Türkiye Kadınların Oynadığı Futbolda Neden Geri Kaldı? (I)
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Tuğrul AKŞAR Türkiye Kadınların Oynadığı Futbolda Neden Geri Kaldı? (I)

Türkiye Kadınların Oynadığı Futbolda Neden Geri Kaldı? (I)

 14Ocak26 KF

Tuğrul AKŞAR- 14 Ocak 2026 Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Avrupa’da kadınların oynadığı futbolda bir yükseliş var. Kadınların oynadığı oyun bu ülkelerde önemli potansiyelleri harekete geçiriyor.

 

İlgi giderek daha da artıyor. Şu an olmasa bile kadınların oynadığı futbol önemli gelir yaratabilme potansiyelini bünyesinde taşıyor. Avrupa’nın futbolda ileri ülkeleri kadınların futbolunu da erkek futbolunun yanına taşımaya çalışıyor. Her ikisinin yaratacağı sinerji, ülke futboluna sağlayacağı katkı maksimize edilmeye çalışılıyor.  Bu nedenle yatırımcılar ve sponsorlar kadınların oynadığı futbolun peşinden koşuyor. Bu ülkeler, yaratılan pastadan önemli paylar alıyorlar. Ancak, ülkemizde bu konu ne yazık ki, eko-politik sebeplerin ve kültürel kodların etkisiyle ihmal edilmiş durumda.

 

 Oysa, kadınlar olmaksızın Türk futbolu topal kalıyor. Futbolda yol almak istiyorsak, kadınlarımızı da futbola daha çok dahil etmeli; ulusal ve uluslararası arenada erkeklerle yan yana kadınlarımızın da futbolda Türkiye’yi bize yakışır şekilde temsil etmelerini sağlamalıyız.

 

Bu nedenle kadınlarımızın oynadığı futbola ilişkin çoktandır kafamda aradığım sorulara yanıt bulabilmek için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Gerçekten de kadınlarımızın oynadığı futbolda Türkiye neden geride kaldı? Bunun nedenleri neler olabilir? Bu sorunlar nasıl çözülebilir? Siyaset bu işin neresinde? Ekonominin dışında kadınlarımızın futbola yönelmesini etkileyen sosyolojik ve kültürel kodlar kadınlarımızın futbola yönelmelerinin önünde en güçlü engel mi? daha bir çok soruyu arka arkaya sıralayabiliriz.

Peki, bu sorunların üstesinden nasıl gelebiliriz? Bu alanda başarılı olan ülkelere hangi gelişim aşamalarından geçmişler? Bizler bu ülkeleri kendimize rol model alabilir miyiz? Konuya ilişkin gözlemlediğim daha birçok sorunu ve bunlara ilişkin çözümü bu yazımda tartışmak istiyorum.  

Bu amaçla yaptığım araştırma ve analiz sonuçlarımı üç bölüm halinde paylaşmayı planladım. Okuduğunuz ilk bölümde genel olarak kadınlarımızın oynadığı futbolun ülkemizde ve dünyada genel çerçevesini belirlemeye; saptamış olduğum konuya ilişkin genel sorunları ele alacağım.

İkinci bölümde kadınların oynadığı futbolun yarattığı ekonomik pastayı ve bunun paylaşımını sizlere aktaracağım. Örneğin, ülkemizde, Avrupa’da ve dünyada kadınların oynadığı futbola federasyon ve konfederasyonların ne kadar kaynak aktardıklarını rakamlarla ortaya koyacağım. Yaratılan bu pastadan kadınların aldığı payı karşılaştırmalı bir analizle sizlere aktaracağım.

Üçüncü ve son bölümde ise bu alanda neler yapılabileceğini; başarılı olan ülkelerden hangilerini rol model olarak almamız gerektiğini gerekçeleriyle birlikte sizlere anlatıp yazı dizimi sonlandıracağım.

Umarım Türk sporuna toplumsal fayda yaratmada bir katkı sağlamış olurum.  

1.Ülkemizde Kadınların Oynadığı Futbola Genel Giriş

Şüphesiz ki, ülkemizde futbolun genel olarak ekonomik, finansal, sportif ve yönetsel sorunları bulunuyor. Bu bağlamda kadınların oynadığı futbolda da bu yapısal sorunlar söz konusu. 

Bu yapısal problemlere ek olarak, kadınların oynadığı futbola bakıştaki siyasal anlayış ta kadın futbolunu ikincil düzeye itiyor. Zira, var olan siyasal anlayış, kadınların sosyal yaşamda yerini ev kadını olarak görüyor. Bu bakış açısı erkeklerle yarışabilecekleri bir alanda sorumluluk üstlenmelerine olanak sağlayacak bir yaklaşımdan daha çok, onlara toplumsal sorumluluk olarak iyi bir anne ve iyi bir eş olmaları yönünde bazı yönlendirmeler yapıyor.

Bu kültürel kodlar kadının eril spor olarak nitelendirilen futbolda yer almasından çok hoşnut değil, daha doğrusu istekli değil…Bu feodal yaklaşım kadınların futbolda daha çok yer almalarının önünü kesen en önemli engellerden birisi.  

Kadın Futbolu Doğru Bir Kavram mı?

Bu anlayışı pekiştirmek için de genel olarak günlük yaşamda kullanılan dil, kadınların aleyhine negatif ayrımcılığı pekiştirecek şekilde gelişiyor. Bu bağlamda “Kadın Futbolu” tabiri, futbolda kadını erkek karşısında daha düşük yetenek ve güçte gösteren bir niteliğe sahip.  Bu nedenle “kadın futbolu” söylemine şiddetle karşı çıkmalıyız. Çünkü, bu söylemin doğurduğu eylem, kadının erkek karşısında yetersiz kılınması şeklinde kendisini somutluyor.

Bu söylem, kadının bu siyasal anlayış içinde futbolda var olmasının çok da mümkün olamayacağını ifade ediyor.  

Ülkemizde kadının futbolda yeri, neden erkekten sonra geliyor? Bu soru çok anlamlı bir soru. Tüm bireylerin spordan ve kamu kaynaklarından eşit yararlanması bir anayasal hak iken, kadının futbolda daha az yer alması, futbol kaynaklarından daha az yararlanması ve erkeklere tanınan fırsat eşitliklerinin kadınlar için pratikte çok çalışmaması, aslında bir anayasal ihlaldir.

Ben bunu platformlarda dile getirdiğimde karşıma çıkan argüman: “ama efendim, bakınız kadınlarımız voleybolda, basketbolda, atletizmde, güreşte yer alıyor. Bunu nasıl yorumlayacaksınız peki? şeklinde soru olarak bana dönüyor.

Bu soruya yanıtım genelde şu oluyor. Futbolun dışındaki tüm spor branşlarında parasal büyüklükler çok düşük düzeyde kalmaktadır. Ülkemizde spor ekonomisinin ana motorunu futbol oluşturuyor. Bu nedenle kadınların futbolda bu pastadan daha fazla pay almaları erkek egemen anlayışta çok kabul edilebilecek bir şey değildir. Olayın mali boyutunun dışında bir de siyasal boyutu da bulunuyor. Bu, tamamen mevcut siyasal anlayışın izlediği politikaların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Zira, kamusal kaynakların toplumsal kesimlere paylaştırımı tamamen politik bir karardır ve futbol alanında da bu karar verilirken,  kadın erkeğe görece tali düzeyde tutulmuştur.

Kadın oynadığı futbolla, yer aldığı spor alanında yukarıda saydığım olumsuz siyasal yaklaşıma ve sosyo-kültürel kodlara karşı, aslında bir var olma mücadelesi veriyor. Çağdaş sosyal yaşam bunu gerektiriyor. Eril dilin ve maço kültürünün yönlendirdiği erkek futboluna karşı kadın futbolu bir zarafeti, estetiği ve medeniliği temsil ediyor. Sırf bu nedenle bile kadınlarımızı futbol oynamaya yönlendirmeli ve onlara bu uğurda destek olmalıyız.

Bu konuya ilişkin son olarak şunu da vurgulamakta yarar görüyorum: Futbolda eşitsizliği sadece ekonomik, finansal ve sportif olarak görmek bir yanılgı olur. Bizim gibi semi periferilerde kadın olmak gerçekten çok zordur: bunu en iyi sosyo-ekonomik yaşama kadınların katılımında görebilirsiniz. Bu coğrafyalarda siyasal ve kültürel kodların etkisiyle oluşan cinsiyetçi yaklaşım, kadına karşı kendiliğinden bir negatif bir ortamın doğmasına neden oluyor. Bu da kadına karşı sporda ve futbolda eşitsizliği ve haksızlığı beraberinde getiriyor.

2. Kadınların Futbolda Daha Etkin Olabilmelerini Engelleyen Faktörler

Bu bakış açısıyla kadınların yeterince yer alamadığı futbolda  öncelikle siyasal- ekonomik, soyal ve kültürel nedenler üzerinde duralım.

a) Devletin Sürdürülebilir Spor Politikasının Bulunmaması

Çünkü, kadınların yer aldığı spor Türkiye’de hiçbir zaman uzun vadeli bir kamu politikası olarak ele alınmadı. Destekler çoğu zaman dönemsel, kişisel veya proje bazlı kaldı. Hal böyle olunca da, ortaya çıkan sonuç çok iç açıcı olmuyor.

  • Altyapı yarım kalıyor.
  • Kurumlar değiştikçe öncelikler değişiyor.
  • Kadınların yer aldığı spor dallarında istikrarlı büyüme sağlanamıyor.

Diğer taraftan sporda kadınların başarılı olduğu ülkelerde devletin, sürdürülebilir bir spor politikasına sahip olduğunu görüyoruz.

b) Spor Yönetim Organlarında Temsil Sorunu Kadınların En Büyük Problemlerinden Birisi

Karar verici mekanizmalarda kadın temsil oranı çok düşük. Spor örgütlenmelerinde genel olarak erkek egemen bir örgütlenme modeli söz konusu. En basit ifade ile ortaya koyacak olursam, ülkemizde spor kulüplerinde ve Türkiye Futbol Federasyonu’nda karar mercii olan kurullarda kadının yeterince yer alamadığını görüyoruz. Örneğin, başkan dahil onbeş yönetim kurulu üyesi olan Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulunda sadece iki kadın üye bulunuyor.  

Kadınların yeter sayıda etkin karar alma organlarında bulunamaması, kadının sporda yeterince yer almalarına destek olabilecek kararların çıkmamasına neden oluyor.  

Bugün ülkemizde TFF (Türkiye Futbol Federasyonu) örneğinde gibi olduğu Spor politikası üretimi erkek ağırlıklı perspektif ile belirleniyor.

O zaman, doğal olarak şu sonuçla karşı karşıya kalıyoruz.

“Temsil yoksa politika da yok.”

Bu nedenle kadınların yaşamın her alanında ve sporda, karar masalarında olmaları, Türk sporunu ve futbolunu daha ilerilere taşıyacaktır.

c- Kültürel Nedenler

Ülkemizde toplumsal yaşamda olduğu gibi sporda ve futbolda da cinsiyet rolleri kadının aleyhine…Bunu neden mi söylüyorum:  Çünkü, ülkemiz sosyolojisinde spor hâlâ “erkek işi” olarak kodlanmış durumda da ondan. Futbol ise bunun en sert versiyonunu oluşturuyor.

Hal böyle olunca; 

-       Aileler kız çocuklarını spora yönlendirmiyor.

-       Sporda erken yaşta kopuşlar yaşanıyor.

-       Kız çocukları ya da kadınlar “Yapabilir mi?” sorusu hep gündemde tutuluyor.

Bu nedenlerle günümüz Türkiye’sinde kadın sporcu yetenekten önce meşruiyet mücadelesi vermek durumunda kalıyor.

d) Rol model eksikliği

Kadınların sporda yeterince yer alamamalarının bir sebebi de medyada kadın sporcuları görünürlüğünün yetersiz kalması. Bunun olumsuz sonucu ise, genç kızlarımızın kendilerini sahada hayal edemiyor olmasıdır. Böylesi bir durumda spor kariyeri kızlarımız için “olağan” bir seçenek olmaktan çıkıyor.

Oysa, biliyoruz ki, görünmeyen rol model, ilham veremez.

e) Ekonomik Nedenler

Uygulanmakta olan makroekonomik politikaların bir sonucu olarak, orta ve alt gelir gruplarının refahını aşağıya çeken ekonomik politikalar, en başta ailelerde gelir yetersizliğine neden oluyor. Bu nedenle tüm aile bireyleri ev ekonomisine katkı sağlamak zorunda. Ülkemizde ise sporcu bir kadının ev ekonomisine katkıda bulunması çok zor. Eğer, sporcu kadın profesyonel üst düzey sporcu değilse, kadınların futboldan kazanacakları para son derece düşük kalıyor. Diğer taraftan sözleşmeler güvencesiz.

Bu olumsuzluk otomatikman, sporu kadınlar için  bir meslek ve kariyer yolu olmaktan çıkartıyor. Doğal olarak bu durumda çoğu yetenekli kızlarımız ve kadın sporcularımız sporu erken bırakmak durumunda kalıyor. Bunun ülke sporuna maliyeti ise yetenek ziyanı olarak yansıyor.   Böyle olunca da kadın sporcu performansı sürdürülebilir olmuyor.

Yani, bugünkü eko-politik ortamda, erkek yoğunluklu sporlarda “risk” konuşulurken, kadınların yer aldığı spor dallarında ise kadından “fedakârlık” bekleniyor.

f) Kadınların Yer Aldığı Sporlarda ve Futbolda Yatırımcı Az, Sponsor Algısı İse Hemen Hemen Yok

Çünkü, var olan eko-politik iklimde kadınların yer aldığı spora ve futbola  yatırımcılar ve sponsorlar yatıracakları paraları “geri dönüşü olmayan destek” gibi görüyor.

Bunun sonucu ise sponsorluk sınırlı kalırken; yetersiz yatırım ve buna bağlı oluşan kısır döngü Türk sporunu ve futbolunu olumsuz vuruyor.

Oysa küresel veriler bunun tam tersini söylüyor.

g) Sosyal Nedenler

Ülkemizde özellikle metropollerin dışındaki illerimizde kadının spora yönelmesini engelleyen en önemli faktörlerin başında “kız çocuğunun sporda işi ne” feodal anlayışı olarak tezahür ediyor. Bu kültürel kod ne yazık ki, hâlâ Anadoluda kırılabilmiş değil.

Diğer taraftan güvenlik ve alan sorunu da bir başka neden olarak kendisini gösteriyor. Çünkü, kızlarımız için güvenli spor alanlarının sınırlı olması, ailelerin çocuklarını spora yöneltmelerini engelliyor.

Güvenli spor tesislerinde ise kız çocuklarının ve kadınların yararlanma olanakları kısıtlı bulunuyor.

Bunların sonunda ya aileler kız çocuklarının spora katılımına izin vermiyor ya da ulaşım ve tesis sorunu büyüdüğü için katılım giderek zorlaşıyor.

Bu durumda kendiliğinden filizlenen yaklaşım tarzı ise “alan yoksa katılım da yok” şeklinde oluyor.

h) Eğitim–Spor Çatışması

Ülkemizde kadınlarımızın ve kız çocuklarımızın spora ve futbola etkin bir şekilde yönelememelerinin temelinde yatan bir başka faktör de spor ve eğitimin birlikte planlanamıyor olmasıdır. Bu durumda; aileler “ya okul ya spor” ikilemine giriyor. Doğal olarak spor ikinci plana atılıyor.

Kadın futbolunda ileri ülkelere baktığımızda, ABD ve Avrupa’da bu ikilemin belirli bir sistem ve disiplinle çözüldüğünü görüyoruz.

i) Medya ve Dil Problemi

Ülkemizde futboldaki eril dil kendiliğinden cinsiyetçi bir dile dönüşüyor ve kadınlarımız için medyada görünmezlik sorunu ortaya çıkıyor.


Kadın spor haberleri çok önemsenmiyor. Ya da tali bir dille prime time dışındaki zamanlarda kamuoyuna servis ediliyor. Böyle olunca da, bu kez kadının içinde yer aldığı futbol ve spor haberlerine olan ilgi ve değer algısı düşüyor, başarılar küçültülüyor

Oysa biliyoruz ki dil, algıyı; algı da yatırımı belirleyici bir işleve sahiptir.

J) Futbol Özelinde Ekstra Bir Bariyer

Ülkemizde genel olarak futbol eril bir spor olarak görülüyor. En azından böyle bir algı var. Futbolun erkeklik kültürüyle özdeşleştirilmesi, tribünün dilini sertleştirirken, tarihsel olarak ta kadını dışlıyor.

Bu yüzden kadınlar futbolda diğer branşlara göre daha fazla mücadele vermek zorunda kalıyor.

Kadınlarımızın Sporda ve Futbolda Yeterince Yer Alamamasının Genel Sonucu

Buraya kadar anlattıklarımızdan ortaya çıkan genel sonucu şu şekilde özetleyebilirim: Türkiye’de kadınların sporda ve futbolda daha az yer almasının nedeni isteksizlik ya da yeteneksizlikten kaynaklanmıyor; bir sistem sorunu olarak ortaya çıkartıyor. Erkek egemen kültürün çizdiği spor politikası kadınları dışarıda bırakacak şekilde tasarlanmış gibi duruyor.

Bu konuda önemli bir gerçeği de buradan paylaşmak istiyorum. Kadınlarımızın futbolda yeterince yer alamaması, spor ve futbol kaynaklarından yeterince yararlanamaması aslında sorunu doğal bir sorun olmaktan çıkartıp politik bir niteliğe büründürüyor.

Ama şunu da biliyoruz ki; politik olan sorun, değiştirilebilir ve çözülebilir bir özelliğe de sahiptir.

Bu politik iklimde siyasi otorite kadınların yer aldığı futbolu  “spor politikası” kapsamında planlanma yerine, bir “sosyal sorumluluk projesi” olarak görüp buna göre hareket ediyor. Futbol bu anlayışa göre kadınlara lutfedilmiş bir fırsat olarak görülüyor. Oysa, kadınlarımızın lütfa değil, eşitliğe gereksinimi var.  

Bu ifademizin altını doldurmak için şu tespiti de yapmamız gerekiyor: Kadınların yer aldığı futbola ilişkin siyasi yaklaşımın izlediği politikalar, kadınların oynadığı futbolu uzun yıllar boyunca performans, rekabet ve ekonomi ekseninden daha çok “katılım”, “farkındalık” ve “iyi niyet” diliyle ele alıp değerlendirmiş gözüküyor.

Tüm bunların sonucunda kadınlarımızın oynadığı futbolda ortaya çıkan gerçek ise:  rekabetçi bir ligin tasarlanmamış olmasıdır. Nitekim, bu anlamda kulüplerde performans beklentisi tam oluşmamış görünüyor.  Kadınların oynadığı futbola yatırım ise “geri dönüşü olmayan bir destek” gibi algılanıyor.

Kadınların oynadığı futbolu bir lütuf ya da sosyal duyarlılık projesi olarak değil, başarılı ülkelerde olduğu gibi spor projesi olarak ele almamız gerekiyor.

Daha yarışmacı, daha kaliteli ve sürdürülebilir bir profesyonel eko sistem yaratılamadığı için kadınlarımızın oynadığı futbol hep desteğe muhtaç, sürdürülebilir olmayan, yarı zamanlı bir sportif etkinlik olarak kalıyor.

Bu anlayış ve yaklaşım yetenekli sporcuları ya spora kazandıramayışımıza (yetenek kaybı) ya da erken yaşta spordan kopmasına neden oluyor.  Böyle olunca da kadınlarımızın oynadığı futbolda olması gereken performans standardı oluşamıyor. Bunun kaçınılmaz sonucu ise içeride ve dışarıda yetersiz rekabet ve başarısız sonuçlar olarak karşımıza çıkıyor.

Bu alanda gelişmiş ülkelere bakıldığında ABD, Almanya, İngiltere, İspanya, Hollanda gibi ülkelerde kadınlar açısından futbolun bir meslek olduğunu;ülkemizde ise bunun hâlâ hobi + fedakârlık ekseninde devam ettirilen bir etkinlik olduğunu görüyoruz.

Bir sonraki bölümde kadınların oynadığı futbolun yarattığı ekonomik pastayı ve bunun paylaşımını sizlere aktaracağım. Örneğin, ülkemizde, Avrupa’da ve dünyada kadınların oynadığı futbola federasyon ve konfederasyonların ne kadar kaynak aktardıklarını rakamlarla ortaya koyacağım. Yaratılan bu pastadan kadınların aldığı payı karşılaştırmalı bir analizle sizlerle paylaşacağım.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  305  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1091 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56591694

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1