Duvardaki Picasso: Modern Futbolun Yeni Sahipleri
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Diğer Yazarlar Duvardaki Picasso: Modern Futbolun Yeni Sahipleri

Duvardaki Picasso: Modern Futbolun Yeni Sahipleri

12Ocak-26 Afis2

Olgu Aydın- 12 Ocak 2026 Sheffield kriket kulübü oyuncuları 1857'de, maçsız geçen kış sezonunda formda kalmak adına; o döneme kadar kuralları net olmayan kaba bir 'kick ball' oyunu oynamaya başladılar

 

Ancak o günlerde, dünya tarihine şekil verecek bir sporun temellerini attıklarından henüz habersizlerdi.Kriket kadro sayısından esinlenerek oyunu 11’e 11 (genelde bekarlara karşı evliler şeklinde) kurgulayıp 'Sheffield Kuralları'nı kaleme aldıklarında, aslında futbolun 'Magna Carta’sını yaratmış oldular.

 

Dünyanın ilk futbol kulübü kabul edilen ve Real Madrid ile FIFA futbol nişanına sahip tek kulüp olan Sheffield FC, bugün İngiltere 9. Liginde bölgesel seviyede rekabet ediyor. Maçlarını yalnızca 1.500-2.000 kişi izliyor ve yıllık cirosu 1 milyon pounda bile ulaşamıyor. Buna karşılık, halkın sadece %20’sinin kurallarını bildiği ve futbolun “soccer” lakabıyla anıldığı ABD’de, 2018 yılında kurulan Inter Miami şimdiden 300 milyon dolar ciroya ve milyarlarca dolarlık marka değerine ulaştı.

 

Büyük Patlama : Astra Uyduları ve Karıncalı Ekranlar

 

Futbolun piyasalaşması, aslında en başından itibaren kendi doğasıyla uyumluydu.Diğer takım sporlarında olduğu gibi sanayileşme ve şehirleşmenin getirdiği sosyo-demografik faktörler, futbolun dünyanın her köşesine hızla yayılmasını sağladı.Kitlelerin takımlarla kurduğu yüksek temsiliyet bağı; bireylerin tuttuğu takımın zaferiyle yaşadığı yücelme hissi, kabilecilik (tribalism) ve sosyal kimlik inşası gibi etkiler, futbolu kısa sürede sosyal ve kültürel hayatın merkezine taşıdı.

 

Bu çok katmanlı sosyolojik arka plana rağmen, futbolun asıl 'Büyük Patlaması' 1992 yılındaki Premier Lig yayın ihalesiyle gerçekleşti. 1986 yılında İngiliz liginin iki yıllık yayın ihale bedeli yalnızca 6,3 milyon pound iken; 1992’de, o dönem iflasın eşiğinde olan medya devi Rupert Murdoch’ın kurduğu Sky TV, ihaleye 304 milyon pound vererek bugün bildiğimiz devasa futbol piyasasını inşa etti. O tarihe kadar daha homojen dağıtılan yayın hakları, 1. Lig takımlarının ve Sky TV’nin yoğun lobisi sonucu kurulan 'Premier Lig' modeline geçilmesiyle birlikte, sadece bu ligdeki elit kulüplere aktarılmaya başlandı.

 

Bu parabolik artışın arkasında, devrim niteliğinde bir altyapı gelişmesi yatıyordu. 1990 yılında uzaya gönderilen Astra uyduları sayesinde yayınlar, televizyon kulelerine ihtiyaç duyulmadan, sadece bir uydu anteni aracılığıyla dünyanın her yerine ulaştırılmaya başlanmıştı. Astra uydularının ilk ve en büyük müşterilerinden biri de Murdoch’ın kanalı Sky TV oldu. Yine 1990’ların başında, siber güvenliğin babası kabul edilen İsrailli matematik profesörü Adi Shamir ve ekibi; bugün hâlâ kullanılan VideoCrypt ve VideoGuard teknolojilerini icat ettiler. Bir dekoder ve akıllı kart sayesinde yayınların bloke edilebilmesi veya erişime açılabilmesi mümkün hale geldi. Bu iki teknolojik gelişme, yayın gelirleri açısından müthiş bir fırtına yarattı: Artık hem her eve girilebilecek hem de yayınlar doğrudan parayla satılabilecekti.

 

Video ne kadar güzel bir alet değil mi ?

 

Bu küresel gelişmelerden, kuşkusuz dünyanın en büyük piyasası olan ABD de nasibini aldı. NFL ve NBA yayın gelirlerinin hızla artmasıyla birlikte, 1999 yılında Washington Commanders (o dönemki adıyla Redskins), 800 milyon dolarlık rekor bir bedelle satıldı. Üstelik bu satış, Societe Generale’den alınan kaldıraçlı krediyle gerçekleştirildiği için beraberinde pek çok şaibeyi de getirdi. Bu süreci, 2002'de 360 milyon dolara Boston Celtics'in satışı ve bizler için asıl dönüm noktası olan 2003 yılındaki 233 milyon dolarlık Chelsea satışı izledi. Günümüzde ise bu finansal devinim, Los Angeles Lakers’ın çoğunluk hisselerinin 10 milyar dolarlık bir değerlemeyle el değiştirmesiyle zirveye ulaştı.

 

Tablo 1: En Değerli 10 Spor Kulübü

12Ocak26 OS1

Tablo 2: En Değerli 10 Futbol Kulübü

12Ocak-26OS2

Tablolarda da görüldüğü üzere, spor kulüplerinin faaliyet kârı çarpanları oldukça yüksek durumda. Son üç yılın en popüler yapay zeka hissesi olan ve son yılı %65 büyümeyle kapatan Nvidia’nın dahi 40x EV/EBITDA çarpanıyla fiyatlandığı düşünülürse; spor kulüpleri piyasasının ne denli yüksek bir değerlemeye sahip olduğu daha net anlaşılacaktır. Çarpanların 15-18x olan piyasa normallerine döneceği varsayımıyla, yıllık ortalama %15 getiri sağlamak için bu kulüplerin önümüzdeki beş yıl boyunca her yıl %30 büyümesi gerekmektedir. Türkiye’nin iki dev kulübüne baktığımızda ise durumun çok daha vahim bir hâl aldığı görülmektedir.

 

 

Tablo 3: GS vs FB

 

12Ocak-26Os3

 

 Toplamda 1 milyar doları bulan borçlarını kamu bankalarının liderliğindeki bir konsorsiyum aracılığıyla Türk lirasına çevirerek yapılandırdığı ve son finansal raporlarında ancak 'sınırlı olumlu' görüş alabildiği göz önüne alınırsa, bu yapıları tam anlamıyla birer “cash burner” olarak tanımlamak abartı olmayacaktır. Peki, bilet ve lisanslı ürün satışları oldukça iyi giden, milyonlarca taraftara sahip bu kulüpler neden kronik zarar sarmalından kurtulamıyor?

Dünyanın en değerli 20 kulübünün gelir dağılımını gösteren Tablo 1 ve 2'deki verileri kendi kulüplerimizle kıyasladığımızda, ortaya çarpıcı bir tablo çıkmaktadır: Bu dev kulüplerin yayın gelirleri toplam gelirlerinin %30-35’ini oluştururken; Galatasaray ve Fenerbahçe’de bu oran %10’a bile ulaşmamaktadır. Sadece Süper Lig yayın gelirleri baz alındığında, iki büyük kulübümüz bu kazançla ancak genel giderlerini karşılayabilmektedir.

 

Tablo 4 Premier Lig vs Süper Lig

12Ocak26-Os3

 

Tablolardaki verilerin de işaret ettiği üzere, İngiltere’ye kıyasla futbolu görece çok daha düşük bedellerle izliyoruz. Buna rağmen, kaçak yayın sorunu ülkemizde sürdürülemez bir boyuta ulaşmış durumda. İngiltere’de kaçak yayın izleyen birinin binlerce sterlin ceza alabildiği bir düzene karşın, Türkiye’de bu durumun pratikte hiçbir yaptırımı olmadığını da hatırlatmak gerekir.

 

Sonuç olarak; Avrupa kupalarına katılım sağlanamadığında yayın gelirleri dramatik şekilde düşüyor. Peki, tüm bu tabloya rağmen Türkiye’de futbol izlemek gerçekten ucuz mu? Aslında hayır. 2021 yılında yapılan 1,395 milyar Euro’luk borç yapılandırmasıyla, kur riski sessizce kamu bankalarının üzerine yıkıldı. Borçların Türk lirasına çevrilip uzun vadeye yayılmasıyla, yaklaşık 1 milyar Euro’luk döviz açığı riski kamuya transfer edildi. Bizler, yayın geliri eksikliğini kıt kamu kaynaklarıyla sübvanse ederken; 'dernek' statüsünün arkasına sığınan geçici yönetimlere de bedelini bizzat ödemedikleri bir sorumsuzluk ve plansızlık imtiyazı tanımış oluyoruz.

 

Kupalar Ve Trofeler: Zenginler Pahalı Şeyleri Sever

 

Dünya spor tarihinin belki de en efsanevi finali kabul edilen 2005 Şampiyonlar Ligi finalini, “İstanbul Mucizesi” adıyla herkes hatırlayacaktır. Liverpool, 3-0 geriden gelerek imkansızı başarmış ve penaltılarla kupayı kaldırmıştı. Bugün AC Milan’ın sahibi olan Gerry Cardinale, aynı zamanda bir diğer şirketi aracılığıyla Liverpool’un %11 hissedarı konumunda. Yani bu eşleşme bugün tekrarlanırsa, maçın skorundan bağımsız olarak Gerry Cardinale her senaryoda kazanan taraf oluyor. Artık spor kulüplerinin çoğu, yatırım ve sermaye şirketleri aracılığıyla milyarder zenginler tarafından yönetiliyor. Bu yeni nesil 'koleksiyonerlerin' en büyüklerinden biri olan Şeyh Mansur, City Football Group üzerinden tam 13 farklı futbol takımını idare ediyor.

 

Tablo 5: Çoklu Takım Sahipliği

12 Ocak 26 os4

Avrupa’nın en değerli 10 futbol kulübünden bugün yalnızca Bayern Münih, Real Madrid ve Barcelona taraftar ve üye dernekleri tarafından kontrol edilmektedir. Diğer kulüplerde ise mülkiyet hızla el değiştirmektedir. Finansal çarpanlara bakıldığında; ultra zenginlerin bu kulüpleri kârlı bir yatırım aracı oldukları için değil, birer 'trofe-alternatif varlık' olarak satın aldıkları görülmektedir. Dolayısıyla sportif başarılar finansal zarar getirse bile, bu durum sahipleri için kabul edilebilir bir 'bakım maliyeti' haline gelmektedir. Çünkü bu kulüpler artık klasik birer ticari işletme değil; duvarda asılı eşsiz bir Picasso tablosu gibi görülmekte; nadirlikleri ve prestijleri sayesinde değerlerini katlayarak artırırken, sahiplerine küresel elitler kulübünün kapısını açmaktadır.

 

Biz sporseverler içinse bu durumun iki yüzü bulunmaktadır: Bir yanda devasa bütçelerle yükselen oyun kalitesi, diğer yanda ise bu yeni finansal güce sahip olamayan kulüplerin rekabetten silinmesiyle doğan derin eşitsizlik.

 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  21  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Futbol Ekonomi Site Yetkilisi Perşembe, 22 Eylül 2011.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 1022 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 55655518

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1