Milli Takımda Hırs İle Kontrol Arasındaki İnce Çizgi
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Milli Takımda Hırs İle Kontrol Arasındaki İnce Çizgi

Milli Takımda Hırs İle Kontrol Arasındaki İnce Çizgi

2590b6949b425b10b09

Recep Cengiz-31 Mart 2026  Futbolda her milletin hafızasında yer eden anlar vardır; bir golle sokağa dökülen kalabalıklar, bir galibiyetle sabaha kadar süren kutlamalar…

Türkiye millî futbol takımı için FIFA Dünya Kupası finallerine gitmek yalnızca bir sportif başarı değil; bir ülkenin ortak heyecanını, inancını ve potansiyelini dünyaya ilan etmesidir. Bu sahneye çıkmak, milyonların hayalini taşımak ve o formanın ağırlığını hissettirmek demektir.

Tarih, bu gururun neye benzediğini bize, 2002 FIFA Dünya Kupası’nda elde edilen üçüncülükle gösterdi. O başarı sadece bir derece değil; Türk futbolunun disiplinle, inançla ve doğru karakterle neler başarabileceğinin kanıtıydı. O gün sahada olanlar kadar, ekran başında dua eden, sokakta sevinen milyonlar da o hikâyenin parçasıydı.

Bugün yeniden o sahneye çıkma hedefi yalnızca bir turnuvaya katılmak değil; bir kimliği yeniden inşa etmek, bir nesle ilham vermek anlamına geliyor.

Dünya Kupası finalleri, yeteneğin karakterle buluştuğu, bireysel parıltının takım ruhuna dönüştüğü yerdir. Oraya giden yol ise sadece ayakla değil; akılla, sabırla ve doğru tutumla yürünür.

Futbol sahasında yetenek çoğu zaman ilk bakışta büyüler. Ama asıl hikâye, o yeteneğin nasıl taşındığında gizlidir. Bir futbolcuyu değerli kılan yalnızca topa hükmetme becerisi değil; o beceriyi sergilerken ortaya koyduğu karakterdir. Çünkü futbol sadece ayaklarla değil, aynı zamanda zihin ve duruşla oynanan bir oyundur.

Tam da bu yüzden eleştiri bir lüks değil, zorunluluktur. Çünkü eleştirilmeyen davranış tekrar eder, normalleşir ve zamanla kimliğin parçası hâline gelir. Bugün görmezden gelinen küçük taşkınlıklar, yarın büyük kırılmaların habercisi olur. Millî forma gibi yüksek sorumluluk taşıyan bir seviyede ise bu tür zaaflara göz yummak, sadece bireyi değil, bir ülkenin hayalini de riske atmaktır. Eleştiri yıkmak için değil; doğruyu hatırlatmak, potansiyeli korumak ve daha iyisini mümkün kılmak içindir.

Son dönemde sahada gördüğümüz bazı örnekler bu gerçeği yeniden hatırlatıyor. Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu gibi yüksek potansiyele sahip iki oyuncunun zaman zaman hakem kararlarına verdikleri gereksiz itirazlar, öfkeli tepkiler ve özellikle Kerem’in küfürlü çıkışları, meseleyi sadece futbol becerisi üzerinden değerlendirmenin ne kadar eksik olduğunu gösteriyor. Bu tür davranışlar, hatalardan öğrenme sürecinin yerini hatalarla yaşamayı kabullenmeye bıraktığını düşündürüyor.

Oysa gelişim, hatayla yüzleşmekten geçer; ona sığınmaktan değil. Her hoşuna gitmeyen karardan sonra yükselen tansiyon, oyuncunun kendi iç muhasebesini ertelemesinden başka bir şey değildir. Sahada gösterilen tepki, sergilenen yapay sertlik ve öfke çoğu zaman oyuncunun iç dünyasının dışa vurumudur.

Kontrol ise işin belki de en kritik noktasıdır. Kontrolsüz öfke çoğu zaman güç değil, zayıflık göstergesidir. Hırslı olmakla saldırgan olmak aynı şey değildir. Takımını gerçekten düşünen bir oyuncu, gereksiz tansiyon yaratıp kart görmenin kimseye fayda sağlamadığını bilir. Çünkü o kart sadece bireysel bir kayıp değil; takımın dengesini de bozan bir etkidir.

Üstelik bu tür kontrolsüz davranışların görünmeyen bir maliyeti daha vardır: teknik direktörün hamle alanını daraltmak ve takımın kaygı düzeyini artırmak. Sahada bir oyuncunun yaptığı her taşkınlık, kenarda bir planın eksilmesi demektir.

Sonuç olarak, bu oyuncuların ne bildiğinden çok, neyi bilmediklerini fark etmeleri gerekiyor. Çünkü gelişimin kapısını açan şey, eksik olanı görmek ve onu tamamlamaya cesaret etmektir. Üstelik Dünya Kupası Finallerinde her takım iyi her futbolcu yeteneklidir. Müsabakalarda, iyi oynamak yetmez; doğru oynamayı ve doğru davranmayı bilmek, oyunda kalmayı becermek zorundasınız.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  85  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 889 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58280147

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1