Türk tenisinde yeni bir elbise zamanı
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ömer GÜRSOY Türk tenisinde yeni bir elbise zamanı

Türk tenisinde yeni bir elbise zamanı

83011696-612x61

Ömer Gürsoy- 24 Şubat 2026 Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü vardır:

“Yüz ayak merdivenin iki ayağı noksansa , dama çıkmak isteyen çıkamaz.”

 
Bizim tenis hikâyemiz tam olarak buna benziyor.
 
Yıllardır merdiven çıkıyoruz.
Tesis yapıyoruz.
Turnuva alıyoruz.
Organizasyon düzenliyoruz.
Sponsorluk kovalıyoruz.
Toplantılar yapıyoruz.
 
98 basamağı çıkıyoruz belki.
 
Ama ah işte o son iki basamak yok ( mu)..
 
Ve sonra şaşırıyoruz:
“Neden hâlâ yukarı çıkamıyoruz?”
 
Artık lafı dolandırmanın anlamı yok.
 
Türk tenisinde sorun yetenek değil.
Para değil.
Tesis hiç değil.
 
Sorun doğrudan zihniyet.
 
Çünkü bu ülkede tenis aslında sandığımızdan çok daha köklü bir mirasa sahip.
 
1910’da, Cumhuriyet’ten önce bu topraklarda tenis oynanıyordu.
Anadolu’ya yayıldı.
Şehir kulüpleri kuruldu.
Devlet ve belediyeler en kıymetli arsalarını tenis kulüplerine tahsis etti.
 
Basketbola, voleybola böyle bir alan açıldığını zor gösterirsiniz.
 
Devlet desteği var.
Aile fedakârlığı var.
Kulüp var.
Kort var.
 
Bugün neredeyse 3 milyar liraya yaklaşan bir tenis ekonomisi var.
 
Ama hâlâ sporcu yok.
 
İşte asıl çelişki bu.
 
Onca yatırımın içinde hâlâ çiftçilik yapamıyoruz.
 
Yani sporcu yetiştiremiyoruz.
 
Antrenör mü, eleme memuru mu?
 
Kort kenarına bakalım.
 
Gelişimden çok eleme var.
 
Sabır yok.
Planlama yok.
Uzun vadeli bakış yok.
 
Ama bolca hüküm var:
 
“Olmaz.”
“Yetersiz.”
“Bu iş senden çıkmaz.”
 
Antrenörlük rehberlik olmaktan çıkmış, yargıçlığa dönüşmüş.
 
Oysa modern dünyada antrenör; mentor, psikolog ve kariyer mimarıdır.
 
Bizde ise çoğu zaman günü kurtaran bir memur.
 
Bu anlayışla uluslararası oyuncu beklemek hayal.
 
Asıl kaybımız sporcu değil, akıl
 
Daha acısı şu:
 
Biz sporcu kaybetmiyoruz.
Birikim kaybediyoruz.
 
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da tenis bursuyla okuyan, dili olan, turnuva kültürü kazanmış 80–85 gencimiz var.
 
Türkiye’de de benzer geçmişe sahip 40–50 tenisçi.
 
Yani yüzlerce eğitimli, dünyayı görmüş, korttan yetişmiş genç.
 
Başka ülkelerde olsa sistemin içinde kalacak bu insanlar bizde tenisi bırakınca yok oluyor.
 
Bu kayıp değil.
 
Bu, düpedüz israf.
 
Bir planımız var mı gerçekten?
 
Bugüne kadar “biz sporcuyu böyle yetiştiriyoruz” diyebileceğimiz yazılı bir model gördük mü?
 
Bir metodoloji?
Bir yol haritası?
 
Yok.
 
Oysa KanadaAvustralya ve Amerika Birleşik Devletleri’da her şey açık.
 
Nasıl sporcu yetiştirdikleri belli.
Nasıl antrenör geliştirdikleri belli.
Sporcu velileri için de bir referans kaynağı mükemmel bir yol haritası..
 
Yani nasıl bir elbise dikeceklerini biliyorlar.
 
Biz ise hâlâ hangi elbiseyi giydiğimizi bile bilmiyoruz.
 
Sorun detayda değil, tasarımda
 
Gerçeği kabul edelim:
 
Bugün küçük tamirat zamanı değil.
Sökük dikme zamanı değil.
Rötuş zamanı hiç değil.
 
Federasyonun son 20 yılda antrenör eğitimde kronikleşmiş yaklaşımlarını rötuşlayarak hiçbir yere varamayız.
 
Çünkü sorun detayda değil, tasarımda.
 
Tam da bu noktada başka bir branşa bakmak yeterli.
 
Türkiye Cimnastik Federasyonu yıllardır sistemli bir akademi modeli uyguluyor.
Federasyon Başkanı Suat Çelen sporculuktan gelen deneyimi ve uluslararası birikimiyle antrenörü tesadüfe bırakmayan bir yapı kurdu.
 
Aynı zamanda iyi bir bürokrat olarak spor mevzuatını ve antrenör eğitim yönetmeliklerini bilen bir isim.
Bürokrasiyle kavga etmeden, sistemi zorlamadan, herkesi ikna ederek o yolu açtı ve dünya çapında bir akademiyi federasyon bünyesinde hayata geçirdi.
 
Beklemiyorlar.
Planlıyorlar.
Yetiştiriyorlar.
 
Başarıyı şansa değil, tasarıma bağlıyorlar.
 
İşte fark tam olarak bu.
 
Bize yamalı tamirat değil…
 
Baştan aşağı yeni bir elbise lazım.
 
Yeni elbiseyi kim dikecek?
 
Bu cesareti gösterecek yer belli:
 
Türkiye Tenis Federasyonu
 
Bugün federasyonun başında 1,5 yıl önce göreve başlayan Şafak Müderrisgil var.
 
Daha adaylığını açıklamadan önce “CEO gibi çalışır, çıtayı yukarı koyar” dediğim bir isim.
 
Ve gerçekten de görüyoruz:
 
Sponsorluklar,
markalaşma hamleleri,
kamuoyunun dikkatini çeken organizasyonlar…uluslararası anlaşmalar..
 
Bunların hepsi doğru işler..
Çünkü vitrin olmadan büyüme olmaz.
 
7/24 mesai yaptığını görüyorum..
 
önce ki dönemin federasyon başkanlarının yarattığı telafisi zor tahribatlarıyla baş etmek elbette hiç kolay değil; hele ki o dönemin kadroları hala sistemde güçlü bir şekilde görev yaparken..
 
Ama her şeye rağmen mutfağa inme zamanı geldi..
 
Artık çiftçilik zamanı.
 
Yani sporcu yetiştirme zamanı.
 
Çünkü kaybettiğimiz her jenerasyon geri gelmiyor.
 
Gerçek reform sistemle ve yetişmiş insanla gelir, yani iyi yetişmiş, modern teknolojiye hakim çiftçilere ihtiyacımız var..
 
Halbuki elimizde hazır bir jenerasyon da var.
 
Dili olan, dünyayı görmüş, turnuva kültürü kazanmış, korttan yetişmiş gençler…
 
Doğru bir akademi sistemi kurulursa,
bilimsel antrenör eğitimi verilirse,
bu gençler kısa sürede üst düzey antrenörlere ve spor profesyonellerine dönüşür.
 
Tenisin gerçek gücü de buradan doğar.
 
Çünkü tenis betonla değil, insanla büyür.
 
Ve kaderi değiştirecek olan dışarıdan bir kurtarıcı değil…
 
Kendi yetiştirdiğimiz insanlar olacaktır.
 
Artık sökükleri dikme zamanı değil..
 
Türk tenisinde gerçekten yeni bir elbise zamanı.
                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  6  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 2158 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56932283

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1