Recep Cengiz -9 Eylül 2024 Hayatı boyunca kapanması imkânsız mesafeyi kapatabilmek için elinden geleni değil, gelmeyeni yapan paralimpik sporcularımız “istenmedik” bir yaşamdan “istendik” sportif başarılar elde ediyorlar.
Bu insanlar müsabaka kazandıklarında seviniyor, ilgi gösteriyoruz ama kurduğumuz duygusal bağ, onların sosyal yaşam gerçeğini değiştirmiyor. Kazandıkları madalyalar sosyal mesafeyi ortadan kaldırmıyor. Başarılarına sevinmemiz sosyal yaşamlarını kolaylaştırmıyor. Sosyal yaşamda onları sevindirmiyoruz.
- Mekânların onlara göre tanzim edilmiş spor salonu, stadyum, tenis kortu, havuz, poligon veya kros alanımız,
- Sağlık sorunlarını giderebilecekleri hastane, diş hastanesi veya engelli kliniğimiz,
- Toplumsal yaşamda seslerini duyurabileceği sosyal medya platformu,
- Yaşam tarzlarını değiştirebilecekleri, sosyalleşip dayanışma içinde olabilecekleri engelli sivil toplum örgütleri,
- Kültürel gelişimlerine katkı sağlayacak engelli sinema, tiyatro veya resim galerileri,
- Eğitim, kültür, sanat ve spor etkinliklerine katılmaları kolaylaştıracak geniş fırsat alanları yaratan engelli turistik tesis, kütüphane, okul veya toplu taşıma aracı yetersiz veya eşitliği sağlayacak düzeyde değil.
Engelli bireylerin yaşamlarını kolaylaştırmak için çevre düzenlemesi, mimari yapılanma, sesli düzenekli trafik ışıkları, rekreasyon ve spor alanlarının yaygınlaştırılması gibi yapılabilecek pek çok şey var.
Asıl sorun bu!
Bu yetersizlik toplumsal yaşamda duyarsızlaşma ve görmezden gelmenin varlığını işaret etmektedir.
“Baktım sana kızgın değilim, kırgın değilim, dargın değilim.
Kısacası ben artık sana ‘hiçbir şey’ değilim.” Cemal Süreya
Yaşamlarındaki sorunları çözmeye yardımcı olacağımız yerde yaşamımızdaki problemlere ortak ettiğimiz engelli bireyler toplumsal yaşamda sıkı bir antrenman süreci geçiriyorlar!
Bu bağlamda, toplum dışına itilmiş, normal insanların kusurlarından korunmaya muhtaç ettiğimiz paralimpik sporcularımız “eşit başarı fırsatı” olmamasına rağmen normal olimpik sporcularımızdan daha başarılılar.
Hiçbir zaman hayallerinden vazgeçmeyen “engelli değil engeli yenen” bu insanların sosyal yaşamlarını kolaylaştırmak demokratik ve eşit yaşam hakkının bir gereğidir. Bunun için olimpiyat madalyası almaya gerek yok. Sakin bir kafa ile düşünüldüğünde, bir hayal ve hedef yetiyor.