20 Eylül 2011-Eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, bir yandan kamuoyuna Irak işgalinin niçin yapılması gerektiğini anlatırken diğer yandan Başkan’ı savaştan vazgeçirmeye çalışıyordu. Bazı mağazaların “kırarsanız sizin olur” tabelalarından yola çıkarak, Powel Başkan’a şöyle diyordu: “Irak’a girerseniz, Yirmi beş milyon sizin olacak. Onların bütün umutları, bütün istekleri, bütün sorunları sizin olacak. Bütün bunlar sizin olacak.”
Tarih göstermiştir ki, liderler bazen yıkık olanı yeniden inşa etmek adına bazen çarpık yapıları kırmak dökmek pahasına radikal kararlar aldığında zamanın hakemliği karşısında tek başına sorumluluğu almak zorunda kalırlar.
Neden bunları söyledim?
Uzun yıllar sonra ülkemizde Gençlik ve Spor Bakanlığı kuruldu ve başına Suat Kılıç getirildi. Kılıç, göreve hızlı başladı ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde büyük bir değişimin öncüsü oldu. Önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun zamandır gündeminde olan “Gençlik” için yeni bir Genel Müdürlük oluşturdu. Spor yönetiminde ise Genel Müdürden başlayarak yardımcılarını değiştirdi. İl ve ilçe müdürlerini görevden alan kararname çıkarttı.
Her ne kadar isimler üzerinde yapılan bu değişimlerin yanında bugüne kadar yeni bir spor politikası, yeni bir spor planı, yeni bir gençlik politikası oluşturulmasa da yeni Bakan bu kadar büyük ölçekli bir operasyona imza atarak gelecek dönemde özellikle spor alanında yaşanacak başarı ve başarısızlıkları da kendisi göğüsleyeceğinin işaretlerini verdi.
Çevremde yapılan yorumlara bakıyorum da 2012 Olimpiyatlarına doğru giderken yapılan bu değişikliler sonucunda alınacak muhtemel başarısız sonuçların faturasının bakana çıkarılacağını duyuyorum.
İşte tam da burada itirazım var.
Spor Bakanlarının bir ülkede alınacak madalyalarla test edilmesi doğru mu? Sadece madalyalar sporda başarılı bir ülke olduğumuzu gösterir mi? Yıllar önce 2004 Atina Olimpiyatları’nda aldığımız 3 altın madalya ile 2 altın madalya alan Arjantin’in üstünde yer almıştık. Biz madalyaları sadece halterden alırken Arjantin ise milyonlarca kişinin oynadığı ve izlediği basketbol ve futbolda olimpiyat şampiyonu olmuştu. Şimdi hangi ülke spor alanında daha başarılı? O zamanlar bu konuyu ‘rakamlar vizyon değildir; rakamlar üründür’ diyerek Akşam Gazetesi’nde ki köşemde analiz etmiştim.
Bu algıyı değiştirmek biraz da bakanın kendi elindedir. Spor kamuoyunu buraya doğru yönlendirmelidir. Arada sırada gelen madalyalar yerine Çin bambusu üreticisi gibi sabırlı olmayı tercih etmeli..
Hükümetin 10 yıllık spor planını hazırlanmalı ve bu uygulanmalı, tesis hamlesi başlatılmalı, yetenekleri keşfedecek yapılar oluşturmalı ve en önemlisi spor federasyonlarının çarklarını çevirecek demokratik yapılar kurmalıdır. Bana göre, Kılıç ülkemizdeki gençlerin, spor yapmak isteyen milyonlarca kişinin, yine spor yapmak için özel ilgi bekleyen milyonlarca engelli vatandaşımızın, okullarda eğitim-spor ikilemine sokulmuş 17 milyon çocuğumuzun, madalya almak için destek isteyen yarışmacı sporcunun hepsinin sorumluluğunu üstüne almıştır ve temel başarı ölçütü de bu alanlarda yapacakları olacaktır, olmalıdır.
Örneğin benim çok önemsediğim okullarda beden eğitimi konusunu çözmek için “OkullardaSpor Eğitimi Genel Müdürlüğü” kurulmalıdır.Yine Başbakan’ın çok önem verdiği “obeziteyle mücadele” konusunda projeler devreye sokulmalı..
Bakan Kılıç madalyanın değil, vizyonun peşinden koşmalıdır.{jcomments on}
Sadece isim değişikliği ile kalacak hamleler reform değil ‘statükonun çarklarını farklıkadrolarla çevirmekten’ ileri gitmeyecektir.
Ben şahsen kendi adıma Bakan Kılıç’ın performansını bu açılardan değerlendireceğim.