Recep Cengiz -20 Aralık 2024 Ekonomik eşitsizliklerin süratle artmakta olduğu futbolumuzda, Anadolu takımlarının Fenerbahçe ve Galatasaray ile rekabet edebileceği mümkün gözükmüyor.
Ancak, ligde kötü günler geçiren, Beşiktaş’ın Anadolu takımlarına önemli bir motivasyon kaynağı olduğu söylenebilir.
“Zengin bir kulübü neden yenemeyesiniz ki? Ben para dolu bir çantanın gol attığını hiç görmedim.” Johan Cruyff.
Anadolu takımları, Fenerbahçe veya Galatasaray maçlarına çıkarken, Beşiktaş maçında olduğu gibi puan alma olasılığını düşünüyor.
Anadolu takımları için rakip, Beşiktaş olunca sistem aramaya gerek kalmadı, kontrollü savunma toplu hücum yeterli olmaya başladı.
Anadolu takımlarında görev yapan teknik direktörler, Beşiktaş’a karşı daha cesur oyun stratejileri deneye biliyor. Rakip futbolcular, Beşiktaş’a karşı daha özgüvenli oynaya biliyor. Rakip takım taraftarları, Beşiktaş maçında daha umutlu bir beklenti içerisinde olabiliyor.
Yöneticiler yanlış transfer politikası ve kötü futbolcu tercihlerinin sorumluluğunu üstlenmiyor. Transferlerde; etik ilkelere uygunluk, prensipli davranış ve stratejik düşüncenin önemi bir kez daha anlaşılıyor.
‘Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil, karardır.’ Paulo Coelho
Teknik direktör öğrenilmiş çaresizlik takımda tükenmişlik yaşıyor. Çaresizlikten, başarısız olanlarla başarısız kalanları birbirinden ayırt edemiyor. İşi çok zor! Çünkü yapısal sorunlara bireysel çözüm üretmeye çalışıyor.
İstenmedik yanlış davranışlara karşı kalıcılık ve sürdürülebilirlik sağlanmasında doğru davranışları hatırlama önemli bir faktördür. Takım kaptanları Necip Uysal, Mert Günok ve Salih Uçan’ın sitemkâr söylemleri takımda karşılık bulmuyor.
Mert Günok’un söylemine göre ‘alınan galibiyetin paradan başka bir işe yarayacağını” düşünen futbolcular var. Yabancı futbolcular, kendilerini takıma yabancı görüyor, başka bir takımda oynuyormuş gibi davranıyorlar.
Düşük ücretle oynayan yerli futbolcuların ‘çabası’ yüksek ücretle oynayan Al-Musrati, Chamberlain, Muçi bazı futbolculara ‘tembelliklerini’ hatırlatmıyor.
Farkındalık yaratması gereken futbolcular Immobile, Joao Mario, Masuaku, ve Rafa Silva ‘kayıt dışı çalışan işçi’ gibi antrenmanlarda var ama yoklar.
Bir konuda söylediklerimiz ve duyduklarımızdan çok daha fazlasını saha da bazı futbolcuların beden dili “umursamamak” olarak söylüyor.
Sonuç olarak, Beşiktaş’ta ‘Feda’ transferde ‘Sefa’ ya dönüşken, taraftara ’Cefa’sını çekmek kalıyor.
Beşiktaş gibi tarihi başarılarla dolu bir kulüp için güçlü bir yönetim bir dönüm noktası olabilir. Mevcut durum yüksek risk içerse de temelde üç anahtar kelime “Kurumsal kimlik”, “Liyakat” ve “Sabır” ile krizi fırsatta çevirebilir.