Hüseyin Kutay 27 Aralık 2017 14 Kasımdan beri ’’TÜRKİYE’DE FUTBOLUN GELİŞMESİ İSTENMİYOR MU?’’ başlığıyla, Türk Futbolunun gelişmesini/gelişmemesini etkileyen Futbol Paydaşlarını yazıyordum ya...
İzninizle o konuya bir defalık ara verip Ülke sporunu hatta tüm sektörleri çok rahatsız eden/etmesi gereken bir konuyu paylaşmak istiyorum.
Şimdi;
Türkiye’de Doktor olmak için, mühendis olmak için, Avukat olmak için, iş insanı olmak için, Medya da çalışmak için ne yaparsınız?
Tıb Fakültesine, Üniversitenin herhangi bir Mühendislik Fakültesine, Hukuk Fakültesine, Ticaretle ilgili eğitim veren bir okula ve Medya için İletişim Fakültesine gidersiniz değil mi?
Ama Türkiye’de spor yazarı, spor yorumcusu olmanız ve milyonlarca insanı eksik/yanlış bilgilendirmeniz, manipule edebilmeniz için böyle bir eğitime ihtiyacınız yok...
Gerekli olan bir Kartvizit... Hani ’’Hamili kart yakiinimdir’’ efsanesi var ya.
O, efsane değil...
Türkiye’de BESYO (Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulları) var Spor Bilimleri Fakülteleri var.
Bu okullar her yıl binlerce mezun veriyor.
İlaveten yurt dışında Yüksek Lisans yapanlar da var.
Bir ara, 3 sene önce, bakanlığın sayfasından hepsini topladım.
Üniversitelerimizde BESYO ve Spor Bilimleri Fakültesi sayısı 84 + 15 = 99
Bugüne dek bu okullarda ve Yurtdışında lisans ve Yüksek Lisan yapmış olanların sayısı 200.000 (İkiyüz bin) in üstünde.
Uzmanlık alanları;
Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği
SPOR YÖNETİCİLİĞİ
ANTRENÖRLÜK
Rekreasyon
* * *
Spor bilimsel bir alandır ancak bir Anabilim dalı değildir.
Biyomekanik den Antrenman Bilimine, Spor Hukukundan Spor Ekonomisine, Spor Medyasından Spor Psikolojisine kadar 16 Ana Bilim dalından yararlanan disiplinler arası bilim dalıdır.
Yani Spor, bilimsel çalışmalar sonucu , kendini sürekli yeniler, gelişir, başarıya ulaşır.
Fazla derine girmeden şuraya gelmek istiyorum:
Bir ülkede Sporun uygulanması, sürekli gelişimi ve başarıya ulaşmasını sağlayacak aktörlerin konuyla ilgili eğitim almış olması gerekmez mi?
Bir kişi örneğin; İnşaat Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği eğitimi almışsa, ancak o meslekte hiç çalışmadan ’’ben Tribünden gelmeyim’’ diye, sporla ilgili Gazetede, dergide, TV de çalışabilir mi?
BESYO yada Spor Bilimleri Fakültesi mezunu kişi, ya işsiz, ya asgari ücretle yaşam savaşı verirken bir iç hastalıkları doktorunun ya da başka bir sektörden para kazanan bir kişinin hobi olarak televizyonlarda, gazetelerde ahkam kesmesi, taktik vermesi, kulübün nasıl yönetileceği konusunda adeta ders vermesi, transfer tavsiyelerinde bulunması sağlıklı mı, etik mi?
Ülkede sporun gelişmesine, başarısına, ne kadar katkıda bulunabilir ki?
Hiç, BİLEN le BİLMEYEN bir olur mu?
Şunu büyük harflerle yazayım,
’’BİR ÜLKENİN SADECE SPOR DA DEĞİL TOPYEKÜN KALKINMASI HERKESİN BİLDİĞİ İŞİ YAPMASIYLA DOĞRU ORANTILIDIR’’
Toparlarsak...
Türkiye’nin sporda başarısızlığı ve sağlıklı insanlar ülkesi olmaması üzerine derin felsefe yapmaya gerek yok...
kimler TV lerde sabahlara kadar saygı dolu tartışmalarda Ülke sporunun ilerlemesi için birazcık çözüm üretiyor !..
Bir bakın göremeyeceksiniz...
Göreceksiniz de kim olduklarını bilemeyeceksiniz...
Muhtemelen eski futbolcuları tanırsınız, ama diğerlerini pek sanmıyorum...
Belki ismen...
Diğerlerinin Sporla ilişkileri var mı, yok mu, ne düzeyde bilemezsiniz.
Çünki hiçbirinin özgeçmişiyle ilgili tek satır bulamazsınız...
Kulüplerde, Federasyonlarda başkanlara ve yönetim kurulu üyelerine bakın, tanıyorsanız şaşırırsınız ama özgeçmişlerini göremezsiniz...
Yoktur, koymazlar...
Merak eder de ’’bu kurul ülke sporu için çok çok önemli’’ diyerek
’’Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu’’ na bakarsanız sporla ilgili tek üye bulamazsınız...
Söyleyim, eğitimleri ve yaptıkları iş 1 den 6 ya yukarıdan aşağıya sırayla şöyle;
Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu / GSB- Müsteşarı
Hukuk Fakültesi mezunu, avukat / GSB Spor Genel Müdürü
Bulabildiğim tek bilgi an itibariyle SPOR TOTO Genel Müdürü olduğu
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümü mezunu/Halk Bankası eski Genel Müdürü
İletişim ve kamu yönetimi alanlarında lisans ve yüksek lisans öğrenimleri / Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi
İş adamı
* * *
Yazar çizer ve TV takımının istihdamına zaten Patronlar karar verir.
Kulüp ve Federasyon başkanları genelde iş insanıdır, siyasetle iç içe olmak, hobi olarak yaptıkları spor yönetimi kariyerindeki Misyonlarıdır. Yönetim kurulu üyeleri de Başkanların listesidir, ki o üyeler de zaten biraz küçük patrondur.
Dolaylı olarak da olsa karar verici siyasettir sonucu çıkıyor.
Peki böyle bir düzenin SAKINCASI VAR mı?
Diyelim ki hayır.
Peki, kendi şirketlerine çalışan alırken aman batarız korkusuyla kılı kırk yaran bu Patronlar ve spor kamu kuruluşları konu Ülke Sporu olunca da aynı şekilde davransalar;
Her pozisyon için çalışan alırken kriterler koysalar ve belli aralıklarla performans ölçümü yapıp gerekirse değiştirseler,
Her pozisyonda ismin ya da resmin üstüne tıkladığında bir sayfa açılsa ve kişinin özgeçmişini herkes okuyabilse.
Peki bunun bir SAKINCASI var mı???
Belkide BESYO ları ve SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTELERİ ni kapatmak en iyisi...Boşuna ümitlenmesin, hayal kurmasın gençler...
Yukarı daki sisteme Fransızca da ’’népotisme’’ deniyor...
Eminim Türkçe’de de bir karşılığı vardır...
Siz biliyorsanız, bu yazının başlığını da koydunuz demektir...
Ve Ülkemize musallat olan bu Virüs, eğer istenirse, KHK (Konusuna Hakim Kişiler) le kısa zamanda ORTADAN KALDIRILABİLİR.{jcomments on}