Müslüm Gülhan- 24 Temmuz 2014 Dünya Kupasını Almanya’nın kazanması ile beraber herkes Almanya’nın alt yapıda yaptıklarına bakarak kendilerine göre bir takım anlamlar çıkartmaya başladılar ve bu hala da devam ediyor.
Alt yapı ile ilgili hazırlanan bütün programlarda; her ülke kendi sosyokültürel yapısına uygun koşulları göz önünde tutarak hazırlarlar.
Sadece 900 milyon avro harcamak bu sorunun temelini oluşturmuyor.
En önemlisi bizim gibi ülkelerde hazırlanacak programın “Devlet Politikası” olarak yasallaşmasıgerekir.
Çünkü işin içinde olamazsa-olmaz Milli Eğitim Bakanlığı var. Hem zorunlu, hem sorunlu olmakla beraber…
TFF Eğitim dairesinin donanımları ve insan kalifiyesi bu politikaları ve programları oluşturabilecek düzeyde değildir, iyi niyet ve çaba bunun karşılığı olamaz!
En önemli boyut; Türkiye Futbol Direktörü ve çalışma arkadaşları bu sürecin,içinde olmamalıdırlar. Sadece popülist söylem ve ‘Beyefendi’ sadakati ile zaman kazanılır, para kazanılır?
Hatta daha ileri gideyim; bugünkü kulüp başkanları ve teknik adamlar ile de bu tip bir programın yapılması mümkün değildir. Skora endeksli görev yapıyorlar.
Her yıl bütçeden yüzde 12 ile 15 arası alt yapıya verme zorunluluğu; yöneticileri ve teknik heyeti spazma sokar!
Şu TFF Başkanı değil miydi; Beşiktaş’ın talihsizliği döneminde ”alt yapıyı kapata biliriz” diyen! Ne programı yapabilir ki caba? O da ‘Beyefendi’ sadakati ile yaşamaya devam ediyor.
En büyük açmaz burasıdır…
Programın temelini oluşturan; sporun, okullara sokulması ve bunun üzerinden kurgunun oluşturulması, politikalarını hazırlamak ciddi donanım ve bilgi ister. Kim ile yapılacak?
Komple Milli Eğitim Müfredatının değişmesi kaçınılmazdır!
Alt yapı hoca profili ile yarışmacı hoca profili ve iş alanları bir birinden ayrılarak iki farklı uzmanlık alanı oluşturulmalıdır; bunun temeli BESYO’ların ihtisas dallarında atılarak; farklı müfredat uygulamaya sokulmalıdır.
Beden Eğitimi Öğretmenleri yanında, BESYO (alt yapı) ihtisas mezunu uzmanları, Bakanlıkokullarında çalışma zorunluluğu getirilmelidir.
Alt yapı çalıştırıcıların; tüm özlük hakları sonun kadar korunmalı, yaşam koşulları düzgün olmalıdır.
Kulüplerin alt yapı programları ve tüm futbol okulları, Eğim Dairesinin onayladığı ve ruhsat verdiği şekilde tek program da olmalı, denetim kaçınılmazdır.
OYUNCUSİS adlı bilgisayar programı oluşturulup, tüm sporcular(profesyonel, amatör)takip edilmelidir. Her yetenekli oyuncunun karteksi oluşturulup genel izleme sürecine dahil edilmelidir.
Şu 18 yaşındaki oyuncuları Anadolu’ya yollayarak pişmesi uğruna yok olmalarına da son verilmelidir.
Ulusal kamp merkezleri,
Program içerikleri,
İnsan kalifiyesi,
Yönetim şekli ile ilgili detayları sadece başlık olarak yazıyorum?
Evet, sanki o kadar kolay değil Almanya’nın seviyesine gelmek! Atıp tutarak bilineni anlatmak sadece size köşe ve zaman kazandırır, çözüm ise çok büyük ve meşakkatli işe benziyor, önce kültürel olarakbu seviyeye gelmek gerekiyor ki; çözümü bulalım.{jcomments on}