Derbilerde Bahaneler mi, Gerçekler mi Konuşulmalı?
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Derbilerde Bahaneler mi, Gerçekler mi Konuşulmalı?

Derbilerde Bahaneler mi, Gerçekler mi Konuşulmalı?

1741846395575-696x348

Recep Cengiz-6 Nisan 2026 Türk futbolunda derbiler yıllardır “yüksek atmosfer” söylemiyle tanımlanıyor.

Ancak artık şu ayrımı net yapmak gerekiyor: Sahada gördüğümüz şey gerçekten doğal bir futbol atmosferi mi, yoksa futbolcu, teknik direktör ve tribünlerin birlikte ürettiği yapay bir baskı ortamı mı?

Bu hafta oynanan Trabzonspor–Galatasaray ve Fenerbahçe–Beşiktaş derbilerine baktığımızda, sahada sadece futbol oynanmadığını açıkça gördük. Oyuncuların sürekli hakemle temas halinde olması, teknik direktörlerin kenardan oyunu değil hakemi yönlendirmeye çalışması, tribünlerin her karara organize baskı üretmesi… Bunların hiçbiri çağdaş futbol ve “derbi müsabakalarının doğası” değil.

Bu, bilinçli olarak üretilen bir atmosferdir. Daha da ileri gidelim: Hakemi aldatmaya yönelik abartılı düşüşler, en ufak temasta yere yatmalar, pozisyonu manipüle etmeye yönelik refleksler… Bunlar rekabetin değil, oyunun kalitesini aşağı çeken alışkanlıkların göstergesidir.

Peki, bu tablo istatistiklere nasıl yansıyor?

Türkiye Derbileri: Oyun mu, Kesinti mi?

Son dönem Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi ve Trabzonspor-Galatasaray Maçı verileri:

      - Topun oyunda kalma süresi: 48-52 dakika

      - Faul sayısı: 30+ (Avrupa derbilerinin oldukça üzerinde)

      - Şut sayısı: 15-18

      - Pas isabeti: %75-80 (Bu veriler yan ve geri paslar düşünüldüğünde yanıltıcı olabilir)

      - Kalecilerin zaman geçirmeden dolayı görülen sarı kart sayısında artış

Sakatlık numarasıyla oyunu soğutma girişimleri sıkça görülmesi bize şunu söylüyor: “oyun oynanmıyor, oyun parçalanıyor.  

Kalecilerin her pozisyonda saniyeler çalması, oyuncuların en küçük temasta dakikalarca yerde kalması, hakem kararlarına verilen orantısız tepkiler… Bunlar yüksek tempo değil, düşük ritim üretir. Mesele “derbi sertliği” değil, oyunun akışının bilinçli olarak bozulmasıdır.

Avrupa Derbileri: Baskı Var, Ama Oyun da Var

Örneğin El Clásico. Real Madrid – Barcelona maçlarında:

Şut sayısı: 25-30

Pas isabeti: %85-90

Oyun süresi: 55-60 dakika

Der Klassiker:

      - Bayern Münih – Borussia Dortmund

      - 200+ kısa koşu

      - Yüksek baskı, yüksek tempo

     North West Derby:

     - Liverpool – Manchester United

     - Yoğun mücadeleye rağmen kontrollü agresyon

     - Hakemle minimum temas

Orada da baskı var. Ama oyun da var.
Bizde ise baskı var, oyun yok.

“Oyuncular Öfkelenip, Kontrollerini Kaybedebilir” Söylemi

Sıkça duyduğumuz bir başka savunma: “Oyuncular bu atmosferde kendini kaybedebilir.”

Peki, hangi oyuncular?

Milyonlar kazanan, uluslararası tecrübeye sahip, elit seviyede oynayan futbolcular mı?
Eğer öyleyse bu daha büyük bir sorunu işaret eder. Çünkü modern futbolda üst düzey oyuncu:

      - Duygularını kontrol edebilen

      - Hakemle değil oyunla ilgilenen

      - Baskı altında doğru karar verebilen oyuncudur. Aksi davranışlar “derbi ruhu” değil, disiplin eksikliğidir.

Asıl problem, üretilmiş kargaşanın normalleştirilmesidir. Derbiler, doğal zorlukları olan büyük karşılaşmalar olmaktan çıkıp; oyuncuların, teknik ekiplerin ve tribünlerin birlikte beslediği bir kargaşa alanına dönüşmüştür. En tehlikelisi ise, bu durumun artık olağan kabul edilmesidir. “Derbi böyle olur” denilerek: Sürekli duran oyun, düşük tempo, kontrolsüz tepkiler ve zaman geçirme alışkanlığının normalleştirilmesidir.

Oysa gerçek şudur: Ne olursa olsun bu seviyedeki takımların oynadığı maçlarda oyun kalitesi belli bir standardın altına düşmemelidir.

Sonuç olarak, artık meseleyi net olarak ortaya koymak gerekiyor.

Eğer bir derbi: Sürekli duran, hakemle oynanan, zamanın bilinçli şekilde öldürüldüğü veya oyuncuların kendini yere attığı bir oyuna dönüşüyorsa… Bu “yüksek atmosfer” değil, düşük kalite problemidir.  Bunu romantize etmek yerine teşhis etmek zorundayız. Çünkü gerçek değişmiyor: Büyük takım olmak, en zor maçta bile oyunu oynayabilmektir.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  37  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 912 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 57868309

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1