Yeşil Sahada Rekabet Sertleştikçe, Beşiktaş’ın Bilançosunda Mali Baskı Artıyor!
x

Yeşil Sahada Rekabet Sertleştikçe, Beşiktaş’ın Bilançosunda Mali Baskı Artıyor!

 1903 BJK KRD-

Tuğrul Akşar- 24 Şubat 2026  Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, 12 Ocak 2026 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda 31 Mayıs 2025 – 30 Kasım 2025 dönemine ait ilk altı aylık finansal tabloları yayımlandı.

 Açıklanan veriler, rekabetin artık yalnızca sahada değil, bilanço ve nakit akışı düzleminde de belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle, sportif performans kadar finansal dayanıklılık da kulübün geleceğini şekillendiren ana faktör konumunda bulunuyor.

Konsolide finansal durum tabloları, eğer gerekli finansal önlemler alınmaz ise, kulübün yüksek riskli bir finansal ekosisteme doğru sürüklendiğini bize gösteriyor.

Genel Bilanço Analizi: Büyüyen Varlıklar, Artan Finansal Yük

Kulübün 30 Kasım 2025 itibarıyla toplam varlıkları bir önceki döneme göre yaklaşık %22 artarak 21,6 milyar TL seviyesine ulaşmış olmasına karşın, bu büyümenin özkaynaklarla değil, 19 milyar TL’yi aşan borç yüküyle, %88,2 gibi çok yüksek bir oranda yabancı kaynakla fonlanmış olması, bilanço kalitesine ilişkin önemli bir risk sinyali veriyor.

Varlık kompozisyonunda en dikkat çeken kalem 7,3 milyar TL düzeyindeki “kullanım hakkı varlıkları” (stadyum ve tesisler) olarak karşımıza çıkıyor. Bu kalem, bilançoyu nominal olarak güçlü gösterse de, doğrudan nakit üretme kapasitesi sınırlı olduğu için likidite açısından koruyucu bir unsur olmaktan uzak hale getiriyor.

1BJK 2025

Cari oranın 0,54 seviyesinde kalması ise kısa vadeli yükümlülüklerin çevrilmesinde kırılgan bir yapı olduğunu gösteriyor. Bu oran, kulübün her 100 TL’lik kısa vadeli borcuna karşılık yalnızca 54 TL likit varlıkla hareket ettiğine işaret ederek, likidite riskini artırıyor. Bu açıdan bakıldığında, kulübün 1 yıl içinde ödenmesi gereken 11,4 milyar TL’lık kısa vadeli borcuna karşılık, eldeki dönen varlıklar toplamı sadece 6,2 milyar TL gibi yetersiz bir seviyede bulunuyor. Bu da doğal olarak, kulübün yaklaşık -5,2 milyar TL’lik net işletme sermayesi açığı verdiğini gösteriyor. Bu devasa açık, kulübün nakit akışını adeta bir prangaya mahkûm ediyor.

2 BJK 2025

Sermaye artırımlarıyla verilen "can suyu" ise , operasyonel zararların ateşinde hızla buharlaşıyor.  Nitekim, geçmiş yılların birikmiş zararı 10,9 milyar TL gibi korkutucu bir eşiğe ulaşmış durumda. Dönem zararı 787 milyon TL ile geçen yıla göre azalsa da, özkaynaklar altı ayda %23,7 oranında eriyerek 2,55 milyar TL’ye gerilemiş vaziyette.  Bu gelişmelere karşın, eğer 7,3 milyar TL’lik "kullanım hakkı varlıkları" (stadyum ve tesis değerlemeleri) olmasaydı, kulüp kağıt üzerinde çoktan teknik iflas karanlığına gömülmüş olacaktı.

Genel Olarak Bilanço Analizinde Göze Çarpan Saptamalar

Yukarıda genel olarak saptadığımız tespitlerimizi daha da pekiştirecek şekilde çarpıcı saptamalarımızı aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Beşiktaş Futbol Yatırımları'nın paylaştığınız bu iki sayfalık 30 Kasım 2025 tarihli özet konsolide finansal durum tablosunu (bilançosunu), bir önceki dönem olan 31 Mayıs 2025 verileriyle kıyaslayarak derinlemesine incelediğimizde şu kritik sonuçlara ulaşıyoruz:

"Borçla Büyüme" Stratejisi ve Varlık Yapısı

Şirketin toplam varlıkları 17,7 milyar TL'den 21,6 milyar TL'ye çıkarken (%22 artış), bu artışın kaynağına baktığımızda:

Maddi Olmayan Duran Varlıklar: Genel olarak futbolcu lisans haklarını (bonservisleri) temsil eden bu bilanço kalemi 2,6 milyar TL'den 4,7 milyar TL'ye yükselmiş görünüyor. Kulübün bu dönemde kadro değerine yaklaşık 2,1 milyar TL net yatırım yaptığı gözleniyor.

Dönen Varlıklar: 4,2 milyar TL'den 6,2 milyar TL'ye yükselmiş olmakla birlikte; burada aslan payını 3,8 milyar TL’lık değerle  "İlişkili Taraflardan Diğer Alacaklar" kalemi oluşturuyor. Bu kalem, paranın şirket içinde veya bağlı ortaklıklarda döndüğünü, doğrudan nakit girişi olmadığını  bize gösteriyor.

Likidite ve Ödeme Gücü Alarmı (Cari Oran)

Finansal sağlığın en temel göstergesi olan Cari Oran (Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler) oldukça riskli bir seviyeye gelmiş bulunuyor. Bu kapsamda değerlendirdiğimizde;

Dönen Varlıklar: 6,2 milyar TL;  Kısa Vadeli Borçlar: 11,4 milyar TL’na ulaşırken, Şirketin 1 yıl içinde ödemesi gereken borçları, elindeki nakit ve nakde dönebilir varlıklarının neredeyse 2 katına yükselmiş durumda. Bu ise,şirketin yaklaşık 5,2 milyar TL’lık  ciddi bir "net işletme sermayesi açığı" ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Borçluluk Yapısındaki Değişim

Ticari Borçlar: Kısa ve uzun vadeli toplam ticari borçlar 2,9 milyar TL'den 6,2 milyar TL'ye yükselmiş vaziyette. Yani şirket, mal ve hizmet aldığı yerlere (diğer kulüpler, menajerler vb.) olan borçlarını 6 ayda ikiye katlamış görünüyor.

Finansal Borçlar: Banka kredilerini içeren finansal borçlar (uzun ve kısa vadeli toplam) yaklaşık 3,7 milyar TL seviyesinde ve nispeten stabil kalmış durumda. Bu, şirketin banka kredisinden ziyade piyasaya ve ilişkili taraflara borçlanarak döndüğünü gösteriyor.

Özkaynak Erimesi ve Zarar Tablosu

Net Dönem Zararı: 787 milyon TL olarak gerçekleşen net dönem zararı, geçen yılın aynı dönemindeki 1,4 milyar TL'lik zarara göre bir iyileşme olarak değerlendirilebilecek olsa bile, kulüp hâlâ zarar etmeye devam ediyor. Bu bağlamda kulübün Geçmiş Yıllar Zararları -10,9 milyar TL gibi devasa bir rakama ulaşmış halde.

Özkaynaklar: net dönem zararıyla birlikte şirketin özkaynakları 3,3 milyar TL'den 2,5 milyar TL'ye gerilerken; şirket, varlıklarının sadece %11,8'ini özkaynaklarla, kalan %88,2'sini ise borçla finanse ediyor. Ya da daha genel bir ifadeyle bilançonun yaklaşık %90’lık kısmı borçla; kalan % 10’luk kısmı da özkaynakla fonlanıyor.

En Kritik Bilanço Kalemi: Kullanım Hakkı Varlıkları

7,3 milyar TL ile bilançonun en büyük kalemini oluşturan  "Kullanım Hakkı Varlıkları", Bu genellikle stadyum (Tüpraş Stadyumu) gibi tesislerin uzun vadeli kiralama/kullanım haklarının yeniden değerlenmiş tutarını gösteriyor. Eğer bu kalem olmasaydı, şirketin özkaynakları çoktan eksiye düşmüş (teknik iflas durumu) olacaktı. Bu kalem bilançoyu "kağıt üzerinde" güçlü tutan en büyük dayanak olarak karşımıza çıkıyor.

Genel Olarak Bilanço Yorumu

Sonuç olarak Beşiktaş’ın bilançosu, yüzeyde büyüyen varlıklarıyla genişleyen bir yapı izlenimi verse de; derinlemesine incelendiğinde, bu büyümenin sağlıklı bir sermaye birikiminden daha çok ağırlıklı olarak borçla finanse edilen kırılgan bir genişlemeden kaynaklandığını açık biçimde ortaya koyuyor. Toplam varlıkların %22 artarak 21,6 milyar TL’ye ulaşması ilk bakışta pozitif görünse de, aynı dönemde kısa vadeli yükümlülüklerin 11,4 milyar TL’ye çıkması ve cari oranın tehlikeli seviyelere gerilemesi, şirketin operasyonel sürdürülebilirliğinin ciddi bir likidite baskısı altında olduğunu gösteriyor. Özellikle 5,2 milyar TL’yi aşan net işletme sermayesi açığı, kulübün kısa vadeli yükümlülüklerini çevirebilme kapasitesinin zayıfladığını ve finansal döngünün nakit üretiminden çok borç yönetimine dayandığını işaret ediyor. Bu yapı, sportif rekabet için yapılan kadro yatırımlarının bilanço üzerinde değer artışı yaratmasına rağmen, aynı anda ödeme gücü riskini büyüten bir finansal kaldıraç etkisi oluşturduğunu gösteriyor.

Daha çarpıcı olan ise, özkaynakların erimeye devam etmesi ve bilançonun yaklaşık %90’ının borçla fonlanıyor olması…Bu durum kulübün ekonomik varlığını sürdürebilmesi için sürekli dış finansman ve borç çevrim mekanizmasına bağımlı hale geldiğini ortaya koyuyor. 7,3 milyar TL’lik kullanım hakkı varlıklarının bilançoyu teknik olarak ayakta tutan ana unsur olması, operasyonel kârlılıktan ziyade muhasebesel değerlemelerin finansal görünümü desteklediğini düşündürüyor. Net zarar azalmış olsa da geçmiş yıl zararlarının -10,9 milyar TL seviyesine ulaşması, yapısal kârlılık sorununun hâlen çözülmediğini ve finansal iyileşmenin henüz kalıcı bir dönüşüme işaret etmediğini somutluyor.

Özetle bu bilanço, sportif büyüme ile finansal sürdürülebilirlik arasındaki dengenin borç lehine bozulduğunu, kulübün ekonomik modelinin gelir üretmekten çok borçla ayakta kalma refleksi üzerine kurulu olduğunu ve mevcut finansal mimarinin uzun vadede ciddi yeniden yapılandırma ihtiyacına işaret eden yüksek riskli bir kırılganlık taşıdığını net biçimde ortaya koyuyor.

Gelir Tablosu ve Operasyonel Sürdürülebilirlik

2025 döneminde kulübün operasyonel performansında belirgin bir bozulma gözlenmektedir. Gelirlerde daralma yaşanırken maliyetlerde sert artış meydana gelmiş, buna bağlı olarak brüt zarar yaklaşık 24 kat büyümüştür. Bu tablo, futbol faaliyetlerinin kendi nakit üretme kapasitesinin zayıfladığına ve operasyonel sürdürülebilirliğin ciddi biçimde baskı altında olduğunu ifade ediyor.

3 BJK 2025

Şirketin 1 Haziran 2024 – 30 Kasım 2024 dönemine kıyasla gelirlerinde yaklaşık %11,5’lik bir gerileme yaşanırken, aynı dönemde maliyetlerin %43,8 gibi sert bir artışla 5.865 milyon TL’ye yükselmesi, temel faaliyetlerden kâr üretilemediğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Her ne kadar gelirlerdeki düşüşün yılın yalnızca ilk altı ayını kapsayan dönemsel bir veri olduğu göz önünde bulundurulması gerekse de, maliyet artış hızının gelir artışını açık ara aşması şirketin operasyonel verimliliğinin zayıfladığını göstermektedir. Nitekim bu tablo, kulübün yaklaşık %66 seviyesinde negatif brüt marjla çalıştığını ve sportif faaliyetlerin ekonomik olarak değer üretmekten ziyade zarar yaratan bir yapıya dönüştüğünü işaret etmektedir. Bunun doğal sonucu olarak şirketin operasyonel faaliyetlerinden 3.091 milyon TL düzeyinde faaliyet zararı yazdığı ve ana iş kolunun kendi kendini finanse edemediği anlaşılmaktadır.

Altı aylık net sonuçlardaki dramatik bozulma da bu yapısal sorunu teyit eder niteliktedir. 2024 yılında aynı dönemde yaklaşık 50 milyon TL kâr açıklayan şirketin, %1.471’lik sert bir düşüşle 787 milyon TL net zarara yönelmesi, faaliyet dışı gelirlerin bilançoyu desteklemekte yetersiz kaldığını göstermektedir. Finansman gelirleri ve enflasyon muhasebesinden kaynaklanan parasal kazançlar, faaliyet zararını kısmen dengelemeye çalışsa da, bu kalemler sürdürülebilir bir kârlılık üretmeye yetmemektedir. Dolayısıyla net marjın muhasebesel ve finansal etkilerle geçici olarak dengelenmesi, kârlılığın yapısal değil, dönemsel ve kırılgan unsurlara dayandığını ortaya koymaktadır.

Gelir kompozisyonu incelendiğinde ise düşüşün en kritik kaynağının UEFA gelirlerindeki sert gerileme olduğu görülmektedir. Toplam hasılat altı aylık dönemde %10,5 azalarak 3,56 milyar TL’ye gerilerken, üç aylık bazda bu daralmanın %26,9’a ulaşması gelir üretim kapasitesindeki zayıflamayı daha da belirgin hale getirmiştir. Özellikle UEFA gelirlerinin 453 milyon TL’den 92 milyon TL’ye düşerek yaklaşık %80 oranında erimesi, sportif performansın finansal sonuçlar üzerindeki yüksek bağımlılığını net biçimde ortaya koymaktadır. Avrupa kupalarına sınırlı katılım ve üst gelir havuzlarına erişilememesi, kulübün döviz bazlı gelir dengesini ciddi ölçüde zayıflatmıştır.

4 BJK Gelir

Diğer gelir kalemlerinde ise daha dengeli fakat yetersiz bir görünüm söz konusudur. Lisanslı ürün ve yayın gelirleri görece stabil seyretmesine rağmen artan maliyet yapısını karşılayacak ölçekte değildir. Buna karşılık maç günü gelirlerinin (kombine, loca ve bilet satışları) %12 artarak 1,02 milyar TL’ye yükselmesi operasyonel gelir tarafında sınırlı bir tampon etkisi yaratmıştır. Ancak sponsorluk gelirlerindeki %12’lik gerileme, ticari gelir çeşitliliğinin henüz derinleşmediğini ve gelir tabanının kırılgan olduğunu göstermektedir. Bu yapı, kulübün gelirlerinin büyük ölçüde sportif başarıya ve konjonktürel performansa bağımlı olduğunu ortaya koymaktadır.

Maliyet tarafı ise bilançodaki en kritik baskı unsuru olarak öne çıkmaktadır. Satış maliyetlerinin %43,8 artarak yaklaşık 5,87 milyar TL’ye ulaşması, brüt zararın 96 milyon TL’den 2,3 milyar TL seviyesine sıçramasına ve neredeyse 24 kat büyümesine yol açmıştır.

5 BJK GIder 25

Özellikle personel giderlerinin 2,11 milyar TL’den 2,60 milyar TL’ye yükselmesi, amortisman ve tükenme paylarının %52 artışla 1,01 milyar TL’ye çıkması ve futbolcu kiralama giderlerinin 15 milyon TL’den 657 milyon TL’ye fırlaması, yüksek maliyetli kadro ve sözleşme politikalarının operasyonel yükü ciddi biçimde şişirdiğini göstermektedir. Sözleşme fesih giderleri ve menajerlik ödemelerindeki artış da bu maliyet sarmalını derinleştiren diğer unsurlar olarak öne çıkmaktadır.

Genel çerçevede değerlendirildiğinde, maliyetlerin gelirleri yaklaşık %65 oranında aşmış olması kulübün faaliyet modelinde “kırmızı alarm” niteliğinde bir dengesizliğe işaret etmektedir. Oyuncu satışlarından elde edilen yatırım gelirleri kısa vadede nakit akışına geçici bir rahatlama sağlasa da, bu tür tek seferlik gelirlerle operasyonel zararların sürdürülebilir biçimde telafi edilmesi mümkün görünmemektedir. Enflasyon muhasebesinden kaynaklanan yaklaşık 1,15 milyar TL’lik parasal kazanç olmasaydı, zarar tablosunun çok daha ağır gerçekleşeceği açıktır. Bu nedenle mevcut finansal yapı; yüksek maliyetli sportif rekabet, düşen UEFA gelirleri, artan finansman yükü ve enflasyonist baskılar altında, faaliyet dışı ve dönemsel gelirlerle ayakta duran kırılgan bir sürdürülebilirlik modeline işaret etmektedir.

Stratejik Çıkarımlar ve Riskler

Olumlu tarafta en dikkat çekici gelişme, oyuncu satışlarından elde edilen yatırım gelirlerindeki güçlü artışın nakit akışını geçici de olsa rahatlatmasıdır. Bu kalemden sağlanan girişler, kulübün kısa vadeli likidite ihtiyacını karşılayarak finansal baskıyı bir ölçüde hafifletmiş ve operasyonel açıkların finansmanında tampon görevi görmüştür. Ancak bu katkının yapısal değil, dönemsel ve büyük ölçüde sportif varlık satışlarına bağlı bir kaynak olduğu unutulmamalıdır; dolayısıyla sürdürülebilir bir gelir modeli niteliği taşımaktan uzaktır.

Öte yandan operasyonel kayıpların 224 milyon TL’den 563 milyon TL seviyesine yükselmesi, gelir tarafındaki zayıflama ile maliyetlerdeki enflasyonist artışın birleşik etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle UEFA gelirlerindeki sert düşüş, rekabet gücünü yalnızca finansal açıdan değil sportif açıdan da zayıflatabilecek bir risk unsuru haline gelmiştir. Enflasyon muhasebesinden kaynaklanan yaklaşık 1,15 milyar TL’lik parasal kazanç olmasaydı, şirketin çok daha ağır bir zarar tablosu ile karşı karşıya kalacağı açıktır. Bu durum, mevcut kârlılık görünümünün operasyonel güçten ziyade muhasebesel ve dönemsel etkilerle dengelendiğine işaret etmektedir.

Asıl kritik soru ise modelin sürdürülebilirliğidir: Faaliyet dışı ve tek seferlik gelirlerle zararların telafi edilmesi uzun vadede tekrarlanabilir mi? Oyuncu satışlarından elde edilen kârın olası bir yavaşlama göstermesi halinde, devam eden operasyonel zararların doğrudan finansal darboğaza dönüşme riski bulunmaktadır. Üstelik yüksek finansman giderleri, artan borç yükü ve enflasyon kaynaklı maliyet oynaklığı, kulübün finansal dayanıklılığını kırılgan hale getirmektedir. Bu çerçevede mevcut yapı, kısa vadede nakit yaratabilen ancak uzun vadede mali disiplin ve sürdürülebilir gelir çeşitliliği sağlanmadığı sürece risk biriktiren bir finansal modele işaret etmektedir.

Beşiktaş Özkaynak Yapısı Analizi

Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yayımladığı Özet Konsolide Özsermaye Değişim Tablosu, şirketin sermaye yapısında yaşanan sert dalgalanmaları ve birikmiş zararların özkaynaklar üzerindeki belirleyici baskısını oldukça açık ve çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Veriler, kulübün finansal dengesinin operasyonel kârlılıktan ziyade sermaye artırımları ve muhasebesel düzeltmelerle ayakta tutulduğunu, buna karşın zarar üretme döngüsünün özkaynakları yeniden aşındırmaya devam ettiğini göstermektedir.

Tablonun en dikkat çekici unsuru, özkaynaklarda yaşanan “eksiden artıya” geçişin sürdürülebilir bir kârlılık dönüşümünden değil, büyük ölçüde bedelli sermaye artışı ve sermaye düzeltim farklarından sağlanan kaynak girişinden beslenmiş olmasıdır. Nitekim kulüp, 2024 yılı itibarıyla -4,63 milyar TL seviyesindeki negatif özkaynak yapısından çıkarak pozitif özkaynağa ulaşmayı başarmış; bu durum finansal açıdan kritik bir toparlanma sinyali vermiştir. Ancak bu iyileşmenin kalıcı bir yapısal dönüşümden ziyade sermaye enjeksiyonuna dayalı olduğu, izleyen dönemlerde net zararların devam etmesiyle birlikte birikmiş zararların yeniden özkaynakları eritmeye başlamasından net biçimde anlaşılmaktadır.

Dönemsel gelişime bakıldığında tablo daha da netleşmektedir: Haziran 2024 başlangıcında şirket -4,63 milyar TL toplam özkaynak ile teknik iflas sınırının ötesinde bir finansal pozisyonda yer alırken, 1 Haziran 2025 itibarıyla özkaynakların 3,35 milyar TL seviyesine yükselmesi, esas olarak ödenmiş sermaye artışı ve sermaye düzeltme farklarındaki güçlü artış sayesinde mümkün olmuştur. Bu dönüş, bilanço açısından dramatik bir toparlanma olarak okunabilecek niteliktedir.

Ancak aynı ivmenin korunamadığı 30 Kasım 2025 itibarıyla toplam özkaynakların 2,55 milyar TL seviyesine gerilemesi, yalnızca altı aylık süreçte yaklaşık %23,7 oranında bir özsermaye erimesine işaret etmektedir. Bu durum, sermaye artırımıyla sağlanan finansal rahatlamanın kalıcı olmadığını; net dönem zararlarının ve geçmiş yıl zararlarının özkaynakları yeniden baskıladığını göstermektedir. Dolayısıyla tablo, kısa vadede sermaye destekli bir iyileşmeye rağmen uzun vadede sürdürülebilir kârlılık sağlanmadığı sürece özkaynak yapısının kırılgan kalmaya devam edeceğine dair güçlü bir finansal uyarı niteliği taşımaktadır.

Şirketin operasyonel kârlılık üretememesi,

Yapılan sermaye enjeksiyonlarının kısa sürede erimesine yol açmaktadır. Nitekim 30 Kasım 2025 itibarıyla kaydedilen 787,2 milyon TL tutarındaki net dönem zararı, özkaynaklardaki gerilemenin en temel belirleyicisi konumundadır. Bu zararların eklenmesiyle birlikte “geçmiş yıl zararları” kalemi 10,93 milyar TL gibi son derece yüksek bir seviyeye ulaşarak finansal yapının üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır.

Ortaya çıkan tablo, şirketin ürettiği her yeni zararı sistematik biçimde birikmiş zararlar hanesine aktardığını ve bu sürecin özkaynakların kalıcılığını aşındıran bir döngü yarattığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle, operasyonel zararlar devam ettiği sürece sermaye artışları bilanço üzerinde geçici bir iyileşme sağlasa da, uzun vadede özkaynak yapısının sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit eden bir zarar sarmalı oluşmaktadır.

Beşiktaş Nakit Akım Tablosu Analizi

Beşiktaş Futbol Yatırımları A.Ş.’nin 30 Kasım 2025 ara dönem nakit akım tablosu, finansal tablolar arasında dikkat çekici bir çelişkiyi ortaya koymaktadır: Şirket 787 milyon TL net dönem zararı açıklamasına rağmen, aynı dönemde 2,48 milyar TL tutarında güçlü bir esas faaliyet nakit girişi üretmiştir. Bu durum, futbol kulüplerinde sıkça görülen “zarar yazan ama nakit akışı sağlayan” finansal paradoksun tipik bir yansımasıdır. Muhasebe bazında zarar büyürken, nakit tarafında ayakta kalmayı sağlayan mekanizmaların devrede olduğu görülmektedir.

İşletme faaliyetlerinden sağlanan 2,485 milyar TL’lik net nakit akışı, bir önceki yılın aynı dönemindeki 710 milyon TL’ye kıyasla yaklaşık %250’lik artışa işaret etmektedir. Ancak bu güçlü nakit üretimi, operasyonel kârlılıktan değil; büyük ölçüde düzeltme kalemleri, amortisman etkisi ve özellikle ticari borçlardaki 3,315 milyar TL’lik artıştan kaynaklanmaktadır. Diğer alacaklardaki 357 milyon TL’lik artış ve ticari alacaklardaki 194 milyon TL’lik yükseliş nakit çıkışı yaratmış olsa da, borçlanma kaynaklı nakit girişleri bu etkileri fazlasıyla dengelemiştir. Bu tablo, kulübün futbol operasyonlarını sürdürebilmek adına borçlanma ve ilişkili taraf finansmanına daha fazla bağımlı hale geldiğini göstermektedir.

Yatırım faaliyetleri incelendiğinde ise transfer odaklı agresif bir nakit döngüsü öne çıkmaktadır. Duran varlık satışlarından (büyük ölçüde oyuncu satışları) 2,882 milyar TL nakit girişi sağlanırken, duran varlık alımlarına 4,171 milyar TL nakit çıkışı yapılmıştır. Böylece net yatırım nakit akışı -1,29 milyar TL seviyesinde gerçekleşmiştir. Satış gelirlerinin önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 10 kat artması dikkat çekici olsa da, transfer harcamalarının çok daha yüksek seviyede olması, ilerleyen dönemlerde artacak amortisman ve maaş yükünün finansal tablolar üzerinde baskı oluşturabileceğine işaret etmektedir.

Finansman faaliyetleri tarafında ise faiz ve kira ödemeleri belirleyici olmuştur. Dönem içinde 872 milyon TL faiz ve yaklaşık 100 milyon TL kira borcu ödemesi yapılırken, borçlanmadan elde edilen net giriş 304 milyon TL ile sınırlı kalmıştır. Sonuç olarak finansman faaliyetlerinden toplam 1,022 milyar TL net nakit çıkışı gerçekleşmiştir. Faiz yükünün 2024’e kıyasla bir miktar gerilemesine rağmen hâlâ yüksek seviyede olması, borç servis baskısının sürdüğünü göstermektedir.

Tüm bu hareketlerin sonucunda şirketin nakit pozisyonu dönem başındaki 47 milyon TL’den 215 milyon TL’ye yükselmiş ve yaklaşık 173 milyon TL’lik net nakit artışı sağlanmıştır. Nakitin 4,5 kat artması ilk bakışta olumlu görünse de, bu artışın büyük ölçüde borç artışı ve transfer gelirleriyle desteklendiği anlaşılmaktadır. Yani nakit güçlenmesi, operasyonel verimlilikten ziyade finansal ve döngüsel kaynaklara dayanmaktadır.

Genel resim değerlendirildiğinde, Beşiktaş’ın kısa vadede transfer satışları ve artan ticari borçlar sayesinde güçlü bir nakit akışı yaratarak finansal olarak “hayatta kalma” refleksi gösterdiği söylenebilir. Ancak 4,17 milyar TL’lik yüksek transfer harcamaları, artan borç yükü, yaklaşık 18–19 milyar TL seviyelerinde raporlanan net borç stoku ve -10,9 milyar TL’ye ulaşan geçmiş yıl zararları dikkate alındığında, bu modelin uzun vadede oldukça kırılgan olduğu görülmektedir. Mevcut yapı, “sat – borçlan – yeniden yatırım yap” döngüsüne dayalıdır ve transfer gelirlerinin azalması, sportif başarısızlık ya da UEFA gelirlerinin düşmesi halinde nakit akışının hızla tersine dönme riski taşımaktadır. Bu nedenle tablo, kulübün nakit akışıyla ayakta kaldığını ancak bilanço zararları ve borç dinamikleri nedeniyle yapısal finansal risklerin giderek derinleştiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Beşiktaş Borçlanma ve Finansal Borç Yükü Analizi (30 Kasım 2025)

Borç var, teminat var, nakit var… ama denge yok.

Beşiktaş Futbol Yatırımları A.Ş.’nin 30 Kasım 2025 ara dönem finansal tabloları, şirketin borçla ayakta duran fakat giderek daralan bir finansal koridorda ilerlediğini gösteriyor. Toplam finansal borç 3,55 milyar TL’ye yükselmiş durumda. Artış oranı sınırlı görünse de (%3,5), yapının kırılganlığı borcun büyüklüğünden çok niteliğinden kaynaklanıyor. Çünkü şirket, operasyonel zarar üretirken finansal sürdürülebilirliği borç ve teminat mekanizmasıyla sağlamaya çalışıyor.

Finansal Borç Yapısı: Sessiz Ama Tehlikeli Tırmanış

Toplam finansal borcun 3,55 milyar TL’ye çıkması ilk bakışta kontrol altında bir artış gibi görünebilir. Ancak asıl risk vade yapısında. Borçların 1,21 milyar TL’lik kısmı bir yıl içinde vadesi gelecek yükümlülüklerden oluşuyor. Yani toplam borcun yaklaşık üçte biri kısa vadeli refinansman baskısı yaratıyor.

6 BJK KREDI 2025

Daha çarpıcı olan ise finansal borç yükünün %57’sinin önümüzdeki iki yıl içinde yoğunlaşmış olması. Bu, yüksek faiz ortamında kulübü ciddi bir finansman stresine açık hale getiriyor. Kasım itibarıyla krediler TLREF + marj yapısında ve efektif faiz oranı yaklaşık %61 seviyesinde. Mayıs dönemine göre yaklaşık 10 puanlık artış söz konusu.

9 BJK KRD 25

Bu ne anlama geliyor?

Faiz oranlarındaki her 10 puanlık artış, yüz milyonlarca liralık ek finansman gideri demek. Zaten önceki dönemde 872 milyon TL faiz ödenmişken, olası bir faiz sıçraması operasyonel zararın üzerine yeni bir yük bindirebilir. Döviz riski yok; ancak enflasyon ve faiz riski maksimum seviyede.

Teminat Gerçeği: Borçtan Büyük Güvence

Tablonun en çarpıcı noktası ise teminat yapısı. Şirketin finansal borçlarına (kredilerine) ilişkin verdiği toplam teminat 12,5 milyar TL seviyesinde. Bu tutar, toplam borcun yaklaşık 3,5 katına ulaşıyor.

8 BJK FIN 2025

Bu neyi gösteriyor?

Bankalar, kulübün kredi riskini yüksek gördüğü için aşırı güvence talep ediyor. Yayın gelirleri, sponsorluk gelirleri ve çeşitli alacaklar temlik edilmiş durumda. Özellikle yayın gelirlerinin temliki 11,8 milyar TL seviyesinde. Yani kulübün gelecekte yaratacağı gelirlerin önemli bir kısmı şimdiden rehinli.

Bu yapı bir güvenlik ağı değil, bir zincir etkisi yaratıyor. Çünkü sportif başarısızlık veya UEFA gelirlerinin azalması halinde, zaten temlik edilmiş gelir akışı daha da daralacak ve nakit esnekliği ciddi biçimde sınırlanacak.

Borç Döngüsü: Nakit Var Ama Özgür Değil

Önceki nakit akış analizinde görüldüğü üzere şirket 173 milyon TL net nakit artışı sağlamıştı. Ancak bu artışın önemli kısmı borç artışı ve ticari yükümlülük genişlemesiyle finanse edildi.

Yani tablo şu: 

 - Operasyonel zarar var.

 - Borçla nakit yaratılıyor.

 - Gelirler teminat altında.

Bu, klasik bir “borçla dönen sistem” yapısıdır. Şirket borçlarını çevirebildiği sürece ayakta kalır. Ancak refinansman kanalları daralırsa veya faizler yükselirse, nakit dengesi hızla bozulabilir.

Faiz Bombası ve Kritik Eşik

Toplam finansal borcun gelire oranı neredeyse %100 seviyesinde. Bu, kulübün bir yıllık gelirinin borç yükünü karşılamaya ancak yettiği anlamına geliyor. Eğer faiz oranları daha da artarsa, yıllık faiz yükünde yüz milyonlarca liralık ek artış yaşanabilir. Bu durumda mevcut zarar yapısı çok daha ağırlaşır.

Teminatların borca oranının %353 olması ise bankaların kulübe karşı ne kadar temkinli davrandığını gösteriyor. Gelirlerin büyük kısmı rehinliyken, finansal esneklik ciddi ölçüde sınırlanmış durumda.

Sonuç: Borçla Yaşayan, Teminatla Kilitlenen Bir Model

 Beşiktaş’ın mevcut finansal yapısı net bir mesaj veriyor:

 - Operasyonel zarar borçla telafi ediliyor.

 - Nakit artışı borç artışına dayanıyor.

 - Gelirlerin büyük bölümü temlik edilmiş durumda.

 Faiz ortamı yükseldikçe baskı artıyor.

Kısa vadede sistem çalışıyor gibi görünebilir. Ancak bu model; “borçlan – geliri rehin ver – refinanse et” döngüsüne bağımlı. Transfer gelirleri düşer, sportif başarı zayıflar ya da finansman koşulları sıkılaşırsa, bugünkü denge hızla bozulabilir.

Özetle tablo şunu söylüyor: Beşiktaş nakit üretmiyor, borç çeviriyor.
Borç yönetiliyor, ama risk birikiyor. Teminatlar güvence değil, finansal manevra alanını daraltan bir kilit mekanizması.

Bu yapı sürdürülebilir bir finansal model değil; kontrollü bir gerilim hattı. Ve bu hat, faiz ve sportif performans baskısı altında her an daha da gerilebilir.

Finansal Borçlanmaya İlişkin Önemli Tespit, Değerlendirme ve Stratejik Analiz

Finansal borç yükü ile gelir arasındaki denge, şirket açısından kritik bir kırılganlık noktası oluşturuyor. Toplam finansal borcun gelire oranının yaklaşık %100 seviyesinde olması (3,56 milyar TL gelir karşısında benzer büyüklükte borç stoku), finansal yapının sürdürülebilirlik sınırında seyrettiğini gösteriyor. Nitekim önceki dönemde 901 milyon TL seviyesinde gerçekleşen finansman giderleri dikkate alındığında, borçlardaki sınırlı bir artışın dahi faiz yükünü doğrudan yukarı çekmesi kaçınılmaz görünüyor. Özellikle kısa vadeye düşen 1,21 milyar TL’lik borç kısmı nakit akışı üzerinde ciddi bir baskı yaratırken, dönem içinde kaydedilen 173 milyon TL’lik net nakit artışının büyük ölçüde borçlanma kaynaklı olması, refinansman riskini daha da belirgin hale getiriyor. Olası bir refinansman aksaması, likidite krizini tetikleyebilecek en somut risk unsuru olarak öne çıkıyor.

Teminat yapısı ise finansal borçlanma politikasının ne denli sıkı bir güvence mekanizmasına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Teminat/borç oranının %353 gibi son derece yüksek bir seviyede bulunması, kreditörlerin kulüpten güçlü teminat talep ettiğini ve risk algısının yüksek olduğunu işaret ediyor. Özellikle yayın gelirlerinin büyük ölçüde temlik edilmiş olması, gelecekte yaratılacak gelirlerin önemli bir kısmının şimdiden bloke edildiğini gösteriyor. Bu durum, sportif performansın zayıfladığı veya UEFA gelirlerinin düşmeye devam ettiği bir senaryoda nakit akışının hızla daralmasına ve finansal esnekliğin kaybolmasına yol açabilir.

Faiz ve enflasyon dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde risk daha da büyüyor. Enflasyonun kalıcı şekilde yüksek seyretmesi ve faiz oranlarının %70 bandına yaklaşması halinde, yıllık finansman yükünde yüz milyonlarca liralık ek artış yaşanması ve bunun net kârlılığı tamamen ortadan kaldırması olasıdır. Buna karşılık, teminat tutarındaki görece azalış ve olası borç yapılandırmaları, faiz maliyetlerinin aşağı çekilmesi açısından sınırlı da olsa bir fırsat alanı yaratabilir. Örneğin faiz maliyetinde %10’luk bir düşüş dahi anlamlı bir finansal rahatlama sağlayabilecek potansiyele sahiptir.

Genel çerçevede tablolar, şirketin belirgin şekilde bir “borç döngüsü” içinde faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor. Operasyonel zararların borçlanma ile dengelenmesi kısa vadede sistemi ayakta tutsa da, teminatların yüksekliği finansal güvence olmaktan çok hareket alanını kısıtlayan bir yapı haline gelmiş durumda. Bu nedenle borç azaltımına yönelik somut adımlar atılmadığı takdirde, geçmiş dönemde görülen “nakit yaratma” görünümü tersine dönebilir. Ortaya çıkan yapı; yüksek borç, teminatlı gelir akışı ve enflasyon bağımlılığı ekseninde şekillenen, Türk futbol kulüplerinde sıkça gözlenen kırılgan finansal modelin güçlü bir yansıması niteliği taşıyor.

Kur Riski Finansal ve Ekonomik Sürdürülebilirlikte Kırılganlık Yaratıyor

Beşiktaş Futbol Yatırımları A.Ş.’nin döviz kuru duyarlılık analizi, son altı ayda şirketin kur riskine karşı belirgin şekilde daha kırılgan hale geldiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. 30 Kasım 2025 itibarıyla TL’nin %10 değer kaybetmesi durumunda yaklaşık 640 milyon TL zarar oluşacağı öngörülürken, bu tutar Mayıs 2025’teki 368 milyon TL’lik zarara kıyasla %74’lük bir kötüleşmeye işaret etmektedir. Bu gelişme, şirketin net döviz pozisyonunun hızla negatife döndüğünü ve mevcut risk yönetimi yaklaşımının (hedge kullanılmaması ve temliklerle risk azaltma politikası) kur şoklarını karşılamakta yetersiz kaldığını göstermektedir.

Döviz pozisyonunun genel görünümü “kırmızı alarm” seviyesindedir. Kasım 2025 verilerine göre %10’luk kur artışında ABD Doları kaynaklı zarar yaklaşık 318 milyon TL, Euro kaynaklı zarar 637 milyon TL ve diğer para birimleri kaynaklı zarar ise 98 milyon TL seviyesindedir. Toplam etki -640 milyon TL’ye ulaşmaktadır. Altı ay önce aynı senaryoda zarar -368 milyon TL iken riskin 272 milyon TL artmış olması, bilançoda döviz yükümlülüklerinin arttığını veya döviz varlıklarının azaldığını düşündürmektedir. Yaklaşık -6,4 milyar TL seviyesindeki net döviz açığı, kurdaki her artışın doğrudan kârlılığı aşındıracağı anlamına gelmektedir.

Para birimi bazında incelendiğinde kırılganlığın en büyük kaynağının Euro olduğu görülmektedir. Euro yükümlülüklerindeki artış, muhtemelen transfer taksitleri, menajerlik ücretleri ve uluslararası yükümlülüklerden kaynaklanmaktadır. Dikkat çekici bir diğer nokta ise Mayıs 2025’te pozitif olan dolar pozisyonunun Kasım 2025’te net negatife dönmesidir. Bu tersine dönüş, döviz borçlanmasının artması, döviz varlıklarının kullanılması ya da yeni sözleşmelerin yabancı para cinsinden yapılmasıyla açıklanabilir. Ayrıca “diğer dövizler” kaleminde oluşan yeni açık, risk yapısının daha da çeşitlendiğini göstermektedir.

Şirketin risk yönetimi politikası incelendiğinde en kritik zayıflığın hedge mekanizmasının bulunmaması olduğu görülmektedir. Tablolarda hedge edilen tutarın sıfır olması, forward, opsiyon veya swap gibi türev araçların kullanılmadığını ortaya koymaktadır. Şirket döviz riskini temlik ve benzeri yöntemlerle yönetmeye çalışsa da bu yaklaşım kur riskini ortadan kaldırmamakta, yalnızca nakit akışını düzenlemektedir. Dövizli mevduat tutmama ve yatırımları TL’de değerlendirme politikası, yüksek döviz yükümlülükleri bulunan bir yapı için ters etki yaratmakta ve bilanço üzerindeki kur hassasiyetini artırmaktadır.

Bu tablo, şirketin genel finansal yapısıyla birlikte değerlendirildiğinde daha anlamlı hale gelmektedir. Yükümlülüklerin önemli bir kısmı döviz cinsinden olmasına rağmen gelirlerin büyük ölçüde TL olması, yapısal bir uyumsuzluk yaratmaktadır. Temlik edilen yayın ve sponsorluk gelirleri gelecekteki nakit akışını güvence altına alsa da kur artışı bu gelirlerin reel değerini düşürebilir. Ayrıca yatırım faaliyetlerinde görülen yüksek harcamalar ve futbol segmentindeki operasyonel zarar, döviz bazlı yükümlülüklerin finansman baskısını daha da artırmaktadır.

Stratejik açıdan bakıldığında mevcut yapı yüksek kur oynaklığı ortamında ciddi riskler barındırmaktadır. TL’de olası %20’lik bir değer kaybı senaryosunda zarar potansiyeli teorik olarak 1,2 milyar TL’nin üzerine çıkabilir ve bu durum dönem kârlılığını tamamen silebilir. Buna karşılık kurun güçlenmesi halinde kazanç potansiyeli bulunsa da hedge eksikliği nedeniyle risk tamamen simetrik ve kontrolsüzdür. Sonuç olarak Beşiktaş’ın finansal yapısı, yüksek döviz açığı, hedge eksikliği ve kısa vadeli döviz borç baskısı nedeniyle kur hareketlerine aşırı duyarlı bir görünüm sergilemekte; bu döviz açığı azaltılmadığı veya gelir yapısı döviz bazlı hale getirilmediği sürece kur farkı giderleri özkaynaklar üzerinde baskı oluşturmaya devam edecektir.

Bu Finansal Yapı Beşiktaş’ı Sportif Sürdürülebilirlik ve Rekabette Nereye Taşır?

Mevcut finansal yapı, kulübün rekabet kapasitesini farklı vadelerde ayrı risk faktörleriyle etkiliyor.

Kısa vadede en belirgin risk unsuru olarak likidite baskısını görüyoruz. Yaklaşık 11,4 milyar TL seviyesindeki kısa vadeli borç yükü, kulübü sermaye artırımı, yeni sponsorluk anlaşmaları veya dış finansman kaynaklarına daha bağımlı hale getiriyor. Rakip kulüplerin gelir çeşitliliğini artırdığı bir ortamda bu bağımlılık, finansal esnekliği sınırlandırıcı bir etki yapıyor.

Orta vadede maddi olmayan duran varlıkların (futbolcu lisansları) 4,7 milyar TL’ye yükselmiş olması, kadro kalitesine yönelik yüksek yatırım stratejisini yansıtıyor. Ne var ki, ticari borçlardaki 6.2 Milyar TL’lık sert artış, transfer politikalarının “nakit üretimi” yerine “borç finansmanı” ile desteklendiğine işaret ediyor. Bu durum ise, gelecekte yeni yatırım kapasitesini baskılayabilecek bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Kulübün borçluluk yapısında stratejik ama riskli bir değişim gözleniyor. Adeta bir ticari borç patlaması yaşayan kulübün tedarikçilere ve diğer kulüplere olan borçları sadece 6 ayda iki katına çıkarak 6,2 milyar TL barajını aşmış bulunuyor.

Banka kredilerinin 3,7 milyar TL’de sabit kalması finansal stabilite yanılsaması olarak görülebilir. Toplam borç azalmaz iken, banka borçlarında düşüş yaşanması stratejik bir başarı değil, kredibilitenin zorlandığını ve borcun piyasaya (menajerlere, kulüplere, piyasa aktörlerine) yayıldığını kulağımıza fısıldıyor. Beşiktaş’ta bilançonun pasifinde borcun kompozisyonu değişmiş durumda. Bu, Beşiktaş’ta bankadan piyasaya doğru bir borç kayışı olduğunu ortaya koyuyor.

Uzun vadede ise mali disiplinin sağlanamaması durumunda, UEFA finansal sürdürülebilirlik kriterleri ve yerel lisanslama düzenlemeleri, sportif rekabet gücünü idari yaptırımlar yoluyla sınırlayabilecek potansiyel bir risk alanı yaratıyor.

Sonuç: Sportif Performans mı, Finansal Yeniden Dengeleme mi?

Günümüz futbol yapılanmasında sürdürülebilir başarı artık yalnızca sportif performansla değil, bilanço rasyolarının normalizasyonu ve nakit akışı disiplininin sağlanmasıyla ölçülüyor. Siyah Beyazlı kulübün yaklaşık 10,9 milyar TL birikmiş zarar ve -6,4 milyar TL net döviz pozisyonu, özkaynak erozyonunun devam ettiğini ve kur oynaklığına yüksek duyarlılık bulunduğunu gösteriyor.

Rakip kulüplerin yayın gelirleri, sponsorluklar, Avrupa kupaları ve ticari faaliyetler üzerinden gelir kompozisyonunu çeşitlendirdiği bir dönemde, borç yapısının banka kredilerinden ticari borçlara kaydırılması ağırlıklı olarak bir vade uzatma ve likidite yönetimi yaklaşımı olarak okunabilir. Bu strateji kısa vadeli nakit baskısını geçici olarak hafifletebilir; ancak yapısal kârlılık yaratılmadığı sürece finansal sürdürülebilirlik açısından kalıcı bir çözüm sunmaz.

Mevcut bilanço çerçevesinde öne çıkan temel riskler; yüksek net döviz açık pozisyonu, negatif faaliyet kârlılığı, birikmiş zararların büyüklüğü ve gelirlerin sportif başarıya bağlı volatil yapısıdır.

Sonuç olarak, döviz riskinin etkin şekilde yönetilmediği ve sportif yatırımların operasyonel nakit akışı ile uyumlu hale getirilmediği bir senaryoda, sahada elde edilecek başarıların finansal riskleri dengelemesi sınırlı kalacak gibi duruyor.  Bu durum, kulübün operasyonel performansı ile finansal gerçekliği arasında yapısal bir uyumsuzluk yaratmaya devam ediyor.

Bu çerçevede stratejik önceliklerin; net borç/gelir oranının düşürülmesi, kur riskinin azaltılması, maaş bütçesinin gelirle uyumlu hale getirilmesi ve pozitif faaliyet kârlılığına geçişi hedefleyen sıkı bir mali disiplin programının uygulanması şeklinde bir zorunluluk olarak kendisini somutluyor. Aksi halde süreç, rekabetçi güçlenmeden daha çok, orta vadede finansal yeniden yapılandırma ihtiyacına evrilebilecek bir görünüm arz ediyor.

Beşiktaş Kasada Kazanmadan Sahada Kazanamaz

Son tahlilde ortaya çıkan tablo, Beşiktaş’ın yalnızca sahada değil, bilançoda da çok daha zorlu bir mücadele vermek zorunda olduğunu gösteriyor. Zira kulüp açısından sportif başarı ile finansal sürdürülebilirlik birbiriyle organik bir bağ içinde bulunuyor. Sahada kazanılmadan kasada kalıcı bir kazanım yaratmak da mümkün olmuyor. Bu durum, kulüp açısından yapısal bir finansal paradoksa işaret etmektedir: sportif rekabet gücünü koruyabilmek adına yüksek maliyetli kadro yatırımları ve operasyonel harcamalar yapmak zorunda olan bir model ile, bu harcamaların yarattığı nakit çıkışı, borçluluk artışı ve özkaynak erozyonunu dengeleme gerekliliği arasındaki hassas bilanço dengesi giderek daha kırılgan hale gelmektedir. Başka bir ifadeyle, rekabetçi kalmak için artırılan giderler kısa vadede sportif performansı desteklese de, yeterli operasyonel nakit akışı ve sürdürülebilir gelir üretimi ile karşılanmadığı sürece finansal kaldıraç seviyesini yükselterek likidite riski, kur duyarlılığı ve finansman maliyetleri üzerinden bilançoda sistematik bir baskı oluşturmaktadır.

Artan ticari borçlar, derinleşen net döviz açığı ve büyüyen birikmiş zararlar ekseninde şekillenen mevcut finansal yapı, kulübü güçlü bir sıçramadan ziyade hassas bir denge üzerinde ilerlemeye zorluyor. Nakit akışıyla yeterince desteklenmeyen sportif yatırımlar, kısa vadede performans artışı sağlayabilse de, orta ve uzun vadede gelecekteki gelirlerin bugünden borçlanma yoluyla öne çekilmesi anlamına geliyor. Bu da finansal kaldıraç etkisini artırarak bilanço risklerini yapısal hale getiriyor.

Bu çerçevede Beşiktaş’ın rekabet gücü, transfer stratejisinden çok mali disiplinin sürdürülebilirliği ile belirlenecek gibi görünüyor. İyimser kısa vadeli senaryoda, sahada elde edilen başarılar finansal risklerin baskısı altında geçici bir rahatlama sağlayan dönemsel kazanımlara dönüşebilir. Ne var ki, kalıcı sürdürülebilirlik ise ancak borç kompozisyonunun dengelenmesi, kur riskinin etkin yönetimi ve özkaynakların yeniden güçlendirilmesiyle mümkün olabilir. Yani sportif başarı ile finansal yeniden yapılanmanın eş zamanlı yürütüldüğü bütüncül bir mali dönüşüm süreciyle Beşiktaş içinde bulunduğu finansal sarmaldan çıkabilir. 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  98  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1470 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56935634

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1