Recep Cengiz- 25 Eylül 2019 Futbol oyunu basit ama yönetimi hiçbir zaman basit olmuyor. Ülkemizde futbol huzursuzluğun, kavganın, haksızlığın eksik olmadığı; hakaretin sıradanlaştığı, sorunların çözümünde tek geçerli yöntemin saldırganlık olduğu bir ortamda oynanınca kulüp başkanlarının normallerinin dışına çıkması kaçınılmaz olabiliyor.
Az sayıda yetişen önemli futbol insanlarımıza ilk fırsatta “bel altından” vurmaya bayılıyoruz. Onlara, “işlenmemiş toprakta büyüyen bir yaramaz ot” muamelesi yapıyoruz. En sakin en hırçın, en centilmen en saldırgan, en hoşgörülü en hoşgörüsüz olabiliyor. Kısacası futbol ortamı insanları kendine benzetiyor. Bu insanlardan birisinin de, öncesinde beyefendi kişiliğiyle tanınan Fenerbahçe kulübü başkanı Ali Koç’un olduğunu söyleyebiliriz.
Kulüp başkanı seçilirken beyefendi görüntüsü ile ön plana çıkan Ali Koç PFDK tarafından, Fatih Terim’e yönelik sportmenliğe aykırı açıklamalarda bulunulmasından dolayı 30 Gün Hak Mahrumiyeti ve 20.000.-TL Para Cezası ile cezalandırıldı.
Her saldırganlığının kesin bir hikâyesi vardır. Bu durumda Ali Koç’un centilmenlik duygularını yerle bir etmiş olayları incelemek gerekiyor.
Ali Koç, Fenerbahçe Kulüp başkanı olmadan önce tasarladığı zihinsel ve duygusal doyumları yerle bir edilmiş bir süreci yaşıyor. Beklenenden daha fazla borç, önceki sezon yaşanan başarısızlık ve taraftar tepkisinin yarattığı kaygı ve stres en olmadık şeyleri doğal bir reflekse dönüştürüyor. Öfkeli demeçlerini sakin bir şekilde vermeye çalışıyor.
Ali Koç, kendisine verilen cezanın ne olduğunun farkında ama sonuçlarının farkında değil.
Ali Koç’un centilmenlik yolunda tıpkı Ziya Songülen, Hamit Üstün Karacan, Şükrü Saracoğlu, Zeki Rıza Sporel veya Faruk Ilgaz gibi sarsılmaz irade ortaya koyması gerekirken; öfkeli ve saldırgan tutumu kazanımlarına gölge düşürüyor.
Dış görünüşüyle hemen aklımıza gelen “beyefendi” tipi ne uyan Ali Koç’tan görmeyi arzuladığımız duyarlılık, ince seziş, samimi ve centilmen karakteridir. Seçkin kişi olarak Ali Koç’un sergileyeceği güçlü karakterin, büyük yönetsel değeri vardır. Bu duruş futbol yöneticilerinin otoritesini güçlendirir, onlara olan güveni artırır.
Bu nedenle, Ali Koç’un derdi Fatih Terim, tek rakibi Galatasaray, tek amacı Galatasaray’ın başarısızlığı değildir, olmamalıdır.