|
Buradasınız >> Ana Sayfa
![]() Çarşamba, 22 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 22 Nisan 2026 Chelsea için 2024/25 sezonu, sahadaki başarı ile finansal gerçeklik arasındaki keskin çelişkinin en net örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Devamını oku... ![]() Pazar, 12 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 12 Nisan 2026 Sonbahar ve kış boyunca FIFA, 2026 Dünya Kupası için 3 milyondan fazla bilet sattı. Devamını oku... ![]() Cumartesi, 11 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 11 Nisan 2026 Miami Freedom Park, kulübün bugüne kadar katettiği mesafeyi simgelerken, bir sonraki aşama tamamen uzun vadeli sürdürülebilirliğe odaklanacak. Devamını oku... ![]() Cumartesi, 11 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 11 Nisan 2026 Tottenham Hotspur, 2024/25 mali yılında saha içi sonuçlar ile ticari büyüme arasında keskin bir paradoks yaşıyor. Kulüp sportif uyetersizliğin de etkisiyle finansal türbilansa girmiş durumda. Devamını oku... ![]() Cumartesi, 11 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 11 Nisan 2026 Leeds United, Premier Lig’de kalma garantisi olmasa da, önceki iki sezonda Championship’ten direkt yükselen altı kulübün tamamının ertesi sezon doğrudan küme düştüğü düşünüldüğünde, çoğu gözlemcinin beklediğinden daha iyi bir performans... Devamını oku... ![]() Cumartesi, 11 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 11 Nisan 2026 Campeonato Brasileiro Série A ekiplerinden São Paulo, New Balance ile olan iş birliğini 2032 yılına kadar uzattı. Bu anlaşma, markanın Brezilya’daki rakip kulüp portföyünün giderek büyüdüğünü yansıtıyor. Devamını oku... ![]() Çarşamba, 08 Nisan 2026 Tuğrul AKŞAR- 8 Nisan 2026 Bazı hayatlar vardır; başarıların gürültüsüyle değil, dokundukları kalplerin sessizliğiyle ölçülür. Lucescu’nun hikâyesi de tam olarak böyleydi. Devamını oku... ![]() Salı, 07 Nisan 2026 FutbolEkonomi-7 Nisan 2026 Mircea Lucescu, 29 Temmuz 1945’te Bükreş’te doğan ve 7 Nisan 2026’da 80 yaşında aramızdan ayrılan, futbolun nadide entelektüellerinden biriydi. Devamını oku... ![]() Salı, 07 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 7 Nisan 2026 Mircea Lucescu (29 Temmuz 1945 - 7 Nisan 2026), Rumen futbolun efsanevi ismi. Devamını oku... ![]() Cumartesi, 04 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 4 Nisan 2026 Amerikan The NewYork Times tarafından 550 Milyon dolara satın alınarak yayın yaşamına devam eden The Athletic bu hafta 2026 Dünya Kupası'na ilişkin çok ilginç tahminlerde bulundu. Devamını oku... ![]() Perşembe, 02 Nisan 2026 Prof.Dr. Sebahattin Devecioğlu- 2 Nisan 2026 Futbolun en prestijli organizasyonu olarak kabul gören Dünya Kupası organizasyonu için geri sayım başladı. Devamını oku... ![]() Perşembe, 02 Nisan 2026 Tuğrul AKŞAR- 1 Nisan 2026 Türk futbolu, 24 yıl aradan sonra yeniden FIFA Dünya Kupası 2026 sahnesine dönüyor. Kosova karşısında elde edilen play-off zaferi, yalnızca A Milli Takım’ın sahadaki başarısı değil; aynı zamanda uzun süredir ihtiyaç duyulan güçlü bir ekonomik... Devamını oku... ![]() Çarşamba, 01 Nisan 2026 FutbolEkonomi- 1 Nisan 2026 Türk futbolu için tarihi bir eşik daha aşıldı. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı deplasmanda Kerem Aktürkoğlu’nun tek golüyle 1-0 mağlup eden "Bizim Çocuklar", 24 yıl aradan sonra dünyanın en büyük futbol... Devamını oku... ![]() Salı, 31 Mart 2026 FutbolEkonomi- 31 Mart 2026 Newcastle United, finansal sürdürülebilirlik kuralları ve yatırım planları doğrultusunda radikal bir adım atarak ikonik stadyumu St James' Park’ı ve bitişiğindeki arazileri kulüp sahiplerine ait başka bir şirkete sattı. Devamını oku... ![]() Pazartesi, 30 Mart 2026 FutbolEkonomi-30 Mart 2026 Uzun süren bir disiplin sürecinin ardından Premier Lig, Roman Abramovich yönetimi döneminde kurallarına aykırı davranışları nedeniyle Chelsea ile bir uzlaşma anlaşmasına vardı. Şimdi tüm futbol dünyası bu uzlaşma anlaşmasını konuşuyor. Devamını oku... ![]() Pazartesi, 16 Mart 2026 Tuğrul Akşar – 16 March 2026 The Union of European Football Associations has published the latest edition of the European Club Finance and Investment Landscape Report, one of the most comprehensive studies monitoring the financial dynamics of European football. Devamını oku... ![]() Pazar, 15 Mart 2026 Futbolekonomi- 15 Mart 2026 TFF Yönetim Kurulunun aldığı karara göre yayın geliri dağıtımındaki kıstaslardan biri olan ve geçmişte şampiyonluk yaşayan 6 takım arasında şampiyonluk sayılarına göre dağıtılan "Şampiyonlar Payı" bu sezon son kez yürürlükte olacak. Devamını oku...
En Çok Okunanlar
Ekonomi
YönetimMali
İngilizlerin Bu Gücü Nereden geliyor? Giderek Premier Ligleşen Şampiyonlar Ligi’nde, İngilizlerin başarısı kesinlikle tesadüf değil. Öncelikle bunu bir kez saptamamız gerekiyor. İngiliz ekiplerinin sportif performanslarının arka planında parasal rekabet üstünlükleri yatıyor. Nitekim Deloitte’un 2008 tarihli Football Finance Raporu’nda yer alan verilere göre son on yılda beş büyük ligin yaratmış olduğu gelirler aşağıdaki tabloda sizlerin dikkatine sunuluyor. Bu tabloya göre Premier Lig son on yılda toplam 20 milyar 66 milyon Euro gelir yaratırken; en yakın rakibi konumundaki İtalyan Serie-A ile arasındaki fark 7,7 milyar Euro’ya ulaşmış durumda. Bu aradaki derin uçurum giderek daha da artıyor. Premier lig’in yarattığı gelir bakımından diğer liglere attığı bu olağanüstü fark, ona sportif ve mali anlamda rekabet üstünlüğü sağlıyor. Beş büyük ligin son on yılda yarattığı toplam gelir 62,3 milyar Euro’ya ulaşırken; Premier Lig tek başına bu gelirin %32’sini üretmiş. Ya da diğer bir bakış açısıyla Avrupa’nın en büyük beş liginin yarattığı gelir içinde en fazla payı %32 ile Premier Lig sağlamış. Diğer Liglerden Serie-A toplam gelirin yaklaşık %20’sini alırken Alman Bundesliga’nın aldığı pay ise %18 civarında gerçekleşmiş. İspanyol La Liga %17’lik payı ile dördüncü büyük lig olurken; son sıradaki Fransız 1.Lig ise toplam pastanın ancak %13’ünü alabilmiş.
(*): Tahmini 17,5 milyar dolar büyüklüğündeki Avrupa futbol pastasından beş büyük ligin aldığı pay ortalama %50’ye yaklaşırken; yarı finale kalan üç İngiliz takımının gelirleri toplamı ise 1 milyar 114 mio dolara ulaşıyor. Yarı finalde oynayacak dört kulübün gelirleri toplamı ise 1,5 milyar dolar civarında. Beş büyük ligin gelirlerini yukarıda verdik. Bu liglerin Şampiyonlar Ligi’nde ulaşmış oldukları sportif performans ise aşağıdaki tabloda sizlerin dikkatlerine sunuluyor. Tabloya göre, son on yılda sportif performans bakımından en başarılı lig olarak karşımıza İngiliz Premier Lig ve İspanyol La Liga çıkıyor. Her iki lig de son on yılda üçer kez ŞL Kupası’nı müzelerine götürme başarısı göstermişler. Yine toplam sportif performans açısından da bakıldığında da yine, en başarılı lig olarak Premier Lig’i gözlemliyoruz. Bu süreçte Premier Lig ekiplerinden 12 kulüp çeyrek finalist olurken; bunlardan 10’u da yarı finale çıkma ve üç kez de bu Kupa’yı kazanma başarısı sergilemişler.
Değirmenin Suyu nereden geliyor? Futbolda ve özellikle de Şampiyonlar Ligi’ndeki ezici İngiliz egemenliğinin nereden geldiğini iyi analiz edebilmek amacıyla Deloitte’un verilerinden yararlanarak oluşturmuş olduğum aşağıdaki tablo bize çarpıcı bilgiler veriyor. Aşağıdaki tabloyu yakından incelediğimizde görüyoruz ki, İngiliz egemenliğinin en önemli gelir ve finansman kaynağını 1992-2010 arasında yaklaşık 11 milyar dolara ulaşan naklen yayın ve medya yayın haklarının satışından sağlanan fonlar oluşturuyor. İngiliz ligi Premier Lig bugün haftalık 170 ülkede yaklaşık 470 milyon insan tarafından canlı izleniyor. İngilizlerin medya haklarının satışından elde ettikleri bu para, Premier lig’de oluşna gelirin yüzde kırkını oluşturuyor. Bu oran Fransız 1. Lig’inde %58; Bundesliga’da 35; Serie-A’da %63 ve La Liga’da %42 civarında. Her ne kadar Premier Lig diğer liglerin altında bir yayın geliri ortalamasına sahip görünse de mutlak değer olarak diğer ligler ile kıyaslandığında, önemli bir farklar ortaya çıkıyor. 2006/07 itibariyle Deloitte’un verilerine göre; Premier Lig 880 milyon Euro bir yayın geliri elde ederken; bu tutar Fransız 1.Lig’inde 565 milyon; Bundesliga’da 480 milyon; Serie-A’da 732 milyon ve La Liga’da ise 557 milyon Euro civarında. Premier Lig’e yabancı Sermaye Akını Premier Lig’in diğer ve en önemli finansman kaynaklarından birisi de, Kulüp satın almalarından gelen yaklaşık 3,4 milyar dolarlık yabancı fon. Başta Manchester United olmak üzere, Premier Lig’in 12 ekibinin hisseleri el değiştirmiş durumda Deloitte’un raporlarına göre yıllık yaklaşık 3.5 milyar dolar civarında bir gelir yaratan Premier Lig, diğer liglerle kıyaslandığında gerçekten yabancı sermaye akınına uğramış durumda… Bu denli büyük para yaratan bu lig’de tüm profesyonel kulüpler şirket şeklinde örgütlenmek zorunda oldukları için, bu şirketlerin hisseleri de alınıp satılabilmekte; kulüpler Londra borsasına kote olabilmektedirler. Gerek bu durum, gerekse Premier Lig maçlarının özellikle hafta sonları 170 ülkede canlı yayınlanıyor olması ve yaklaşık 470 milyon insanın bu ligi ilgiyle izlemesi, Premier Lig kulüplerinin yabancı yatırımcı için önemli bir cazibe merkezi olmasına neden oluyor. Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere Premier Lig’deki yabancı yatırım tutarı 3,389 milyon Dolar’a ulaşmış durumda. Bu tutar, kulüp yatırımı için gelen sermaye olmakla birlikte, Roman Abramovich- Chelsea örneğinde olduğu gibi bir de kulüp sahiplerinin, faaliyetlerin finansmanına yönelik olarak kulüplere işletme sermayesi olarak koydukları tutarları da dikkate aldığımızda bu tutar 5 milyar Dolar’a ulaşıyor. Premier Lig PLC. Yönetim Kurulu Başkanı Lord Triesman Ekim 2008’te yaptığı bir basın toplantısında PL ekiplerinde borçlanmanın giderek arttığını ve bu tutarın 5.5 milyar dolara ulaştığını ifade etmişti. Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere, PL ekiplerine plase edilen toplam yabancı yatırım tutarı 3 milyar 389 milyon dolara ulaşmış durumda…
Her ne kadar yabancı sermaye İngiliz futboluna önemli bir fon sağlıyorsa da, genel olarak Premiership ekiplerinin yüksek borçluluk oranları başta Football Association (FA) olmak üzere, UEFA ve diğer ligler tarafından da haksız rekabete konu olması nedeniyle ciddi bir şekilde eleştiriliyor… İngiliz futbol kulüplerinin toplam borçlanmalarının 5,5 milyar dolara ulaşması UEFA’yı ve diğer ligleri de alarma geçirdi. Özellikle diğer liglerdeki kulüpler, Premier Lig’deki aşırı borçlanmanın PL ekiplerine hızla haksız rekabet üstünlüğü sağladığından şikayetçiler… Geçen haftalarda UEFA başkanı Michel Platini de bazı İngiliz kulüplerinin Şampiyonlar Ligi’ni sürekli domine ettiklerini; ancak bu başarının arka planında bu kulüplerin sürdürülemez bir borç yapısına sahip olduklarını ve bunun da yarışmacı futbolda dengeleri bozduğunu ifade etti. UEFA Kupası finalinin Türkiye’de oynanacak olması nedeniyle İstanbul’a yaptığı ziyarette de “Krizin futbolu vurduğunu ve bazı kulüplerin bu nedenle komaya girdiklerini; bu amaçla gerekli önlemleri almaya çalıştıklarını; astronomik transfer harcamalarına karşı neler yapabileceklerini belirlemek üzere kulüplerle temas halinde çalıştıklarını; şeffaflaşmak için bir kontrol komisyonu oluşturduklarını; bu bağlamda bütün kulüplerin hesaplarına bakılacağını; olmayan paranın harcanamayacağını; olanı harcamanın ise çok kolay olduğunu; kulüplerin borç sorununu çözebilmek için çok katı kurallar getireceklerini" ifade etti. Her ne kadar PL diğer liglerin eleştirilerine muhatap kalıyorsa da, Ada ekipleri kendi yollarında emin adımlarla yürümeye devam ediyorlar. Futbolun gerçekten endüstriyel bir sektör olduğunun açık ve net bir şekilde ortada olduğu İngiliz futbolu, önemli rekabet üstünlüklerine sahip ve bu üstünlüklerini hiç te bırakma isteklisi değiller. Ancak İngiliz futbolunda giderek artan aşırı borçlanma, kulüpleri sürekli pedalı çevirmek zorunda bırakıyor. Bu borçlanmanın sportif performansa dönüşmemesi durumu ise İngiliz kulüplerini tehdit eden en önemli unsur. Sonuçta; İngiliz kulüpleri sahip oldukları ekonomik ve mali üstünlüklerini sportif performansa çevirmesini biliyor. Bu nedenle İngilizler özellikle Şampiyonlar Ligi gibi para dağıtan bir organizasyonda üstün başarılara ulaşmanın dinamiklerini oluşturmuş durumdalar. Kulüp organizasyonlarında bir numara olan Ada’nın, ulusal yarışmalarda geride kalması ise bu tezimizi doğrular nitelikte. Kısacası, “nerede para varsa, İngilizler orada” bu doğru bir strateji mi onu tartışmak lazım. Ancak görünen o ki, bugün Premier Lig ekiplerini sportif performansa taşıyan iki temel faktör var: 1) Premier Lig marka olmasının avantajlarını iyi kullanarak, kendisine yeni ve güçlü finansal olanaklar yaratabiliyor. 2) Yarattığı bu finansal olanakları sportif başarıya dönüştürebilecek şekilde etkin kullanmasını iyi biliyor. Hal böyle olunca da Ada ekiplerinin rekabet üstünlükleri ortaya çıkıyor. Burada en büyük tehlike, İngilizlerin sahip oldukları parasal kaynakları sportif performansa çevirememe riskleridir ki, bunun en trajedik örneği ise Leeds United vakasında yatıyor. Bilindiği üzere Leeds United 2000’li yılların başında yüksek borçlanmayla çok iyi bir takım kurmuş; ancak sportif başarıya ulaşamayınca 2002 yılında 220 milyon dolar borçla iflas etmek durumunda kalmıştı. İngiliz kulüplerinin finansal kaynaklarının güçlü ve sürekli olması, onları finansman probleminden uzaklaştırdığı için sportif performansa odaklanmayı çok daha kolaylaştırıyor. Sportif performansı paraya çevirmesini bilen İngiliz Premier Lig’i, sportif performansàparasal performans-àsportif performans döngüsünü iyi çevirdiği için, Premier Lig’in de sürekli marka değeri yükseliyor. Marka değeri artan Premier Lig ise bunu tekrar sportif ve parasal başarıya dönüştürüyor. İşte bu başarı döngüsü ve performans üreteçi çalıştığı sürece, Premier Lig’in Şampiyonlar Ligi’ndeki egemenliğini sona erdirmek çok ta mümkün görünmüyor. Buradan bize çıkacak dersler mutlaka vardır diye düşünüyorum.{jcomments on}
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.
|
Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. |











