat komitesi çatısı altında yer alması; sporun gerçek dinamiklerinin karar mekanizmalarına yansıması açısından büyük değer taşıyor. Bu yaklaşımın, sadece temsili değil aynı zamanda daha sağlıklı ve dengeli bir yönetim kültürünü de beraberinde getireceğine inanıyorum.
Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi, bu yapının Gençlik ve Spor Bakanlığı ile TMOK arasında daha dengeli, daha kurumsal bir ilişki kurulmasına katkı sunma potansiyeli de göz ardı edilmemeli.
Yine önceki değerlendirmelerimde vurguladığım doğu-batı sentezi, vizyon geliştirme ve kurumsal dönüşüm başlıklarının; bu yeni dönemde somut karşılık bulabilmesi için yalnızca yönetimin değil, spor camiasının tüm paydaşlarının sürece katkı sunması gerektiğini düşünüyorum. Bu bir kişinin ya da bir listenin değil, ortak bir yolculuğun meselesidir.
Veli Ozan Çakır’ın demokratik yaklaşımı ve ekibinin çeşitliliği, bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi adına önemli bir zemin oluşturuyor. Bu nedenle yeni başkan ve yönetim kurulunun yanında durmak; ancak bunu yaparken eleştirel aklı kaybetmeden, gördüğümüz eksiklikleri de yapıcı bir dille ifade etmek gerektiğine inanıyorum. Asıl olan, çıtayı birlikte yukarı taşımaktır.
Peki neden “radar”?
“Radar ile ışıldak arasındaki farkı bilir misiniz?
Işıldağın görebildiği, gösterebildiği sınırlıdır; kör noktaları ise neredeyse sonsuzdur.
Radarınsa kör noktaları çok daha azdır.
Işıldak bir anda tek bir yöne odaklanabilir.
Radar ise aynı anda her yöne açıktır.”
Benim Veli Ozan Çakır ve ekibinden beklentim de tam olarak budur:
Kapsayıcı, çok yönlü, şeffaf ve sürekli tarayan bir yönetim anlayışı.
Desteklerken sorgulamayı, birlikte yürürken geliştirmeyi ihmal etmeden…
Çünkü güçlü kurumlar, ancak radar gibi bakabilen zihinlerle yükselir.