Merkez Hakem Kurulu Başkanı Sayın Zekeriya Alp "Değişen kural ve yorumlarla ilgili sezon başında bilgilendirme davetimize icap etmeyenler bugün yanlış bilgilerle kamuoyunu yönlendirerek hakemlerimizi adete hedef haline getiriyorlar.
Dr.Lale Orta- 3 Şubat 2014 Futbol Oyun Kuralları’na göre, sakatlanarak oyun alanından çıkan bir oyuncu, oyun tekrar başladıktan sonra ve maç devam ederken taç çizgisi üzerinden oyun alanına girebilir.
Dr. Lale Orta - 28 Kasım 2013 Küreselleşme ile birlikte 1980’li yıllardan itibaren hem oyun kurallarında hem de hakemlerin yönetim anlayışlarında hızlı değişimler yaşanmıştır.
Dr. Lale Orta – 22 Ağustos 2013 Futbol Oyun Kuralları, Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB-International Football Association Board) tarafından değiştirilmektedir.
Dr. Lale Orta - 7 Ağustos 2013 1959 yılında Ankara’da dünyaya geldi…1973 yılında orta okula devam ederken Şekerspor Kulübü’nün futbol okuluna yazıldı… Futbol okulunda başarılı olunca Şekerspor Kulübünün genç takımına terfi etti…
Dr. Lale Orta – 16 Ocak 2013 MHK Başkanı Sayın Zekeriya Alp’e Açık Mektup…
CC: Sayın Fatma Şahin; Sayın Suat Kılıç; Sayın Yıldırım Demirören
1986 yılında başladığım, 10 yılı FIFA kokartlı (Elit Class) olmak üzere 20 yıllık hakemlik kariyerimde birçok ilklere imza atmış, yurt içinde ve dışında 1500 maç yönetmiş, yüksek lisansımı, doktoramı ve araştırmalarımı "Hakemlik ve Futbol" üzerine yapmış bir kadın olarak size bu mektubu yazmak istedim.
Türk Futboluna yaptığım hizmetler, MEB’nın okul kitaplarında, doktora tezlerinde ve ansiklopedilerde okutularak ve araştırılarak karşılığını bulmaktadır. Ama yine de biraz kısaltarak yaptıklarımdan size bahsetmek isterim: Türkiye’deki kadın futbolunun temellerini, 1973 yılından itibaren Anadolu’yu adım adım dolaşıp erkek takımlarıyla maçlar yaparak attık.
1985 yılında Türkiye Futbol Federasyonunun açmış olduğu antrenörlük kurslarına (C Monitör, kaleci antrenörlüğü, B, A ve UEFA A lisans dahil) katılarak Türkiye’nin ilk bayan futbol antrenörü diplomalarına sahip oldum. Amatör futbol alt yapılarından, kadın milli takım antrenörlüğüne kadar çeşitli görevlerde bulundum.
O zamanlar Spor Akademilerinin Futbol branşına kız öğrenciler alınmazken; benim bu kurslarda gösterdiğim mücadele ve başarılardan sonra bu dalda da, kız öğrenciler alınmaya başlanmıştır.
Hakemliğe 1986 yılında başladım ve tam 20 yıl boyunca bir kadın hakem olarak, hemen her şehrimizde, çok zor koşullarda alnımın akıyla Türk Futboluna ve Hakemliğine hizmet ettim.
1990 yılında Türkiye’de ve Avrupa’da ilk kez en üst düzey erkekler profesyonel liginde yardımcı hakem olmayı başardım. O sene, Türkiye’nin en başarılı 10 Türk Kadını arasında aday gösterildim. Ayrıca, Türkiye’de ve Avrupa’da birçok ödül aldım.
1995 yılında Türkiye’nin ilk FIFA kokartlı kadın hakemi olmayı başararak, Dünyada 54 kadın hakeminden biri olma onurunu ülkeme yaşattım. UEFA’nın Elit Class hakem listesinde yer alarak Avrupa’nın 17 kadın hakemi arasına girdim.
1999 yılında ise, Türkiye’de ve Avrupa’da en üst düzey profesyonel lig müsabakasında hakem olarak görev yaptım.
2002 yılında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) beni Türk sporuna, Türk futboluna, Türk kadınına ve Türk Toplumuna yaptığım katkılardan dolayı “Kadın ve Spor Ödülü” için Türkiye’den aday gösterdi. Bunun sonucunda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), her kıtadan bir kişiye verdiği “IOC Kadın ve Spor Ödülü”nü, 52 Avrupa ülkesi adayları arasından beni seçerek layık gördü.
2005 yılında yapılan UEFA Şampiyonlar Ligi Kadınlar Final maçını yöneterek,Ülkeme, hakemlik hizmetime ayrı bir onur ve gurur ekledim.
Tüm bu yaptıklarım kayda değer bulundu ki, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin’in proje sorumluluğunu üstlendiği ve TRT’de gösterilmeye başlanan “Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar” belgeselinde yaşamı çekilen kadınlardan biri olma onuruna eriştim. Bu belgeselde ilk kadın milletvekilimiz, ilk kadın öğretmenlerimiz, ilk kadın beyin cerrahımız, ilk kadın otomobil yarışçımız, ilk kadın roman yazarımız, ilk kadın yönetmenimiz, ilk kadın sinema oyuncumuz, ilk kadın belediye başkanımız, ilk kadın orkestra şefimiz, ilk kadın makinistimizin vd… hayatları belgeselleştirildi.
Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar belgeselinin galasında Sayın Fatma Şahin, hepimizin yaşadığı zorlukları şu dizelerle özetledi: ''Elif' olmak zordur çünkü 'elif' olmak yuvarlak bir dünyada dik durmanın, dik ve önde belki acıyla ama vazgeçmeden durabilmektir, dünya ne kadar dönerse dönsün olduğu yerde kalmanın adıdır 'elif' olmak''…
Bugün dik duran, mücadele eden, çalışan, ömrünü bu topraklara harcayan ve bu mücadeleyle geçiren Elif'lere, Halide Edip'lere, Satı Kadın'lara, Lale Orta’lara destek vermek için oradaydı Sayın Fatma Şahin…
“Kadın ve erkeğin mücadelede birbirini tamamladığını, önemli olan şeyin, ayrımcılık yapmadan kim iyiyse, kim yetenekliyse, kim işini daha iyi yapabiliyorsa, ona fırsat eşitliği verebilmek, önünü açmak, başarması için destek olmaktır” dedi Sayın Bakan…
Sayın Zekeriya Alp, yıllarca bu mücadeleyi yalnızca kendim için mi verdiğimi düşünüyorsunuz? Benim ayak izlerim takip edilsin, ülkemin genç kızları açtığım yolda yürüyebilsinler ve her alanda omuz omuza mücadele edebilsinler diye mücadeleler ettim, gözyaşları ve terler döktüm…
Oysa bugün geldiğimiz noktada MHK Başkanı olarak bulunduğunuz kurulun düzenlemiş ve vermiş olduğu seminerlerde kadın hakemlerimize ne yazık ki değer verilmediğini, ayrımcılık yapıldığını, sadece görüntüyü kurtarmaya yönelik olduğunu üzülerek görüyorum…
Acaba kadın FIFA hakemlerimize bir günlük seminerin yeterli görülmesi ve ayrımcılık yapılması, “Onlara zaten nasıl olsa maç vermiyoruz” düşüncenizden mi kaynaklanmaktadır?
Uluslararası maçlarda ülkemizi temsil eden kadın hakemlerimizin, erkek FIFA hakemlerinin aldıkları eğitimi almaya hakları yok mudur?
Kadın hakemlerimizi sadece kokartlarını vermek için çağırıp, fotoğraf çektirip daha sonra seminerin dışında tutmanın ne anlama geldiğini açıklayabilir misiniz?
Kadın hakemlerimizi dışlayarak, kendilerine o seviyede olmadıklarını ve erkeklerle eşit olmadıkları mı anlatılmak istenmektedir…
Kadın ve erkeklerin FIFA kokartları eşit ve aynı statüde değilse neden aynı törende kokartlarını verme gereği duydunuz?
UEFA kadın hakemler için ayrı seminer düzenliyor elbette. Ben de yıllarca bu seminerlere katıldım. Bu seminerlerin erkek FIFA hakemlerine düzenlenen seminerlerden eğitim ve eğitimci kalitesi açısından hiçbir farkları yoktur. Sizler hem kadın hakemlerimizi üst düzey seminere davet etmiyorsunuz, hem de onlar için üst düzey seminerler düzenlemiyorsunuz.
Bu kadın hakemlerimiz, uluslararası arenada bizleri, yani Türkiye’yi temsil ediyorlar. Yurt dışında hepsinin adı Türk hakemi olarak geçiyor. Sayın Cüneyt Çakır, Sayın Fırat Aydınus bizler ve ülkemiz için ne ifade ediyorsa, kadın hakemlerimiz de yönettikleri her uluslararası maçta Ülkemizi, Türk Hakemliğini, Türk Kadının başarısını göstererek bizleri gururlandırıyorlar… Bundan şüpheniz mi var? Maç vermeyerek (göstermelik olanlar hariç!) kendilerini dışlayarak, alt klasmanlara düşürüp yükselmelerinin yollarını tıkayarak, haksızlıklar yaparak, Dünya arenasında Türk kadın hakemliği nasıl yerini alabilecektir? Sözlerin dışında, hiçbir şekilde destek olunmadığı sürece bu mümkün olabilir mi?…
Sayın Fatma Şahin, Sayın Suat Kılıç, Sayın Yıldırım Demirören; kadın hakemlerimiz Türkiye’de ne yazık ki hala ikinci sınıf insan muamelesi görüyorlar… Hak ettikleri halde maçlara verilmedikleri gibi, uluslararası kadın hakemler, seminerlere; kamuoyu da yanıltılarak, fotoğraf çektirmek ve kokartları takılmak üzere çağrılıyorlar… O kokartların içlerini dolduran eğitimin içine dâhil edilmiyorlar. Ne acıdır ki; geçmişte de bazı MHK Başkanları ve üyeleri de, beni uluslararası seminere çağırmamışlar, FIFA kokartımı, İstanbul’a geldiklerinde elime tutuşturmuşlardı (Dönem arkadaşlarımdan olan bazı üyeleriniz ve gözlemcileriniz de buna şahittir). Hatta kadın FIFA kokartlarının farklı statüde olduğunu iddia etmişler, bunun üzerine FIFA’nın bu konuda yaptığı resmi açıklamasında hiçbir statü ve kural farkı olmadığını belirtmesiyle bu tartışma son bulmuştu…
Böylece MHK’nin ve üyelerinin kadın hakemlere çağdışı bakışı ortaya çıkmıştı… Bunun acısını da Kadınlar Dünya Kupası Finallerine davet almama karşın, hala gerekçesini bilmediğim bir nedenle gönderilmeyerek çıkarmışlardı.
Sayın Zekeriya Alp, sorumluluğu ağır, çok özel bir makamın başındasınız. Adalet teraziniz herkese eşit olmalıdır. Geçmiş dönemlerde yapılan her türlü hata ve haksızlıklardan dersler çıkararak kadın hakemlerimize güvenmeli, her türlü desteği vermeli ve yollarına çıkarılan engelleri kaldırmalısınız…
Kadına değer vermeyen, eşit davranmayan, haklarına saygı duymayan hiçbir ülke uygarlık dünyasında yerini alamamıştır…
Bizim de Dünya Kupası’nda bir Aslı Çakır Alptekin kadar gururlanacağımız bir kadın hakemimiz niye olmasın?
Saygılarımla…{jcomments on}
Şampiyonluğa Giden Yol… Dört Takımın Performans Analizi (2000-2013)
Dr. Lale Orta - 8 Ocak 2013 Türkiye Süper Liginde ilk yarı sonunda gösterilen performanslar ile şampiyonlukların ilişkisini, ilk yarı lig sıralaması ve toplanan puanların şampiyonluğu belirlemede önemli olup olmadığını tespit etmek amacıyla, dört büyük kulübümüzün 2000-2013 yılları arasında ilk yarı sıralamaları ve puan durumları ele alınmıştır. Buna göre:
Bir futbol maçının kalitesi; yüksek temposundan, topun oyunda kalma süresinden, kaleye daha fazla şut atılmasından, hedefi bulan şut yüzdesinin daha fazla olmasından, oyun içinde yapılan pas sayısının daha yüksek olmasından, isabetli pas sayısının daha çok olmasından vb birçok kriterden anlaşılmaktadır.
Dört Büyük Takımın 9. Hafta Performansı (2000-2012)
Dr. Lale Orta -2 Kasım 2012 2012-2013 Futbol sezonunun ilk 9 haftasında Süper Lig’in birinci sırasındaki Galatasaray ile sonuncu sıradaki Elazığspor arasında yalnızca 13 puan farkı bulunmaktadır.
Oysa geçtiğimiz 2011-2012 futbol sezonunda bu puan farkının 20 olduğunu görüyoruz. Geçen sezon 4 büyük takım lig sıralamasında ilk 5 içinde yer alırken, bu sezon ilk 10 takım arasında yer almaktadır. İçinde bulunduğumuz futbol sezonunda 4 büyük kulübümüz ilk 9 hafta için başarısız olarak değerlendirilmektedir. Bu durum olağan mıdır yoksa gerçekten olağanüstü bir durum mudur? Bunun tespitini yapabilmek için kulüplerimizin son 13 yıl içindeki puan cetvelindeki 9. hafta sıralamalarına ve puan durumlarını bakılmış ve aşağıdaki tespitler yapılmıştır:
Tablo. 1: 2000-2012 Yılları Arasında Ligdeki 9. Hafta Puan Cetveline Göre Dört Büyük Takımın Sıralamadaki Yerleri
Beşiktaş
Fenerbahçe
Galatasaray
Trabzonspor
Şampiyon
2000-2001
3
4
2
1
Fenerbahçe
2001-2002
6
3
1
8
Galatasaray
2002-2003
3
4
1
9
Beşiktaş
2003-2004
1
2
3
4
Fenerbahçe
2004-2005
13
1
3
2
Fenerbahçe
2005-2006
7
2
1
10
Galatasaray
2006-2007
3
2
8
4
Fenerbahçe
2007-2008
3
4
2
7
Galatasaray
2008-2009
4
9
5
1
Beşiktaş
2009-2010
7
1
2
9
Bursaspor
2010-2011
7
4
9
2
Fenerbahçe
2011-2012
4
1
2
5
Galatasaray
2012-2013
10
8
1
9
Tablo. 2: 2000-2012 Yılları Arasında Ligdeki 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Dört Büyük Takımın Puan Durumları
Beşiktaş
Fenerbahçe
Galatasaray
Trabzonspor
Şampiyon
2000-2001
19 puan
19 puan
19 puan
20 puan
Fenerbahçe
2001-2002
14 puan
19 puan
23 puan
13 puan
Galatasaray
2002-2003
19 puan
18 puan
20 puan
13 puan
Beşiktaş
2003-2004
25 puan
20 puan
20 puan
19 puan
Fenerbahçe
2004-2005
9 puan
25 puan
22 puan
23 puan
Fenerbahçe
2005-2006
12 puan
23 puan
25 puan
11 puan
Galatasaray
2006-2007
16 puan
17 puan
12 puan
15 puan
Fenerbahçe
2007-2008
20 puan
16 puan
21 puan
13 puan
Galatasaray
2008-2009
18 puan
13 puan
17 puan
20 puan
Beşiktaş
2009-2010
15 puan
24 puan
22 puan
12 puan
Bursaspor
2010-2011
13 puan
17 puan
13 puan
20 puan
Fenerbahçe
2011-2012
17 puan
21 puan
17 puan
16 puan
Galatasaray
2012-2013
12 puan
13 puan
18 puan
13 puan
Ort.16 puan
Ort.19 puan
Ort. 19 puan
Ort.16 puan
BEŞİKTAŞ
Beşiktaş, 2000-2012 yılları arasında 9 haftalık en kötü performansını 2004-2005 futbol sezonunda yaşamış ve ancak 9 puan toplayabilmiştir. Beşiktaş bu sezonla birlikte diğer ikinci en kötü performansını da 2005-2006 futbol sezonunda yaşamış ve dokuz hafta sonunda ancak 12 puan kazanabilmiştir. Beşiktaş son 12 yıl içindeki en iyi performansı 2003-2004 futbol sezonunda göstererek 9 haftada sadece 2 puan kaybetmiş ve toplam 25 puana ulaşmıştır. Beşiktaş’ın 9 haftada kazandığı puanların 13 sezonluk ortalaması ise 16’dır (Grafik.1).
Grafik 1:2000-2012 Yılları Arasında Ligdeki 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Beşiktaş’ın Puanları
Beşiktaş’ın Lig sıralamasındaki performansına baktığımızda; son 13 futbol sezonu içinde 9. haftayı yalnızca 2003-2004 sezonunda 1. sırada tamamlayabilmiştir. Beşiktaş’ın en kötü performansı ise 2004-2005 futbol sezonunda olmuştur ve 13. sırada yer almıştır. Beşiktaş bu süreç içinde şampiyon olduğu 2002-2003 sezonunda 9. haftayı 3. sırada, 2008-2009 sezonunda ise 4. sırada tamamlamıştır (Grafik.2).
Grafik 2:2000-2012 Yılları Arasında 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Beşiktaş’ın Ligdeki Sıralaması
FENERBAHÇE
Fenerbahçe, 2000-2012 yılları arasında 9 haftada en az puanını 2008-2009 ve içinde bulunduğumuz 2012-2013 futbol sezonunda alarak 13 puan toplayabilmiştir. Fenerbahçe son 13 yıl içindeki en iyi performansını 2004-2005 futbol sezonunda göstererek 9 haftada sadece 2 puan kaybetmiş ve toplam 25 puana ulaşmıştır. Fenerbahçe’nin 9 haftada kazandığı puanların 13 sezonluk ortalaması ise 19’dur (Grafik.3).
Grafik 3:2000-2012 Yılları Arasında Ligdeki 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Fenerbahçe’nin Puanları
Fenerbahçe’nin Lig sıralamasındaki performansına baktığımızda; 13 futbol sezonu içinde ilk dokuz haftayı üç kez 1. sırada, 3 kez de 2. sırada tamamlamıştır. Fenerbahçe en kötü performansı 2008-2009 futbol sezonunda yaşamış ve 9. sırada yer almıştır. İkinci en kötü performansını ise içinde bulunduğumuz sezonda yaşayarak 8. olmuştur. Fenerbahçe bu süreç içinde şampiyon olduğu 2000-2001 sezonunda 9. haftayı 4. sırada, 2003-2004 sezonunda 2. sırada, 2004-2005 sezonunda 1. sırada, 2006-2007 sezonunda 2. sırada, 2010-2011 sezonunda ise 4. sırada tamamlamıştır (Grafik.4).
Grafik 4:2000-2012 Yılları Arasında 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Fenerbahçe’nin Ligdeki Sıralaması
GALATASARAY
Galatasaray, 2000-2012 yılları arasında 9 haftada en az puanını 2006-2007 futbol sezonunda alarak 12 puan toplayabilmiştir. Galatasaray son 13 yıl içindeki en iyi performansı 2005-2006 futbol sezonunda göstererek 9 haftada sadece 2 puan kaybetmiş ve toplam 25 puana ulaşmıştır. Galatasaray’ın 9 haftada kazandığı puanların 13 sezonluk ortalaması ise 19’dur (Grafik.5).
Grafik 5:2000-2012 Yılları Arasında Ligdeki 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Galatasaray’ın Puanları
Galatasaray’ın Lig sıralamasındaki performansına baktığımızda; 13 futbol sezonu içinde ilk dokuz haftayı dört kez 1. sırada, 4 kez de 2. sırada tamamlamıştır. Galatasaray en kötü performansını 2010-2011 futbol sezonunda yaşamış ve 9. sırada yer almıştır. İkinci en kötü performansını ise 2006-2007 sezonunda yaşayarak 8. olmuştur. Galatasaray bu süreç içinde şampiyon olduğu 2001-2002 sezonunda 9. haftayı 1. sırada, 2005-2006 sezonunda 1. sırada, 2007-2008 sezonunda 2. sırada, 2011-2012 sezonunda ise 2. sırada tamamlamıştır (Grafik.6).
Grafik 6:2000-2012 Yılları Arasında 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Galatasaray’ın Ligdeki Sıralaması
TRABZONSPOR
Trabzonspor, 2000-2012 yılları arasında 9 haftalık en kötü performansını 2005-2006 futbol sezonunda yaşamış ve ancak 11 puan toplayabilmiştir. Trabzonspor 2. en kötü performansını da 2009-2010 futbol sezonunda yaşamış ve 9 hafta sonunda 12 puan kazanabilmiştir. Trabzonspor 13 yıl içindeki en iyi performansını 2004-2005 futbol sezonunda göstererek 9 haftada sadece 4 puan kaybetmiş ve toplam 23 puana ulaşmıştır. Trabzonspor’un 9 haftada kazandığı puanların 13 sezonluk ortalaması ise 16’dır (Grafik.7).
Grafik 7:2000-2012 Yılları Arasında Ligdeki 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Trabzonspor’un Puanları
Trabzonspor’un Lig sıralamasındaki performansına baktığımızda; 13 sezon içinde ilk dokuz haftayı iki kez 1. sırada, iki kez de 2. sırada tamamlamıştır. Trabzonspor, en kötü performansını 2005-2006 futbol sezonunda yaşamış ve 10. sırada yer almıştır. İkinci en kötü performansını ise 2002-2003, 2009-2010 ve içinde bulunduğumuz 2012-2013 sezonunda yaşayarak 9. olmuştur (Grafik.8).
Grafik 8:2000-2012 Yılları Arasında 9. Hafta Puan Tablolarına Göre Trabzonspor’un Ligdeki Sıralaması
SONUÇ
2000-2012 yılları arasında 4 büyük kulübün 9 hafta sonunda topladıkları puanların ortalamalarını aldığımızda; Fenerbahçe ve Galatasaray’ın 19, Beşiktaş ve Trabzonspor’un ise 16 puan ortalamasına sahip olduğunu tespit ediyoruz. Bu da son 13 futbol sezonu içinde, ligin ilk 9 haftasını ele aldığımızda Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Beşiktaş ve Trabzonspor’a göre biraz daha başarılı performans ortaya koyduklarını göstermektedir.
2000-2012 yılları arasında şampiyon olan takımların 9. hafta sonundaki puan cetvelindeki sıralamalarına baktığımızda, Lig’in ilk 4 takımı arasında yer aldıklarını görüyoruz.
2004-2005 futbol sezonunda Beşiktaş 13. sırada yer alarak, 4 takım içinde 13 futbol sezonunun en kötü performansını sergileyen takım olmuştur.
Son 13 futbol sezonunda 4 büyük takımın 9 haftada topladıkları puanlar ise şöyle oluşmuştur:
Galatasaray (249 puan)
Fenerbahçe (245 puan)
Beşiktaş (209 puan)
Trabzonspor (208 puan)
Bu sıralamaya göre, son 13 futbol sezonunda ilk dokuz hafta; Galatasaray ile Fenerbahçe’nin, Beşiktaş ile de Trabzonspor’un performanslarının birbirlerine çok yakın olduğu görülmektedir.
13 futbol sezonu içindeki 4 büyük takımın toplam performansını ele aldığımızda, 2000-2001 ve 2003-2004 futbol sezonlarında ilk 4 sırayı paylaştıklarını görüyoruz. 2003-2004 futbol sezonunda 84 puanla en yüksek puanı toplayan ve en iyi performanslarını sergileyen 4 büyük kulüp, içinde bulunduğumuz futbol sezonunda ise 56 puanla en az puanı toplayarak en kötü performanslarını sergilemiştir.{jcomments on}