Bilirken Susamadım!
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ömer GÜRSOY Bilirken Susamadım!

Bilirken Susamadım!

11Mart 2026 1Resim1

Ömer Gürsoy- 11 Mart 2026 Bazen spor yazarlığı sadece analiz yapmak değildir… Bazen de spora dair bir sorumluluğun, bir dertleşmenin kaleme dökülmesidir.

 Bazen düşünüyorum… Bildiği hâlde susan insanların çoğaldığı bir ortamda, konuşmak gerçekten kolay mı? Ben hep şu sözü kendime rehber edinmişimdir: “Bilirken susmak, bilmezken konuşmaktan daha kötüdür.” İşte spor üzerine yazarken de çıkış noktam tam olarak burasıdır.

 
Eleştirmek Değil, Yol Göstermek
 
Yıllardır sporun içinde olan biri olarak gördüğüm eksikleri, yanlışları ya da kaçırılan fırsatları dile getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyorum. Ama bunu yaparken tercih ettiğim dil, yıkıcı bir eleştiri dili değildir. Daha çok nasihat eden, yol gösteren, dertleşen bir üslup kullanmayı tercih ederim. Çünkü inanırım ki spor gibi ortak bir değeri konuşurken amaç kimseyi yermek değil, daha iyisini birlikte aramak olmalıdır.
 
Bu yüzden yazılarımda bir hatayı ya da eksikliği dile getiriyorsam, onu yalnızca göstermekle yetinmem. Mutlaka bir çözüm önerisi de sunarım. Zira çözüm üretmeyen eleştirinin çoğu zaman fayda sağlamadığına inanırım. Benim derdim hata bulmak değil; sporun gelişmesine katkı sağlayacak bir fikir ortaya koyabilmektir.
 
Yönetici Olgunluğu
 
Elbette bütün bu yaklaşımıma rağmen, söylediklerimi eleştiri olarak yorumlayanlar da olacaktır. Bu da hayatın bir gerçeği. Açıkçası bunu çoğu zaman yöneticilik olgunluğu eksikliği ile açıklıyorum. Çünkü gerçek anlamda yönetici olgunluğuna sahip olanların, yapıcı fikirlerden rahatsız olmak yerine onlardan istifade etmeyi bildiklerini de gördüm.
 
Bunun en somut örneklerinden birini yıllar önce yaşadım.
 
2010–2011 yılları arasında Başbakan Müşaviri kadrosunda görev yaparken, aynı zamanda dönemin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın danışmanı olarak çalışıyordum. O dönemde Türkiye’nin en güçlü gazetelerinden Habertürk’te zaman zaman yazılar kaleme alıyordum. Yazılarımda, Türk sporunda yapılan birçok başarılı işe değinirken, reformların bazı alanlarda eksik kaldığını düşündüğümü de açıkça ifade ediyordum.
 
Üstelik bunu bir bakan danışmanı olarak yazıyordum.
 
Peki sonra ne oluyordu dersiniz?
 
Sayın Özak beni arar ve çoğu zaman şu cümleyi kurardı:
“Beni yine eleştirmişsin… ama haklısın. Teşekkür ederim.”
 
İşte bana göre yönetici olgunluğu tam da budur. Yapıcı bir görüşten rahatsız olmak yerine onu dinlemek, değerlendirmek ve hatta teşekkür edebilmek…
 
Sporun İçinden Yazmak
 
Köşe yazılarımda sporun farklı alanlarına değinmeye çalışıyorum. Basketboldan futbola, tenisten padele; olimpiyat komitelerinden spor bakanlığı ile federasyon ilişkilerine; Türk sporunun kurumsal yapısından engelli sporuna ; tesis inşa etmekle çiftçilik yani sporcu yetiştirme konularına kadar geniş bir yelpazede yazmaya gayret ediyorum.
 
Bunun bir nedeni de şu: Yazdığım alanların birçoğunda yıllar içinde görevler yaptım, bazı alanlarda hâlâ görevlerim devam ediyor. Yani sporun bazı meselelerine sadece dışarıdan bakan biri değilim; çoğu zaman hem içinde hem de biraz dışından bakabilen bir konumdayım.
 
Bir yandan da spor benim için yalnızca bir yazı konusu değil, hayatın içinde yaşayan bir gerçeklik. Oğlum aktif olarak tenis oynuyor ve aynı zamanda milli padel sporcusu. Dolayısıyla spor, bizim evde konuşulan, yaşanan ve emek verilen bir alan.
 
Belki de bu yüzden yazarken sadece bir spor yazarı olarak değil; sporun içinde bulunmuş, farklı sorumluluklar üstlenmiş ve hâlâ sporun içinde yaşayan biri olarak kalem oynatıyorum.
 
Bu Bir Dertleşme Yazısıdır
 
Yaklaşık yirmi yıla yaklaşan spor yazarlığımda belki de ilk kez bu kadar açık bir dertleşme yazısı kaleme alıyorum.
 
Evet… Bu bir dertleşme yazısıdır.
 
Çünkü bazen susmanın kolay, konuşmanın ise zor olduğu dönemler olur. Ama ben hâlâ şuna inanıyorum:
 
Eğer bir konuda bilgi ve tecrübeye sahipseniz, susmak bir tercih değil; konuşmak bir sorumluluktur.
 
Ve sporun gelişmesi için bazen birilerinin konuşması gerekir.
 
Çünkü spor bazen sahada değil, susmayan kalemlerde kazanır.
                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  58  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 946 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 57528425

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1